Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı
şiddetinde
kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu …
Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu Sultân Murâd Hâ[n], Sarâyburnu'nda Sinânpaşa köşkünden temâşâ ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… hân-nümâ: Tâ zirve-i a‘lâsında aslâ kar duramaz. Belki âdem bile rîh-i sarsarın
şiddetinden
duramaz, ammâ bu kulleden aşağı niçe bin yıllık kar-ı rahmet içinde âb-ı zülâl …
Menzil-i Kulle-i cihân-nümâ: Tâ zirve-i a‘lâsında aslâ kar duramaz. Belki âdem bile rîh-i sarsarın şiddetinden duramaz, ammâ bu kulleden aşağı niçe bin yıllık kar-ı rahmet içinde âb-ı zülâl dedikleri kar kurdu bulunur. Bu Kulle-i cihân dedikleri mahal bir sivri püşte kayadır. İçinde papasların mağârâları olduğundan Keşiş dağı derler. Evc-i âsumâna kad çekmiş bu cebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsıdır kim altında sevâd-ı azîm Bursa aslâ ve kat‘â görünmeyüp Hudâ âlimdir İslâmbol'un Yeni câmi‘'in altun yaldızlı minâreleri ve Yedikulle kulleleri ve Tekirdağı şehri ve Gelibolu şehri ve cânib-i şarkda Kütâhiyye şehri ve Tavşanlı kasabası ve niçe kasaba ve kurâlar beşer altışar konak ba‘îd olan yerler cümle bu cebel-i Ruhbân'dan görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
Kal‘ası yok, ammâ etrâfı sa‘b palanka ve amîk handaklı bir şehr-i azîmdir kim cümle yigirmi bin bâğ-ı İrem-misâl hânedânlı şehr-i müzeyyen idi. Ân-ı sâ‘atde kavm-i Tatar rûzgâr-ı zor-kârın üst yanına çıkup kırk bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer aded tabur okları gezleyüp her oka birer kibrît bağlayup bu kadar âteşli okları şehir içre bârân-ı la‘net gibi yağdırup şehrin tahta örtülü hânedânları rûzgârın şiddetinden çayır çayır yanmağa başlayınca cümle küffâr âteş-i lât-ı melât-ı mühmelât içre kalup küffâr bu vâveylâda iken hemân Tatar fursatı ganîmet bilüp kal‘a şarampavlarından yol bulup cümle Tatar şehir içre dolup cümle yigirmi bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup iri cengâver Kazakların cümle dendân-ı tîğdan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ bu şehr-i Heyvar'da iki gün ve iki gece alacıklarımızda meks edüp hamd-i Hudâ bunda dahi elime üç aded pençe-i âfitâb Korol gulâmı ve bir aded müstesnâ bikr-i nâ-şüküfte kızoğlanı ve niçe sîm ü zer âvânî eşyâlar elime girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… an ve iki kerre asker darbından bu cezîre berbâd olup âhıru'l-emr lodos-ı şedîd
şiddetinden
bu cezîrenin lodos cenûb câniblerin ahâlî-i vilâyet bırağup beri şimâl cânibi k …
İki kerre böyle lodos sarsarından ve iki kerre asker darbından bu cezîre berbâd olup âhıru'l-emr lodos-ı şedîd şiddetinden bu cezîrenin lodos cenûb câniblerin ahâlî-i vilâyet bırağup beri şimâl cânibi ki Hanya ve Retime ve Kandiye tarafları ve Küçük kal‘a ve Apokoron ve Kisoma taraflarında yetmiş yedi aded irili ve ufaklı kılâ‘lar yapup ma‘mûr olmağa başlayup evvelkiden ziyâde müzeyyen ve ma‘mûr ederler. Hakîkatü'l-hâl hakîr bu cezîreyi seyâhat ederken lodos rûzgârı tarafında ibret-nümâ harâb kalmış kal‘a esâsları var kim her biri birer gûne hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sûr-ı üstüvâr eserleri var ammâ hâlâ lodosdan durulmak muhaldir, ammâ yıldız cânibi hâlâ dahi ziyâde ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… bir oğlan kaldırır idi. Bir garîb temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ idi kim bu adanın âteşi
şiddetinden
