garîb mutalsamâtlardır kim ile'l-ân ba‘zısının hükmü cârîdir. Anıniçün Altımerm …
Acîb ü garîb mutalsamâtlardır kim ile'l-ân ba‘zısının hükmü cârîdir. Anıniçün Altımermer derler. Risâlet-penâh asrında münhedim olup yerde medfûn 17a olmuş amûd-ı musanna‘lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b–17a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ İslâmbol feth olduğu günler mâh-ı temmûz idi. Ol günler kim deryâya niçe bin şühedâların hûnu dökülüp kırmızı oldu. Hâlâ ol feth günleri mâh-ı temmûz olunca deryânın reng-i rûyı müteğayyir olup her yıl kırk gün kâmil Ebû Ensârîkapusu'ndan tâ Şehîdkapusu'na varınca rû-yı deryâ kırmızı kan gibi olur. Acîb ü garîb sırr-ı Hudâ'dır. İnnallâhe alâ külli şey’in kadîr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı
acîb ü
garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir …
Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde bir sehm-i tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir amâristânda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… e ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı
acîb ü
girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Hattâ cümleden biri hünkâr mahfili üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir mühr-i Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her birinde mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. Ehl-i hurdedân, her biri birer Rûm harâcı değer deyü tahmîn etmişler. Ve buna mânend niçe zî-kıymet âvîze-i bî-mânendler ile ârâste ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
garîb mesîregâh-ı tâli‘ kuyusudur kim ne gûne su’âl etsen ana göre cevâb istimâ …
Bir hikmet-i acîb ü garîb mesîregâh-ı tâli‘ kuyusudur kim ne gûne su’âl etsen ana göre cevâb istimâ‘ olunur. İllâ muğayyebât-ı hamseden su’âl etseler. Meselâ ba‘zı zenâne,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… bir fîl tasvîri etmişdir kim her gören üstâd-ı kâmil engüşt ber-dehen eder. Bir
acîb ü
garîb fîl sûretidir kim gûyâ zî-rûhdur.
Ancak bir hammâmı var, ol dahi gâyet küçükdür. Ammâ hammâm içre bir kurnası üzre üstâd-ı mermer-bür arz-ı kemâl eyleyüp bir beyâz mermerde bir fîl tasvîri etmişdir kim her gören üstâd-ı kâmil engüşt ber-dehen eder. Bir acîb ü garîb fîl sûretidir kim gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… erler. Ve ba‘zılarının ellerinde kavalların çalarak gülerek oynayarak ellerinde
acîb ü
garîb harbalar ve şeştüperler ve salma ve salıklar ve ucu demirli toyakalar ile …
Esnâf-ı çoban-ı bahâdırânın cümlesi gûnâ-gûn alât-ı silâha müstağrak olup ellerinde dalyan tüfengler atarak ve çobanlar boruların çalarak ve türküler haykırarak ve sapan-ı Dâvûdîleri şırak şırak atarak makâm-ı ırâk haykırarak ubûr ederler. Ve ba‘zılarının ellerinde kavalların çalarak gülerek oynayarak ellerinde acîb ü garîb harbalar ve şeştüperler ve salma ve salıklar ve ucu demirli toyakalar ile niçe bini ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çul …
Ve bu çobanların niçe bininin ellerinde çatal zencîr yularlı beşer altışar onar boynuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun ve gümüş kabaralar ile altun ve gümüş silsileler ile bu kepşleri keşân-ber-keşân çoban dilberleri çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b–169a ·
metinde göster ·
… em gibi segâh makâmında işkembecilere nazîre anırarak ubûr ederler. Bunlar dahi
acîb ü
garîb maskara Urumlar[dır].
Bunlardan sonra meşhûr-ı âfâk olan işkembeci eşekleri dahi kerrenây-ı Acem gibi segâh makâmında işkembecilere nazîre anırarak ubûr ederler. Bunlar dahi acîb ü garîb maskara Urumlar[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… le pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler.
Acîb ü
garîb mashara alaydır.
