… eşiktaş ve Hisâr ve tâ Boğazhisârları ve Beğkoz ve Kanlıca ve Anatolu Hisârı ve
Çengelköy ve
Kuzkuncuk ve Üsküdar ve Gâzîköyü'ne varınca cümle amâristânı ve bâğ [u] bostânı …
Bu minvâl üzre İslâmbol'u Yedikulle ve Eyyûb ve Kâğızhâne ve Südlüce ve Pîrî Paşa ve Hâsköy ve Kâsımpaşa ve Galata ve Tophâne ve Beşiktaş ve Hisâr ve tâ Boğazhisârları ve Beğkoz ve Kanlıca ve Anatolu Hisârı ve Çengelköy ve Kuzkuncuk ve Üsküdar ve Gâzîköyü'ne varınca cümle amâristânı ve bâğ [u] bostânı [ve] dekâkîn [u] bezzâzistânı ve cümle asâkir-i ehl-i hıref a‘yânı kâmil üç ayda tahrîr edüp bir müdevven dîvân edüp Evsâf-ı Kostantıniyye nâm koyup pâye-i serîr-i a‘lâya arz olunup şeb [ü] rûz huzûr-ı pâdişâhîde Miskâlî Müverrih Solakzâde kırâ’at etdükçe Sultân Murâd Hân safâ-yı sürûrundan "ilâhî ammerekallâhü ilâ inkırâzı'd-devrân" buyururlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152b ·
metinde göster ·
volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım" diyerek …
Esnâf-ı ağcıyân: Dükkân 70, neferât 300, bunların pîri Hazret-i (---). Kabri (---) medfûndur. Bunlar gûnâ-gûn torlar urup tahtırevânlar üzre dükkânlarına gerüp çengâl ve volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım" diyerek ubûr ederler. Ammâ bunların hakkında elsine-i nâsda "Ağ yapan onmasın, avlayan bitmesin, balık yiyen doymasın" demişler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir adem ne kadar kızıl kalkan balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… i ve şeştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve
çengî ve
miskâlî ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller …
{Bu bâlâda tahrîr olunan on dörd aded neferât-ı sâzendeler kim kopuzcu ve şeşhâneci ve şeştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve çengî ve miskâlî ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller bir remmâ-yı cavk-ı azîm olup cümlesi sâzlarını bir şedde edüp bu zikr olunan cümle on dörd esnâf sâzendegânın yekûnu (---) sâzendeler olup bunlar da altı fırka olup hânende ve dâ’irezenlerin bir fırkası, neyzen ve kemânîler ve miskâllerle bir âheng olup asl-ı makâm olan baba râstdan alay köşkü dibinde huzûr-ı pâdişâhîde bir fasl ederler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… vudköyü ve Yeniköy ve Tarabya ve Büyükdere ve Anatolu tarafında Kuzguncuk'da ve
Çengelköyü'nde ve
Üsküdar'da ve Kadıköy'de cümle bu zikr olunan şehirlerde tabaka tabaka beşer al …
İslâmbol'un cânib-i erba‘asında meyhâneler çokdur, ammâ vefret üzre olanlar Samadyakapusu'nda ve Kumkapu'da ve Yeni Balıkbâzârı'nda ve Unkapanı'nda ve Cibâlikapusu'nda ve Ayakapusu'nda ve Fenerkapusu'nda ve Balatkapusu'nda ve karşıda Hâsköy'de ve Galata demek meyhâne demekdir kim Allâhümme âfinâ gûyâ Malta ve Alakorna kâfiristânıdır, andan tâ Karadeniz Boğazı'na varınca elbette her rabtada meyhâne mukarrerdir, ammâ Ortaköy ve Kuruçeşme ve Arnavudköyü ve Yeniköy ve Tarabya ve Büyükdere ve Anatolu tarafında Kuzguncuk'da ve Çengelköyü'nde ve Üsküdar'da ve Kadıköy'de cümle bu zikr olunan şehirlerde tabaka tabaka beşer altışar kat meyhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
dırahtistân ve çemenistân-ı Hüdâyî yerdir. Eser-i binâdan bir âsâr yokdur, ammâ …
Ferahgâh-ı Kaplıkaya: Bir kûhsâr-ı çengelistân ve dırahtistân ve çemenistân-ı Hüdâyî yerdir. Eser-i binâdan bir âsâr yokdur, ammâ câna safâ, rûha gıdâ verir âb-ı câriyeleri ve gûn-a-gûn mürgân-ı andelîb-i hoş-elhân ile memlû bir cây-ı sürûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
