143 ḳaçan keldi erse musa öd urmışımızḳa sözledi aŋar anıŋ iḍisi aydı: ey iḍim körkitgil maŋa baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ evveli men
… nmasın müretteb eyledi ve kendü mâlından altı bin pâre müretteb edüp iki batman
öd
ve bir kantar şem‘-i asel ve bir kantar sükker-i mükerrer ve üç kantar kanâdîll …
Âhir sene "gânim" lafzı târîhinde, sene 1091, Çelebi Abdurrahmân Paşa vâlî-i Mısır iken cemî‘i ulemâ-yı Mısır ve fuzalâ-yı câmi‘-i Ezher, Abdurrahmân Paşa huzûruna gelüp merkad-i İmâm Hüseyin'de yevm-i âşûrada üç gün beyâz gül râyihası şemm olunduğun şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp Haremeyn-i Muhteremeyn'den beher sene mâh-ı muharremde İmâm Hüseyin üzre on kazgan âşûra pişüp fukarâya bezl olunmasın müretteb eyledi ve kendü mâlından altı bin pâre müretteb edüp iki batman öd ve bir kantar şem‘-i asel ve bir kantar sükker-i mükerrer ve üç kantar kanâdîller içün zeyt-i hâr vakf eyleyüp mâh-ı âşûranın on ikinci gicesi mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmağı müretteb eyledi ve kadı‘askere hitâben buyurdı-i şerîf verüp mevlûd-ı Nebî gibi mevlûd-ı İmâm Hüseyin gicesi cemî‘i minâreler ve cemî‘i çârsû-yı bâzârlarda ve cemî‘i mahallât şâhrâhlarında kanâdîller ile minâreler ve dekâkînler çerâğân olmağı fermân edüp şehr-i Mısır içre bir mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmuşdur kim gûyâ leyle-i Kadr idi ve kendü ihsânları olan İmâm Hüseyin'in yeşil destâr-ı Muhammedîsini paşadan cemî‘i şürefâ ve nakîbü'l-eşrâf ve ulemâ-yı Câmi‘-i Ezher alup bir alây-ı azîm ile destâr-ı şerîfi re’s-i şerîf-i İmâm Hüseyin'e sardılar. İlâ hâze'l-ân bu mevlûd-ı şerîf Çelebi Abdurrahmân Paşa'nın hayrât [u] hasenâtıdır. Bu mevlûd-ı şerîfde hâzır olan ihvân-ı vefâya zâhir ü bâhirdir kim ol leyle-i mübârekelerde İmâm Hüseyin'in kabr-i münevverelerinden beyâz verd-i hândân râyihası istişmâm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… dâların akılları târumâr olur. Ve niçesi gûnâ-gûn micmereler ve buhûrdânlar ile
öd
ve anber yakup derûn-ı hammâm tamam ıtriyyât ile memlû olur.
