… hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün,
ürd-i
behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘deh …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… e bir minber-i nasîf ihdâs edüp sene 982 târîhinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir
ürd-i
behişt-misâl bir câmi‘-i dilküşâdır. Kıble kapusundan mihraba varınca tûlânîce …
Ve Ayasofya Câmi‘i: Süleymân Beğ Câmi‘inin garb tarafındadır ve deryâ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Küffâr asrında binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Kürd Alî Beğ nâmında bir vali-i vilâyet pâdişâha arz edüp emr-i sultânîyle dest-i nasârâdan alup bir câmi‘-i latîf ve bir mahfil-i münîf ve bir minber-i nasîf ihdâs edüp sene 982 târîhinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir ürd-i behişt-misâl bir câmi‘-i dilküşâdır. Kıble kapusundan mihraba varınca tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Ve câmi‘ içre gûnâ-gûn sommâkî ve zenbûrî ve mermer-i hâm amûd-ı müntehâlar var kim midhatinde diller kâsırdır ve serâmed bir minâre-i mevzûnu (---) kapusu var. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîm sâde güzelidir ve mâ-havlı bâğ-ı İrem-misâl zeytûn bâğları ve bâğçeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251a ·
metinde göster ·
… birer kat sâye çuka ve akmişe-i fâhire yıllıklar getirüp cümle gulâmlar giyinüp
ürdibehişt
gılmânına döndüler. Hakîre dahi bir semmûr paçası kürk ile bir kat esbâb ve yüz …
Menzil-i karye-i Ilıca-i germâb-ı nâfi‘: Erzurûm kazâsının cânib-i garbîsi tarafında bir ılıca-i ibret-nümâdır. Lâkin her sene elbette birer âdem gark olur, ammâ gâyet nâfi‘dir. Âbı gâyet suhûniyyet üzredir. Ammâ sermâb halt edüp mu‘tedil olur. Cerebe gâyet nâfi‘dir. Selef pâdişâhlarından üzerine bir kubbe-i azîm ve câmekân ve bir havz-ı kebîr inşâ etmişler. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Bunda Müsellem Mustafâ Ağa, paşaya bir mücevher eğerli bir küheylân at ve bir semmûr kabaniçse ve bir cevâhir tîrkeş ve bir mücevher kılıç ve cevâhirli hançer ve mücevher ve murassa‘ kuşak ve on aded müsellah küheylan atlar üzre kâkülleri perîşân Gürcî mahbûbları ve elli aded kerûke (?) zireh ve kolçağ ve serpenâh getirüp paşaya hedâyâ verdi. Ve cümle üç yüz yetmiş aded gılmân-ı hassâlara birer kat sâye çuka ve akmişe-i fâhire yıllıklar getirüp cümle gulâmlar giyinüp ürdibehişt gılmânına döndüler. Hakîre dahi bir semmûr paçası kürk ile bir kat esbâb ve yüz guruş in‘âm etdi. Zîrâ niçe zamân mahdûm-ı mükerreminin hocası olmış idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a ·
metinde göster ·
… ulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve
Ürdibâri
demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
huld içre ona oldu durâğ / Rûhı şâd ola İlâhî dâ’im / Evliyâ bendesi ola kâ’im
Sâlik-i tâ’ife-i ehl-i tarîkPîşvâsıdır anın Pîr ŞakîkReyy ile yakdı Buhârâ'da çerâğÜrd-i huld içre ona oldu durâğRûhı şâd ola İlâhî dâ’imEvliyâ bendesi ola kâ’im
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… altı ay bu şehr-i Lâdik'de yaylalanup zevk u safâ etmeğiçün pâdişâhlara mahsûs
ürd-i
