… eyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin
açarak
azharun mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan …
Ve bu Cübbe Alî hazretleri Okmeydânı'ndan enen gemilere süvâr olmayup hemân Tershâne bâğçesi önünde üç yüz Zeyneddîn Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharun mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr görünce ru‘b u bîmden akılları çâk olup Cübbe Alî hazretleri postların deryâdan alup Cibâlikapusu'ndan sarıldılar. Ba‘de'l-feth keşf-i kerâmet etdüğiyçün kendüleri şehîd olup Gül Câmi‘ sâhasında defn olunup cümle fukarâları ol âsitânede münzevî oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… Harbus [Hırtos] ve Ardanıç ve Hacrek ve Ardahan-ı Büzürg ve Posthu ve Mahçıl ve
Açara
Penbek. Bunlardan gayrı dörd sancağı yurdluk ve ocaklık ve mülkiyyet tarîkiyle …
Ve on üç sancakdır: Oltı ve Harbus [Hırtos] ve Ardanıç ve Hacrek ve Ardahan-ı Büzürg ve Posthu ve Mahçıl ve Açara Penbek. Bunlardan gayrı dörd sancağı yurdluk ve ocaklık ve mülkiyyet tarîkiyle tasarruf olunur: Pürtekrek ve Livâne ve Nısf-ı Livân ve Şavşad. Ammâ Sultân Mehemmed-i Râbi‘ asrında be-dest-i Kara Murtazâ Paşa kal‘a-i Kütatis
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
… kûhkenler bu kubbenin cânib-i cenûbunda Ferhâdî külünkler ile bir pençere yeri
açarken
iki tula mâbeyninde bir demirden tütün lülesi çıkup cümle halkın manzûru olmuşd …
Ammâ garîbe-i acîbe bu kubbe-i kadîm tâ Ayasofya binâ olunaldan berü (---) kıralın binâsıdır kim Hazret-i Risâlet'den (---) mukaddemdir kim bu kubbeyi türbe etmeğe mübâşeret etdikleri asırda bin (---) sene olmuşdu. Üstâd-ı bennâ kûhkenler bu kubbenin cânib-i cenûbunda Ferhâdî külünkler ile bir pençere yeri açarken iki tula mâbeyninde bir demirden tütün lülesi çıkup cümle halkın manzûru olmuşdur kim ol mahalde yine içinde duhân râyihası munkatı‘ olmamış idi. Bundan ma‘lûm oldu kim rû-yı arzda tütün içmek kadîm imiş. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… iler mâbeynine ol ucbe-likâ ile girüp halkı korkudurlar ve hem halkı iki tarafa
açarlar
ve gûnâ-gûn şaka ederler. Bunların pîri Dîvâne Hurûm'dur, Selmân, Alî huzûrunda …
Bu esnâf subaşıya tâbi‘ olmağile ordu alayında rûz-ı rûşende ellerinde gûnâ-gûn musanna‘ fânûsları yakup şem‘-i asel kâfûr-ı ihşidîler ve şem‘-i rîhleri yakup ellerinde ucu demirli sopalar ile bellerinde kılıçlar ve teber-kemânlar ile ve palâs palâs esbâblar geyüp başlarında mahûf ucbe-likâ kurd derilerinden tâclar ve sivri gûnâ-gûn külâhlar geyüp birbirlerine sopa urarak gûyâ hırsız kaçarmış şeklinde "Bire koma, kaşdı ha vardı ha, bire koma, gitdi gidi, vardı gidi, işte gidi" deyü ba‘zı temâşâcıları gösterirler ve seyirciler mâbeynine ol ucbe-likâ ile girüp halkı korkudurlar ve hem halkı iki tarafa açarlar ve gûnâ-gûn şaka ederler. Bunların pîri Dîvâne Hurûm'dur, Selmân, Alî huzûrunda belin bağladı. Bahr-i Ummân'ın Lahsa tarafında medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
"Sakın yoldan yoldaş" deyü yağlayup funda âteşiyle yakup yol
açarak
"Allâh yol vere, eyyâm {bol} vere" deyüp gavgâ ve feryâd ederek ve top u tüfeng …
"Sakın yoldan yoldaş" deyü yağlayup funda âteşiyle yakup yol açarak "Allâh yol vere, eyyâm {bol} vere" deyüp gavgâ ve feryâd ederek ve top u tüfenglerin atarak saf saf ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… â livâ-yı Oltı ve Hırtiz ve Ardanıç ve Hacrek ve Ardahân ve Posthû ve Mahçil ve
