Ve Eyyûb'da Bülbül Dîvânesi: Yaz ve kış bir kafes ile bülbül gezdirirdi. Mu‘tâd andelîb bahâr eyyâmında feryâd ederken bunun bülbülü hezâr hezârân nağamâtları şiddet-i şitâ vaktinde ederdi. Cümle ahibbânın ta‘accüb etdüği şeydir kim sırr-ı acîb idi. 114b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a–114b ·
metinde göster ·
ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehâned …
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
kim pûlâd-ı Nahçıvânî'den yâhûd pûlâd-ı Hindî'den mutavvelce Dımışkî'dir. Niçe …
Hadde ol şeydir kim pûlâd-ı Nahçıvânî'den yâhûd pûlâd-ı Hindî'den mutavvelce Dımışkî'dir. Niçe yüz delikleri vardır, andan kuyumcular ve sırmakeşler sırma ve tel çeküp rakîk ederler san‘at-ı musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
… m olup vücûdları âteşe yanup kaldı. Tîz-âb (---)(---) hâsıl olur. Böyle mel‘ûn
şeydir
kim kîmyâcılara dahi lâzımdır. Ve bu Yahûdîler dahi kîmyâya çalışırlar, ba‘zısı …
Hikâye{-i münâsib}: Hikmet-i Hudâ bir gün İslâmbol'da Yahûdî mahallesinde ihrâk-ı azîm vakı‘ olup bostâncıbaşı ve yeniçeri ağası yankını söndürmeğe varup bir kaç bostâncı ve yeniçeriler bu tîz-âbcı kârhânesinin birine girüp görseler kim raflar üzre yüz, iki yüz şîşeler içre elvân elvân şarâblar, "bire meded" deyü herbiri birer şî[şe]den nûş edüp on üç nefer kimesnenin ol mahalde ciğerleri ve bağırsakları tarfetü'l-ayn içre taşra çıkup merhûm olup vücûdları âteşe yanup kaldı. Tîz-âb (---)(---) hâsıl olur. Böyle mel‘ûn şeydir kim kîmyâcılara dahi lâzımdır. Ve bu Yahûdîler dahi kîmyâya çalışırlar, ba‘zısı vâsıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… ‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne
şeydir
. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde al …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
… ği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu
şeydir
kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü …
Hikmet-i acîb: A‘mâ Mehemmed Efendi nâm bir azîz-i hümâmı var, mâder-zâd nâ-bînâdır. Üstâd-ı kâmil sâ‘atcidir. Hücresinde oturup cemî‘i bisât-ı âvân engâzların yemîn ü yesârına zeyn edüp çekici ve küreği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli yerinde durup bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın açıp yoklar, dizi üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin doğruldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü yârândan bir sahiyyü'l-vücûd, ni‘meti mebzûl hoş-sohbet cândır. Ve bu şehir halkının dahi ni‘metleri mebzûldür ve ucuzluk ganîmet şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
… kimi gayri hâneye gidüp kirlenen esbâbların yıkarlar. Bu şehre mahsûs bir ayıb
şeydir
. Efendimiz Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ verm …
Diğer şekl-i hasene lâkin bid‘at-i seyyi’e-i berây-ı nisvân-ı sâhib-isyân: Bu şehr-i Sofya'nın havâtinlerinin ehl-i perde olan mestûre zenâneleri aslâ şâhrâha çıkmazlar. Meğer muztarr-ı hâl olup sûk-ı sultânîye çıkalar. Ammâ her gice niçe bin zenâne ve zâniye kirlenüp kendüyi pâk etmek içün nâpâk esbâbların yıkamak ve kendüyi yıkanmak ve bir köşede kalmak içün esbâbların boğçalayup niçesi fânûs ile niçe bini şeb-i muzlimde banaya giderim, deyü ehl-i nâ-ehlinden me’zûn olup kimi banaya kimi gayri hâneye gidüp kirlenen esbâbların yıkarlar. Bu şehre mahsûs bir ayıb şeydir. Efendimiz Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ vermediler. Her şeb bu gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve gitmede ve gezmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
