Sene (---) târîhinde Mısır hulefâlarının hâtûnlarından Şecerü'd-dür nâm bir Râbi‘a-i Adviyye Diyârıbekr eyâletinde Hısn-ı Keyfâ'da oğlunu ziyârete giderken bu mahalde Şecerü'd-dür Hâtûn'u hârâmîler basup ceng-i azîm ile halâs olup oğluna Hısn-ı Keyfâ'da Mısır hilâfeti müyesser olup avdetde bu mahûf u muhâtara yerde bu kal‘ayı binâ etdüğünden ol hâtûnun ismiyle müsemmâ kal‘a-i Şecer derler. Ba‘dehû Mısır'da hatûna hilâfet müyesser olup zamân-ı Fir‘avn'da Deluke nâm hâtûn şehr-i Menuf'da niçe pâdişâh olduysa eyle bir melike olup Mısır sultânlarının cümle ağavâtlarına ve iç gılmân-ı hâssalarının üç bin âdeme varınca yıllık hil‘at-i fâhire vakf etmişdir ve Ka‘be-i Şerîf'i siyâh harîr münakkaş kisve ve zer-ender-zer kuşak ve Bâb-ı Mekke perdesi serâpâ zer-dûz ve Makâm-ı İbrâhîm sütrü zer-dûz cümle üç yüz kîse masrûf ile işlenür bu kisve-i şerîfler hâlâ dâ’imdir. Bu kal‘a sâhibi Şecerü'd-dür Hâtûn'un hayrât [u] hasenâtıdır. Merhûme bizzât kendüleri Mısır içre Sitt-i Nefîse kurbunda Sirkeciler mahallesinde câmi‘-i latîfi içre bir kubbe-i âlîde medfûndur. Sebeb-i vefâtı ehli sultân Aybeği et-Türkmânî'yi câriyelerine hâmmâm içre katl etdirirken meğer Aybeğ et-Türkmânî derûn-ı hâmmâmda gâfil değil imiş. Hançer ile hâmmâm içre cevârîlerle ceng ederken mezkûr Şecerü'd-dür ayâ niçe oldu, deyü ol lahm-i şahmıyla hammâm kubbesi üzre câmdan Aybeğ et-Türkmânî'nin cengin seyr ederken hemân hammâm kubbesi çöküp Şecerü'd-dür Aybeği et-Türkmânî önüne düşünce Aybeğ "Eyi geldin" deyüp Şecerü'd-dürr'ü hançerle katl eder. Câriyeler de Aybeği yaman günde şehîd ederler. İkisinin dahi şehâdeti böyle vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Şecer kal‘ası anların asrında gâyet imâr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24b ·
metinde göster ·
… yaman günde şehîd ederler. İkisinin dahi şehâdeti böyle vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu
Şecer
kal‘ası anların asrında gâyet imâr idi.
Sene (---) târîhinde Mısır hulefâlarının hâtûnlarından Şecerü'd-dür nâm bir Râbi‘a-i Adviyye Diyârıbekr eyâletinde Hısn-ı Keyfâ'da oğlunu ziyârete giderken bu mahalde Şecerü'd-dür Hâtûn'u hârâmîler basup ceng-i azîm ile halâs olup oğluna Hısn-ı Keyfâ'da Mısır hilâfeti müyesser olup avdetde bu mahûf u muhâtara yerde bu kal‘ayı binâ etdüğünden ol hâtûnun ismiyle müsemmâ kal‘a-i Şecer derler. Ba‘dehû Mısır'da hatûna hilâfet müyesser olup zamân-ı Fir‘avn'da Deluke nâm hâtûn şehr-i Menuf'da niçe pâdişâh olduysa eyle bir melike olup Mısır sultânlarının cümle ağavâtlarına ve iç gılmân-ı hâssalarının üç bin âdeme varınca yıllık hil‘at-i fâhire vakf etmişdir ve Ka‘be-i Şerîf'i siyâh harîr münakkaş kisve ve zer-ender-zer kuşak ve Bâb-ı Mekke perdesi serâpâ zer-dûz ve Makâm-ı İbrâhîm sütrü zer-dûz cümle üç yüz kîse masrûf ile işlenür bu kisve-i şerîfler hâlâ dâ’imdir. Bu kal‘a sâhibi Şecerü'd-dür Hâtûn'un hayrât [u] hasenâtıdır. Merhûme bizzât