behişt-âsâ bir bâğçe-i dilküşâ edüp hâlâ bâğçe üstâdı ve kırk aded sivri külâhl …
Hâlâ ol hayr du‘â sebebiyle cümle ünâsı mu‘ammer ve mu‘ammere ve ehl-i zevk ve ehl-i şevk sulehâ-yı ümmetden garîb-dost âdemleri vardır. Ba‘dehû Bâyezîd-i Velî şehzâdeliği âleminde Amasiyye hâkimiyken her sene yaylağa gelüp altı ay bu şehr-i Lâdik'de yaylalanup zevk u safâ etmeğiçün pâdişâhlara mahsûs ürd-i behişt-âsâ bir bâğçe-i dilküşâ edüp hâlâ bâğçe üstâdı ve kırk aded sivri külâhlı bostâncı huddâmları ve korucuları ve taylakçıları vardır. Çayırı büyük emîr-i ahûr tarafından zabt olunur. Bir hâkim-i aslîsi dahi Dârü's-sa‘âde ağası tarafından bir ağa gelüp maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olmak üzre cemî‘î tekâlif-i örfîden mu‘âf [u] müsellem şehr-i sâlimdir. Zîrâ merhûm ve mağfûrun leh Sultân Ahmed Hân vâlidesi Bülbül Hâtûn evkâfıdır. Eyâlet sâhibi Sivas valisi tarafından bir avân şehre girüp müdâhale etmeğe kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
… t musanna‘dır. Ve bu ma‘bed-i latîfin kıblesi önünde tâ nehr-i Tunca'ya varınca
ürdibehişt-i
İremezât'dan nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve k …
Ammâ "hayrun cemîl" lafzı Samakov şehrinde Malkoç Beğ türbesi kapusu üzre dahi takrîr olunmuşdur. Allahu a‘lem, yine Bâyezîd Hân ümerâlarından imiş. Ammâ bu câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî mezkûr kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen seksen beş kademedir. Arzen kâmil seksen ayakdır. Derûn-ı câmi‘de aslâ sütûnlar yokdur. Ammâ hünkâr mahfili bu câmi‘in sol tarafında (---) şeşhâne seng-i harekânî on aded sütûn-ı musanna‘lar üzre bir ma‘bedgâh-ı selâtîn-i fevkânîdir. Mihrâbı ve minberi beyâz mermer-i hâmdan mebnî bir makâm-ı imâm-ı hümâmdır. Ve niçe musanna‘ âvîze vü kanâdiller ile ârâste ve kubbe pervâzelerinde kanâdil tabakasıyla pîrâste olmuşdur. Ve makâm-ı Bilâl-i Habeşî, ya‘nî mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır. Ve bu ma‘bed-i latîfin kıblesi önünde tâ nehr-i Tunca'ya varınca ürdibehişt-i İremezât'dan nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tastîr olunmaz. Bu hadîka-i cinân içre hâsıl olan ezhârâtın müşk-bû râyiha-i tayyibesi cemâ‘atın dimâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153b ·
metinde göster ·
… a sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır erüp
ürd-i
behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lagoş ve …
Bu makâm-ı dilküşânın ihyâsına sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır erüp ürd-i behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lagoş ve Arat ve Yanova Varat kal‘aların şikâr etdi. Hudâ-yı Bîçûn niçe bin kal‘aların feth-i şikârların müyesser ede. İnşâallah bu pây-taht-ı sânî Edirne-i Yunanî elde iken dâr-ı diyâr-ı Alaman u Kızılelma-yı bî-emân dahi feth olur. Hemân padişâh-ı Zıllullah bu şehr-i Edirne'de Hıdırlık sarâyında Hazret-i Hızır-vâr mu‘ammer ü ber-karâr ola. Ve tekye-i Hıdırlık dahi inkirâzu'd-deverân imâr ola, bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
… mâllarıyla imâr edüp Edirne bâğçesi eyle oldu kim hâlâ bu edîm-i arzda eyle bir
ürdibehişt
yokdur. Meğer Alaman diyârında Nemse çesarının Peşpehil şehri bâğı ola.
