Ziyâret-i Hızır Zinde: Bir ulu kubbe-i âlî içinde bir serîr
üzre yatar
bir cesed-i şerîfdir. Bu dahi ter ü tâzedir. Özdemirzâde Osmân Paşa bu sultâna …
Ziyâret-i Hızır Zinde: Bir ulu kubbe-i âlî içinde bir serîr üzre yatar bir cesed-i şerîfdir. Bu dahi ter ü tâzedir. Özdemirzâde Osmân Paşa bu sultâna mu‘tekid olup sayd [u] şikâr takrîbiyle ziyâretine gelüp imâr etmişdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâs-ı Şirvândır. Andan yine şimâle nâhiye-i Müskir'de şehr-i Şaburan hudûdunda (---) sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b ·
metinde göster ·
… ık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz
üzre yatarlar
ve's-selâm.
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… iye nevrûz-ı Harezmşâhî'den ta berk-i hazân faslına varınca halk-ı İşnuviye dam
üzre yatarlar
, ammâ damlarından birbirine harem-i muhteremleri görükmezdir. Zîrâ dükeli halkı …
Ve bu şehr-i İşnuviye cümle altı bin aded pest binâ hâne-i ra‘nâlardır kim câ-be-câ hânelerde bâğlar ve bâğçeler vardır. Ekseriyyâ bu hânelerin der-i dîvârları kerpiç ile kâr olunmuşdur. Ve dam u bâmları dükeli kireç ve keçeden sıvanmış musaykal damlardır. Hevâsı Rûmiyye'den latîf olmağile heme ahâlî-i İşnuviye nevrûz-ı Harezmşâhî'den ta berk-i hazân faslına varınca halk-ı İşnuviye dam üzre yatarlar, ammâ damlarından birbirine harem-i muhteremleri görükmezdir. Zîrâ dükeli halkı Sünnîlerdir. Sakalların tâze yiğitler asla tıraş etmezler ve ihtiyârları asla sakal kırkmazlar. {Ve diyâr-ı Maskov'un} Heşdek kavmi gibi uzun ve kaba sakalları olduğundan şâhlığa sakal harâcı verirler. Gâyet Sünnî kavm-i İşnuviyândır. Ammâ nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Cum‘a salâtında hutbe[y]i şâh ismine okuyup yine salât-ı cum‘ayı münferiden kılarlar. Cümle halkı tüccârdır ve muhibb-i garîbü'd-diyâr kavm-i züvvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
… rı birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum
üzre yatar
. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması d …
demişdir. Hakkâ ki dıraht-ı hurmayı tuğa eyi teşbîh etmişdir. Ve her bir nahl mîl minâre-vâr ayyûka kad çeküp bir serv-i serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle nahl-i hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tavîl kad şecere-i hurma olur ammâ Medîne'nin şimâli hâricinde Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ziyâreti râhı üzre cümle hurma dırahtları birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum üzre yatar. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması dırahtı gibi pest hurma görmedim. Gûyâ Ayıntâb diyârının üzüm bâğlarıdır. Ammâ Bağdâd'ın nahlistânı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·