… tâk-ı nuh-tâklar üzre iki tabaka dahi amûd-ı müntehâlar üzre tâk-ı Havernaklar
üzre kubbe-i
eflâk misilli bir kâse-i ser-nigûn ve rusâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr bir kubb …
"İşte ben de geldim" deyü zâhir olup hazîne-i mühimmâtı küşâde edüp yine Ayasofya'ya şürû‘ edüp cümle (---) yüz sommâkî amûdlar üzre tâk-ı nuh-tâklar üzre iki tabaka dahi amûd-ı müntehâlar üzre tâk-ı Havernaklar üzre kubbe-i eflâk misilli bir kâse-i ser-nigûn ve rusâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr bir kubbe-i azîm ma‘mûr etdiler kim felek-i atlas-ı bûkelemûnda böyle kubbe-i ibret-nümûn misl-i kablihâ ve ba‘dihâ binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… ler gibi derûn-ı câmi‘de aslâ amûd-ı âlîlerden bir âsâr yokdur. Hemân çâr-dîvâr
üzre kubbe-i
âlîdir kim ilm-i hendeseye mâlik olan üstâdlar gelüp temâşâ edüp,
Peder-i azîzinin kabr-i pür-envârının kurbünde pederi nâmıyla sene seb‘ ve ışrîn ve tis‘ mi’ede [927] şürû‘ etdi ve sene selâse ve selâsîn ve tis‘ mi’ede [933] itmâm olundu. Bu câmi‘ İslâmbol dâhilinde halîc-i bahre hâ’il bir kûh-ı bâlâ üzre bir câmi‘-i bâlâ-yı ibret-nümâdır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ler gibi derûn-ı câmi‘de aslâ amûd-ı âlîlerden bir âsâr yokdur. Hemân çâr-dîvâr üzre kubbe-i âlîdir kim ilm-i hendeseye mâlik olan üstâdlar gelüp temâşâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
… kubbe girehlerine varınca üç senede kâmil etdiler. Andan çâr-pâye-i kavî metîn
üzre kubbe-i
âlîyi binâ etdiler.
Andan bir sene hâli üzre durup gayrı esâslara ve gûnâ-gûn sengleri trâş etmeğe mübâşeret 43b etdiler. Bir seneden sonra Sultân Bâyezîd-i Velî'nin mihrâbı peresesine göre vaz‘-ı mihrâb olunup cânib-i erba‘asında hâ'itlerin kubbe girehlerine varınca üç senede kâmil etdiler. Andan çâr-pâye-i kavî metîn üzre kubbe-i âlîyi binâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a–43b ·
metinde göster ·
… r. Ve câmi‘in taşrasında yan soffaları üzre (---)142a aded amûd-ı müntehâlar
üzre (---) kubbe-i
âlîlerdir. Ve bir kıble kapusu üzre târîhi:
Eşkal-i câmi‘, leb-i deryâda haremine iki tarafdan (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir haremdir, vasatında bir âbdest havzı ve çınârlar ile müzeyyendir. Ve câmi‘in taşrasında yan soffaları üzre (---)142a aded amûd-ı müntehâlar üzre (---) kubbe-i âlîlerdir. Ve bir kıble kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b–142a ·
metinde göster ·
… usanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ
üzre kubbe-i
azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdi …
Evsâf-ı Yeni Kaplıca: Bir kapalı yerde vâkı‘ olmuş, bu dahi Eski Kaplıca gibi cümle imâreti kurşum örtülü binâ-yı azîmdir. Mâ-tekaddem binâ-yı muhtasar imiş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı Rüstem Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, böyle musanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre kubbe-i azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler
üzre kubbe-i
âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i sarây-ı Kaya Sultân der mahalle-i Topçular: Bu sarây-ı ferah-fezâya dâhil oldukda yüz aded kurbân ve on aded deve kurbân edüp fukarâya bezl olunup herkes sarâylarda ve niçe yüz ağalar haymelerinde meks etdiler. Ertesi ale‘s-sabâh Sadrıa‘zâm Dervîş Mehemmed Paşa ve yedi kubbe vüzerâları ve şeyhülislâm (---)(---) efendi ve nakîbü'l-eşrâf (---)(---) efendi ve kadı‘askereyn ve İslâmbol mollası ve gayri niçe bin a‘yân [u] kibâr-ı kübbâr gelüp paşa ile müşerref olup Dervîş Mehemmed