Menzil-i nehr-i azîm Faşa çayı: Bir nehr-i azîmdir kim Tuna-misâl bir vâsi‘ nehrdir. Ba‘zı yeri bir mil enli ba‘zı mahalli nısf mil teng mahallerdir. Ammâ umkı sekiz kulaç ve on kulaç derbenddir. İçinde Mikrilistân ve Abaza vilâyetine giden gemiler girüp yüz mil yukaru giderler. Âb-ı hayatdan nişân verir nehr-i kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i poyrazı nihâyetinde bir körfez bucağına vâki olmuşdur. İslâmbol'dan bu mahalle gelince bin üç yüz mildir. Karadeniz'in bir ucı bu Faşa çayıdır. {İslâmbol'dan Faşa nehri 1300 mil}. Menba‘ı, Mikrilistân ve Gürcîstân ve Dağıstân ve Kabartay Çerkezistânı mâbeynlerinde kûh-ı Elburz'dan ve Ubur dağından ve Sadşe dağlarından cem‘ olup cânib-i cenûba cereyân ederek Mikril ve Abaza mâbeyninde Karadeniz'e mahlut olur. Cânib-i şarkîsi serâpâ âsî Mikrilistân köyleridir. Cânib-i garbîsi Abazistân'ın Çaçlar kavmi diyârıdır. İki cânibi dahi çengelistân ve ormanistân olmağıla Abazalar Mikrili, Mikril Abazaları serîka edüp bâzargânlara satarlar. Ve dahi ba‘zı müverrihler bu Faşa çayıyçün Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu deryâsı ki âna müverrihler Bahr-i Haraz [Hazar] derler, "Bu çay-ı azîm ol deryânın ayağıdır kim Karadeniz'e munsab olur", derler. Ammâ bu nehr-i Faşa âb-ı hayâtdır ve Gîlan deryâsı Karadeniz kadar bir deryâdır, belki dahi vâsi‘dir. Zehr-i mâr-misâl bir bahr-i azîmdir. Karadeniz ile ol Bahr-i Haraz'un mâbeyni on beş konak yerdir kim vilâyet-i Kabartay Çerkezi ve vilâyet-i Dağıstân'ın kûh-ı Elburz'ı var. Niçe ayağı olup Bahr-i Haraz Karadeniz'e mahlût olabilür. Eğer derlerse, "Zîr-i zemînden menfez bulup gelir" derlerse Bahr-i Haraz acıdır; bu Faşa çayı âb-ı hayâtdır. Bu kavl hilâf-ı tasavvurdur. Bu Faşa çayın ubûr edüp artık cânib-i garba teveccüh edüp kâmil bir günde Karadeniz kenarınca gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… uhayre Erdebîl'e bir mesâfe-i ba‘îdedir. Erdebîl ile buhayre mâbeyni hıyâbân ve
çengelistân ve
ma‘mûr [u] abadân kend [ü] büldânlar ile müzeyyendir. Bu buhayre içre yetmiş ad …
Evsâf-ı buhayre-i Erdebîl: Cânib-i (---) bir âb-ı hayât buhayredir kim rûy-ı âbında niçe yüz pâre keşti-i sayyâd-ı mâhîleri var. Cânib-i şarkîsi Tebriz'e karîbdir. Cânib-i garbîsi şehr-i Rûmiyye'ye bir fersah yerdir. Ammâ bu buhayre Erdebîl'e bir mesâfe-i ba‘îdedir. Erdebîl ile buhayre mâbeyni hıyâbân ve çengelistân ve ma‘mûr [u] abadân kend [ü] büldânlar ile müzeyyendir. Bu buhayre içre yetmiş aded elvân mâhîleri olur kim gûyâ her biri birer Mâ’ide-i Mûsâ'dır. Ve bu buhayre içre olan kayıklar bâzargânları ve erbâb-ı hâcâtları metâ‘larıyla alup murâd [u] merâmları kendlerine ve cânib-i garbda Rûmiyye ve Dumdumî ve Dumbulî şehirlerine götürüp kâr eder. Bu buhayrenin dâiren-mâdâr edvârı Van deryâsından büyükdür kim on günde piyâde âdem devr eder. Van deryâsı semm-i helâhildir ammâ bu âb-ı hayâtdır. Ve umkı yetmiş kulaçdır. Bu buhayre Hazret-i Risâlet-penâh rahm-i mâderden müştak olduğu şeb tâk-i Kisrâ ve cümle esnâm-ı Mekke ve Ayasofya kubbesi münhedim olduğu gice bu buhayre zâhir olup cânib-ı etrâfında sağîr ve kebîr kırk beş aded uyûn-ı câriyeler munsab olur. Cümleden nehr-i Seylân, Erdebîl'i rey edüp ba‘dehû bu buhayreye gelir ve nehr-i Kehrân dahi katılır. Gayrı enhârın ismi ma‘lûmum değildir ve manzûrumuz olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
… hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır,
çengelistân ve
hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu ka …
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
Ülke-i Hanî: Bu dahi hâlâ Dağıstân pâdişâhı ülkelerinden üç yüz pâreli kendli
çengelistân ve
dağıstân içre ma‘mûr [u] âbâdân kasaba-misâl câmi‘li ve hânlı ve bâğ [u] bostân …
Ülke-i Hanî: Bu dahi hâlâ Dağıstân pâdişâhı ülkelerinden üç yüz pâreli kendli çengelistân ve dağıstân içre ma‘mûr [u] âbâdân kasaba-misâl câmi‘li ve hânlı ve bâğ [u] bostânlı kendlerdir. Bir tarafı kûh-ı Elburz'a varır. Bunda dahi üç gün azm-i râh edüp niçe kend [u] kurâları temâşâ ederek
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b ·
metinde göster ·
… ular. Bu mezkûr kılâ‘lar cebel-i azîmler içre ve kimi püşte-i âlîler üzre mebnî
çengelistân ve
