… rmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe
ü ergavân
ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş sekse …
Evsâf-ı dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûm: Cümle (---) aded medresedir. Evvelâ cümleden Kızıl medrese derler bir medrese-i ibretnümâdır kim diyâr-ı İslâmiyyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına ve atabe-i âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle halk etdüğü cemî‘i şükûfelerin tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l eşkâl-i ezhârâtı bu kapuya nakş edüp eyle kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesârına eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ ve Frenk Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûndur. Kapunun atabe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… an re‘âyâ vü berâyâları cümle tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem ve Müslim
ü Ermenîlerdir
. Hânın Sivas kapusu dâhilinde ziyâret-i Hindî Baba ziyâretgâh-ı ünâs-ı hâss [u] …
Hân ve çârsûnun iki başında kal‘a kapuları gibi bâb-ı kebîrleri vardır. Taşrası ma‘mûr hânelerdir. Mâ-tekaddem bir mahûf u muhâtara derbend-i çalındır idi. Anıniçün hâlâ cemî‘i sâkin olan re‘âyâ vü berâyâları cümle tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem ve Müslim ü Ermenîlerdir. Hânın Sivas kapusu dâhilinde ziyâret-i Hindî Baba ziyâretgâh-ı ünâs-ı hâss [u] âmmdır. 90b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a–90b ·
metinde göster ·
… î ve yâsemen ve gül-i nesrîn ve şebboy [ü] karanfil ve reyhân u lâle ve benefşe
ü erguvân
u şakâyık-ı nu‘mân ve nergis [ü] sünbül ve buhûr-ı meryem ü za‘afrân misilli şü …
Ve mevsim-i bahârda şükûfe kısmından sîm u zerrîn ve nebâtî ve deveboynu ve müşk-i rûmî ve yâsemen ve gül-i nesrîn ve şebboy [ü] karanfil ve reyhân u lâle ve benefşe ü erguvân u şakâyık-ı nu‘mân ve nergis [ü] sünbül ve buhûr-ı meryem ü za‘afrân misilli şükûfeleri hastalara verüp râyiha-i tayyibesinden şifâ bulurlar. Deli birâderlere bu şükûfeleri verince kimin yerler kimin pâymâl ederler, sehel âkılları şemm ederler. Ve ba‘zı deli birâderler pencerelerden taşra olan eşcâr-ı müsmirrâta ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûna nazar edüp "Ah ha ha hil hop pa po he pi poh" deyüp çemenzâr temâşâsın ederler. Bâ-husûs bahâr faslında dîvâne birâderlerimizin zencîr kırdıkları mahalde şehr-i Edirne'nin cümle dilberânları cavk cavk u remma remma bîmârhâneye gelüp dîvânelerini seyrâna gelüp ol mahâl kân-ı şifâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b ·
metinde göster ·
yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup …
Evvel benâm-ı Hudâ, sâniyen Muhammed levlâk ola ki} Rûmiyye hânı nâm bed-nâmı, bî-nâm idem, deyü kayd ü bend ile huzûruma getirüp ödün sınıhdırsam gerek idi. Rûm akaları ricâ etmeğin cerâyim defterine afv kalemi keşîde kılınup cümle emvâl [ü] erzâkın yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i ebed ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvân hamd edüp fakîr Rûmiyye hânın meydân-ı siyâsete getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
… iç hisârı taş binâ kal‘a-i ra‘nâ olup şehr-i imâr olduğu bâlâda diyâr-ı Tebrîz
ü Erdebil
ve Hemedân u Dergezîn'e gitdiğimizde bu şehr-i Sine mufassal tahrîr olunmuşdu. …
Sitâyiş-i kal‘a-i Sine: Sene 616 târîhinde Luristân hâkimlerinden Emîr Gıyâseddîn binâsı olduğu ve Âl-i Osmân'a ve Acem'e tâbi‘ olup Luristân hâkimi tahtı olduğu ve şehri bir çukur yerde vâki‘ olup Derbend-i Mâşa dağlarından çam ağacı oluklarıyla bu Sine şehrinin damları üzre sular cereyân etdiği ve iç hisârı taş binâ kal‘a-i ra‘nâ olup şehr-i imâr olduğu bâlâda diyâr-ı Tebrîz ü Erdebil ve Hemedân u Dergezîn'e gitdiğimizde bu şehr-i Sine mufassal tahrîr olunmuşdu. Ammâ şimdiki hâlde Murtezâ Paşa kethudâsı Yûsuf Ağa ile geldiğimizde Luristân hâkimi Süleymân Hân beş bin güzîde askerle istikbâle çıkup alây-ı azîm ile Sine şehrine dâhil olduk. Ba‘de'z-ziyâfe Murtezâ Paşa'nın hedâyâsı bir mücevherli küheylân atın ve bir külçe lepanı destârın verüp kabûl etdi. Ve mektûb-ı dürer-bârların bûs edüp mahzûz olup cümlemize birer mesîregâh-ı hıyâbânlı konaklar verüp üç gün şehri seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… et-i Eflâk harâb u yebâb ve halkı esîr-i kebâb ve evleri türâb olup cümle emvâl
