… 0 sene mukaddem Hazret-i Süleymân ibn Dâvûd aleyhimesselâm Kâf'dan Kâf'a ve ins
[ü] cin
, hûş [u] tuyûra hükm etdi.
Hülâsa-i kelâm gulgule-i Rûm ve tantana-i Rûm ve velvele-i Rûm ve debdebe-i Rûm ve gulibeti'r-Rûm bir dâr [u] diyâr kim vech-i arzda nazîri yokdur. Be-kavl-i Tevârîh-i Yûnâniyân-ı Yanvan ve gayrı müverrihân binâ-yı Kostantıniyye hakkında cümle müttefekun aleyh olmuşlardır kim be-kavl-i İshâk vilâdet-i Resûl'den 1600 sene mukaddem Hazret-i Süleymân ibn Dâvûd aleyhimesselâm Kâf'dan Kâf'a ve ins [ü] cin, hûş [u] tuyûra hükm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8a ·
metinde göster ·
… ar etdi. Derhâl ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Hazret-i Süleymân cemî‘i ins
[ü] cinne
ve perîlere emr edüp Diyâr-ı Makdon'da {ya‘nî Erzurûm ve Filibe ve Edirne ve İs …
"Ya Emînallâh dilerim kim benim içün bu mahalde bir sarây-ı âlî binâ edüp anda dâ’imâ bakıyyetü'l-ömrümü ibâdet ile geçirem ve babamın sûretin inşâ kıldırup ana nazarım ta‘alluk etdükçe bükâdan fâriğ olam" deyü gûnâ-gûn ricâlar etdi. Derhâl ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Hazret-i Süleymân cemî‘i ins [ü] cinne ve perîlere emr edüp Diyâr-ı Makdon'da {ya‘nî Erzurûm ve Filibe ve Edirne ve İslâmbol'da ve İzmit'de} âb [u] hevâsı latîf yerleri deverân ederek yedi günde Hazret-i Süleymân'a gelüp haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8b ·
metinde göster ·
… e bulunup kadı‘asker kalmışdır. Ba‘dehu İslâmbol'da Müftîü's-sakaleyn ya‘nî ins
[ü] cinne
fetvâ verüp kutbiyyete kadem basmış idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylese …
eş-Şeyh Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Süleymân bin Kemâl Paşa: Bâyezîd Hân ve Selîm Hân ulemâsıdır. Selîm Hân ile Mısır fethinde bulunup kadı‘asker kalmışdır. Ba‘dehu İslâmbol'da Müftîü's-sakaleyn ya‘nî ins [ü] cinne fetvâ verüp kutbiyyete kadem basmış idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylesek bir tomar-ı tavîl olur. Ancak yetmiş aded kütüb-i mu‘teberelerinde[n] mâ‘adâ iki yüz risâle te’lîfâtı ve tasavvufâne ve âlimâne eş‘âr-ı belîği vardır. Ammâ bî-mahlaslıkları kendüye mahlas olmuşdur. Âhir-i kâr hâlisen ve muhlisen merhûm olup Edirnekapusu hâricinde tarîk-i âm üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns [ü] cinne sâhib-i fetvâ olduklarında her cum‘a ertesi vakt-i seherde niçe yüz masrû‘ âdemler gelüp üç hafta ziyâretine müdâvemet edüp bi-emrillâh sar‘ zahmetinden halâs olur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âm-ı enâmdır. Târîh-i intikâl-i Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107a ·
metinde göster ·
… îk-i âm üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns
[ü] cinne
sâhib-i fetvâ olduklarında her cum‘a ertesi vakt-i seherde niçe yüz masrû‘ âdem …
eş-Şeyh Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Süleymân bin Kemâl Paşa: Bâyezîd Hân ve Selîm Hân ulemâsıdır. Selîm Hân ile Mısır fethinde bulunup kadı‘asker kalmışdır. Ba‘dehu İslâmbol'da Müftîü's-sakaleyn ya‘nî ins [ü] cinne fetvâ verüp kutbiyyete kadem basmış idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylesek bir tomar-ı tavîl olur. Ancak yetmiş aded kütüb-i mu‘teberelerinde[n] mâ‘adâ iki yüz risâle te’lîfâtı ve tasavvufâne ve âlimâne eş‘âr-ı belîği vardır. Ammâ bî-mahlaslıkları kendüye mahlas olmuşdur. Âhir-i kâr hâlisen ve muhlisen merhûm olup Edirnekapusu hâricinde tarîk-i âm üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns [ü] cinne sâhib-i fetvâ olduklarında her cum‘a ertesi vakt-i seherde niçe yüz masrû‘ âdemler gelüp üç hafta ziyâretine müdâvemet edüp bi-emrillâh sar‘ zahmetinden halâs olur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âm-ı enâmdır. Târîh-i intikâl-i Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107a ·
metinde göster ·
tâlib dürür / Hem salât ile selâm ol Ahmed'e / Mazhar-ı "Levlâk"-ı sırr-ı "emce …
Hamd kılmak Hâlika vâcib dürürNi‘metine ins ü cin tâlib dürürHem salât ile selâm ol Ahmed'eMazhar-ı "Levlâk"-ı sırr-ı "emced"eSahbına evlâdına olsun selâmAnlar-ile oldu bu dîn bi't-temâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b ·
metinde göster ·
… ûfân'da gark olup nâm [u] nişânı güm olmuş" dedikde tiz Hazret-i Emîn cümle ins
ü cinne
, vuhûş u tuyûra emr edüp derhâl taş u toprağın tathîr ederken kal‘anın burc [u] …
