… ir kâr-ı kadîmdir. Ol asrın metânet üzre musanna‘ binâ-yı azîmdir. Ammâ letâfet
ü zerâfet
[ü] nezâfetde ve şîrînkârlıkda bu andan musanna‘ binâ-yı ibret-nümâdır. Ve mâl- …
"Belî bundan büyük tula binâ bir kâr-ı kadîmdir. Ol asrın metânet üzre musanna‘ binâ-yı azîmdir. Ammâ letâfet ü zerâfet [ü] nezâfetde ve şîrînkârlıkda bu andan musanna‘ binâ-yı ibret-nümâdır. Ve mâl-ı masrûfu cihetiyle bu câmi‘e Ayasofya'dan ziyâde mâl gitmişdir" deyü niçe güft [u] gû edüp gitdiler. Hakkâ ki bu câmi‘in on miskâl taşı bir altuna oldu, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… ile ma‘mûr bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve pâdişâh Süleymân Hân-ı mağfûrun nezâket
[ü] zerâfet-i
tab‘-ı şerîflerindendir kim Hâsekî Sultân hayrâtın Avretbâzârı'nda binâ etmişle …
Avretbâzârı'nda bir câmi‘-i âlîdir kim bî-bedeldir. Ammâ gayrı cevâmi‘ler gibi kebîr değildir. Bir minâreli ve bir tabakalı câmi‘-i rûşendir. Bir imâreti ve dârü'z-ziyâfesi ve bir dârü'l-cünûn tîmârhânesi ve bir medresesi ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ma‘mûr bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve pâdişâh Süleymân Hân-ı mağfûrun nezâket [ü] zerâfet-i tab‘-ı şerîflerindendir kim Hâsekî Sultân hayrâtın Avretbâzârı'nda binâ etmişlerdir, ve's-selâm. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47a ·
metinde göster ·
… ere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe …
Kendilerse sa‘âdetle kağan arslan şikârın almış gibi iki cânibe nigerân ederek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe-i fâhireler ile tarîk-ı âmmın tarafeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a–68b ·
metinde göster ·
… getirüp ana hidmet ederler. Vaziyyetine münâsib edviyeler verirler. Dîbâ ve şîb
ü zerbâf
harîr câmehâbleri vardır.
Evvelâ tîmârhâne-i Ebü'l-feth Sultân Mehemmed, yetmiş hücre ve seksen ade[d] kubbe iki yüz huddâmları vardır. Dersiâm, hekîmbaşısı ve cerrâhbaşısı vardır. Âyende ve revendegândan bir âdem haste-hâl olsa tîmârhâneye getirüp ana hidmet ederler. Vaziyyetine münâsib edviyeler verirler. Dîbâ ve şîb ü zerbâf harîr câmehâbleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… nmuşdur. Ser-i sa‘âdeti tarafında alem-i şerîfi ve cânib-i erba‘asında olan sîm
ü zer
çerâğ ve şem‘dânlar ve kanâdîller ve âdem kaddi mutallâ şem‘dânlar üzre şem‘-i …
Cümle der [ü] dîvârları kâşî-i Çîn ile müzeyyen bir türbe-i pür-envârdır. Ve ravza-i kabr-i münevveri dâ’iren-mâdâr şebeke-i sîm-i hâlis ile inşâ olunmuşdur. Ser-i sa‘âdeti tarafında alem-i şerîfi ve cânib-i erba‘asında olan sîm ü zer çerâğ ve şem‘dânlar ve kanâdîller ve âdem kaddi mutallâ şem‘dânlar üzre şem‘-i kâfûrîler ve buhûrdân-ı gûnâ-gûnlar ve gülâbdân-ı mücevherler ile mâl-â-mâl bir kabr-i şerîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 121a ·
metinde göster ·
… leri ve söngeleri ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ile bu zikr olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû …
Andan arabalar üzre yüz elli mikdârı furunlar içre hâs ekmek pişirerek ubûr ederler. Ve arabalar üzre hamîr yoğururak ve pişiriciler kolların sığayup furundan etmek çıkararak "Ala vere" diyerek ve gayrı tâ’ifeleri omuzlarında furun kürekleri ve söngeleri ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb ü zerbâf ile bu zikr olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû ile ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… kim görenin aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb
ü zerbâfa
ve murassa‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak telle …
Ordu-yı İslâm alayında bunlardan muhteşem alay yokdur. Gûyâ bir nûr deryâsı cereyân eder, hakkâ ki içlerinde yine nûr-ı ilâhî'den nişân verir dilberânları var kim görenin aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa ve murassa‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak tellerle kendülerin tezyîn edüp ve bellerinde incü saçaklı kantûralar üzre zîl [ü] bem ve debdevî ve dehdehî ve gûnâ-gûn horasânî şâtırân zîlleri ve ellerinde mücevher şeş-pençe hıştlar ve gûnâ-gûn teberler ile mü’eddebâne ubûr ederlerken, cümle temâşâcılar mebhût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… l [u] alem sâhibi Karamanlı Alî Beğ alayı geldikde benî âdemin gözü dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve cevâhirli alât-ı silâh şa‘şa‘asından gözler hîrelenir. Ve bunun alayında ola …
Cümle kapudanların nihâyetinde tuğ ve tabl [u] alem sâhibi Karamanlı Alî Beğ alayı geldikde benî âdemin gözü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhirli alât-ı silâh şa‘şa‘asından gözler hîrelenir. Ve bunun alayında olan mehâbet ü salâbet ve bunda olan pâk-müsellah fetâlar ve niçe mahbûb cüvânlar zer ü zîvere müstağrak olup ubûr eder. Ba‘dehu kendüsi şâtırları ve mataracıları ve tüfengcileri ile reftâr edüp Alî Kapudan kendüsi mücevvezesiyle ve semmûr kabaniçesiyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… daklı çatal-misâl boynuzlu sığınları kendülere râm edüp anları dahi dîbâ ve şîb
ü zerbâf
çullar ile ve cümle sığırların boynuzların altun varaklar ile müzeyyen edüp her …
