… lup cümle enbiyâya ser-tâc-ı asfıyâ oldu. Ol tâcı, Ehl-i beyt-i Mustafâ-yı Âl-i
abâ
dahi geymişdir. Andan gayra müyesser olmamışdır. İlâ hâze'l-ân bu rû-yı arzda g …
Ammâ tâc geymenin kırk su’âli vardır, değme âşık-ı cân cevâb veremez. Ammâ netîce-i kelâm ibtidâ tâc geymek Âdem Safî'den kaldı ve yüz yigirmi dörd bin mürsel ve gayrı mürsel suhuf nâzil olmuş peygamberlere tâc-ı nübüvvet müyesser olmuşdur. Ammâ âhir zamân peygamberi Muhammedü'l-Mustafâ'ya leyle-i Mi‘râc'da bizzât Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle tâc-ı enbiyâ müyesser olup cümle enbiyâya ser-tâc-ı asfıyâ oldu. Ol tâcı, Ehl-i beyt-i Mustafâ-yı Âl-i abâ dahi geymişdir. Andan gayra müyesser olmamışdır. İlâ hâze'l-ân bu rû-yı arzda geyilen tâc-ı gûnâ-gûnlar ol tâcın bir misâlidir kim her kavm birer gûne tâc-ı kabâ geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
, sâdât-ı kirâm, evlâd-ı Resûlullâh: Aded on yedi bin, el-azametullâh bu tâ’ifen …
Evsâf-ı ırk-ı tâhir âl-i abâ, sâdât-ı kirâm, evlâd-ı Resûlullâh: Aded on yedi bin, el-azametullâh bu tâ’ifenin alay-ı azîmi destâr-ı evlâd-ı Resûlullâh ile nümâyân oldukda cümle teferrüc ehli "Allâhümme salli ala Muhammed" derler. Gûyâ bir nûr-ı ilâhî berk urup cümlesi esbâb-ı ihtişâmları ile esb-süvâr çifte çifte ubûr ederler. Pîrleri imâm Hasan ve imâm Hüseyin ve vâlideleri Fâtımatü'z-Zehrâ ve cedleri Hâtemü'l-enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ'dır. Kabr-i imâm Hasan (---) medfûndur. Ehli, sem verüp mesmûmen şehîd oldu, sene (---) ba‘de hicret-i nebeviyye'de. Kabr-i imâm Hüseyin, Yezîd cenginde Kûfe'de şehîd olup cesed-i şerîfi Bağdâd'a (---) konak karîb imâm Hüseyin'de bir âsitâne-i azîmde medfûndur ve ser-i sa‘âdetin Yezîd Şâm'dan Mısır'a gönderüp hâlâ Mısr-ı Kâhire içre Hân-ı Halîl kurbünde meşhed-i imâm Hüseyin'de bir kubbe-i âlî içinde ser-i sa‘âdetleri medfûndur. Bir câmi‘i var, cânib-i erba‘asındaki mermer amûdlar Ka‘be-i Şerîf hareminde binâ olmağile Ka‘be-i Şerîf'in siyâh örtüsün ol amûdlara kuşadup anda dikerler, ba‘dehu Ka‘be'ye götürürler. İmâm Hüseyin azîm âsitânedir. Cemî‘i ehl-i Mısır şeb [u] rûz ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… ibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde
abâ
ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnla …
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b–159a ·
metinde göster ·
Bu Hacı Nâsır dahi bir gemiye binüp rübbânlar buna
abâ
kebe verüp sarup sarmalayup ertesi gün Harkova'da Mustafâ Paşa'ya gelüp sergüze …
Bu Hacı Nâsır dahi bir gemiye binüp rübbânlar buna abâ kebe verüp sarup sarmalayup ertesi gün Harkova'da Mustafâ Paşa'ya gelüp sergüzeşt [u] serencâmın, hakîr'e nakl etdüği gibi anlara nakl edince cümle halkı hayret alup Hacı Nâsır'ın yüzülen derilerine ilâc ederler. Meğer Paşa'nın gözü önünde talduğı mahalden halâs olduğu mahalle gelince bir gün iki gece olup halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… arı cem‘ edüp Üsküb şehrinde cümlesine kırmızı abâdan omuzu yırtmaçlı muvahhidî