Andan Tevârîh-i Hind, andan Tevârîh-i Hâkân-ı Çin, andan Tevârîh-i Acem, andan Tevârîh-i Arab, andan Tevârîh-i Efrenc, andan Tevârîh-i Latin, andan Tevârîh-i Rûmdır. Bu tevârîhlerin cümlesin tetebbu‘ etmiş müverrih âlimler ile ihtılât edüp Bursa'nın bânîsinden aslâ bir müverrih tahrîr edüp ayân u beyân etmemişler. Ammâ 222a Tevârîh-i Süleymânnâme'de ve Târîh-i Evveliyyât-ı Tuhfe'de tahrîr eder kim bir kerre Hazret-i Süleymân kerr u ferr u dârât ile taht-ı Süleymânîsi üzre ber-hevâ tayarân ederken Bursa hâyilinde sâbite olan ebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsı üzre meks edüp cânib-i erba‘aya nigerân edüp esnâ-yı kelâmda Hazret-i Süleymân vezîri Âsaf-ı Berhayâ'ya der kim, "Ne olaydı şu ferah-fezâ yerde bir şehr-i azîm olaydı" buyurduklarında hemân ecinne ve dîv [ü] perîlerden ba‘zı musâhib-i mukarrebînler eyitdiler: "Yâ Emînallah! Bir kerre Tûfân-ı Nûh'dan evvel bu mahalle bir Süleymân ile leşker-keş olup geldiğimizde bu kûh-ı bülendin dâmeninde bir kal‘a-i azîm ve bir şehr-i kadîm var idi. Ol kal‘ayı cânn kavmi yapdı derler. Almada âciz olup bî-feth rücû‘ edüp gitdik. İşte Tûfân'da gark olup nâm [u] nişânı güm olmuş" dedikde tiz Hazret-i Emîn cümle ins ü cinne, vuhûş u tuyûra emr edüp derhâl taş u toprağın tathîr ederken kal‘anın burc [u] bârûları nümâyân olur, ammâ tathîrinde usret çekerler. Hemân Emîn-i Mübîn rîha emr edince bir kerre Lodos rûzgârı Âd kavmine esdiği gibi bir rîh-ı akîm esüp cümle taşı ve toprağı hevâya perrân edüp tarfetü'l-ayn içre kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâhir olur. Bir dîv-i sefîd eydür "Yâ Emînallah! Bu kal‘anın altındaki kayalarda bir mutalsam kenz vardır. Anı bulsanız dünyâ halkına inkırâzu'd-devrân kifâyet ederdi" der. Bir div dahi mu‘âraza edüp "Bulunmaz" der. Biri dahi "Eğer ol dahme bulunursa ol defîne ile Emînullah bu şehri imâr ede" der. Kimi bulunursa, kimi bulunmazsa derler. Derhâl dîvlere emr edüp ol dahmeyi bulup şehri ta‘mir [u] termîm edüp ismini Bulursa korlar. Bursa, Bulursa'dan galatdır. Ba‘dehû Süleymân-ı Emîn Bursa'nın cânib-i garbında bir merhale karîb Edincik nâm bir şehr-i azîm binâ edüp Belkîs'a taht edüp hâlâ kasr-ı âlîleri ve tâk-i kisrâları Edincik şehrinde zâhir ve bâhirdir. Ekseriyyâ Ayasofya amûdları bu Edincik şehrinden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b–222a ·
metinde göster ·
… hâki hükmünde nısfı ze‘âmetdir ve nısfı Tokat hâkimi subaşılığıdır. Cümle cürm
[ü] cinâyeti
ve salb [u] siyâseti anın tasarrufundadır ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdı …
Hacı Yûsuf Ağa hânesinde mihmân olup Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve sâ’ir a‘yâna mektûb-ı muhabbet-üslûblarımız verüp me’mûr olduğumuz bölükbaşılar cem‘ine mukayyed olup şehr içre "At ve don ve mâl u menâl isteyen, ata, dona ve silâhına kâdir olan yiğitler gelsin" deyü dellâller nidâ etdirüp şehri seyr [ü] temâşâsına başladık. Evvelâ bu şehr-i Köprü Deşan dağının dâmeninde bir dereli ve depeli yerde iki cânibinden nehirler cereyân eder. Bir mahalde şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Bir nehrine Boğazköy suyu derler, şehrin dibinden cereyân eder. Ve bir nehri şehrden bir sâ‘at ba‘îd nehr-i Istavloz derler. Şehr-i Köprü bu iki nehrin ortasındadır. Bu nehirler taşdığı mahal, Köpr[ü] sahrâsın gark eder. Bu nehirler Deşan dağından gelüp nehr-i Istavloz'dan ağaç cisr-i azîmden ubûr olunduğiyçün şehr-i Köprü derler. Gâyet musanna‘ çam direklerden cisr-i garîbdir. Amâlika asrında bu şehre Şındır kal‘ası derlerdi. Lisân-ı Amâlika'da şınd yine köprüye derler. Cisri, Hazret-i Risâlet mütevellid oldukda münhedim olup sonra haşebden binâ etmişlerdir. Ba‘dehû bu cisrden ubûr eden iki nehir Köprü şehrinden aşağı cereyân ederek Çeltiklik nâm mahalde nehr-i azîm Bafra'ya rîzân olur. Ve bu kal‘anın ibtidâ bânisi Amâlika meliklerinin binâsıdır. Andan Tarabefzûn tekürı destinden Âl-i Dânişmendî'den Melik Gâzî feth edüp andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân muhâsara ile Koca kal‘asın feth edüp bu Şindir kal‘ası, ya‘nî Köprü kal‘ası emân ile feth olup hâlâ Amasiyye hâki hükmünde nısfı ze‘âmetdir ve nısfı Tokat hâkimi subaşılığıdır. Cümle cürm [ü] cinâyeti ve salb [u] siyâseti anın tasarrufundadır ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… vüzerâ dahi ziyâde tahsîl eder ma‘mûr eyâletdir. Sâ’ir bâd-ı havâsıyla ve cürm
[ü] cinâyetiyle
cümle sekiz aded sancağında iki kerre yüz bin guruş olur. Bir hâkimi dahi Tuna …
Ve paşanın tahtı Silisre sancağında hâslarının on iki voyvodalığ vardır. 118a Hass-ı hümâyûnu bu voyvodalıklardan hâsıl olur. Evvelâ hâs-ı Babadağı, altı kîse muhâsebesi vardır. Hâs-ı Karasu ve hâs-ı Dobruca ve hâs-ı Deliorman ve hâs-ı Hacıoğlubâzân ve hâs-ı Eskicum‘a ve hâs-ı Pirevadi ve hâs-ı Aydos ve hâs-ı Karnıbat ve hâs-ı şehr-i Silistre. Bu tahrîr olunan hâsların mâlıyla paşa askeriyle sefer eşer ve bu Silistre şehri kânûn üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz akçe pâyesiyle mollalara sadaka alınmışdır. Kazâ-yı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye kurâları var kim her biri birer rabta-misâl ma‘mûr kurâlardır. Senede kadısına otuz kise hâsıl olduğuna şübhe yokdur. Hatta zamânımızda mukîm efendi kırk kîse mâl oldu. Zîrâ re‘âyâsı şer‘-i şerîfe gâyet mutî‘lerdir. Paşasına cümle hâslarından ber-vech-i adâlet Melek Ahmed Paşa efendimiz zabtı üzre kırk bin guruş oldu. Ammâ sâ’ir vüzerâ dahi ziyâde tahsîl eder ma‘mûr eyâletdir. Sâ’ir bâd-ı havâsıyla ve cürm [ü] cinâyetiyle cümle sekiz aded sancağında iki kerre yüz bin guruş olur. Bir hâkimi dahi Tuna Kapudanı Maksûd Ağa'dır. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir. Biri dahi sipâh kethüdâyeridir. Biri dahi yeniçeri serdârıdır. Biri dahi şehr voyvodasıdır. Biri dahi muhtesib ağadır. Biri dahi şehir nâ’ibidir. Biri dahi bâcdârdır. Biri dahi harâccıdır. Biri dahi balık emînidir kim yetmiş yük akçe iltizâmdır. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a kullarına bu balık emîni mevâcib verüp paşanın arzına altı kîse verüp paşanın arzı mûcebince der-i devlete balık emîninin muhâsebesi görülür. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır. Ve bir hâkimi dahi mezheb-i Nu‘mân ibn Sâbit kim İmâm-ı A‘zam mezhebi şeyhülislâmıdır ve bir hâkimi dahi hasîbü'n-neseb ırk-ı tâhirden nakîbü'l-eşrâfıdır. Ve bir hâkim-i askerîsi dahi cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timara alaybeğisi sancak pâyesiyle hâkimdir. Ve'l-hâsıl on sekizinci hâkimi çeribaşıdır kim cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar bu çeribaşı cem‘ eder. Tâ bu mertebe âbâdân ve mazbût eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b–118a ·
metinde göster ·
… kadıya yedi kise mâl hâsıl olur. Zu‘amâ hâkimine dahi öşr-i sultânîden ve cürm
[ü] cinâyet
ve bâd-ı hevâdan yedi kise hâsıl olur. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve …
Eyaletinde (---) sancağı hâkinde mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem Abaza Mustafâ Ağa nâm bir gâzî-i hümâmın serbest ze‘âmetidir. Ve hâkim-i şer‘î üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle yedi niyâbet hükûmetinde 124 aded âbâdân kurâlardan ber-vech-i adâlet kadıya yedi kise mâl hâsıl olur. Zu‘amâ hâkimine dahi öşr-i sultânîden ve cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı hevâdan yedi kise hâsıl olur. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir bâcdârı ve muhtesibi vardır. Subaşısı, zâ‘im-i serbest tarafındandır. Ammâ harâcı ve emîn[i] pâdişah cânibindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132b ·
metinde göster ·
… taht-ı sânî olmağıla bir hâkim müdâhale edemeyüp cemî‘i salb u siyâseti ve cürm
[ü] cinâyeti
Edirne bostâncıbaşıları hükûmetindedir. Zamânımızda Kırkayak Koca Sinân Paşa Ed …
Evvelâ Süleymân Hân-ı Kânûnî tahrîri üzre şehr-i Edirne Rûmeli eyâletidir. Ammâ taht-ı sânî olmağıla bir hâkim müdâhale edemeyüp cemî‘i salb u siyâseti ve cürm [ü] cinâyeti Edirne bostâncıbaşıları hükûmetindedir. Zamânımızda Kırkayak Koca Sinân Paşa Edirne bostâncıbaşısı olup hakkâ ki eyâlet-i Rûm'a varınca zemînde kırkayak gibi gezüp hırsızı ve harâmzâdeyi Hamele-i sevrin boynuzunda ise bulup hakkından gelüp Edirne eyâleti emn [u] emân idi. Hâsları ve yedi yüz tevâbi‘i var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins
[ü] cinn
ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve b …
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Unk gibi deryâ cezîrelerinde yatup ve deryâlar içre gezüp balıkları sayd edüp âfitâb-ı âlemtâbda pişirüp yerlerdi. Tâ bu mertebe rûy-ı arz âdem ile pür olup zirâ‘at yeri kalmayup derd-i ser ile geçinirlerdi. Tâ ki hubût-ı Âdem'den iki bin iki yüz kırk sene geçüp Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm vücûda gelüp rûy-ı dünyâda mâl-â-mâl olan benî Âdemi dîne da‘vet eyleyüp aslâ birisi îmân kabûl etmediklerinden Cenâb-ı Kahhâr-ı Kibriyâ anlara tûfân-ı Nûh verüp ancak keştî-i Nûh'da yetmiş iki benî Âdem ve yetmiş iki çift hayvânât ile İblîs-i aleyhi'l-la‘ne bir hımârın kuyruğuna yapışup keştî-i Nûh'a İblîs bile girüp cümle yüz kırk beş mahlûk keştî-i Nûh ile tûfândan halâs olduklarıyçün Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî dediler. Zîrâ gemiden çıkan yetmiş iki aded benî Âdem yetmiş iki millet olup rûy-ı zemîne yayılup tenâsül bulduklarıyçün Hazret-i Nûh Necî'ye Eb-i sânî dediler. Ammâ ol Tûfân-ı Nûh'dan beri bâlâda zikr olunan ne cân kavmi ve ne cin kavmi ve ne sâ’ir kavimlerin cümlesi gark-ı 397b Tûfân olup helâk oldular. Hamd-i Hudâ ba‘de't-Tûfân yine Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı benî Âdem ve sekalân ve hûş u tuyûr ile müzeyyen edüp âsûde etdi ammâ emr-i Hak ile benî Âdem'den ne kavm-i ecinne ve ne kavm-i şeyâtîn ayrılmadılar. Ammâ Nasîbîn şehrine ecinne kavmi Hazret-i Risâlet-penâhın mu‘cizesi du‘âsı berekâtıyla ecinne ol şehre giremez ammâ İblîs girüp benî Âdeme vesveseden hâlî değildir. İblîs-i telbîs Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp kan ile beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a–397b ·