kendüleri Mısır içre Sitt-i Nefîse kurbunda Sirkeciler mahallesinde câmi‘-i latîfi içre bir kubbe-i âlîde medfûndur. Sebeb-i vefâtı ehli sultân Aybeği et-Türkmânî'yi câriyelerine hâmmâm içre katl etdirirken meğer Aybeğ et-Türkmânî derûn-ı hâmmâmda gâfil değil imiş. Hançer ile hâmmâm içre cevârîlerle ceng ederken mezkûr Şecerü'd-dür ayâ niçe oldu, deyü ol lahm-i şahmıyla hammâm kubbesi üzre câmdan Aybeğ et-Türkmânî'nin cengin seyr ederken hemân hammâm kubbesi çöküp Şecerü'd-dür Aybeği et-Türkmânî önüne düşünce Aybeğ "Eyi geldin" deyüp Şecerü'd-dürr'ü hançerle katl eder. Câriyeler de Aybeği yaman günde şehîd ederler. İkisinin dahi şehâdeti böyle vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Şecer kal‘ası anların asrında gâyet imâr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24b ·
metinde göster ·
… ayn içre taşra çıkar ammâ gusl etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve hacer ü
şecer
makûlesi ilkâ eyleseler aslâ zarar etmez. Hâssa-i re’s-i ayn kırk gün bu cüzâm …
Menzil-i tılsımât-ı re’sü'l-uyûn, acîbe-i ibret-nümûn: Bu diyâr kavm-i Yunaniyân destinde iken hukemâlar hikmet ile sâhil-i deryâdan yüz adım ba‘îd deryâ içinde elli zirâ‘ kaddi bir kulle-i âlî binâ etmişlerdir. Ortasında bir havz-ı azîmi var, gâyet berrâk âb-ı rahîk ile memlû bir havz-ı kebîrdir. Bu havzın ka‘rından niçe zî-kıymet eşyâlar nümâyândır. Niçe serdengeçti yiğitler bâr-ı sakîl hacerleri derâğûş edüp ka‘rına inmeden katı yaydan ok çıkar gibi rûy-ı mâya çıkar. Ammâ aslâ zarar isâbet etmeyüp nihâyet-i mâya ermek muhâldir. Her çend kim bu havza zî-rûh kısmı girse tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar ammâ gusl etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve hacer ü şecer makûlesi ilkâ eyleseler aslâ zarar etmez. Hâssa-i re’s-i ayn kırk gün bu cüzâm âbından nûş etse halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… ol âdemle kelimât eder. Âdem bulmasa hayvânât ile kelimâ[t] eder. Yâhûd hacer ü
şecer
makûlesi eşyâlara söz söyler. Böyle bir ma‘sûm-ı pâkdir. Himmeti hâzır ola.
{Menâkıb}: Hikmet-i Hudâ, henüz tevellüd etmiş ma‘sûm harekete başlayup niçe kelimâtlar edüp beşik ve kundak ve esbâb ü eskâl kabûl etmeyüp üç yaşına girdikde fakîr çorbacı (---) Ağanın oğlu uryân olup Şeyh Bekkâr yanında gezmeğe başladı, ammâ bi-emrillah cemî‘i vücûdu eşkâli ve harekât [u] sekenâtı, evzâ‘ u etvârı Şeyh Bekkâr gibi idi. Lâkin Şeyh Bekkâr mükessiri'l-kelâm değil idi. Ammâ bu veled-i ma‘nevîsi aslâ durmaz, gözü her kime râst gelse ol âdemle kelimât eder. Âdem bulmasa hayvânât ile kelimâ[t] eder. Yâhûd hacer ü şecer makûlesi eşyâlara söz söyler. Böyle bir ma‘sûm-ı pâkdir. Himmeti hâzır ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… hîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde bir dağ vardır. Anda Munzır Baba dikmiş bir
şecer
vardır gâyet siyâhîdir. Ol şecerden kim ki kat‘ etse zarar çeker.