Bu tâ’ife cümle yeşil mandıracı şep-külâhları geyüp niçe yüz çift Selîm Hân'ın Mısır'dan getirdiği alaca sığırların neslinden gûnâ-gûn sığırları ve niçe câmûs kadar çardaklı çatal-misâl boynuzlu sığınları kendülere râm edüp anları dahi dîbâ ve şîb ü zerbâf çullar ile ve cümle sığırların boynuzların altun varaklar ile müzeyyen edüp her öküzü ve sığınları gümüş zencîr ve altun yaldızlı zencîrler ile keşân-ber-keşân çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
çullar ile bu kelb-i sarîhler ubûr edüp her birinin boğazında gümüş tokalı halt …
Ve niçelerinin ellerinde ikişer üçer zencîrli eşek kadar samsonlar kim her biri subû‘-ı Cezâyir'e benzer kiminin adı Palo kiminin adı Maçko ve Alabaş ve Salbaş ve Toraman ve Karaman [ve] Komaran ve Sarhan ve Avn ve Zerke ve Cânyırtan ve Vardıha ve Geldiha [ve] Karabaş ve Alapars [ve] Borabas nâm bî-hisâb mel‘ûn-ı gûnâ-gûn mehîb samsonları dîbâ ve şîb ü zerbâf çullar ile bu kelb-i sarîhler ubûr edüp her birinin boğazında gümüş tokalı haltalar ve gümüş çınkıraklar ve boğazlarında birer karış demir harbeler kirpi gibi dizilmişdir. Ba‘zı samsonları demir zırh geydirüp ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… nuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb
ü zerbâf
çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve …
Ve bu çobanların niçe bininin ellerinde çatal zencîr yularlı beşer altışar onar boynuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun ve gümüş kabaralar ile altun ve gümüş silsileler ile bu kepşleri keşân-ber-keşân çoban dilberleri çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b–169a ·
metinde göster ·
… bri yine Bağdâd Vâsıtı'ndadır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların dîbâ ve şîb
ü zerbâflar
ile ve nigârpâre takyalar ile ve dîbâ ve katîfe zerdûz işleme terpûşlar ile kâr …
Esnâf-ı takyacıyân-ı zenân: Dükkân 55, neferât 300, pîrleri Abdullâh-ı Vâsıtî'dir, on üçüncü pîrdir, Selmân-ı Pâris kemer-bestesidir, takyacıların silsilesi ana çıkar. Kabri yine Bağdâd Vâsıtı'ndadır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların dîbâ ve şîb ü zerbâflar ile ve nigârpâre takyalar ile ve dîbâ ve katîfe zerdûz işleme terpûşlar ile kârhânelerin zeyn edüp ve cümle takyacı cüvânları müzeyyen olup pür-silâh-ı gûnâ-gûn ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
… -) (---)(---)(---). Bu hıref tahtırevânlar üzre dükkânların zer-ender-zer şîb
ü zerbâf
ve serengler ile zeyn edüp müsellah ubûr ederler.
Esnâf-ı dîbâcıyân: Dükkân 16, neferât 25, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Bu hıref tahtırevânlar üzre dükkânların zer-ender-zer şîb ü zerbâf ve serengler ile zeyn edüp müsellah ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200b ·
metinde göster ·
Beşinci, Baba Nâzlı kolu: Nefer 200, Çingâne ve şehir oğlanları şakîleridir. Baba Nâzlı keştîbân oyununda şeytân-ı cihândır. Oğlu Arnavud Kâsım taklîdinde mukallid-i sâhib-i kelâm mashara idi. Rakkâslarından Çâker Şâh ve Şeker Şâh ve Süğlün Şâh nâm gulâmlardır kim pâdişâh ma‘lûmlarıdır. Zîrâ her biri dîbâ ve şîb ü zerbâf etekliklerin kuşanup meydân-ı mahabbetde çârpâreleriyle tarz-ı Acemâne raks [u] çevelân etdikde gören üftâdeler vâlih [ü] hayrân olup her köşeden sadâ-yı hû ile hâne-i sûr pür-nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… Ahmed'i ve Çerkes Şâh'ı ve Nâzlı Yûsuf'u, kaçan bu mehpâre cüvânlar dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve zerdûz ve çârkâb eteklikler ile meydân-ı mahabbetde tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi …
Sekinci, Akîde kolu: Neferât 200, serkârları Pehlivân Eyyûb'dur kim şâ‘ir ve kâtib ve ârif ve zarîf hânende ve seyyâh idi. İslâmbol halkının bu kâra iltifâtların görüp üç bin iryal pâymâl-i rimâl edüp bir kol peydâ etdi kim vâhidün ke‘elf oldu. Hüsn-i ülfeti olup ni‘meti mebzûl olduğundan cümle erbâb-ı ma‘ârif 209b başına çevzinüp bir cem‘iyyet-i kübrâ edüp bir ayda Sultân İbrâhîm Hân ma‘lûmu oldu. Zîrâ cümle fasîhü'l-lisân, erbâb-ı ma‘ârif-i hezârfen, üstâd-ı kâmil hânende ve sâzende ve mudhik ve mutrıbları ve şakîleri vardır. Husûsan Süğlün Şâh'ı ve Mahmûd Şâh'ı ve Edirneli Ahmed'i ve Çerkes Şâh'ı ve Nâzlı Yûsuf'u, kaçan bu mehpâre cüvânlar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve zerdûz ve çârkâb eteklikler ile meydân-ı mahabbetde tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi çevelân [u] reftâr etdiklerinde âdem dem-beste olup ol dem meftûn olur. Zîrâ her birinin mergûle mergûle fetîle fetîle çim-ender-çim ve ham-ender-ham müşk-bâr, amber-bû geysûların perîşân etdikde kâkül-i perîşânları gibi gören âşıkların dahi akılları târumâr olur. Ve bir bâğçe ve bâğçevân Gürcî taklîdi te’lîf etdiler kim acâyibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a–209b ·
metinde göster ·
… r reşîd ve necîb, mümtâz [u] müstesnâ, cüst ü çâpük-i çâlâk pençe-i âfitâb, şîb
ü zerbâfa
müstağrak huddâmları vardır kim her biri birer işgâle meşgûl me’mûr gılmân-ı hâ …