abâ
ve başına kırmızı keçeden hayâl-i zıl Karagöz'ü şep-külâhı gibi külâhlar ile İs …
Evsâf-ı tâ’ife-i değşirme-i gulâmân: Yedi senede bir yeniçeri ocağından yayabaşı cemâ‘atlerinden bir çorbacı Rûmeli diyârına beş altı yüz neferâtlarıyla çıkup her kurâ ve kasabâtlarda mahbûb ve yarar ve tüvânâ Bulkar ve Arnavud ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme oğlanı, kânûn-ı Orhân Gâzî ve ta‘lîm-i Hacı Bektaş-ı Velî ile bu kadar bin gulâmları cem‘ edüp Üsküb şehrinde cümlesine kırmızı abâdan omuzu yırtmaçlı muvahhidî abâ ve başına kırmızı keçeden hayâl-i zıl Karagöz'ü şep-külâhı gibi külâhlar ile İslâmbol'a gelüp cümlesin birer ocağa defter ile tevzî‘ edüp her ocakda ve hânedânlarda ilm-i kemâl [u] ma‘rifet tahsîl edüp ba‘dehu Türk üstüne yarımşar akçe ve yarım çuka yıllık ile acemî oğlanları yazup güzîdesin tophâne ve cebehâne ve bostâncı ocağına verirler, zîrâ ağır pâdişâh hidmetleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
Tekye-i Abdâl Murâd Sultân: Bursa'ya havâle çemenzâr ve hıyâbân-ı kûyâh, bir teferrücgâh [u] mesîregâh, âsitâne-i Âl-i Abâ, ya‘nî tekye-i Bektâşiyândır. Pâ-bürehne ve ser-bürehne, zeber-dest, tüvânâ, aşk-ı İlâhî ile ciğeri büryân, sînesi sûzân olmuş cânlar vardır kim teferrüce varan cânlara dil u cân ile rû-mâlîde edüp hizmet ederler. Bu tekyeyi Orhân Gâzî binâ etmişdir. Binden mütecâviz sahan ve tencere ve kazgân-ı bakır âvânî vakfı vardır. Cümle 226a ehl-i ziyâret anda sohbet edüp ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 225b–226a ·
metinde göster ·
… garîbü'd-diyâr âdemleri vardır. Çuka ve akmişe-i fâhire giyer a‘yânları var. Ve
abâ
ve kaba-pûş sulehâ-yı ümmetden merd-i Hudâ kimesneleri vardır. Ve bu şehrin cân …
Âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve halkı gerçi Etrâk'dır ammâ muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemleri vardır. Çuka ve akmişe-i fâhire giyer a‘yânları var. Ve abâ ve kaba-pûş sulehâ-yı ümmetden merd-i Hudâ kimesneleri vardır. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası bâğistân u gül-gülistân ve hadâyık [u] bûstân ve zürû‘-ı hubûbâtı firâvân şehr-i ganîmetdir. Hatta paşa efendimize bu şehir ahâlîsinden bin aded koyun ve yedi at ve üç yüz araba şa‘îr ve zahâyir makûlesi hedâyâ geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7a ·
metinde göster ·
, sultân-ı ebü'l-fukarâ, Hazret-i Toplu Baba, kuddise sırruhu'l-azîz, ve Selîm H …
Balkapanı kurbunda sâhib-i peşmîne ve Âl-i Abâ, sultân-ı ebü'l-fukarâ, Hazret-i Toplu Baba, kuddise sırruhu'l-azîz, ve Selîm Hân Arastası başında Eskici Baba ve Telli Baba, bir kabr-i şerîfde medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167a ·
metinde göster ·
vü ecdâdlarından istimâ‘ etdükleri edviye-i mücerrebler ile devâ eder hâzıkları …
