, kethudâ ve kâtib ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile hidmet ederler. Kârhân …
Beşinci, evsâf-ı emîn-i sırmakeşhâne: Ağa bir, kethudâ ve kâtib ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile hidmet ederler. Kârhâneleri Parmakkapu kurbünde Tevekkül çeşmesi dibinde azîm âsitânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
Altıncı, evsâf-ı emânet-i yağkapanı: Ağa bir, neferât üç yüz, kârhâneleri birdir. Galata'da yağkapanı anın mekânıdır, kendisi ve kâtibi ve kethudâsı ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i diyârdan say yağı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe iltizâm bir azîm emânetdir. Dîdebânları ve simsârları ve kolcuları ve reftcileri cümle Amr-ı Ayyâr'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
, neferât üç yüz, bunların kârhânesi darbhâne ve kârhâne-i kuyumcubaşı ve tamgac …
Esnâf-ı gümüş arayıcıyân: Ağa bir, neferât üç yüz, bunların kârhânesi darbhâne ve kârhâne-i kuyumcubaşı ve tamgacıbaşı kârhânesidir. Yeniçeri ocağından on aded elleri hezârân deyenekli yoldaşlar ile İslâmbol içre kol dolaşup herkesin kîsesine nazar edüp eğer kalb akçesi var ise,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
, neferât 200, bu matbah emîni (emîni) tarafından pâdişâh içün Tekirdağı ve Malk …
{Yigirmi (---) ci, tavuk emîni: Ağa bir, neferât 200, bu matbah emîni (emîni) tarafından pâdişâh içün Tekirdağı ve Malkara ve Hayrabolu ve'l-hâsıl yetmiş kadılık yerde tavuğa bağlı kurâlar vardır, anlardan beher sene on iki kerre yüz bin tavuk cem‘ olup matbah-ı âmire'ye gelir azîm hidmetdir}. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
, neferâtları üç yüzdür, anlara kul oğlanı derler, gûyâ cellâdlardır. Bu muhtesi …
Esnâf-ı muhtesib ağa: Hâkim-i kadîmdir, ağa bir, neferâtları üç yüzdür, anlara kul oğlanı derler, gûyâ cellâdlardır. Bu muhtesibin pîri Behlül Dânâ'dır, mukaddemâ olmamışdır. Hilâfeti terk edüp muhtesiblik kabûl edüp bir gün kol dolaşup görse kim her kim bey‘ [ü] şirâsında hîlekârdır, dükkânında iki ellerin böğrüne koyup ağzın poyraza açup müflis [ü] mendebûr oturur. Ayn-ı bâtınla gördü kim her kim hakkına râzı olup bey‘ [ü] şirâsında dürüstdür, dükkânında mâlının hisâbın bilmeyüp müşterîden akçe almağa dermânı olmaz. Hemân bu ahvâle vâkıf olup atından enüp yine vîrânistâna yüz dutup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
, neferât üç yüz, İslâmbol içre {ve Üsküdar'da} beher yevm ne kadar at ve katır …
Yigirmi yedinci, esnâf-ı atbâzârı emîni: Ağa bir, neferât üç yüz, İslâmbol içre {ve Üsküdar'da} beher yevm ne kadar at ve katır ve de[ve] ve hımâr bey‘ olunsa anlardan öşür alır kanûndur ve senevî kırk kîse iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
, neferât yedi yüz, bu emîn, seferlerde gâyet makbûl emânetdir, cemî‘i vilâyetle …
Yigirmi sekizinci, esnâf-ı nüzül emîni: Ağa bir, neferât yedi yüz, bu emîn, seferlerde gâyet makbûl emânetdir, cemî‘i vilâyetlerden asâkir-i İslâm içün gelen zahâyirleri buna teslîm edüp otağı önünde dağlar gibi yığılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
, neferât üç yüz, büyük mansıb-ı âlîdir. Âl-i Osmân'ın akıl ermiyen aklâmlarının …
Yigirmi tokuzuncu, evsâf-ı tershâne emîni: Ağa bir, neferât üç yüz, büyük mansıb-ı âlîdir. Âl-i Osmân'ın akıl ermiyen aklâmlarının biri dahi budur. Donanma-yı hümâyûna masrûf olan yigirmi bin kîsenin muhâsebesi bundan matlûbdur. Cümle donanmayı bu inşâ eder, cümle tevâbi‘leri ve hurde hurde kadırgacıkları kızaklar üzre tezyîn edüp şâdumânlar ederek ubûr ederler kim gâyet müzeyyen alaydır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
, kârhânesi Arslanhâne'dedir. Neferâtları 55, bunlar dahi kürkcübaşı pars ve şak …
Esnâf-ı parsçıbaşı: Ağa bir, kârhânesi Arslanhâne'dedir. Neferâtları 55, bunlar dahi kürkcübaşı pars ve şak postu sâhibi olmağile pâdişâhın cümle parsların altun ve gümüş zencîrler ile keşân-ber-keşân serâser çullar ile ellerinde hezârân asâlar ile "Alamadı parsım, göremedi parsım" deyüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmlı ma‘mûr müselmân ve Yarmeni köyüdür. Bunda Alî