Bu Erzurûm'da Tabanıyassı Mehemmed Paşa şehîd edüp Erzingân kapusu hâricinde Deveçeşmesi cenbinde medfundur. Rahmetullahi aleyh. Ammâ bu Mehemmed Paşa efendimizin ta‘âmı anlardan vefret üzre tabh olunup cemî‘î zamânda sefer u hazarda matbahına asel ve mî‘âd sükkeri girmemişdir. Cümle Şâm'ın nebât-ı hamavî ki katu şekeridir, zülbiyyât [u] hulviyyâtı ve baklavası ve pâlûdesi ve muhallebisi ve sayf [u] şitâda üçer kâse gûnâ-gûn hoş-âbı cümle Şâm nebâtından idi. Ve cümle seferlerde bile şeb [u] rûz yigirmişer fağfûrî sâfî tereyağlı muttabak böreği ve çöreği ve mümessek ta‘âamı memdûd idi. Ve bunda olan âlât-ı âvânî-i sımât-ı zî-kıymet bir vezîrde yok, bî-kıymet [ü] pâk eşyâ-yı âvânîleri vardır. Ve sofrabaşı hizmetine me’mûr reşîd ve necîb, mümtâz [u] müstesnâ, cüst ü çâpük-i çâlâk pençe-i âfitâb, şîb ü zerbâfa müstağrak huddâmları vardır kim her biri birer işgâle meşgûl me’mûr gılmân-ı hâsları vardır. Ve bir hasleti dahi bu idi kim matbahında cümle kırk aded aşçı var idi. Yolda olsa yigirmisi konakcıyla ileri gider, anlara halîfe-i baş olurdu. Yigirmisi gerüde aşçıbaşıyla gerü kalup ba‘zı menâzilde âb-ı revânlar sâhilinde meks edüp sayd [u] şikâr olunan mâhîleri ve vahşî âhûları ve keklik ve turrâc ve süğlün ve çili ve gayrı şikâr olunan eşyaları bişirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a ·
metinde göster ·
… müşk-i Rûmî ve lâle ü benefşe ve sünbül-i Hıtâyî ve reyhân u yâsemen ve erguvân
ü zerrîn
ve nerkis ü zanbak ve nesrîn ü şebboy ve şakâyık [u] karanfil ve bunların emsâl …
Ammâ bu Edirne şehrinde olan şükûfe ve ezhâriyyât makûlesinden gül ü sünbül ü müşk-i Rûmî ve lâle ü benefşe ve sünbül-i Hıtâyî ve reyhân u yâsemen ve erguvân ü zerrîn ve nerkis ü zanbak ve nesrîn ü şebboy ve şakâyık [u] karanfil ve bunların emsâli niçe bin elvân müşk-bû şükûfeler ile bezeyistân olmuş bir gaytândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
… ân-ı nısf-ı cihândır. Eyle çemenzâr u şükûfezâr u lâle-ızârdır kim gül ü sünbül
ü zerrîn
ü nerkis ü benefşe ve tutyası âdemin zîr-i pâyinde pâymâl u rimâl olmadadır ve …
Nehr-i Deyr-i Mesîh kenârında bir mesîregâh u teferrücgâh-ı ârâmgâhdır kim 196b bâlâda zikr olunan mesîregâh-ı bâğ-ı İremezâtlar bu Bınarbaşı'nın yanında bir gürglân ve gürdelân kânlarıdır. Ammâ bu Bınarbaşı eyle kuyağ u hıyâbândır kim gûyâ Çâr-bâğ-ı Isfahân-ı nısf-ı cihândır. Eyle çemenzâr u şükûfezâr u lâle-ızârdır kim gül ü sünbül ü zerrîn ü nerkis ü benefşe ve tutyası âdemin zîr-i pâyinde pâymâl u rimâl olmadadır ve bunda olan eşcâr-ı gûnâ-gûnların kadd [u] kâmetleri âsumâna ser çeküp sâye-i zıll-ı himâyelerinden asla âfitâb-ı âlem-tâbın zemîn-i sebze-zâra te’sîri olmaz ve niçe yüz bin aded bî-edeb zebân-dırâz andelîbânları hezâr-ı hezârân nevâhânlık etdiklerinde âdemin binâgûşları savt-ı hoş murgândan asamm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a–196b ·
metinde göster ·
… semmûr ve bir mücevher tâc ve yetmiş kıt‘a akmişe-i fâhire dîbâ vü zîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve niçe kıt‘a elmas u la‘l [u] yakut u zeberced ve lü‘lü-i danedâr Amber Ağa il …
Evvelâ üç aded bikr-i nâ-şüküfte-i bâkire bintân ve üç aded pençe-i âfitâb mahbûb gılmân ve on aded hudûd-ı küheyl-i cığıldân-ı mu‘teber at-ı hussân. Biri murassa‘ zeynli ve altun zencîrli küheylân ve üç aded mücevher tüfeng-i Mâzenderân ve yigirmi cild kitâb-ı Tefsîr-i Kadı Beyzavî ü Keşşâf u Kâmûs u Takvîmü'l-Büldân ve niçe gûne mülûke mahsûs zî-kıymet kütüb-i nefîseler verdi. 235b Ve üç aded ibrişim ve zerdûz haliçe-i Isfahân ve üç aded haliçe-i keçe-i Nahşevân ve kırk aded şemşîr-i elvân ve on katar üştür-i nerre-revân ve on katar üştür-i küheylân verdi. Ve bu hedâyâlardan sonra Hân dervîşlik edüp "Bu pîşkeşleri kabûl eylen" deyü dest-bûs etdi. Ve Hân yine paşa huzûrunda paşa kethudâsına bir sırma mebrûm zeynli bir küheylân at ve bir yelegendez at ve bir katar-ı katır verdi.Ve'l-hâsıl paşanın yigirmi yedi aded mertebe sâhiblerine birer re’s küheylân atlar ihsân etdiğinden sonra ta ednâ mertebe akkâmbaşıya ve seyisbaşıya varınca cümle paşalıya yetmiş re’s küheyl atlar hibe eyledi kim en ednâsı bir kise guruş değer atlardır. Paşa dahi hâna on günde sekiz semmûr kürk giydirüp bu vedâ‘ mahal hedâyâsında bir beyâz semmûr kürk giydirdi kim bizzât Âl-i Osmân pâdişâhında nâdirdir. Ve kendi belinden cevâhir kuşağın ve bıçağın ve mücevher hançerin Hân'ın kemerine paşa-bend etdi. Ve Hân'ın dörd aded ciğer-kûşesine ve Çâker Ağa nâm kethudâsına birer semmûr kürkler giydirdi kim her biri biner guruş değer ve haremde hanıma bir semmûr ve bir mücevher tâc ve yetmiş kıt‘a akmişe-i fâhire dîbâ vü zîbâ ve şîb ü zerbâf ve niçe kıt‘a elmas u la‘l [u] yakut u zeberced ve lü‘lü-i danedâr Amber Ağa ile sultâna hedâyâ gönderdi. Ve ibtidâ hân nökerlerinden aşçıbaşıya ve yetmiş aded mertebe sâhibi aşîret beğlerine gûnâ-gûn çuka kerrâkeler ve a‘lâ vü evsat kuşaklık ta‘bîr etdikleri hil‘at-i fâhireler giydirüp hân gâyet mahzûz olup şehr-i Bitlîs'in ahâlîleri cümle mesrûr [u] hândân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a–235b ·
metinde göster ·
müstağrak olup incülü konturalar ile ve eteklikler ile ellerinde teber-i Müslim …