metinde göster ·
… ûmdur. Be-kavl-i müverrihân-ı Rûm-ı ân Merzibûm kaçan kim Hazret-i Süleymân ins
ü cin
ve div ü perilere emr edüp Yemen şehirlerinde Sebe’ pâdişâhının kızın perilere …
İbtidâ bânîsi bizzât Hazret-i Süleymân'dır kim eğer tevârîh-i Yunaniyân ve eğer târîh-i İsrâ’ilî ve Latin ve Arab ve Acem müverrihleri ale'l-ittifâk "Hazret-i Süleymân binâsıdır" deyü tahrîr etmişlerdir, zîrâ hâlâ eser-i binâlarından dahi ma‘lûmdur. Be-kavl-i müverrihân-ı Rûm-ı ân Merzibûm kaçan kim Hazret-i Süleymân ins ü cin ve div ü perilere emr edüp Yemen şehirlerinde Sebe’ pâdişâhının kızın perilere emr-i Hakk ile getirdiği sûre-i Sebe’de âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… elkıs'ın re’y [ü] tedbîriyle bu Aydıncığ'ı eyle amâr etdiler kim yedi yılda ins
[ü] cin
ve hûş u tuyûr ve dîv ü periler çalışmadan bî-tâb ü bî-mecâl kalup İremezâtü'l- …
Andan yine Hazret-i Süleymân yele emr edüp niçe zemînleri seyr [ü] temâşâ ederek Bursa zemînine gelüp, Bursa, ‘Bulursa’dan galatdır, anda Bursa şehrin tûfân-ı Nûh kumu içinden çıkarup Süleymân Nebî Bursa'da meştâ edüp, andan bu Kapudağı zemîninde bu Aydıncık nâm âb [u] havâsı latîf cây-ı hoş-fezâyı beğenüp Belkıs'ın re’y [ü] tedbîriyle bu Aydıncığ'ı eyle amâr etdiler kim yedi yılda ins [ü] cin ve hûş u tuyûr ve dîv ü periler çalışmadan bî-tâb ü bî-mecâl kalup İremezâtü'l-imâd misilli bir şehr-i azîm olup hâlâ eser-i binâları Kapudağı boğazına ve Erdek sahrâlarına varınca ibret-nümâ amûd-ı müntehâlar ve tâk-ı kisrâlar ve kubbe-i gûnâ-gûnlar hisâbın Sâhibü't-tedbîr Sannâ‘-ı Lem-yezel bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… . On bir yerde hâs voyvadaları vardır, ammâ bu hâslardan ve bâc u bâzâr ve cürm
[ü] cinâyet
ve bâd-ı havâdan ber-vech-i adâlet paşasına seksen yedi bin guruş dutar. Seydî …
Paşası iki tuğlu mîr-i mîrândır, ammâ niçe kerre üç tuğlu vezîrlere sadaka olunmuşdur, ammâ paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu sekiz yüz altı bin yedi yüz doksan akçedir. On bir yerde hâs voyvadaları vardır, ammâ bu hâslardan ve bâc u bâzâr ve cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı havâdan ber-vech-i adâlet paşasına seksen yedi bin guruş dutar. Seydî Ahmed Paşa gibi zabt ederse iki kerre yüz bin guruş dutar eyâlet-i azîmdir. Çete ve potura yeridir kim gâzîler esîr getirirlerse bî-kıyâs üsârâ peydâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… rı ve niçe bin fıskıyye ve havuz ve fevvâreleri ve tuçdan altun ile mutallâ dîv
ü cin
ve perî sûretlerin ve tuçdan selef kralları timsâllerin ve hâlâ {İslâmbol'da} A …
Ba‘de'z-ziyâfe Süleymân Hân pederimiz merhûmun nakli üzre hazîne-i Lagoş['u] cümle Budin'den çıkarup yedi bin aded deriler sarılı sandûkalara mâl-ı hazâ’ini doldurup bu kadar cebehâne ve bu kadar ibret-nümâ zî-kıymet eşyâları ve murassa‘ tahtları ve niçe yüz aded murassa‘ pençere kapakları ve kapuları ve niçe bin fıskıyye ve havuz ve fevvâreleri ve tuçdan altun ile mutallâ dîv ü cin ve perî sûretlerin ve tuçdan selef kralları timsâllerin ve hâlâ {İslâmbol'da} Ayasofya câmi‘i mihrâbının yemîn ü yesârında olan mutallâ şem‘dânların ve niçe bin bunun emsâli ibret-nümâ eşyâların cümle yerlerinden kal‘ edüp İslâmbol'a gemilerle gönderüp cümle sûretleri temâşâ içün Atmeydânı'na korlar. Ve Budin'den niçe zî-kıymet balyemez topları Belgrad'a gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… dedikde hemân Süleymân Hân hâbdan bîdâr olunca ol nısfu'l-leylde Hâsoda'ya ins
ü cin
ve perî giremez iken görse kim câmekânı bâbında bir dervîş-i dilrîş durup eydir …
"Al bu miftâhları kalk Budin'e gidelim. Bu miftâhlarla Budin kapusun açalım" dedikde hemân Süleymân Hân hâbdan bîdâr olunca ol nısfu'l-leylde Hâsoda'ya ins ü cin ve perî giremez iken görse kim câmekânı bâbında bir dervîş-i dilrîş durup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m
ü] cinâyeti
boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-mi …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
Paşasının cevz-i ma‘dûdu hâslarından on altı bin guruş olup bâc-ı bâzâr ve cürm
[ü] cinâyet
ve salb [u] siyâsetden dahi ve gayri mahsûlâtlar ile cümle beher sene yigirmi a …
Paşasının cevz-i ma‘dûdu hâslarından on altı bin guruş olup bâc-ı bâzâr ve cürm [ü] cinâyet ve salb [u] siyâsetden dahi ve gayri mahsûlâtlar ile cümle beher sene yigirmi altı bin guruş olur, ammâ Monla Ganî Paşa ve Ak Mehemmed Paşa ve Sarhoş İbrâhîm Paşa kırkar bin ve ellişer bin guruş tahsîl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
… t-i Rabbi'l-İzzet'in hükm-i şerîf-i ezeli'l-âzâli bunun üzerine cârîdir kim ins
ü cinnin
Rezzâk-ı Râzık'ıdır kim anlara takdîr etdiği erzâkların verir.