Ba‘dehû {Sene 1021} Ahmed Hân kasrı, andan Murâd Hân-ı Râbi‘ kasrı ma‘mûrdur. Lâkin sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sayd [u] şikâra mâ’il olmağıla ekseriyyâ evkâtları bu şehr-i Edirne'de mürûr edüp memâlik-i Erdel'i ve diyâr-ı Alaman'da kal‘a-i Uyvar'ı ve cezîre-i Girid'de kal‘a-i Kandiye'yi bu Edirne şehrinden serdâr-ı mu‘azzamlar gönderüp feth ederdi. Bâ-husûs sene (---) târîhinde Leh diyârının hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı olan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın emân vermeyüp feth etdi. Ve cânib-i erba‘aya serdârlar ta‘yîn edüp kal‘a-i İlvov ve kal‘a-i Çehriniçse ve kal‘a-i Omaniçe ve kal‘a-i İççeriz bu kal‘a-i Lubinye ve kal‘a-i Horodok, bunun emsâli yetmiş altı pâre kal‘a-i gevher-nigûnları feth edüp niçe bin aded bikr-i nâ-şüküfte üsârâ ve gılmânlar ve niçe kerre yüz bin lâ-yu‘ad mâl-ı firâvânlar ile yine şehr-i Edirne'ye dâhil olup gazâ mâlıyla bu Edirne bâğçesin ve Akbınar nâm mesîregâhın ve Hıdırlık nâm teferrücgâhın ve'l-hâsıl yetmiş aded bâğ-ı İremezâtları bu gazâ mâllarıyla imâr edüp Edirne bâğçesi eyle oldu kim hâlâ bu edîm-i arzda eyle bir ürdibehişt yokdur. Meğer Alaman diyârında Nemse çesarının Peşpehil şehri bâğı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
… ve câmi‘ ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı kurâları var kim her biri birer gûne
ürd-i
behişt mahallesinden nişân verir. Her birinden niçe âb-ı zülâl nühûrlar cereyân …
El-hâsıl midhatinde lisân kâsırdır. Ve bu Aspuzu'nun cânib-i erba‘asında bâğ u bâğçeleri birbirine müşâ on beş aded bâğ-ı İrem-misâl ma‘ûr [u] âbâdân hân ve câmi‘ ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı kurâları var kim her biri birer gûne ürd-i behişt mahallesinden nişân verir. Her birinden niçe âb-ı zülâl nühûrlar cereyân edüp bu uyûn-ı câriyelerin yemîn ü yesârında gûnâ-gûn müşebbek bostânlar ve hadâyık u riyâz-ı ravza-i Rıdvân-misâl bâğistânlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b ·
metinde göster ·
… a tâbi‘ bir şehr-i Laboş'dur kim nehr-i Laboş kenârında bir sahrâya vâkı‘ olmuş
ürd-i
behişt bir şehr-i müzeyyen imiş. Tatar-ı saba-reftâr-ı adû-şikâr askeri serdârı …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Bânîsi Matyaş kraldır kim vilâyet-i Ungurus'a ve vilâyet-i Leh'e mâlik olup Tuna Belgrad'ın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e vermeyen kral-i dâllin oğlu Matyaş kral binâsıdır, ammâ Orta Macar'da Zolomioğlu milkidir. Ve Erdel krallarına tâbi‘ bir şehr-i Laboş'dur kim nehr-i Laboş kenârında bir sahrâya vâkı‘ olmuş ürd-i behişt bir şehr-i müzeyyen imiş. Tatar-ı saba-reftâr-ı adû-şikâr askeri serdârı olan Şâh Polad Ağa bu şehre uğrayup mâl-ı ganâ’im ve üsârâların alup şehr[i] âteş-i sûzân ile ziyân ve halkını esîr [ü] nâlân ve kurâların alan u tâlân etmişler. Hakîr vardıkda ancak birkaç kârgîr binâ kenîseleri kalmış idi. Anları dahi Âl-i Osmân askeri zîr-i zemînlerin kazup bir hayli defîne mâllar bulup kileseleri âteş-i Nemrûd ile göyündürdüler. Andan nehr-i Laboş'u ubûr edüp 4 sâ’atde bayırlar aşup nice köyler ıhrâk edüp giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
