… m Hân oğlu Yûsuf nâm bir pâdişâh olup hüsn-i Yûsuf-misâl olup kırân sâhibi olup
şarka ve
garba velvele salup cümle kâfiristâna ve re‘âyâ ve berâyâya ve celâlî ve cemâlî …
Ve vech-i şerîfi vecîhü'l-manzar idi. Açık kaşlı ve ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü idi. Ve şekl [ü] şemâyilde ve güftâr [u] reftârda gûyâ bir sâhib-kırân idi. Hakkâ ki yine şân-ı şerîfleriyçün cemî‘i ilm-i nücûmda ve ilm-i cifrde İbrâhîm Hân oğlu Yûsuf nâm bir pâdişâh olup hüsn-i Yûsuf-misâl olup kırân sâhibi olup şarka ve garba velvele salup cümle kâfiristâna ve re‘âyâ ve berâyâya ve celâlî ve cemâlîlere vâveylâ salup Venedik ve Nemse ve Leh ve Çeh [ve] Rûs ve Maskov diyârların harâb [ü] yebâb edüp Yûsuf-sıfat bir pâdişâh-ı gayyûr ola deyü cümle ceffârlar böyle istihrâc edüp tahrîr etmişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
"Yâ İbrâhîm çamur karışdırdığın ma‘cene içre kalan toprağı bir kısım
şarka ve
bir kısım garba ve bir kısım şimâle ve bir kısım cenûba atup ziyâfetimdir yiyin …
"Yâ İbrâhîm çamur karışdırdığın ma‘cene içre kalan toprağı bir kısım şarka ve bir kısım garba ve bir kısım şimâle ve bir kısım cenûba atup ziyâfetimdir yiyin ey mahlûk-ı Hudâ de" deyü Cenâb-ı izzet hitâb edüp İbrâhîm ile çâr kısmı çâr kûşeye atınca Rabbü'l-izzet rîha emr edüp cümle türâbı rû-yı zemîne dağıtdı ve bi-emr-i Hudâ her gubâr düşdüğü yerde tuz olup ilâ hâze'l-ân cemî‘i mahlûk-ı Hudâ, İbrâhîm Halîl tuzundan tenâvül ederler aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159b ·
metinde göster ·
… müseddes kal‘a-i atîk olup câ-be-câ yerleri rahneli olmuş, cümle üç kapusu var,
şarka ve
garba (---)(---) ve cenûb tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve an …
İbtidâ bânîsi kayser-i Rûmdur. Ba‘dehû sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmendiyân'dan Sultân Melik Gâzî ceng-i azîm ile Rûm keferesi destinden kuvvet-i bâzûsıyla feth edüp ibtidâ taht-ı Âl-i Dânişmendiyye olan dârü'l-ikbâl bu kal‘adır. 283a Andan kal‘a-i Amasiyye'dir. Bu iki kal‘aya Âl-i Selçûkiyân tama‘ edüp niçe kerre muhâsara edüp fethi mümkün olmayup bî-feth hâ‘ib ü hâsır rücû‘ etdiler. Bu Niksâr'ın galat-ı sahîhi "Nîk-hisâr"dır. Ya‘nî "iyi hisâr" demekdir. Elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Niksâr derler. Kal‘ası bir yalçın kayalı yerde kâr-ı sengîn, bünyâd-ı şeddâdî ve metîn kal‘a-i kadîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi beş bin altmış adım şekl-i müseddes kal‘a-i atîk olup câ-be-câ yerleri rahneli olmuş, cümle üç kapusu var, şarka ve garba (---)(---) ve cenûb tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve anbârlar ve cebehâne ve bir kilisadan vely olunmuş bir câmi‘i var. Dizdârı ve neferât bu kal‘ada sâkindir. İç il olmağıla neferâtları kıllet üzredir, ammâ celâlî ve cemâlî havfinden dâ’imâ bâb-ı kal‘ada nigâhbânlık ederler. {Ve kapu üzre zamân-ı kadîm pehlivânlarının gürzleri ve gayrı âlât-ı silâhları maslûbdurur}. Ammâ aşağı varoş rıbât-ı şehr-i mu‘azzamdır. Lâkin bir teng ü târ sokakları vardır. Eniş ve yokuş olmağıla ve zıyyık olmağıla at ile çârsû içre güç ile güzer ederler. Araba hod ola, bi't-tarîk çârsûsuna girmek ihtimâli yokdur. Bu şehr, Sivâs eyâletinde paşanın hâss-ı hümâyûnundan olup yedi kîse muhâsebeli subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve on bir nâhiyesi vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b–283a ·