Der-beyân-ı ulemâ-yı ebdân-ı hâzıkân: Gerçi Türkmanistân ve Kürdistân şehridir ammâ abâ vü ecdâdlarından istimâ‘ etdükleri edviye-i mücerrebler ile devâ eder hâzıkları var kim diyâr-ı Alman u Karaman'da eyle üstâd yokdur. Cümleden üstâd (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 194b ·
metinde göster ·
Cemî‘i tefâsirde nakil vardır kim bu âyet-i kerîme nâzil oldukda Âl-i
Abâ
husûsu vâki‘ olup şuyû‘ u şöhret bulmuşdur. Ve Pençe-i Âl-i Abâ'dan garaz Hazre …
Cemî‘i tefâsirde nakil vardır kim bu âyet-i kerîme nâzil oldukda Âl-i Abâ husûsu vâki‘ olup şuyû‘ u şöhret bulmuşdur. Ve Pençe-i Âl-i Abâ'dan garaz Hazret-i Levlâk Mustafâ mücevvedü'd-dâd-ı bâ-safâ ve Hazret-i Alî ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Hasan u Hüseyin mahsûs olmuşdur ve's-selâm..
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Ancak bu m …
Bâlâda Bağdâd ziyâretlerinde bu Âl-i Abâ hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Ancak bu mahalde bu kadarca ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
Bu mâdde-i kübrâyı ve Hazret-i Alî'nin kabr-i şerîfinden nûr zâhir olup Medîne-i münevvere'den dahi nûr tulû‘ etdüği kırk gün kırk gice sâbite olduğunu cemî‘i müverrihân-ı mü’minânların tahrîr etdiklerinden mâ‘adâ milel-i Nasârâ'dan Târîh-i Yunan-ı Yanvân'da ve Târîh-i Mıkdısî dahi yazmışdır. Ve kavm-i Latin'de ve târîh-i Kıbtî'de gâyet mufassal tahrîr etmişlerdir. Ammâ Fuzûlî-i Bağdâdî muhibb-i Hânedân-ı Âl-i Abâ olduğu haysiyetden dâğ-ı derûn hâsıl edüp Hadîkatü's-Sü‘adâ nâm kitâbında hâdise-i Kerbelâ'yı eyle tahrîr etmiş kim kırâat edenin zehresi çâk olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… an halâs olup Âl-i Emeviyyûn bu Mervân-ı Himâr'da inkırâz bulup devletleri Âl-i
Abâ
olan Âl-i Abbâsiyân'a nakl etdi.
Ehl-i Mısır u şâm, şûr-ı şerr-i Himâr'ın asvâtından halâs olup Âl-i Emeviyyûn bu Mervân-ı Himâr'da inkırâz bulup devletleri Âl-i Abâ olan Âl-i Abbâsiyân'a nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
ferrâce geyüp yassı baş ile gâyet mü’eddeb gezerler.
Ve âb [u] havâsının letâfetinden halkı ehl-i işret âdemler olup câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri olup halkı çuka ferrâceler geyüp cümle tüccârlardır ve fukarâları Tatar kalpağı geyüp vakt-i şitâda Kutmen kürkü ve Marzifon bezi kapama geyerler. Ekseriyyâ hatunları beyâz abâ ferrâce geyüp yassı baş ile gâyet mü’eddeb gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
ve kebe geymeğe ve bir fahfara nân pâre yemeğe kâ’ilim. Hemân murg-ı cânım âzâd …
Bu ebyât-ı belîğin mefhûmları üzre abâ ve kebe geymeğe ve bir fahfara nân pâre yemeğe kâ’ilim. Hemân murg-ı cânım âzâd ve bir damla kanımla cânım âzâd ve şâd olsa hayât-ı câvidân bulurdum" dedikde Murtazâ Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… çuka libâs ve bogası haftan geyerler. Cümle re‘âyâsı şayak ve kırmızı ve beyâz
abâ
ve Boşnak kalpağı geyerler.
