"Handân'ım başındaki gülü Evliyâ'ya ver, bir gülün
şem
etsin. Ve her bâr Evliyâ ile hem-celîs ve hem-enîs ol. Ammâ derslerinize mukayy …
"Handân'ım başındaki gülü Evliyâ'ya ver, bir gülün şem etsin. Ve her bâr Evliyâ ile hem-celîs ve hem-enîs ol. Ammâ derslerinize mukayyed olun, gâhîce sizi dinlerim" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71a ·
metinde göster ·
etsen ûd u gülâb ve müşk-i amber-i hâm kokar ve her bâr mecmerelerle huddâmlar …
Ve çâr-kûşe dîvârların şem etsen ûd u gülâb ve müşk-i amber-i hâm kokar ve her bâr mecmerelerle huddâmlar sünbül(?) amber-i hâm ihrâk edüp âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97b ·
metinde göster ·
etdüği dem, dem-beste olup mest olup bu gûne zabt ederler, yohsa aslâ zabtı müm …
Bu arslancıyân cümle pür-silâh olup ellerinde ceyrân etinden afyonlu ve dârûlu ma‘cûnlar ile her biri ellerinde Bağdâd kargısı asâlar ile her arslanın boğazında dörd zencîr kim her biri pranka kalınlığı altun ve gümüş mutallâ demir zencîrlerdir. On aded arslan ve beş aded bebr ve on iki aded kaplan ve niçe kurd ve sırtlan ve niçe tilki ve çakalları dahi birer âdem keşân-ber-keşân çeküp ubûr ederler. Kaçan kim bir arslan gazaba gelüp halka hücûm etse derhâl arslancı elindeki ceyrân etiyle mülemma‘ dârûyu burnuna dutunca hemân şem etdüği dem, dem-beste olup mest olup bu gûne zabt ederler, yohsa aslâ zabtı mümkün değildir. Bu uslûb üzre bunlar dahi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
… (---)(---) bu makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı
şem
‘ ve asel-i şem‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve …
Evsâf-ı aşîret-i Suçalar : Beğlerinin ismi (---) Cümle on bin piyâde asker-i nâmdâr olur. Amma sengistân yerler olmağıla atlısı azdır. İskelesi vardır ammâ ismi ma‘lûmım değildir. Bunda bir gice Havdıka nâm bir köyde mihmân olup meğer ol gice bir düğünleri var imiş. Bize yüz tekne söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal suları ve bozalar ve pasta ve şılharcı ve sızballar getirüp niçe yüz pençe-i âfitâb gılmân ve bâkireler hizmet edüp ale's-sabâh Gönye ağası refîkımız sâhib-i hâneye bir dülbend bâğılsadıkda cihân anın oldu. Zirâ bu diyârlarda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve dükkân ve kenîse ve gayrı imâretlerden bir şey yokdur. Hemân dağlar başında kırkar ellişer hâneli köylerdir. İskelelerine yılda bir kerre her diyârın gemileri barut ve kurşu[m] ve tüfenk ve ok-yay ve fişenk ve kılıç ve kalkan ve mızrak ve gayrı âlât-ı silâh ve eski pabuç ve çuka kenarı ve gömleklik bez ve bogası ve ocak demirleri ve kazan ve ocak içine kazan asacak demir zincir [ve] tuz ve sabun (---)(---) bu makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı şem‘ ve asel-i şem‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve guruş olmaz. Bey‘ [u] şirâları değiş-tokuş iledir. Bu Suçalardan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı şem‘ ve asel-i
şem
‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve guruş olmaz. Be …
Evsâf-ı aşîret-i Suçalar : Beğlerinin ismi (---) Cümle on bin piyâde asker-i nâmdâr olur. Amma sengistân yerler olmağıla atlısı azdır. İskelesi vardır ammâ ismi ma‘lûmım değildir. Bunda bir gice Havdıka nâm bir köyde mihmân olup meğer ol gice bir düğünleri var imiş. Bize yüz tekne söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal suları ve bozalar ve pasta ve şılharcı ve sızballar getirüp niçe yüz pençe-i âfitâb gılmân ve bâkireler hizmet edüp ale's-sabâh Gönye ağası refîkımız sâhib-i hâneye bir dülbend bâğılsadıkda cihân anın oldu. Zirâ bu diyârlarda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve dükkân ve kenîse ve gayrı imâretlerden bir şey yokdur. Hemân dağlar başında kırkar ellişer hâneli köylerdir. İskelelerine yılda bir kerre her diyârın gemileri barut ve kurşu[m] ve tüfenk ve ok-yay ve fişenk ve kılıç ve kalkan ve mızrak ve gayrı âlât-ı silâh ve eski pabuç ve çuka kenarı ve gömleklik bez ve bogası ve ocak demirleri ve kazan ve ocak içine kazan asacak demir zincir [ve] tuz ve sabun (---)(---) bu makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı şem‘ ve asel-i şem‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve guruş olmaz. Bey‘ [u] şirâları değiş-tokuş iledir. Bu Suçalardan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… t ve üç câriye ve üç ma‘sûmları ve civârında olan âdemlerden dırahtın râyihasın
şem
edenlerden ol mahalde on yedi âdem Q 23b bir demden cân verirler. "Bu ahvâl k …
El-hâsıl sun‘-ı Hudâ bir turfe ağacdır. Ve sene (---) târîhinde rûzgâr-ı zorkârın zorundan bir dalı kırılup Hasan Beşe nâmında bir âdem bulup mezkûr nihâli alup hânesine götürünce hâtûnu bu nihâli âteşe urup râyihasından ol avret ve üç câriye ve üç ma‘sûmları ve civârında olan âdemlerden dırahtın râyihasın şem edenlerden ol mahalde on yedi âdem Q 23b bir demden cân verirler. "Bu ahvâl karîbü'l-ahd oldu" deyü niçe ihtiyâr âdemler şehâdet etdiler. Ol zamândan berü bu dırahtın sâyesine bile varmağa havf ederler. Ve mezkûr Hasan Beşe'nin bir kolu meflûc olup niçe sene felc marazıyla mu‘ammer olup yakın zamânda merhûm oldu, deyü nakl etdiler. Ve bu ahvâl tevâtür üzre meşhûr-ı âfâkdır. Ol ecilden bu dıraht-ı garîbe bir ferd vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44b ·
metinde göster ·
… mânlar olunup iki gün bunda dahi tekâ‘üd olunup ol gece Bedr-i Huneyn'deki gibi
şem
‘ fânûs ve meş‘al çerâğânı olur kim leyle-i muzlim rûz-ı rûşen gibi olur.
Huccâc-ı müslimîn bu kal‘aya geldikde bir yaylım hoş-âmed tüfengleri ve toplar atılup şâdumânlar olunup iki gün bunda dahi tekâ‘üd olunup ol gece Bedr-i Huneyn'deki gibi şem‘ fânûs ve meş‘al çerâğânı olur kim leyle-i muzlim rûz-ı rûşen gibi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375a ·
metinde göster ·
… inde bir mutalsam çerâğ var idi. Tûfân-ı Nûh'dan tâ Hazret-i Mûsâ'ya gelince ol
şem
‘ yandığından Kasr-ı Şem‘ şehri derlerdi. Hâlâ ol burc-ı âlînin esâsı zâhirdir.
