İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

şeb u

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
261
isabet
246 cümle/beyitte
96,7
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
39 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi261106,6

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–50 / 261

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“şeb u” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 14a … burc-ı azîm kulleler vardır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] rûz nigehbânlık ederlerdi.
EÇS I 16b … Altımermer'de bir amûdun zirvesinde Sokrât Hekîm tuçdan bir horos icâd etmişdi. Şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde birer kerre kanat kakup sayha urdukda İslâmbol'un cemî …
EÇS I 24b … nda ilme meşgûl olup fazîlet-i bâhire sâhibi olup niçe tevârîhler tetebbu‘ edüp şeb [u] rûz Akşemseddîn ve Sivasî Kara Şemseddîn hazretleri sohbetiyle müşerref olup an …
EÇS I 26b … elüp bir pîr-i fânî olup Ebü'l-feth ile İslâmbol'a gelirken asâkir-i İslâm içre şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kerre bâng-i horos urup;
EÇS I 33b Yigirminci hâkim: Tershâne'de kapudan paşadır. Cümle deryâya şeb [u] rûz hükm eder.
EÇS I 33b Yigirmi birinci hâkim: Tershâne kethudâsıdır kim şeb [u] rûz Kâsımpaşa şehrinde bir aşkıyâ bulsa cürmüne göre ta‘zîr edüp eşedd-i ukûbet …
EÇS I 38b … irek: Bu amûd-ı arak-âlûdun hakkında niçe kıyl ü kâl vardır kim sayf [u] şitâda şeb [u] rûz arakrîz olup durmadadır. Ayasofya câmi‘inin gerüde kıble kapularının cânib- …
EÇS I 40a–40b … içre bir mermer musanna‘ kadehden gûnâ-gûn fevvârelerden âb-ı revândan şâz olup şeb [u] rûz âdem gerdeni-misâl pertâb edüp cereyân etmededir. Ve havz-ı müdevverin câni …
EÇS I 41b–42a … a⟧ rûhâniyyetli câmi‘ olup ve İslâmbol'un çârsû-yı bâzârı içre vâkı‘ olduğundan şeb [u] rûz niçe bin cemâ‘at-i kesîrden ârâm yokdur. Kerrâtile vâkı‘ olmuşdur kim bir c …
EÇS I 41b–42a … d[â‘] etmeğe mâni‘ olup gayrı cemâ‘at basar. Tâ bu mertebe izdihâm kesîrdir. Ve şeb [u] rûz havz-ı azîmin muslukları kapanmayup dâ’imâ cereyân etmededir. Zîrâ cemâ‘atd …
EÇS I 60b … tûhlar vardır. Cemâ‘at-i kesîre oldukda bu yan dehlîzlerinde dahi ibâdet olunup şeb [u] rûz Hindî ve Özbekî fukarâları ile memlû maksûrelerdir. Bu soffaların tahtında …
EÇS I 64a … ayağın kesüp asker-i İslâm içre bir kaht-ı azîm müstevlî olup guzât-ı müslimîn şeb [u] rûz âteş-i Nemrûd içinde kalup ceng etmede. Şâh dahi bir gece fursat bulup şebh …
EÇS I 64a … üşman mâbeyninde kalup ve her cânibi çöl [ü] çölistân-ı bî-amân içre kalup yine şeb [u] rûz hem kal‘ayı döğüp hem Şâh askeriyle ceng ederlerdi.