… îrâ gâyet sengistân yerdir. Silâhları kılıc u hançer ve tüfeng ü câbdır. Câb ol
şeydir
kim Ayntab gedeleci gibi ok ve yay konur ve kemerine bend olur bir silâhdır kim …
Bu kûh-ı Sincâr'ın bir cânibine Saçlı dağı denmesinin aslı cemî‘i halkı avret gibi fetile fetile saçlılardır ve gâyet pis ü peîd (?) kavmdir. Bi-emri Hudâ pire ve kehle Hazret-i Nûh asrında bu cebelde yılan külünden hâsıl olmağile Saçlı Yezîdîlerinin giysûlarında niçe kerre yüz bin pire ve kevâhile âşiyân yapmışdır. Ve esbâbları cümle alaca sofdan şal u şapikdir ve kuşakları harîr-i elvân-ı çâriyedir. Destârları alaca serbend-i harîrdir. Pâylarında püçekli ve pansadı ve sıdısî ve hezârî kepkepli ve kuyruklu pabuç giyerler. Zîrâ gâyet sengistân yerdir. Silâhları kılıc u hançer ve tüfeng ü câbdır. Câb ol şeydir kim Ayntab gedeleci gibi ok ve yay konur ve kemerine bend olur bir silâhdır kim câb derler. Ammâ kurşum atmada ol kadar hünerverlerdir kim pireyi kurşum ile ururlar, ammâ tüfenglerini görsen bir nukreye almazsın, maliyetli değildir, ammâ yahşı nişân urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215b ·
metinde göster ·
… şevân yanında yedi kenîse ve Kudüs-i şerîfde Kamâme kenîseleri bunun yanında ne
şeydir
. Eğer bu deyrin binâsı ve hücreler ü âvîzelerin ve imâret ü tarz-ı tavrın tahrî …
Ammâ Revân yanında olan üç kenîse ve Nahşevân yanında yedi kenîse ve Kudüs-i şerîfde Kamâme kenîseleri bunun yanında ne şeydir. Eğer bu deyrin binâsı ve hücreler ü âvîzelerin ve imâret ü tarz-ı tavrın tahrîr etsek bir tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
… er sabâh yedikleri ta‘âm-ı futûra ruçka der[ler]. Osmânlı mâbeyninde bir ma‘yûb
şeydir
. Hattâ bir gün Hacı Beşâret nâm dostumuz bir gün ale's-sabâh bu hakîre der kim,
Der-fasl-ı ahâlî-i lehce-i mahsûs-ı ıstılâhât: Evvelâ her sabâh yedikleri ta‘âm-ı futûra ruçka der[ler]. Osmânlı mâbeyninde bir ma‘yûb şeydir. Hattâ bir gün Hacı Beşâret nâm dostumuz bir gün ale's-sabâh bu hakîre der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131b ·
metinde göster ·
… den rezeli ve kalaylı sofra iskemleleri ehl-i sefere bile götürmek mümkün yahşı
şeydir
. Ve gûnâ-gûn kilidler ve at bâr-bendleri ve demirden kurd ve arslan kapanları v …
Ve memdûhâtından musanna‘ kafesli demir fânûsları ve demirden rezeli ve kalaylı sofra iskemleleri ehl-i sefere bile götürmek mümkün yahşı şeydir. Ve gûnâ-gûn kilidler ve at bâr-bendleri ve demirden kurd ve arslan kapanları ve demirden sandûkacık içre kahve değirmeni hîn-i zarûretde un dahi (dahi) öğüdüp a‘lâ dakîk-i rakîk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a ·
metinde göster ·
… ğu acâ’ib ü garâ’ibâtdandır. Belî bir top güllesi bin iki bin âdeme isâbet eder
şeydir
, cümlesinden güzer eder, ammâ hikmet ü garâbet bunda kim cümle on âdemin sol ay …
Hikmet bu kim bu on aded âdemin def‘a-i vâhidede bir top darbından emr-i ittifâkı cümlenin sol ayakları şikeste olduğu acâ’ib ü garâ’ibâtdandır. Belî bir top güllesi bin iki bin âdeme isâbet eder şeydir, cümlesinden güzer eder, ammâ hikmet ü garâbet bunda kim cümle on âdemin sol ayaklarına isâbet etdiğindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon' …
Evvelâ bu mil ta‘bîr etdikleri bir şeydir kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon'u ve Ustolni-Belgrad'ı aldıkda bu milleri Üstürgon'dan ve Ustolni'den on ikişer sâ‘at içeri Komaran'a karîb nehr-i Tuna kenârında bir mürtefî‘ depe-i toprakdan yığup üstünde bir cerge kurulur bir hayli vâsi‘ce yerdir. Lâkin bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… çakınca çıra yanup alev ber-alev olup dağları ihrâk eder, ehl-i sefere lâzımlı
şeydir
.