Paşa ile bizim Melek Paşa birbirlerin bağrına basup sadrıa‘zam koynundan bir hatt-ı şerîf çıkarup paşaya verdi. Paşa bûs ber-ser edüp kırâ’at etdikde "Emir pâdişâhımın ammâ Sofya-i sâfiye şehrinden berü yedi aydır haste-hâlim İnşâallah sehel tahsîl-i mizâc edüp fermân-ı şehriyârî üzre kubbe-nişîn vezîr-i sârî olalım, fermân pâdişâh-ı Cem-cenâbındır" deyüp niçe kelimâtdan sonra paşa, sadrıa‘zama bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim bir târîhde bir vüzerâ bir sadrıa‘zama etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172a ·
metinde göster ·
… n imâr edüp itmâm eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği
üzre kubbesini
ve kabr-i münevveresi şebekelerin cümle sîm-i hâlisden ve niçe yüz kanâdîllerin …
Ve Bağdâd'ın cemî‘i burc u bârû ve tabyaların imâr edüp itmâm eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği üzre kubbesini ve kabr-i münevveresi şebekelerin cümle sîm-i hâlisden ve niçe yüz kanâdîllerin sîm ü zeheb-i hâlis ve cevâhirden ve bâb-ı sa‘âdetinin cenâhların ve atabe-i ulyâ ve süflâsın cümle sîm-i hâlisden inşâ etdirüp merhûm pederimizin dest-i kârıyla cümle sîm ü zer avânîler binâ olunmuşdur ve cemî‘i sîm micmeredân u şem‘dân u buhûrdânlar ve niçe bin zî-kıymet tuhaf ve maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar cümle pederimizin dest-i kârıyla olmuşdu. Zîrâ pederimiz feth-i Bağdâd'da ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî idi ve âsitâne-i İmâm-ı A‘zam'ın eimme vü hutebâ vü huddâmlarına ve kal‘ası neferâtlarına cümle hazîne-i pâdişâhîden vazîfeler ta‘yîn eyledi. Ve derûn-ı Bağdâd'da Hazret-i Abdülkâdir-i Cîlânî kubbesin ve İmâm Mûsâ Kâzım türbesin ve Akkapu kurbünde Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî âsitânesin ve Kassâb-ı Cömerd-i Hazret-i Merd tekyesin ve niçe bunun emsâli âsitâneleri imâr edüp şehr-i Bağdâd'ı rûşen-âbâd edüp gayrı tedârikler görüp evvelâ inşâ etdüği âsâr-ı binâların ve Bağdâd dervezelerinin atabe-i ulyâları üzre alâmetim olsun deyü Bağdâd fethine müte‘allık musanna‘ târîhleri beyâz mermer üzre celî hatt ile kazdırdı ve zeheb-i hâlis ile yazdırdı. Ol târîh-i musanna‘ların âhir mısra‘-ı neticeleridir kim tahrîr olundu. Güfte-i Cevrî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b ·
metinde göster ·
… şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler
üzre kubbeler
örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i z …
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece kimsenin haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfirlerden alınan cümle yetmiş altı pâre topları ve cümle cebehâneleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi dizilüp Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış altı pâre şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler üzre kubbeler örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i zincirleri çıkarup cümle esîrlerin boğazlarına tavk-ı selâsil urup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve giriftâr-ı bend-i belâ edüp sahrâ-yı Özü'de yatan leşlerin ve nehr-i Özü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve meterislerde ve meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ olup ve bin iki yüz aded işe güce yaramaz mecrûh olan kâfirleri dahi cümle kılıçdan geçirüp baş etdiler. Ve cümle başları Özü meydânında esîr olanlara kendü kavmi başların bıçaklar ile yüzerlerken ağlaşarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
vardır ammâ Bursa kaplıcaları gibi tekellüflü kubâb-ı azîmli âsâr-ı binâları yo …