Andan seksen aded sekban ve sarıca bayraklarının eşbehce olan dayıları ve cümle seksen aded bölükbaşıları ve çavuşlarıyla pür-silâh piyâdece ubûr edüp andan paşanın şâtırları altun taslar üzre beyâz ablakları ile zer-ender-zerli dîbâ vü zîbâ vü zîb ü zerbâfa müstağrak olup incülü konturalar ile ve eteklikler ile ellerinde teber-i Müslimîler ile çifte çifte tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi hırâmânî hırâmânî ubûr eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
… seksen çift sîm-i hâlis rikâb-ı gûnâ-gûn çıkdı ve bin kıt‘a dîbâ vü zîbâ vü şîb
ü zerbâf
u dârâyî ve kemhâ vü sereng ü atlas ve ala yorganlar çıkdı. Ve iki bin aded pem …
Ve altı yüz çift müzehheb hadîd üzengi çıkdı ve seksen çift sîm-i hâlis rikâb-ı gûnâ-gûn çıkdı ve bin kıt‘a dîbâ vü zîbâ vü şîb ü zerbâf u dârâyî ve kemhâ vü sereng ü atlas ve ala yorganlar çıkdı. Ve iki bin aded pembeli ve tehî yasdıklar kim her biri katîfe ve çârkâb-ı Acemî ve Firengî ve Şâmî ve Mardinî ve Bursavî zer-dûz muhaddevlerde bâliş-i girde-bâlîn yasdıklar var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277b ·
metinde göster ·
… tlîs huzûrunda bir sanduğu küşâde edüp gûnâ-gûn zî-kıymet havâyic ü dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve harîr-i zer-dûz hil‘atler ve çerkâb haftanlar ve sâhib-i kârhâne içün mülûkâ …
Evvelâ otakda yine ale's-seher âdem deryâsı cem‘ olup meydân-ı muhabbete kâmil iki yüz aded mâl-â-mâl ayaklı ve ayaksız deve sandûkaları çıkdı. Ekseriyyâ levha-i servden idi ve dahi çoğu Haleb şehrinin sepet sandûkları idi. Ammâ niçesi hân mühriyle ve niçesi hânın A‘lâ Hanım sultân mühriyle niçesi cevârîler mühriyle cümle mukaffel ve memhûrlu sandûkçalardır. Yine ke'l-evvel Van monlâsı ve Bitlîs kadısı ve a‘yân-ı Bitlîs huzûrunda bir sanduğu küşâde edüp gûnâ-gûn zî-kıymet havâyic ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve harîr-i zer-dûz hil‘atler ve çerkâb haftanlar ve sâhib-i kârhâne içün mülûkâne eşyâlar var idi kim her kim gördü ise çeşm-i ibretleri hîrelendi ve niçe âdemler sad-lek tahsîn edüp dem-beste kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277b ·
metinde göster ·
… krâm ederler kim ni‘metlerinde kuş südü ve kutr-ı nebât bulunur. Ve dîbâ vü şîb
ü zerbâf
câme-i hâbları vardır kim her müsâfirîne hizmet ederler. Ve kal‘alarının cümle …
İki yüzden mütecâviz ruhbân ve kıssîsleri var kim riyâzat-ı perhîz ile siyâh alıfı kopmuş bakla yemeden kadîd-i mahz olmuşlar, ammâ mahbûb marâlî ve gazâlî mûğ-peçe gulâmları var kim 281b her hizmete cân baş ile müsta‘cellerdir. Ve bu cezîre-i teferrüce gelenlere ol kadar i‘zâz u ikrâm ederler kim ni‘metlerinde kuş südü ve kutr-ı nebât bulunur. Ve dîbâ vü şîb ü zerbâf câme-i hâbları vardır kim her müsâfirîne hizmet ederler. Ve kal‘alarının cümle altı mağaralardır ve me’kûlât u meşrûbâtlarıyla mâl-â-mâldir. Ve ahâlîsi cümle küffâr-ı dûzah-karârdır. Anda Müslümân bir ân karâr idemez, hemân temâşâ edüp giderler. Terk-i dünyâ şeklinde üç yüz mikdârı terzi kâfirleri vardır. Cümle kâfiristândan nezerâtlar gelüp anınla geçinirler ve cümle suları sarnıçlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a–281b ·
metinde göster ·
… vardır. Cemî‘i diyârın kâlâyî vü âlâyî, kâmhâ ve hârâ vü dârâyî vü zîbâ vü şîb
ü zerbâfı
bî-kıyâsdır. Ammâ nânbâzları ve aşbâzlarına aşk olsun. Ve hâkimlerinin narh-ı Ş …
Ve bir bezzâzistânı vardır kim gûyâ kal‘adır. Çâr dervâzesi Çârbâğ'a ve bâzâr-ı kâga mekşûfdur. Cümle kıbâblar ile ârâste vü dollâblar ile pîrâste olmuş bâzâr-ı hüsündür. Ankâ hâcegânları vardır. Cemî‘i diyârın kâlâyî vü âlâyî, kâmhâ ve hârâ vü dârâyî vü zîbâ vü şîb ü zerbâfı bî-kıyâsdır. Ammâ nânbâzları ve aşbâzlarına aşk olsun. Ve hâkimlerinin narh-ı Şeyh Safî deyü zabt u rabtlarına ve sikkelerinin pâkliğine aşk olsun. Abbâsî ve Bisitîlerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Alîyyün veliyyullah" yazar. Bu sikke üzre hilâf eden âdemi ve sikkeyi kalp edüp kesen âdemi ol ân amân u zamân vermeyüp katl ederler. Cemî‘i bâzârlarında cümle me’kûlât [u] meşrûbâtı bey‘ edenler vezn-i Alî ile fürûht ederler. Hatta buğday ve yumurtayı ve pişmiş tavuğu ve beyâz nânı ve'l-hâsıl cümle eşyâ-yı âvânîyi terazü ile fürûht ederler. Hattâ aşbâzlar bile çobra ve kebâb ve pilavı dahi vezn ile fürûht ederler. Kim kâdirdir kim narh-ı Safî üzre hilâf ide? Hîlebâzın gözüne milçe ve başına kızgın tas oturdurlar, niçesinün ödün çıkarırlar ve niçesinün karnın yarup yüreğin çıkarırlar. Gâyet zabt [u] rabt-ı Alî vardır. Bu şehrin cemî‘i imâretlerin ve bâğ u müşebbek bostânların reyy edüp ahâlîsinin nûş etdüği âb-ı hayâtlar bu şehrin cânib-i garbîsinde Çevlân dağlarından ve Harîr ü Enzelî kûhlarından gelüp bu şehri saky edüp cânib-i şarkda buhayre-i Rûmiyye'ye rîzân olur. Bu ülke-i Rûmiyye cümle yüz elli pâre ma‘mûr u âbâdân kendlerdir kim her biri ikişer üçer bin hâneli ve bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâm ve çârsû-yı şâhlı kend-i mu‘azzamlardır. Ve cümle kırk bir pâre kasabadır ve cümle elli pâre kılâ‘-ı metînelerdir. Ha denilse bu ülkeden yigirmi bin asker çıkar, ammâ üç kerre yüz bin re‘âyâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
