… p iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda
îmân getirdim
. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemş …
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
… ustafâ geleceğin bu halka tebşîr etdikde cümlesi altı yüz yıl mukaddem Hazret'e
îmân getirdiler
. Cümlesi müslim ü mü’min ü muvahhid oldular.
Zîrâ sâhil-i bahr-i Ummân'da ve bahr-i Fâris kenârında bu Ummân şehri kadar şehr-i azîm ve belde-i kadîm yokdur ve iklîm-i sânînin evvelinde vâki‘ olmuşdur}. Zamân-ı kadîmde ol kadar sevâd-ı mu‘azzam imiş kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunur değildir, ammâ hâlâ ol kadar imâr değildir. Basra eyâletinde sancak beği hükmünde nehr-i Şattu'l-Arab bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît'e mahlût olduğu mahalde yedi bin müfîd ü muhtasar hâneli ve kırk aded câmi‘li ve hân u hammâm ve medrese vü mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârı müzeyyen şehr-i ma‘mûr-şekilli belde-i Ubbâdân'dır. Şehr-i Ubbâdân nâmıyla mevsûf olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim bu şehrin ahâlîsi Hazret-i İsâ nübüvvetinde cümle İsevîler idi. Hazret-i İsâ Hazret-i Risâlet-penâhın altı yüz yıl sonra Hâtemü'l-enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ geleceğin bu halka tebşîr etdikde cümlesi altı yüz yıl mukaddem Hazret'e îmân getirdiler. Cümlesi müslim ü mü’min ü muvahhid oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
Yûnus Nebî du‘â edüp "Yâ kavm-i hâmiyet, sizin her mahsûlünüz Nasîbîn ola!" dey …
Acem şâhlarında Dârâ Şâh gibi bir pâdişâh yok idi. Ne tâc u taht u raht u bahtı kalmayup Arapça nassı üzre ne vücûd-ı Dârâ ve ne şehr-i Nasîbîn-i seng-i hârâ kalup hâlâ cemî‘i imâristân-ı Nasîbîn rimâl-i türâb olup yatır. Müverrihân-ı sâhib-i hey’et üzre bu şehr-i Nasîbîn'e beyne'l-Irâkeyn derler. Zîrâ Bağdâd'a ve Haleb'e ve Diyârbekir'e ve Erdebil'in cümle mâbeynlerine 391b vâki‘ olmağile Nasîbîn-i Irâkeyn derler. Ve cümle müverrihler buna Nasîbîn dedikleri Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmın nutk-ı dürer-bârları te’sîriyle Nasîbîn derler. Zîrâ Hazret-i Yûnus'a kavm-i Nasîbîn îmân getirdiklerinden Yûnus Nebî du‘â edüp "Yâ kavm-i hâmiyet, sizin her mahsûlünüz Nasîbîn ola!" deyü du‘â edüp bir kerre ekdikleri mahsûl iki kerre hubûb verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391a–391b ·
metinde göster ·
… yen oldu. Ferîdûn Şâh beş yüz yıl mu‘ammer olup Hûd Nebî'ye dahi yetişüp ana da
îmân getirdi
ve Musul'dan tâ şehr-i Me‘âd'a ya‘nî Ka‘be ve Mekke vü Bekke ve Bathâ vü Mu‘all …
Zîrâ ibtidâ tûfândan sonra binâ olunan Cûde şehridir, ikinci Nûh Âvind'den galat-ı meşhûr Nihâvend şehridir, üçüncü Kûfe şehridir ve dördüncü bu Musul şehri binâ olduğiyçün bilâd-ı Rebî‘ dediler ve dahi vakt-i rebî‘de hevâsı gâyet latîf olduğiyçün bilâd-ı Rebî‘ dediler. Ve arz-ı Mukaddes'de ve Haleb ü Şâm ve Kudüs [ü] Mekke'den sonra bilâd-ı rebî‘de dahi bilâd-ı erba‘a kim şehr-i Cûde ve şehr-i Nûh Âvend ve şehr-i Kûfe ve şehr-i Musul meşhûr şehirlerdendir. Ve bu şehr-i Musul'u Ferîdûn Şâh eyle imâr edüp bir sevâd-ı mu‘azzam etdi kim ol asırda andan ülgen şehir yok idi. Ferîdûn ile keştî-i Nûh'da bile olan kimesnelerden dahi niçe kimesneler bu şehr-i Rebî‘-i Musul'da sâkin olup evlâd-ı evlâdları münteşir olup benî Âdem ile şehir müzeyyen oldu. Ferîdûn Şâh beş yüz yıl mu‘ammer olup Hûd Nebî'ye dahi yetişüp ana da îmân getirdi ve Musul'dan tâ şehr-i Me‘âd'a ya‘nî Ka‘be ve Mekke vü Bekke ve Bathâ vü Mu‘allâ'ya varınca çölistân-ı Irâk'da yollar açup huccâc içün Musul'dan Mekke'ye bir dîvâr binâ edüp a‘mâlar Bekke'ye ol dîvâra yapışarak giderlerdi. Mürûr-ı eyyâm ile harâb olup ana taklîden Hârûnu'r-Reşîd hâtûnu Sitti Zübeyde Bağdâd'dan tâ Bathâ vü Mekke'ye varınca bir dîvâr inşâ etdirdi. 400b Hâlâ çölistân-ı Mekke'de ol dîvâr niçe yerlerde zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400a–400b ·