metinde göster ·
Kurâ ve kasabât ve büleydeleri deverân ve seyrân ederek kâh
şarka ve
kâh cânib-i garba ve kah cenûba ve kâhîce cânib-i şimâle gitdiğimiz menâzilleri …
Kurâ ve kasabât ve büleydeleri deverân ve seyrân ederek kâh şarka ve kâh cânib-i garba ve kah cenûba ve kâhîce cânib-i şimâle gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
Şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Her taşı fil-i Mahmûdî cüssesindedir. İç kal‘anın zeyline vâki‘ omuşdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Bunun dahi burc [u] bârûları metîndir. Bu varoşun üç kapusu vardır. Beğ kapusu Bağdâd tarafına cânib-i şarka ve bâb-ı Samsad garba mekşûfdur. Ve bâb-ı Harrân canib-i garba nâzırdır, ammâ yukaru kal‘a gibi kaya üzre âlî değildir. Alçakda vâki‘ olup kal‘a-i vâsi‘dir. Bu kal‘a-i Urfa nehr-i Furât-ı azîmin cânibi şarkîsinde bir konak ba‘îd Tasdîr Dağları içre vâki‘ olup ziyâde şimâl cânibine meyyâldir. Ve Kal‘atü'r-Rûm'a bir konak karîbdir. Ve yolları Ekrâd tâ’ifesinden mahûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ b …
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… hîm Paşa Van'dan deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup Van'dan cânib-i
şarka ve
şimâlî tarafında diyâr-ı Salmas'a gitdi kim Van ile Salmas'ın mâbeynehümâsı yed …
Andan sene 940 târîhinde Süleymân Hân atf-ı inân-ı cânib-i Tebrîz ve Bağdâd-ı dilsitân edüp gitmede. Beri cânibde kal‘a-i Van'ı ibtidâ hâkim-i Âl-i Osmân olan Hüsrev Paşa Van'ı imâr etmede. Şâh-ı bed-fi‘âl Van'a Âl-i Osmân'ın istîlâ etdüği haberin alup İrân ve Turan askeriyle Van üzre gelmeğe kasd idince hemân Serdâr İbrâhîm Paşa Van'dan deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup Van'dan cânib-i şarka ve şimâlî tarafında diyâr-ı Salmas'a gitdi kim Van ile Salmas'ın mâbeynehümâsı yedi fersahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249b ·
metinde göster ·
… kalkup münâsib refîklerimiz olmağile serserî kâh şimâle ve cenûba ve kıbleye ve
şarka ve
garba gezüp Cenâb-ı Bârî'nin niçe kerre yüz bin gûne sun‘-ı azîmlerin temâşâ ed …
Bânîsi Hârûnu'r-Reşîd'in Kızıl Oğlan nâm bir nedîm-i benâmının binâsıdır. Lisân-ı Acem'de Sorhbîd kal‘ası derler, ya‘nî Kızıl Söğüdlük kal‘ası derler ammâ kabâ’il-i Türkman-ı Avşar, Kızıl Oğlan kal‘ası derler. Nihâvend hâkinde bir söğüdlü dağlar ve özler içre bir püşte-i âlî üzre çâr-kûşe bir kal‘a-i şîrîndir, ammâ küçükdür. Cânib-i şimâli Nihâvend'e meftûh bir kapusu var, içine dâhil olmadım. Aşağıda sultânının bâğında mihmân olup bir pîr-i fânî Zâl-ı İrânî sultânı var, yüz kırk yaşındadır, dediler. Bin askere mâlikdir. Kadı ve kelenteri ve Oniki İmâm aşkına on iki hâkimi vardır kim kânûn-ı şâhân-ı İrân-ı Turan töresi ve beresi budur. Aşağı rabâtı bâğsız ve bâğçeli ve âb-ı revânlı ve üç bin hâneli avâdân kal‘a-i bahâristân-ı sorhistândır. Hakkâ ki sorhseristânları firâvândır. Bu dahi Irâk-ı Acem'den add olunur, ammâ hâk-i Şehrezûl ile müşâdır. Bu şehrin her imâreti mevcûddur. Bu kal‘ayı dahi sene 995 târîhinde {Cığalzâde} feth edüp Sorhbîd nâmında sancak edüp Akralı Alî Beğ'e ihsân edüp ba‘dehû Acem bu kal‘aya istîlâ ederken Alî Beğ şehîd olup şâhrâh üzre kabri zâhirdir. Bu kal‘adan kalkup münâsib refîklerimiz olmağile serserî kâh şimâle ve cenûba ve kıbleye ve şarka ve garba gezüp Cenâb-ı Bârî'nin niçe kerre yüz bin gûne sun‘-ı azîmlerin temâşâ edüp hamd ü senâ ederdik. Ba‘dehû yine kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309a ·
