(---) sahâbesi kişilerindendir. Cılgası üç yüz ki cıldır" deyü taş üzre hatt-ı …
"Ey su’âl etgen şolkay merkadnı eyesin, Sâlsâl kavurnı sokkan Mâlik Eşter uludur. Şol (---) sahâbesi kişilerindendir. Cılgası üç yüz ki cıldır" deyü taş üzre hatt-ı kadîm ile 153b yazup düzetmiş, cümle ulemâ-yı Kırım hisâb etdiler "Merhûm öleli yedi yüz yetmiş yıl olmuş" dediler ve Salsâl'in hadenginden şehîd oldu derler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a–153b ·
metinde göster ·
… 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin
şol
mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir …
Esnâf-ı buğday çalkayıcıyân: Bunların dahi dükkânları etmek furunları ve değirmenlerdir. Neferât 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba‘zı üstâd-ı kâmilleri kalbur içre buğday ve türâbı ayırup çalkaya çalkaya buğdaydan "Lâ ilâhe illallâh" yazar ve "Yâ Şâfî" ve "Yâ Kâfî" yazar, aceb müntehâ ma‘rifet-i sihr-i i‘câzdır. Pîrleri Alî Sâmir'dir, Selmân belin bağladı. Bunların seferde kârları ıstabl-ı 161a sultânîde ve gayrıda at yemleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve arpa çalkayarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b–161a ·
metinde göster ·
… -ı telhîs sâhibi düstûr-ı mükerrem" deyü izin verüp üç tuğlu vezâret eyledi. Tâ
şol
mertebe müstakil vezîrlik etdi kim İslâmbol'un Yedikulle dizdârı fevt olsa Rûme …
Ba‘de'l-feth bu şehr-i Sofya içün sâf-dil Hazret-i Gâzî Hudâvendigâr "İmâr ola" deyü du‘â-i hayr edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar edüp bizzât kendüleri üç sene bu şehirde sâkin olup Rûmeli diyârına pây-ı taht-ı vüzerâ olmağiçün feth-i fütûh eyledüğü diyârları ve büleyde [vü] kılâ‘ları bu şehre eyâlet kayd eyleyüp derdest ile tahrîr eyledi. Ba‘dehû Süleymân Hân dahi devlet-i Âl-i Osmân'ı tashîh edüp "Sofya sancağı paşa sancağıdır, tahtı şehr-i Sofya'dır kim cemî‘i Rûmeli'nin tâ ortasıdır. Ve serdâr-ı mu‘azzamlık ile defterhâne ve arz-ı telhîs sâhibi düstûr-ı mükerrem" deyü izin verüp üç tuğlu vezâret eyledi. Tâ şol mertebe müstakil vezîrlik etdi kim İslâmbol'un Yedikulle dizdârı fevt olsa Rûmeli'nin vezîri arzı gelmeyince Yedikulle dizdârlığı gayriye tevcîh olmazdı. Zîrâ ol asırda bu Sofya intihâ-yı serhad idi. Hâlâ Rûmeli paşasının taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bir kerre yüz bin akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım:
Şol
kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisim …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
… se urmuş değildir. Meğer Hazret-i Şeyh Kassâb-ı Cömerd böyle kan dökmüş ola. Tâ
şol
mertebe oldu kim bu tabur mahallinde olan dıraht-ı müntehâların sâyelerinde ces …
Hamd-i Hudâ bu cengde küffâra eyle bir sâtûr-ı Muhammedî uruldu kim kimse urmuş değildir. Meğer Hazret-i Şeyh Kassâb-ı Cömerd böyle kan dökmüş ola. Tâ şol mertebe oldu kim bu tabur mahallinde olan dıraht-ı müntehâların sâyelerinde cesed-i küffâr lâşe-i murdâr ile zeyn olup şecer-i Vakvâk dibi gibi küffâr leşi zeyn olmuşdu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… im tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ
şol
mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez …
Ta‘rîf-i Açık ılıca: Boşnaklar Üstü Açık ılıca derler. Cemî‘i krallar bu ılıca üzre kubâblar ve tâk-ı Kisrâlar yapup tamâm olunca hemân yere geçer. Ol ecilden hâlâ küşâde bir ılıcadır, ammâ gâyet nâfi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ bu germâb ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ şol mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez, zîrâ anlar hayâsızdır. Hakkâ anların dahi bu Üstü Açık Ilıca'da avretlere mahsûs ılıcaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… ldıkları mâl-ı firâvânın ve üsârâ-yı bî-pâyânın ne haddi ve ne hasrı var. Hattâ
şol
mertebe bî-hadd [ü] bî-kıyâs esîr-i nâs var idi kim niçesinin esîrleri firâr ed …
Ve bu altı koldan mâl-ı ganâ’imiyle gelen asâkir-i İslâm'ın aldıkları mâl-ı firâvânın ve üsârâ-yı bî-pâyânın ne haddi ve ne hasrı var. Hattâ şol mertebe bî-hadd [ü] bî-kıyâs esîr-i nâs var idi kim niçesinin esîrleri firâr edüp ordu içre bir kesde karâr ederdi, sâhibi aslâ aramayup giderdi. Tâ bu mertebe üsârâların kesretleri var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