behişt-misâl bir bâğ-ı cinân edüp İslâmbol'dan her çehârşenbe gelüp zevk u safâ …
Ve cümle yüz aded dükkânları var, ol kadar müzeyyen sûk-ı sultânîsi yokdur, ammâ bâğları gâyet çokdur, lâkin halkında berekât yokdur. Ol ecilden fukarâları çokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimizi bir gece altı bin askeriyle müsâfirliğe alamadılar, ammâ Süleymân Hân asrında gâyet ma‘mûr imiş. Hattâ Süleymân Hân vüzerâlarından Ayas Paşa Gâzî Hudâvendigâr sarâyın amâr edüp ürd-i behişt-misâl bir bâğ-ı cinân edüp İslâmbol'dan her çehârşenbe gelüp zevk u safâdan sonra Cum‘aertesi dîvânına yine erermiş. Niçe kerre bir günde gelüp yine ol gün der-i devlete gidermiş. Tâ bu mertebe serî‘u's-seyr vezîr-i dilîr imiş. Aslında bu şehrin cümle hayrât [u] hasenâtları Ayas Paşa'nındır, rahmetullâhi aleyh. (---)(---)43a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b–43a ·
metinde göster ·
… pusundan taşr[a] cânib-i cenûba meyyâlce sehel gidüp şâhrâhın sağ tarafında bir
ürd-i
behişt-misâl bir zemîn-i gül [ü] gülistânda ve sünbül bülbül ü fûlistânda,
Evvelâ Seğitvar kapusundan taşr[a] cânib-i cenûba meyyâlce sehel gidüp şâhrâhın sağ tarafında bir ürd-i behişt-misâl bir zemîn-i gül [ü] gülistânda ve sünbül bülbül ü fûlistânda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… h u sâl bi'l-guduvvi [ve]'l-âsâl ni‘meti mebzûldur. Ve bizzât Hazret-i Gül Baba
ürd-i
behişt heşt-behişt-vâr bir püşte-i şükûfezâr üzre bir kurşum örtülü kubbe-i âlî …
Ve bu tekye-i bî-bedelin sâhibü'l-hayrâtı olan Mihaloğulları bu âsitânenin akârâtını kavî eylemek ile matbah-ı Keykâvûs'unda ni‘met-i nefîsesi âyende vü revende ve pîr ü cüvâna ve gebrâ vü tersâ ve pîr-i muğâna sofra-i bî-imtinânı mâh u sâl bi'l-guduvvi [ve]'l-âsâl ni‘meti mebzûldur. Ve bizzât Hazret-i Gül Baba ürd-i behişt heşt-behişt-vâr bir püşte-i şükûfezâr üzre bir kurşum örtülü kubbe-i âlî içinde medfûndur. Sandûkası yeşil çuka ile mestûr ser-i sa‘âdetinde tâc-ı Bektaşî pür-nûrları var ve etrâfında gûnâ-gûn hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile zeyn olmuşdur. Hattâ cemî‘i züvvârâna fukarâları ve pâ-bürehne ve ser-bürehne cânları ve mahbûb cân-ı cânân köçekleri her gelen kimesnelere mâ-i gül nisâr edüp micmereler ile ûd u amber yakup âdemin demâğın mu‘attar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… ve rabâtları ve mahallât [ü] cevâmi‘leri ve bâğ u bâğçeleriyle gûyâ bâğ-ı İrem
Ürd-i
behişt olmuş.