… gelirler ve şehir varoşunun zîr-i zemîn ve tırkaz u purkazlarından dîbâ ve şîb
ü zerbâf-ı
vâlây [ü] kemhâ-yı hârây çıkarup guzât-ı muvahhidîn muğtenim olurlar.
Ba‘dehû hakîrin ma‘lûmu olan zamânımızda sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in vezîri Hüsrev-i Şîr Paşa Hemedân'ı feth etdikde bu Dergezîn'i dahi muhâsara edüp zîr-i kal‘ada nasb-ı hıyâm ile on gün meks edüp sahrâ-yı Dergezîn'in etrâf-ı erba‘asında avâdân kendlerinde ve kûhlarındaki gârlarından niçe bin bâr-ı ester ve hıml-ı üştür girân-bahâ metâ‘-ı firâvân ve dûşîze pençe-i âfitâb bintân ü nisvân ve niçe bin aded mahbûb gılmânlar çıkarup ordu-yı İslâm'a gelirler ve şehir varoşunun zîr-i zemîn ve tırkaz u purkazlarından dîbâ ve şîb ü zerbâf-ı vâlây [ü] kemhâ-yı hârây çıkarup guzât-ı muvahhidîn muğtenim olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313a ·
metinde göster ·
avânîler binâ olunmuşdur ve cemî‘i sîm micmeredân u şem‘dân u buhûrdânlar ve ni …
Ve Bağdâd'ın cemî‘i burc u bârû ve tabyaların imâr edüp itmâm eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği üzre kubbesini ve kabr-i münevveresi şebekelerin cümle sîm-i hâlisden ve niçe yüz kanâdîllerin sîm ü zeheb-i hâlis ve cevâhirden ve bâb-ı sa‘âdetinin cenâhların ve atabe-i ulyâ ve süflâsın cümle sîm-i hâlisden inşâ etdirüp merhûm pederimizin dest-i kârıyla cümle sîm ü zer avânîler binâ olunmuşdur ve cemî‘i sîm micmeredân u şem‘dân u buhûrdânlar ve niçe bin zî-kıymet tuhaf ve maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar cümle pederimizin dest-i kârıyla olmuşdu. Zîrâ pederimiz feth-i Bağdâd'da ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî idi ve âsitâne-i İmâm-ı A‘zam'ın eimme vü hutebâ vü huddâmlarına ve kal‘ası neferâtlarına cümle hazîne-i pâdişâhîden vazîfeler ta‘yîn eyledi. Ve derûn-ı Bağdâd'da Hazret-i Abdülkâdir-i Cîlânî kubbesin ve İmâm Mûsâ Kâzım türbesin ve Akkapu kurbünde Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî âsitânesin ve Kassâb-ı Cömerd-i Hazret-i Merd tekyesin ve niçe bunun emsâli âsitâneleri imâr edüp şehr-i Bağdâd'ı rûşen-âbâd edüp gayrı tedârikler görüp evvelâ inşâ etdüği âsâr-ı binâların ve Bağdâd dervezelerinin atabe-i ulyâları üzre alâmetim olsun deyü Bağdâd fethine müte‘allık musanna‘ târîhleri beyâz mermer üzre celî hatt ile kazdırdı ve zeheb-i hâlis ile yazdırdı. Ol târîh-i musanna‘ların âhir mısra‘-ı neticeleridir kim tahrîr olundu. Güfte-i Cevrî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b ·
metinde göster ·
… şemmâme amber-i hâm ve bir incü tesbîh-i dürr-i yetîm ve yüz kıt‘a dîbâ vü şîb
ü zerbâf
ve akmişe-i fâhireler ve kâlâ-yı nâdireler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün h …
Ve Melek Ahmed Paşa efendime muhabbetnâmeler ile beş re’s küheylân ve iki başdan hudûd-ı cılğıdân kısraklar verdi. Ve on aded Şeyhânî kılıçlar ve bir yük fağfûrî kâseler ve fincânlar ve bir yük mertebânîler ve kırk aded nâfe-i müşk-i Hoten ve on şemmâme amber-i hâm ve bir incü tesbîh-i dürr-i yetîm ve yüz kıt‘a dîbâ vü şîb ü zerbâf ve akmişe-i fâhireler ve kâlâ-yı nâdireler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün hedâyâlar verüp bu mezkûr eşyâları cümle bir katar katıra tahmîl edüp katarıyla hakîre teslîm edüp yine ol ân hakîre hemân beş yüz altun harcırâh ihsân edüp tâ kal‘a-i Van'a varınca kâmil bir bayrak sarıca arı eri yiğitleri ta‘yîn eyleyüp paşanın Bağdâd'daki arkı mâlından üç bin altun ve beş bin altun dahi Murtezâ Paşa ceybinden Melek Ahmed Paşa efendimize ceyb harclığı gönderüp paşa ile ve cümle a‘yân [u] kibâr [u] ağavât [u] eşrâflar ile vedâ‘laşup her birinden cüz’î ve küllî ihsân hedâyâlar alup Şeyh Abdülkâdiri'l-Ceylânî hazretlerin ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî hazretlerin ve Kassâb-ı Cömerd'i ve Kamber-i Alî'yi (---) ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam Nu‘mân ibn Sâbit'i ve niçe yüz kibâr-ı evliyâ-ı kümmelînleri ziyâret ve vedâ‘ edüp paşanın dest-i şerîfin bûs edüp bükâ-âlûd olup du‘â ve hayr u senâlar ile sene 1066 mâh-ı (---)(---) günü Bismillah ile nehr-i Şattu'l-Arab üzre cisirden ubûr edüp ibtidâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408b ·
metinde göster ·
makûlesi bisât âvânî suhûnları ve şam‘dânları ve tepsileri ve niçe bin gûne kil …
Ve Rakofçi Kral'ın isti‘mâl etdiği sîm ü zer makûlesi bisât âvânî suhûnları ve şam‘dânları ve tepsileri ve niçe bin gûne kilâr şeyleri cümle üç araba gümüş âvânlar ve gayrılar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… ?) ve la‘l ve yâkût ve zümürrûd 10a yüzükler ve niçe mücevher ve murassa‘ sîm
ü zer
evânî eşyâlar ile memlû bir mezâr idi kim cümle cevâhiri bir Rûm harâcı değerdi …
Ve âteş teskîn oldukdan sonra bir deyr-i Şeddâdî içre bir kral kızı leşi çıkdı. Cemî‘i esvâbı cevâhirle müzeyyen ve kuşağı ve tâcı ve halhalı ve sorguc ve istifanı ve parmaklarında yigirmişer ve otuzar kırat elmas-ı Serendîlî(?) ve la‘l ve yâkût ve zümürrûd 10a yüzükler ve niçe mücevher ve murassa‘ sîm ü zer evânî eşyâlar ile memlû bir mezâr idi kim cümle cevâhiri bir Rûm harâcı değerdi. Ve dahi mezâr içinde iki aded pirinç kapaklı dollâblar binâ olunmuş biri mâl-â-mâl mümessek altun ve biri leb-ber-leb Sivilye guruş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b–10a ·