kişi kim Hak için mescid binâsın eyledi, / De hulûs-ı kalb ile âsân ola târîhin …
Ol Muhammed Mustafâ Hakk'ın habîbi söyledi,Şol kişi kim Hak için mescid binâsın eyledi,De hulûs-ı kalb ile âsân ola târîhini,Bin on altı senede yapdı Hacı Ali mescidi.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)Sene 1016.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165b ·
metinde göster ·
… ûr-misâl tenleri var kim gûyâ vücûdları pâlûde-i ter gibi dir dir ditrerler. Tâ
şol
mertebe nerm ü râm şahme gibi yumuşak vücûdları vardır. Cümlesi geysû-yı müşkbâ …
Temâşâ-yı garîbe: Bu hammâmların cümle hüddâmları ve dellâkleri cümle kocakarılardır kim her biri gûyâ Restâlîs ve Câlinûs ve Bokrât ve Sokrât misilli pîrezen hukemâ karılardır. Kîseyi anlar sürüp şerbetler ve ihtikânlar ve kırık ve çıkık olan kimselere mu‘âlece edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olanlara bu dellâk karılar hacamatlar edüp gûnâ-gûn şîşeler ve yakılar koyup dâ-i devâ ederler, ammâ bir garîb temâşâdır kim bu hammâma giren keferelerin ihtiyârları beyâz fota kuşanırlar, ammâ ne kadar dilberân-ı sıbyânları var ise cümle uryân hammâma girüp beyâz billûr-misâl tenleri var kim gûyâ vücûdları pâlûde-i ter gibi dir dir ditrerler. Tâ şol mertebe nerm ü râm şahme gibi yumuşak vücûdları vardır. Cümlesi geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm mergûle mergûle edüp hammâmda zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
çöpikde bitken ötmek midir. Behey atan anan cavlı bolayım. Özüm sokulursa da be …
"Âdem atayı cennetden çıkarmağa sepep şol çöpikde bitken ötmek midir. Behey atan anan cavlı bolayım. Özüm sokulursa da ben onu aşamamdır" der, ya‘nî ben ölürsem de ben ekmeği yemem, der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… çün bu bozayı abdest makramasına koyup evlerine götürürler, bir katre akmaz. Tâ
şol
mertebe koyu ilik gibi tatlı bozası olur. Hattâ kavm-i Tatar beş konak yerden a …
Meşhûrâtından keskin ve aru, ya‘nî pâk, Tatar bozası olur. Hattâ ibret içün bu bozayı abdest makramasına koyup evlerine götürürler, bir katre akmaz. Tâ şol mertebe koyu ilik gibi tatlı bozası olur. Hattâ kavm-i Tatar beş konak yerden atlanup "Or bızkası içelim" deyü gelirler. Bir tostağan bozasın içen, sermest olup kılalay ve bolalay türkisi ırlar. Tâ bu mertebe sekir verir bozası vardır. Bu diyârda şarâb içmek ayıbdır. Ve bâğ u bâğçe olmadığından şarâbı dahi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır, bir ağaç yemiş değildir, odunu dahi yokdur. Cümle sığır tezeği yakarlar ve at ve deve tezeği dahi satarlar. Ve ekseriyyâ halkı sığır boku kokarlar, zîrâ fukarâları çokdur. Bu varoş bir kumsal zemîn başına vâki‘ olmağile şehir içre aslâ kaldırım yokdur. Cânib-i erba‘asında kal‘a dîvârı dahi olmayup dâ’iren-mâdâr etrâfı derin handakdır. Üç yerde vâsi‘ ağaç kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108b ·
metinde göster ·
merkadni sâhibini Boğabay kişi men iki yüz yaşka yetken nâ-murâd yiğit men idim …
"Ey su’âl etgen şol merkadni sâhibini Boğabay kişi men iki yüz yaşka yetken nâ-murâd yiğit men idim. Ekmek yeyüp yüreğime ekmek yapışup ölgen men. Sebeb-i mevtim şolkaydır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
meşhetni {yani mezâr} sâhibini üç yüz yaşına yetken Koba Alp zor batır yiğitken …
"Ey su’âl etgen şol meşhetni {yani mezâr} sâhibini üç yüz yaşına yetken Koba Alp zor batır yiğitken Ejderhân su savaşında ok paşağı poşuğalanda {ok temreni dokunanda} özümü {beni} ok sokup ölgen men. Sebeb-i ölgenim şolaydır. Özüm içün pâtiha, ya‘nî fâtiha" demiş
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… -i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin
şol
kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri e …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
… isimli sultânlar var imiş. İbrâhîm-i Edhem ile uzlet-nişînler imiş. Bi-emrillâh
şol
mertebe kuvvet-i kudsiyyeye mâlik olmuşlar kim meşhûr-ı âfâkdır.