Ağa bir
ziyâfet-i azîm edüp on at ve on kîse ve on katar deve beş katar katır verdi. An …
Menzil-i Tercânlı Alî Ağa Köyü: Tercân ovasında üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmlı ma‘mûr müselmân ve Yarmeni köyüdür. Bunda Alî Ağa bir ziyâfet-i azîm edüp on at ve on kîse ve on katar deve beş katar katır verdi. Andan yine Tercân ovası içre 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a ·
metinde göster ·
… ere tarralar urulup cümle asker ceng-i azîm olan mahallere varmayup Şâmlı Osmân
Ağa bir
koldan ve Delibaşı bir koldan ve Üsküdar cenginde Gürcî Nebî ile firâr eden Çom …
Der-akab paşa-yı re’y [u] tedbîr cümle askeri piyâde edüp cengi harbîlere tarralar urulup cümle asker ceng-i azîm olan mahallere varmayup Şâmlı Osmân Ağa bir koldan ve Delibaşı bir koldan ve Üsküdar cenginde Gürcî Nebî ile firâr eden Çomar Bölükbaşı bir koldan ve dörd yüz iç ağaları leb-i deryâdaki yalçın kayalardan ve'l-hâsıl on yedi yerden alarka dağlar içinden girüp tâ mahall-i cenge vardıkda bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurunca cümle Dürüzî ve Timânîler sadâ-yı Allah Allah'ı istimâ‘ edince akılları başlarından gidüp mukaddemâ giceden pusuda basılan 39a bayraklar altında inhizâma yüz dutan guzât-ı Müslimîn tâze cân bulup iki asker meyânında Dürüzî-i bî-dînleri meydân-ı muhabbetde kalup mısrâ "Neresi yâ neresi, cây-ı selâmet neresi" mazmûnınca bir cây-ı menâs bulmaya iktidârları olmayup kudurmuş kelb-i akûr gibi yedi buçuk sâ‘at germ-â-germ ceng savaş u perhâş oldu kim bu dağlardan Ma‘ânoğlu'ndan berü böyle bir ceng-i Murtezâ Alî olmamışdır. Âhir kimi kayalardan kendüyi deryâya atup gark kimi gark-ı ırk olup pâre pâre oldu. Kimi dendân-ı tîğ-i âteş-tâb ile kellesi galtân olup vakt-i asrda üç bin aded Cebrî, Kaderî ve Nusayrî ve Timânî bî-mezheb Mervânî şemşîr-i âteş-tâbdan geçüp ba‘de'l-asr Nakura Boğazı yüz bin âlâm-ı şedâyid-i renc-i anâ ile ubûr olunup vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b–39a ·
metinde göster ·
… endi eydür: "Sultânım, Erzurûm'ın on aydan sonra karı kalmayup Yavaşça Mehemmed
Ağa bir
hayli hayâlli tevâbi‘leriyle iki günde Deveboynu'nda ol kış ve kıyâmetde zemîne …
Hikâye-i Murtezâ Paşa : Molla Yahyâ'dan istimâ‘ edüp "Belî ol sene Deveboynu'nda azîm derd [u] belâlar çeküp Revân imdâdına yetişemediğimizden kızılbaş-ı evbâş-ı bed-mâ‘aş kallâş-ı rîş-tırâş Revân'ı aldı. Ammâ efendi! Yavaşça Mehemmed Ağa'nın Deveboynu'nda kar altına gömdüğü kemer ile iki bin altun niçe oldu?" deyince Yahyâ Efendi eydür: "Sultânım, Erzurûm'ın on aydan sonra karı kalmayup Yavaşça Mehemmed Ağa bir hayli hayâlli tevâbi‘leriyle iki günde Deveboynu'nda ol kış ve kıyâmetde zemîne altunu defn etdüğü yiri tecessüs ederek gökdeki buludu nişân koduğu ebr-i kebûdu görünce defn etdüğü yire varup görse on ay mukaddem duran bulut yine ber-karâr durup zemîni kazup eliyle kemeri on ay mukaddem zemîne niçe koduysa bî-küsûr altunları kemeriyle ile bulup Erzurûm'a geldi" deyü bu gûne bir yalan söyledi kim aklım gitdi. A‘yân-ı Haleb'den bir niçe âkıl u dânâ kelâm-ı örfiyye sâhibi kimesneler var idi. Anlar dahi tebessüm edüp rîş-hand etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52a ·
metinde göster ·
… altmış Şa‘bânu'l-mu‘azzamının sekizinci günü yevm-i Cum‘a idi, Hâsodabaşı Hasan
Ağa bir
bostâncı sandalıyla gelüp "Buyurun, sizi sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh hazretl …
İşbu bin altmış Şa‘bân'ının evvelki günü, pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Çemensoffa nâm kasr-ı Havernâk'da cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâf ile Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre {müşâvere-i umûr edüp} Bağdâd-ı behişt-âbâd hâkimi Nogay oğlu Arslan Paşa merhûm olup "Eyâlet-i Bağdâd'ı kime tevcîh eylesek?" deyü müşâvere-i cem‘-i vefîr etdükde ale'l-umûr a‘yân [u] kibâr ve Sadrıa‘zam Murâd Paşa "Pâdişâhım, Melek Ahmed Paşa lalan henüz Bağdâd'dan gelmişdir ve Bağdâd'ın ahvâlin yahşı bilmişdir ve Acem ile yahşı geçinmişdir, ana ihsân eyleniz" dedikde "Tiz