… ‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân
üzre sana
bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
… r-âmedi beş aded amûd-ı müntehâ üzre edüp minârenin çâr-kûşe temelin dörd sütûn
üzre san‘at-ı
sihr-âsâr ile binâ etmiş. Beşinci amûdu minârenün temeli ortasına edüp cümle mi …
Ve Mu‘allak câmi‘i: Bânîsi ma‘lûmum değildir. Ammâ nısfını münhedim eden Timur-ı Lenk'dir. Ve Mu‘allak câmi‘i nâmiyle şöhret bulmasının aslı oldur kim bir çâr-kûşe minâre-i âlîsi var. Üstâd-ı bennâ bu minâre-i ser-âmedi beş aded amûd-ı müntehâ üzre edüp minârenin çâr-kûşe temelin dörd sütûn üzre san‘at-ı sihr-âsâr ile binâ etmiş. Beşinci amûdu minârenün temeli ortasına edüp cümle minârenün haml-i sakîli bu bir amûd üzeredir. Sâ’ir dör[d] aded amûd âlet-i mülâhaza durduğiçün bu minâreye Minâre-i Mu‘allak dediklerinden câmi‘ dahi ol minâre ismile müsemmâ olmuşdur. Ammâ bu minârenün esâsında beş aded amûdlar bir haddâd dükkânı içinde olmağile herkesün manzûru olamaz. Takayyüd-i tâm ve bezl-i ihtimâm eden müşâhade eder, ibretnümâ bir minâre-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201a ·
metinde göster ·
filân mahaldeki mezâra koy kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" …
Sene 941 târîhinde bizzât Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân hazretlerinin binâ-yı müteberrikesidir. Hattâ mukaddemâ Kızılbaş Bağdâd'a istîlâ etmezden mukaddem kal‘a-i Bağdâd Sünnniyândan Uzun Hasan-ı Bayındırî destinde iken ol asırda İmâm-ı A‘zam'ın bir Sünnî türbedârının vâkı‘asına İmâm-ı hümâm girüp "Benim kabrim üzre sandûkamı filân mahaldeki mezâra koy kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" dedikde türbedâr hâbdan bîdâr olup İmâmın ta‘lîmi gibi eder. Meğer ol asırda İmâmın kabr-i münevveresinde kıbâb u hübâb u tekellüfden bir şey yok imiş. Ancak kendüleri el-Melikü'l-Mansûr-ı Devvânıkî nâm pâdişâhın mahpeshânesinde hasta iken vasiyyet edüp kazâ kabûl etmediğiyçün hapisde {80 yaşında} merhûm olup halîfeleri kendüyi sünnet üzre defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… Sünnîsi, üzerine bir sandûka eder. Türbedâr-ı mezkûr da İmâmın ta‘lîm-i rü’yâsı
üzre sandûka-i
mezkûru keferenin üzerine koyup az zamânda Şâh İsmâ‘îl Bağdâd'a istîlâ edüp "Bu …
Ba‘dehû selâtînin bir Sünnîsi, üzerine bir sandûka eder. Türbedâr-ı mezkûr da İmâmın ta‘lîm-i rü’yâsı üzre sandûka-i mezkûru keferenin üzerine koyup az zamânda Şâh İsmâ‘îl Bağdâd'a istîlâ edüp "Bu İmâm ne belâ-yı benâm-ı hümâmdır?" deyü der-ceng-i evvel İmâmın kabri olmayup kabridir dediği yire gelüp mezkûr sandûkayı kırup ve kabri açup bir cesed-i mülevves bulup âteşe yakup İmâmı göyündürdüm zu‘munda olup seg ber-sahrâ gider. Âhir Süleymân Hân Bağdâd üzre gelirken bir çavuş İmâm-ı hümâm içün bir vâkı‘a görüp ba‘de'l-feth İmâmın kabr-i kadîmîsin Taşkın Hoca nâm müsinn-i benâm bir Sünnî-yi hümâm bilirmiş. Ol kişi zemîn-i İmâmı gösterüp kazarlar. Hakîkatü'l-hâl esâs-ı kadîmeler zuhûr ederken bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm ve ûd u aselbend ve ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… 's-sabâh kal‘a-i şibenik altından bir alay-ı azîm ile cemî‘i kelleleri sırıklar