Açarpenk
ve Ahıçka, paşa tahtıdır ve dörd sancağı dahi yurdluk ve ocaklık ve mülkiyet üz …
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Evvelâ livâ-yı Oltı ve Hırtiz ve Ardanıç ve Hacrek ve Ardahân ve Posthû ve Mahçil ve Açarpenk ve Ahıçka, paşa tahtıdır ve dörd sancağı dahi yurdluk ve ocaklık ve mülkiyet üzre tasarruf ederler, ve sancağ-ı Pürtekrek ve Livâne ve nısf-ı Livâne ve Şavşad (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321a ·
metinde göster ·
… urûdet üzre olmağıla bâğ u bâğçeleri yokdur. Ammâ meyvesi Tortum'dan ve kal‘a-i
Açaris'den
gelüp bu şehri müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile ganîmat ederler. Ve ahâlî-i Ardahân cüm …
Mâ‘adâ mesâcidlerdir. İmâret-i dârü'l-it‘âm ve medrese ve dârü'l-kelâm yokdur. Lâkin mekteb-i dâru's-sıbyânları vardır. Ve (---) mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Câbecâ hâncağızları vardır. Ammâ âb [u] hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğ u bâğçeleri yokdur. Ammâ meyvesi Tortum'dan ve kal‘a-i Açaris'den gelüp bu şehri müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile ganîmat ederler. Ve ahâlî-i Ardahân cümle mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at, garîb-dost, sulehâ kimesnelerdir. Ekserî zirâ‘at ile kifâflanırlar. Bir fırkası tüccâr-ı berdir. Ve dağlarında latîf güğem meyvesi olur. Bu kal‘a, Erzurûm'un şimâlinde beş merhale yerdir. Ve Ardahân'dan Kargabâzâr'ın geçüp Kars bir konakdır, andan yine cânib-i garba meyyâl kâh sengistân ve kâh çengelistân u âbâdân reh-i râstlar ile nebâtât [u] giyâhât [ve] sebzezârları temâşâ ederek (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… Ammâ bu sipâh meyyitleri deryâya düşüp biri dahi batmayup rûy-ı deryâda ellerin
açarak
her biri bir cânibe şinâverlik ederek gitdiler. Çoğu Sarâyburnu'ndan sırtları ü …
Hikmet-i diğer: Bunda bir sırr-ı Hudâ müstetîrdir kim ezelü'l-âzâlde âdetullah bunun üzerine cârîdir kim bir âdem deryâda gark olsa yâhûd bir âdem meyyiti deryâya atılsa ol meyyit gark olup üç günden sonra rûy-ı deryâya çıkarlar. Ammâ bu sipâh meyyitleri deryâya düşüp biri dahi batmayup rûy-ı deryâda ellerin açarak her biri bir cânibe şinâverlik ederek gitdiler. Çoğu Sarâyburnu'ndan sırtları üzre geçdikleri zâhir ü bâhirdir. Niçe ihtiyâr umûr-dîde âdemler ibtidâ-ı cülûsda böyle kıtâl olması alâmet-i azîmdir deyü ta‘accüb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372a ·
metinde göster ·
… Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa, Melek Ahmed Paşalı olmağile ana varup yine bayrak
açar
. Mehemmed Emîn Paşa Van'da Hakkarî'yle ve Hoşâb Hâkimi Mahmûdî Süleymân Beğ ile …
Âhir Çomar hapisden halâs olup cümle yüz aded yiğidiyle Merzivân'da kendüyi haps edüp mâlın alan Dilâver Ağa'nın 282a çiftliğin basup elli mikdârı küheylân atların alup bu kadar gâret ü hasâret edüp çiftliği âteşe verüp bu kadar mâl ü menâl ile doğru Van'da Şemsî Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa, Melek Ahmed Paşalı olmağile ana varup yine bayrak açar. Mehemmed Emîn Paşa Van'da Hakkarî'yle ve Hoşâb Hâkimi Mahmûdî Süleymân Beğ ile hasm olup bu Çomar'ı serdâr edüp kâh Hakkarî ve kâh Mahmûdî köylerin nehb ü gâret etdirüp bay [u] muğtenim yine Van'a gelirdi. Niçe kerre böyle Hakkarî'den intikâm alup baş u dil ü mâl alurdu. Âhir Vanlılar bu Çomar'ın fetâlığından hazz edüp Çomar'a dirlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b–282a ·
metinde göster ·