… tdirirler. Zîrâ cümle alay anda nihâyet bulup târumâr olup her esnâf ağaları ve
şeyhlerin
yine alay ile hânesine getirüp herkes hânelerine gider. Andan,
Ve dahi dükkânlarında niçe gûne beyâz Ramazân pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir kaçın Alayköşkü dibinde pâdişâh huzûrunda yağmâ etdirirler. Zîrâ İslâmbol monlâsı hânesine varınca mesâfe-i ba‘îde olmağile götürmesi müşkildir. Bir kaç büyük ekmekleri dahi İslâmbol mollâsı hânesinde yağmâ etdirirler. Zîrâ cümle alay anda nihâyet bulup târumâr olup her esnâf ağaları ve şeyhlerin yine alay ile hânesine getirüp herkes hânelerine gider. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159b ·
metinde göster ·
… ın ol mahalde yağmâ etdirüp ba‘dehu gelen esnâf ubûr edüp her esnâf alaylarıyla
şeyhlerini
ve nakîb ve kethudâ ve du‘âcıları ve çavuşları ve ağalarını alaylarıyla şâdumân …
Her esnâf monlâ kapusuna varup alayda arz-ı kâlâ etdikleri metâ‘ların cümle mollâya hedâyâ verüp ba‘zı eşyâların ol mahalde yağmâ etdirüp ba‘dehu gelen esnâf ubûr edüp her esnâf alaylarıyla şeyhlerini ve nakîb ve kethudâ ve du‘âcıları ve çavuşları ve ağalarını alaylarıyla şâdumânlıklar ederek hânelerine her esnâf ağaların koyup pâdişâha hayr du‘âlar edüp herkes hânelerine revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
… mmâ Rûm'da Bayrâmîler Şeyh Hamza ve Şeyh İdrîs'den berü Hamzavîlerdir deyü niçe
şeyhlerin
katl edüp mezmûm oldular. Hırka ve sikkelerinde, kabâ ve abâlarında alâmetleri …
Ve cümle on sekiz mihrâblı tekye-i dervîşândır. Cümleden ma‘mûr u âbâdân, dervîşân-ı zî-şân ile mâl-â-mâl Tekye-i Hacı Bayrâm-ı Velî: Üç yüzden mütecâviz, serbâz-ı aşk-ı İlâhî ile ifnâ-yı vücûd etmiş ârif-i billah dervişleri vardır. Şeyhleri Koca Abdurrahmân Efendi, mazanne-i kirâme, azîz, müstecâbü'd-da‘ve kimesnedir. Tarîk-ı Bayrâmî, başka bir tarîk-i Hâmidî'dir. Zîrâ Hacı Bayrâm-ı Velî, Şeyh Hâmid hazretinin tilmîzlerinden olup cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp Tarîk-ı Hâmidî anlardan müteferrik olup tarîk-ı Bayrâmîlerden olmuşlardır. İbtidâları Hoca Abdülkâdir el-Cîlânî pîrlerdir. Anlardan an‘ane ile Hazret-i Risâlete müntehî olur bir tarîk-i hâsdır. Ammâ Rûm'da Bayrâmîler Şeyh Hamza ve Şeyh İdrîs'den berü Hamzavîlerdir deyü niçe şeyhlerin katl edüp mezmûm oldular. Hırka ve sikkelerinde, kabâ ve abâlarında alâmetleri yokdur. Ve şer‘ullaha muhâlif bir cürmleri yok iken müttehem olup medhûl bir alay ciğeri büryân fukarâ-yı billahlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357a ·
metinde göster ·
… er‘iyye alup bin altı yüz kîseyi larkkıdak yudup tâze cân buldukda cümle Dürüzî
şeyhlerine
iki yüz hil‘at-ı fâhire ve bu kadar destâr-ı Muhammedî ve çuka ve kumâşlar ihsâ …