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… rîf içinde cemî‘i Nasârânın bilâ teşbîh ma‘bedgâhları olan Kumâme deyri ol dahi
acîb ü
garîb deyr-i kebîr-i musanna‘dır kim tavsîf olunmuşdur. Ammâ bu Çanlı kenîse da …
Ekâlîm-i seb‘ada temâşâ etdiğimiz yedi manastır-ı mu‘azzamdır. Biri Revân kurbunda Üç kenîsesi biri Nahşevân kurbunda Yedi kenîse üçüncüsü yine Van kurbunda Vereg kenîsesi dördüncü Nemçe çâsârı olan Beç'de İstefân Kenîsesi beşinci Macaristân'da nehr-i Tise'ye bir menzil karîb Faşa kenîsesi altıncı Kudüs-i şerîf kurbunda Hazret-i İsâ'nın müştak olduğu Beytü'l-lahm deyri yedincisi Kudüs-i şerîf içinde cemî‘i Nasârânın bilâ teşbîh ma‘bedgâhları olan Kumâme deyri ol dahi acîb ü garîb deyr-i kebîr-i musanna‘dır kim tavsîf olunmuşdur. Ammâ bu Çanlı kenîse dahi ibret-nümâ bir binâ-yı acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… tarafında evc-i âsumâne ser çekmiş yalçın kesme dîvâr gibi kaya üzre bir tarz-ı
acîb ü
garîb kal‘a-i bâlâdır. Cümle der-i dîvâr mücellâ ve musaykal, mutarraş seng-i m …
Eşkâl-i kal‘a-i Pirevadi: Kal‘ası şehrin maşrık tarafında evc-i âsumâne ser çekmiş yalçın kesme dîvâr gibi kaya üzre bir tarz-ı acîb ü garîb kal‘a-i bâlâdır. Cümle der-i dîvâr mücellâ ve musaykal, mutarraş seng-i musanna‘ ile mebnî bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ibret-nümâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i erba‘aları derk-i esfelden nişân verir gayyâ dereleri olmağıla aslâ ve kat‘â bir tarafında handakı yokdur. İllâ cânib-i garba mekşûf iki kat demir kapusu vardır. Ol tarafda on zîrâ‘ kadar arîz ü tavîl kesme kaya handakı vardır. Bu tarafa nâzır metîn kulleleri vardır. Bu kal‘anın zerre mikdârı bir tarafında havâlîsi yokdur. Ve bir tarafdan aslâ zafer mümkin değildir. Derûn-ı kal‘ada bir mescid ve gılâl anbarı ve dizdârhânesi ve imâm ü mü’ezzin hânesi var. Dizdârı ve on aded neferâtları ve kifâyet mikdârı ve şâhî topları var. Ve derûn-ı kal‘ada bir azîm âb-ı hayât câh-ı mâsı var kâmil yüz kulaçtır. Bir seng-pâre ilkâ ile seng sadâsı âdemin zehresin çâk eder. Bu kal‘a içre bundan gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr burc [u] bârûları üzre cirmi yedi yüz adımdır. Kıbleden şimâle vâkı‘ olup kapusundan kıbleye tûlu iki yüz adımdır, arzı kâmil elli adımdır ve gâyet ensiz kal‘acıkdır, ammâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109b ·
metinde göster ·
… önünde bir baş soğanı yumruk ile ezse ol âdemin başın ezüp katl ederler. Ve bir
acîb ü
garîb dahi oldur kim bu âdemler mürd olsa eğer mün‘im ise ol âdemi soğan suyuyl …
Ve soğanı ve cacıhlı peyniri bu kavm dâ’imâ koynunda gezdirirler. Bir âdem bu kavmin önünde bir baş soğanı yumruk ile ezse ol âdemin başın ezüp katl ederler. Ve bir acîb ü garîb dahi oldur kim bu âdemler mürd olsa eğer mün‘im ise ol âdemi soğan suyuyla gasl edüp maşadına niçe kelle soğan korlar. Hele her mürdelerinin lâşe-i murdârlarının kefenine kelb tüğü koyup maşadlarına defn ederler. Niçe kerre esîrlerinden su‘âl etdim, sıhhati üzre haber vermeyüp "Pıvaz hoşest" derlerdi. Ya‘nî "Soğan iyidir", derler. Hakîkatü'l-hâl meşhûr meseldir kim bir Kürde su‘âl etmişler. "Sen pâdişâh olsan ne yerdin", demişler. "Soğan cücüğü yerdim", demiş. Hakkâ ki Kürdler soğanı sevip "Pıvaz hûb hûb" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… ğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i
acîb ü
garîbdir (---)(---)(---)(---)
Andan binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava kenârında tophâne kârhânesi vâcibü's-seyr ibret eserdir. Ve ibret-eser-i me’ser şehir hâricinde bir binâ-yı azîm bârûthânesi var. Başka ağalıkdır kim yüz elli aded neferâtları ve her sene biner kantar bârûd-ı siyâh döğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i acîb ü garîbdir (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… mât ederler, ammâ bu şehir etrâfında olan re‘âyâların başlarında bir gûne çalma
acîb ü
garîb hey’et sarıkları vardır. Ana çalma derler. Hakkâ ki başları çalmalıdır.