Ve kubbenin dâmenlerinde niçe gûne hüsn-i hat kitâbeler üzre hammâma müte‘allık ebyâtlar tahrîr olunmuşdur. Ve ibrişim ve nîlgûn futalara beden-i uryânın sarmış pençe-i âfitâb memlûklar fütûnî kiseler ile ve mümessek sabunlar ile hizmet edüp geysûların târ etdiklerinde âşık-ı şeydâların akılları târumâr olur. Ve niçesi gûnâ-gûn micmereler ve buhûrdânlar ile öd ve anber yakup derûn-ı hammâm tamam ıtriyyât ile memlû olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230a ·
metinde göster ·
… gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve
öd
u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl v …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… e çaşkâvî yetmiş aded hançerler ve gayrı tuhaf u Keşmirî şâl ve şapik ve kâse u
öd
ve amber ve fincânlar verdiler kim üç günde üç sepet esbâb ve yedi küheylân at …
Andan dördüncü gün hân-ı âlîşân bu hakîri hâkden ref‘ edüp beyne'l-akrân irtifâ‘-ı kadrimiz dutup hakîre evvelâ bir semmûr kafası yeşil çukaya kaplı kürk ve serâvîl kamîse varınca ser ü pâ bir kat libâs-ı fâhire ve bir kise guruş ve bir esb-i sabâ-sür‘at biri katîfe üzre mebrûm sırmalı eğer ve raht ve gaddâresiyle ve dikdiği ile bir küheylân at ve bir dahi yelegendez sâde çullar at ihsân etdi. Ve bir Gürcî gulâmı cemî‘i esbâbıyla, pür-silâh atıyla hibe eyledi. Ve on dörd aded şehzâdegân-ı ciğer-kûşeleri ve hân kethudâsı Çâker Ağa ve Haydar Ağa ve Arab Halîl Ağa ve'l-hâsıl cümle a‘yân [u] eşrâf ve aşîret beğleri kılıç u gaddâre ve tüfeng ü zırh ve kalkan u çâryek kuşak ve hançer ü serbend ve pârçe harîr ü buhtî ve çaşkâvî yetmiş aded hançerler ve gayrı tuhaf u Keşmirî şâl ve şapik ve kâse u öd ve amber ve fincânlar verdiler kim üç günde üç sepet esbâb ve yedi küheylân at peydâ etdim ve harem-i muhteremden Hân'ın ehli Zâl Paşa kızı sultân hazretleri bir boğça-i zerdûz içre bir kat pâk esvâb ve üç yüz guruş göndermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
… n incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk
öd
gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul …
Ve bahs-ı ilim etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât derisin dibâğat edüp kürk etmek ve gavvâslık etdirüp deryâdan incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
… ‘dendir. Elbette Mısır ta‘âmında bunun zerre kadar suyu olsun korlar. Zîrâ odun
öd
gibi zî-kıymetdir, anıniçün sığır tezeği yakarlar. Ni‘meti lezîz değildir, dahi …
Ve ekseriyyâ Mısır'da ba‘zı ni‘met pişerken tuz ile bunu dahi ilkâ ederler, der ân eti ve sâyir ni‘meti muharrâ edüp pişirir. Ammâ bu ni‘meti tenâvül edenin gözleri cimroz olur ve âvâzı bed ve yüzü miskîn-çehre ve hayâsı debe ve karnı gebe gibi olur. Gâyet muzır ma‘dendir. Elbette Mısır ta‘âmında bunun zerre kadar suyu olsun korlar. Zîrâ odun öd gibi zî-kıymetdir, anıniçün sığır tezeği yakarlar. Ni‘meti lezîz değildir, dahi çiğ iken natrûn ile muharrâ pişirmişdir kim ni‘met gûyâ herîse olmuşdur. Anıniçün Q 291aP 288a Mısır'ın ta‘âmı tîz pişüp meydâna gelür. Ammâ sâhib-i tab‘ olan hânedân sâhibleri odun ile ta‘âm pişirirler, anların ni‘metleri lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339b ·
metinde göster ·
… i Bruc boğası ve elli Gücerât kutnî ve bir fağfûrî buhûrdân ve bir torva tırnak
öd
ve bir gülâbdân ve iki Habeşe câriye gönderdi.
Hamd-i Hudâ du‘âmız hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bu şehr-i Fûncistân'da kırk gün meks edüp seksen üç Ramazân-ı şerîfin tamâmen Melik Kakan ile zevk u safâ edüp bir uryân büryân ıydi etmişdir kim esvâb geysek kebâb oluruz. Âkıbet akal eksere tâbi‘dir deyü hakîr de anlara teba‘iyyeten deli çıplakdan ıyd edüp hakîre melik cânibinden Q 326bP 323b ıydıyye bir kat beyâz sûzenî lipâçeler ve elli Hıtâyî ve elli Bruc boğası ve elli Gücerât kutnî ve bir fağfûrî buhûrdân ve bir torva tırnak öd ve bir gülâbdân ve iki Habeşe câriye gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b ·
metinde göster ·