188b Evvelâ dibâce-i târîh-i fetihnâme-i cezîre-i Girid-i ifrît oldur ki, kâ‘ide-i Hazret-i Rezzâk-ı Bîçûn ve erkân-ı kün fe-yekûn, ber-muktezâ-yı âdet-i Rabbi'l-İzzet'in hükm-i şerîf-i ezeli'l-âzâli bunun üzerine cârîdir kim ins ü cinnin Rezzâk-ı Râzık'ıdır kim anlara takdîr etdiği erzâkların verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
… eden melik hâkimü'l-vakti gümüşhâne emînidir kim cümle salb [u] siyâset ve cürm
[ü] cinâyet
anındır.
Ve nâhiyesi (---) kadar ma‘mûr kurâdır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni vardır, ammâ cümleden melik hâkimü'l-vakti gümüşhâne emînidir kim cümle salb [u] siyâset ve cürm [ü] cinâyet anındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
… ü'n-neseb olanların 219a taht-ı hükûmetlerinde olup salb [u] siyâset ve cürmü
[ü] cinâyet
ve gayri mahsûlât-ı mütenevvi‘a cümle anların destinde olup keyfe mâ-yeşâ mutas …
Bu şehr-i atîk anın tahtgâhı idi. Niçe bin devlet eline girüp âhır-ı kâr sene 777 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr fethidir, be-dest-i Gâzî Evrenos. Ba‘dehu küffâr-ı bed-kirdâr-ı murdâr bu şehre yine istîlâ edüp yine sene 786 târîhinde Gâzî Evrenos feth edüp bir dahi küffâr-ı hâksâra cây-ı me’men olmasın deyü kal‘asın câ-be-câ rahnedâr etmişdir. Hâlâ tahrîr-i Gâzî Süleymân Hân üzre Rûmeli eyâletinde Selânik sancağı hâkinde maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem (---)(---)(---)(---) evkâf-ı azîmdir kim hasîbü'n-neseb olanların 219a taht-ı hükûmetlerinde olup salb [u] siyâset ve cürmü [ü] cinâyet ve gayri mahsûlât-ı mütenevvi‘a cümle anların destinde olup keyfe mâ-yeşâ mutasarrıflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b–219a ·
metinde göster ·
ve hûş u tuyûr ve perî vü dîvler ile sâkin olurlar.
Be-kavl-i müverrihîn-i Yûnân-ı Rûm ve Latin ve Sırf ve Mığdısî ve Kıbtî tevârîh-i mu‘teberelerinin tahrîri üzre ibtidâ bu şehri bünyâd eden Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâmdır kim Belkîs Ana'yı Sebâ şehrinden perîlere getirdüp tahtını rûzgâra götürdüp cihânı Belkîs Hâtûn'una seyr [ü] temâşâ etdirirken Belkîs Ana ibtidâ diyâr-ı Rûm'da Atine şehr[i] hâkinde Temâşâlık nâm bir cây-ı mürtefi‘i görüp anda bir kasr-ı azîm binâ etdirüp 223a hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Andan fermân-ı Süleymân Nebî ile rûzgâr-ı zorkâr bârgâh-ı Süleymân'ı ber-hevâ götürürken Belkîs Ana bu şehr-i Selânik'in zemîninden dahi hazz edüp zemîn-i Selânik'in Yedikulle nâm hâlâ çınâristân olan yerde yine bir kasr-ı irem-i bünyâd etdirüp niçe zamân Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü dîvler ile sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b–223a ·
metinde göster ·
… 246a tarafından voyvadası iki yüz âdem ile zabt edüp salb [u] siyâset ve cürm
[ü] cinâyet
cümle voyvadanın olup kırk elli bin guruş hâsıl olur maktû‘u-ı kalem ve mefrûzu …
Ve Medîne-i Münevvere vakfı olmak ile dâru's-sa‘âde ağası 246a tarafından voyvadası iki yüz âdem ile zabt edüp salb [u] siyâset ve cürm [ü] cinâyet cümle voyvadanın olup kırk elli bin guruş hâsıl olur maktû‘u-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem serbest vakfullâhdır. Hâkimü'l-vakti olan gümrük emîni Hasan Ağazâde sarâyında mihmân olup safâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b–246a ·
metinde göster ·
… ve kal‘ası Ohri sancağı hâkindedir, ammâ hükûmetinin salb [u] siyâseti ve cürm
[ü] cinâyeti
Ohri gölü emîni hükmünde olup maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem kırk yük akçe h …
Bu Üstürka kasabası ve kal‘ası Ohri sancağı hâkindedir, ammâ hükûmetinin salb [u] siyâseti ve cürm [ü] cinâyeti Ohri gölü emîni hükmünde olup maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem kırk yük akçe hâss-ı hümâyûn mâl-ı pâdişâhîli emânetdir kim gökde uçan ve yerde gezen ve gölde yüzen cemî‘i mahlûkât-ı mevcûdât emînin iltizâmında olup cümle kaçkın köleler ve cemî‘i yuvalar 368b ve bâc u bâzâr ve aded-i ağnâm ve ispençe ve kışla hakkı ve tütün hakkı ve dölüm hakkı ve beytü'l-mâl ve hâss u harâc ve hâne-i avârız el-hâsıl cemî‘i tekâlîf-i örfiyye-i şâkkalar cümle Ohri gölü emîninin hükmünde olup Ohri beğinin aslâ alâkası yokdur. Büyük emânetdir kim iki yüz aded neferâtlarıyla bu hükûmeti fermân-ı pâdişâhiyle zabt [u] rabt-ı tasarruf edüp şeb [ü] rûz gölün etrâfların askeriyle dolaşup hıfz [u] hırâset edüp gölün etrâflarında sayd olunan mâhîlerin öşr-i sultânîlerin alup anın izniyle sayyâdlar balık sayd ederler. Eğer emîninin izinsiz bir kimesne nihânî bir şibr mâhî sayd ederse tecrîm edüp siyâsetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368a–368b ·
metinde göster ·
… ar dahi kırkar ve ellişer ma‘mûr kurâlara mâliklerdir. Salb [u] siyâset ve cürm
[ü] cinâyetleri
kendülere tefvîz olunmuş ze‘âmet beğleridir. Hîn-i gazâda tablları ve tuğları y …