Melek Ahmed Paşa lalam gelsin" deyince Melek Ahmed Paşa huzûr-ı pâdişâhîye gelüp şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup hemân pâdişâh-ı Cem-cenâb eydür: "Melek Lala! Sana yine eyâlet-i Bağdâd'ı ihsân eyledim!" dedikde "Pâdişâhım kabûl etdim. Ammâ yeniçerilerin re‘âyâya zulm [u] ta‘addîleri hadden efzûn olup yeniçeri ağası, Bağdâd vezîrleri üzre takallüb etmişlerdir. Anların on aded zulmleri ref‘ olunmak içün hatt-ı şerîf ihsân eyle!" deyüp üç kise altın harc-ı râh ve elli zırh ve tüfenk ve elli katar deve ve elli katar katır ve bir cedîd otağ-ı nüh-tâk-i kâr-ı Irâk serâperde-i sultânî ile 96a serdârlık hatt-ı şerîfiyle bir hil‘at-ı fâhire ihsân edüp hemân dest-bûs-ı pâdişâhî edüp niçe va‘z u nasîhatdan sonra paşa, pâdişâh ile ve cümle vüzerâ ve a‘yân ile vedâlaşup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nden kayıklara süvâr olup Bismillah ile Bağdâd'a gitmeğe şehr-i Üsküdar'a ubûr olunup sarâyda meks olunup Kaya Sultân dahi göç edüp geldi. Hakîr ol gün Bağdâd'a gitmek içün Melek Ahmed Paşa efendimize intisâb edüp mü’ezzinbaşılığı ve musâhibliği hizmetinde olup Kudde Kethüdâ müsellim ve Zühdî Efendi Düceylân hâkimi olup hakîre Rûm nâhiye hâsı ihsân olunup ulaklığile hakîr Bağdâd'a gitmeğe karâr verüp tedâriklerimiz görmeğe şurû‘ edüp âmâde iken: Hikmet-i Hudâ bin altmış Şa‘bânu'l-mu‘azzamının sekizinci günü yevm-i Cum‘a idi, Hâsodabaşı Hasan Ağa bir bostâncı sandalıyla gelüp "Buyurun, sizi sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri ister!" dedikde paşa-yı melek-haslet eydür: "Ağa hayr mıdır?" dedikde Ağa: "Hayr, hayr. Müjdesi bizimdir!" dedükde paşa ile ikisi bir kayığa süvâr olup Sarâyburnu'na doğru rûy-ı deryâdan cereyân ederken Sarâyburnı'nda Sinân Paşa köşkünden bir kayık dahi avanta edüp gelmede; bizler varmada. Vasat-ı deryâda paşaya mülâkât oldukda meğer Dârüssa‘âde ağası (---) Ağa gelüp paşaya "Mübârek-bâd hayrdır!", dedi. Ammâ gayrı kelâm demeyüp Sarâyburnı'na vardıkda bostâncıbaşı ve gayri a‘yân-ı hâs-ı harem cümle paşaya istikbâle çıkup paşayı Hâsbâğçe'de Çemensoffa nâm mahalle götürüp cümle erbâb-ı dîvân ve yedi kubbe vezîri ve kadı‘askereyn ve şeyhülislâm ve gayrı a‘yân [u] kibâr ve musâhibîn ü mukarribîn anda mevcûd olup paşaya cümle i‘zâz [u] ikrâm-ı tâm etdiklerinden hakîr nakş aldum ve cânib-i erba‘aya nazar etdim. Anda Vezîria‘zam Murâd Paşa hâzır değil idi. Anı gördük sa‘âdetlü pâdişâh gelüp cümleye selâm verüp taht-ı âlîsinde karâr edüp "Melek lalam, yolun yakîn olup Bağdâd'a gitmeden halâs oldun. Sana mühr-i şerîfim ihsân edüp kabûl edesin. Vallahi böyledir kim bir ferdin ilkâsıyla ve bir merdin iltimâsıyla değil. Hâssaten kendü karîhamdan sana mührüm verüp vekîl-i mutlak etdim" derken Vezîr-i â‘zam Murâd Paşa'dan mührü alup dest-i şerîfiyle sa‘âdetlü pâdişâh mührü Melek Ahmed Paşa'ya verdi. Hemân Melek Paşa zemîn-bûs edüp eydür "Pâdişâhım! Nutk-ı dürerbârın kabûl olmak içün mührü aldım, kabûl etdim. Ammâ benim işime enderûn [u] bîrûndan bir kimesne mâni‘ olmayup kimesne bir habbelik şey ricâ edüp umûr-ı müslimîne bir ferd-i âferîde karışmasın ve benim arz [u] telhîsim olmadan bir iş olmasın. Ve hazîneden bin kise karz ihsân etdiniz. Bir azîm donanma çıkarup Venedik küffârından bir intikâm alup cezîre-i Girid'e mührile gidüp Kandiye'i feth edelim. Ümîddir kim pâdişâhıma hayr du‘â olup dîn-i mübîn gayretine niçe işler görüp yüz akları edelim" deyince pâdişâh eydür: "İşte Murâd Paşa lalamda bin kisem var, anı tahsîl edüp donanma mühimmâtına sarf eyle" deyince paşa eydür: "Pâdişâhım, ol bin kiseyi Murâd Paşa lalan kendü levâzımâtına mı sarf etti, yohsa dîn-i mübîn içün mi sarf etdi. Ol bin kiseyi ben pâdişâhıma vereyim. Murâd Paşa lalana Budin eyâletin ihsân eyle!" deyü ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Murâd Paşa'ya Budin in‘âm olunup Murâd Paşa tâze cân bulup bin kîse deynden halâs olup Budin sâhibi olup paşanın murâd [u] merâmı üzre cümle ricâları kabûl olunup paşanın bir işine kimesne mâni‘ olup ricâ etmemeleri içün yemîn billah ve kasem tallah edüp (edüp) Fâtiha tilâvet olunup paşa pâdişâhın destin bûs edüp iki semmûr hil‘at-i fâhire, biri biri üzre giyüp zemîn-bûs edüp alay-ı azîm ile sarâyına dâhil olup sarâyının atabe-i süflîsinde yüz aded kurbânlar kesilüp ibtidâ eyâlet-i Bağdâd'ı Şâtır Hüseyin Paşa'ya ihsân edüp cemî‘i eyâletlere kapucıbaşıları mukarrernâmeler götürüp hakîr dahi Kıbrıs eyâleti mukerreriyçün (---) Paşa kapu kethüdâsından on üç kîse alup hizmet-i vezîrde olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b–96a ·