Menzil-i karye-i Vâdî-i Limon: Cümle asâkirle bir limonlu sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl ederken Akye kal‘asından müsellem geldi: "Siz ma‘zûlsuz" dediklerinde Murtezâ Paşa efendimizin aklı başından gidüp düşman içinde iken gâyet müte’ellim olup kendüye telâş verüp ertesi sene 1059 târîhinde Âsitâne-i sa‘âdet tarafından İpşir Paşa'ya eyâlet-i Şâm ihsân olunup müsellemi Köse Bayrâm Ağa gelüp cümle a‘yân-ı Şâm ve monlâ-yı Sıfet ile gelüp Paşa'ya buluşdukda emr-i pâdişâhîleri ve hatt-ı şerîfleri ibrâz edüp kırâ‘et olundukda Murtezâ Paşa efendimiz eydür: "İpşir Paşa karındâşımıza Şâm eyaleti mübârek ola!" deyü Müsellem Bayrâm Ağa'ya bir yeşil çuka kaplu bir semmûr kürk ihsân etdükde Bayrâm Ağa "Sultânım! Sıfet mâlından tahsîl etdiğiniz cümle mâlı bize teslim eylen!" dedikde "Çık bre hınzır!" deyü Bayrâm Ağa'yı katl edeyazdı. Fakir Bayrâm Ağa, bayrâma iremeye yazup otak-ı nüh-tâkdan taşra bayrâm [u] seyrâna gitdi. Ertesi dîvân-ı pâdişâhî olup cemî‘i Dürüzî ve Timânî şeyhleri ve'l-hâsıl cümle mîrî bekâyâ mâl verenlere Murtezâ Paşa "Temessük vereyim, sizden şu kadar mâl aldım ve şu kadar bekâyâ mâl-ı pâdişâhî kaldı" dedikde cümle meşâyihân-ı Dürüzî [vü] Timânîyân "Var git Murtezâ, selâmetle! Biz sana bir akçe mâl-ı pâdişâhî vermedik. Bizim sana verdiğimiz cümle ücret-i kademdir. Cümle mâl-ı pâdişâhî hâlâ bizim zimmetimizdedir. Senden gayri görelim ne şekil vezîr gelüp Nakura Boğazın aşabilür. Hâlâ cümle mâl bizdedir" deyü bu kelâm-ı müşeyyihân sicillâta yazılup Murtezâ Paşa cümle şeyhlerden "Zimmetimizdedir" deyü temessükâtlar alup temessükler mûcebince Sıfet mollasından huccet-i şer‘iyye alup bin altı yüz kîseyi larkkıdak yudup tâze cân buldukda cümle Dürüzî şeyhlerine iki yüz hil‘at-ı fâhire ve bu kadar destâr-ı Muhammedî ve çuka ve kumâşlar ihsân edüp andan cümle vedâlaşıp bu mahalde cümle Şâm askeri me’zûn olup Şâm'a gitdiler. Paşa efendimiz Sıfet şehrinde Hazret-i Ya‘kûb evlâdların ve Beytü'l-hazen'i ziyâret etmeğe azîmet edüp cümle kendi askeriyle Vâdî-i limondan kalkup yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at sarp dağlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
… tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve
şeyhlerine
derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yo …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
… z anlara kürsülerimizde va‘z u nasîhatlar ederken sözümüz anlayamazlar ve sizin
şeyhleriniz
gibi talâkat-ı lisân ile sözlerimiz anladamazız. Ol ecilden ‘Cennet böyle ve ce …
Papas-ı hannâs eydir: "Vallâhi ağam, bizim kefere tâ’ifesi ahmakdır. Biz anlara kürsülerimizde va‘z u nasîhatlar ederken sözümüz anlayamazlar ve sizin şeyhleriniz gibi talâkat-ı lisân ile sözlerimiz anladamazız. Ol ecilden ‘Cennet böyle ve cehennem ve Sırat ve haşr u neşr ve meydân-ı Arasât böyle’ deyü tasvîrlerin yazdırup va‘z ederken Hıristiyânlarımıza ‘işte şöyle ve böyledir’ deyü bu sûretleri gösteririz" deyü cevâb-ı nâ-savâb verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… nimizde sûret yazmak câ’izdir, zîrâ papaslarımız vaz‘ [u] nasîhat ederken sizin