metinde göster ·
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm
ü zer
ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler …
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre moran ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesinden gelmiş kehribâr-ı hâlis-i asfar ile bezenilmiş maksûre-i ibret-nümûndur. Ve her şebekesi gûyâ Fahrî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle oyma oymağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
fisdanı ve roklasın geyüp reftâr etdikde görenin aklı perîşân olurdu.
Hakîr dahi ol takrîb ile bir gece kal‘a içinde yatup zevk u safâlar edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Ol kadar mahbûb u mahbûbesi var kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ hânemizin bir bikr-i nâ-şüküfte bânû-sıfat bir tebekânî elması yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı, âhû gözlü ve şîrîn sözlü dişleri dürr-i meknûn gûyâ bir nejâd(?) Aline nâm bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi kim kaçan geysû-yı müşk-bârların târumâr edüp çim-ender-çim ve ham-ender-ham edüp şîb ü zerbâf fisdanı ve roklasın geyüp reftâr etdikde görenin aklı perîşân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… nâ-şüküfte ve nâ-süfte nâ-pûhte meh-cebîn ve nâzenîn kızlar var ise cümlesi şîb
ü zerbâf
ve çarkâb ile zerdûz olmuş fisdânları ve murassa‘ ve mücevher 19b her biri bi …
Ertesi gün kral karısı Serdâr Ali Paşa'yı ve yedi veziri ve yirmi iki aded mîr-i mîrânları ve yetmiş aded mîr-i livâları bir bâğ-ı İrem-misâl bir hadîka-i ravza-i cinân gül [ü] gülistân içre bir ziyâfet etmişdir kim bu dahi melike-i mülûkâne ve bir ziyâfet-i şâhâne olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunur değil idi ve bu rûy-ı arzda böyle bir şeb-i kâfirî üzre bir ziyâfet-i ikrâm görülmemişdir, zîrâ bu ziyâfet avret ziyâfeti olmağile bu şehirde ve gayri yakın ve ba‘îd kılâ‘larda ne kadar pençe-i âfitâbe bikr-i nâ-şüküfte ve nâ-süfte nâ-pûhte meh-cebîn ve nâzenîn kızlar var ise cümlesi şîb ü zerbâf ve çarkâb ile zerdûz olmuş fisdânları ve murassa‘ ve mücevher 19b her biri birer hidmete me’mûr olup niçe yüz adedi huzûr-ı vüzerâda murassa‘ kâseler ile gûnâ-gûn mümessek eşribelerin atşânlara bezl ederlerken her biri birer gûne nâz u istiğnâ ve cünbüş ü harekât ile âdâb-ı vekâr üzre hidmet ederlerdi kim her birinde olan libâs-ı gûnâ-gûn bir duhter-i pâkîze-ahterde yok idi. Ve her birinde olan müşk-i amber-i hâm ve zibâd ve kulle(?) müşk sünbül-i misk-i Arabî ve sünbül-i Hindî râyihaları âdemin demâğın mu‘attar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a–19b ·
metinde göster ·
ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher ve murassa‘ ve zerrîn âvânîl …
Eğer bu ni‘met-i uzmânın, âlât-ı suhûn sîm ü zer ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher ve murassa‘ ve zerrîn âvânîlerin medh eylesek başka bir müdevven olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
Küçük câmi‘: Dahi ilm-i mi‘mârî üzre mebnî letâfet
ü zerâfeti
ve nezâketi kemâkân yerinde bir câmi‘-i rûşen binâ-yı müferrihdir. Ve cümle âsâ …
Küçük câmi‘: Dahi ilm-i mi‘mârî üzre mebnî letâfet ü zerâfeti ve nezâketi kemâkân yerinde bir câmi‘-i rûşen binâ-yı müferrihdir. Ve cümle âsâr-ı binâları rusâs-ı nîlgûn ile mestûr ve ma‘mûrdur, ammâ bu dahi cemâ‘atden dûr bir garîb câmi‘dir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Andan Budin kapusunun iç yüzünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… ehl [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm
ü zerrîn
âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrî …
Hüsn-i cemâl sâhibi kızlar ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb gulâmlar alındı, zîrâ küffâr askeri arabalarıyla cümle ehl [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm ü zerrîn âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olmaz deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… n'daki somâkî sandûka etrâfında olan mermerden oyulmuş sünbül [ü] reyhân ve gül
ü zerîn
ve nesrîn ve nesterîn ve şakâyık-ı nu‘mânîler var kim her biri mertebe-i sihird …
Ve bu câmi‘in gün doğusu tarafı mahallinde mâ-tekaddem keferelerin bilâ-teşbîh kıbleleri imiş, hâlâ durur. Anda bir somâkî mermer 95a sandûka var, anda olan san‘at-ı mermer-bür bir diyârda yokdur, illâ Mora vilâyeti kurbunda medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Eflâtûn-ı İlâhî'nin taht-ı kadîmi şehr-i Atina'da ola. Ammâ bu Üstürgon'daki somâkî sandûka etrâfında olan mermerden oyulmuş sünbül [ü] reyhân ve gül ü zerîn ve nesrîn ve nesterîn ve şakâyık-ı nu‘mânîler var kim her biri mertebe-i sihirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b–95a ·
metinde göster ·
… fitâb Korol gulâmı ve bir aded müstesnâ bikr-i nâ-şüküfte kızoğlanı ve niçe sîm
ü zer
âvânî eşyâlar elime girdi.
