… sâli var idi. Elinde bir şeb-çerâğ var idi kim beyza-i fâhte kadar var idi. Her
şeb, bu
şeb-çerâğın şu‘lesi câmi‘i münevver ederdi. Bu dahi Risâlet-penâh'ın mevlûdu ge …
Ve bu mahalde bir sebiz-gûn amûd-ı ibret-nümûn vardır. Ol amûd üzre Meryem Ana timsâli var idi. Elinde bir şeb-çerâğ var idi kim beyza-i fâhte kadar var idi. Her şeb, bu şeb-çerâğın şu‘lesi câmi‘i münevver ederdi. Bu dahi Risâlet-penâh'ın mevlûdu gecesi ser-nigûn olup hâlâ {ol şeb-çerâğ} Kızılelma'dadır. Anıniçün Kızılelma derler kim Ayasofya'dan gitmişdir. Zîrâ İşpanya {küffârı} bir iki kerre İslâmbol'a istîlâ etmişdir. Anıniçün ol beyza İşpanya elinde kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… ar dükkânce bâzârlı şehr-i sağîredir. Bu dahi Revân hâkinde kelenterlikdir. Bir
şeb bu
cây-ı zîbâda mihmân olup andan 14 sâ‘at,
Menzil-i karye-i kend-i Masîr: Kend lafzı bu diyârlarda kasabaya derler, kûh-ı Masîr dâmeninde bin toprak örtülü, bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr u âbâdân, âb-ı zülâlli, âb bâbları yaylalardan cârî ve revân eder kend-i müzeyyendir. Yedi câmi‘i ve üç hammâmı ve üç yüz kadar dükkânce bâzârlı şehr-i sağîredir. Bu dahi Revân hâkinde kelenterlikdir. Bir şeb bu cây-ı zîbâda mihmân olup andan 14 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b ·
metinde göster ·
… Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ vermediler. Her
şeb bu
gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve gitmede ve gezmededir.
Diğer şekl-i hasene lâkin bid‘at-i seyyi’e-i berây-ı nisvân-ı sâhib-isyân: Bu şehr-i Sofya'nın havâtinlerinin ehl-i perde olan mestûre zenâneleri aslâ şâhrâha çıkmazlar. Meğer muztarr-ı hâl olup sûk-ı sultânîye çıkalar. Ammâ her gice niçe bin zenâne ve zâniye kirlenüp kendüyi pâk etmek içün nâpâk esbâbların yıkamak ve kendüyi yıkanmak ve bir köşede kalmak içün esbâbların boğçalayup niçesi fânûs ile niçe bini şeb-i muzlimde banaya giderim, deyü ehl-i nâ-ehlinden me’zûn olup kimi banaya kimi gayri hâneye gidüp kirlenen esbâbların yıkarlar. Bu şehre mahsûs bir ayıb şeydir. Efendimiz Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ vermediler. Her şeb bu gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve gitmede ve gezmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
… öy Yezîdîleri bizi Van'a giderken Diyârbekir karşısında Çöldepe nâm mahalde bir
şeb bu
mel‘ûn Yezîdîler bizi şebhûn ile urup arbede-i azîm edüp hele hamd-i Hudâ serîk …
Menzil-i karye-i Karabaş: Hazzo beği hükmünde beş yüz hâne-i İremli Yezîdî Ekrâdı köyüdür. Hatta bin altmış beş târîhinde bu köy Yezîdîleri bizi Van'a giderken Diyârbekir karşısında Çöldepe nâm mahalde bir şeb bu mel‘ûn Yezîdîler bizi şebhûn ile urup arbede-i azîm edüp hele hamd-i Hudâ serîka etdikleri eşyâları ve atları bırakdırup harâmîlerin ta bu Karabaş köyüne dek kovup birkaçın katl etmişdik. Hamd-i Hudâ sıhhatle yine geldik, bir kend-i ma‘mûrdur ammâ kavmi Yezîdî mağrûrdur. Anda dahi bir şeb hâb-âlûd olup andan avdet edüp cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390a ·
metinde göster ·
mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden b …
Gâyetü'l-gâye cezîre yerlerdir. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden beri İslâm tarafına küffâr geçemez. Gerçi nehr-i Çetine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar ve potlar üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İslâm askeri kâfirin girîbânın alırlar ve bu köprüde olan Baba Ahmed gâzîleri imdâd yetişirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… âh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı varoşunda olan cümle halkın üsârâları her
