… düp âfitâb-ı âlemtâb kulle-i felekden baş gösterdikde ber-hevâ mürtefi‘ oldukça
şemsin
şiddet-i hârından ol âteş taşları kızup câmi‘ içindeki ol şeb-çerâğ kandîlleri …
Ve bu sütûnlar üzre kıble olan yerde ûd ağacından Fahrî oyması-misâl bir kubbe-i âlî binâ olunmuş sâfî münakkaş zerkâr-ı halkâr kubbe-i mînâdır kim gören âdemin aklı perîşân olur. Bu ûd ağacından mebnî kubbede hakîm Eflâtûn-ı ilâhî şeb çerâğdan bir kandîl asmış. Câmi‘in gün doğusu tarafındaki dîvârda kâğız gibi incecik hayâl harekân mermerleri ya‘nî âteş taşları vaz‘ edüp âfitâb-ı âlemtâb kulle-i felekden baş gösterdikde ber-hevâ mürtefi‘ oldukça şemsin şiddet-i hârından ol âteş taşları kızup câmi‘ içindeki ol şeb-çerâğ kandîlleri kızup neft ile mülemma‘ olmuş fetîleler yanup câmi‘ içi münevver olurmuş. Cümle kefereler buna tılsımât deyü i‘tibâr edüp kudret nûru kandîli derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… le müşebbek billûr ve moran musanna‘ elvân câmlar var kim âyetün min âye[t]dir.
Şemsin
aksi urup câmi‘in içi nûrun alâ-nûr olur. Ve câmi‘in içinde niçe bin zî-kıymet …
Ve mihrâb ve minberi evsâfında zebân âciz [ü] kâsırdır. Ammâ mihrâb dîvârında revzenleri yokdur. Lâkin küşâde olmak içün üstâd mühendis kıble kapusu cânibinde yedi vâsi‘ kapu etmiş. Ve bu kapular üzre ve câmi‘in cânib-i erba‘asında eyle müşebbek billûr ve moran musanna‘ elvân câmlar var kim âyetün min âye[t]dir. Şemsin aksi urup câmi‘in içi nûrun alâ-nûr olur. Ve câmi‘in içinde niçe bin zî-kıymet âvîze ve kanâdîller maslûbdur kim vasfında lisân mânde ve cümle nuzzârân bî-dermânde olur. Ve mü’ezzin mahfili sütûn-ı rakîkler üzre müşebbek bir kasırdır kim gûyâ kasr-ı İremdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155a ·
metinde göster ·
… rın şiddet-i harâretinden tavâf edüp ayak (---)(---)(---)(---) edüp edemeyüp
şemsin
harâretin teskîn edüp safâ ile tavâf olunur.
Ve bu hurde dökülmüş taşlar Hazret-i İbrâhîm Beyt-i şerîfi binâ etdükde andan bekâyâ kalmış hurde moloz taşcuğazlardır. Teberrüken tathîr edüp kaldırmazlar. Y 345b Ve bir fâ’idesi dahi oldur ki eğer Harem-i şerîfe serâpâ tavâf mahalli gibi beyâz mermerler döşeli olsa mefrûş olmuş taşların şiddet-i harâretinden tavâf edüp ayak (---)(---)(---)(---) edüp edemeyüp şemsin harâretin teskîn edüp safâ ile tavâf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a–Y345b ·
metinde göster ·
… sabâ yeli gelmeğe mâni‘dir. Ve bu dağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre
şemsin
nûr-ı işrâfına mâni‘dir. Ol sebebden şehr-i Mısır üzre şems-i âteş-tâbın nûru i …
Lâkin Mısır'ın cânib-i şarkîsindeki cebel-i Mukattam ve cebel-i Cûşî nâmıyla meşhûr olan cibâl-i Şarkî Mısır'a sabâ yeli gelmeğe mâni‘dir. Ve bu dağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre şemsin nûr-ı işrâfına mâni‘dir. Ol sebebden şehr-i Mısır üzre şems-i âteş-tâbın nûru ikinci sâ‘atde dokunduğundan mezkûr dağların sâyesi gûyâ serdâb olduğundan zamân-ı kadîmde Kıbtî kavmi ol cebel içre mağârâlar binâ edüp anda sâkin oldulardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y75b ·
metinde göster ·