… irinli yaşlar bir sâ‘at açup gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu. Zirâ bu
abd-i ahkar
bin elli (---) Karadeniz'e gark olduğumuz asırda üç gün üç gice rûy-ı deryâda u …
Na‘ş-ı şerîfleri üzre sikke-i Bektâşîsini tekye-nişîn vâ‘izi ve fukarâları ale'l-ittifâk bu muhibb-i fukarâ evliyânın başına tekbîr [ü] tezkîr ile geçirüp cümle âşıkân hayr du‘â edüp "Kuvvet-i basarın ve sıhhat-i bedenin ve seyâhatin ziyâde-ber-ziyâde olup sa‘âdet-i dâreynde mu‘azzez ve mükerrem olup düşman şerrinden emîn olasın", deyü cümle âşıkân-ı sâdıkan [u] dil-rîşân hayr du‘â ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp Fâtiha-i şerîf tilâvet etdiler. Hemân ol azîzin sikke-i mübârekesin başına geyince bi-emrillahi Te‘âlâ iki kulağımdan bir rîh ve iki gözlerimden irinli yaşlar bir sâ‘at açup gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu. Zirâ bu abd-i ahkar bin elli (---) Karadeniz'e gark olduğumuz asırda üç gün üç gice rûy-ı deryâda uryân şinâverlik ederken şiddet-i şitâdan kuvvet-i basarım münkatı‘ olmuş-ıdı. Hemân ol tâc-ı sa‘âdet ki başıma kondu, kuvvet-i basarım ziyâde oldu. Ve sürûr [u] safâmdan hatm-i şerîfi sûre-i A‘râf'a indirmeyince tilâvet-i Kur’ân'dan ferâğat etmedim. 280a Ba‘dehû âsitâne-i sa‘âdetin seyr [u] temâşâ edüp fukarâlarıyla ülfet edüp baba ni‘metlerin tenâvül etdik. Hâlâ kubbe-i pür-envârında Sultân hazretlerinin Hacı Bektâş-ı Velî'den kabûl etdükleri cihâz-ı fakrlarından hırka ve seccâde ve alemi ve tabl [u] kudûmü ve seccâde ve pâlhengi ve asâsı ve tâc [u] kabâsı hâlâ mahfûz durur. Ve kubbesinin der-i dîvârında niçe seyyâhân u âşıkânın birer gûne hatlarıyla gûnâ-gûn ebyât [u] eş‘ârlar tahrîr etmişler. Bu dil-rîş dahi küstâhâne hatt-ı müstekrehimiz ile ser-i sa‘âdetleri tarafına celî hatt-ı sülüs ile hâtıra bi'l-bedâhe hutûr edüp tahrîr olunan beytdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b–280a ·
metinde göster ·
Eğer su‘âl olunursa "Ey Evliyâ, gerçek seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdemsin, ammâ her şehrin bu mertebe evsâfları neden ma‘lûmundur?" denirse cevâb "Bu abd-i ahkar, âlem-i sabâvetden berü seyâhate tâlib [u] râgıb olup vâkı‘amda Resûl-i Hudâ'nın izn-i şerîfiyle evliyâ ü enbiyâ ziyâretine me’mûr olduğumuz cihetden cemî‘i memâlik-i mahrûseleri kırk bir yıldan berü geşt [u] güzâr ederken ve zâbitleriyle ve müsinn [ü] umûr-dîde ihtiyârlarıyla ülfet edüp ahvâlât-ı şehri su‘âl edüp niçe sicillâta ve evkâfnâmelere mürâca‘at edüp cümle hayrât [u] hasenâtların târîhleriyle zabt [u] kayd edüp bu gûne tahrîr ederiz. Selîkamız bu semte düşüp tesellî-i hâtırımız vardır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166a ·
metinde göster ·
… -i Hudâ üç yıl savaş-ı perhâşdan sonra sene 1080 târîhinde sulh ile fethinde bu
abd-i ahkar
hâzır olduk.
Ba‘dehu cümle cezîre yigirmi yedi yılda kabza-i tasarrufa girüp ancak Suda limanı içre Suda kasteli ile kal‘a-i Kandiye kaldı. Ba‘dehu sene 1077 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn İbrâhîm Hân asrında Sadrıa‘zam vezîr ibn vezîr Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa fethine mübâşeret edüp günden güne ziyâde 320a ceng-âşûb olup hamd-i Hudâ üç yıl savaş-ı perhâşdan sonra sene 1080 târîhinde sulh ile fethinde bu abd-i ahkar hâzır olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b–320a ·
metinde göster ·
… ümle dörd bin dörd yüz aded bi’r-i âb-ı hayâtlar vardır. Lâkin hikmet-i Hudâ bu
abd-i ahkar
bu şehirde iken Akozâde İbrâhîm Çelebi'nin hânesinde bir âb-ı hayât uyûn hâsıl …
Der-takrîrât-ı çâh-ı mâ-i cân-perver-i âb-ı hayât: Cümletâsı dörd bin aded evlerde birer ve ikişer aded kuyulardan gayri hâss u âmm içün tarîk-i âmmlar ve mahallâtlar içre cümle dörd bin dörd yüz aded bi’r-i âb-ı hayâtlar vardır. Lâkin hikmet-i Hudâ bu abd-i ahkar bu şehirde iken Akozâde İbrâhîm Çelebi'nin hânesinde bir âb-ı hayât uyûn hâsıl olup bir çeşme binâ olundukda bu hakîr-i fakîr küstâhâne ale'l-fevr bu târîhi eyledik:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·