sengistân yerlerde olmağıla ığmâz-ı ayn ile güzer olunup lâkin civârlarında ola …
Andan kal‘a-i Neçah, andan kal‘a-i Merhur, andan Akçakal‘a, andan kal‘a-i Çik, andan kal‘a-i Penk, andan kal‘a-i Aşurd ve Küçük Akçakal‘a. Bu kal‘alardan mâ‘ada niçe kılâ‘-ı metîneler dahi Gürcîstân ve Mikrilistân'dan mutî‘ [u] münkâd olup beğleri hedâyâlar ile Seydî Ahmed Paşa'ya gelüp mülâkât oldular. Bu mezkûr kılâ‘lar cebel-i azîmler içre ve kimi püşte-i âlîler üzre mebnî çengelistân ve sengistân yerlerde olmağıla ığmâz-ı ayn ile güzer olunup lâkin civârlarında olan büleydeleri ve kurâ ve kasabâtları ve nâhiyeleri nehb ü gâret olunup ba‘zı kurâların harâb u yebâb etdiklerinden velvele-i asâkir havfinden beğleri hedâyâlar ile gelüp ordu-yı İslâm'ı ganîmet etdiler ve ba‘zı esîrleri girân-bahâ ile halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332b ·
metinde göster ·
Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Bir hammâmı ve beş hânı ve altı aded mekteb-i sıbyânı ve iki yüz dükkânı var. Cümlesi kaşık ve tarak işlediklerinden Taraklı şehri derler. Dağları sâfî çimşir dırahtı olmağıla cümle halkı ma‘laka ve şâne işleyüp Arab ve Acem'e kaşık bundan gider. Âb u hevâsı gâyet latîf ve cümle dağları çengelistân ve sayd [u] şikâr yerleridir. Deresi içre cereyân eden nehr-i cârîye nehr-i (---) inüp nehr-i azîm Sakarya'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
Andan cânib-i şimâle cisri ubûr edüp nehr-i Sakarya kenarınca Ağaç denizi nâm
çengelistân ve
hıyâbân-ı ormanistândır kim ehl-i beled olmayan garîbü'd-diyâr âdemlerin niçesi …
Andan cânib-i şimâle cisri ubûr edüp nehr-i Sakarya kenarınca Ağaç denizi nâm çengelistân ve hıyâbân-ı ormanistândır kim ehl-i beled olmayan garîbü'd-diyâr âdemlerin niçesi gâ’ib olmuş vahşî canavarlara ve kuttâ‘u't-tarîk harâmîlere harem olmuş bir bî-amân dağıstân yerdir. Bu kuyâğıstânda eyle gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar var kim kadd [ü] kâmetleri eflâke ser çekmiş şecer-i azîmlerdir kim şems-i âteş-tâbın te’sîri yokdur, eyle sâye-dâr dâğlardır. Tefne ve ardıç ve çam ve uhlamur dırahtlarının şükûfeleri râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar {olur} bu kûh-ı hıyâbân içre niçe bin tahta biçecek bıçkı değirmânları ve niçe bin gemi kerasteleri kesici kâtı‘u'ş-şecer-i bî-merhemet Etrâkları vardır. Fursat bulurlarsa âyende vü revendeden benî Âdem dahi keser. Bu dağlar dörd sancak yer hudûdında vâkı‘ olmuş, hakkâ ki ağaç deryâsıdır. Bir tarafı Bursa sancağında nihâyet bulur ve İzmit sancağı ve Bolu sancağı ve Kocaili sancağı hadlerinde cümle ağaç denizi vardır. Dâiren-mâdâr bir ayda devr olunur, bahr-i şeceristândır. Ammâ güzîde yerleri bu Geyve yolu üzre vâkı‘ olmuşdur. Bu Geyve'den üçüncü sâ‘atde leb-i Sakarya'da bir yalçın kaya üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… düp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve
Çengâllıbel'de ve
Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun ems …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… kseriyyâ halkı yurd sâhibi Türkmân ve Ekrâd ve Ermenî kavimleridir. Dağıstân ve
çengelistân ve
sengistân yerleri çokdur. Nazargâh-ı şehr-i Halîlü'r-rahmân'dır. Mezâhib-i erba …
Bu nevâhîlerin ekseriyyâ halkı yurd sâhibi Türkmân ve Ekrâd ve Ermenî kavimleridir. Dağıstân ve çengelistân ve sengistân yerleri çokdur. Nazargâh-ı şehr-i Halîlü'r-rahmân'dır. Mezâhib-i erba‘aya sâhib-i fetvâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve şehir muhtesibi ve bâcdârı ve şâhbenderi ve kapan emîni (---)(---) vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu Palu'da İbrâhîm Beğ'den ihsânlar ve refîkler alup cânib-i (---) sarp
çengelistân ve
sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre (---) sâ‘atde gidüp,
Ba‘dehû bu Palu'da İbrâhîm Beğ'den ihsânlar ve refîkler alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 85a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
