… lerinde başını taşdan taşa urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt
öter
. Ve bir sâhib-i minkârdır kim gûyâ Minkârîzâde kendiler kaçan bir âdeme gazab e …
Hikmet-i Hudâ vakt-i seherde pederi merhûm olup ol zamândan berü bu Dîvâne Çelebi'ye "Sabâh sabâh" dediklerinde başını taşdan taşa urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt öter. Ve bir sâhib-i minkârdır kim gûyâ Minkârîzâde kendiler kaçan bir âdeme gazab etse burnundan "pof" deyüp bir konralı(?) lakoz balgam çıkarup atdıkda fakîr-i herîf-i zarîfin üstü sandalozlu balgam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… âdemin arkasına koyup ol dahi kantâra koduğu zamân kantârın mîlleri vızır vızır
öter
ve yine kantârdan arkasına koyup murâd edindikleri yere götürürler ammâ iki tar …
Ammâ zelehor hammâlları gedikdir ve gâyet zeber-dest tüvânâ âdemlerdir, biri fevt olsa taşra Cânbezdi nâm hammâllardan bir tüvânâsın bu merhûm zelehor gediğine korlar. Bu tâ’ife birer toklu veyâhûd birer kuzucuk ve kırkar badya boza içüp bin okka kâmil yüke girir. Zîrâ Eydincik ve Bandırma 175b ve Erdek ve Mihalıç nâm şehir iskelelerinden seklem ta‘bîr etdikleri yedişer sekizer kantâr-ı Osmânî gelir çuvalları onar âdem kaldırup bir âdemin arkasına koyup ol dahi kantâra koduğu zamân kantârın mîlleri vızır vızır öter ve yine kantârdan arkasına koyup murâd edindikleri yere götürürler ammâ iki tarafından birer zelehor hammâlları dahi ellerine yapışup imdâd ederler. Makdûr-ı beşer değil, akıl ihâta etmez kâr-ı mühlikdir. {Arkalarında çuvallar ile cümle ubûr ederler, aceb dîv kavmdir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a–175b ·
metinde göster ·
… ı Bartın kürekleriyle ve necâset gerdelleri içinde tohumlanmış çekirdeği içinde
öter
sarı hıyârlar ve turp ve şalgamları tekne ve gerdellerinden çıkarup yiyerek ubû …
"Şurada bir kâriz vardır, açup ayırdlasah, çoh kâriz bâdâmı çıhardı, harnımız acdur bâdâm yisah" deyü Ermenî elfâzıyla kelimât ederek ayaklarında şapşal siyâh çizmeler ile ve hırka-i mülevvesleriyle omuzlarında Ferhâdî hazmalar ve lopatayî palalı Bartın kürekleriyle ve necâset gerdelleri içinde tohumlanmış çekirdeği içinde öter sarı hıyârlar ve turp ve şalgamları tekne ve gerdellerinden çıkarup yiyerek ubûr ederler. Gerçi mezmûm ü mülevves kavmdir, ammâ Mısır ile İslâmbol'da lâzımlı kavmdir. Bu mülevves kavmin hizmetiyle İslâmbol pâk olur. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
… dır. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim Kayserî sahtiyânı gibi kıcır kıcır
öter
derler. Pabucu ve mesti ve içi dârâyîli sarı tabanlı cizmesi rub‘-ı meskûnda yo …
Sitayiş-i kâr [u] kisb-i sanâyi‘ât: Bu şehrde gerçi cemî‘ ehl-i hıref mevcûd olup cümle kârları memdûhdur, ammâ dağlarında mazusu gâyet çok olduğundan dabbâğlar keçi derisin dibâğet edüp sarı sahtiyânı olur kim gûyâ altun sarısıdır kim âdemin reng-i rûyı nümâyândır. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim Kayserî sahtiyânı gibi kıcır kıcır öter derler. Pabucu ve mesti ve içi dârâyîli sarı tabanlı cizmesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Cemî‘i vüzerâlara hedâyâ gider. (---)(---)(---)(---)66b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66a–66b ·
metinde göster ·
… göğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve
öter
horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı …
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
… üp el yüze sürdükde görseler kim alem-i Resûlullâh kâfir üzre (...) şakır şakır
öter
sancakdır gücile livâ-i Resûlullâh'ı zabt eder. Asker bu alem-i şerîfi görüp bi …
"İlâhî, kuvvet ve kudret ve nusret senindir ve inâyet ve himâyet senindir. Habîbin Muhammed el-Mustafâ yüzü suyuna olsun bu ümmet-i Muhammedi mansûr u muzaffer eyle" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp el yüze sürdükde görseler kim alem-i Resûlullâh kâfir üzre (...) şakır şakır öter sancakdır gücile livâ-i Resûlullâh'ı zabt eder. Asker bu alem-i şerîfi görüp birbirlerine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
… ği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak
öter
katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral- …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
Bir kaç kerre "Dizginim koyver" deyü ibrâm [u] ilhâh etdi. Aslâ vücûd vermeyüp licâmın elden komadım. Gördüm berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp ayakları rikâbında takır takır öter. Bu hâl üzre yokuş yukaru giderken hikmet-i Hudâ herîfin elindeki Bağdâd kargısı mızrağı bir ağaca ilişüp düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7a ·
metinde göster ·
… yâhûd bir mîrlivâ tabılları bir hoş sadâ ve âheng vermese "Melemen davulu gibi
öter
" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Bu Germiyan ve Aydın ve Sarhan ve Sığla ve Bursa ve Teke sancakları ahâlîleri mabeyinlerinde bir söz olsa yâhûd bir mîrlivâ tabılları bir hoş sadâ ve âheng vermese "Melemen davulu gibi öter" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… ren ve bahrden niçe kerre yüz bin top tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân güm güm
öter
.
Ol gece paşa Ümmü'l-kıyâs köşkünde zevk [u] safâ edüp Eski Mısır'ı ve Nîl üzre olan iki bin pâre gemileri ve berri ve bahri hisâbın Hudâ bilür kanâdîller ve fânûs meş‘aller ile zeyn edüp şeb-i zulmâtî rûz-ı rûşen olur. Ve Ümmü'l-kıyâs kasrın paşa vekîlharcı kanâdîller ile eyle müzeyyen eder kim gûyâ kasr-ı Mikyâs Y 154a fânûs-ı bâğ-ı cinân olur. Ve taraf taraf tabl u kudüm ve nefîr ve sûrnâ ve niçe bin kösler çalınup tâ vakt-i sabahâ dek velvele-i Mısır olur. Ve her sâ‘at berren ve bahrden niçe kerre yüz bin top tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân güm güm öter.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153b–Y154a ·
metinde göster ·
… eve derilerine koyup Mısır'a ve gayrı diyâra gider. Çakıl taşı gibi çakır çakır
öter
. Bir yerde on sene dursa aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi yiyemez. Ve gayrı d …
Hûrmâ-yı Elvâhî: Yedi nev‘a olur. Bir gûne kuru hûrmâsı olur. Deve derilerine koyup Mısır'a ve gayrı diyâra gider. Çakıl taşı gibi çakır çakır öter. Bir yerde on sene dursa aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi yiyemez. Ve gayrı diyârlarda suda ısladup yerler. Gâyet berk hûrmâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·