Ve eyâletinde cümle on dörd sancakdır. Evvelâ tahtı olan Kütâhiyye sancağı ve Sarhan sancağı ve Aydın sancağı ve Kastamonu sancağı ve Bursa sancağı ve Bolu sancağı ve livâ-yı Menteşe ve livâ-yı Ankara ve Karahisâr-ı Sâhib ve Teke sancağı ve Kânkırı sancağı ve Hamîd sancağı ve Sultânönü ve Karasi sancağı, cümle sancakları bunlardır. Bunlardan mâ‘adâ eyâletinde dörd müsellem beğleri vardır. Anlar dahi kırkar ve ellişer ma‘mûr kurâlara mâliklerdir. Salb [u] siyâset ve cürm [ü] cinâyetleri kendülere tefvîz olunmuş ze‘âmet beğleridir. Hîn-i gazâda tablları ve tuğları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8b ·
metinde göster ·
Ve bir hâkim dahi kırk yük akçe iltizâm ile gümrük emîni hükûmet eder. Cürm
[ü] cinâyet
ve salb [ü] siyaset cümle emînin destindedir. Ve emr-i pâdişâhî ile mîrlivânın …
Ve bir hâkim dahi kırk yük akçe iltizâm ile gümrük emîni hükûmet eder. Cürm [ü] cinâyet ve salb [ü] siyaset cümle emînin destindedir. Ve emr-i pâdişâhî ile mîrlivânın her sene sâlyânesin verüp muhâsebesine mahsûb olur. Ve taraf-ı pâdişâhîden her ne maslahat içün bir emr-i şerîf vârid olsa ibtidâ emîn ve paşa, mîrlivâ ve sâlisen mollâ ve râbi‘an sâ’ir iş erleri deyü tahrîr olunur. Gümrük emâneti âlî mansıbdır kim müstakil emânetdir. Bir ferd-i âferîde hükmüne mâni‘ müzâhim değillerdir. Ve Sakız iskelesi başında bir sarây-ı âlîde sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y56b ·
metinde göster ·
… şehbâz ile hükm-i hükûmât edüp tahsîl-i mâl eder. Cümle salb u siyâset ve cürm
[ü] cinâyet
voyvada hükmündedir.
Ve bu hâk-i müşk-i anber-âsâda senevî kırk dörd gûne mahsûl hâsıl olur. Ve hâlâ bu şehr-i bî-nazîr maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem hâss-ı hümâyûndan ifrâz Âyişe Sultân hâssıdır. Ve voyvadası iki yüz cürd atlı ve yüz tüfeng-endâz fetâ-yı şehbâz ile hükm-i hükûmât edüp tahsîl-i mâl eder. Cümle salb u siyâset ve cürm [ü] cinâyet voyvada hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a ·
metinde göster ·
Ve bu Marmaris gerçi Menteşe hâkindedir, ammâ Süleymân Hân binâsı olmak ile Rodos'da Süleymân Hân mütevellîsi hükmündedir. Salb [u] siyâseti ve cürm ü cinâyeti anın elindedir. Hâlâ Rodos eyâletidir. Hîn-i tahrîrde Süleymân Şâh eyle tahrîr etmişdir. Ammâ kal‘adan bir top menzili Gökova kazâsı hükmündedir. Mezkûr namâzgâha her cum‘a Gökova kadısı gelüp da‘vâ fasl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
… Kalimyoz ve cezîre-i Paşa ve kal‘a-i Bodurum. Bu mezkûr adalar eyâlet olup cürm
[ü] cinâyeti
ve salb [u] siyâseti paşasına taraf-ı pâdişâhîden sekiz yük yetmiş bin akçe hâs …
Ve eyâleti bunlardır ki zikr olunur: Evvelâ karşu şimâl cânibinde yigirmi mîl deryâ aşırı kal‘a-i Marmaris ve on iki mîl yıldız cânibine cezîre-i Sönbeki ve cenûb cânibine on bir mîl cezîre-i Hereke ve cezîre-i İliki ve cezîre-i İncirli ve cezîre-i Kerpe ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Kalimyoz ve cezîre-i Paşa ve kal‘a-i Bodurum. Bu mezkûr adalar eyâlet olup cürm [ü] cinâyeti ve salb [u] siyâseti paşasına taraf-ı pâdişâhîden sekiz yük yetmiş bin akçe hâss-ı hümâyûn ta‘yîn olunup hîn-i seferde Kapudan Paşa ile dörd pâre kadırga donadup sefer eşer, "Rodos yedekleri" deyü Akdeniz'de martı kuşu-misâl pervâz urup sayd [u] şikâr edüp muhâfaza eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113b ·
metinde göster ·
… n ve Besni (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlardan cümle cürm
[ü] cinâyet
ve bâd-ı hevâ cümle eyâletinden senevî ber-vech-i adâlet kırk altı ve kırk yedi …
Ve eyâletinde cümle hâsları bunlardır ki zikr olunur: Evvelâ Elbistan ve Besni (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlardan cümle cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı hevâ cümle eyâletinden senevî ber-vech-i adâlet kırk altı ve kırk yedi bin guruş hâsıl olup kânûn üzre beş bin akçede bir cebelüsü ile me’mûr olduğu sefere eşer. Cümle kendü askeri iki bin müsellah asker olur eyâlet-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159b ·
metinde göster ·
… yûnu 24.513 akçedir. Ve cümle hâsları (---) subaşılıkdır. Bunlardan senevî cürm
[ü] cinâyeti
ve salb [u] siyâseti ve bâd-ı hevâsı ile ber-vech-i adâlet kırk altı ve elli ⟦Y …
Paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 24.513 akçedir. Ve cümle hâsları (---) subaşılıkdır. Bunlardan senevî cürm [ü] cinâyeti ve salb [u] siyâseti ve bâd-ı hevâsı ile ber-vech-i adâlet kırk altı ve elli Y 163a bin guruş hâsıl olup beş bin akçede bir cebelüleri ile cümle sekiz yüz asker olup me’mûr olduğu sefere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b–Y163a ·
metinde göster ·
ve cevz-i ma‘dûddan ve bâd-ı hevâdan senevî ber-vech-i adâlet yetmiş bin guruş …
Ve bunlardan ve cürm [ü] cinâyetden ve cevz-i ma‘dûddan ve bâd-ı hevâdan senevî ber-vech-i adâlet yetmiş bin guruş hâsıl olur. Beş bin akçede bir cebelüsü ile me’mûr olduğu sefere iki bin asker ile sefer eşer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168b ·
metinde göster ·
… ve Nesîmî hazretlerinin şer‘ile derisin yüzdüren müftîyyü's-sakaleyn ya‘nî ins
[ü] cinne
fetvâ verir Şeyh Şehâbeddîn ve pîşvâ-yı tarîkat Hazret-i Şeyh Cemâleddîn.