metinde göster ·
… nefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş
Ağa bir
galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… firâr edüp katline varanlar Hasan Ağa'yı bulmayup hâ’ib ü hâsir geldiler. Hasan
Ağa bir
günde ılgar ile dağlardan İzmid'e varup ne kadar ulûfeye gelir sipâh var ise ge …
İbtiden ibtidâ sebeb-i azli oldur kim Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağâ, Sultân İbrâhîm Hân asrında Kara Haydaroğlu nâm harâmîyi ele getirüp kayd-bend ile cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsında gazâ-yı Mehemmed Hân'dır kim ol harâmîyi Parmakkapu'da be-dest-i Hasan Ağa, salb edüp Anadolu memleketleri şûr-ı şerrinden emîn olup bu hizmeti mukâbelesinde hatt-ı şerîfler ile Kara Hasan Ağa'ya Türkmân ağalığı mü’ebbed kayd-ı hayât ile sadaka olunup her sene berât-ı pâdişâhîsin tecdîd edüp kalemiyyesin hazîne-i pâdişâhîye teslîm edüp keyfe mâ-yeşâ mutasarrıf olurdu. Tâ Melek Ahmed Paşa efendimiz vezâretine gelince mutasarrıf olup yetmiş kise kalemiyyesin edâ edüp tecdîd-i berât {idüp} Melek Ahmed Paşa efendimizle vedâlaşup Üsküdar'a gidüp asker cem‘ edüp Türkmân ağalığı hizmetine gitmek sadedinde iken Yeniçeri ocağından Bektâş Ağa ve Kara Yeniçeri ağası ve Çelebi Kul kethüdâsı ve Paşa kethüdâsı Kudde Kethüdâ cümle ale'l-ittifâk Hasan Ağa'dan Türkmân ağalığın alup mevâcib mahallidir, deyü yüz kisesin alup Türkmân ağalığın Ak Alî Ağa'ya verdiler. Hemân Abaza Hasan Ağa, Üsküdar'dan üç yüz aded câna başa kalmaz kafadâr yiğitler ile Ahûrkapu'ya gelüp yüz aded yiğit kayıklar başında koyup kendisi yüz aded âriyetî atlılar ile Paşa sarâyına gelirken hakîr Kudde Kethüdâ ve Mektûbcu Ramazân Efendi ve Mektûbcı halîfesi Behcetî Efendi bir yerde hâzır idi. Abaza Hasan Ağa geldi", dediklerinde sarây içre bir gulgule olup Kudde Mehemmed Kethüdâ'nın aklı gidüp Kara Hasan Ağa doğru paşanın yanına varup kararup bozarup eydür: "Bak a sultânım, efendiciğim! Benim yetmiş kise kalemiyyemi alup bu kadar masrûf çeküp ve bu kadar zamândan berü hatt-ı şerîf ile Türkmân ağalığı benim ola. Lâyık mıdır kim beni böyle hor, hakîr, bed-nâm edesiz. Aşîret gayreti yok mu?" deyü bükâ-âlûd olunca Paşa eyitdi: "Hasan Ağa! Bu sene eyle olur. Çok yerden ricâ etdiler. Senin yetmiş kisen yerine şimdi yüz kise verelim. Bu sene sabr eyle" dedi. Hasan Ağa: "Ben bilirim, kabâhat kimdedir" deyü taşra çıkup gitdi. Hemân Kudde Kethüdâ'yı taşrada görünce "Bak a Kudde! Hak Te‘âlâ Hasan'ın cânın almasın, ben sana bunu korsam!" diyince Kudde Kethüdâ "Ey Kara Hasan! Her kansı taş katıdır, başını ana ur galan!" deyü Diyârbekir ıstılâhıyla niçe gûne elfâz-ı zebân-dırâzlar edince hemân Hasan Ağa dal-hançer olup Kudde Kethüdâ'yı yakasından altına alup katl edecek mahalde cümle huzzâr-ı meclis Hasan Ağa'nın üzerine üşüp Kudde Kethüdâ'yı halâs edüp Kudde, paşaya girüp feryâd edince Hasan Ağa gitdi. "Kudde, senin çirkün necâseti benim fülânıma olsun, sana bunu kosam!" deyüp nerdübândan aşağı enüp atına süvâr olup bî-bâk u bî-pervâ şitâb ile Ahûrkapu'da kayıklara yetişüp derhâl Üsküdar'a 99a ubûr edüp cümle hânlarda olan sipâhiyi başına cem‘ eyledüği saltanat tarafına mün‘akis olup der-akab Bektâş Ağa ve Yeniçeri ağası ve Çelebi Kethüdâ ve Kudde kethüdâ tahrîkiyle paşaya gelüp "Zorbadır ve aşkıyâdır ve menba’u'l-fesâd bir vâcibü'l-katldir. Elbette bu ayda Hasan Ağa'yı katl edersin. Yoksa ne sen, ne biz ve ne pâdişâh ve ne şehr-i Üsküdar kalır" deyü Hasan Ağa katliyçün Paşaya ibrâm [u] ilhâha teklîf-i mâlâ-yutâk etdiler. Hâh-nâ-hâh Hasan Ağa katline emr-i şerîf alup Küçük Tezkireci Zühdî Efendi ve silâhdâr ve sipâh