San‘at-ı dîğer: Bir gûne kutucuk içinde kav ve çakmak ve kibrît ve çıra vardır. Hemân tüfeng çarhı gibi çakınca çıra yanup alev ber-alev olup dağları ihrâk eder, ehl-i sefere lâzımlı şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… şâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir
şeydir}
. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… 't-tertîb gidüp âdem ve at tekerlense helâk-i pâymâl olmaya. Hakkâ ki bu ma‘kûl
şeydir
. Ammâ çapul koyverildiği mahalde velâ tapkır velâ katâr velâ tertîb vardır kim …
Hulâsa-i kelâm, bu zikri sebkat eden tapkırları selef hânları vaz‘ etmişler kim sefere giderken ale't-tertîb gidüp âdem ve at tekerlense helâk-i pâymâl olmaya. Hakkâ ki bu ma‘kûl şeydir. Ammâ çapul koyverildiği mahalde velâ tapkır velâ katâr velâ tertîb vardır kim rûz-ı mahşerden bir nişân olur. Hemân cümle Tatar askerin Hudâ hıfz-ı amânda ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… etmez. Ve ağacın bir yanında âteşde kızmış demir tamgası var. Ol dahi bir turfe
şeydir
kim aslâ ana benzer bir nakış yokdur.
Ve bu kal‘ada rehin olup dostumuz olan Kabartay beğinin hatları olmamak ile Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh olan Kalmık pâdişâhlarına ve Maskov vezîrleri ve Maskov kralına Kabarti Çerkezi beğinin hattı yerine bir ağaca kertilmiş bir gûne çetele nişânların alup destimâllar içre pinhân etdim. Ammâ garîb temâşâ çeteledir kim aslâ taklîd kabûl etmez. Ve ağacın bir yanında âteşde kızmış demir tamgası var. Ol dahi bir turfe şeydir kim aslâ ana benzer bir nakış yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… lup horos depüp kuşak kuşağa yapışup hora depme semâ‘ı ederler. Bu dahi bir bed
şeydir
kim âyîn-i kerihdir, ammâ böyle göre gelmişler, bunu dahi ayıblamazız.
Diğer âyîn-i bed-kâr-ı kavm-i Ergiri: Bunlar düğünlerde ve rûz-ı Hızır'da ve nevrûz-ı Hârezmşâhîde ve Kâsım günlerinde ve Sarı Saltık günlerinde ve ıydeynlerde cümle zer-ender-zere müstağrak olup la‘l-gûn bâdeleri nûş edüp cemî‘i pençe-i âfitâb dilberânlar ile âşıkları el ele verüp âyîn-i kâfir gibi kuç kucağ olup horos depüp kuşak kuşağa yapışup hora depme semâ‘ı ederler. Bu dahi bir bed şeydir kim âyîn-i kerihdir, ammâ böyle göre gelmişler, bunu dahi ayıblamazız.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
… etmezler. Ve bu şehirde evlâdların bir ağaya hidmetkârlığa vermek küfre berâber
şeydir
, ammâ gâyet mahbûb Türk cüvânları vardır.