Cemî‘i müverrihînin Mısır deyü tahrîr etdikleri bu şehr-i Eski Mısır'dır kim on sekiz kerre amâr olmağile on sekiz ismi vardır. İbtidâ ismi Fustât'dır. 2. ismi Emsûs'dur. 3. ismi Kasru'ş-şem‘dir. Bir burc-ı âlîsinde bir mutalsam çerâğ var idi. Tûfân-ı Nûh'dan tâ Hazret-i Mûsâ'ya gelince ol şem‘ yandığından Kasr-ı Şem‘ şehri derlerdi. Hâlâ ol burc-ı âlînin esâsı zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141a ·
metinde göster ·
… var idi. Tûfân-ı Nûh'dan tâ Hazret-i Mûsâ'ya gelince ol şem‘ yandığından Kasr-ı
Şem
‘ şehri derlerdi. Hâlâ ol burc-ı âlînin esâsı zâhirdir.
Cemî‘i müverrihînin Mısır deyü tahrîr etdikleri bu şehr-i Eski Mısır'dır kim on sekiz kerre amâr olmağile on sekiz ismi vardır. İbtidâ ismi Fustât'dır. 2. ismi Emsûs'dur. 3. ismi Kasru'ş-şem‘dir. Bir burc-ı âlîsinde bir mutalsam çerâğ var idi. Tûfân-ı Nûh'dan tâ Hazret-i Mûsâ'ya gelince ol şem‘ yandığından Kasr-ı Şem‘ şehri derlerdi. Hâlâ ol burc-ı âlînin esâsı zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141a ·
metinde göster ·
… tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın
şem
etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar ede …
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·
Nîl kenârında İsne hâkinde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ bu germâba girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ der-i dîvârların şem etsen müşk [ü] amber-i hâmın râyihası şem edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·
edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Nîl kenârında İsne hâkinde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ bu germâba girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ der-i dîvârların şem etsen müşk [ü] amber-i hâmın râyihası şem edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·
… ır, Feyyûm'a iki sâ‘at karîbde, tâ anda gül-i handânın râyiha-i tayyibesi gelüp
şem
olunur. Bu mertebe Feyyûm'un gülistânı ve bostânı cihânı dutmuşdur.
Ve zamân-ı kadîmde bu Feyyûm şehrinin âb [u] havâsı cihân-ârâ memdûh-ı âlem idi, ammâ ilâ'l-ân âbı da ve havâsı da sakîldir. Zîrâ cânib-i erba‘asın kırk elli bin bâğ u bâğçe ve nahlistân ve gül gülistân ve reyhânistân her tarafından ikişer sâ‘atlık yer bu bâğistânlar dutup şehir bu hıyâbânistân murgzârın tâ ortasında kalup kesb-i havâ edecek bir cây-ı menfez kalmamış. Ve anıniçün bu Feyyûm şehrinde bâd-ı sabâ yokdur. Lâkin suyu çokdur, ol dahi ol kadar müsta‘meldir ki mezkûr bâğ u bâğçeler içre cereyân ederek mâ’-i bî-nef‘ olur. Ve şeb [ü] rûz şehrin cânib-i erba‘asında bâğlar içre bî-hadd ü bî-kıyâs murgân-ı gûnâ-gûnun ve hezârân hezârın asvât [u] nagamâtları âdeme bir kelâmı râhat ile istimâ‘ etdirmezler. Ve niçe bin dollâbların asvât-ı sûznâkleri ve niçe kerre yüz bin selsebîl ü fevvârelerin cereyân edüp çağıldısı âdeme dehşet verir. Böyle bir ibret-nümâ şehr-i dâr-ı enbiyâdır. Mısır diyârında bundan hıyâbânlı ve gül gülistânlı şehir yokdur. Hattâ gülistânlı bâğlarda değildir, dağlarda ve tarlalarda sahrâları verd-i handân-ı ahmer elvân zeyn etmişdir. Cânib-i erba‘asında der-i dîvârdan nişân yokdur, hemân pâymâl-i rimâl bir gülistân-ı berr-i beyâbândır. Hattâ vakt-i seherde Tâmiye nâm bir belde vardır, Feyyûm'a iki sâ‘at karîbde, tâ anda gül-i handânın râyiha-i tayyibesi gelüp şem olunur. Bu mertebe Feyyûm'un gülistânı ve bostânı cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·