Bu rabtanın mukâbelesinde yine Sidirkapsi hâkinde buhayre-i Beşik sâhilinde bir çemenzâr yerde germâb âb-ı hayâtdır, ammâ sehel kibrît râyihalıdır. Hattâ gümüş hâtemleri zeheb-i mutallâ gibi asfer-levn eder, ammâ altun hâtemleri eyle mücellâ ve zeheb-i hâlis eder kim gûyâ za‘fran sarusu olur. Lâkin gâyetü'l-gâye şiddet-i suhûniyyet üzre olduğundan herkes girmeğe tahammül edemediğinden sehel âb-ı sermâ idhâl edüp mu‘tedilü's-sühûn hummadır ve gâyet nâfi‘dir kim behaka ve cüzâma ve freng zahmetine bi-emrillâh nâfi‘dir. Lâkin eyyâm-ı şitâda temevvüc-i deryâ ılıcası suyuna mahlût olur. Gerçi havzı üzre kubbesi vardır ammâ Bursa kaplıcaları gibi tekellüflü kubâb-ı azîmli âsâr-ı binâları yokdur. Bu germâbı dahi manzûrûmuz olup andan Beşik buhayresi kurbunda nehr-i Lojnik'e karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
… l kemerlerdir kim her biri birer kavs-ı kuzahdan nişân verir gûyâ kudret kemeri
üzre kubbe-i
nîlgûn-ı ser-nigûn kâsesi İslâmbol'da olan Ayasofya-i Kebîre'nin kubbesinden be …
Temâşâhâ-yı câmi‘-i Sultân Hortaç kuddise sırruhu: Bu câmi‘-i pür-envâr bir müdevver dîvâr üzre sekiz aded tâk-i Kisrâ-misâl kemerlerdir kim her biri birer kavs-ı kuzahdan nişân verir gûyâ kudret kemeri üzre kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kâsesi İslâmbol'da olan Ayasofya-i Kebîre'nin kubbesinden beş ayak küçükdür, deyü mi‘mârârân-ı hısârân eyle nakl etdiler. Eyle bir kubbe-i bâlâdır kim âdem ibret nazarıyla nigerân etdikde dembeste vü hayrân olup merdüm-i dîdeleri hîrelenüp engüşt ber-dehen eder, zîrâ bu kubbe-i âlînin sekiz aded tâkleri ve kâse-i nîlgûnu hurde münakkaş zî-kıymet ahcârlar ile nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn olup üstâdân-ı selef var makdûrun sarf edüp bu kubbe-i mînâya eyle tasarruflar etmiş kim bu atlâs-ı felek-gerdûnda eyle bir kârgerliği Şeddâd'ın bâğ-ı İrem'inde bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… â-yı rûşendir kim mâ-fevkinde bir şehirde böyle bir ma‘bedgâh yokdur. Çâr dîvâr
üzre kubbe-i
nüh-tâkı evce ser çekmişdir. Bu câmi‘in tûlu ve arzı yüzer ayakdır. Ve cânib-i …
Cümle kubâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir mürtefi‘ hevâdâr yerde câmi‘-i ma‘mûr Arslan Paşa'dır. Bu kal‘anın şimâl tarafında kûh-ı Bîsütûn-misâl bir kaya üzre cümle şehre ve cemî‘i nevâhîlere havâle bir câmi‘-i dilküşâ-yı rûşendir kim mâ-fevkinde bir şehirde böyle bir ma‘bedgâh yokdur. Çâr dîvâr üzre kubbe-i nüh-tâkı evce ser çekmişdir. Bu câmi‘in tûlu ve arzı yüzer ayakdır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri câm billûr ve necef ve morandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… -ı nîlgûn ile örtülüdür. Ve hareminin etrâfında altı mermer sütûn-ı ibret-nümûn
üzre kubbelerdir
. Ve hareminin vasatında bir âbdest havuzu vardır. Cânib-i erba‘asından uyûnları …
Evvelâ câmi‘-î kadîm Sarhan Beğ câmi‘i fâtih-i vilâyetdir. Mâ-tekaddem bu câmi‘ kenîse imiş. Musanna‘ kubbeleri vardır ve serâpâ kubâbları kiremit ile kırmızı Horasânî kireç ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Ammâ mihrâb üzre olan kubbe-i azîm rusâs-ı nîlgûn ile örtülüdür. Ve hareminin etrâfında altı mermer sütûn-ı ibret-nümûn üzre kubbelerdir. Ve hareminin vasatında bir âbdest havuzu vardır. Cânib-i erba‘asından uyûnları cârî âb-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34a ·
metinde göster ·
… t Y 80b nahîf ve mevzûndur. Ve taşra soffaları üzre altı aded sütûn-ı sommâkî
üzre kubbe-i
mînâlardır. Ve şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değildir.