Ve zenâneleri yassı başlı ve siyâh ferrâce muhayyer geyerler. Ve ayaklarına çizme geyüp mü’eddebâne gezerler. Ammâ sıbyânlarına zabt [u] rabtları yokdur. Cümlesi karga kuşu besleyüp hevâya uçurup ömr-i nâzenînlerin dahi hevâya uçururlar. Peder [ü] mâderleri oğullarına imhâl etdiklerinin aslı oldur kim pek terbiyet edersem belki bir avâm ile firâr eder deyü evlâdların zabt [u] rabt etmezler. Ve bu şehirde evlâdların bir ağaya hidmetkârlığa vermek küfre berâber şeydir, ammâ gâyet mahbûb Türk cüvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25a ·
metinde göster ·
… se mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir
şeydir
. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… bâğ-ı İremi var ve hareminde bir âbdest havuzu var. Bu dahi musanna‘ ibret-nümâ
şeydir
. Ve cânib-i erba‘ası müsinn çınâr-ı müntehâlar ile müzeyyendir.
Ve mihrâb önünde bir bâğ-ı İrem-misâl şükûfezâr bir bâğ-ı İremi var ve hareminde bir âbdest havuzu var. Bu dahi musanna‘ ibret-nümâ şeydir. Ve cânib-i erba‘ası müsinn çınâr-ı müntehâlar ile müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119b ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm bu kal‘a ma‘mûr olunması farz-ı ayn mesâbesi bir
şeydir
. Hamd-i Hudâ Hüseyin Paşa efendimizin velvelesinden cemî‘i Urbân-ı bî-edyân sen …
Netîce-i kelâm bu kal‘a ma‘mûr olunması farz-ı ayn mesâbesi bir şeydir. Hamd-i Hudâ Hüseyin Paşa efendimizin velvelesinden cemî‘i Urbân-ı bî-edyân senta baş olup bu mahalde bir sâ‘at meks edüp yine azm-i râh ederek çöl [ü] çölistân mugaylistân içre beyâz kumrularının esvât-ı hazînlerin istimâ‘ ederek ve deve kuşların kovarak ve hargûş ve ceyrânları şikâr ederek 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y269b ·
metinde göster ·
fehvâsı üzre herkes metâ‘ın meydân-ı mahabbete çıkarup bir alma ve bir Y 327a verme benî âdem izdihâmından [[(---) (---) (---)]] cüz’î ve küllî bey‘ [u] şirâ edüp levendâne ve mütekebbirâne ve muta‘azzımâne reftâr [u] güftâr eylemek [[(---) (---) (---)]] reftâr eylemek gâyet kabîh şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b–Y327a ·
metinde göster ·
beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân ev …
Evvelâ kurs ta‘bîr etdiklerin nice şeydir beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân evkâfından vazîfehârân kırk nefer kimesnelerdir kim yılda bir kerre hizmet ederler. Cîze nâhiyesinde Habîroğlu kurâlarında sâkin olurlar bir ocakdır. Yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da tiryâk-ı fârûk yılanı sayd ederler. Ammâ kaçan kim yılan sayd edecekleri mahal oldukda cümlesi bir yere cem‘ olup serâpâ kalın keçeden esbâblar geyerler. Ancak gözleri görünür, yüzlerin dahi setr ederler. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yine böyle iken zenbîllerin ağızların dikerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
… bir iksîr-i a‘zam makûlesi pânzehirdir. Yüksük gibi bir sarı levn ve sengîn bir
şeydir
. Hamd-ı Hudâ birine mâlik oldum.
Amelî pânzehir-i Ken‘ânî: Bu semm-i helâhili kat‘ eder bir iksîr-i a‘zam makûlesi pânzehirdir. Yüksük gibi bir sarı levn ve sengîn bir şeydir. Hamd-ı Hudâ birine mâlik oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177a ·
metinde göster ·
… k dalbıçak olarak ve bazı âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb
şeydir
. Eğer görseler derhâl dutup kapusuna Y 184a götürüp ya esâmesin çalarlar yâhû …
Ve bir ibret dahi budur kim bu kadar kerre yüz bin âdem deryâsı içre bir sarhoş âdem tarîk-ı âm üzre yıkılarak dalbıçak olarak ve bazı âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb şeydir. Eğer görseler derhâl dutup kapusuna Y 184a götürüp ya esâmesin çalarlar yâhûd Kıbrıs'a veyâhûd Fûncistân hudûdunda intihâ-i serhadları olan Sây kal‘asına sürerler. şarâb içüp yolda gezmek gâyet menfûrlarıdır, ammâ gayrı mel‘anetleri vâfirleridir. Ammâ bu ıyd-ı şerîfde birbirlerine ziyâfetler edüp kırmızı şalvârlı dilberânları ile küheylân atlar üzre gûy gûy sohbetler etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b–Y184a ·
metinde göster ·
… edüp bîzâr eder. Bir gûne beyâz katı peynir gibi süd lezzetinde bir gûne lezîz
şeydir
. Nahl-i hûrmânın tâ depesindeki dalları içindeki iliflerin mâbeyninde olur.