bölük ağaları hâzır olurken Hasan Ağa'nın bir yâr-ı sâdıkı Üsküdar'a haber uçurup Hasan Ağa ol ân firâr eder. Bu haber iftirâsın hakîre isnâd etdiler ammâ alîmallah ve şehîdallah ve kefâ-billah şehîden Muhammeden Resûlallah aslâ ve kat‘â rûhumuzun haberi yok idi. Haber eden yine vâlidemiz aşîretinden paşanın haftâncıbaşısı Abaza Parmaksız Sefer Ağa var idi, ol haber gönderüp Hasan Ağa firâr edüp katline varanlar Hasan Ağa'yı bulmayup hâ’ib ü hâsir geldiler. Hasan Ağa bir günde ılgar ile dağlardan İzmid'e varup ne kadar ulûfeye gelir sipâh var ise gerü döndürüp bin atlı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 98b–99a ·
metinde göster ·
… kulle-i bâlâ binâ edüp haydud [u] harâmî şerrinden emîn oldu. Ve Tatar Süleymân
Ağa bir
hân binâ edüp karyesi dahi ziyâde imâr oldu. Bu beledîn dağlarında olan gûnâ-gû …
Menzil-i karye-i Sasalar: Gâzî Hudâvendigâr'ın Sasa Koca nâm bir yarar-ı benâm anda ibtidâ mesken edinmeğile karye-i Sasa derler. İki yüz hâne-i müslim ve gayrimüslim hâneleri vardır. Hatta Boşnak İshâk Ağa bunda sâkin olmağıla çâr-kûşe bir kulle-i bâlâ binâ edüp haydud [u] harâmî şerrinden emîn oldu. Ve Tatar Süleymân Ağa bir hân binâ edüp karyesi dahi ziyâde imâr oldu. Bu beledîn dağlarında olan gûnâ-gûn giyâhât [u] nebâtât, haşâyişât envâ‘ının kesretinden ve gül-i gülistân ezheriyyâtının vefretinden bu karyede ol kadar hâs ve beyâz asel-i musaffâ olur kim Hudâ âlimdir beyâz dülbendden fark olunmaz ve tenâvül edene aslâ ve kat‘â harâret vermeyüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Hakkâ ki sûre-i (---)Arapça âyeti bu engübîn hakkında nâzil olmuşdur. Bu karye câmi‘inin imâmı Alî Efendi yetmiş sene sâ’imü'd-dehr sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme bir kimesnedir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ …
Karye-i Ormanlı: Sofya sahrâsında müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var. Bu mahalde cümle Sofya şehrinin a‘yân [u] eşrâfları paşaya hedâyâlarıyla istikbâle çıkup Müsellim Erganeli Ahmed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gün eyalet-i Rûmeli olan taht-ı vüzerâ şehr-i Sofya-i sedd-i imân olan şehr-i azîme duhûl ederken azamet-i Hudâ pîr u cüvân ve bây [u] gedâ şâhrâh üzre el açup du‘â vü senâ edenin ve kurbânlar kesenin hadd [u] pâyânı yok idi. Zîrâ selefimiz Siyâvuş Paşa mühürden ma‘zul olup mâl [u] erzâkın mîrîye kabz edüp Sofya şehrine uryân geldikde sehel zulm [u] ta‘addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa, dîvânhâne-i âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘tenim olup müsellime bir semmûr ve sâ’ir erbâb-ı dîvâna kânûnları üzre gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler giydirilüp tablhânelere darblar urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ ile herkes şâdumân olup "Hamd-i Hudâ Melek vezîri gördük", deyü mesrûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… t bulurken Kaya Sultân tarafından bir baltacı ve kapu kethüdâsı Hazînedâr Ahmed
Ağa bir
Frenk hekîm ile gelüp Kaya Sultân'ın gönderdiği esbâbları paşa giyüp gayrı hücr …
Ba‘dehû paşa yine hâbdan bîdâr olup Hazînedâr Sakallı İmâm Mehemmed Efendi'ye eyitdi: "Yetmiş gündür ben açım ve bir nân-pâreye muhtâcım. Bana bir kifâf-ı rûh" deyüp bir nân-pâre ile piliç çobrası ve bir kâse şerbet tenâvül edüp bi-emri Hayy [u] Kadîr paşa ol ân hayâtda olup ol ân hazînesinden yedi bin altın çıkarıp bin altun iç ağalarına ve bin altun taşra kapucubaşılara ve bin altun vâcibü'r-ri‘âyâlara ve bin altun müteferrikagânına ve bin altun deli ve gönüllülere ve bin altun aşçılara ve çâşnigîrler ve kilârcılar ve akkâm ve sayis meş‘alcilere ve bin altun şehr-i Sofya'nın garîb u gurebâsına verüp hakîre mahsûs üç yüz altun ve bir semmûr kendünün âbdest kürkün ihsân eyleyüp günden güne bi-emri Hudâ ifâkat bulurken Kaya Sultân tarafından bir baltacı ve kapu kethüdâsı Hazînedâr Ahmed Ağa bir Frenk hekîm ile gelüp Kaya Sultân'ın gönderdiği esbâbları paşa giyüp gayrı hücreye ve gayri câme-i hâba nakl etdirüp hekîm paşaya mu‘âleceye şurû‘ etmeğe başladı. Ammâ paşa dahi serâsîme idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145a ·