metinde göster ·
garba ve şimâle ve cenûba râst gelir. Mîkât-ı Ekâlîm nâm dâ’irede ma‘lûmdur. Ve …
Ve bu câmi‘ kadîm olmağile kıblesi gün batısı tarafına, Kudüs-i şerîfe doğrudur. Ammâ yine hisâb olunsa bu şehirden Ka‘be cânib-i garba vâki‘ olmuşdur. Zîrâ Mekke-i Mükerreme'de dahi Beyt-i şerîfin rükn-i Irâkîsi cânib-i şarka meyyâldir. Eyle olsa Irâk hâki şarka olup cümle kıbleleri cânib-i garba vâki‘ olmuş olur. Zîrâ Beyt-i şerîf ortada vâki‘ olup cânib-i erba‘asındaki dîvârlardan ana müteveccih olunca niçe diyâr-ı İslâm'ın kıbleleri cânib-i şarka ve garba ve şimâle ve cenûba râst gelir. Mîkât-ı Ekâlîm nâm dâ’irede ma‘lûmdur. Ve bu câmi‘-i Kûfe nazargâh-ı peygamberân olmağile hâlâ ma‘mûr u âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… cüh eder. Ammâ bu abd-i hakîr münâsib refîklerimiz ile böylece seyâhat edüp kâh
şarka ve
kâh garba ve kâh şimâli cenûba kılâ‘ u büldânları seyr ü temâşâ edüp hâk-i Şehr …
Eğerçi bu eyâlet-i Şehrezûl büyük vilâyetdir ammâ herkes bir gûne yol ile bir cânibe teveccüh eder. Ammâ bu abd-i hakîr münâsib refîklerimiz ile böylece seyâhat edüp kâh şarka ve kâh garba ve kâh şimâli cenûba kılâ‘ u büldânları seyr ü temâşâ edüp hâk-i Şehrezûr'u bu gûne geşt ü güzâr edüp hâk-i 374b(hâk-i) Behdînân ve vilâyet-i Seyyid Hân ya‘nî diyâr-ı İmâdiyye-i sedd-i îmân olan hâk-i pâke kadem basdık. Evvelâ İmâdiyye hâkine kadem basdıkda cânib-i şimâle 5 sâ‘atde gidüp sarp çengelistân içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a–374b ·
metinde göster ·
… rder kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i
şarka ve
şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı …
Hakkâ kim ba‘zı sarâyda ikişer üçer hammâm vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ammâ sekiz aded dere ve depe ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer dörder kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şarka ve şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Cümle kiremit ile mestûr la‘lgûn reng bir şehr-i bî-ceng, belde-i mu‘azzam, şehr-i garîb ü acîbdir, lâkin aşağı şehir etrâfında varoş hisârı yokdur, ammâ her tarafında tedrîbe kapuları vardır. celâlî ve cemâlîden mahfûzdur. 23a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b–23a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i Kiyuv'ı temâşâ edüp yine Hân ile bu kerre gerü düşüp gâh cânib-i
şarka ve
gâh cânib-i kıbleye beş konak konup göçüp gâh çöl ve gâh ormanistân-ı hıyâbân v …
Bu kal‘a-i Kiyuv'ı temâşâ edüp yine Hân ile bu kerre gerü düşüp gâh cânib-i şarka ve gâh cânib-i kıbleye beş konak konup göçüp gâh çöl ve gâh ormanistân-ı hıyâbân ve gâh hâmûn-ı bî-pâyân içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
… ı ve çayırlı ve bâğ u bâğçeli yere vâki‘ olup cümle hânedânlarının yüzü cânib-i
şarka ve
kıbleye nâzırdır ve cümle yigirmi iki mahalle ve mihrâbdır. Cümleden câmi‘-i ka …
Bu şehrin zemîni bir kûh-ı pest dâmeninde bayırlı ve çayırlı ve bâğ u bâğçeli yere vâki‘ olup cümle hânedânlarının yüzü cânib-i şarka ve kıbleye nâzırdır ve cümle yigirmi iki mahalle ve mihrâbdır. Cümleden câmi‘-i kadîm çârsû içre câmi‘-i Gâzî Durhan Beğ cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı atîkdir (---)(---)(---)(---)(---)(---)99a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98b–99a ·
metinde göster ·