Her sene diyâr-ı Mısır'da dişi hûrmânın kalbi ya‘nî beynisi üzre erkek hûrmânın bir dalın sokup cimâ‘ etdirirler. Ol sene ol dişi hûrmâ on beş yigirmi salkım hûrmâ verir. Eğer böyle cimâ‘ etdirmeseler hûrmâ vermez. Ve hûrmâ ağacı ayda bir hayız görür. Âdem gibi beynisi vardır, anı kat‘ etsen hûrmâ kurur, ammâ gayrı dalların kessen dahi serâmed olur. Ve hûrmâ beynisine kalbü'l-belah derler, gâyet lezîz ve mukavvîdir. Mısır'da cimâ‘dan kalmış âdemler isti‘mâl edüp ol gece ehlini hayli müsta‘mel edüp bîzâr eder. Bir gûne beyâz katı peynir gibi süd lezzetinde bir gûne lezîz şeydir. Nahl-i hûrmânın tâ depesindeki dalları içindeki iliflerin mâbeyninde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y230b ·
metinde göster ·
Meyve-i (---): Rûm'da Trabuzan hûrmâsının tâzesi lezzetinden bir turfe
şeydir
. Âdemin ağzına dutkal gibi yapışır, ammâ lezîzdir ve mukavvîdir. Ve dıraht-ı mü …
Meyve-i (---): Rûm'da Trabuzan hûrmâsının tâzesi lezzetinden bir turfe şeydir. Âdemin ağzına dutkal gibi yapışır, ammâ lezîzdir ve mukavvîdir. Ve dıraht-ı müntehâları olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236b ·
metinde göster ·
. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem ka …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
Abdüllâvî: Bu dahi kavun ta‘mında abdüllâvî derler bir turfe
şeydir
. Ortası yumru, iki başları ikişer üçer karış P 244b sivri ve eğri ve büğrü ve …
Abdüllâvî: Bu dahi kavun ta‘mında abdüllâvî derler bir turfe şeydir. Ortası yumru, iki başları ikişer üçer karış P 244b sivri ve eğri ve büğrü ve bir tarafı büğrü yılan alacası-misâl alacadır. Ve içi yine kavun çekirdeği gibi çekirdeği var. Ammâ lezzetde sehel humûzeti var. Ve hikmet üzre tabî‘atı bürûdet üzredir, ammâ mesâne mecrâsına gâyet müdrirdir. Ammâ yılan eşkâlinde olmak ile tenâvül olunmada âdeme ikrâh gelür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·
kim ol zirâ‘at olunduğu günün ertesi bir karış zuhûr eder. Cümle hayvânâtların …
Bersîm: Ol şeydir kim ol zirâ‘at olunduğu günün ertesi bir karış zuhûr eder. Cümle hayvânâtların çayırı oldur, yohsa bi-emr-i Hudâ Mısır'da çayır olmaz. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
. Mısır'da odun kaht olduğundan bu natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti v …
Natrûn: tuz gibi şeydir. Mısır'da odun kaht olduğundan bu natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı muharrâ eder. Ammâ a‘yân-ı devletde isti‘mâl etmezler. Gerçi ta‘âmı tîz tabh eder, ammâ anı isti‘mâl edenin edebde hayâsın debe eder ve devletli gibi salınır. Anıniçün Mısır halkının çoğu debedir. Anlara zurefâ devletli derler. Ve esnâ-yı kelâmda Mısırlıya "Behey devletli" desen müte’ellim olur, zîrâ nezâketle debe demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239b ·
metinde göster ·
kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin …
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
… u fârûkdan alup yılanbâz aceb kâr eder. Netîce bu yılanbâzlık kerâmet mertebesi
şeydir
.