şeyhleriniz
gibi halka hüsn-i ta‘bîr ile anlatmak müşkil olup tasvîrler ile peygamberleri v …
"Hâşâ bunlar bize tanrı ola. Allâh seni ve bizi yaradan bir bî-zevâldir kim rûhullâhdır. Hâşâ biz bu sûretlere tapup ibâdet ideyiz ve bunlardan oğul kız ve ni‘met ü devlet-i dünyâ ve ömr isteyeyiz. Ancak peygamberimiz Hazret-i Îsâ ve havâriyyûnların ve sonraki gelen evliyâlarımızın ve sâhibkırânlarımızın ve hayrât sâhibi pâdişâhlarımızın sûretleridir kim görüp ta‘zîm ile hayr du‘â edüp cümleden ziyâde Hazret-i Îsâ Nebî'ye ziyâde ta‘zîm ederiz, zîrâ rûhullâhdır. Bizim dînimizde sûret yazmak câ’izdir, zîrâ papaslarımız vaz‘ [u] nasîhat ederken sizin şeyhleriniz gibi halka hüsn-i ta‘bîr ile anlatmak müşkil olup tasvîrler ile peygamberleri ve evliyâları ve cenneti bu cemâl tarafı sûretiyle yazup anladırız ve cehennemi böyle zebânîler ile ve âteş-i sa‘îr ile ve nâr-ı hamîm ile nakş edüp celâl tarafın yazup papaslarımız halka ‘Korkun Allâh'dan’ deyü va‘z ederken bu sûretleri gösterir. Yohsa bunlara bir ibâdet etmeziz", deyü cevâb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… ü tahmîn eder. Ammâ bu hakîr haberin sıhhatin mahkeme sicillâtlarından ve esnâf
şeyhlerinden
ve askerî ser-çeşmelerinden ve şâhbenderlerden ve kurâ kethudâlarından haber al …
Ammâ aşağı şehr-i azîm olan varoş-ı kadîm Hızırlık dağı ile kal‘a kûhu mâbeyninde dere ve depe ve bayırlar üzre ve kal‘anın garbı ve cenûbu ve kıblesi ve şarkı ve şimâli ve yıldız câniblerine varınca varoş-ı azîm kal‘a kayasın ihâta etmişdir. Cümle dörd bin altı yüz toprak ve kireç ile mestûr kârgîr binâ sarây-ı âlîler ve gayri büyûtlardır. Ammâ bu şehri gören "kırk elli bin hâne vardır" deyü tahmîn eder. Ammâ bu hakîr haberin sıhhatin mahkeme sicillâtlarından ve esnâf şeyhlerinden ve askerî ser-çeşmelerinden ve şâhbenderlerden ve kurâ kethudâlarından haber alup tahrîr etmeği üzerime iltizâm-ı mâlâ-yelzem etmişiz. Bu şehrin dahi ne kadar hâne idüğin haber alup tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15b ·
metinde göster ·
… nde mâ-tekaddem âsitâne-i Bektaşiyândan bir tekye var idi. Âyende vü revendeler
şeyhlerinden
müteşekkî olup hâlâ ders-i âmmı ve talebeleri ile bir medrese olmuşdur.
Ve bu cisrin karşu Adana cânibinde mâ-tekaddem âsitâne-i Bektaşiyândan bir tekye var idi. Âyende vü revendeler şeyhlerinden müteşekkî olup hâlâ ders-i âmmı ve talebeleri ile bir medrese olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… alay bî-mezheb yağı ve [[(---) (---) (---)]] Mîrî mâlları şeyhleri tahsîl eder.
Şeyhlerine
Kavvâs derler. Muhteşem mel‘ûnlardır.