Andan bizim elçimiz Kara Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına hakîr bile gidüp Alman diyârın niçe zamân 85b seyr-i temâşâlar edüp ba‘dehu Nemse çâsârının papinta hattıyla iki buçuk sene yedi krallık yeri bâlâda tahrîr olunduğu vech-i meşrûh üzr[e] yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp üçüncü yılda Budin vezîri Gürcî Mehemmed Paşa'ya gelüp müşerref olduğumuzda {hakîre} Eğre ve Tımışvar ve Varat eyâletlerinin kal‘a yoklamaların ihsân edüp bâlâda tahrîr olunduğu üzre mezkûr eyâletlerin cemî‘i kal‘alarını seyr-i temâşâ ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp Beç ve Prak ve Bahr-i Muhît ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Çeh ve Tot vilâyetlerinden üçüncü yılda hamd-i Hudâ yine sıhhat [ü] selâmetle mukaddemâ sene (---) târîhinde fethinde bulunduğumuz kal‘a-i Varat'a gelüp vâsıl oldukda Varat vâlîsi Arnavud Hısım Mehemmed Paşa sarâyında meks edüp şeb [ü] rûz şeref-i sohbetleriyle müşerref olup kal‘a-i Varat'ı ve varoşu ve bâğ-ı İremlerin seyr-i temâşâ ederdim, ammâ feth etdiğimizde asâkir-i İslâm elinde harâb u yebâb idi, ammâ şimdi ol kadar ma‘mûr u âbâdân olmuş kim kal‘ası ve rabâtları ve mahallât [ü] cevâmi‘leri ve bâğ u bâğçeleriyle gûyâ bâğ-ı İrem Ürd-i behişt olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a–85b ·
metinde göster ·
… ığı ve Allâh yakdığı câmi‘ derler. Balu Hân bu câmi‘i yüz yılda tamâm edüp gûyâ
ürd-i
behişt imiş. Ol asırda kavm-i Tatar Ka‘be'ye gitmez olup "Bu câmi‘ Ka‘be'dir" d …
Bu şehri dahi Timur Hân harâb [etmişdir]. Hattâ kavm-i Heşdek bu şehir içre bir câmi‘ olan kiliseye Hızır yakkan Alay yakkan mezgiti derler, ya‘nî Hazret-i Hızır âteşe yakdığı ve Allâh yakdığı câmi‘ derler. Balu Hân bu câmi‘i yüz yılda tamâm edüp gûyâ ürd-i behişt imiş. Ol asırda kavm-i Tatar Ka‘be'ye gitmez olup "Bu câmi‘ Ka‘be'dir" deyü bunda gelüp ibâdet ederlermiş. Tûlen ve arzen biner adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
İrem kasrından nişân verir bir minâre-i serâmedli bir musanna‘ ve müferrih ve d …
Netîce-i merâm bu dahi Ürd-i İrem kasrından nişân verir bir minâre-i serâmedli bir musanna‘ ve müferrih ve dilküşâ câmi‘-i zîbâdır kim içine bir kez giren çıkacağı gelmeyüp şeb [ü] rûz tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olur. Etrâfında niçe niçe ulemâ ve sulehâların hücreleri vardır. 314a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b–314a ·
metinde göster ·
… tân bâğçeli ve bir imâret ve medreseli bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde
Ürd-i
behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i bî-misâldir. Ve sol tarafındaki medrese içre bi …
Kal‘anın cenûbî tarafında Yüksek tabya kurbunda kiremitli ve çanlık minâreli bir bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misilli bir hıyâbân [u] gülistân bâğçeli ve bir imâret ve medreseli bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde Ürd-i behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i bî-misâldir. Ve sol tarafındaki medrese içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Etrâfı dâru't-tedrîs-i âlimân-ı müfessirânlar sâkindir kim şeb [ü] rûz ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… ı Aspuzu'su ve Sivas vilâyetinin Derende bâğı ve Tebrîz vilâye[ti]nin Çâr-bâğ-ı
Ürd-i
heşt-behiştleri ve Kırım cezîresinde Kefe şehrinin Sudak bâğı ve Budin kurbunda …