Kal‘ası yok, ammâ etrâfı sa‘b palanka ve amîk handaklı bir şehr-i azîmdir kim cümle yigirmi bin bâğ-ı İrem-misâl hânedânlı şehr-i müzeyyen idi. Ân-ı sâ‘atde kavm-i Tatar rûzgâr-ı zor-kârın üst yanına çıkup kırk bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer aded tabur okları gezleyüp her oka birer kibrît bağlayup bu kadar âteşli okları şehir içre bârân-ı la‘net gibi yağdırup şehrin tahta örtülü hânedânları rûzgârın şiddetinden çayır çayır yanmağa başlayınca cümle küffâr âteş-i lât-ı melât-ı mühmelât içre kalup küffâr bu vâveylâda iken hemân Tatar fursatı ganîmet bilüp kal‘a şarampavlarından yol bulup cümle Tatar şehir içre dolup cümle yigirmi bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup iri cengâver Kazakların cümle dendân-ı tîğdan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ bu şehr-i Heyvar'da iki gün ve iki gece alacıklarımızda meks edüp hamd-i Hudâ bunda dahi elime üç aded pençe-i âfitâb Korol gulâmı ve bir aded müstesnâ bikr-i nâ-şüküfte kızoğlanı ve niçe sîm ü zer âvânî eşyâlar elime girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… iki bin aded güzîde esîr ile yüz elli araba yükü mâl-ı firâvân ve gûnâ-gûn sîm
ü zerrîn
âvân eşyâlar ve bu kadar akmişe-i fâhireler ve bu kadar emti‘a-i nâdireler alın …
Evsâf-ı kal‘a-i Holçar: Nâm kal‘a bir vâsi‘ sahrâ ortasında vâkı‘ olmağile ale'l-gafle bu kal‘aya üşüp amân u zamân vermeyüp varoş-ı azîmin ıhrâk edüp iki bin aded güzîde esîr ile yüz elli araba yükü mâl-ı firâvân ve gûnâ-gûn sîm ü zerrîn âvân eşyâlar ve bu kadar akmişe-i fâhireler ve bu kadar emti‘a-i nâdireler alındı kim hisâba gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yu …
Bu kasabadan dahi elli aded güzîde tüfeng-endâz piyâde yiğit refîkler alup bu kasabanın ensesinde Morina yaylasın yüz bin renc [ü] anâ ile aşup bu yaylanın çemenzâr ve şükûfezâr ve gül [ü] gülistân ve enhârları cârî ve revân yerlerine geldikde tâze cân bulup Cân mezra‘asında hâsıl olmuş gûnâ-gûn sîm ü zerrîn ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yuvarlanup cânib-i erba‘amıza karavullar koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ âlim ü dânâdır bu fezâ-yı çemenistânda hâsıl olan nebâtât-ı gûnâ-gûn şükûfelerin râyihası demâğımızı mu‘attar edüp hayât bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… sâhib-i zuhûr hurûc etdi" deyü elçileriyle (---) altun ve bu kadar dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve kemhâ vü hârâlar ile elçilerin Bursa'da Osmân Gâzî'ye gönderdiklerinde Osmân …
Gâyet müdekkık ve müstahric ve ilm-i nücûm sâhibi kehene ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm kuvvetiyle Hazret-i Risâlet-penâhın bu cihân issi olmasını ve Âl-i Osmân hurûc edüp devr-i kıyâmete dek devletleri mü’ebbed olur, bu rûy-ı arzda bir küffâr komayup tâ Hazret-i Mehdî ve Hazret-i Îsâ'ya dek Âl-i Osmân sâhib-i hurûc ve sâhib-i zuhûr olacağın bilüp ve niçe rumûz u künûz kitâblarında her mülûkun tâli‘in bulup ve sene (---) târîhinde Osmân Gâzî Bursa kal‘asına sarılup muhâsara ederken hemân bu Dobra-Venedik kâfirleri "Hay işte sâhib-i zuhûr hurûc etdi" deyü elçileriyle (---) altun ve bu kadar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kemhâ vü hârâlar ile elçilerin Bursa'da Osmân Gâzî'ye gönderdiklerinde Osmân Gâzî de vefât etmiş bulunup oğlu Orhân Gâzî Bursa'yı feth etdikde Dobra-Venedikli cümle hedâyâları Orhân Gâzî'ye verüp yüz elli mâdde üzre akd-i sulh edüp her sene meblağ-ı mezbûr hazîneyi elçileriyle göndermeği der-uhde edüp ellerine yüz elli mâdde içün yüz elli kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i şâhîler alup bu yüzden ilâ hâze'l-ân sulh kabûl etmiş bir alay âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr kefere vü fecerelerdir kim aslâ ve kat‘â cemî‘i zamânda sulha muğâyir bir ahid-şikenlik etmeyüp her sene başında cümleden mukaddem elçileri gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… ver durur bir memerr-i nâs-ı bî-hemtâdır kim bunda olan tasarrufları ve letâfet
ü zerâfet
ü ilm-i mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle bir kârgerlik şîrînkârlığı bir mi‘mâr- …
Bu cisr-i bî-nazîrin hakkına niçe târîhler vardır, ammâ hâtıra hutûr eden bunlardır. Hakkâ ki üstâd bennâ-yı selef var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsını ayân etmeğiçün bir kayadan bir kayaya bir kemer inşâ eylemiş kim bir mesâfe-i ba‘îdeden bu cisre nazar olunsa hemân çarhdan çıkmış zehgîr-misâl müdevver durur bir memerr-i nâs-ı bî-hemtâdır kim bunda olan tasarrufları ve letâfet ü zerâfet ü ilm-i mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle bir kârgerlik şîrînkârlığı bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. 165a Ve böyle kantara-i ibret-nümâ çeşm-i felek görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b–165a ·
metinde göster ·
… müşterî-çehre pâkîze ve bâkire sîm-gabgab kızlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’im ve sîm
ü zer
âvânî makûlesi ganâ’imlerin hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Kerîm bilir.