… r-ı üstüvârdır, ammâ handakı gâyet derindir. Ve cümle iki aded kapusu var, biri
şarka ve
biri garba mekşûf ve meftûhdur. Derûn-ı hisârda cümle iki bin la‘l-gûn kiremit …
Ammâ kal‘ası urd-i behişt-misâl bir sahrâ-yı ma‘mûre içre vâkı‘ olmuş. Cânib-i erba‘ası medd-i basara ve kuvvet-i nazara varınca yaylalardır ve yayla etekleri cümle kurâlarla müz[eyyen] olmuş bî-hisâb bâğ (bağ) u bâğçe ve müşebbek bostân ve ravza-i cinânlardır ve kal‘ası bend-i metîn bir Şeddâdî seng binâ bir alçacık dîvârlı bir sûr-ı üstüvârdır, ammâ handakı gâyet derindir. Ve cümle iki aded kapusu var, biri şarka ve biri garba mekşûf ve meftûhdur. Derûn-ı hisârda cümle iki bin la‘l-gûn kiremit ile mestûr bed-âyîn hâne-i ma‘mûrlardır. 17a Ve hân ve hammâmları ve yedi aded kenîse-i musanna‘ları ve çârsû-yı bâzârı gâyet pâk ve ma‘mûr u müzeyyendir. Ve bu kal‘a kapudanı ibtidâ krala gelüp on bin guruş mâl-ı pâdişâhî verüp beş bin guruş krala ve beş bin guruş serdâra verdi ve aslâ kurâları nehb ü gâret olunmadı. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b–17a ·
metinde göster ·
"Belî Sultân Osmân Hotin seferine gitdiği sene bir azîm şiddet-i şitâ olup rîh-i şedîdler esüp İslâmbol 34b boğazı donduğu sene bu şehirde rûzgâr-ı zor-kârdan kıyâmetler kopup evler yıkılup dıraht-ı müntehâlar kökünden çıkup havâda her ağaç peftere gibi uçduğu sene bu cezîrecikler kırk elli gün bu Boyana gölü üzre serserî gezüp şinâverlik edüp gâh şimâle ve gâh cenûba ve gâh şarka ve garba gezerlerdi" deyü zâl-ı zamâne pîr-i fânîler ve kâr-âzmûde-i cihân-bînler böyle hikâye eylediler, ve's-selâm. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34a–34b ·
metinde göster ·
… în kal‘adır. İçinde beş manastırı altun haçlı çanlık kulleli ve iki kapulu biri
şarka ve
biri garba nâzır kapulardır ve cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Ve cümle on iki …
Eşkâl-i kal‘a-i Anpuruk: Nehr-i Layta kenârında bir vâdîde şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir metîn kal‘adır. İçinde beş manastırı altun haçlı çanlık kulleli ve iki kapulu biri şarka ve biri garba nâzır kapulardır ve cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Ve cümle on iki aded küçük tabyaları ve bin nefer kulu var ve handakı ol kadar derin değildir, içinden nehr-i Layta cereyân eder. Bu nehir cânib-i garbda İslovin yaylalarından gelüp bu kal‘a varoşu 50b handakı içinden geçüp üç sâ‘at şimâle akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a–50b ·
metinde göster ·
… nakdır. Ammâ bizi on beş günde bu şehre getirüp kâh şimâle ve kâh cenûba ve kâh
şarka ve
garba gezdirdiler, zîrâ Beç Budin'e ve Üstürgon'a uzak ola ve vilâyetlerinin âb …
Ve paşa efendimiz bu Peşpehil şehrinde bir hafta oturduğundan sıkılup Budin vezîrine i‘lâm edüp üç günde âdem gidüp üç günde geldi. Budin'den bu mahalle ve Beç'e sekiz konakdır. Ammâ bizi on beş günde bu şehre getirüp kâh şimâle ve kâh cenûba ve kâh şarka ve garba gezdirdiler, zîrâ Beç Budin'e ve Üstürgon'a uzak ola ve vilâyetlerinin âbâdân imâretlerin seyr etdirmiş olalar. Budin vezîrinden haber gelüp "İki hafta otur derlerse oturup hemân bana i‘lâm eyle" deyü 51b haber geldi. Ertesi gün kral tarafından başdefterdâr gelüp paşaya bir hınto araba getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a–51b ·
metinde göster ·
… î yalın kat dolma palanka hisâr-ı üstüvârdır. Cümle üç aded metîn kapuları var,
şarka ve
garba ve şimâle mekşûf dervezelerdir.
