… eri ve kırkbayırı ve şirdenleri ve döş başları ve yatak yerleri ve bodanalardan
çengâller
ile çıkarup bıçaklar ile doğrayup kâseler içre koyup ve üzerlerine ma‘denivâz v …
Bu işkembeciyân dahi cümle tebdîl-i libâs edüp arabalar üzre dükkânların fağfûrî çini tabaklar ve pâk peşkirler ve leğen ü ibrîkler ile müzeyyen edüp ellerinde işkembe kancasıyla kazganlar içinden pişmiş işkembeleri ve kırkbayırı ve şirdenleri ve döş başları ve yatak yerleri ve bodanalardan çengâller ile çıkarup bıçaklar ile doğrayup kâseler içre koyup ve üzerlerine ma‘denivâz ve biber ve darçın ve karanfîl misilli bahârlar saçup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… dağlardı, ammâ yine bizim gâzîler niçe kerre kal‘aya uzun kancalar ile yürüyüp
çengâller
ile kal‘adan kâfirleri aşağı çeküp niçe kerre baş ve diller alup Sadrıa‘zama gö …
Ve her gün niçe yüz guzât-ı muvahhidîn câm-ı şehâdetden nûş ederlerdi. Ve top-ı kal‘a-kûp ile kal‘anın münhedim olan yerlerin ân-ı sâ‘atde küffâr-ı dûzah-karâr şarampavlar ve arız direkler koyup siperlerin ardlarını toprak ile doldurup evvelkiden metîn ü müstahkem edüp şeb [ü] rûz asâkir-i İslâmı âteş ile dağlardı, ammâ yine bizim gâzîler niçe kerre kal‘aya uzun kancalar ile yürüyüp çengâller ile kal‘adan kâfirleri aşağı çeküp niçe kerre baş ve diller alup Sadrıa‘zama götürüp ihsân [u] in‘âmlar alırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
ile handaka çekerlerdi ve kellelerin tîğ-ı âteş-tâb ile keserlerdi ve subh u me …
Âhirü'l-emr cebehâneden cümle guzâta uçları çengâlli harbalar tevzî‘ edüp küffârları tabyalardan ve sâ’ir yerlerden çengâller ile handaka çekerlerdi ve kellelerin tîğ-ı âteş-tâb ile keserlerdi ve subh u mesâ gûnâ-gûn (gûnâ-gûn) ceng-i azîmler olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â gö …
Hikmet bu kim kal‘anın der [ü] dîvârında yürüyüş edecek rahnedâr yerleri çok idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine hafr-i amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihâta etmemiş hiyel ü şeytanatlardan kal‘a dîvârı üzre kuş uçmazken hemân cümle serdengeçdiler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazlillâhi Ta‘âlâ kal‘anın der [ü] dîvârı ve tabyaları üzre alem-i Resûl dikildiği ân hamd-i Hud[â] yine bu hakîr ezân-ı Muhammedî okuyup kılıcım elimde kalup cümle guzâtı cenge tergîb ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekilerek küffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i Morava kenârına varınca küffârı kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
… liklerine soluklanmağa gelince şehbâz yiğitler balıkları harbalar ve oltalar ve
çengâller
ile balıkları sayd edüp fürûht ederler. Ba‘zı âdem kendileri yer, ba‘zılar atla …
Ve kışı şedîd olduğundan sekiz ay ve beş ay Azak deryâsı ve nehr-i Ten suyu donup cür’et sâhibi olan tüvânâ yiğitler kış kıyâmet demeyüp nehr-i Ten buzunu delüp buz deliklerine pereme ve kayık ve çırnık kadar balıklar buz deliklerine soluklanmağa gelince şehbâz yiğitler balıkları harbalar ve oltalar ve çengâller ile balıkları sayd edüp fürûht ederler. Ba‘zı âdem kendileri yer, ba‘zılar atlarına ve gayri hayvânâtlarına balık verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·