EÇS I 64b … topları ile deryâ-misâl asker gelüp tarfetü'l-ayn içre hâzır metrislere girilüp şeb [u] rûz amân vermeyüp lağımlar endâht olunup yedi koldan balyemez toplar ile kal‘a- …
EÇS I 66a Ol gün toplar ile yedi yerden kal‘aya rahneler verdiler. Ve Erzurûm sahrâsına şeb [u] rûz nazar ederdim, askerî tâ’ifesinden bir merd metrisinden çıkup kurâlara gitm …
EÇS I 67b … zamân ve pîr-i nâ-tüvân âdemleri tahtırevân ile Revân Seferi'ne revâne etdirüp şeb [u] rûz bu müsinn [ü] kâr-âzmûde ihtiyârlar ile meşveret ederek kat‘-ı menâzil ve t …
EÇS I 67b … vezîr-i sânî pâyesi ihsân edüp taşra çıkardılar ve yine şeref-i sohbetleri ile şeb [u] rûz müşerref idiler.
EÇS I 68b … i gün yedi gece İslâmbol müzeyyen olup geceleri Kadir ve rûzları rûz-ı ıyd olup şeb [u] rûz a‘yân-ı İslâmbol hayr-ı mukaddem deyü zî-kıymet hedâyâları ile pâdişâhın pâ …
EÇS I 69a … Ma‘ânoğlu ve Keçeci Süleymân ve Amber Mustafâ mü’ezzinlikte ayakdaşlarımız olup şeb [u] rûz hammâm-ı hâs cenbinde meşkhâne nâm mahalde sâz u söz ve gûnâ-gûn fasıllar e …
EÇS I 70b … kandedir. Hamd-i Hudâ ki pâdişâhımın devletinde şeref-i İslâm ile müşerref olup şeb [u] rûz tâ‘at [u] ibâdât edüp Hüseyin Baykara zevklerin ederiz" dedikde taşra sarây …
EÇS I 71a … iz tenbelhâne ve meyhâne ve eşkıyâhâne midir? Bunda üç bin kadar gılmân-ı hâssa şeb [u] rûz ilme meşgûllerdir ve halîfeleri ve yedi dersiâmları ve cenâbınız dahi hafta …
EÇS I 71a Şeb [u] rûz ilme meşgûl olup yine Evliyâ Efendi'den haftada üç kerre tilâvet-i Aşere ed …
EÇS I 71b … ahvâllerine vâkıf-ı esrâr olmağiçün şeb-revânî esbâblar ile tebdîl-i câme olup şeb [u] rûz İslâmbol içre çârsû-yı bâzârda ve kûçe ve puçada tûl-ı nehârda piyâde gezüp …
EÇS I 85a … ve hargâhıyla sahrâ-yı Kâğızhâne'de meks edüp nâdîler nidâ ederek yoklama edüp şeb [u] rûz meş‘aller ile ulûfeleri verüp devir tamâm olup Hasan Paşa ve gayrı paşaları …
EÇS I 85a … i İslâm münhezimen Yergöğü kal‘ası altında taburlanup nehr-i Tuna'ya arka verüp şeb [u] rûz ceng etmede. Ber[ü] cânibde yine mâh-ı mezbûrda,
EÇS I 89a Karagümrük kurbünde Akşemseddîn câmi‘i: Müstecâbü'd-da‘ve mahaldir kim şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değildir.
EÇS I 91a … r. Ve bir matbahü't-ta‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz merreteyn bay [u] gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâre …
EÇS I 107b … lık yolu çapkun alaşalarımız ile yedi günde Kırım'a selâmetle dâhil olduk. Ammâ şeb [u] rûz,
EÇS I 115a … her cem‘iyyet ve her yerde ve her alayda ve dîvânda ve berde ve bahirde bulunup şeb [u] rûz yatmaz uyumaz İslâmbol'u geşt [ü] güzâr eder bir dîvânedir.