Ve halkının ekseri Rûm kefereleri olmağile müslimleri az olup anların dahi kelimâtları Rûm lehceleri gibi "varmisik, gelmisik, Mavro âfendimişdir ve cânımız ağacığımızdır" deyü kelimât ederler, ammâ bu şehir etrâfında olan re‘âyâların başlarında bir gûne çalma acîb ü garîb hey’et sarıkları vardır. Ana çalma derler. Hakkâ ki başları çalmalıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… de dâstândır. Üstâd mühendis-i bennâ var makdûrun sarf edüp bu kasrı bir tarz-ı
acîb ü
garîbe üzre tarh etmiş kim şekl-i müsemmeninden dahi aslâ bu kasr içre oturanla …
Yedi kral içün binâ olunan kasr-ı İremlerdir kim her birinin kubâblarında birer altun top olduğıyçün Kızılelma Sarâyı denildiği bâlâda endek mastûrdur, ammâ Ungurus krallarına mahsûs olmak içün kırk ayak taş nerdübân ile urûc olunur bir kasr-ı serâmedi var kim evc-i semâya ser çekmiş bir ser-bülend kasr-ı bî-mânendi var kim dillerde dâstândır. Üstâd mühendis-i bennâ var makdûrun sarf edüp bu kasrı bir tarz-ı acîb ü garîbe üzre tarh etmiş kim şekl-i müsemmeninden dahi aslâ bu kasr içre oturanlara âfitâb-ı âlem-tâb te’sîr etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… oy ve Merend şehrindeki yer altında olan kuyular gibi bunda dahi âdemler gezer,
acîb ü
garîb temâşâ ovadır ve garâ’ib mahsûllü sahrâcıkdır.
Ba‘dehu cümle ahâlî-i vilâyet mezkûr kuyular içre girüp ol sahr[â] altında gezüp kurâdan kurâya giderler. Hemân diyâr-ı Acem'de Tebrîz'de ve Hoy ve Merend şehrindeki yer altında olan kuyular gibi bunda dahi âdemler gezer, acîb ü garîb temâşâ ovadır ve garâ’ib mahsûllü sahrâcıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
… ryâkî Hasan Paşa bu kal‘a topların ve siperlerin bu tertîb üzre bir gûne tarz-ı
acîb ü
garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada bu tertîb yokdur. Ve sekiz kerre küffâr bu …
Ve sekiz kerre bu kal‘a muhâsara çeküp bu büyük topları küffâra atmağa aslâ tenezzül etmemişlerdir, zîrâ bu topları düşman bir vecih ile battâl edemez kim Tiryâkî Hasan Paşa bu kal‘a topların ve siperlerin bu tertîb üzre bir gûne tarz-ı acîb ü garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada bu tertîb yokdur. Ve sekiz kerre küffâr bu kal‘ayı muhâsara edüp hâ’ib [ü] hâsir firâr etdikde bu kal‘a altında bırakdığı toplar cümle bu kal‘ada kaldığıyçün bu rabât-ı azîmin topları kirpi gibi kat-ender-kat durup her biri bir ejder-i heft-ser gibi arabaları ve kızak kundakları üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
… al‘aya hâ’il yokdur, hemân bir sahrâ-yı sebzezâr u buhayre içre vâki‘ olmuş bir
acîb ü
garîb kal‘adır.
