… demekdir. Biz bunda mukaddemâ zahîre-bahâ içün gelüp eyâletimiz olmamak ile bir
şey vermeyüp
ancak hakîre harc-ı râh-ı kalîl verdiler. Bu kadar askerle bizi görüp şaşdılar. …
Lisân-ı Latince Tatlı şarâb kal‘ası demekdir. Biz bunda mukaddemâ zahîre-bahâ içün gelüp eyâletimiz olmamak ile bir şey vermeyüp ancak hakîre harc-ı râh-ı kalîl verdiler. Bu kadar askerle bizi görüp şaşdılar. Hele cümle mâlı arabalar ile kal‘aya girüp yine kal‘a kapudanında meks edüp kapudanı yorgalanmağa başladım. Hikmet-i Hudâ ol sâ‘at Yakova[lı] İbrâhîm Paşa'dan yüz koyun ve on araba beksümât ve beş yüz yiğit ile bir keskin Bosnevî kadı kim hakkâ ki hem kadı ve gâzî idi. Ol gün vezîr önünden bir cüvân mehpâre Firengzâde gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… n'a ziyâfetler eyleyüp güzîde kız ve gulâmlar verdi. Selâmet Geray Sultân'a bir
şey vermeyüp
bu diyârda alıkodular, zîrâ v[â]lidesi bu Jana kızlarından idi. Andan Hân'a bun …
Abaza'nın Hayku dağları dibinde beş yüz aded saz ve kamış örtülü evlerdir. Beğinin ismi Antenok'dur. On bin bahâdır cürd atlı ve sadaklı ve yaya tüfengli Çerkez yiğitlerine mâlikdir. Dâ’imâ Sadşe Abazasıyla ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederler. Hân hazretlerin bunda bulup Hân'a ziyâfetler eyleyüp güzîde kız ve gulâmlar verdi. Selâmet Geray Sultân'a bir şey vermeyüp bu diyârda alıkodular, zîrâ v[â]lidesi bu Jana kızlarından idi. Andan Hân'a bunlardan bin aded tüfengli asker refîk koşup, andan yine cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151a ·
metinde göster ·
… ir kaç kerre kefere beşer onar kalyon ile ale'l-gafle şebhûn etmişdir. Aslâ bir
şey vermeyüp
kâfirden niçe baş ve dil ve mâl-ı ganâyim alup küffâr-ı dûzah-karâr makhûr ve m …
Ve cümle halkı şecî‘ u bahâdır fetâlardır. Bir kaç kerre kefere beşer onar kalyon ile ale'l-gafle şebhûn etmişdir. Aslâ bir şey vermeyüp kâfirden niçe baş ve dil ve mâl-ı ganâyim alup küffâr-ı dûzah-karâr makhûr ve müdemmer firâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a içre bir şâm çorbacısı ve iki yüz şâm yeniçerisi ve topçu ve cebecisi ve şâhâne şâhî topları ve cebehânesi vardır. Ve cümle yigirmi hücre ve bir câmi‘i ve bir hammâm-ı muhtasarı ve bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı vardır. Ve kal‘anın garbında bir birke-i azîmi var, yerden kaynar. Gâyetü'l-gâye âb-ı hayâtdır. Ve mu‘cize-i Resûlullâh ile tulû‘ etmişdir, zîrâ Hazret-i Risâlet-penâh bu mahalden ubûr etdükde ahâlîsi ehl-i tüccârı müte’ezzî edüp me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey vermeyüp ehl-i kârbân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
… ullâh'da vâveylâ ve vâveledâ kopar. Hemân nezâket oldur kim bu âsitâne içre bir
şey vermeyüp
taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andad …
Makâm-ı Erbâb-ı Soffa: P 121b Soffasına varup kıble cânibine müteveccih olup anda iki rek‘at namâz kılup hukûk-ı vâlideyni yâd edüp dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtları husûliyçün hayr du‘â edüp cümle Erbâb-ı soffa rûhlariyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp bu mahalde sâkin olan fukarâlara pinhânîce tasadduk oluna. Ammâ sadakayı âşikâre vermeye. Eğer âşikâre kîse çıkarup nukra-i sîm ü zer göstersen yüz kîse mâl kifâyet etmez. Âdemin esvâbın pâre pâre ederler. Ve ırza müte‘allik nâ-hemvâr evzâ‘ edüp müvâce[he]-i Resûlullâh'da vâveylâ ve vâveledâ kopar. Hemân nezâket oldur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, anlara birer ikişer altun verüp hatm-i şerîfler tilâvet etdirile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290b ·
metinde göster ·