Der-fasl-ı libâs-ı merd-i meydân: Cemî‘i a‘yânları semmûr ve atlas ve hârâ geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar sâd[e] çukalar ve tilki nâfesi kürkler geyerler. Fakîrü'l-hâlleri yine çuka libâs ve bogası haftan geyerler. Cümle re‘âyâsı şayak ve kırmızı ve beyâz abâ ve Boşnak kalpağı geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… tüccârları ve ehl-i hırefleri vardır. Ekseriyyâ halkı çuka serhadli ve çukadâr
abâ
{kopçalı} çakşırlarının dizleri sahtiyân kaplı ve başlarında yeşil serhadli çuk …
Der-beyân-ı mutalsam: Bu şehirde aslâ sivrisinek olmaz, zîrâ iç kal‘a temelinde medfûn bir tuç sivrisinek timsâli vardır ve bu şehirde ecinne âdemi incitmeyüp dutarak dutmaz. Ve sulehâ-yı ümmetden ehl-i vara‘ müstecâbü'd-da‘ve âdemleri ve ehl-i zevk gâzîleri ve tüccârları ve ehl-i hırefleri vardır. Ekseriyyâ halkı çuka serhadli ve çukadâr abâ {kopçalı} çakşırlarının dizleri sahtiyân kaplı ve başlarında yeşil serhadli çuka kalpaklar ve ayaklarına kubâdî pabuçlar geyüp gezerler. 119b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a–119b ·
metinde göster ·
… ıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i
abâ
ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
… hallı(?) ve bir hâlli(?) mashara heybet avratlardır ve cümlesi şayak gibi beyâz
abâ
sıkma dolama geyüp çiftde ve çubukda Ferhâd gibi çalışır kağan arslan zenâneler …
Ammâ mudhike-i garîbe oldur kim, bu kavmin avratları cümle meneviş çukadan bostâncı külâhları gibi sivri sivri çuka takyeler geyüp yüzleri açık gîsûları perîşân durhallı(?) ve bir hâlli(?) mashara heybet avratlardır ve cümlesi şayak gibi beyâz abâ sıkma dolama geyüp çiftde ve çubukda Ferhâd gibi çalışır kağan arslan zenânelerdir. Ba‘dehû bu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
Ve ol kadar pâk ü pâkîze idiler kim sâ’ir akrânlarının girîbânlarından
abâ(
?) dâmânları beyne'l-vüzerâ meşhûr-ı âfâk idi. Hattâ merhûm Sultân Murâd tâbe se …
Ve ol kadar pâk ü pâkîze idiler kim sâ’ir akrânlarının girîbânlarından abâ(?) dâmânları beyne'l-vüzerâ meşhûr-ı âfâk idi. Hattâ merhûm Sultân Murâd tâbe serâhu ve cennete mesvâhu buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
… ] gülistân ve murgzâr u çemenistânlı bir mesîregâh u teferrücgâh âsitâne-i Âl-i
Abâ
tekye-i Hindî Baba kuddise sırruhu bir ulu sultândır. Cemî‘i seyyâhân-ı berr ü …
Ziyâretgâh-ı merkad-i âşiyân-ı Hindî Baba: Bu cisrin karşu cânibi başında hadîka-i ravza-i rıdvân-misâl bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân ve murgzâr u çemenistânlı bir mesîregâh u teferrücgâh âsitâne-i Âl-i Abâ tekye-i Hindî Baba kuddise sırruhu bir ulu sultândır. Cemî‘i seyyâhân-ı berr ü bihâr ve âyende vü revendegân-ı ehl-i züvvârın mihmân-sarây-ı hânkâhlarıdır kim hâne-i bî-minnetdir. Hakîr dahi a‘yândan bir yere konmayup bu dergâha yüz sürüp mihmân olup cemî‘i fakr u fâka erenleriyle cân sohbetleri edüp alâ mâ kasemallâh bir kebâbı hora geçirüp rûh-ı azîz içün gülbâng-ı Nebî çeküp rû[h]-ı azîz içün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet etdik. Ba‘de'l-işâ evrâd [u] ezkârımız tilâvet edüp istihâre du‘âsıyla mu‘avvizeteyni dahi tilâvet edüp yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a ·