Bu cümleden vâsi‘ ve ma‘mûr u âbâdân ve sâfî etrâfı iri balvan haşeb direkler ile mebnî yalın kat dolma palanka hisâr-ı üstüvârdır. Cümle üç aded metîn kapuları var, şarka ve garba ve şimâle mekşûf dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… in tüfengler atdı. Andan bu kal‘aya dahi aslâ rağbet etmeyüp andan yine cânib-i
şarka ve
taraf-ı şimâle Özü nehri kenârıyla üç gün seğirdüp Leh vilâyetinin Krakov diyâr …
Bu dahi 116a nehr-i Özü ile nehr-i Tasma birbirlerine mahlût olduğu mahalde bir palanka-i hisâr-ı metîndir. Durujunka hükmünde olup üç bin askere mâlik olup beş bin kadar tahta ve saz örtülü evleri ve kenîse-i mu‘azzamları olduğu bâlâda (---) cildde sene 1067 târîhinde mufassalan evsâfı mektûb olunmuşdur, ammâ şimdi kati ma‘mûr ve müzeyyen ve âbâdân olup yanında meks etdiğimizden havf edüp bütün gün bütün gece tâ sabâha dek kal‘a etrâfların neft u katrânlar ile çerâğân edüp bî-ma‘nâ yere niçe bin top ve niçe kerre yüz bin tüfengler atdı. Andan bu kal‘aya dahi aslâ rağbet etmeyüp andan yine cânib-i şarka ve taraf-ı şimâle Özü nehri kenârıyla üç gün seğirdüp Leh vilâyetinin Krakov diyârı kûhlarının ardlarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b–116a ·
metinde göster ·
… mahzarlar alup kâmil bir hafta Ferecik kazâsı ve kurâsında şimâle ve cenûba ve
şarka ve
garba gezüp tâ Sıçanlı dağların ve yolları ve bellerine varınca geşt [ü] güzâr …
Menzil-i Ferecik'e gelüp kadıdan mürâsele ve mahzarlar alup kâmil bir hafta Ferecik kazâsı ve kurâsında şimâle ve cenûba ve şarka ve garba gezüp tâ Sıçanlı dağların ve yolları ve bellerine varınca geşt [ü] güzâr edüp hamd-i Hudâ mel‘ûn köle destime girüp pây-beste ve dil-haste edüp yine tekrâr menzil-i Ferecik'de oğlana bir ey kırbaç-ı Evliyâ kerâmetin gösterüp anda atları ve esbâbları yine seyishânelere tahmîl edüp cenûb cânibine 2 sâ‘atde, karye-i Şahinli'yi geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
… kîr-i pür-taksîr bu mahalleri aslâ görmemek ile kâh şimâle ve kâh cenûba ve kâh
şarka ve
garba kasaba kasaba gezüp andan yine cânib-i şimâle gidüp karye-i Çatalca'yı ge …
Hakîr-i pür-taksîr bu mahalleri aslâ görmemek ile kâh şimâle ve kâh cenûba ve kâh şarka ve garba kasaba kasaba gezüp andan yine cânib-i şimâle gidüp karye-i Çatalca'yı geçüp Kavala'ya 6 sâ‘at karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
… m olup dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Ammâ iki kapusu var, biri
şarka ve
biri garba nâzır kapulardır kim derûn-ı hisârda cümle iki yüz aded kiremitli kâ …
Ve kal‘ası: Bir bayırlı yerde ve bir hıyâbân ormanistân içre şekl-i murabba‘ seng binâ bir kal‘a-i köhnedir kim şekl-i murabba‘ vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adım olup dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Ammâ iki kapusu var, biri şarka ve biri garba nâzır kapulardır kim derûn-ı hisârda cümle iki yüz aded kiremitli kârgîr binâ bâğçesiz küçük hânelerdir. Ve bir tarafında handakı yokdur. Beğ câmi‘i nâmıyla gâyet musanna‘ bir câmi‘i var, cemâ‘ati gâyet azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217b ·
metinde göster ·
… mes Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup ancak iki kapusu var, biri cânib-i
şarka ve
biri taraf-ı garba nâzırdır, ammâ kapularının kanatları yokdur. Ve kal‘a içinde …
Dağlarında gümüş ma‘âdinleri olmak ile sikke-i Âl-i Osmân darbhânesi olup "Izze nasruhu duribe Siroz" deyü akçesin çok görmüşüz. Ammâ zemîn-i kal‘ası kûh-ı (---) dâmeninde aşağı şehrin şark tarafında bir yalçın kanara kaya üzre şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olmuş bir iç kal‘adır kim şekl-i muhammes Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup ancak iki kapusu var, biri cânib-i şarka ve biri taraf-ı garba nâzırdır, ammâ kapularının kanatları yokdur. Ve kal‘a içinde dahi âdem ve âdemî-zâtdan aslâ nâm nişân yokdur. Ancak birkaç harâb evler ve beş aded su sarnıçları ve bir dâne vîrân kenîsesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219a ·
