… r ve ârifân-ı dâr [u] diyâr bu mastabalarda oturup nehr-i Pileve'nin deryâ gibi
üzerlerinden
geçdiğin seyr [ü] temâşâ ederler. Bu nehr-i azîm gûyâ değirmen kayalarından aşa …
İbret-nümâ-yı garîbe oldur kim bu nehr-i Pileve kal‘anın eşiğinden akduğu kayaların altı serâpâ mağârâlardır ve ol gârlar içinde niçe göz su değirmenleri vardır kim bu kayaların üstünden delikler delüp değirmenlerin suları cümle nehr-i Pileve'den gelir bir gûne mudhik değirmenlerdir kim bu dahi aslâ bir diyârda yokdur. Ve bu değirmenlerin üstündeki kayalardan nehr-i Pileve akduğun temâşâ etmek içün değirmenler önünde çemenzâr soffalar üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın sun‘unu müşâhede etmek içün seyyâhân-ı berr u bihâr ve ârifân-ı dâr [u] diyâr bu mastabalarda oturup nehr-i Pileve'nin deryâ gibi üzerlerinden geçdiğin seyr [ü] temâşâ ederler. Bu nehr-i azîm gûyâ değirmen kayalarından aşağı atıldıkda gûyâ benî Âdem üzre Âl-i Osmân otağı gibi pâk billûr gibi nehr-i kebîr cereyân etdikde nehrin altında niçe yüz âdem soffalarda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden "Subhâne'l-hallâku'l-bâkî" deyüp engüşt ber-dehen eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… n [eden] nehr-i Gara üzre birkaç cüsûr-ı mihmelâtlar kurulup yüz bin anâlar ile
üzerlerinden
asâkir-i İslâm ubûr edüp Sadrıa‘zam yine nehrin beri tarafı kenârında meks olun …
Ba‘dehu Leve sahrâsında meks eden asâkir-i İslâm beri kal‘a-i Leve altına gelmek içün Leve sahrâsından cereyân [eden] nehr-i Gara üzre birkaç cüsûr-ı mihmelâtlar kurulup yüz bin anâlar ile üzerlerinden asâkir-i İslâm ubûr edüp Sadrıa‘zam yine nehrin beri tarafı kenârında meks olunup bir gün bir gece bârân-ı rahmet eyle yağdı kim bir âdem gözün açup çadırında taşra çıkmağa iktidârları olmayup çok hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh çamura gark olup niçe bin benî Âdem çadırsız dağlarda yatdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
bölme dîvârlar içindeki lağımdan giren âdemler üzre kumbara ve taşları bırağup …
Ve bu dîvârların üzerlerinden bölme dîvârlar içindeki lağımdan giren âdemler üzre kumbara ve taşları bırağup yürüyüş edem diyen âdemleri helâk edüp bi'z-zarûrî içeri giren âdemler yine lağım deliklerinden taşra firâr ederler. Niçe gûne mülâhaza ile bu kal‘ayı tokuz bölük etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… kurbunda bir gün bir gecede on aded cisr-i azîmler inşâ etdiler kim her birinin
üzerlerinden
on aded fîl-i Mahmûdîler geçsede bâk [ü] pervâsı olmaz cisrler oldu kim bu fele …
Hemân ol ân (---) eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa'yı nehr-i (---) üzre Kral Köprüsü yanında beş on yerden asâkir-i İslâm ve balyemez toplar ubûr etmeğe cisrler yapmak fermân edüp der-akab Sirem ve Semendire ve Pojaga ve Ösek ve Segedin sancaklarının askerleri ve Budin serhadlerinden yine Segsâr ve Kopan ve Peçoy ve Mihaç ve Seğitvar ve Seğişvar(?) ve Şimatorna sancaklarının re‘âyâ vü berâyâları arabalarıyla ve bu kadar bin cerâhor re‘âyâlar pîrleriyle gelüp Berezense ve Kopan ve Kanije dağlarından ân-ı vâhidde ol kadar dıraht-ı müntehâları kat‘ edüp mezkûr Kral Cisri kurbunda bir gün bir gecede on aded cisr-i azîmler inşâ etdiler kim her birinin üzerlerinden on aded fîl-i Mahmûdîler geçsede bâk [ü] pervâsı olmaz cisrler oldu kim bu felekde misilleri yokdur. Gerçi ahşâbâtdandır, ammâ bir mertebe kavî cüsûrlar oldu kim her birinden ikişer araba yan yana ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
berrâk ve âb-ı sâfîler cereyân edüp şehir içi pâk kaldırımdır kim hâr-ı hâk müz …
Ve cümletâsı şâhrâhları kaldırımlar döşeli olup üzerlerinden berrâk ve âb-ı sâfîler cereyân edüp şehir içi pâk kaldırımdır kim hâr-ı hâk müzahrafâtdan aslâ bir nişân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232a ·
metinde göster ·