Ammâ bu mezkûr kûhsârın dâmeninde bir musattah vâdî içinde Arhonoz nâmında Ikrît pâdişâhının bir bâğ-ı İrem hıyâbân-ı Acemi var kim bu felek-i atlâsda eyle bir bâğ-ı koyah merâm ne vardır ne olacakdır. Gûyâ Konya'nın bâğ-ı Merâm'ı ve Malatiyye'nin bâğ-ı Aspuzu'su ve Sivas vilâyetinin Derende bâğı ve Tebrîz vilâye[ti]nin Çâr-bâğ-ı Ürd-i heşt-behiştleri ve Kırım cezîresinde Kefe şehrinin Sudak bâğı ve Budin kurbunda Peçoy-ı dilcûy Sirem-i bâğ-ı İremin Bârûdhâne bâğlarından ziyâde bu Girid'in Arhonoz bâğıdır kim cemî‘i meddâhân [u] vassâfân-ı berr [ü] bihâr bu bâğ-ı Arhonoz'un ta‘rîf ü tavsîfinde âcizlerdir. Ve mine'l-acâ’ib bâğçe-i bî-nihâyedir kim Şeddâd'ın Bâğ-ı İremezât'ı bunun yanında bir feddân bir hıyâbânistân-ı beyâbândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… . Cümle kefere içinde kalmışdır. Eğer müstakillen kefere elinde kalsa bu câmi‘i
ürd-i
behişt ederlerdi. Ancak haftada bir kerre cum‘a gün kapuları açılup hüddâmları …
Bunda olan âsâr-ı kadîmeleri ve amûd-ı müntehâları birer birer ta‘bîr ü tavsîf etsem tazyî‘-i evkât olup ve vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir, ammâ garîb câmi‘ vîrâna yüz dutmuşdur. Niçe musanna‘ pirinc kapuları ve sadefkârî pençere kanatları fenâ bulmuşdur, zîrâ aslâ cemâ‘ati yokdur. Cümle kefere içinde kalmışdır. Eğer müstakillen kefere elinde kalsa bu câmi‘i ürd-i behişt ederlerdi. Ancak haftada bir kerre cum‘a gün kapuları açılup hüddâmları silüp süpürüp beş on aded pâsbânlar Cum‘a namâzın kılup yine kapuların sedd edüp giderler. Ve hîn-i fethde Fethiyye câmi‘i bu idi, Hudâ amâr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370a ·
metinde göster ·
… . Ve serâpâ bu imâret rusâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘i nûrun alâ-nûrdur kim
ürd-i
behiştden nişân verir bir câmi‘dir. Beyt:
Ve haremin kıble kapusu mesdûddur, zîrâ ol tarafda cemâ‘at yokdur, harâbdır. Ve bu câmi‘[in] bir tabaka bir minâre-i mevzûnu var kim Hüseynî makâmı kadar bâlâdır ve bir makâm-ı Habeşî binâ-yı ra‘nâdır. Ve serâpâ bu imâret rusâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘i nûrun alâ-nûrdur kim ürd-i behiştden nişân verir bir câmi‘dir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69a ·
metinde göster ·
… bir âsitânesi vardır. Bu dahi limon ve turunc ve enâr ve incîr hıyâbânı içinde
ürd-i
bihiştden nişân verir bir İremezâtü'l-imâddır. Ammâ evkâfı olmamak ile fukarâsı …
Ve buna karîb (---) kasabasında Abdâl Mûsâ Sultânın bir âsitânesi vardır. Bu dahi limon ve turunc ve enâr ve incîr hıyâbânı içinde ürd-i bihiştden nişân verir bir İremezâtü'l-imâddır. Ammâ evkâfı olmamak ile fukarâsı azdır. Ammâ yine kırk elli fukarâ eksik değildir. Ve bunun bâğçesi içinde Nazar Dede ve Balım Dede medfûnlardur. Andan şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
… p ve Sahratullâh'ı müzeyyen ve Beytü'l-lahm'i mücedded binâ edüp herbirin birer
ürd-i
behişt-misâl imâretler edüp azm-i Rûm ederken niçe kerre yüz bin Yahûdîleri kır …
Ammâ mezkûr Hellane deyr-i Kumâme'yi ve Mescid-i Aksâ'yı meremmât edüp ve Sahratullâh'ı müzeyyen ve Beytü'l-lahm'i mücedded binâ edüp herbirin birer ürd-i behişt-misâl imâretler edüp azm-i Rûm ederken niçe kerre yüz bin Yahûdîleri kıra kıra Kostantîn'e gelirken bir alay-ı azîm ile Makedonye şehrine girüp altun sandûk ile kabr-i Îsâ'dan çıkan haçları Îsâ'nın yâdigârıdır ve Allâh'ın ismidir, deyü Kostantîn'e hedâyâ verüp ol dahi haçlara yüzün sürüp hıfz etdiler. İşte Kudüs'de deyr-i Kumâme böyle binâ olunmuşdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224a ·