metinde göster ·
… b⟧ Van'da bir zelzele-i azîm oldukda minâresi münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer
Ağa bir
musanna‘ minâre etmişdir kim minârenin alemi vakt-i zuhra dek ebr-i kebûtlar iç …
Câmi‘-i Vang: Ta Hazret-i Dâvûd asrında binâ olunmuş ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Ba‘dehû Hazret-i Ebâbekir elçilik ile geldikde mescid oldu ve niçe yüz mülûk-ı divelde câmi‘ olup âhir sene 940 târîhinde Süleymân Hân ta‘mîr ü tevsî‘ edüp Süleymân Hân câmi‘i derler. Bir kapulu hayli vâsi‘ câmi‘dir ve bir minâresi vardır. Hatta 256b Van'da bir zelzele-i azîm oldukda minâresi münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa bir musanna‘ minâre etmişdir kim minârenin alemi vakt-i zuhra dek ebr-i kebûtlar içre görünmezdir. Bu İçkal‘ada bundan gayrı câmi‘ yokdur. Cümle pencereleri aşağı şehre ve Edremit sahrâsındaki bâğ u bâğçelere nâzırdır. Andan sonra binâ olunan aşağı kal‘ada,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a–256b ·
metinde göster ·
… imâr edüp nehr-i Şatt'dan Düceyle arkı girdiği mahalle Murtezâ Paşa Ağası Bekir
Ağa bir
câmi‘ ve medrese ve hân u hammâm ve birkaç aded dükkân ve bir mekteb-i sıbyân i …
Menzil-i kasaba-i Düceyle-i cedîd ya‘nî şehr-i kadîm Sümeyke: Şehr-i kebîr iken mürûr-ı eyyâm ile harâb olup Kör Hudâbende Şâh tur‘asın harâb etdi. Hâlâ Murtezâ Paşa imâr edüp nehr-i Şatt'dan Düceyle arkı girdiği mahalle Murtezâ Paşa Ağası Bekir Ağa bir câmi‘ ve medrese ve hân u hammâm ve birkaç aded dükkân ve bir mekteb-i sıbyân inşâ edüp yedi yüz mikdârı hâneler ile günden güne imâr olmadadır. 408a Sene 1065 târîhinde Murtezâ Paşa'nın yüz bin guruş sarf edüp açdığı Düceylân arkı budur kim hâlâ üç yüz pâre kasabât misilli ma‘mûr u âbâdân kendlerdir ve beş yüz atlı ile iner ve biner hoş-âmed ağası hâkimi vardır. Hâlâ bu Düceylân hükûmetinden bin kise mâl hâsıl olup Âsitâne'ye üç yüz kise irsâliye gidüp mâ‘adâsı paşaya ve kulun mevâciblerine kalır. A‘lâ vü zîbâ hükûmet olduğu bâlâda evsâf-ı Düceylân ile tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b–408a ·
metinde göster ·
… ydar Kethüdâ ile yek-dil [ü] yek-cihet olup ‘Sen Melek Ahmed Paşa ile ey Haydar
Ağa bir
ol, Van askeriyle bu şehre gelsin, men hân askeri içre bir vefk bırağam, hânın …
Hân eyitdi, "Evliyâm, ol kâfir-i bed-hûy-ı bî-dîn ve cefâ-hûy menim bu kadar zamândan berü çöreğim yeyüp elimden cam cam avşula şerbetlerim çekerken nân u nemek ve lavaşa ekmek hakkın gözetmeyüp Haydar Kethüdâ ile yek-dil [ü] yek-cihet olup ‘Sen Melek Ahmed Paşa ile ey Haydar Ağa bir ol, Van askeriyle bu şehre gelsin, men hân askeri içre bir vefk bırağam, hânın askeri târumâr olsun ve Melek Paşa askeri içre bir tılsım bırağam, mansûr u muzaffer olup hânı katl etsinler, oğlunun biri hân olsun. Sen ki Haydar-ı Kerrâr'sın mü’ebbed kethüdâ olup men kadı-ı Bitlis olam’ deyüp hakîkatü'l-hâl ben Melek ile ceng ederken eyle edüp menim askerim ol ânda mûr u mâr gibi târumâr olup ben dahi Mudiki dağlarına firâr etdim. Hamd-i Hudâ sıhhatle tahtıma gelüp mel‘ûnı Altıkulac'ın teberiyle katl etdirdim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… bunda olsa çâsârdan korkmadan size Helil Gabor'u krallığa verirlerdi" deyü Ömer
Ağa bir
kâfirden istimâ‘ etdiği üzre Hüseyin Paşa'ya böyle nakl etdikde hemân Hüseyin P …
Ömer Ağa eydir: "Bana kal‘ada bir kapdan dedi kim Helil Gabor bunda yokdur, İsfaç pâdişâhına gitdi. Size Helil Gabor'dur deyü gayri kralzâde gösterdiler, ammâ Helil Gabor bunda olsa çâsârdan korkmadan size Helil Gabor'u krallığa verirlerdi" deyü Ömer Ağa bir kâfirden istimâ‘ etdiği üzre Hüseyin Paşa'ya böyle nakl etdikde hemân Hüseyin Paşa yine Kaşa kal‘asına tekrâr bizi gönderüp gayri kralzâde taleb etdikde hemân mezkûr Korlad Kaşa Ban kenîsesinin baş papası eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… i ve Ali Beğ câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve hâlâ Beğ kethudâsı Mehemmed
Ağa bir
nev binâ bir câmi‘-i zîbâ etmiş kim gûyâ kasr-ı huld-i berîndir.