Ovacık nâhiyesinde Munzır Baba[-yı] azîzin dağından tulû‘ eder bir ayn-ı sağîre nehr-i Murâd'a karışır. Bu nehir her sene ağustosda kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar. Bu nehrin lezîz alabalığı olur. Sayyâdlar ziyâretden aşağıda balığın sayd ederler. Eğer ziyâret yanında sayd etseler mâhîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde bir dağ vardır. Anda Munzır Baba dikmiş bir şecer vardır gâyet siyâhîdir. Ol şecerden kim ki kat‘ etse zarar çeker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b ·
metinde göster ·
… rlerden kal‘a-i Hantaman'a ve Ma‘arra ve Selmin ve İdlib ve Rıha ve Bekfelon ve
şecer
kal‘ası ve Mıdık kal‘ası ve Antakiyye ve Payas ve Adana câniblerine firâr etdik …
Bir fırkası dahi Haleb kurâlarında kışlada idiler. Anlar dahi bu kırgını işidüp hemân Haleb eyâletinde olan şehirlerden kal‘a-i Hantaman'a ve Ma‘arra ve Selmin ve İdlib ve Rıha ve Bekfelon ve şecer kal‘ası ve Mıdık kal‘ası ve Antakiyye ve Payas ve Adana câniblerine firâr etdiklerinin haberi Murtazâ Paşa'ya gelince hemân Murtazâ Paşa anların akîblerince niçe bin askeri bölük bölük seçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… âğ ve besâtînlerinin kemâle ermiş meyve dırahtistânların tîğ u teber ile kat‘-ı
şecer
etdirüp şöyle harâb u yebâb ve halkın esîr-i kebâb etdirirlerdi kim ta‘bîr olun …
Yine böyle iken Serdâr Alî Paşa Seydî Paşa'nın her umûrunda mu‘âvenet ederdi ve dâ’imâ Vârat kal‘asının etrâfında olan varoş ve nâhiyelerin adûya kahr olsun içün Budin askerine vilâyet-i küffârı nehb u gâret ve ol kadar tahrîb ü hasâret etdirüp bâğ-ı İrem-misâl varoşları ıhrâk bi'n-nâr etdirüp nahlistân, gülistân, bâğ ve besâtînlerinin kemâle ermiş meyve dırahtistânların tîğ u teber ile kat‘-ı şecer etdirüp şöyle harâb u yebâb ve halkın esîr-i kebâb etdirirlerdi kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
… t gelüp vücûd-ı insâna terahhum etmediler. Hemân cümle guzât-ı müslimîn hacer ü
şecer
makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrû …
Ve bundan mâ‘adâ niçe bin âdem mecrûh ve şehîd olurdu. Bir ferde dehşet gelmeyüp cengden el çekmediler. Bir zâbıta merhamet gelüp vücûd-ı insâna terahhum etmediler. Hemân cümle guzât-ı müslimîn hacer ü şecer makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrûh bir künc-i mihnetde ac u zâc ve susuz merhûm olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a–184b ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu Nâzlı incîrinin ahseni ve cirm bâbında a‘zamı ve
şecer
yüzünden el‘amı lezzeti bir diyâr tîninde yokdur. Ve sâ’ir ekâlîmlere nârın ve …
Hulâsa-i kelâm bu Nâzlı incîrinin ahseni ve cirm bâbında a‘zamı ve şecer yüzünden el‘amı lezzeti bir diyâr tîninde yokdur. Ve sâ’ir ekâlîmlere nârın ve incîrinin yâbisin niçe kerre yüz bin yük götürürler. Henüz halâvet [ü] letâfeti kemâ-kân bâkî olup mürûr-ı eyyâm ile fenâ bulmayup durdukça sükkerlenür. Bu tûl [u] dırâz seyâhatimiz içre ekâlîm-i seb‘ada nazîrin görmedim. Böyle bir latîf incîri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92b ·
metinde göster ·
… mir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i
şecer
gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çekü …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
… mâya çıkar. Her çend ki zî-rûh kısmı girüp talsa ol an taşra çıkar. Ammâ hacer
şecer
makûlesi ilkâ etseler zarar etmez.
Bu memleketler İskender-i Yûnân hükmünde iken hukemâları hikmet ile binâ etmiş. Sâhil-i deryâdan yüz adım ba‘îd, deryâ içinde bir kulle-ı âlî binâ etmişler kim kaddi elli zirâ‘-ı Mekkîdir. Bu kullenin ortasının tâ zirve-i a‘lâsında aşren fe-aşr bir havz-ı azîm vardır, gâyet âb-ı rakîkdir. Ka‘rında niçe zî-kıymet eşyâlar nümâyândır. Niçe serdengeçdi âdemler gavvâslık edüp dalarlar, bir âdem kaddi gitmeden katı yaydan ok çıkar gibi sudan yukaru pertâb ederler, ammâ zarar isâbet etmez. Ba‘zı cânlar sakîl olmak içün iri taşları dirâgûş edüp dalarlar, yine bir âdem kaddi nüzûl etmeden rûy-ı mâya çıkar. Her çend ki zî-rûh kısmı girüp talsa ol an taşra çıkar. Ammâ hacer şecer makûlesi ilkâ etseler zarar etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y195b ·