Ve Ma‘ân dağları gibi sâb yerde değillerdir. İç el [[(---) (---) (---)]] sekiz sancağı ne‘ûzübillâh sengistân ve dağıstân Y 184b ve çengelistân içinde bir alay bî-mezheb yağı ve [[(---) (---) (---)]] Mîrî mâlları şeyhleri tahsîl eder. Şeyhlerine Kavvâs derler. Muhteşem mel‘ûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184a–Y184b ·
metinde göster ·
… i katl etmiş. Ol ecilden cümle Urbân dağı ve taşı kaplamışlar ki Gazze'yi basup
şeyhlerinin
intikâmın alalar. Biz dahi Nâbulus yoluna gitmeyüp Rabbü'l-Belhî nâm sengistân …
Ve bu (---)(---) nâm bir mahalde imâm yan Urbân fukârası içre olmağile ol kadar müzeyyen değildir. Ancak sandûkası ahdargûn atlas ile mestûrdur. Ve câmi‘ hareminde bir âb-ı rahmetle memlû bir sarnıcı var. Cümle halk andan isti‘mâl ederler. Ve bu karyeden bize şeyh Q 99aP 99a hazretleri elli tüfeng-endâz Urbân şehbâz refîk verdi. Zîrâ Gazze paşası şeyh Beşîr'i katl etmiş. Ol ecilden cümle Urbân dağı ve taşı kaplamışlar ki Gazze'yi basup şeyhlerinin intikâmın alalar. Biz dahi Nâbulus yoluna gitmeyüp Rabbü'l-Belhî nâm sengistân ve çengelistân yerlerden şiddet-i harâret çekerek ol mahûf u muhâtara yolları ubûr edüp Hazret-i Mûsâ yoluna azîmet etdik. 12 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232b ·
metinde göster ·
… sille sademe rahmet gibi iken anlara la‘net gibi yağup sekbân ve sarıca mezbûr
şeyhlerin
başların yararak ve kolların kırarak dest ber-kafâ kayd-bend edüp boğazlarına s …
"Bire kâfirler Reşîdoğlu'yla aldığınız dahi anar mısız? Ve bu kuyuları böyle doldurur musuz? Yanınıza bu etdikleriniz kalır mı sanırsınız? Kaldırın şu on iki mel‘ûnları" deyince yumruk sille sademe rahmet gibi iken anlara la‘net gibi yağup sekbân ve sarıca mezbûr şeyhlerin başların yararak ve kolların kırarak dest ber-kafâ kayd-bend edüp boğazlarına silsile-i la‘neti geçirüp piyâde yalın ayak, başları kabak, konak konak yayak yakın ırak ve lâ-yatak ve lâ-durak yâ Fettâh ve yâ Rezzâk esmâsın çekerek bunları deveye bağlayup on beş gece ve gündüz cî‘ân u atşân şiddet-i hârda ikisi mürd oldu. Ba‘zı huccâc-ı zevi'l-ihtiyâc,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274b ·
metinde göster ·
… --) (---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân
şeyhlerine
(---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab …
Bu yevm-i terviyede ehl-i Mekke'nin ıyd-ı Adhâları olur. (---)(---)(---)(---) libâs-ı fâhirelerin geyüp sürûr [u] şâdumân ederek bu cânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… r. Ezlem'den bu mahalle gelince Mısır hudûdudur. şerîf hükmünde değildir. Mısır
şeyhlerinden
şeyh (---) direğindedir. Ve bir şey gâyib olsa şeyhden tazmîn olunur.
