… telâtînden summât ve sıfra ve mûm sofraları ve niçe eşyâlar yapup seyishâneler
üzre güzer
ederler.
Esnâf-ı sıfracıyân: Dükkân 50, neferât 300, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---), bunlar gûnâ-gûn telâtînden summât ve sıfra ve mûm sofraları ve niçe eşyâlar yapup seyishâneler üzre güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194b ·
metinde göster ·
Derteng Boğazı: Ne‘ûzü-billah Allahümme âfinâ bir mahûf u muhâtara ve dayk u teng ü târ bir râh-ı Derteng-i reng-i bârdır kim elbette cemî‘i tüccârân ve sevdâgerânların metâ‘-ı bârları bu mahalde develerden ve katırlardan yıkılup pâymâl ü rimâl olur. Ve piyâde âdemleri dahi usret üzre güzer etdiklerinden Serâh-ı der-i teng nâmıyla meşhûr-ı âfâk Derteng Boğazı'dır. Lisân-ı Pârsî'de der; kapu, teng; daracık yire derler. Bu mahalde Enûşirvân-ı âdil bir demir kapu icâd etdiğinden Derteng derler. İki cânibi evc-i âsumâna ser çekmiş kayalı ve şahin ve zağanos kuşu yuvalı yalçın kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
… dar yolları vâsi‘ şâhrâh olup cümle şâhî toplar ve cümle ağırlıklar refâhiyyet
üzre güzer
edüp ol gece,
Andan kalkup cânib-i garba Porolok dağın aşarken Paşa-yı müdebbir cümle kûhken Ferhâdîleri ve cümle çerâhorları getirdüp dağlara ve ormanlara Ferhâdî külünk ve teberler urup seng-i hârâları kırup sa‘b yollara ve zîk bellere âteşler yakup taşlar üzre sarp sirkeler döküp yalçın kayalar pâre pâre olup cümle hâr u hâşake ve hurde hacerâtlara asker-i deryâ-misâli üşürüp bir günde bu kûh-ı bâlânın zîk ve tenk ü dar yolları vâsi‘ şâhrâh olup cümle şâhî toplar ve cümle ağırlıklar refâhiyyet üzre güzer edüp ol gece,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
Ve şehr-i Mostar'ın ma‘mûru çârsû-yı bâzâr olan cânibindedir kim cânib-i garbdan taraf-ı şarka varınca bu şehir amâristânının tûlu kâmil beş bin adımdır ve kıble cânibine iki sâ‘at tâ Bolagay kal‘asına varınca bâğ u bâğçeler ile müzeyyen olmuş vâdîdir, ammâ mâh-ı Temmûz'da bu şehrin havâsı gâyet şiddet-i hâr üzredir, zîrâ çârsû-yı bâzârın ensesi sâfî yalçın kayalara âfitâb-ı âlem-tâbın harâreti taşlara te’sîr edüp üç ay şehrin havâsı şiddet-i hâr üzre güzer eder, ammâ âdeme 165b aslâ te’sîr etmez kayalı dağlardır, zîrâ dahi şark tarafı sâfî bâğlardır. Bu şehir daracık kayalı zemînde vâkı‘ olmağile tûlânîdir, ammâ arzı yokdur, lâkin katı mahbûb ve şîrîn şehr-i müzeyyendir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a–165b ·
metinde göster ·
… tin Ban bu kal‘anın evsâf-ı imâretin gâyet mufassal yazmışlar, ammâ biz ihtisâr
üzre güzer
edelim. Çünki bu şehir bu Ohri buhayresi kenârında Medâyin ve Bağdâd ve Mısır v …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---) dir. Bânîsi be-kavl-i müverrihîn-i Latin ibtidâ Rûm pâdişâhlarında[n] Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân asrında Melik Rac‘îm'in Ohri nâm bir hakîmi ilm-i hikmet ile bu kal‘ayı binâ edüp niçe divelden divele intikâl etdiğin İslâmbol'u binâ eden Yanko ibn Madyan'ın karındaşı Yanvan ve müverrih-i Latin Ban bu kal‘anın evsâf-ı imâretin gâyet mufassal yazmışlar, ammâ biz ihtisâr üzre güzer edelim. Çünki bu şehir bu Ohri buhayresi kenârında Medâyin ve Bağdâd ve Mısır ve Pozanta ve Makedonya ve Kavala ve Kostantiniyye kadar ma‘mûr bender sevâd-ı mu‘azzam olup balığın mahsûlât-ı menâfi‘inden niçe yüz aded hazâ’in tahsîl olduğun yedi kral istimâ‘ etdiklerinde cümlesi birer yüzden tama‘-ı hâmlara düşüp bu şehre niçe kerre her biri istîlâ etdiklerinden şehir harâba mü’eddî olduğundan yazıkları gelüp âhır-ı kâr yedi kral iştirâk-i seviy üzre bu Ohri şehrin zabt u rabt etmeğe ahd-i mîsâk edüp yedi kralın vezîrleri otururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369a ·
metinde göster ·
… resi çâk olur, eyle bir musîbet akabenin nihâyetine çıkdık. Gûyâ ebrler serimiz
üzre güzer
edüp sadâ-yı kerrûbiyân istimâ‘ olunurdu. Bu kûh-ı bâlâdan kal‘a-i Alâ’iyye leb …
Hakîr, müsellime, bu Karpuz nehri kenarında şehîd olan garîb tüccârların ahvâlâtın takrîr etdiğimde, fî'l-hâl baş bölükbaşısı ile üç bayrak asker gönderüp teftîş ve tefahhus etmeğe gitdiler. Hakîr anda anlar ile bir gün tekâ‘üd edüp ertesi gün cemapur askeri-misâl derinti kavim ile gâh leb-i deryâ ile ve gâh sengistân ve cibâl ile mahûf u muhâtara yollarla, her kayanın zirve-i i‘lâsından âdem aşağı deryâya baksa zehresi çâk olur, eyle bir musîbet akabenin nihâyetine çıkdık. Gûyâ ebrler serimiz üzre güzer edüp sadâ-yı kerrûbiyân istimâ‘ olunurdu. Bu kûh-ı bâlâdan kal‘a-i Alâ’iyye leb-i deryâda nümâyân oldu. Anı serber-zemîn nüzûl edüp bir sâ‘at dahi kumsal düz yerde yürüyüp mecmû‘u altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138b ·
metinde göster ·
ederek şiddet-i hârdan ve hâbsızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı H …
Ve bu Hayberistân önünden cümle asâkir-i İslâm âmâde ubûr ederek vâsi‘ dereler içre yine on iki katâr huccâc gürûh gürûh çekilerek muğaylânlar içre gâh kumsal ve gâh hurde seng-i çıkal üzre güzer ederek şiddet-i hârdan ve hâbsızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı Hakda kurbân edüp fukarâya bezl olunup ve elli piyâde âdem bî-tâb ü bî-mecâl kalup Hüseyin Paşa hazretleri kendü develerine bindirüp 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·