metinde göster ·
… ik: Yüz hâneli ma‘mûr müselmân köyüdür kim bir câmi‘i ziyâretgâh-ı tekye-i âl-i
abâ
, ya‘nî kutbu'l-aktâb Hindî Hamza Baba âsitânesi bu köyde bir sivri dağ başında …
Karye-i Konevik: Yüz hâneli ma‘mûr müselmân köyüdür kim bir câmi‘i ziyâretgâh-ı tekye-i âl-i abâ, ya‘nî kutbu'l-aktâb Hindî Hamza Baba âsitânesi bu köyde bir sivri dağ başında kârgîr binâ bir hânkâh-ı dervîşândır kim hâlâ yetmiş seksen kadar Hindî ve Özbek ve Bektaşî ve Kalenderî ve Şemsî ve Yesevî fukarâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… şmadan dörd gûne elekden bu felekde un elenir. Ve böyle niçe gûne vâcibü's-seyr
abâ
ve kebe ve çuka ve garâ’ib bârûd-ı siyâh değirmenleri var kim gören benî âdem â …
El-hâsıl bu şehirde temâşâ edecek ibret-nümâ şeyler çokdur. Cümleden biri bu şehr içre cereyân eden niçe yüz musanna‘ un değirmenleri var. Meselâ bir göz değirmende üç ve dörd gûne un peydâ olur. Biri hâs u beyâz ve rakîk, birisi ortaca dakîk, biri dahi kabaca, biri kepek derler, kabaca un elenüp başka başka çıkar. Hâlâ ki değirmen birdir ve âdem yapışmadan dörd gûne elekden bu felekde un elenir. Ve böyle niçe gûne vâcibü's-seyr abâ ve kebe ve çuka ve garâ’ib bârûd-ı siyâh değirmenleri var kim gören benî âdem âlem-i hayretde kalır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
Ve cümle Tatar'da ol diyârların şiddet-i şitâsında çadırları olmayup hemân dört çubucakların uçların bir yere tokmak kayışıyla bağlayup çubukların aşağı uçların yere sokup arkasındaki abâ yağmurluğun çubuklar üzre koyup çadır gibi oldukda atının çirkisi, ya‘nî tegeltisi altındaki kar üzre döşeyüp eğerin başı altına koyup eğer hânesinde kılıcı ve sadağı, ya‘nî tirkeşi bağlı olup kendüsü gömleğin bile çıkarup kürk tonun üstüne örtünüp cümle uryânen yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… dır. Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer eşüp salyâneleri yerine
abâ
ve kebe ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez ve boğası alup Osmânlı …
Evvelâ Çerkes beğleri cezîre-i Taman'dan şark cânibinde yetmiş konak yer tâ kûh-ı Elburz'a varınca cümle salyâne ile kırk aded Çerkes beğleri vardır. Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer eşüp salyâneleri yerine abâ ve kebe ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez ve boğası alup Osmânlı eli altlarındadır. Azl [u] nasbları yine Âl-i Osmân hükmündedir. Bir beği ölse yerini oğluna yâhûd akrabâlarının bir müstahıkkına ihsân olunur. Ammâ 139b tuğ ve sancağ u bayrağ u tabl [u] alemleri yokdur. Lâkin tablbâzları vardır. Tâ Özdemiroğlu Osmân Paşa'dan beri Âl-i Osmân'a gâyet mutî‘ [ü] münkâd idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a–139b ·
metinde göster ·
… ne pâreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve
abâ