metinde göster ·
… dır. Bunlar kıbleye müteveccih oldukları gibi değildir. Ammâ bu harem içre aslâ
şecer
mecer makûlesi olmayup haremin cânib-i şarkîsinde bir beyâz seng-i azîm vardır. …
Bu mahalde harem-i şerîfde olan ziyâretler tamâm oldu. Ammâ ihvân-ı zî-sa‘âdetler, ma‘lûm ola kim bu âsitânede ne kadar Resûl-i Hudâ medfûnlar ise pây-i şerîfleri hâlâ kıblemize doğrudur. Ser-i sa‘âdetleri Kudüs'e müteveccihdir. Zîrâ anların zamân-ı sa‘âdetlerinde Kudüs-i şerîf kıble idi. Hâlâ Kudüs ise kıblemizin şimâline vâki‘ olmuşdur. Anıniçün ser-i sa‘âdetleri Kudüs'e müteveccihdir. Hâlâ bu asrımız kavmi defn olunduğu gibi başları garba, pâları şarkadır. Bunlar kıbleye müteveccih oldukları gibi değildir. Ammâ bu harem içre aslâ şecer mecer makûlesi olmayup haremin cânib-i şarkîsinde bir beyâz seng-i azîm vardır. Anın altında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b ·
metinde göster ·
… a‘nî şehrin hâr [u] hâşâklerin süpürüp hammâmlara yakarlar. Ve ba‘zısı hacer ve
şecer
makûlesin dahi taşıyup şehrin ba‘zı çukurların düz edüp ba‘zı muzahrafâtları şe …
Bu mel‘ûnların on neferi dahi şehir içre ikişer üçer sepişüp bir kaçı hımârları ile zebbâlci olurlar ya‘nî şehrin hâr [u] hâşâklerin süpürüp hammâmlara yakarlar. Ve ba‘zısı hacer ve şecer makûlesin dahi taşıyup şehrin ba‘zı çukurların düz edüp ba‘zı muzahrafâtları şehir hâricine taşımağı mu‘tâd edinüp sûret-i Hak'dan görünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283b ·
metinde göster ·
… Rûha ve Birecik ve Harrân ve Kilis ve Azez ve Haleb ve Hamâ ve Hıms ve Mıdık ve
Şecer
ve Ayntâkıyye ve Lâtıkıyye ve Cebeliyye ve Markab ve Hüsün ve Tarabulus ve Berû …
Evvelâ Mar‘aş ve Ayntâb ve Rîha ve Ma‘arra ve Rûha ve Birecik ve Harrân ve Kilis ve Azez ve Haleb ve Hamâ ve Hıms ve Mıdık ve Şecer ve Ayntâkıyye ve Lâtıkıyye ve Cebeliyye ve Markab ve Hüsün ve Tarabulus ve Berût ve Sayda ve Akka ve Sıfet ve Remle ve Zübdâniyye ve Ba‘lebekke ve Şıkıf ve Taberistân ve Filistîn ve Leccûn ve Aclûn ve Nâbulus ve Kudüs ve İzzetü'l-Hâşim, bu makûle yüz kırk pâre kılâ‘-i metîneler amân ile feth olup ahâlîleri mutî‘ [u] münkâd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y48b ·
metinde göster ·
… azarı ta‘alluk edüp anın keşf [ü] kerâmetin görmek içün ehl-i beled bu gûne bir
şecer
istediler, derhâl bu dıraht hâsıl olduğu yerde secde edüp bi-emrillâh bu şecere …
Ammâ ba‘zı ihtiyârlar anda medfûn olan şeyh İbrâhîm'in nazarı ta‘alluk edüp anın keşf [ü] kerâmetin görmek içün ehl-i beled bu gûne bir şecer istediler, derhâl bu dıraht hâsıl olduğu yerde secde edüp bi-emrillâh bu şecere-i tayyibeyi Rabbü'l-İzzet halk etdi ve secde etdüği yerde kökleri bitmeyüp mu‘allak durdu, ba‘dehu cemî‘i münkirîn îmâna geldiler, deyü Tevârîh-i Süyûtî'de görüp nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363b ·
metinde göster ·
… sagîre kârgîr binâ içinde medfûndur, kabr-i Şeyh Zındîk, derler. Bu kabr ve bu
şecer
ziyâretgâh-ı hâs u âmdır. Hâlâ berg [ü] bârları ve şâhları ter ü tâzedir. İlâ m …
"Enbete'l-varaka ale'ş-şecer hüve ellezî şakka alâ vechi'l-beşer" yazılmış. Hemân zındîk şehâdet kelimesin getürüp bir âh-ı serd çeküp teslîm-i rûh eder. Hâlâ mezkûr dırahtın sâyesinde bir kubbe-i sagîre kârgîr binâ içinde medfûndur, kabr-i Şeyh Zındîk, derler. Bu kabr ve bu şecer ziyâretgâh-ı hâs u âmdır. Hâlâ berg [ü] bârları ve şâhları ter ü tâzedir. İlâ mâşaallâh böyledir. Lâkin varaklarında hatları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·
bin yıldan ziyâde mu‘ammer olmuşdur, derler. Garâyib budur kim bir cenâbet âdem …
Ahâlî-i vilâyetin ihtiyârlarının nakli üzre bu şecer bin yıldan ziyâde mu‘ammer olmuşdur, derler. Garâyib budur kim bir cenâbet âdem eline balta alup bu dırahtı kat‘ etmek kasdına varup ağaca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y446a ·
metinde göster ·