ormanistân ve hıyâbânistân içre kemîngâh edinüp bu sahrâda hayme vü hargâhları …
Hemân Melek Ahmed Paşalı Kürd Haydar Ağa bu iki yiğidin üzerlerine at sürüp ikisin dahi şehîd eyledi. Aceb sırdır kim ma‘nî okudukda "Kesipsen cân bâğçesinden / İki nihâlim felek" dediği ikisi şehid olması imiş. O biri vâkı‘asında "Elimdeki mumu söndürüp başıma urup başım düşdü zannetdim" dediği vâki‘a vâkı‘ olup rûhı çerâğı sönüp kellesi galtân olması imiş. Netîce bu arsagâh-ı hûn-âlûdda çevgân [u] şemşîr ile guzât-ı şebhûnciyân kelleleri galtân edüp lu‘bedebâzlık ederken meğer Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar âkıbet-endîş olup haymelerin sahrâya kurup kelepürlerin meydân-ı muhabbete koyup kendüler cümle pür-silâh yiğitleriyle çengelistân ve ormanistân ve hıyâbânistân içre kemîngâh edinüp bu sahrâda hayme vü hargâhları ve karakollukçu makûlesi harbendeleri kelle paça ve nehb ü gâret olunurken bunlar dağlar içre âheste rûşen pür-silâh olup vakt-i Hanefî ki oldu, kemîngâhdan yedi sekiz yüz cirid atlı yedi koldan orman içre yaralanmış arslan kemîngâhdan çıkar gibi çıkup şîr-i nerrende-i dirrende gibi Allah Allah na‘rasına rehâ buldurup bizden Allah Allah, anlardan Allah Allah vâveylâh iki İslâm askeri birbirine karılup katılup cenge âğâze edüp bir hücûm etdiler kim gûyâ her biri birer ejder-i heft-ser idiler. Hanifi Halîfe kendü askerine takviyet verüp "Koma kurdlarım!" deyüp başı kaba meydân-ı ma‘rekede yedi sekiz âdem akdardı. Üstünde ok kirpi gibi dizilmiş idi. Meğer bir kerevge zırhı var imiş. Atı dahi geyimli idi. Anların atları dinç, bizim atlarımız iki gün üç gice birer yem ile yorgun argın ve durgun, atlarımızın niçesi bu mahalde sâhibin ele verdi ve askerimizin girisi dökülüp gelmede. Cemâpur askeri gibi henüz cem‘ olmada. İleri varanlarımızdan der ceng-i evvel elli üç benâm âdem hâke düşdü ve Melekli Deli Dilâver Ağa, Hanifi Halîfe üstüne hamle edüp dizgin aşrı ana bir hışt-ı ipşiri eyle zerk eyledi kim cübbesinden güzer eyleyüp uyluğundan atına geçüp atı kıçın serpüp bir kenara çıkup derhâl refîkleri Hanifi Halîfe'nin başına üşüp yedek yetişdirince anlardan {bir yiğit} bizim Sivaslı Dilâver Ağa'nın altından mızrak ile atın yıkup Dilâver Ağa piyâde oklaşarak bizim alaya gelüp derhâl yine atlandı ve anlardan yine biri bizim Melekli Deli Şâhin Ağa'yı hışt ile urup arkasından iki karış yalman gösterüp alayımıza gelüp hıştı çıkarup sardılar. Ve bizim elvend ağalarından iki âdem akdarup henüz ceng karışmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100a ·
metinde göster ·
… [u] mutrıbân [u] meddâhân ve avvâd u çârtâyî ve şeştârî vü berbûtî ve kânûnî vü
çengî ve
rebâbî vü mûsikârî ve tanbûrî ü santûrî ve nefîrî vü belebânî ve neyzen ü dehen …
Her şeb sâhil-i Şat kanâdîl ü fânûs u şem‘-i rîh meş‘aleler ile çerâğân olup Şatt üzre niçe bin san‘atlar ile şem‘-i revgân ve şem‘-i aselleri tahtalar üze[re] zeyn edüp bir tarafdan bir tarafa çerâğlar cereyân edüp şeb-i muzlimleri gûyâ rûz-ı rûşen olup her külbede hânende vü sâzende vü kaşmerân [u] mutrıbân [u] meddâhân ve avvâd u çârtâyî ve şeştârî vü berbûtî ve kânûnî vü çengî ve rebâbî vü mûsikârî ve tanbûrî ü santûrî ve nefîrî vü belebânî ve neyzen ü dehenkzen; hulâsa-ı kelâm cemî‘i sâzendegân u mizmeregân, cümlesi tâ vakt-ı Şâfi‘îye dek fasl-ı Baykara edüp ba‘dehû mü’ezzinân-ı müselmân asvât-ı hazînleriyle temcîd ü temhîdler tilâvet edüp cümle ehl-i tarîk u âşıkân-ı sâdıkân Fisagores-i Tevhîdî tevhîdi ederler, zîrâ ahâlî-i Diyârbekir cümle tarîk-ı Hâcegândan ve tarîk-ı Gülşenî'den olmak ile zevk ü şevk-i tevhîd vecdinden dahi hâlî değillerdir. Netice-i merâm bu bâğ-ı İrem'de gûy-gûy ve güm-güm cân sohbetleri olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler. Hudâ mertebelerin âlî ede. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
