u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkle …
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… adâ sâ’imü'n-nehâr ve kâ’imü'l-leyl idi. Hâlâ makâm-ı şerîfleri müşk-i amber ve
abîr
râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu ol asrın kutbü'l-aktâbı izniy …
Ve yine bu mahalde makâm-ı savma‘a-i Şeyh İlâhî Simavî hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu Simav şehridir. Ve bu mahalde sâkin olurlar imiş. Hâne-i pür-envârındaki külbe-i ahzânları hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Kırk sene bu savma‘adâ sâ’imü'n-nehâr ve kâ’imü'l-leyl idi. Hâlâ makâm-ı şerîfleri müşk-i amber ve abîr râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu ol asrın kutbü'l-aktâbı izniyle kendüye Rûmeli hilâfeti ihsân olunup Vardar Yenicesi nâm şehirde Gâzî Evrenos türbesine karîb âsitânesinde âşıkân-ı Rûm ile semâ‘-ı safâda iken sene 861 devr-i âhir olup âhir âhirete intikâl edüp Vardar Yenicesi'nde âsitânesi içre âsûde ulu sultândır. Ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23a ·
metinde göster ·
… sağ cânibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve bu kabr-i şerîfde ûd ve amber ve
abîr
ve ûd-i mülebbes râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup râhatü'l-ervâh bulur.
Ve bu kubbenin kıblesinde bir mihrâb vardır. Ve sağ cânibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve bu kabr-i şerîfde ûd ve amber ve abîr ve ûd-i mülebbes râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup râhatü'l-ervâh bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180b ·
metinde göster ·
… geyerler. Bir zenâne bir merd-i Hudâ'nın cenbinden güzer eylese ıtriyyât, müşk,
abîr
, amber, zebât râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Ammâ Habeşe cevârîleri var kim her biri amber-i hâm-misâl esmerü'l-levn gavâzîleri var kim diller perîşân olur. Ba‘zıları kahvehânelerde alâ-mele’i'n-nâs raks ederler. Arabistân'ın şânındandır, ayıb değildir. Cümle âsumânî iç edik ve âsumânî pâypûş geyerler. Bir zenâne bir merd-i Hudâ'nın cenbinden güzer eylese ıtriyyât, müşk, abîr, amber, zebât râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
, yigirmi vukiyye ûd ve bir tûtî ve mînâ ve serîrler ve bir tobra pânzehir ve on …
Ertesi ale's-sabâh emîrü'l-hac kânûn-ı teşrîfât üzre on kîse zî-kıymet Hindûstân tefârûkları yigirmi şemâme amber {ve elli göbek müşk-i Y 210b abîr}, yigirmi vukiyye ûd ve bir tûtî ve mînâ ve serîrler ve bir tobra pânzehir ve on karn zebâd-ı Habeşî ve on tavâşî-i Habeşî-i yahşı ve on hecîn-i tâvûsî ve on hussân-ı Hicâzî ve bir kîselik hedâyâ paşa kethudâsına ve on iki mertebe sâhiblerine hedâyâlar verir. İnşâallâh teşrîfât faslında tahrîr olunur. Ve yedi bölük serdârlarından kezâlik hedâyâlar gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210a–Y210b ·
metinde göster ·
… r. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm
abîr
ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir …
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·
… im. Bir gubâr-ı ebyaz, ammâ ol kadar mü’essir râyihası var kim müşk [ü] anber ü
abîr
anın yanında kâfûr değildir. Hakîr ta‘accüb etdikde der-ân tercümân-ı Fûncistân …
Ba‘de'lletî ve'l-letâ meydân-ı mahabbete summât-ı Muhammed gelüp âyîn-i Fûnc üzre ta‘âmların tenâvül edüp ellerimiz leğen ibrîk sâbûn ile gusl edüp ba‘dehu bir siyâh-çerde gulâm bir hokka ile sultânın huzûruna bir şey getirdi, sultân içinden alup ellerine sürüp yüzüne gözüne sürdüğü ân otağın içi râyiha-i ıtr-ı Cennet ile mu‘attar olup câna safâ verdi. İşâret edüp gulâm hokkayı muvâceheme getirüp hakîr dahi eyle eyledim. Bir gubâr-ı ebyaz, ammâ ol kadar mü’essir râyihası var kim müşk [ü] anber ü abîr anın yanında kâfûr değildir. Hakîr ta‘accüb etdikde der-ân tercümân-ı Fûncistân'ı çağırup tabur ıtrı derler, deyü cevâb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412b ·
metinde göster ·
… s ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i kebîr ve amber-i hâm anîr
[abîr
?] ve pânzehr-i sagîr ve kalkan-ı fîl ve kırbac-ı pîl, el-hâsıl bu makûle hedâyâ …
Elçi kâmil cenûb cânibine bizim geldiğimiz yollar ile bir ayda varırlar, hedâyâları sultâna teslîm edüp elçilere ve Bânyân'lara i‘zâz u ikrâm edüp ol dahi paşaya kırk elli Habeşî nevreste gulâmlar ve kırk elli Habeşe mahbûbe-i cihâne duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân boynuzları ve zebât kedisi ve keler derisi ve âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i kebîr ve amber-i hâm anîr [abîr?] ve pânzehr-i sagîr ve kalkan-ı fîl ve kırbac-ı pîl, el-hâsıl bu makûle hedâyâlar ile paşaya ve nısfı kadar hedâyâ ile gelen elçi ağaya verüp paşaya gönderir. Andan sonra vilâyetinde ne kadar bâzergân var ise cümlesin metâ‘ları ile paşaya gönderüp paşa dahi gümrüğün alup Habeş diyârı ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·