metinde göster ·
behişt olup bu şehirden ne cânibine teveccüh etdilerse mansûr u muzaffer olup s …
Bu hâl üzre Medîne eyle ma‘mûr oldu kim gûyâ ürd-i behişt olup bu şehirden ne cânibine teveccüh etdilerse mansûr u muzaffer olup sâlimîn ve gânimîn Medîne'ye vâsıl olurlar idi. Bu ahvalât mufassalan cemî‘i siyerlerde mastûrdur. Ammâ bizim murâdımız câmi‘-i şerîfin evsâfıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280b ·
metinde göster ·
behişt-misâl heşt maksûre-i münakkaş sihr-i helâl kâhlar var kim teferrüc eden …
Bâğçe-i Sokollu: Vâcibü's-seyr bir ürd-i behişt-misâl heşt maksûre-i münakkaş sihr-i helâl kâhlar var kim teferrüc eden dilşâd olur. Cümle suyu mezkûr hazretin çâh-ı mâsındandır. Bunda dahi aşren fe-aşr şâfi‘î havuzları var. Cânib-i erba‘asında fûl ve nesrîn verd-i ahmer ile müzeyyen kasr-ı Havernak'lardır. Ve bu mahalde niçe ziyâretler ve niçe ibret-nümâ âsârlar var. Ammâ bu kadar ile iktifâ etdik. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
behiştde âhiret P 159a senesiyle (---) sene huld-i berînde sâkin olup Havvâ A …
Bi-kavli müfessirîn Hazret-i Âdem ürd-i behiştde âhiret P 159a senesiyle (---) sene huld-i berînde sâkin olup Havvâ Ana ile ayş u işret ederlerdi. Âhir-i kâr Arapça Allâhü azimü'ş-şân murâd-ı ezelîsi üzre Hazret-i Âdem'e bu âyet-i şerîf ile emr ü nehy etdi. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1a ·
metinde göster ·
… değildir. Zîrâ bu câmi‘ bir havâdâr ferah-fezâ dilküşâ kasra mânend bir câmi‘-i
ürd-i
behiştdir. Her bâr küşâde olsa mihmânsarâya döndürürler.
Ve bu câmi‘ Mısır'ın tâ ayne'l-fi‘ilinde Gavrî çârsûsunda olmak ile gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ammâ edâ-yı salât olup kapuları mesdûddur. Zîrâ câmi‘i Mısır fellâhından halâs etmek mümkin değildir. Zîrâ bu câmi‘ bir havâdâr ferah-fezâ dilküşâ kasra mânend bir câmi‘-i ürd-i behiştdir. Her bâr küşâde olsa mihmânsarâya döndürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96a ·
metinde göster ·
… . Latîf beyâz aseli olur. Gûyâ Cennet-misâl bir cezîredir. Hûrmâ bâğları içinde
ürd-i
Behişt'den nişân verir. Bir minâreli bir câmi‘-i zîbâsı var. Kurbunda kırk hâne …
Ve bunun mukâbelesinde bir cezîrecik vardır, cânib-i erba‘asın Nîl ihâta etmiş. Cezîretü'z-zeheb derler. Gâyet mahsûldâr olduğundan Cezîretü'z-zeheb derler. Latîf beyâz aseli olur. Gûyâ Cennet-misâl bir cezîredir. Hûrmâ bâğları içinde ürd-i Behişt'den nişân verir. Bir minâreli bir câmi‘-i zîbâsı var. Kurbunda kırk hâneli bir kurâsı var. Bu cezîreden yukaru bir mîl yine Garbiyye hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y338a ·
metinde göster ·
… vlevî imiş. Semâ‘hâne meydânları ve müte‘addid hücreleri ve matbah-ı Keykâvuslu
ürd-i
Behişt'den nişân verir bir tekye-i kalenderhânedir. Pâk [ü] pâkîze fukarâları v …
eş-Şeyh Hazret-i Cemâleddîn: Mâ-tekaddem âsitâne-i Mevlevî imiş. Semâ‘hâne meydânları ve müte‘addid hücreleri ve matbah-ı Keykâvuslu ürd-i Behişt'den nişân verir bir tekye-i kalenderhânedir. Pâk [ü] pâkîze fukarâları ve Hindîleri vardır. Cümle ehl-i Dimyât bu âsitânede ayş [ü] işret edüp azîzi ziyâret ederler. Bu bâğın bir köşesinde bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Niçe bin âşıkânın zerdeste ve pâlheng misilli gûnâ-gûn alâmetleri var. Sâhib-i seccâde olan Baba Horâsânî sulehâ-yı ümmetden müstecâbü'd-da‘ve kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349b ·
metinde göster ·