santûr u tanbûr u şeştâr u çârtây u ûd ü kemân ve kânûn u ceng ve nefîr ü nefra …
Ve eyle üstâd-ı sâzendedir kim benî ve mûsîkâr ve çeng ve santûr u tanbûr u şeştâr u çârtây u ûd ü kemân ve kânûn u ceng ve nefîr ü nefrakı ve balaban u muzmer ve'l-hâsıl yüz altmış aded muzmerrât ve sâz makûlesi kendüde mevcûd olup zühre-i Sührâb ve Baba Çengî ve Alî Rübâb 228b kadar sâzende idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a–228b ·
metinde göster ·
… ltmış aded muzmerrât ve sâz makûlesi kendüde mevcûd olup zühre-i Sührâb ve Baba
Çengî ve
Alî Rübâb 228b kadar sâzende idi.
Ve eyle üstâd-ı sâzendedir kim benî ve mûsîkâr ve çeng ve santûr u tanbûr u şeştâr u çârtây u ûd ü kemân ve kânûn u ceng ve nefîr ü nefrakı ve balaban u muzmer ve'l-hâsıl yüz altmış aded muzmerrât ve sâz makûlesi kendüde mevcûd olup zühre-i Sührâb ve Baba Çengî ve Alî Rübâb 228b kadar sâzende idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a–228b ·
metinde göster ·
Irâk-ı Acem'de Musul hâkiyle Hemedân mâbeyninde bir sa‘b ü
çengelistân ve
hıyâbân içre bir yalçın püşte-i bülend üzre kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir …
Irâk-ı Acem'de Musul hâkiyle Hemedân mâbeyninde bir sa‘b ü çengelistân ve hıyâbân içre bir yalçın püşte-i bülend üzre kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kal‘a-i ser-bülend, Bâğ-ı Cinân-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317b ·
metinde göster ·
… ni ve Mekke ve Medîne yollarına cereyân ederek Ka‘be çölistânı nehr-i Furât ile
çengelistân ve
ormanistân olup benî Âdem ile imâr olup nehr-i Furât Süveys deryâsına cereyân i …
Bu cisrin karşu tarafındaki mahalle (---)(---) derler, yine Cizre hükmündedir. Ve bu cisir başına karîb kelek gemileri yanaşır iskeledir ve niçe kerre Şatt nehri tuğyân ile gelse Cisir kapusundan içeri nehr-i Dicle şehre girüp şâhrâhları gark eder ammâ her bâr nehr-i Şat taşkın ve coşkun gelmez gâyet tuğyân ile gelse şehri gark eder. Ammâ ilm-i nücûmda ve ilm-i cifirde üstâd-ı kâmillerin tahrîri üzre şehr-i Cizre'yi ve kal‘a-i Bağdâd ve kal‘a-i Kurna ve kal‘a-i Basra'yı Şattu'l-Arab gark edüp nehr-i Şatt ve nehr-i Furât seyl-i Ceyhûn u Seyhûn u Nil gibi deryâ olup Necef deryâsı yine buhayre-i azîm olup andan taşup Şâm'ın Ka‘be çöllerini ve Mekke ve Medîne yollarına cereyân ederek Ka‘be çölistânı nehr-i Furât ile çengelistân ve ormanistân olup benî Âdem ile imâr olup nehr-i Furât Süveys deryâsına cereyân ide deyü tahrîr etmişler. Ve ol asırda bu şehr-i Cizre harâb kalup Küfürzamân kal‘ası Medâyin-i Irâk misilli bir sevâd-ı mu‘azzam ola demişler. Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385b ·
metinde göster ·
hıyâbânlar içre giderek nehr-i azîm Morava'yı Köpürlü Mehemmed Paşa'nın haşebde …
Ba‘dehû Perakin'den kalkup yine semt-i garba çengelistân ve hıyâbânlar içre giderek nehr-i azîm Morava'yı Köpürlü Mehemmed Paşa'nın haşebden binâ olunmuş cisrinden ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
ormanlı zemînde bir yalçın sa‘b kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir …
Sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akhisâr: Cânib-i erba‘ası çengelistân ve ormanlı zemînde bir yalçın sa‘b kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim dîvârlarının kaddi kırkar arşın bâlâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp bu kal‘a gûyâ nûr-ı mübîn ve bir sûr-ı gevher-nigîn olup içine müstevfâ cebehâneleri ve topların âmâde edüp dizdârı ve üç yüz aded neferâtların teftîş ve tefahhus edüp her gece mehterhânesi çalınup nigâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik kâfirlerinin Uskokları gelecek muhâlif boğazda vâki‘ olmuş kal‘adır, ammâ kaç adımdır ma‘lûmum değildir, zîrâ şimâlî ve garbî ve cenûbî tarafları çâh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ol taraflarda handakları yokdur, ammâ kal‘a kapusu tarafında yalçın kesme kaya handakı üzre asma cisri vardır, varoşa geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… ın anın yolların ve İspilet kal‘ası bellerin ve şibenik kal‘ası yollarında olan