metinde göster ·
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender-kat kârgîr binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
… hânelerin amâr etmededirler. Ve cemî‘i evleri biri biri üzre olup cümle cânib-i
şarka ve
taraf-ı şimâlde Aya Niko sahrâsına nâzır büyût-ı âlîlerdir. Ve bu kal‘ada,
Ve bu kal‘a içre cümle ma‘mûr u âbâdân kârgîr binâ-yı kâfiri bin yüz aded kat-ender-kat biri biri üzre binâ olunmuş havlısız 275a cihân-nümâ evlerdir, ammâ altı yüz kadar hâneleri bu sene gazab nârıyla ihrâk olup hâlâ niçe hânelerin amâr etmededirler. Ve cemî‘i evleri biri biri üzre olup cümle cânib-i şarka ve taraf-ı şimâlde Aya Niko sahrâsına nâzır büyût-ı âlîlerdir. Ve bu kal‘ada,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b–275a ·
metinde göster ·
… egâh [u] teferrücgâhları Fethiyye câmi‘idir kim bir yalçın kaya üzre vâki‘ olup
şarka ve
şimâle ve garba nâzırdır. Cümle cemâ‘at-i kesîre edâ-yı salât etdikten sonra an …
Ve cümle halkının mesîregâh [u] teferrücgâhları Fethiyye câmi‘idir kim bir yalçın kaya üzre vâki‘ olup şarka ve şimâle ve garba nâzırdır. Cümle cemâ‘at-i kesîre edâ-yı salât etdikten sonra anda oturup teferrüc ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
… ‘ yerde cihân-nümâ bir iç kal‘adır kim cümle üç aded kapuları var. Biri cânib-i
şarka ve
biri taraf-ı garba ve biri nerdübân ile enilüp çıkılup çârsû-yı bâzâra işler bi …
Der-sitâyiş-i kal‘a-i meyân: Mezkûr büyü[k] hisârın tâ ortasında bir mürtefi‘ yerde cihân-nümâ bir iç kal‘adır kim cümle üç aded kapuları var. Biri cânib-i şarka ve biri taraf-ı garba ve biri nerdübân ile enilüp çıkılup çârsû-yı bâzâra işler bir bâbdır kim öbür kapulardan küçükdür. Ammâ öbür büyük kapulardan bir kapuya varınca bu iç kal‘a ortasında bir vâsi‘(î) pâk kaldırımlı şâhrâhın yemîn [ü] yesârında aceb kârgîr binâlı musanna‘ azîm sarâyları var kim her biri kat-ender-kat cihân-nümâ sarâylardır. Bu kal‘a ve taşra kal‘a ve taşra bâğ u bâğçeler kâfir zamânı ol kadar ma‘mûr u müzeyyen imiş kim gûyâ her hânedâ[n] kasr-ı İrem ve her bir bâğçe cinîn-i hurrem imiş kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâdır. Lâkin henüz ilâ yevminâ hâzâ ma‘mûr [u] âbâdân olmadadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285a ·
metinde göster ·
garba ve şimâle dolaşınca kâmil bin aded adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Kandiye …
Bu liman-ı amelînin kenârınca şarka ve garba ve şimâle dolaşınca kâmil bin aded adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Kandiye bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre dâ’iren-mâdâr on iki bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… ende direkler var. Her bir direk önünde birer aded şâhrâh sokaklar var kim kimi
şarka ve
kimi garba ve şimâle ve cenûba gitmiş sokaklar vardır. Biz dahi bir sokak başın …
Kâmil yedi yüz adım bir vâsi‘ ulu yol ile cenûb cânibine gidüp yine zîr-i zemînde bir ulu meydâna çıkdık. Ol meydânın niçe yerlerinde yine toprakdan elli aded pâyende direkler var. Her bir direk önünde birer aded şâhrâh sokaklar var kim kimi şarka ve kimi garba ve şimâle ve cenûba gitmiş sokaklar vardır. Biz dahi bir sokak başına bir nişân ve alâmet koyup bir cânibe gidüp Allâh bilir kim ne cânibe gitdik. Kâmil bu sokak içre dahi yedi yüz adım gidüp yine bir küçük meydâna vardık, ammâ bu meydândan ileri sokaklar yok idi. Lâkin toprak üzre yol nişânları etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… çârsû-yı bâzârlar yokdur. İki katında birer demir kapuları var, şâhrâhdır. Biri
şarka ve
biri garba nâzır bâb-ı kavîlerdir, ammâ şarka nâzır olan kapu kal‘anın altındak …