şeb bu
zindânda mahpûsdur. Ve her gece dîdebânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp …
Ve kapusunın iç yüzünde çâh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı varoşunda olan cümle halkın üsârâları her şeb bu zindânda mahpûsdur. Ve her gece dîdebânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp evkât-ı hamsede mehterhânesi çalınır. Mâ-tekaddem bu kal‘a bir kral kızının sarây 61a mahpûshânesi imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b–61a ·
metinde göster ·
… ı gâyet amîk ve arîz ve derindir. Kapu önündeki cisri makara ile asmalıdır. Her
şeb bu
kantara-i haşebi kaldırup kal‘a kapusuna siper ederler. Ve kapu üzre her şeb me …
Ve cânib-i cenûba bir ağaç kapusu önünde handak üzre bir haşeb kasrı lonca yeridir. Ve handakı gâyet amîk ve arîz ve derindir. Kapu önündeki cisri makara ile asmalıdır. Her şeb bu kantara-i haşebi kaldırup kal‘a kapusuna siper ederler. Ve kapu üzre her şeb mehterhâne faslı ederler. Hattâ bu kal‘anın mağrib cânibi tuladan mebnî Şeddâdî binâdır kim kefere zamânından kalmış metîn dîvârdır. Andan ma‘lûmdur ki ol asırda hisâr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70a ·
metinde göster ·
… pederleri Hazret-i işmû’il Keyân(?) kubbede medfûn idüği ma‘lûmum değildir. Bir
şeb bu
âsitânede mihmân olup vâfir ikrâm etdiler. Andan yine nîm sâ‘atde tarîk-ı âmma …
Ziyâret-i Hazret-i şemûyil ibn işmû’il aleyhimâ's-selâm'dır. Bunlar Hazret-i Mûsâ zürriyetindendir. İkisine de suhuf nâzil olmuş nebîlerdir. Hazret-i şemûyil bu karyede câmi‘e muttasıl bir âsitâne-i âlîde medfûndur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ammâ pederleri Hazret-i işmû’il Keyân(?) kubbede medfûn idüği ma‘lûmum değildir. Bir şeb bu âsitânede mihmân olup vâfir ikrâm etdiler. Andan yine nîm sâ‘atde tarîk-ı âmma çıkup yine kıble cânibine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207b ·
metinde göster ·
… -i dîdeler hîrelenir. Ve cümle on bin kanâdîl-i gûnâ-gûn ile müzeyyendir ki her
şeb bu
kadar kanâdîl câmi‘ içre şu‘le verüp cemî‘i cemâ‘at ve mu‘tekifîn çerâğa muhtâc …
Ve bu kubbelerin iki cânibi serâpâ tahta tavan-ı münakkaş ve müzehhebdir. Kemer kubbeler değildir. Cümle yüz elli ahşâbât kirişlerdir. Bu münakkaş kirişlerde niçe bin zî-kıymet maslûbâtların herbiri birer üstâd-ı kâmilin kârı âvîzeler var kim merdüm-i dîdeler hîrelenir. Ve cümle on bin kanâdîl-i gûnâ-gûn ile müzeyyendir ki her şeb bu kadar kanâdîl câmi‘ içre şu‘le verüp cemî‘i cemâ‘at ve mu‘tekifîn çerâğa muhtâc olmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… kal‘a kapuları gibi metîn ağac kapulardır. Herbirinde birer pâsbânları var, her
şeb bu
bâbları sed edüp kapular dibinde sâkin olurlar. Ve cümle toprak ve kireç ve cib …
Ve bu Circe şehri bir fezâ-yı âbâdânda Nîl'den bin adım cânib-i garba ba‘îd kal‘asın [kal‘asız?] ve handaksız cânib-i erba‘ası yigirmi aded kal‘a kapuları gibi metîn ağac kapulardır. Herbirinde birer pâsbânları var, her şeb bu bâbları sed edüp kapular dibinde sâkin olurlar. Ve cümle toprak ve kireç ve cibs örtülü kârgîr binâlı ve bâğlı ve bâğçeli ve sâkıye ve havz u şâzrevânlı ma‘mûr u müzeyyen kâ‘alı kat-ender-kat sarây-ı âlîler ve gayrı hânedânların der-i dîvârları münakkaş dîvârları ile ârâste ve şâhnişînlerle pîrâste olmuş musanna‘ hânelerdir kim cümlesi on bin altmış sekiz sagîr ü kebîr hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375a ·
metinde göster ·