yanına on mîl alarka gemiler varsa yelkenleri münharık olurdu. El-uhdet ale’r-r …
Hattâ İslâmbol limanına niçe bin hammâm kubbesi kadar taşlar deryâ üzre şinâverlik ederek gelüp niçe yüz bin taşları pâre pâre edüp hammâmlarda ayak taşı ederlerdi. Sünger gibi göz göz bir gûne suya batmaz hafîf taşlar idi kim gûyâ kav idi. Hakîkatü'l-hâl bir değirmen taşı kadar bir taş parçasın beş yaşında bir oğlan kaldırır idi. Bir garîb temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ idi kim bu adanın âteşi şiddetinden yanına on mîl alarka gemiler varsa yelkenleri münharık olurdu. El-uhdet ale’r-râvî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… escidi var. Ve limanı üç yüz pâre keştî alur bir amelî limandır. Sekiz rûzgârın
şiddetinden
emîn, her ne cânibe demir bıraksan a‘lâ yataklı limandır. Ve kal‘anın burcların …
Ve iskele başında taş nerdübân ile çıkılır bir mescidi var. Ve limanı üç yüz pâre keştî alur bir amelî limandır. Sekiz rûzgârın şiddetinden emîn, her ne cânibe demir bıraksan a‘lâ yataklı limandır. Ve kal‘anın burclarında kirpi-misâl şâhâne topları liman ağzına nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177b ·
metinde göster ·
… r olup kal‘a-i Saydayı kam‘ Y 192b eden beş yüz pâre gemi temevvüc-i deryânın
şiddetinden
talattum deryâya birbirlerine ura ura pâre pâre olup karaya düşerler. Bir cân h …
Bu yigirmi pâre geminin kefereleri "Hazret-i Yûnus'u kabr-i şerîflerinden çıkarup İşpanya'ya götürelim" deyü tâ vaz‘-ı yed etmek sadedinde iken yigirmi geminin küffârı cümle ihrâk bi'n-nâr olup kara hâkister olurlar. Ve bir rîh-i akîm dahi zâhir olup kal‘a-i Saydayı kam‘ Y 192b eden beş yüz pâre gemi temevvüc-i deryânın şiddetinden talattum deryâya birbirlerine ura ura pâre pâre olup karaya düşerler. Bir cân halâs olmayup esîr olup ahâlî-i Sayda halâs olup mâl-ı ganâ’ime mâlik Q 84aP 84a olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a–Y192b ·
metinde göster ·
süknâ dahi mümkin değildir. Âdem birbirinin kelimâtın istimâ‘ etmeğe vüzerâ vez …
Ve bu mahalde Nîl'in sayha-i şiddetinden süknâ dahi mümkin değildir. Âdem birbirinin kelimâtın istimâ‘ etmeğe vüzerâ vezîr vzr alay çavuşları gibi na‘raya rehâ buldurmağa muhtâcdır. Hele hakîr şiddet-i hârda sehl istirâhat edince serâsîme olduk. Ve bu kavl üzre harâbına sebeb yine bu Nîl'in ra‘dvâr gürlemesinden sâkinân-ı bilâdlar huzûr edemeyüp ve dâ’imâ bârân gibi çiğ nüzûlünden hâlîçe ve esbâbları çürüdüğünden cilâ-yı vatan edüp harâb oldu derler. Bu temâşâları dahi edüp bu mahalle karîb iki bin adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389a ·
metinde göster ·
… tarafı biner pâre gemi alır liman-ı bî-nazîrlerdir kim sekiz rûzgâr-ı zorkârın
şiddetinden
emîndir. Kal‘anın iki bâbı var, hadîd kapulardır, bir kapu deryâya ve bir kapu …
Kal‘asının şark cânibi bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş iç kal‘ası vardır, dâyiren-mâdâr cirmi beş bin yedi yüz adım şekl-i muhammes bir Şeddâdî kârgîr-binâ kal‘a-i üstüvârdır. Bahr-i Muhît içre yüz mîl bir burundadır. İki tarafı biner pâre gemi alır liman-ı bî-nazîrlerdir kim sekiz rûzgâr-ı zorkârın şiddetinden emîndir. Kal‘anın iki bâbı var, hadîd kapulardır, bir kapu deryâya ve bir kapu karaya nâzırdır. Dizdârı ve yedi yüz neferâtları vardır. Habeş cezîresinde böyle askeri çok kal‘a yokdur. Ve cebehânesi ve yetmiş pâre topları çokdur, zîrâ Habeş'in âhirü'l-hudûdudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a ·
metinde göster ·