Bunda dahi ordu-yı bâzâr kurulup cânib-i erba‘a kurâlarının mümtâz [u] müstesnâ mahbûbe-i zamâne nisvânları me’kûlât [u] meşrûbâtların bâzâra getirüp bey‘-i men-yezîd edüp eyle ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Bir yem bir paraya ve iki ganem bir altuna ve altı burma alef bir paraya olur. Ezlem'den bu mahalle gelince Mısır hudûdudur. şerîf hükmünde değildir. Mısır şeyhlerinden şeyh (---) direğindedir. Ve bir şey gâyib olsa şeyhden tazmîn olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375a ·
metinde göster ·
… u] meşrûbâtlar ve latîf müsmirâtlar getirüp askeri ganîmet ederler. Hakîr direk
şeyhlerinden
beş on âdem alup iki memlûküm ile hakîr sekiz kişi olup,
Bu kal‘a bir öz içine vâki‘ olmuşdur. Cümle huccâc bayırlara ve kumsal derelere konup istirâhat ederler. Bu mahalle Tûr-ı Sînâ karîb olmağile ol tarafdan re‘âyâ ve berâyâlar me’kûlât [u] meşrûbâtlar ve latîf müsmirâtlar getirüp askeri ganîmet ederler. Hakîr direk şeyhlerinden beş on âdem alup iki memlûküm ile hakîr sekiz kişi olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380a ·
metinde göster ·
… fere amâr edüp Mısır paşasına ve yedi bölük a‘yânına ve Süveys ağasına ve Urbân
şeyhlerine
hedâyâlar verüp hüsn-i ülfet edüp vakıflarına sa‘y ederler. Hattâ Y 381a hakî …
Ammâ kefere elinde kalmışdır. Ammâ İslâm elinde olsa berbâd olurdu. Ammâ kefere amâr edüp Mısır paşasına ve yedi bölük a‘yânına ve Süveys ağasına ve Urbân şeyhlerine hedâyâlar verüp hüsn-i ülfet edüp vakıflarına sa‘y ederler. Hattâ Y 381a hakîre bir tütün telatin derisi verdiler kim müşk-i amber-i hâm gibi kokardı. Ve Freng bıtrîkı bir sâ‘at bağışlıyup bir papinta kâğızları verdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b–Y381a ·
metinde göster ·
… ğün ya‘nî Q 158b artdığın ve menâkıb-ı eş-şeyh Sâdât-ı Rufâ’î ve Ümmü'l-kıyâs
şeyhlerinin
paşalara her gün gelen sarı kâğızlı hüccetlerin ve Nîl-i mübârek içün Hazret-i …
(---) 44 varakda, Eski Mısır'da Nîl kesimin ve Nîl-i mübâreke nokta düşdüğün ya‘nî Q 158b artdığın ve menâkıb-ı eş-şeyh Sâdât-ı Rufâ’î ve Ümmü'l-kıyâs şeyhlerinin paşalara her gün gelen sarı kâğızlı hüccetlerin ve Nîl-i mübârek içün Hazret-i Ömer hikâyetin bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y454b ·
metinde göster ·
… olmuşuz. Urbân tâ’ifesi anlara dahi sultânü'l-berr derler. Amma şâm çölü Urbânı
şeyhlerine
âl-i Benî Reşîd ve âl-i Benî Umûr ve âl-i Benî Ribâh ve âl-i Benî Zühd derler.
Ve çöl Urbânlarında ba‘zı ocak beğleri var, anlara âlem-i seyâhatde çok mihmân olmuşuz. Urbân tâ’ifesi anlara dahi sultânü'l-berr derler. Amma şâm çölü Urbânı şeyhlerine âl-i Benî Reşîd ve âl-i Benî Umûr ve âl-i Benî Ribâh ve âl-i Benî Zühd derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29a ·
metinde göster ·
… t Urbânı cengine giderler. Zîrâ üzerlerinde mâl-ı pâdişâhî vardır. Eğer o Urbân
şeyhlerin
ma‘lûmumuz olduğu kadar evsâfların tahrîr eylesek bir müdevven kitâb olur.