ve kebe ve pösdeki ve (...) ve tebeşirler düşmeğe başlayınca taşrada olan atlar …
Niçe bin gûne gıjıldı ve sayha-i elîmlerden kulaklarımız sağır olup cümlemize bir dehşet el verüp kâmil altı sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm mütemâdî olup üzerlerimize keçe ve hasîr ve sırık pâreleri düşmeğe başladı, ardı sıra âdem ve at ve deve kelleleri ve leşleri düşmeğe başladı. Andan küp kırıkları ve tekne pâreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve abâ ve kebe ve pösdeki ve (...) ve tebeşirler düşmeğe başlayınca taşrada olan atlarımız gıriv ü feryâd ve feza‘ u çeza‘dan ve âteş-i azîm yere yağup saçıldığından niçe atlarımız boşanup güc ile zabt etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
kalpak ve beyâz esbâblar geyüp cümle saçların tırâş eder oldular. Ve ellerinde …
Ve bu tâ’ife-i Kabarti müselmân olalı şimdi beyâz abâ kalpak ve beyâz esbâblar geyüp cümle saçların tırâş eder oldular. Ve ellerinde tesbîh taşırlar bir garâ’ib yeni müselmân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… i ve peşli koltukları altı bâğlı ve yakası yüksek kapama geyüp başlarında beyâz
abâ
kalpakları geyüp ayaklarında Acem pâbûçlar geyerler. Ve başları mutarraşdır. Ve …
Der-kıyâfet-i kaba-yı ahâlî-i Tavustân: Cümlesinin libâsları Acem kapaması gibi nigendeli ve peşli koltukları altı bâğlı ve yakası yüksek kapama geyüp başlarında beyâz abâ kalpakları geyüp ayaklarında Acem pâbûçlar geyerler. Ve başları mutarraşdır. Ve yine sakalları kırkık cimbarisdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a ·
metinde göster ·
… kim dâ’iren-mâdâr somâkî sandûka içinde medfûndur. Bunun dahi seng-i mezârında
abâ
vü ecdâdıyla ve müddet-i saltanatı ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Ziyâret-i Tahmûres Hân ibn Hûşeng Şâh: Nehr-i Edil kenârında bir bâğ-ı hıyâbân içre bir çemenzâr soffa üzre medfûndur. Merkadinin kaddi kâmil yetmiş yedi hatvedir kim dâ’iren-mâdâr somâkî sandûka içinde medfûndur. Bunun dahi seng-i mezârında abâ vü ecdâdıyla ve müddet-i saltanatı ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
… ar ve çıkacak ve sokağa bakacak yerleri yokdur. Ammâ Karatayak Tatarı hâtûnları
abâ
ve koyun derisi kürkler ve başlarına gûnâ-gûn kalpaklar geyüp yüzleri açık geze …
Der-kabâ-yı zenâne-i mahbûbe-i kirmân: Yine Rûm havâtînleri çuka ferrâce ve harîr haftanlar ve ayaklarında sarı iç edik ve sarı pâypûşlar geyerler, ammâ sokağa çıkmazlar ve çıkacak ve sokağa bakacak yerleri yokdur. Ammâ Karatayak Tatarı hâtûnları abâ ve koyun derisi kürkler ve başlarına gûnâ-gûn kalpaklar geyüp yüzleri açık gezerler, ammâ ehl-i ırzları yüzlerin nikâblar ile bürüyüp mestûre gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… rûmca kelimât etmeyüp Türkçe'ye yakın bir gûne Çıtak lisânları var. Cümle beyâz
abâ
ve kebe geyerler müşekkel keferelerdir kim isti‘mâl etdikleri lehçe-i mahsûsala …