çengelistân ve
sengistân dağları ve toplar ve arabalar geçecek yolları tathîr edüp her kurâ vü …
"Sen ki lalam Melek Ahmed Paşa'sın, Bihke kal‘ası kapudanı (---) kulumu Zirinoğlu keferesi destinden yüz kîseye varınca verüp halâs edüp yüz kîse hazîne-i âmiremden alup kabz edüp elbette ol kapudanı halâs edüp Der-i devletime gönderesin kim ol serhadlerin umûruna müte‘allık ba‘zı müşâvereler oluna ve kadîm eyyâmda ecdâd-ı ızâmlarımdan kalma milk-i mevrûsum olan Kilis nâm kal‘ayı dest-i küffârda kalmağın anın yolların ve İspilet kal‘ası bellerin ve şibenik kal‘ası yollarında olan çengelistân ve sengistân dağları ve toplar ve arabalar geçecek yolları tathîr edüp her kurâ vü kasabât ve kılâ‘larda zehâyir yığasın, ve's-selâm" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142b ·
metinde göster ·
… dar ve düşvâr yerleri ve gâyetü'l-gâye sa‘bü'l-mürûr olan pereselik yerleri ve
çengelistân ve
sengistân olan mahûf yolları fi'l-hâl re‘âyâ vü berâyâlar ve çerâhorlar gelüp b …
Ba‘dehû Virba menzilinden kalkup üç bin aded çerâhor kûhken re‘âyâları konakçı ile mukaddem ileri gidüp top yollarında mîşezâr ve dar ve düşvâr yerleri ve gâyetü'l-gâye sa‘bü'l-mürûr olan pereselik yerleri ve çengelistân ve sengistân olan mahûf yolları fi'l-hâl re‘âyâ vü berâyâlar ve çerâhorlar gelüp bu hıyâbânlara eyle bir teber-i müslimî urup cemî‘i hâr u hâşâki ıhrâk bi'n-nâr edüp dahi fîl-i Mengerusî cüssesi kadar sahrâ kayalara keskin sarb sirkeler döküp niçe taşlar pâre pâre olup gubâr oldu. Ve ol mahalle paşa-yı kişvergîr deryâ-misâl asker ile ol tenk ü tar u dar yere gelince der-akab bir sahâbe-i münakkaş-ı musanna‘ kurdurup tahta'l-kahve tenâvül ederken cemî‘i guzât-ı müslimîne "Koma kurdlarım" ve "Koma şahbâzlarım" deyüp mezbûr tarîk-i âmma âmme-i nâsı üşürüp tarfetü'l-ayn içre ol dıraht-ı müntehâlara ve cemî‘i ahşâbât ve hâr [u] hâşâklara Hacı Bektaş Velî miftâhı ta‘bîr etdikleri yeniçeri baltası urup ân-ı vâhidde bir vâsi‘ şâhrâh-ı müstakîm etdirdi kim gûyâ derb-i kaşân ve kâşiyândır. Ba‘dehû andan cümle toplar ve cemî‘i mühimmât-ı bârgâhlar ve cümle asâkir-i İslâmlar âsân vech ile ubûr u hubûr edüp, andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
… inin çok idiği Tatar askerinin ma‘lûmları oldu, ammâ dağları gâyetü'l-gâye sarp
çengelistân ve
hıyâbân dağlar olmağile kavm-i Tatar kurşum havfinden ve at işlemediğinden dağl …
Ammâ bu şehrin mu‘azzamlığına göre esîrimiz azdır, zîrâ biz tâ Bahr-i Muhît kenârlarına dek gidüp niçe bin kurâları ve niçe şehirleri ıhrâk bi'n-nâr ederek gitdiğimizi bu şehir küffârları duyup gemileriyle ve kimi atlarıyla dağlara kaçmışlar. Anıniçün bu şehirde esîr az idi, ammâ mâl-ı ganâ’im çok idi. Gerçi dağlarındaki becenelerinde ve taburlarında esîrlerinin çok idiği Tatar askerinin ma‘lûmları oldu, ammâ dağları gâyetü'l-gâye sarp çengelistân ve hıyâbân dağlar olmağile kavm-i Tatar kurşum havfinden ve at işlemediğinden dağlara girmeyüp esîrler az alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
… ndan bu konakda bu deryâ-misâl askere yol yok ve iz yok ve bir ârâmgâh yer yok,
çengelistân ve
dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyv …
Andan bu konakda bu deryâ-misâl askere yol yok ve iz yok ve bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh-ı gedâ atlardan belki on bin at bu yolun çamur batağ [u] çatağı içre kaldı. Hattâ hakîrin dahi bir atı çamurda gark olup yüz bin renc [ü] anâ çekerek gücile çıkarup halâs etdik. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b ·
metinde göster ·
… mle bu kal‘a altından avdet edüp andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve
çengelistân ve
Alman hâki üzre giderken bir azîm asker izine râst geldik.