Eşkâl-i kal‘ası: Bir sivri yalçın sarımtırak püşte-i âlî üzre Yanya Venedik küffârı amâr etmiş bir küçük seng binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı şekl-i muhammes bir kal‘acıkdır ammâ iki katdır. Lâkin handakı yokdur. İçinde mühimmât cebehâneleri çokdur. Ve cümle kırk mikdârı kiremitli evleri vardır. İç hisâr cirmi kâmil bin altmış aded adımdır. Derûn-ı hisârda Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i kiremitli ve kârgîr minâreli bir küçük câmi‘dir. Kal‘anın ba‘zı evlerinde bârân-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıçları var, zîrâ suya pek muhtâclardır. Kal‘a içinde câ-be-câ ağaçlar vardır, ammâ hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârlar yokdur. İki katında birer demir kapuları var, şâhrâhdır. Biri şarka ve biri garba nâzır bâb-ı kavîlerdir, ammâ şarka nâzır olan kapu kal‘anın altındaki varoşuna açılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350a ·
metinde göster ·
… r memlûdur. Ve şeb [ü] rûz nigâhbânları ve dîdebânları mevcûdlardır. Bir kapusu
şarka ve
bir bâbı taraf-ı garba nâzırdır. Ve dâ’iren-mâdâr taşra handağı ellişer adım en …
Ve cümle iki aded kapuları bu dervezelerin mâbeynleri sâfî cebehâne-i gûnâ-gûnlar memlûdur. Ve şeb [ü] rûz nigâhbânları ve dîdebânları mevcûdlardır. Bir kapusu şarka ve bir bâbı taraf-ı garba nâzırdır. Ve dâ’iren-mâdâr taşra handağı ellişer adım enli olup içi leb-ber-leb deryâdır ve bataklıkdır. Ve kapuların önlerinde cisirleri makaralı kantaralar olup her gece cisirleri kaldırup kal‘a kapularına zencîrler ile bağlayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361b ·
metinde göster ·
biri garba ve biri çârsû tarafında kahveler önünde kıbleye nâzır işlek bâb-ı az …
Ve cümle üç aded demir kapuları vardır. Biri şarka ve biri garba ve biri çârsû tarafında kahveler önünde kıbleye nâzır işlek bâb-ı azîmdir. Ve bu kapu iki kat kapudur, öbürleri dahi ikişer katdır, zîrâ kal‘a dahi gird[â]-gird iki kat hisâr dîvârlıdır. Anıniçün kapuları ikişer katdır. Ammâ bu kıbleye nâzır çârsû kapusunun kemeri üzre Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'in tâ Âl-i Osmâncığ'a varınca ecdâdları bir beyâz mermer üzre celî hatt ile tahrîr olunmuşdur ve târîh-i Elbasan yazılmışdır, sene 859.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin kıble cânibindeki hâneleri yedi bayır ve dere ve depe üzre vâki‘ olmuş hevâdâr evlerdir. Ve bir biri üzre kat-ender-kat hadîkalı büyût-ı ra‘nâlardır ki serâpâ revzenleri şarka ve şimâl cânibinde Tire sahrâsına nâzır hevâdâr dilküşâ büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
… k şâh-râh taşra varoş kapusudur ki biri birinden geçme yedi kat eğri büğrü kimi
şarka ve
kimi garba nâzır kapulardır. Ammâ yine bir yoldur. Ve her bir kapu mâbeynlerind …
Ve cümle dörd kapudur. Cümleden işlek şâh-râh taşra varoş kapusudur ki biri birinden geçme yedi kat eğri büğrü kimi şarka ve kimi garba nâzır kapulardır. Ammâ yine bir yoldur. Ve her bir kapu mâbeynlerinde niçe bin mahîl [ü] şeytanet tasnîfâtlar var kim âdem hayrân olur. Ve asma demir kafesler ve gûnâ-gûn âlet-i harbler ile ârâste ve cebehâne ile pîrâste kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134b ·
metinde göster ·
… içinden gâh kıbleye ve gâh şarka Şâm kapusuna dek sekiz yüz adımdır. Dörd yüzü
şarka ve
dörd yüzü kıbleyedir. Ve beş kulle ve sekiz dirsekdir.
Ve bu Kireç kapusu kıbleye nâzırdır. Ve bu kapudan taşra handak içinden gâh kıbleye ve gâh şarka Şâm kapusuna dek sekiz yüz adımdır. Dörd yüzü şarka ve dörd yüzü kıbleyedir. Ve beş kulle ve sekiz dirsekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169b ·
metinde göster ·
… Sahra-i şerîfe girecek dörd yerden bâbları vardır. Anlar dahi demir şebekedir.
şarka ve
garba, şimâle ve cenûba mekşûf bâb-ı musanna‘lardır.