Ve bu Mekre kazâsı ve Ferecik kazâsının cümle kefere re‘âyâları aslâ Urûmca kelimât etmeyüp Türkçe'ye yakın bir gûne Çıtak lisânları var. Cümle beyâz abâ ve kebe geyerler müşekkel keferelerdir kim isti‘mâl etdikleri lehçe-i mahsûsaları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… ederler. {Ekseriyyâ re‘âyâları Rûm, Bulgar ve Çıtak ve Yörük kavmidir kim beyâz
abâ
ve kebeler geyerler.}
Der-sûret-i çîn meh-cebîn-i mahbûbe-i mahbûbân: Merd [ü] zenân-ı cüvânân-ı perî rûyları gâyet çokdur. Evvelâ cümle dilberânları gâyet garîb-dost olup semmûr Boşnak kalpağı geyüp Rûmeli gâzîleri gibi sıkma çuka dolamaları gümüş düğmeli ve çakşırları yine gümüş kopçalı ve kubâdî ve pâbuçlu ve serhaddî kontoşlu dilberânları olur. A‘yân-ı eşrâf ihtiyârları yine gûnâ-gûn çuka ferrâce ve semmûr kürk kontoşlar geyüp destâr-ı Muhammedî sararlar. Ba‘zı elfâzlarında "varmısık, gelmısık" deyü ziyâdece tekellüm ederler. {Ekseriyyâ re‘âyâları Rûm, Bulgar ve Çıtak ve Yörük kavmidir kim beyâz abâ ve kebeler geyerler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220a ·
metinde göster ·
… asf-ı hânkâh-ı dervîşân: Cümle on yerde tekye-i erbâb-ı tarîk-i dervîşân-ı Âl-i
Abâ
vardır. Cümleden cisir başında nehr-i Kösdem'in kenârında bir teferrücgâh Mevle …
Der-vasf-ı hânkâh-ı dervîşân: Cümle on yerde tekye-i erbâb-ı tarîk-i dervîşân-ı Âl-i Abâ vardır. Cümleden cisir başında nehr-i Kösdem'in kenârında bir teferrücgâh Mevlevîhânesi var. Fuzalâu'd-dehrden Cenûbî Efendi nâm bir şeyhi var ve pâk ü pâkîze fakr-ı fâka çille-i merdânın çeker elli beş aded terk [ü] tecrîd semâ‘-zen fukarâları var. Meydân-ı semâ‘ [u] safâgâhı ve fukarâ hücreleri ve matbah-ı Keykâvus'u ma‘mûr ve ni‘meti mebzûl hânkâh-ı Celâleddîn-i Rûmî'dir. Ve tekye-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
… eri başlarına Freng kalabağı gibi manlifke geyerler. Ve esbâbları yine gûnâ-gûn
abâ
ve kebeler geyerler.
Ammâ bir gûne kefere avretleri var, başlarına tâvûs kuşu kuyruğu gibi münakkaş alaca yassı bir gûne turfe şey geyerler. Bu dahi acâ’ib ü garâ’ib hey’et-i mecmû‘adır. Lâkin re‘âyâ kefereleri başlarına Freng kalabağı gibi manlifke geyerler. Ve esbâbları yine gûnâ-gûn abâ ve kebeler geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
kebe olup saçak saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esv …
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle merd [ü] zenânları başlarına beyâz sarık sararlar, ammâ avretleri siyâh saçların târumâr edüp üzerine beyâz bir Keşâni sarığın geydikde bir hey’et-i mecmû‘a mudhik aceblülü eşkâl-i garîbe olur kim görenler gülmeden vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
… arında kulakların örter abâdan siyâh şapkalardır. Ve cümle esvâbları dahi siyâh
abâ
ve siyâh şalvar geyüp ayaklarında dahi siyâh Freng pâbuçları geyerler.
Ve cemî‘i Rûm kefereleri siyâh tarturlu şapka geyerler, ammâ Venedik şapkası gibi büyük Eflâtûniyye değildir ve şapkalarının iki yanlarında kulakların örter abâdan siyâh şapkalardır. Ve cümle esvâbları dahi siyâh abâ ve siyâh şalvar geyüp ayaklarında dahi siyâh Freng pâbuçları geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·