Hâsıl-ı kelâm bu cengde iki yüz nefer gâzîlerimiz şehîd oldu, ammâ hakkâ ki sonra refîk olan Pojaga askeri şecî‘âne ey savaş-ı perhâş edüp küffâra aç kurd gibi girirlerdi ve yigirmi altı bin küffâr mürd olup tokuz bin kadar mahbûb u mahbûbe perî-çehre mûğpîçe gulâmlar müşterî-çehre pâkîze ve bâkire sîm-gabgab kızlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’im ve sîm ü zer âvânî makûlesi ganâ’imlerin hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Kerîm bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
… kâre fürûht ederler, aslâ ayıb değildir. Her ne metâ‘ murâd edinsin dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve elbise-i nâdireler mevcûddur. Mahbûb u mahbûbele …
Ve bu şehrin tûlı Matra dağı zeylinden kıbleye tûlânîsi kâmil sekiz bin adımdır. Cümle sekiz 40b aded kârgîr binâ kal‘a-misâl manastırları var kim her birinin çanlık kulleleri eflâke kad keşân olup her manastırlarda beşer altışar yüz aded kıssîs ve bıtrîk ve pîr-i muğânları ve pençe-i âfitâb mûğ-pîçeleri var. Ve iki yüz aded hurde kenîseleri var. Ve cümle bin altmış aded dükkânlardır kim cümlesinde pençe-i âfitâb kızlar ve kâlîme avretler dükkânlarda oturup metâ‘ların âşikâre fürûht ederler, aslâ ayıb değildir. Her ne metâ‘ murâd edinsin dîbâ ve şîb ü zerbâf ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve elbise-i nâdireler mevcûddur. Mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâb ve cümle âşık-perestlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a–40b ·
metinde göster ·
Bizim paşa dahi hudûd mil bayırına urûc ederken sâfî dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve cevâhir-i murassa‘âta gark olmuş kemer kuşak ve hançer ve bıçak ve şemşîr ve …
Bizim paşa dahi hudûd mil bayırına urûc ederken sâfî dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhir-i murassa‘âta gark olmuş kemer kuşak ve hançer ve bıçak ve şemşîr ve murassa‘ topuz elinde ve eğninde bir semmûr kabaniçse kim tüğü içinde yumurta saklanır siyâh semmûr la‘l-gûn çukaya kaplı kim her düğmeleri kaz yumurtası kadar kim her biri onar bin guruş eder düğmeler ile müzeyyen kabaniçsedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
… cbe-likâ heykel ile müsellah ve mükemmel zer-ender-zer nîmtâne haftanlar ve sîm
ü zer
mutalla‘ kemerler ve mükellef gümüş çevgân ve katîfe çerkâb düğme şalvarlar ve …
Andan bu asker içre altı çift alay çavuşları ve ucbe-likâ heykel ile müsellah ve mükemmel zer-ender-zer nîmtâne haftanlar ve sîm ü zer mutalla‘ kemerler ve mükellef gümüş çevgân ve katîfe çerkâb düğme şalvarlar ve başlarından gûnâ-gûn serbendler üzre sîmurğ-ı ankâ otağaları ve niçe gûne 54b ablak cığalar ve turna telleri ve şâhîn tellerin başlarına zeyn edüp atlarının başlarında dahi ablak çığçığalar ve gerdenlerinde zîller ve altı pâre geyim yancıklar cümle polad-ı Nahşivânîden olup bahrî hotaslar ve kaplan postları ile asker arasında çavuşlar na‘ra-i Allâhu Ekber sadâsın urarak ve cümle askere "İkişer ikişer ağalar" deyü na‘ralar urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a–54b ·
metinde göster ·
… blak telli ve elleri teber-i Müslimîli on nefer şâtırların her biri dîbâ ve şîb
ü zerbâf
ve çârkâb incü dikme hil‘atler ve zerdûz eteklikler ve incü dikme kantûralar ve …
Andan ardı sıra altun tâslı ve başları beyâz ablak telli ve elleri teber-i Müslimîli on nefer şâtırların her biri dîbâ ve şîb ü zerbâf ve çârkâb incü dikme hil‘atler ve zerdûz eteklikler ve incü dikme kantûralar ve bellerinde debdevî ve dehdehî ve zîlbem ve âfitâbeler ve murassa‘ cevâhir kuşaklar ve cevâhir kaddâre kılıçlar ile ikişer ikişer ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… şlerdir, şu meyveleri ve sükkerî ma‘âcin ve eşribeleri ve bu zerdûz dîbâ ve şîb
ü zerbâf
çârşef ve yorgan ve câme-hâbları kabûl edüp bir hafta istirâhat edüp yine geles …
"Çâsâr size selâm-ı firâvân etdiler, yoldan gelmişlerdir, şu meyveleri ve sükkerî ma‘âcin ve eşribeleri ve bu zerdûz dîbâ ve şîb ü zerbâf çârşef ve yorgan ve câme-hâbları kabûl edüp bir hafta istirâhat edüp yine gelesi bâzâr gün inşâallâh anlar ile mülâkât oluruz" deyü bu haber ile dörd yüz aded kefereler ile bu kadar me’kûlât [u] meşrûbât u melbûsât-ı fâhireler ve müsmirât-ı nâdireler geldi kim cümlemize andan hisse olup zevk etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·