EÇS I 124b Bu bâğa aslâ güneş te’sîr etmez bir koyah-ı Acemdir. Ve şeb [u] rûz fevvâreleri Selsebîl-âsâ cereyân etmedir. Ve bî-hisâb murgân-ı nevâhânın ve …
EÇS I 128a … istîlâ eden İşpanya keferesiyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederek İşpanya şeb [u] rûz cenge tâkat getiremeyüp bir gece Yedikulle tarafından gemilerine süvâr olup …
EÇS I 129a … bu câmi‘ izdihâm iskele başında olmağile gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değil bir câmi‘-i rûşendir kim {Koca Mi‘mâr binâsıdır}. And …
EÇS I 129b … u keferelerden dâ’imâ havf [u] haşyet üzredirler. Ammâ bu kefere mahallelerinde şeb [u] rûz pâsbânlar [ve] nigehbânlık ederler. Zîrâ bir kaç kerre isyâna bel bağladıla …
EÇS I 137a Bu mahalde şeb [u] rûz kal‘a dizdârı ve üç yüz neferâtı âmâde dururlar. Ve kal‘a içinde yüz seksen …
EÇS I 138b–139a … u hâkidir. Hâkimleri Üsküdar mollâsının nâ’ibi ve kal‘a dizdârı hükûmet eder ve şeb [u] rûz bostâncıbaşı kayıkları ile gezüp hükûmeti serbestdir.
EÇS I 140b … sâli kimesneler bu bâğçede katl olunurlardı. Hattâ şehrinin halkı mâbeynlerinde şeb [u] rûz gavgâ ve cidâl eksik değildir. Hakkâ ki ceng al ve Çengâlköyü'dür, ammâ gây …
EÇS I 142b … her at başına bir yem sadakası vardır. Üç günden ziyâde mihmân olana vermezler. Şeb [u] rûz şart-ı vâkıf böyle ta‘yîn etmişdir.
EÇS I 142b … i Hazret-i Mahmûd Efendi, tarîk-i Halvetî'de eyle bir âsitâne-i azîm yokdur kim şeb [u] rûz üç yüz fukarâsı zikrullâh ile meşgûllerdir. Her birinin birer köşede savma‘ …
EÇS I 144b … nları ve hünkâr âhûrları olup her birinde birer tavla küheylân atlar vardır kim şeb [u] rûz hâzır [u] müheyyâdırlar.
EÇS I 150a … îmânın aslı kelime-i tevhîddir, îmânın cemî‘isi yoldan dikeni götürmekdir ya‘nî şeb [u] rûz ayağa sarılan vesvese-i şeytân ile mücâhede eylemekdir. Ve'l-hâsıl dervîşli …
EÇS I 157b … , ba‘dehu Ka‘be'ye götürürler. İmâm Hüseyin azîm âsitânedir. Cemî‘i ehl-i Mısır şeb [u] rûz ziyâret ederler.
EÇS I 174b Esnâf-ı saçmacıyân: Neferât 300, şeb [u] rûz sâhil-i bahrde gezüp kenâra karîb bir remmâ mâhîler görse elindeki saçma ağ …
EÇS I 174b … bunlar yek-pâre ağaç çırnıklar ile liman liman olta sicimlerden deryâya bırağup şeb [u] rûz kaya balığı ve izmarid ve istavrid balıkları gâyet lezîzdir, anları sayd ed …
EÇS I 213b–214a … çre bu kadar hânende ve sâzende ve mutrıbân ve kaşmerân meyhânelerine cem‘ olup şeb [u] rûz zevk [u] safâ ile sürûr ederler. Ammâ bu ordu 214a alayında hamr metâ‘lar …
EÇS I 217a … deri bu ma‘sûmu şîr-i mâder, hurmâ ve kand-i nebât-ı hamavî ile perveriş ederek şeb [u] rûz cemâl-i bâ-kemâl sâhibi olmada terakkî bulup sûre-i Ve't-tîn âyeti üzre ⟦Ar …
EÇS II 220b–221a … edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Med …
EÇS II 223b–224a … yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre d …
EÇS II 224b … r, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘ …
EÇS II 236b–237a … p başka bir hükûmet yer verüp sayd [u] şikârda pâdişâhâne zevk [u] safâlar edüp şeb [u] rûz huzûrunda on sekiz ban oğlu ban el kavşırup çâker bendesi gibi hizmetinde o …
EÇS II 238b … ir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mu …