Hemân bir surâhî su kabağı gibi boğazı ince ve Began {kal‘ası} tarafı sivri ve bâğlar tarafı kabağın karnı şeklinde bir kal‘a-i serâmeddir. Bu minâreden Belgrad sahrâsının zemîninde olan mezâri‘ât ve çayır ve çemenzâr ve lâle‘ızâr bâğları ve müşebbek bostânları ebrî kâğız gibi nakş-ı bûkalemûn nümâyândır ve Polata ve Çavka ve Val ve Cân Beğ nâmân kal‘alar cümle dağları ve ormanları ile nümâyândır ve aslâ bu kal‘aya hâ’il yokdur, hemân bir sahrâ-yı sebzezâr u buhayre içre vâki‘ olmuş bir acîb ü garîb kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… u medh-i Îsâ'yı savt-ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı
acîb ü
garîb ile bu medhi rehâvî makâmında okuduklarında istimâ‘ eden âdem mebhût olur …
Bu tahrîr olunan cümle Hazret-i Îsâ aleyhi's-selâmın ve Meryem Ana aleyhânın medhidir. Hattâ cemî‘i ruhbânlar haçlı sancağ u bayrağ ve erganonlarla kenîseden kenîseye giderken bu medh-i Îsâ'yı savt-ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı acîb ü garîb ile bu medhi rehâvî makâmında okuduklarında istimâ‘ eden âdem mebhût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72a ·
metinde göster ·
… balıkların envâ‘ın sayd edüp herkes hâneden hâneye kayıklar ile gidüp gezerler.
Acîb ü
garîb vaz‘-ı esâs kurulmuş şehirdir kim gûyâ Frengistân'da Venedik şehridir, am …
Ve bu ikinci kat varoşun gird-â-gird cirmi iki bin beş yüz elli adımdır. Kâmil ve cümle altı tabya-i kebîrleri üzre onar pâre balyemez topları suya berâber mazgal deliklerinde âdem sığar şayka topları dahi vardır. Ve bu mezkûr iki kat iç hisâr etrâfların handak yerine nehr-i Kiriş dolap şehir içinde kayıklar ve gemiler gezüp her hânenin şâhnişînleri ve bâğçelerinin maksûreleri nehr-i Kirişler kenârına vâki‘ olup herkes maksûrelerinde balıkların envâ‘ın sayd edüp herkes hâneden hâneye kayıklar ile gidüp gezerler. Acîb ü garîb vaz‘-ı esâs kurulmuş şehirdir kim gûyâ Frengistân'da Venedik şehridir, ammâ anın deryâsı medd [ü] cezm olduğundan suyu çekilüp kurudukda cümle halk piyâde gezer, ammâ bu gölde dâ’imâ şehr arasında kayıklar ile gezilüp cümle mahbûbları şeb [ü] rûz nehr-i Kiriş'de deniz mâhîleri gibi benî âdem mâhîleri şinâverlik ederken niçe uşşâkân Kiriş suyundaki dilberâna kiriş geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
… r. Biz dahi kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp tarz-ı tavr-ı binâsına ta‘accüb etdim.