Ve bu meydânın etrâfında âdem beli kaddince sekiz küçük mağâralar vardır. Herbirinde birer İbrâhîm isimli sultânlar var imiş. İbrâhîm-i Edhem ile uzlet-nişînler imiş. Bi-emrillâh şol mertebe kuvvet-i kudsiyyeye mâlik olmuşlar kim meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181a ·
metinde göster ·
Ve bu cezîrede niçe mülûkler dahi vardır, ammâ hakîr varup görmedim. Ammâ
şol
kadar ma‘lûmum oldu kim bu rûy-ı arzda ne kadar mülebbes benî âdem var ise bu M …
Ve bu cezîrede niçe mülûkler dahi vardır, ammâ hakîr varup görmedim. Ammâ şol kadar ma‘lûmum oldu kim bu rûy-ı arzda ne kadar mülebbes benî âdem var ise bu Mısır cezîresinde bir kez o kadar uryân benî âdem var. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y33a ·
metinde göster ·
kāfir aydur ḳazanuŋ ḳapulu dervendde on biŋ ḳoyunı vardur
şol
ḳoyunları daḫı götürsek ḳazana ulu ḥayf ider-idük didi şökli melik aydur altı y …
kāfir aydur ḳazanuŋ ḳapulu dervendde on biŋ ḳoyunı vardur şol ḳoyunları daḫı götürsek ḳazana ulu ḥayf ider-idük didi şökli melik aydur altı yüz kāfir varsun ḳoyumnı getürsün didi altı
künbedi gördüŋ-mi aydur gördüm depegöz aydur menüm ḫāzinem var ol ḳocalar almas …
taŋrım ḳurtardı depegöz aydur oġlan şol künbedi gördüŋ-mi aydur gördüm depegöz aydur menüm ḫāzinem var ol ḳocalar almasunlar var möhürle didi basaṭ künbed içine girdi gördi kim altun aḳça yıġılmış
maġarayı gördüŋ-mi basaṭ aydur gördüm aydur anda iki ḳılıç var biri ḳınlu biri …
depegöz aydur saŋa ölüm yoġ-ımış şol maġarayı gördüŋ-mi basaṭ aydur gördüm aydur anda iki ḳılıç var biri ḳınlu biri ḳınsuz ol ḳınsuz keser menüm başumı var getür menüm başumı kes didi
… ar iden allahuma ṣıġındum didi ḥaḳ ta'āla cebrā'ile buyurdı kim ya cebrā'il var
şol
ḳuluma ḳırḳ erçe kuvvet virdüm didi
ya 'āṣi mel'un sen putlaruŋa yalvarur-iseŋ men 'ālemleri yoḳdan var iden allahuma ṣıġındum didi ḥaḳ ta'āla cebrā'ile buyurdı kim ya cebrā'il var şol ḳuluma ḳırḳ erçe kuvvet virdüm didi
gözüm yaşardı hey gözüm nāmerd gözüm muḫannet gözüm bir yılandan ne var ki ḳorḫ …
başlu ejderhaya yetüp vardum heybetinden şol gözüm yaşardı hey gözüm nāmerd gözüm muḫannet gözüm bir yılandan ne var ki ḳorḫduŋ didüm anda daḫı erem bigem diyü öginmedüm öginen erenleri ḫoş görmedüm elüŋe girmiş-iken mere kāfir
oṭuran bigler ḳazana 'āṣi olduḳ and içdük muṣḥaf getürdiler sen daḫı and iç did …
niye ḳıġırduŋuz aydur hep şol oṭuran bigler ḳazana 'āṣi olduḳ and içdük muṣḥaf getürdiler sen daḫı and iç didiler ḳazana men 'āṣi olmazam diyü and içdi ṣoyladı aydur