Ve Dellâllar mahallesi tedribesinden taşra Şeyh İbrâhîm ve civârında Şeyh Arabî ve Kırklar makâmı ve Şeyh Ebûbekir'den aşağı Şeyh Yaprak ve civârında Şeyh Memi ve Şeyh Bayram civârında Köse Şeyh Mehemmed ve Nesîmî hazretlerinin şer‘ile derisin yüzdüren müftîyyü's-sakaleyn ya‘nî ins [ü] cinne fetvâ verir Şeyh Şehâbeddîn ve pîşvâ-yı tarîkat Hazret-i Şeyh Cemâleddîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174b ·
metinde göster ·
İhvân-ı zevî'l-ukûle şöyle ma‘lûm-i sa‘âdet ola kim bu Mekke-i mükerrem ve Beytullâhi'l-harem, Bekke nâm bir teng ü dar bir dere içine vâki‘ olup dâ’imâ yedi dereden cereyân eden bârân-ı rahmetin seylânı gark-ı harem edermiş. Selef mülûkleri buna ilâc bulamayup niçe kerre Harem-i P 139a Şerîf matar-ı rahmet ile deryâ-misâl olup huccâc-ı müslimîn bârân-ı rahmet içinde şinâverlik ederek tavâf edüp edâ-yı farz etmek vâki‘ olmuşdur. Zîrâ ins ü cinnin tavâfından hâlî olmaduğından mâ‘adâ Ka‘be üzre kerrûbiyânlar dahi tavâf etmeden hâlî değillerdir. Ol ecilden Süleymân Hân Ka‘be-i şerîfi seylâba gark olmadan halâs içün Mi‘mâr Sinân'ı ve Kara Mahmûd Paşa'yı mu‘temed nasb edüp yedi senede Harem-i şerîfi müceddeden tevsî‘ edüp ve cânib-i erba‘asında olan otuz tokuz aded bâb-ı kebîrlerin atebe-i tahtânîlerin âlî edüp beşer altışar kademe Y 334a taş nerdübân ile urûc olunup onar ve on ikişer kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bâb-ı âlîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y333b–Y334a ·
metinde göster ·
… azret-i Süleymân'ın dîvânı tertîbi yazılmışdır kim cemî‘i zî-rûh mevcûdâtın ins
[ü] cinnin
hûş u tuyûrların envâ‘-ı eşkâlleri ol taş gemide saf saf alay alay yazılmışdır, …
Ve ol tekne geminin cânib-i erba‘asında Hazret-i Süleymân'ın dîvânı tertîbi yazılmışdır kim cemî‘i zî-rûh mevcûdâtın ins [ü] cinnin hûş u tuyûrların envâ‘-ı eşkâlleri ol taş gemide saf saf alay alay yazılmışdır, ammâ gûyâ kalem-i Bihzâd ve Şâhkulu hattıdır. Bir vâcibü's-seyr dîvân-ı Süleymân'dır. Gören dîvâne olup yüz dîvâne dutar. Zîrâ bu ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûra hükm eden Süleymân'a kalmadı dünyâ, deyüp terk-i mâsivâ eder. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… bü's-seyr dîvân-ı Süleymân'dır. Gören dîvâne olup yüz dîvâne dutar. Zîrâ bu ins
[ü] cin
ve hûş [u] tuyûra hükm eden Süleymân'a kalmadı dünyâ, deyüp terk-i mâsivâ eder. …
Ve ol tekne geminin cânib-i erba‘asında Hazret-i Süleymân'ın dîvânı tertîbi yazılmışdır kim cemî‘i zî-rûh mevcûdâtın ins [ü] cinnin hûş u tuyûrların envâ‘-ı eşkâlleri ol taş gemide saf saf alay alay yazılmışdır, ammâ gûyâ kalem-i Bihzâd ve Şâhkulu hattıdır. Bir vâcibü's-seyr dîvân-ı Süleymân'dır. Gören dîvâne olup yüz dîvâne dutar. Zîrâ bu ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûra hükm eden Süleymân'a kalmadı dünyâ, deyüp terk-i mâsivâ eder. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı havâ ve cürm
[ü] cinâyetden
on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
Ve bâc-ı bâzârı ve muhtesib ve tershâne neferâtları ve yuva(?) ve kaçkın köle ve balık dalyanları ve şehir subaşılığı ve cümle salb siyâset basmak, asmak ve urmak ve tutmak anın hükmündedir. İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı havâ ve cürm [ü] cinâyetden on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·
… inde icrâ-yı mahâret edüp bârgâh-ı Hazret-i Süleymân'ı cemî‘i hûş [u] tuyûr ins
ü cin
ve ecnâs-u mahlûkâtile tasvîr etmiş kim bu ilimden haberdâr olan üstâd Evreng [ …
Ve bu hadîkanın sağ tarafında yine câmi‘ hareminin ortasına vâki‘ olur bir kubbe-i âlî altında yekpâre bir Hanefî âbdest havzu vardır, siyâh-levn mücellâ sommâkîdendir. Bu havzun cânib-i erba‘asında üstâd-ı mermerbür ressâm-ı Sâm sihr-i mübîn mertebesinde icrâ-yı mahâret edüp bârgâh-ı Hazret-i Süleymân'ı cemî‘i hûş [u] tuyûr ins ü cin ve ecnâs-u mahlûkâtile tasvîr etmiş kim bu ilimden haberdâr olan üstâd Evreng [Erjeng?] ve Bihzâd [ve] Mânî ve Şâhkulu ve Ağa Rızâ ve Velîcân gördükde âlem-i hayretde kalup bîcân olur. Böyle sihr-i i‘câz dîvân-ı Hazret-i Süleymân tasvîr olunmuş bir Hanefî havzıdır. Zemîn ü âsumânda Cenâb-ı Bârî'nin ne kadar mahlûkâtları var ise ve cemî‘i kerrûbiyân hamele-i arş [u] kürs ve hamele-i zemîn ü âsumân ve gâv [u] semek ve bir peşe-i leng dahi dîvân-ı Süleymân'da timsâl olunmuş sûretlerdir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322b ·
metinde göster ·
hâsıl olup paşası her sene ikişer pâre kadırga ile kapudan paşa her kanda sefer …
