… gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi
çitden
örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu aç …
Der-sitâyiş-i ibret-nümâ-yı dalyan-ı mâhî-i nehr-i azîm Tuna: Bu Tuna'nın buzu sökülüp evvel bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe iltizâma alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verüp yigirmi kise dahi masrûf edüp Tuna nehrinin mâhîlerin sayd etmeğe başlar. Evvelâ Boğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri kesdirüp Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın tarafeyninden mezkûr direkleri Tuna içre kaka kaka tâ Tuna'nın ortasına gelüp kazıkların mâbeynin bir balık geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şeklinde kakup gûyâ akçe dökecek kadar yer açık kalup cümle kazıklara yaban asmasın tâ Tuna dibinden örerek tâ Tuna yüzüne asma çiti gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi çitden örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu açup kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önine balık emîni gidüp içli ve dışlı müte‘addid hücre ve kâ‘a ve matbah ve kahvehâneleri Tuna üzre kazıklar ile binâ eder kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… darboğazda vaz‘ edüp şeb [u] rûz emîn anda oturup ol boğaza bir san‘at ile yine
çitden
bir zemberekli şey urup ol boğazı ol çit sedd eder. Eyle çitler örerler kim bir …
Yüz iki yüz âdemiyle Tuna üzre bu sarâyda sâkin olur. Emînin kendüye mahsûs bir kasr-ı müfîdi balık dalyanı olan mezkûr darboğazda vaz‘ edüp şeb [u] rûz emîn anda oturup ol boğaza bir san‘at ile yine çitden bir zemberekli şey urup ol boğazı ol çit sedd eder. Eyle çitler örerler kim bir karış mikdârı bir semek çitlerden geçmek ihtimâli yokdur. Garîb u acîb bir san‘at-ı sihr-i i‘câzdır. Tâ ki bahâr mevsimi gelüp temevvüc-i Tuna nehri kalmayup diyâr-ı Alaman'dan berü Tuna balıkları ve nehr-i Dırava ve nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Morava ve bâlâda tahrîr olunan nehr-i azîmlerin mâhîleri nehr-i Tuna ile cereyân edüp Karadeniz'de Ölüdenizi'nde ve nehr-i Özi'de ve Azak denizinde ve Çekişge ve Arpat buhayrelerinde ve Azak dibinde ve nehr-i Ölü Ten'de ve nehr-i Diri Ten'de Tuna balıkları, tohum döküp yavru hâsıl etmeğiçün ve Ten suyunda eğir kökü yemek içün Tuna ile akup Karadeniz'e çıkayım derken bu Silisre önünde bu dalyana gelüp görse kim Tuna sedd olmuş. Âhir kâr deverân ederek mezkûr boğaz ağzındaki çit üzre geldikde mezkûr boğazda kısılup bir dahi gerü dönem derken zemberekli çiti iplerle kaldırup eğer büyük ve eğer ki küçük balığı alup yine zembereği Tuna içre bırağırlar. Bu bir temâşâdır kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" kabilesindendir. Tâ ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
Menzil-i cisr-i nehr-i Burut: Kenârında meks olup çitden örülmüş cisrini küffâr kesüp bu nehr-i azîmi karşu geçmede hayli usret çekilüp ibtidâ karşu cânibe sallar ve potlar on beş bin tüfeng-endâzân geçürüp anlar karşu tarafda fi'l-hâl tabur kazup mütehassın olduklarında bizler dahi bakıyye-i asker ile alâ mehel karşu tarafa ubûr etdikde hemân dağlar içinden bizim askere beş bin koyun ve beş yüz sığır ve yüz araba ekmek Boğdan'ın re‘âyâlarından geldikde cümle askere tevzî‘ olup azîm ganîmet surûr [u] şâdumân oldu, ammâ mezkûr nehr-i Burut geçit vermez, dîvâne akar bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir. İbtidâ tulû‘u tâ Leh vilâyetinden ve Erdel vilâyetinin Seykel dağlarından gelüp Boğdan diyârından cereyân ederek gelüp şehr-i İbrâ’il ile kal‘a-i Kalas mâbeyninde nehr-i Tuna'ya munsabb olur nehr-i ârizdir. Ba‘dehû bu nehr-i Burut'dan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… ve bir hânı ve çârsû-yı muhtasarı var, ammâ hammâmı yokdur ve ekseriyyâ evleri
çitden
ve hasır örtülüdür. Ve nehr-i Tımış tâ Erdel memleketinin dağlarından ve şebeş …
Nehr-i Tımış nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu bir çemenzâr şekl-i murabba‘ bir ağaç palankadır kim cirmi sekiz yüz adımdır. İçinde dizdârı ve elli aded neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir câmi‘i ve bir hânı ve çârsû-yı muhtasarı var, ammâ hammâmı yokdur ve ekseriyyâ evleri çitden ve hasır örtülüdür. Ve nehr-i Tımış tâ Erdel memleketinin dağlarından ve şebeş ve Logoş ve Façat ve Solmoş kal‘aları dağlarından gelüp Tımışvâr handakı içinden cereyân ederek bu mahalde nehr-i Tuna'ya munsabb olur küçük bataklı sudur ve Pancova ve Tımışvâr hükmünde mu‘âf yüz elli akçe kazâdır, lâkin ilhâk olup Tımışvâr nâ’ibi hükm eder. Andan cânib-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… im. Anlardan dahi alalım, orduya götürüp yeyelim" deyü derhâl oğlan bir hânenin
çitden
örülmüş havlısından içeri girüp balı ve yağı tahsîl ederken Komaran kal‘ası içi …
Seyfî nâm memlûkum eydir "Ağa şunda vâfir beyâz elenmiş un var ve fıçılarda beyâz bal var. Anlardan dahi alalım, orduya götürüp yeyelim. Anlardan dahi alalım, orduya götürüp yeyelim" deyü derhâl oğlan bir hânenin çitden örülmüş havlısından içeri girüp balı ve yağı tahsîl ederken Komaran kal‘ası içinden bir bârûd-ı siyâh alevi nümâyân olup evce peyveste oldukda hakîr eyitdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
… zzam varoş-ı müzeyyen, ammâ dâ’iren-mâdârında gayyâ-misâl handaklı ve yalın kat
çitden
dîvârlı palankası var.