Ve cümle on sekiz aded mihrâbdır. Evvelâ beşi cum‘adır, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Cümleden mükellef ü mükemmel Mihaloğlu Süleymân Beşe câmi‘i ve Ali Beğ câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve hâlâ Beğ kethudâsı Mehemmed Ağa bir nev binâ bir câmi‘-i zîbâ etmiş kim gûyâ kasr-ı huld-i berîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… -seyri dahi Sultân Süleymân Hân'ın fermânıyla Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân
Ağa bir
kantara-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ kavs-ı kuzah gibi kehkeşân-âsâ semâya kad …
Sene (---) târîhinde bu cisr-i vâcibü's-seyri dahi Sultân Süleymân Hân'ın fermânıyla Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân Ağa bir kantara-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ kavs-ı kuzah gibi kehkeşân-âsâ semâya kad-keşân olup bir kayadan bir kayaya bir tâk etmişdir kim gûyâ Bağdâd-ı behişt-âbâdda tâk-ı Kisrâ'dır. Şehr-i Mostar'ın tâ vasatından cereyân eden nehr-i Neretva üzre bu püll-i ibret-âsâr binâ olunup iki başı kal‘a olmak ile şehrin bir tarafından bir tarafına bu sırâtdan gayri yerden ubûr olunmak bir vech ile mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
sâ‘atde seyr-i temâşâ ederken kal‘a neferâtlarından üç yüz aded pür-silâh refîk …
Bu kal‘a-i Sedd-i İskender'i Haseki Ağa bir sâ‘atde seyr-i temâşâ ederken kal‘a neferâtlarından üç yüz aded pür-silâh refîkler âmâde olup dizdâr ağanın ta‘âmın tenâvül edüp bu kal‘ada yatmadan yine cânib-i şarka bir sâ‘atden eksikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11b ·
metinde göster ·
… balyemez top düşüp Yeniçeri Ağası Muharrem Paşa ve Sadrıa‘zam kethudâsı İbrâhîm
Ağa bir
kîse kırmızı kızılğa altunu gâzîlere bezl edüp hâh nâ-hâh ibrâm-ı mâlâ-yutâk il …
Ve bu nehri asâkir-i İslâm ubûr ederken bu nehre bir balyemez top düşüp Yeniçeri Ağası Muharrem Paşa ve Sadrıa‘zam kethudâsı İbrâhîm Ağa bir kîse kırmızı kızılğa altunu gâzîlere bezl edüp hâh nâ-hâh ibrâm-ı mâlâ-yutâk ile mezkûr topu batak içinden çıkarup karşu tarafa geçirüp bu nehr üzre fi'l-hâl yedi yerde dıraht-ı tavîller üzre cisr-i kavîler binâ edüp cümle guzât-ı müslimîn ubûr ederlerken İbrâhîm Kethudâ'ya hayr du‘âlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
… d Paşa Budin'den ve Ustolni-Belgrad'dan on bin askerle Lala Paşa kethudâsı Abdi
Ağa bir
gün bir gecede ale'l-gafle Papa kal‘asın basup Fransa küffârı kal‘ayı açup cüml …
Hemân Lala Mehemmed Paşa Budin'den ve Ustolni-Belgrad'dan on bin askerle Lala Paşa kethudâsı Abdi Ağa bir gün bir gecede ale'l-gafle Papa kal‘asın basup Fransa küffârı kal‘ayı açup cümle asker-i İslâm kal‘aya duhûl edince hemân Fransa küffârı fürce bulup Macar'ı ve Nemse küffârın kılıçdan geçirüp Papa kal‘ası bu takrîb ile dest-i İslâma girüp üç bin kadar Fransa Papa kal‘amızda nefer kalup sâ’ir asâkir-i İslâm ile hüsn-i ülfet ederlerken hemân Nemse çâsârı altı aydan Papa kal‘asın tabur-ı azîm ile muhâsara edüp kâmil bir ay ceng-i cidâl eyleyerek durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
çârsû hammâmı inşâ etmeğe ta‘ahhüd edüp çârsû içre zemînin dahi görüp tedârik e …
Ve cümle iki aded hân-ı tüccârânı vardır. Bunlar dahi kârgîr binâ olup gûyâ bezzâzistân gibi her kumâş kâlây vâlây mevcûddur. Ammâ çârsû hammâmı yokdur. Lâkin "Sarây hammâmları kırkdan ziyâdedir" deyü nakl etdiler, ammâ Harîs- 363b -zâde Ağa bir çârsû hammâmı inşâ etmeğe ta‘ahhüd edüp çârsû içre zemînin dahi görüp tedârik eyledi. Hudâ itmâmın müyesser ede. Lâkin bu şehrin a‘yân-ı kibâr hammâmlarına akrabâ ve ta‘allukâtlar girüp çârsû hammâmına ihtiyâcları olmadığından çârsû hammâmı yapmağa bir kimesne sa‘y etmemişlerdir, ammâ ankâ ve bâzergân ve mün‘im hânedân sâhibi âdemleri vardır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olup halkı gâyet garîb-dostlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363a–363b ·
metinde göster ·
… r [ü] termîmine me’mûr olup bu Lindos kal‘asının aşağı varoşunda mezkûr İsmâ‘îl
Ağa bir
hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir ferde nasîb olmadı.
Ve hân u hammâm ve bedestânı yokdur, ancak otuz yedi kefere dükkânları vardır. Balık ve havyar ve peynir ve soğan ve sarmısak [ve] etmek ve et bey‘ olunur. Ammâ meyhâneleri çokdur, her ev birer meyhânedir ve şarâbı memdûhdur. Ve her eşyâ bulunur, lâkin yine Rodos'a muhtâclardır. Ve bu varoşda hünkâr kapucıbaşılarından Papas kapucıbaşı ki millet-i Mesîhiyye üzre bıtrîk iken Sultân İbrâhîm Hân huzûrunda İslâm ile müşerref olup Kâsımpaşa'da Piyale Paşa merhûmun ehlin alup başkapucıbaşılık sadaka olunup fermân-ı şehriyârî ile Rodos kal‘alarının ta‘mîr [ü] termîmine me’mûr olup bu Lindos kal‘asının aşağı varoşunda mezkûr İsmâ‘îl Ağa bir hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir ferde nasîb olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
… den kul kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş
Ağa bir
remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu ka …