[ü] erzâkları
pâymâl-ı rimâl olup işleri tamâm olunca hikmet-i Hudâ on günden sonra nehr-i Tu …
Ve el vilâyet-i Eflâk harâb u yebâb ve halkı esîr-i kebâb ve evleri türâb olup cümle emvâl [ü] erzâkları pâymâl-ı rimâl olup işleri tamâm olunca hikmet-i Hudâ on günden sonra nehr-i Tuna'nın buzu sökülüp buz pâreleri hırmen hırmen cereyâna başladı, ammâ bu mahalde Eflâk'ın bir mün‘im boyarı bizim serdârımız Kalga Sultân'a üç yüz tevâbi‘ [ü] levâhık ehl [ü] ıyâliyle gelüp hakîr parmak kaldırdup cümlesin İslâm ile müşerref eylediğimiz bu hakîre mâl-ı ganâ’imden azîz izzetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
ve bâğ u bâğçe vü besâtînlerin ve sarây ve akârât ve cümle mahsûlâtları ve hade …
Hikmet-i Bârî du‘â-yı Mehemmed Geray Hân hedef-i icâbetde vâki‘ olup sekizinci ayda bunların başlarına böyle musîbet gelüp Çoban Geray Hân cümle Şîrînliyi ehl [ü] ıyâllerinden ayırdı. Ammâ Şîrînliler kal‘a-i Azak'da dahi duramayup Dağıstân'da olan Mehemmed Geray Hân'a Cenâb-ı Allâh bunları muhtâc edüp Dağıstân'a firâr etmede. Ammâ Şîrînli beğlerin kovan Mansûrlular yine Çoban Girây oğluna gelüp Şîrînlinin kal‘a-i Azak'a kamandıkların andan Dağıstân'a firâr etdiklerinin haberin hâna söyledikde hemân hân Karasu sahrâsından kalkup Şîrînlinin Nakşivân elindeki emvâl [ü] erzâkların ve bâğ u bâğçe vü besâtînlerin ve sarây ve akârât ve cümle mahsûlâtları ve hadem ü haşemlerin ve bî-hadd ü bî-kıyâs hayvânâtların cümle hân zabt edüp gayri eşyâların nehb ü gâret etdirüp ahâlî-i Kırım henüz ganîmete mâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·
… tasarruf etmişler imiş. Hikmet-i Hudâ küffâr dahi gelüp ol münkirînlerin emvâl
[ü] erzâkların
alup ve ehl [ü] ıyâllerin esîr edüp götürdükde bunlar dervîşânlara yapışup,
Meğer bu Mudunuç halkı muta‘assıbînden bir alay Urûmşa kavim olup Sultân Veliyullâh'a ve gayri kibâr-ı evliyâlara kavm-i münkirînlerden imişler, bu tekyenin niçe bâğ u bâğçe ve niçe mezâri‘âtların mülkiyyet üzre alup tasarruf etmişler imiş. Hikmet-i Hudâ küffâr dahi gelüp ol münkirînlerin emvâl [ü] erzâkların alup ve ehl [ü] ıyâllerin esîr edüp götürdükde bunlar dervîşânlara yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
… aşa ve ağalarınızı karşu adaya gönderdiğimizin aslı oldur kim bizim cümle emvâl
[ü] erzâklarımız
şimdi karşu adada dağlar gibi yığılmışdır. Bu gelen on pâre imdâd papa kadırgal …
Ve sizin kal‘a içre rehin paşa ve ağalarınızı karşu adaya gönderdiğimizin aslı oldur kim bizim cümle emvâl [ü] erzâklarımız şimdi karşu adada dağlar gibi yığılmışdır. Bu gelen on pâre imdâd papa kadırgaların sizin Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu yüz pâre kalyonlar ile henüz size imdâda gelirken bu papa gemileri anlara râst gelüp bunlar kaça kaça Istandiye adasında karâr etmeyüp bu Kandiye limanına dar düşdüler. Biz dahi Barbariyye Cezâyirliden havf edüp karşudaki mâlımız Cezâyirli urmasın deyü rehin paşaları ve cümle ağavâtları yasakçı gibi ale'l-acele karşu cezîreye gönderdik. Yohsa kal‘ayı size Allâh mübârek eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
Ve taraf-ı şer‘den ve vilâyet subaşısından maktûlü keşf edüp emvâl
[ü] erzâkların
zabt etmeğe âdemler gitdikde bu hakîr dahi andan kalkup garb tarafına bir sâ‘at …
Ve taraf-ı şer‘den ve vilâyet subaşısından maktûlü keşf edüp emvâl [ü] erzâkların zabt etmeğe âdemler gitdikde bu hakîr dahi andan kalkup garb tarafına bir sâ‘at düz topraklı ormanlar içre gidüp bir göl-misâl yerleri geçüp bu sığlar içinde niçe yüz balık dalyanları var kim bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·
… ân Murâd bir kîse on bin sikke-i hasene altın verüp İlyâs Paşa'nın cemî‘i emvâl
[ü] erzâkın
zabt [u] rabt etdiler. Ammâ hemşîrenin bir mâlına vaz‘-ı yed etmediler.