Ve bu yılanbâzın bir gûne fârûku var, her kankı yılanın burnuna değerse ol ân ol yılan bî-cân u bî-hûş olur. Cümle halk bu fârûkdan alup yılanbâz aceb kâr eder. Netîce bu yılanbâzlık kerâmet mertebesi şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·
… Ve kanâdîllerde ihrâk olunsa meş‘ale-misâl şu‘le verir. El-hâsıl gâyet mahsûllü
şeydir
.
Circe hükmünde kös sâhibi kâşiflikdir. Yüz tevâbi‘iyle yetmiş pâre kurâdan kırk kîse mâlı ve bin erdeb gılâli tahsîl eder. Gayrı askerîsi aslâ yokdur. Füvve Q 309aP 306a kazâsı nâhiyesidir, haftada bir nâ’ib gelüp hükm eder. Bir câmi‘i ve bir dârışeddi ve altmış aded hânelerinden gayrı amârdan bir eser yokdur, ammâ mahsûlâtı çokdur. Ve cümle re‘âyâsı asfûr zirâ‘at ederler, âdem kaddi hâsıl olur, dikenli ağac şekilli bir nebâtâtdır. Nergis şükûfesi gibi asferü'l-levn iri şükûfesi olur, bir hoş-bû râyihası vardır. Bahârın re‘âyâ cem‘ edüp Y 379a boya içün Frengistân'a gider. Tüccârları kantârın altmış yetmiş guruşa alırlar. Bu şükûfesinden sonra kemâlin bulup tohumlanır. Ba‘dehu tohmun cem‘ edüp erdebin üç guruşa fürûht ederler. Mısır'da ve gayrı şehirlerde yağın çıkarırlar. Susam yağından lezîz bir sarı yağdır. şehriye ve bulgur pilâvında müşk ü amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli lezzet verir. Ve kanâdîllerde ihrâk olunsa meş‘ale-misâl şu‘le verir. El-hâsıl gâyet mahsûllü şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378b–Y379a ·
metinde göster ·
… ğaçlarında bağlıdır. Aşağı ucunda yine fîl derilerinden örülmüş bir sofra-misâl
şeydir
, anın içine seng-i hârâları koyup Rûm ıydlerinde sıbyânlar içün salıncak binâ e …
Alatları ve halatları acâyibdir. Meselâ kal‘anın tâ zirvesinde iki amelî pâye var kim semâyâ ser çekmiş. İki pâyenin üstüne azîm hûrmâ dırahtları komuşlar ve fîl derisinden üç dâne urganlar urmuşlar. Bu üç urganın yukaru ucları mezkûr hûrmâ ağaçlarında bağlıdır. Aşağı ucunda yine fîl derilerinden örülmüş bir sofra-misâl şeydir, anın içine seng-i hârâları koyup Rûm ıydlerinde sıbyânlar içün salıncak binâ ederler, gûyâ eyledir. Fîl derisi kolanlarla taşı sallaya sallaya murâd [u] maksûdları merkezine taş vardıkda üçüncü ipin birin halâs edince ol müdevver taş tayerân ederek murâd edindikleri yere varup düşmeni helâk eder. Ammâ saded anda kim evvelden düşmen geleceği mahalle atup tecrübe etmişler. Ve mancınık amûdları üzre müte‘addid ipler komuşlar, mahall-i merâma geldikde ipin birine rehâ verüp atarlar. Ammâ bu dâ’imâ kal‘ada dâyimdir, cânib-i erba‘aya atılır, gayrı yere gitmez. Ammâ taşra sefere gitdikleri zamân gayrı âsî hûrmâ direklerinden mancınıkları vardır, develer ile götürüp bununla dahi ceng ederler. Garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·
"Hamd-i Hudâ bu taraka-i âsumânîye ben uğramadım ve şimdi bu mahalde bunda bulunmak bed şeydir" deyü hemân tuğun Hânke'ye gönderüp ertesi ale's-seher azm-i Âsitâne, deyüp gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·