Ve eyâletlerinde Mahallât derler çöl Arabları var kim anlara mahallât derler. Ba‘zı mahalde Cezâyirli ve Tûnus ve Tarabuluslu asker cem‘ edüp Mahallât Urbânı cengine giderler. Zîrâ üzerlerinde mâl-ı pâdişâhî vardır. Eğer o Urbân şeyhlerin ma‘lûmumuz olduğu kadar evsâfların tahrîr eylesek bir müdevven kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y33a ·
metinde göster ·
… alup mâl tahsîl ederler, ammâ bu üç yüz altmış Reddâd nâdîlerin ve Ümmü'l-kıyâs
şeyhlerinin
mîrîye (---) para küşûfiyyeleri vardır, mâl-ı pâdişâhî verirler. Ve iklîm-i Mıs …
Gerçi bunlar a‘yân-ı Mısır'dan ve paşadan beher yevm birer altun alup mâl tahsîl ederler, ammâ bu üç yüz altmış Reddâd nâdîlerin ve Ümmü'l-kıyâs şeyhlerinin mîrîye (---) para küşûfiyyeleri vardır, mâl-ı pâdişâhî verirler. Ve iklîm-i Mısır'da cümle iki yüz yetmiş altı pâre kasabât ve şehir benderler vardır, cümle şehirlere nâdî Reddâdlar gitdikde bu Mısır nâdîsi paşadan izin alup küşûfiyye avâyidin verüp kâğız almayınca vilâyet vilâyet gezüp Nîl filân mertebe taşdı deyü nidâ etmeğe kâdir değildir. Ve Mısır'ın iki bin altmış bâğ u bâğçeleri bu Reddâd oğulları elindedir. Zîrâ Nîl'i bâğbânlara dahi bunlar müjde ederler. Zîrâ cümle bâğçeler Nîl'e muhtâcdır. Ol ecilden cümle bâğlar ve gaytânlar bunların zîr-i hükmündedir. Paşa ve a‘yân-ı Mısır benefşe ve gül ü sünbül ve âbdâr şirâlu engûr ve gayrı müsmirât lâzım olsa bunların direğindedir, bunlar bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b ·
metinde göster ·
… ile âriyetî esbâb alup zer-ender-zere müstağrak olup küheylân atlar üzre esnâf
şeyhlerinin
oğulları ve akrabâsızları zî-kıymet mücevher raht ve eğerler üzre semmûr kürkle …
Ve ol gece şehir içi sabâha dek eyle çerâğân olur kim leyle-i Kadir olup destûr-ı şâhî olup avret ve oğlan bir yere cem‘ olup ve zurefâ mâbeyninde bu muhtesib alayına "alay-ı dilberân" derler. Zîrâ ol gece şehr-i Mısır içre ne kadar mümtâz [u] müstesnâ güzîde dilberân var ise peder ü mâderinden ve mevlâsından ricâ ile âriyetî esbâb alup zer-ender-zere müstağrak olup küheylân atlar üzre esnâf şeyhlerinin oğulları ve akrabâsızları zî-kıymet mücevher raht ve eğerler üzre semmûr kürkler ile elbette her ehl-i hıref oğlu bir gûne libâslar ile başlarında sorguclar ile mehterhâneleri çalarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166b ·
metinde göster ·
… te âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde herkes esnâf
şeyhlerin
dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak …
Bu üslûb üzre yine muhtesib alaya girüp âheste âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde herkes esnâf şeyhlerin dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak şeyhlerin hânelerine koyup herkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâsıl oldukda Y 176b kerr ü ferr [ü] şevketile sandal-nişîn olup cümle yedi bölük ağalarına kahve ve şerbet ve buhûrdan sonra cümle askerî tâ’ifesine teşrîfâtda tahrîr olunduğu minvâl üzre iki Mısrî kîse hâliye bahşîşini verüp cümle asker Mısır'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a–Y176b ·
metinde göster ·
… dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak
şeyhlerin
hânelerine koyup herkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâs …
Bu üslûb üzre yine muhtesib alaya girüp âheste âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde herkes esnâf şeyhlerin dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak şeyhlerin hânelerine koyup herkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâsıl oldukda Y 176b kerr ü ferr [ü] şevketile sandal-nişîn olup cümle yedi bölük ağalarına kahve ve şerbet ve buhûrdan sonra cümle askerî tâ’ifesine teşrîfâtda tahrîr olunduğu minvâl üzre iki Mısrî kîse hâliye bahşîşini verüp cümle asker Mısır'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a–Y176b ·