Ve on iki kîse dahi bâd-ı havâ cürm [ü] cinâyetinden hâsıl olup paşası her sene ikişer pâre kadırga ile kapudan paşa her kanda sefer etse bile sefer eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a ·
metinde göster ·
… den Mısır dîvânında senevî on iki kîse hâs akçesi alur ve on iki kîse dahi cürm
[ü] cinâyetden
ve bâc-ı bâzâr ve bâd-ı havâdan hâsıl olup bu hâs tahtında iki pâre yarar kadır …
Mısır eyâletinde deryâ beği hükmünde latîf sancakdır. Paşası taraf-ı pâdişâhîden Mısır dîvânında senevî on iki kîse hâs akçesi alur ve on iki kîse dahi cürm [ü] cinâyetden ve bâc-ı bâzâr ve bâd-ı havâdan hâsıl olup bu hâs tahtında iki pâre yarar kadırga ile kapudan kaşa ile sefer eşer. Ba‘zı zamân bu sancağı Reşîd sancağına ilhak edüp bir nâmdâr iki tuğlu paşaya ihsân olunur. Paşası deryâda sefer eşüp kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye dahi on kîse hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y345a ·
metinde göster ·
ve dahi hedâyâlardan bin beş yüz at ve yedi sekiz yüz katâr deve gelir. Ammâ bu …
Ve bâd-ı havâdan ve cürm [ü] cinâyetden ve dahi hedâyâlardan bin beş yüz at ve yedi sekiz yüz katâr deve gelir. Ammâ bu diyârda aslâ katır gelmez ve peydâ dahi olmaz. Kârûn bu diyârda gark olalı katır hâsıl olmaz. Ve hâkimine bu eyâletden gılâl taşımak içün her sene beş bin eşek gelir. Ve tur‘aları ve halîcleri cerf etmek içün iki bin sığır gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373b ·
metinde göster ·
… r kim mürde cism üzre ilkâ eyleseler belki hayât bulurdu. Hazret-i Süleymân ins
[ü] cin
ve hûş [u] tuyûr ile taht-ı Süleymânî ile tayy-i mekân edüp ber-havâ tayrân ede …
Bu câmi‘ cenbinde bir buhayre-i lezîz vardır kim mürde cism üzre ilkâ eyleseler belki hayât bulurdu. Hazret-i Süleymân ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûr ile taht-ı Süleymânî ile tayy-i mekân edüp ber-havâ tayrân ederken bu buhayreyi görüp vezîri Âsaf-ı Berhıyâ'ya ve ba‘zı musâhib ecinne ve dîv ü perîlerden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406b ·
metinde göster ·
… duhter-i pâkîze-ahteri idi. Niçe devlet gördü, ammâ dârât [ü] azameti ve bu ins
[ü] cinni
ve hûş [u] tuyûru görüp Belkîs'e bir dehşet ârız olup serâperdeden haz etmeyüp …
Müverrihân-ı Bânyân-ı Habeş bu şehir hakkında Hazret-i Süleymân binâsıdır, derler. Kaçan kim Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâm Belkîs'i Yemen diyârından getirdiği mahalde bu Mukdisu şehrinde cemî‘i mahlûk-ı Hudâ ile bu hâmûnda serâperde-i Süleymân içre azamet [ü] dârâtın göstermek içün tınâb tınâba meks edüp Belkîs'e istikbâle çıkdı. Belkîs dahi Yemen'de Sabâ şehri pâdişâhının duhter-i pâkîze-ahteri idi. Niçe devlet gördü, ammâ dârât [ü] azameti ve bu ins [ü] cinni ve hûş [u] tuyûru görüp Belkîs'e bir dehşet ârız olup serâperdeden haz etmeyüp Belkîs içün bu Mukdisu şehrin binâ etdi. Hâlâ sultân-ı Zencistân hükmünde bir şehr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
sâhib-i fetvâ olan sultân-ı ulemâ ve etkıyâ ve sulehâ vâris-i şer‘-i Resûl-i ke …
Evvelâ ins ü cinne sâhib-i fetvâ olan sultân-ı ulemâ ve etkıyâ ve sulehâ vâris-i şer‘-i Resûl-i kevneyn ya‘nî müftiyü's-sakaleyn hâdim-i şer‘-i şerîfü'l-haremeyni'ş-şerîfeyn a‘nî Hazret-i Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
içün aldığı bartıl mâl içün ol kadar şakîler Osmân Paşa huzûruna gelüp birine d …
Ammâ Alî Kethudâ'nın cürm [ü] cinâyet içün aldığı bartıl mâl içün ol kadar şakîler Osmân Paşa huzûruna gelüp birine dahi nazar olunmayup dîvân-ı Mısır'dan red olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… i'den ve Mustafâ Efendi çırâğı Alî Efendi'den ve niçe kimesnelerden alınan cürm
[ü] cinâyet-i
nâ-şer‘î içün Abdurrahmân Paşa'dan kırk yedi aded kîse ber-vech-i sulh alınup a …
Ve kazi‘asker dahi "Tezvîr da‘vâdır" deyü birinin da‘vâsın dinletmeyüp huzûr-ı şer‘den dahi red olunup ancak yeniçeri ocağından Bekir Efendi'den ve Mustafâ Efendi çırâğı Alî Efendi'den ve niçe kimesnelerden alınan cürm [ü] cinâyet-i nâ-şer‘î içün Abdurrahmân Paşa'dan kırk yedi aded kîse ber-vech-i sulh alınup anlardan dahi kat‘-ı alâka hüccetleri alınup Abdurrahmân Paşa Osmân Paşa ile vedâlaşup sene 1091 Şevvâl'inin onuncu gün sebt günü alay-ı azîm ile Âdiliyye'ye mu‘azzez ü mükerrem çıkup serâperdesinde meks edüp Osmân Paşa ile vedâ‘ ziyâfeti olup Abdurrahmân Paşa Âsitâne tarafına revâne olup gitmede. Beri tarafda Osmân Paşa gûnâ-gûn re’y-i tedbîr etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·