üzre sancup
ve cümle esîrleri pâ-beste ve dil-haste ve şikeste-beste sürü sürü geçirirken k …
Hamd-i Hudâ bir şey olmayup ale's-sabâh kal‘a-i şibenik altından bir alay-ı azîm ile cemî‘i kelleleri sırıklar üzre sancup ve cümle esîrleri pâ-beste ve dil-haste ve şikeste-beste sürü sürü geçirirken kal‘adan aslâ bir top atmayup kal‘a dîvârları üzre kat-ender-kat temâşâcı kâfirler idi. Andan ubûr edüp cânib-i şimâle gâh dağlık ve gâh bâğlık geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Gerçi bu Eflak vilâyetin ibtidâ Yıldırım Bâyezîd Hân feth etdi, ammâ Süleymân zamânında ziyâdesiyle amâr olup beğlerine rağbet edüp Mora paşası pâyesiyle iki tuğlu ve sancağ u bayrak ve yedekleri ve mehterhâneleri ve mataracıları ve tüfengcileri ve şâtırları 101b ve emîr-i âhûru ve bâzâra gideni ve altı nefer çukadârları ve altı aded sarrâcları ve bir dîvân efendisi ve onar aded sekbân bölükbaşıları cümle taraf-ı pâdişâhîden müselmân kimseler verdiler. Tâ bu mertebe Eflak ve Boğdan beğlerine ruhsat verilip ilâ mâşâallâh cümle beğler ile muhteşemâne Süleymân askerleriyle kefere beğleri hükm-i hükûmât edüp mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl eder. Kendü kendine tahammülüne göre her ne kadar tarabans nâm ne kadar piyâde tüfengli asker yazarsa kendi bilir, ammâ hâlâ kânûn üzre sancakları ardında Âl-i Osmân mehterhânesi çalar, önü sıra alarkada keferelerin Efrâsiyâb boruları ve tablları çalınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a–101b ·
metinde göster ·
… adır. Mâ-bâkî cisirlerin altları ve gayri yerleri sığacık deryâdır kim kazıklar
üzre sandûkalar
çatup içlerin toprak doldurup kenârdan Lefkada'ya gitmeğe yol eylemişler.
Ve Lefkada ile kal‘a mâbeyni sığ deniz içinde Pelama derler bir yerlü kaya vardır ve adadan kal‘aya üç yerden boğazlar vardır. (Bunlar dahi) bunlardan dahi ağaç cisirler ile geçilir. Gerçi üç aded haşeb cisirlerdir ammâ asıl büyük boğaz kal‘a dibindeki cisir altındadır. Mâ-bâkî cisirlerin altları ve gayri yerleri sığacık deryâdır kim kazıklar üzre sandûkalar çatup içlerin toprak doldurup kenârdan Lefkada'ya gitmeğe yol eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
bunlardır. Evvelâ izzetü'l-hâşim sancağı ve Cebel-i Aclûn Y 209a sancağı ve L …
Ve paşasının eyâletinde olan Selîm Hân tahrîri üzre sancaklar bunlardır. Evvelâ izzetü'l-hâşim sancağı ve Cebel-i Aclûn Y 209a sancağı ve Leccûn sancağı ve Nâbulus sancağı. Kudüs-i şerîf sancağı paşa tahtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y208b–Y209a ·
metinde göster ·
… cânî ve Abdullâh bin Mâzenî Mervân-ı Hımâr'ın başın kesüp gönderdi (---) gönder
üzre sançup
gönder deyü Ebû Müslim'e gönderdiler. Emeviyyûndan bunda inkır[â]z buldu. Müdde …
Nehr-i Furât sâhilinde (---) ceng edüp münhezim oldukda diyâr-ı Mısır'a kaçup Nîl'in cânib-i garbîsinde Eski Mısır mukâbelesinde Kusayr (---) Nusayr nâm bir karyede Âmir ibn Cürcânî ve Abdullâh bin Mâzenî Mervân-ı Hımâr'ın başın kesüp gönderdi (---) gönder üzre sançup gönder deyü Ebû Müslim'e gönderdiler. Emeviyyûndan bunda inkır[â]z buldu. Müddet-i devletleri 91 sene oldu. Irâk-ı Arab'a ve Acem'e ve Mısır'a ve Mağrib-zemîn'e (---) yedi Maşrık'a yüz pâre cezîrelere mâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y18a ·