Ve bu üçüncü sütûnların mâbeynleri cümle dâ’iren-mâdâr demir kafes ile inşâ olunmuş kim gûyâ mu‘cize-i âhenkâr Hazret-i Dâvûd kârıdır. Ve bu demir kafeslerin Sahra-i şerîfe girecek dörd yerden bâbları vardır. Anlar dahi demir şebekedir. şarka ve garba, şimâle ve cenûba mekşûf bâb-ı musanna‘lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
Andan nüzûl edüp haremde iki amûd-ı müntehâlar var, biri
şarka ve
biri garb cânibindedir. Mâbeyne-hümâları (---) kademedir. Bu iki mîl mâbeyni ha …
Andan nüzûl edüp haremde iki amûd-ı müntehâlar var, biri şarka ve biri garb cânibindedir. Mâbeyne-hümâları (---) kademedir. Bu iki mîl mâbeyni hatve-i Hazret-i Âdem aleyhisselâm'dır derler. Hâlâ bu amûdlar üzre micmereler vardır. Leyle-i mübârekelerde içinde ûd u amber ve kâfûr yakarlar. Ve bu haremin cânib-i garbîsinde şeş sütûn-ı mevzûn mermer-i ibret-nümûn üzre bir müdevver kubbe-i musanna‘ vardır, gûyâ bir kasırdır. Ammâ urûcu mümkin değildir. Kıbleye nâzır bir kapusu var, demirdendir, ammâ gâyet musanna‘dır. Ve mukaffel mesdûddur. Ba‘zı ihtiyârlar bu câmi‘in evkâfâtının hüccet-i şer‘iyyeleri ve hudûdnâmeleri vardır, derler. el-uhdetü ale'r-râvî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
… yhü'l-harem birkesi ve sebîli var, anı ubûr edüp bir azîm sa‘b dereler içre gâh
şarka ve
gâh garba eğri büğrü seng-i hârâlı dere ve depeli yerler ile ubûr ederek,
Birke-i Hazret-i ibn Mes‘ûd: Bir mu‘azzam birkedir, ammâ suyu yokdur. Ve buna karîb şeyhü'l-harem birkesi ve sebîli var, anı ubûr edüp bir azîm sa‘b dereler içre gâh şarka ve gâh garba eğri büğrü seng-i hârâlı dere ve depeli yerler ile ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a ·
metinde göster ·
… mları su ile toldurup yola azîmet etdiler. Ba‘de'z-zuhur bu şehirden kalkup gâh
şarka ve
gâh cânib-i kıbleye ve gâh garba ubûr ederek üçüncü sâ‘atde bahr-i Kulzüm nümây …
Bu şehir leb-i deryâya karîb olmağile Mısır'dan cemî‘i eşyâ bu şehre gelüp ganîmet olur. Hattâ bunda cümle huccâc zahîrelerin belağan mâ-belağ alup develerine ikişer alîk verdiler. Ve bundan cemî‘i tulumları su ile toldurup yola azîmet etdiler. Ba‘de'z-zuhur bu şehirden kalkup gâh şarka ve gâh cânib-i kıbleye ve gâh garba ubûr ederek üçüncü sâ‘atde bahr-i Kulzüm nümâyân olup Süveys'den gemilerle giden huccâclar ve zahîre gemileri bizimle berâber hevâ-yı latîf ile giderlerdi. Biz dahi ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a ·
metinde göster ·
… emenin cânib-i erba‘asında olan ekâlîm-i seb‘ada âlem-i seyâhatde hissemiz olup
şarka ve
garba ve şimâle ve cenûba secde edüp yine murâd [u] maksûd Ka‘be-i şerîfdir.
Bunda mihrâb-ı Hazret-i Âdem'de iki rek‘at namâz kılup savâbın pederi ruhûna hibe eyleye. Hamd-i Hudâ Ka‘be-i şerîfin cânib-i şarkîsine geçüp cânib-i garba secde etmek müyesser oldu. Mora diyârında ve Mağrib vilâyetinde cânib-i şarka secde etdik. Tebrîz ve Nahşivân'da cenûb cânibine secde etdik. Hulâsa-i kelâm Mekke-i mükerremenin cânib-i erba‘asında olan ekâlîm-i seb‘ada âlem-i seyâhatde hissemiz olup şarka ve garba ve şimâle ve cenûba secde edüp yine murâd [u] maksûd Ka‘be-i şerîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
… ya urûc edüp yine sernigûn olurken andan iki fişek dahi zâhir olup biri cânib-i
şarka ve
biri cânib-i garba sihâm-ı kazâ gibi gidüp herbirinden niçe yüz kanâdîller nüzû …
Ammâ âteşbâzlıkda Mısır üstâdları hakkâ ki pehlivânlardır. Zîrâ Mısır'da Nîl kesiminde ve muhtesib gecesinde ve ba‘zı sûrlarda her bâr fişengbâzlık ederler. Anıniçün üstâd-ı kâmillerdir. Ammâ eşkâlât fişeğinde Şâmlı üstâdlardır. Hattâ bir gûne âsumânî fişenkler endâht edüp nüzûl edüp zemîne bir âdem kaddi kadar kaldıkda der-akab yine Y 328b semâya urûc edüp yine sernigûn olurken andan iki fişek dahi zâhir olup biri cânib-i şarka ve biri cânib-i garba sihâm-ı kazâ gibi gidüp herbirinden niçe yüz kanâdîller nüzûl ederdi. Hakkâ bu san‘atı Alman'da ve Frengistân'da görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328a–Y328b ·
metinde göster ·
… îr iki medrese kapuları ile cümle kırk bir kapudur. Ve cümle kapular mâbeyninde
şarka ve
garba şimâle ve cenûba köşe köşe eğri ve büğrü adımladığımız hisâb üzre Harem-i …
Ammâ bu bâlâda tahrîr olunan üzre cümle kapular sağîr ü kebîr iki medrese kapuları ile cümle kırk bir kapudur. Ve cümle kapular mâbeyninde şarka ve garba şimâle ve cenûba köşe köşe eğri ve büğrü adımladığımız hisâb üzre Harem-i şerîfin iç yüzünden dâ’iren-mâdâr cümle harem-i Ka‘be sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y336b ·
metinde göster ·