Ve şâm'da geri kalan huccâc-ı müslimînden kul kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl [ü] erzâkdan ayrılup ve niçe huccâc sovukdan helâk olup yetmiş bin renc [ü] anâ çekerek salt cânların halâs edüp ordu-yı İslâma dâhil oldular. Ammâ bir meks edecek cây-ı râhat yok. Âhir paşa bunları otağına aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu maha …
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
… sla nâzil olup yedi gün dahi hasta kaldım. Ba‘dehu ifâkat bulup Dizdâr Mehemmed
Ağa bir
at ve bir kat esbâb ve sâ’ir a‘yân-ı devlet ikrâmlar edüp tatyîb-i hâtırım ile …
Hikmet-i Hudâ, bir gece hâb-âlûd iken ihtilâm şeklinde bir şey vâki‘ oluyor, ammâ belimin ağrısından hâbdan bîdâr olup câmehâb üzre tururken belim boşanup kızıl kan ve irin ve nefis bir sâ‘at cereyân edüp vasla vasla nâzil olup yedi gün dahi hasta kaldım. Ba‘dehu ifâkat bulup Dizdâr Mehemmed Ağa bir at ve bir kat esbâb ve sâ’ir a‘yân-ı devlet ikrâmlar edüp tatyîb-i hâtırım ile mukayyed olup bize bir hizmetkâr verüp bir hayli âdem ile bizi Hilevne sahrâsında Tekeli Paşa'ya vâsıl olup tâze cân bulduk. Ammâ dostlarımızdan kimse bulmadık, cümle dest-i küffârda şehîd olmuşlar. Küffâr kal‘a-i Kilis'i almışlar ve içindeki askerin kırmışlar. Lâkin Tekeli Paşa nefîr-i âm edüp ahâlî-i vilâyet ile vilâyeti muhâfazaya başladı. Hakîr varup kendüye buluşdum. Bir at ve bir kat esvâb ihsân etdi. Âşinâlık ezelî idi, bizim Melek Ahmed Paşa'nın kayın babası ve Kaya Sultân validesin dutardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y124b ·
metinde göster ·
sebîlhâne-i cedîd inşâ etdi, on bin râviye su alır. Ve eyle münakkaş u müzeyyen …
Ammâ asrımızda Dârü's-sa‘âde ağalığından ma‘zûl Abbâs Ağa bir sebîlhâne-i cedîd inşâ etdi, on bin râviye su alır. Ve eyle münakkaş u müzeyyen sebîlhâne oldu kim gûyâ nigârhâne-i nakş-ı Çîn'dir. Üstünde bir mekteb-i sıbyân dahi inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
Ve paşa hizmetindeyiz, deyü darbhâne huddâmlarından emîn
ağa bir
ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır ağa bir ve veznedâr ağa bir ve …
Ve paşa hizmetindeyiz, deyü darbhâne huddâmlarından emîn ağa bir ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır ağa bir ve veznedâr ağa bir ve kehlebür(?) kırk ve haddekeş on beş ve dollâbkeş on ve sübkekeş(?) yigirmi ve kalcı yigirmi ve furuncu beş ve yassıcı on ve sayıcı on ve sikkeciler on ve mîzâncılar on ve kurûscular on ve cilâcılar on ve körükkeşânlar on ve gümüş arayıcı simsârlar on ve oduncular on ve sarrâfbaşı bir ve sarrâflar on, bu cümle beş yüz âdemdir bu darbhâne huddâmları muhtesibe bir şey vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
… ne huddâmlarından emîn ağa bir ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır
ağa bir
ve veznedâr ağa bir ve kehlebür(?) kırk ve haddekeş on beş ve dollâbkeş on ve s …
Ve paşa hizmetindeyiz, deyü darbhâne huddâmlarından emîn ağa bir ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır ağa bir ve veznedâr ağa bir ve kehlebür(?) kırk ve haddekeş on beş ve dollâbkeş on ve sübkekeş(?) yigirmi ve kalcı yigirmi ve furuncu beş ve yassıcı on ve sayıcı on ve sikkeciler on ve mîzâncılar on ve kurûscular on ve cilâcılar on ve körükkeşânlar on ve gümüş arayıcı simsârlar on ve oduncular on ve sarrâfbaşı bir ve sarrâflar on, bu cümle beş yüz âdemdir bu darbhâne huddâmları muhtesibe bir şey vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
… în ağa bir ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır ağa bir ve veznedâr
ağa bir
ve kehlebür(?) kırk ve haddekeş on beş ve dollâbkeş on ve sübkekeş(?) yigirmi v …
Ve paşa hizmetindeyiz, deyü darbhâne huddâmlarından emîn ağa bir ve sâhib-i ayâr bir ve sikkezânbaşı bir ve nâzır ağa bir ve veznedâr ağa bir ve kehlebür(?) kırk ve haddekeş on beş ve dollâbkeş on ve sübkekeş(?) yigirmi ve kalcı yigirmi ve furuncu beş ve yassıcı on ve sayıcı on ve sikkeciler on ve mîzâncılar on ve kurûscular on ve cilâcılar on ve körükkeşânlar on ve gümüş arayıcı simsârlar on ve oduncular on ve sarrâfbaşı bir ve sarrâflar on, bu cümle beş yüz âdemdir bu darbhâne huddâmları muhtesibe bir şey vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
Ve hâlâ Melik Eşref tur‘ası iskelesi dibinde Azebler Çorbacısı Ahmed
Ağa bir
cedîd küçük câmi‘ binâ ediyor. Ammâ gâyet mahallinde binâ olunup bir minâreli m …
Ve hâlâ Melik Eşref tur‘ası iskelesi dibinde Azebler Çorbacısı Ahmed Ağa bir cedîd küçük câmi‘ binâ ediyor. Ammâ gâyet mahallinde binâ olunup bir minâreli müferrah ve dilgüşâ câmi‘-i rûşen-i rûşenâ olmuş, henüz üstâd bennâ inşâ etmede idi, Allâhümme yessir itmâmehu bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306b ·
metinde göster ·
… z meş‘aleler ile Mısır'ı çerâğân edüp sûznâk segâh makâmiyle mehterbaşı İsmâ‘îl
Ağa bir
fasıl ederek Rûmeli Meydânında sehl karâr edüp velvele-ârâ bir fasıl etdükde cü …
Ve iki binden mütecâviz meş‘aleler ile Mısır'ı çerâğân edüp sûznâk segâh makâmiyle mehterbaşı İsmâ‘îl Ağa bir fasıl ederek Rûmeli Meydânında sehl karâr edüp velvele-ârâ bir fasıl etdükde cümle ahâlî-i Mısır hâbdan bîdâr olup bu fasılı istimâ‘ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·