"Bu kenîsede mâl çokdur" deyü asker-i İslâm bu deyri dâ’iren-mâdâr kuşadup meğer kâfir deyrin saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi nefer gâzîlerimiz şehîd olup na‘şelerinin karınların yarup cümle tuzlayup arabalara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a altından avdet edüp andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve çengelistân ve Alman hâki üzre giderken bir azîm asker izine râst geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… e bin aded güzîde asker bizim dahi olup Kanije'den cânib-i şark-ı şimâle meyyâl
çengelistân ve
dağıstân ve mahûf u muhâtara yolları ve bataklı gölleri 8 sâ‘atde ubûr edüp, ⟦9 …
Evvelâ Kanije'de cümle ahbâb ile vedâ‘laşup Haseki Ağa'ya bin kadar yiğit refîk verüp ve bin aded güzîde asker bizim dahi olup Kanije'den cânib-i şark-ı şimâle meyyâl çengelistân ve dağıstân ve mahûf u muhâtara yolları ve bataklı gölleri 8 sâ‘atde ubûr edüp, 9b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a–9b ·
metinde göster ·
… dere içinde yüz evli ma‘mûr Kabarti kabağıdır. Andan yine semt-i şarka 4 sâ‘at
çengelistân ve
dağıstân yerleri geçüp,
Kabak-ı Kodanı: Bir topraklı bayırlı dere içinde yüz evli ma‘mûr Kabarti kabağıdır. Andan yine semt-i şarka 4 sâ‘at çengelistân ve dağıstân yerleri geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… râh ederek Domalic dağı nâm derbend-i calendere mütevekkilen alellâh deyüp sarp
çengelistân ve
hıyâbân içre girdikde bize refîk olan Etrâkler "Yollar emînlikdir ve bu şâhrâhd …
Menzil-i karye-i Zâl Derbendi: Eynegöl nâhiyesi kurâlarından yüz evli ma‘mûr Etrâk beledidir. Ve gâyet derbend ağzında olmak ile cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf [u] müsellem bir alay müsellimlerdir. Bundan iki Pamukçu Etrâki refîkler alup Y 6b ale's-sabâh azm-i râh ederek Domalic dağı nâm derbend-i calendere mütevekkilen alellâh deyüp sarp çengelistân ve hıyâbân içre girdikde bize refîk olan Etrâkler "Yollar emînlikdir ve bu şâhrâhdan gayri sağa ve sola sapar yol yokdur, varın sıhhat ile" deyüp ormanlık içine girüp gâyib oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6a–Y6b ·
metinde göster ·
sengistân mahûf u muhâtara yerleri yüz bin renc [u] anâ ile mâh-ı Temmûz'un şid …
Ba‘dehu bu şehirden refîkleri alup cânib-i şimâle çengelistân Y 20a ve sengistân mahûf u muhâtara yerleri yüz bin renc [u] anâ ile mâh-ı Temmûz'un şiddet-i harâretin çekerek tokuz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19b–Y20a ·
metinde göster ·
… iz dağı derler. Eflâke ser çekmiş cevizli hıyâbân ormanistân bir kûh-ı bülend-i
çengelistândır. Ve
iç kal‘adan bir top menzili ba‘îd serinde yaz u kış karı eksik değildir. Ve mâh …
Bu ziyâretgâhın yıldız tarafındaki cebel-i bâlâya Ceviz dağı derler. Eflâke ser çekmiş cevizli hıyâbân ormanistân bir kûh-ı bülend-i çengelistândır. Ve iç kal‘adan bir top menzili ba‘îd serinde yaz u kış karı eksik değildir. Ve mâh-ı Temmûz'da bu cebel-i müntehâdan aşağı şehrin su değirmenlerine ve yeni binâ olunan kal‘a içindeki hân ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve hammâmları ve sarây-ı âlîlerin havz u şâzrevânlarına ve cümle çeşmesârlarında cereyân eden bu Ceviz dağının âb-ı hayâtlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y74b ·
metinde göster ·
… -ı Bîsütûn'dur. Ve bu mahalle tâ Davaz kal‘asından gelince gâh sengistân ve gâh
çengelistân ve