Cümleden cemâ‘atli çârsû içinde Yeni câmi‘ gâyet musanna‘dır. Ve kubbe-i âlîsi kurşumludur. Ve minâresi gâyet Y 80b nahîf ve mevzûndur. Ve taşra soffaları üzre altı aded sütûn-ı sommâkî üzre kubbe-i mînâlardır. Ve şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80a–Y80b ·
metinde göster ·
Ve taşra soffalarında sekiz mermer ve sommâkî sütûn
üzre kubbe-i
âlîler. Ve bu câmi‘in kıble kapusu bir kenîse kapusu imiş. Sihr-i i‘câz bir âsâ …
Ve taşra soffalarında sekiz mermer ve sommâkî sütûn üzre kubbe-i âlîler. Ve bu câmi‘in kıble kapusu bir kenîse kapusu imiş. Sihr-i i‘câz bir âsâr-ı acîbe olmak ile Süleymân Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Koca Mi‘mâr Sinân izni ile bu câmi‘-i şerîfe kapu etmiş, midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119b ·
metinde göster ·
… ütûnlar üzre tâklardır. Ve câmi‘in taşra Q 63a soffası dahi amûd-ı müntehâlar
üzre kubbe-i
âlîlerdir.
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası medrese hücreleridir. Ve bir kubbe-i âlî dershâne ve dâr-ı kurrâsı var. Cümle hücreler önü sütûnlar üzre tâklardır. Ve câmi‘in taşra Q 63a soffası dahi amûd-ı müntehâlar üzre kubbe-i âlîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132a ·
metinde göster ·
ile müzeyyendir. Her kubbe üzre alemler mukarrerdir. Y 153a
Ve kubbelerinde gûnâ-gûn necef ve moran ve billûr kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur. Ve niçe bin sihr-i i‘câz âvîzeler ile bezenmiş bir câmi‘-i nûrdur. Ve taşra haremi etrâfında elvân elvân mevzûn civânân-misâl ayağ üzre mermer-i beyâz sütûnlar üzre kubbeler ile müzeyyendir. Her kubbe üzre alemler mukarrerdir. Y 153a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b–Y153a ·
metinde göster ·
… asında yan soffalarda olan rengâreng mermer ve sommâkî mevzûn amûd-ı mümtehâlar
üzre kubbelerdir
. Ve bu âsârların cümlesi kurşum örtülüdür. Ve Rûm tarzı bir minâre-i mevzûn-ı s …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında yan soffalarda olan rengâreng mermer ve sommâkî mevzûn amûd-ı mümtehâlar üzre kubbelerdir. Ve bu âsârların cümlesi kurşum örtülüdür. Ve Rûm tarzı bir minâre-i mevzûn-ı serâmedi var kim gûyâ arûs-ı Haleb'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171b ·
metinde göster ·
… kî ve minber dibinde bâb-ı Medrese ve kıble kapularından taşra altı amelî sütûn
üzre kubbelerdir
. Bu kapulardan taşra gûyâ dehlîzdir.
Ve bu câmi‘de cümle on kapudur. Yedisi kıbleye mekşûfdur. Bu yedi kapunun vasatındaki bir bâb-ı âlîdir kim kaddi kâmil on beş arşındır. Ve kâr-ı kadîm kalemkârı bir pirinç mînâ kapudur. Bu bâbın yemîn [ü] yesârında bundan alçak üç kapular vardır. Anlar dahi vâcibü's-seyr birer üstâd-ı kâmil kârıdır. Ve sol cânibinde Hazret-i Hızır kapusu ve sağ tarafda bâb-ı Mâlikî ve minber dibinde bâb-ı Medrese ve kıble kapularından taşra altı amelî sütûn üzre kubbelerdir. Bu kapulardan taşra gûyâ dehlîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b ·
metinde göster ·
Taşra kat sütûnları tokuz amûd-ı zî-kıymetdir. İç katı altı sütûn-ı girân-bahâ
üzre kubbe-i
âlîdir. Bu kubbenin enderûn-ı birûnu sâfî kâşî-i Çîn-i lâciverdîdir.