Ammâ bu şehrin sahrâsında bir gün meks edüp küffârdan aslâ bir hareket yok ve şehrin etrâfında dahi burc [u] bârûsu metîn hisâr-ı üstüvârı da yok, hemân bir vâsi‘ sahrâya döşenmiş bir sevâd-ı mu‘azzam varoş-ı müzeyyen, ammâ dâ’iren-mâdârında gayyâ-misâl handaklı ve yalın kat çitden dîvârlı palankası var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
… . Havf ü haşyet olmadığından niçe yüz hânelerinin kârgîr binâ dîvârları olmayup
çitden
mebnîdir. Ve her hânedânda birer uyûn-ı câriye cereyân etmesi mukarrerdir.
Ve bu şehir tâ Kırım'ın ortasıdır, ammâ ekseriyyâ evlerinin havlıları çitdir. Havf ü haşyet olmadığından niçe yüz hânelerinin kârgîr binâ dîvârları olmayup çitden mebnîdir. Ve her hânedânda birer uyûn-ı câriye cereyân etmesi mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
… bir yere konup etrâflarına çalıdan ve kalın dıraht-ı müntehâlardan azbar, ya‘nî
çitden
sarp kal‘a-misâl havlılar yapup evleri ve cemî‘i hayvânâtları bu azbar havlılar …
Bu Şağake pişkövinin kıble cânibi Karadeniz bir merhale yerdir. Pişköv-i Şağake dağlarının dâmeninde bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân içre kırk ev bir kıranda ve on ev bir kıranda ve yigirmi ev bir kıranda oymak oymak, ya‘nî akrabâ ve ta‘allukâtlar bir yere konup etrâflarına çalıdan ve kalın dıraht-ı müntehâlardan azbar, ya‘nî çitden sarp kal‘a-misâl havlılar yapup evleri ve cemî‘i hayvânâtları bu azbar havlılar içindedir. Her gece iki yerden kapuların sedd edüp arslan gibi köpeklerin bend-i zencîrlerin alup hâb-ı râhatda olurlar. Cemî‘i Çerkezistân böyledir. Ammâ Şağake beği İncirok(?) Beğ seksen yaşında sakalı tırâş bir semiz kefere şekilli müslim de değil bir âdemdir. Mehemmed Geray Hân anın hânesine konup azîm vezni üzre Hân'a konakbânlık etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
evlerdir. Bu kabakda kalmayup Sihakoşa nehrin yüz bin renc-i anâlarla karşu geç …
Bazruk Beğ kabağı: Kâmil yüz aded yine saz örtülü çitden evlerdir. Bu kabakda kalmayup Sihakoşa nehrin yüz bin renc-i anâlarla karşu geçüp bin adım kadar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… lût olduğu mahalle karîb yerde şekl-i murabba‘ dıraht-ı müntehâlardan mebnî bin
çitden
kavî palankadır kim cirmi beş yüz adımdır. Ve handaklı ve bir kapulu kirmendir, …
Sene (---) târîhinde bunu dahi Mehemmed Geray Hân yasadkandır. Be-dest-i Kabarti beği Müşevviş Beğ. Kabarti vilâyetin Kalmık urmağa başladıkda vilâyet halkının mâllarını hıfz etmek içün bu kal‘a binâ olunmuşdur. Hâlâ kirmânı nehr-i Cincik nehr-i Kuban'a mahlût olduğu mahalle karîb yerde şekl-i murabba‘ dıraht-ı müntehâlardan mebnî bin çitden kavî palankadır kim cirmi beş yüz adımdır. Ve handaklı ve bir kapulu kirmendir, ammâ iç kal‘ası kârgîr binâ bir kulle-i azîmdir. Anın dahi handakı ve bir kapusu önünde asma tahtadan cisri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·