Ba‘dehu pedere Sultân Murâd bir kîse on bin sikke-i hasene altın verüp İlyâs Paşa'nın cemî‘i emvâl [ü] erzâkın zabt [u] rabt etdiler. Ammâ hemşîrenin bir mâlına vaz‘-ı yed etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40a ·
metinde göster ·
… leri ve on altı hân-ı azîm var, gûyâ herbiri birer kal‘a-i metînlerdir ve emvâl
[ü] erzâk
ile mâl-â-mâldir. Ve bu mahalde iskele başında gümrükhâne köşkü mâ-tekaddem bir …
Ve bu limanın leb-i deryâsında iskele başında iki yüzden mütecâviz bâzergân mahzenleri ve on altı hân-ı azîm var, gûyâ herbiri birer kal‘a-i metînlerdir ve emvâl [ü] erzâk ile mâl-â-mâldir. Ve bu mahalde iskele başında gümrükhâne köşkü mâ-tekaddem bir çeşme imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu kasrı inşâ edüp emînhâne olmuş. Köşkün dîvârında çeşme olduğunun çâr-kûşe mermer üzre celî hatt ile Karahisârî tarzı bir hatdır kim misli meğer İslâmbol'da ola. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
nehb ü gâret edermiş. Bu karyede bir câmi‘ vardır. Câmi‘e muttasıl bir kubbe-i …
Karye-i Sa‘îr: Yetmiş seksen evli bir Arab karyesidir. Ba‘zı zamân şâm hâkinde sâkin Âl-i Umûr Urbânı bunları uryân edüp emvâl [ü] erzâkların nehb ü gâret edermiş. Bu karyede bir câmi‘ vardır. Câmi‘e muttasıl bir kubbe-i beyâz vardır. Anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232b ·
metinde göster ·
… câc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl
[ü] erzâkdan
ayrılup ve niçe huccâc sovukdan helâk olup yetmiş bin renc [ü] anâ çekerek salt …
Ve şâm'da geri kalan huccâc-ı müslimînden kul kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl [ü] erzâkdan ayrılup ve niçe huccâc sovukdan helâk olup yetmiş bin renc [ü] anâ çekerek salt cânların halâs edüp ordu-yı İslâma dâhil oldular. Ammâ bir meks edecek cây-ı râhat yok. Âhir paşa bunları otağına aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
… ve perîşân herbiri fırka fırka ta‘allukâtı ile cân bâzârına düşüp herkes emvâl
[ü] erzâkdan
ayrılmada. Cümle at ve katır ve deve ve hımâr gark olup niçe kerre yüz bin guru …
Bu mahalden huccâc güzer ederken huccâc içre Arab geldi güft [ü] gûsu oldu. Bu havfden huccâcın ba‘zısı yine ulu yola sapup niçe yüz develerin çatıları ayrılup helâk olunca yükleri meydânda kaldı. Cümle huccâc bu vâdî içre pârekende ve perîşân herbiri fırka fırka ta‘allukâtı ile cân bâzârına düşüp herkes emvâl [ü] erzâkdan ayrılmada. Cümle at ve katır ve deve ve hımâr gark olup niçe kerre yüz bin guruşluk mâllar harâr gırâr pâymâl olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Dâvûd'dur. Her tarafında hurde hadîdden lâle ve sünbül ü reyhân ve gül
[ü] erguvân
tasvîr etmişdir. Ancak râyihasın edememiş. Ammâ bunda olan râyiha-i tayyibe rây …
Ve bu kubbe-i şerîfin cânib-i erba‘asındaki on tokuz tâkların mâbeynleri dâ’iren-mâdâr âdem parmağı sığmaz musanna‘ demir kafes şebekeleridir kim üstâd-ı âhenkâr-ı hurdekâr eyle san‘at sarf etmişdir kim gûyâ kâr-ı Hazret-i Dâvûd'dur. Her tarafında hurde hadîdden lâle ve sünbül ü reyhân ve gül [ü] erguvân tasvîr etmişdir. Ancak râyihasın edememiş. Ammâ bunda olan râyiha-i tayyibe râyiha-i Resûlullâh'dır kim şemm eden uşşâkın demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286b ·