metinde göster ·
… lîm Şâh'ın kabza-i tasarrufuna girüp anı uğur dutunup yedi gün kendileri heccân
üzre sancağ-ı
Resûlullâh'ı taşıyup Hacı Alî nâm bir sipâhîye verüp sipâha sancağ-ı Resûl taşı …
Ve ibtidâ Haleb altında Merc-i Dâbık sahrâsında Gavrî münhezim olup firâr etdükde Hazret-i Y 56a Risâlet-penâh'ın sancağ-ı şerîfi Selîm Şâh'ın kabza-i tasarrufuna girüp anı uğur dutunup yedi gün kendileri heccân üzre sancağ-ı Resûlullâh'ı taşıyup Hacı Alî nâm bir sipâhîye verüp sipâha sancağ-ı Resûl taşımağı kânûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55b–Y56a ·
metinde göster ·
sütr etmişlerdir. Hâlâ yine anınla mestûrdur. Bir Freng-pesend bir kâr-ı bî-mân …
Meşhed-i el-Müstencid Billâh Yûsuf ibn el-Mütevekkil Alallâh Muhammed: Müddet-i hilâfeti 25 sene oldu, sene 884 vefât edüp Y 267a Sultân Kayıtbay cenâzesine hâzır olup bu dahi Sitti Nefîse'de defn olundu. Ba‘dehu Ebü'l-feth Sultân Mehemmed İslâmbol'u feth etdükde el-Müstencid Billâh'ın fevtin istimâ‘ edüp hayli te’essüf çeküp gazâ mâlinden bir zerdûz ibret-nümûn cibinliği Akşemseddîn halîfesi Burhâneddîn-i Muğlavî ile Sultân Kayıtbay'a gönderüp el-Müstencid Billâh'ın kabr-i şerîfi üzre sandûkasına sütr etmişlerdir. Hâlâ yine anınla mestûrdur. Bir Freng-pesend bir kâr-ı bî-mânend musanna‘ cibinlikdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y266b–Y267a ·
metinde göster ·
… Âmir ibn Cürcânî Mervân-ı Hımâr'ı dutup Abdullâh-ı Mâzenî başın kesüp bir cıda
üzre sancup
ve yanında olan refîklerin dahi cümle katl edüp sâlimîn ü gânimîn alay-ı azîm i …
Kabr-i el-Melik Mervân-ı Hımâr: Âl-i Ümeyye'den ulu pâdişâh idi, ammâ nâ-şer‘î işler ile müttehem idi. Nehr-i Furât kenârında münhedim olup cümle askeri dendân-ı tîğden geçüp kendü firâr ederek tahtı olan şâm'a gelüp anda dahi karâr edemeyüp tâ Mısır'a firâr edüp anda karâr edem derken akîbinden yağı askerden Âmir ibn Cürcânî Mervân-ı Hımâr'ı dutup Abdullâh-ı Mâzenî başın kesüp bir cıda üzre sancup ve yanında olan refîklerin dahi cümle katl edüp sâlimîn ü gânimîn alay-ı azîm ile Hımâr'ın başın Mısır içinden geçürüp Gazze ve şâm'dan ve Haleb ve Urfa'dan bu üslûb üzre alay ile Malattıyye'de el-Melikü'n-Nâsır âl-i Tâhir'e teslîm edüp şâdumânîler edüp hasımdan intikâm aldı. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y272b ·
metinde göster ·
… in dârışed önünde kazığa urdu, mâ‘adâsın Circe hâkimine kellelerin birer mızrak
üzre sancup
bir kaçın buğ edüp derilerine saman doldurup alaylar ile Circe'ye götürdüler. K …
Derhâl kâşif esîr olan Urbânın ikisin dârışed önünde kazığa urdu, mâ‘adâsın Circe hâkimine kellelerin birer mızrak üzre sancup bir kaçın buğ edüp derilerine saman doldurup alaylar ile Circe'ye götürdüler. Kâşif hakîre mâl-ı Urbândan üç kısrak ve bir hecîn in‘âm edüp hakîr kelleler ile ma‘an Circe'ye revâne olduk. Andan bir malaka yer gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·