Taşra kat sütûnları tokuz amûd-ı zî-kıymetdir. İç katı altı sütûn-ı girân-bahâ üzre kubbe-i âlîdir. Bu kubbenin enderûn-ı birûnu sâfî kâşî-i Çîn-i lâciverdîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… ı Selâm sıra ile üç kapudur. Andan girüp bu kerre Harem-i şerîfin yan soffaları
üzre kubbeler
altından ve amûd-ı müntehâlar içinden cânib-i garba giderek Bâb-ı Selâm'dan ell …
Der vasf-ı hatve-i Harem-i şerîf ve mâbeyne-hümâ ebvâb-ı latîf beyân eder: Evvelâ Bâb-ı Selâm sıra ile üç kapudur. Andan girüp bu kerre Harem-i şerîfin yan soffaları üzre kubbeler altından ve amûd-ı müntehâlar içinden cânib-i garba giderek Bâb-ı Selâm'dan ellinci adımda Bâbü'd-Dürriyye Şecerü'd-dürre nâm hâtûnun medrese-i azîmi yanıdır ve şimâle nâzır bir küçük kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y334b ·
metinde göster ·
… Ahmed bin İsmâ‘îl el-Hazrecî et-Tarabulusî. İhşidiyyûn hilâfetinde bu sultânlar
üzre kubbeler
binâ etmişdir. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în. Ve,
Meşhed-i es-Seyyid Yahyâ bin el-Hüseyin ibn Alî ibn Ebî Tâlib. Ve fi'l-beriyyeti kubbetü't-türbeti benâhâ Ebü'l-hayr Ahmed bin İsmâ‘îl el-Hazrecî et-Tarabulusî. İhşidiyyûn hilâfetinde bu sultânlar üzre kubbeler binâ etmişdir. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y261a ·
metinde göster ·
bir örtü altında medfûndur. Lâkin cânib-i erba‘asında beyâz mermerden dîvâreler …
Ziyâret-i Sultân Aybeğ et-Türkmânî: Tarîk-ı âm üzre kubbesiz bir örtü altında medfûndur. Lâkin cânib-i erba‘asında beyâz mermerden dîvâreler vardır. Ol mermerler üzre bir gûne Kûfî hat tahrîr olunmuşdur kim Fes ü Merânkeş ulemâları gelüp kırâ’at etmede âcizlerdir, gâyet musanna‘ hatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y265b ·
metinde göster ·
Câmi‘ü'l-Kebîr: Hâce Emînü'd-dîn el-Mu‘înî binâsıdır. Serâpâ kârgîr taş binâlı ve kubbe-i âlîli fevkânî bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. İki kapusundan dahi sekizer kademe taş nerdübân ile çıkılır bir câmi‘i Kahkahâ-vâr binâ-yı metîn Cennet-misâl ma‘bed-i kadîmdir. Ve şeb [ü] rûz cemâ‘atdan hâlî değildir. Gûyâ Mısır'da Âdiliyye yolunda Sultân Berkûk câmi‘idir. İçinde aslâ sütûnları yokdur. Cânib-i erba‘asında dörd tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerler üzre kubbe-i âlîdir. Ammâ münakkaş tavandır. Ve câmi‘in ortası açıkdır, bârân-ı rahmet nüzûl etdükde câmi‘in vasatında kuş gözü gûnâ-gûn ruhâmlar döşenmişdir kim çeşm-i insân nazar etdükde hîrelenir. Ve cânib-i erba‘asında tâklar altında birer soffa-i azîmi var kim herbiri beşer yüz cemâ‘at alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y346a ·
metinde göster ·
tahrîr olunmuşdur. Bu ol Muhammed-i Ekrâd'dır kim Mısır'da İmâm şâfi‘î
üzre kubbe
inşâ etmişdir, ve yine anda İmâm şâfi‘î cenbinde medfûndur. Bu şehirde bundan u …
tahrîr olunmuşdur. Bu ol Muhammed-i Ekrâd'dır kim Mısır'da İmâm şâfi‘î üzre kubbe inşâ etmişdir, ve yine anda İmâm şâfi‘î cenbinde medfûndur. Bu şehirde bundan ulu câmi‘ yokdur, mâ‘adâ mesâcid-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y372b ·
metinde göster ·