metinde göster ·
Bu evsâf-ı şerîfin tahrîr etdiğimiz Beyt-i şerîf içün hubût-ı âdemden berü ma‘bed-i kadîm olmak ile niçe bin mülûk buna mâlik olduklarında niçe bin ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olduğu kütüb-i tevârîhlerde musarrahdır. Ammâ Hicret-i Nebeviyye'nin sene 17'si târîhinde bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Medîne-i münevvereden yetmiş dörd bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn [ü] Ensâr ile gelüp Mekkeyi muhâsara edüp kuvvet-i bâzû ile cebren ve kahren seyf-i Muhammedî urarak Kureyş münkirleri destinden feth etdükde cemî‘i emvâl [ü] erzâkları ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349a ·
metinde göster ·
ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. …
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b–Y372a ·
metinde göster ·
… mâl katâr u mihâr sâhibleri bu Dîvdâr belinde kayalar üzre âdem nakl olup emvâl
[ü] erzâklarının
gelmesine muntazır dururlar.
Evvelâ Akabe kal‘asından cânib-i şimâle leb-i deryâ ile bir sâ‘at kumsal yerler ile gidüp andan yine bir sâ‘at Küçük Akabe boğazı şâhrâh üzre azîm Ferhâdî kayalar var kim her hiri evc-i semâya ser çekmişdir, anları ubûr edüp yine develere enüp nısf sâ‘atde bu dereleri dahi güzer edüp andan ne‘ûzü billâh Büyük Akabe'ye urûc olunmağa mübâşeret olundukda azemetüllâh mahşerden bir nişân olup pîr [ü] cüvân, merdân ü nisvân, kebîr [ü] sıbyân cümle piyâde olup ol nâzenîn havâtînler yokuş yukarı bir şâhrâh ile yedi yüz yetmiş adımda Dîvdâr beli nâm mahalle urûc olurken bu yedi yüz yetmiş adım ulu yol ile giden âdemleri temâşâ etsen gûyâ bir adem oluğu evc-i semâya urûc edüp çekilmede. Ve cümle mâl katâr u mihâr sâhibleri bu Dîvdâr belinde kayalar üzre âdem nakl olup emvâl [ü] erzâklarının gelmesine muntazır dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
meydân-ı mahabbete çıkup ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup subaşı eline İmâm şâ …
Ulemâlardan istimâ‘ etdüği kelimâtları bir bir takrîr etdükde ol gece sultân dahi atlanup cümle ulemâyı subaşı evinde habs edüp ulemânın evlerin basup İmâm şâfi‘î'nin cümle emvâl [ü] erzâkı meydân-ı mahabbete çıkup ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup subaşı eline İmâm şâfi‘î izniyle mutlak buyuruldusu verüp İmâm şâfi‘î'nin hilâfında olanların iki yüz müte‘addid teşeyyü‘ irtikâb etmiş kimesneleri katl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29b ·
metinde göster ·
Gavrî dahi başı tedârikine düşüp cemî‘i emvâl [ü] erzâkının götürmede hafîf, bahâda girân eşyâların İskenderiyye kal‘ası hazînesinde münderic edüp dahi etrâf bilâddan yedi yıl mukaddem mâl-ı Kârûn tahsîl edüp İskenderiyye'de hıfz edüp elli pâre kadırga dâ’imâ İskenderiyye'de elbetde hâzır idi. Ve Mağrib-zemîn'de Sultân Ya‘kûb ile uhuvvetleşüp Selîm'den muztar olursa elli pâre kadırga ile Mağrib-zemîn'e firâr edüp bu kadar mâl-ı Kârûn ile Mağrib'e varup anda istîlâ edüp yine Mısır üzre sefer ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55b ·