metinde göster ·
… n enderûn [u] bîrûnunda taht-ı hükûmetinde olan otuz aded tablhâne sâhibi esnâf
şeyhlerinden
ve anlar dahi zîr-i hükmünde olan yüz altmış nev‘ ehl-i hıref kethudâ ve nakîb …
Ba‘dehu muhtesib ağası, bu hâliye deyü paşaya ve kethudâya ve paşa ağalarına ve Mısır'ın yedi bölük halkına verdikleri bahşîş-i pîşin kîseleri Mısır'ın enderûn [u] bîrûnunda taht-ı hükûmetinde olan otuz aded tablhâne sâhibi esnâf şeyhlerinden ve anlar dahi zîr-i hükmünde olan yüz altmış nev‘ ehl-i hıref kethudâ ve nakîb ve çavuşları ile bâlâda tahrîr olunan (---)(---)(---) ehl-i sanâyi‘den imdâd on Mısrî kîse tahsîl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
… füddin hazretlerinin du‘â-i hayırların ricâ eder. Anlar dahi alay-ı azîmler ile
şeyhlerin
hânelerine götürüp herkes vatanına giderler.
Bu dahi bir alay-ı azîm ile niçe bin fukarâ ve meşâyihân deff [ü] kudümlerin çalarak sancakların açarak yalın ayak, başları kabak esmâ-i "Yâ Rezzâk" çekerek tevhîd [ü] tezkîr ile âdâb-ı Resûlullâh üzre hulû‘ [u] huşû‘ üzre ubûr ederler. Bunlarda melâmiyyûn ve mecâzibûn yokdur, zîrâ bu tarîk-ı Burhânî tarîk-ı sultânîdir. Üslûb-ı sâbık üzre dîvân-ı Kayıtbay'a çıkup paşadan izin buyurduları alup tevhîd-i erreye meşgûl olarak ubûr ederler. Bunların teşrîfât üzre hâliyeleri yokdur, ammâ Mısır vezîri merhameten bir yeşil destâr ve bir vukiyye ûd ihsân edüp şeyhi Şerefüddin hazretlerinin du‘â-i hayırların ricâ eder. Anlar dahi alay-ı azîmler ile şeyhlerin hânelerine götürüp herkes vatanına giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220b ·
metinde göster ·
… cebbâr ağa gelüp şeyh Selâme'ye ve şeyh Ahmed'e itâb ü şütûm edüp beyâz buyurdı
şeyhlerin
yüzüne urup,
Hattâ İbrâhîm Paşa asrında bir kâşif mâl-ı pâdişâhî içün medyûn olup firâr edüp Bedevî hazretlerinin âsitânesine girüp kapandı. İbrâhîm Paşa tarafından iki def‘a ağalar gelüp cür’et edüp kâşifi almağa kâdir olmayup gitdiler. Bir gün müteferrikalardan Alî Ağa nâmında bir cebbâr ağa gelüp şeyh Selâme'ye ve şeyh Ahmed'e itâb ü şütûm edüp beyâz buyurdı şeyhlerin yüzüne urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y286a ·
metinde göster ·
… er ve alaca abâlar geyüp mâl-i pâdişâhî ve gılâl-i askerî tahsîl ederler. Ve bu
şeyhlerin
ittifâkıyla Circe hâkimine Y 373b mezkûr kurâlardan külfe içün senevî on bir …
Ve cümle iklîm-i Circe P 303b otuz bir kazâdır. Ale'l-umûm cümle nevâhî kurâları altı bin yüz yetmiş pâre âbâdân kurâlardır. Lâkin vakfullâh kurâları ile hisâb olunmuşdur. Bu mezkûr kurâlarda cümle şeyhü'l-Arab-ı Urbân altı yüz şeyh kabâ’il sâhibleri senede bir kerre dîvân-ı Circe'ye gelüp hâkim-i Circe'den tecdîd-i bî‘at edüp hil‘at-ı fâhireler ve alaca abâlar geyüp mâl-i pâdişâhî ve gılâl-i askerî tahsîl ederler. Ve bu şeyhlerin ittifâkıyla Circe hâkimine Y 373b mezkûr kurâlardan külfe içün senevî on bir bin koyun ve yüz bin erdeb şa‘îr ve elli bin erdeb hınta ve kırk bin erdeb bakla hâkime zahîre içün hedâyâ getirirler. Hâkim dahi yigirmi bin erdeb gılâli ve kırk bin erdeb şa‘îri başına cem‘ olan iki bin askerî tâ’ifesine ta‘yînât verir, masârıf-ı azîmedir. Mâ-bâkî gılâli fürûht eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373a–Y373b ·
metinde göster ·
… iklîminde bunlar gibi şecî‘ tüvânâ ve hecîn ü fîl-süvâr ve cıdabâz kavm yokdur.