âdem âdemzât yok, celâlîsi ve harâmîsi çok, mahûf u muhâtara derbend-i calender …
Yılancık beli: El-iyâzen billâh evce ser çekmiş bir kûh-ı Bîsütûn'dur. Ve bu mahalle tâ Davaz kal‘asından gelince gâh sengistân ve gâh çengelistân ve âdem âdemzât yok, celâlîsi ve harâmîsi çok, mahûf u muhâtara derbend-i calender dağıstân-ı bî-emân on dörd sâ‘atlik yerdir. Bu râh-ı mahûfun cânib-i erba‘ası birer Y 98a ikişer sâ‘at ba‘îd ma‘mûr kurâlar vardır. Ammâ cümle ahâlîsi hâkimlerine serkeş yağı ve dağî ve âsî âdemlerdir. Bu mezkûr kurâların tüfeng-endâz fetâları merkûm çamlı yollara enüp rehzenlik ederler. Gâyet ihtirâz lâzımdır, zîrâ bu dağlar ulu dağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b–Y98a ·
metinde göster ·
… dahi Menteşe paşasının hâssıdır. Voyvadası hükmeder. Ne‘ûzübillâh gâyet sarp ve
çengelistân ve
sengistân-misâl Frengistân yerlerdir. Bizi kâfir kovup "el-amân" deyü yanaşdığı …
Bir alçak kaya üzre bir burunda vîrân kal‘adır ammâ bir a‘lâ yatak yeri limanı var. Mâ-tekaddem gâyet ma‘mûr iskele imiş. Menteşe kenârlarında Dacca ve Poça ve Dârâhiyye kazâsı derler seksen akçe kazâ-i âsumânîdir, aslâ kasabası yokdur. Cümle nâhiyesi kırk yedi pâre âsî Türk kurâlarıdır. Ve dahi Menteşe paşasının hâssıdır. Voyvadası hükmeder. Ne‘ûzübillâh gâyet sarp ve çengelistân ve sengistân-misâl Frengistân yerlerdir. Bizi kâfir kovup "el-amân" deyü yanaşdığımız görüp ve Türk bizi dûr(?) edüp bir içim su vermediler. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109b ·
metinde göster ·
… ı deryâ aşırı Tarâhiyye kazâsıdır ve Menteşe sancağıdır. Ve 8 sâ‘at cenûba sarp
çengelistân ve
sengistân dağlardır kim el-iyâzübillâh piyâde âdemden gayri hayvânât makûlesi y …
Ve bu limanın cenûb tarafı deryâ aşırı Tarâhiyye kazâsıdır ve Menteşe sancağıdır. Ve 8 sâ‘at cenûba sarp çengelistân ve sengistân dağlardır kim el-iyâzübillâh piyâde âdemden gayri hayvânât makûlesi yürümek P 56a mümkin değildir. Q 56a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
sengistân râhlar ubûr ederek sahrâ-yı Elmalı'ya çıkup hamd-i Hudâ atlarımızın a …
Andan yine şimâl tarafına sarp çengelistân ve sengistân râhlar ubûr ederek sahrâ-yı Elmalı'ya çıkup hamd-i Hudâ atlarımızın ayakları hâke tokunup gayri taşdan eser görmeyüp bu sahrâ içre niçe ma‘mûr u müzeyyen İremezât-misâl kurâlar ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131a ·
metinde göster ·
Ve kazâ-i Akseki, cümle bu beş kazâdır. Ammâ gâyet
çengelistân ve
sengistân ve sarp sanki (...) harâmîli kaplanlı ve (...) ve yalçın kayalık ve â …
Ve kazâ-i Akseki, cümle bu beş kazâdır. Ammâ gâyet çengelistân ve sengistân ve sarp sanki (...) harâmîli kaplanlı ve (...) ve yalçın kayalık ve âdem arslanlı kazâlardır. Y 140b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140a–Y140b ·
metinde göster ·
… n yatakları olmağile ma‘mûr değildir. Ol cânib beyâbân olmağile sâhil-i buhayre
çengelistân ve
hıyâbândır.
Ve bu buhayre-i Minye kıbleden yıldız cânibine tûlânî vâki‘ olmuşdur. Tûlu iki konakdır ve arzı Müzeyrib kal‘ası kurbundan tâ Taberistân cânibine varınca elli mîldir. Ammâ gâyet âb-ı hayât suyu vardır. Ve Kudüs-i şerîf râhı üzre sâhil-i bahirde ma‘mûr âbâdân kurâları vardır. Ammâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi şâm'ın Ka‘be yolları ve Urbân yatakları olmağile ma‘mûr değildir. Ol cânib beyâbân olmağile sâhil-i buhayre çengelistân ve hıyâbândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y235b ·
metinde göster ·