metinde göster ·
… hed-i Eflâtûn-ı İlâhî: Lisân-ı Macar'da ismi Laktanıtyoş'dur. (---)(---)(---)
îmân getirdiklerine
şübhe yokdur. Ol zamânın mü’min ve muvahhidlerinden bir hakîm [ü] dânâ idi kim …
Meşhed-i Eflâtûn-ı İlâhî: Lisân-ı Macar'da ismi Laktanıtyoş'dur. (---)(---)(---) îmân getirdiklerine şübhe yokdur. Ol zamânın mü’min ve muvahhidlerinden bir hakîm [ü] dânâ idi kim Mesîh-âsâ ilm-i hazâkatle bi-emri Hayy [u] Kadîr mürde ihyâ etmeğe kâdir bir hekîm-i nâdir idi (idi), ammâ hakîm-i mutlak değil idi. Hakîm-i mutlak ale'l-ıtlâk Cenâb-ı Bârî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… bn Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân'dır kim bu Batlîmûs Hazret-i Zekeriyyâ'ya
îmân getirdi
.
Andan yerine oğlu {Ruhanya} pâdişâhlığı kabûl etmeyüp bu Kavala'da Feylekos deyrinde terk-i dünyâ papas-ı palâs-pûş oldukda yine İskender-i Kübrâ ta‘allukâtından Batlîmûs nâm-ı benâm bir hakîm-i Arasto pâdişâh oldu. Rûm lisânı üzre Batlîmûs ulu pâdişâh demekdir. Bu Kavala'da niçe hayrât hasenâtlar edüp Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm ibn Mâtân ibn Feylekos ibn Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân'dır kim bu Batlîmûs Hazret-i Zekeriyyâ'ya îmân getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı cebel-i Arafât: Ol kûh-ı kudretullâhdır kim Bathâ ve Mekke'nin cânib-i şarkîsinde dörd sâ‘at ba‘îdde bir sahrâ-yı azîmin yine cânib-i şarkîsi nihâyetinde bir alçak kara kayalı dağdır. Ammâ ol kadar büyük değildir. Hakîr bir gün mukaddem varmak ile ilme'l-yakîn hâsıl etmeğiçün cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asın devr etdim. Dâ’iren-mâdâr beş bin adım bir küçük dağdır. Ammâ Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmiş bir ulu dağdır ki Arapça âyet-i şerîfi tefsîrinde İbn Abbâs buyururlar kim lâfz-ı kün ile arz [u] semâvât ademden vücûda geldikde cümle cebellerden ibtidâ bu cebel-i Arafât îmân getirdiğinden Cenâb-ı Bârî buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y317b ·
metinde göster ·
cebel-i Arefe derler. Bir vech-i âhar dahi cebel-i Arafât denmesinin vech-i tes …
Ve bu cebel kendüyi bilüp Rabbisini bilüp îmân getirdiğiyçün cebel-i Arefe derler. Bir vech-i âhar dahi cebel-i Arafât denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan kim Hazret-i Âdem-i Safî ile Hazret-i Havvâ Huld-i Berîn'den (---)(---)(---)(---) Serendîb'e Hazret-i Havvâ Cidde'ye nüzûl edüp mâbeynlerinde niçe sene mufârakat vâkı‘ olup (---)(---)(---) birbirine bu cebel-i Arafât'da görüşüp bilişdikleriyçün cebel-i Arefe derler. Bir vecih dahi (---)(---)(---) cebel-i Arefe Y 318a demişler. Niçe gûne tevcîh etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y317b–Y318a ·
metinde göster ·
. Bize mu‘cize ile bu çölde su ver" deyü feryâd etdiklerinde hemân Hazret-i Mûsâ …
"Yâ Musâ! Sana îmân getirdik. Bize mu‘cize ile bu çölde su ver" deyü feryâd etdiklerinde hemân Hazret-i Mûsâ'nın gerdenindeki mezkûr sekil taş zebâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383a ·
metinde göster ·