metinde göster ·
… ayı ve ser-i kârda olan ağavâtları cümle Yûsuf kullesine haps edüp cemî‘i emvâl
[ü] erzâk
ve memâliklerin bâzâra çıkarup fürûht edüp paşa ve cümle tevâbi‘âtları bir bûri …
"Sen ki Mısır vezîri filân lalamsın. Ma‘zûl lalamın zimmetinde kalan mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl edesin" deyü fermân-ı şerîf sâdır olursa ne‘ûzu billâh ma‘zûl paşayı ve ser-i kârda olan ağavâtları cümle Yûsuf kullesine haps edüp cemî‘i emvâl [ü] erzâk ve memâliklerin bâzâra çıkarup fürûht edüp paşa ve cümle tevâbi‘âtları bir bûriyâ hasîr üzre kalup sekiz tokuz ay ve bir yıl haps olup fülûs-ı ahmere muhtâc olurlar. Bâ‘de edâ’i'd-düyûn hapisden halâs olup bir sarâya göçer yâhûd yine ol sarâyda kalır ammâ üzerinde dîdebân kul tâ’ifeleri kalkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191a ·
metinde göster ·
… -hisâb evkâf-ı azîmdir. Hâlâ bir kimesne bilâ-veled fevt eder olsa, cümle emvâl
[ü] erzâkın
Bedevî'ye vakf eder. Zîrâ mutasarrıfînden ulu sultândır. Hâlâ niçe keşf ü kerâm …
Ve bu şehir Seyyid Ahmed vakfı değildir, iki kimesnenin iltizâmındadır. Ammâ Seyyid Ahmed el-Bedevî vakfı yine bu şehire karîb şimâl cânibinde karye-i Kahâfe ve karye-i Kefrü'l-Gavrî ve karye-i Bahlî(?) misilli beldelerde hisseleri vardır. Ve niçe zirbelerde dahi alâkası vardır, rızka ve feddânları bî-hisâb evkâf-ı azîmdir. Hâlâ bir kimesne bilâ-veled fevt eder olsa, cümle emvâl [ü] erzâkın Bedevî'ye vakf eder. Zîrâ mutasarrıfînden ulu sultândır. Hâlâ niçe keşf ü kerâmetleri zâhir ü bâhir olmadadırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
… çe kerre yüz bin fukarâsı vardır. Cümlesinin Y 289a kâr [u] kisbleri ve emvâl
[ü] erzâkları
Sultân Bedevî evkâfıdır.
Ve aşkıyâ-yı merkûmun gâret etdükleri Bedevî evkâfı Kahâfe köyünde yine Bedevî hulefâlarından bir azîz vardır. Gâyet keşf ü kerâmet sâhibidir. Ve cemî‘i İslâm diyârında dörd bin hulefâsı ve niçe kerre yüz bin fukarâsı vardır. Cümlesinin Y 289a kâr [u] kisbleri ve emvâl [ü] erzâkları Sultân Bedevî evkâfıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288b–Y289a ·
metinde göster ·
… 'dir. Ve kal‘a hâricinde ve çölde sâkin olurlar. Cümle altı bin kavimdir. Emvâl
[ü] erzâkları
vefret üzre mün‘im kavmdir.
Hâlâ İbrîm sancağı hükmünde ve İsvân kazâsı nâhiyesinde dizdârı ve neferâtları ref‘ olup derûn-ı kal‘ada üç yüz hasır evli Benî Ca‘fer kabîlesi sâkinlerdir. Müslim geçinirler, ammâ mezhebleri Ca‘ferî'dir. Ve kal‘a hâricinde ve çölde sâkin olurlar. Cümle altı bin kavimdir. Emvâl [ü] erzâkları vefret üzre mün‘im kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384b ·
metinde göster ·
ve zirâ‘at edecek hâkleri cümle bu Kurna halkının hudûdudur. Evce ser çekmiş ma …
Bu kavm beş konak yere gelince emvâl [ü] erzâkları ve zirâ‘at edecek hâkleri cümle bu Kurna halkının hudûdudur. Evce ser çekmiş mağârâları cümle Seyf-i Zülyezen binâsı kehflerdir kim içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Taşdan oyulmuş mukarnas san‘atlar var kim akıllar vâlih olup dîdeler hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y445b ·
metinde göster ·