Şeyhlerinin
ismi Şeyh Aşâb ibn Melik Kakan'dır. Ammâ kal‘a hâkimi Hüseyn-i Fûncî, Berberî m …
Cânib-i garbda tûbdan bir kal‘a-i şekl-i muhammesdir. İçinde yedi yüz mikdârı kamışdan Berberî hâneleri vardır. Ve bir câmi‘i var, tûbdandır. Ammâ kal‘adan taşra sahrâ-nişîn Mâlikî-mezheb kavm-i Berâbire ve Cebrî-mezheb kavmiyle muhtelit yüz bin re‘âyâ-yı esved-likâsı var. Bu Fûnc iklîminde bunlar gibi şecî‘ tüvânâ ve hecîn ü fîl-süvâr ve cıdabâz kavm yokdur. Şeyhlerinin ismi Şeyh Aşâb ibn Melik Kakan'dır. Ammâ kal‘a hâkimi Hüseyn-i Fûncî, Berberî melikine gelüp hedâyâlar getirdi. Andan yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y403a ·
metinde göster ·
… s etmişler. Hemân refîkımız olan Kara Nâ’ib kethudâsı Mehemmed Ağa Künûz Urbânı
şeyhlerin
çağırup bu huccâc içün bin re’s deveyi İbrîm'e varınca beşer guruşa dutup cümle …
Bu mahalde İbrîm cânibi Urbânlarından kabâ’il-i Künûz Urbânı meks etmişler. Hemân refîkımız olan Kara Nâ’ib kethudâsı Mehemmed Ağa Künûz Urbânı şeyhlerin çağırup bu huccâc içün bin re’s deveyi İbrîm'e varınca beşer guruşa dutup cümle huccâc cân-ender-cân cihân buldular. Ertesi gün tayy-i merâhil ederek vakt-i gurûba dek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·
… isrlerin birisinden mühür bozulup su uğurlamışlarsa paşa ağası ol kurânın direk
şeyhlerin
tahrîm ü ta‘zîr eder. Hâkim-i mûy, deyü herkes paşa ağasından havf ederler.
Bu tertîb üzre Feyyûm'a bu cisrlerden sular tevzî‘ olur. Cümle hâkimler bu su kesimi mahallinde hâzır olmuşlar. Ve kânûn-ı kadîm üzre defter mûcebince vilâyete su salmasalar ahâlî-i vilâyet birbirlerin kılıcdan geçirirler. Zîrâ herkes benim kurâm saky olsun deyü tama‘ edüp ceng [ü] cidâl olurdu. Zîrâ bu kurâların herbirinden beşer onar Mısrî kîse mâl matlûbdur. Bu mahalde paşa ağasına beş kîse hâsıl olur. Eğer cisrlerin birisinden mühür bozulup su uğurlamışlarsa paşa ağası ol kurânın direk şeyhlerin tahrîm ü ta‘zîr eder. Hâkim-i mûy, deyü herkes paşa ağasından havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·