Acîb ü
garîb ve metîn ü Sedd-i İskender-misâl kal‘a imiş. Bu kal‘a gerçi Erdel'e tâbi‘ …
"Bize Seydî Paşa bile garîm olamadı, ammâ gidi Melek Paşa baba bize ey kılıç urup çok mâl aldı" deyü pesend etdiler. Biz dahi kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp tarz-ı tavr-ı binâsına ta‘accüb etdim. Acîb ü garîb ve metîn ü Sedd-i İskender-misâl kal‘a imiş. Bu kal‘a gerçi Erdel'e tâbi‘dir, ammâ Rakofçioğlu mürdenin mülk-i mevrûsu olmağile üçer bin askeriyle Rakofçioğlu anasına tâbi‘lerdir. Lâkin Şamos nehri aşırı kıble tarafında bir hayli mesâfe-i ba‘îd[e] yerde havâlesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… araca ve ba‘zı yerleri alaca, rahnedâr yerleri var. Ammâ Semendire kal‘ası gibi
acîb ü
garîb on yedi aded sivri tahta külâhlı kubbeleri var, ammâ iç kal‘ası taşra kat …
Bir kal‘a-i Köylüc dahi Bosna eyâletinde Hersek sancağı hâkinde leb-i deryâda olan Nova kal‘asının şimâlinde Gaçka sahrâsı nihâyetinde bir kûh-ı bülend üzre vâki‘ olmuş Köylüc kal‘ası var, ammâ bu Tuna Köylücüdür. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında be-dest-i Gâzî Balı Beğ dest-i Sırf kralı elinden dest-i kahr ile feth edüp hâlâ Budin eyâletinde Semendir[e] sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Semendire kadısı niyâbetidir. Kal‘ası leb-i Tuna'da bir dü[z]lük yerde şekl-i muhammes üç kat Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin altı yüz germe adım olup kıble tarafına büyük kapusu ve liman tarafına su kapusu var. Eski binâ olmak ile beyâz kal‘a değildir, ya‘nî kesîf kal‘a-i atîkdir kim der-i dîvârları karaca ve ba‘zı yerleri alaca, rahnedâr yerleri var. Ammâ Semendire kal‘ası gibi acîb ü garîb on yedi aded sivri tahta külâhlı kubbeleri var, ammâ iç kal‘ası taşra kat kal‘adan yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
garîb sırr-ı Huda bu kayalarda niçe kerre yüz bin kebûterlerin yuvalarında olan …
Lâkin acîb ü garîb sırr-ı Huda bu kayalarda niçe kerre yüz bin kebûterlerin yuvalarında olan yavruların ne yılan ve ne çıyan, ne şâhîn ve doğan ve zağanos ve balaban kuşları şikâr etmezler. Ve benî âdemden de bir ferd-i âferîde bu kayalara urûc edüp güvercin yavruları almazlar, aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b ·
metinde göster ·
… ve mahlûk-ı Hudâ nûş edüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların yâd ederler. Bir
acîb ü
garîb dollâblı kuyulardır kim temâşâgâh-ı ibret-nümâdır. Ve azîm evkâfları üzre …
Ve bu çeşmelerin suları At kapusundan taşra rub‘ sâ‘at ba‘îdce kuyulardan atlar çeküp terâzûlar ile üstâd-ı kâmiller derûn-ı şehre getirüp hân ve câmi‘ ve hammâmlara ve mezkûr çeşmelerden cereyân edüp cemî‘i bay u gedâ ve mahlûk-ı Hudâ nûş edüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların yâd ederler. Bir acîb ü garîb dollâblı kuyulardır kim temâşâgâh-ı ibret-nümâdır. Ve azîm evkâfları üzre cümle şehir a‘yânları nâzıru’n-nuzzâr olduklarından bu hayrât fenâ bulmak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… kayalarda bi-emrillâhi te‘âlâ at gibi ve fîl ve deve ve gemi gibi halk olunmuş
acîb ü
garîb ve mehîb mağâralı kayalar vardır. Bu kayaların ba‘zı yerleri topraklı bay …
Bunun dahi iki cânibindeki kayalarda bi-emrillâhi te‘âlâ at gibi ve fîl ve deve ve gemi gibi halk olunmuş acîb ü garîb ve mehîb mağâralı kayalar vardır. Bu kayaların ba‘zı yerleri topraklı bayırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
garîb deve sûretidir. Ve bu kapu iki katdır. Ve deryâ kenârı olmak ile bu taraf …
Ve bu târîhe muttasıl sol cânibinde çâr-kûşe beyâz mermer üzre dörd ayaklı ve kanatlı ve deve başlı bir tasvîr vardır kim küffârın ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibleri olanlar bu tasvîr-i rümûz [u] künûz etmişlerdir kim "Bir zamân bu vilâyete kuş gibi uçup seğirdir Tatar kavmi develeriyle gele" işâretin etmişdir, ammâ hakîkatü'l-hâl acîb ü garîb deve sûretidir. Ve bu kapu iki katdır. Ve deryâ kenârı olmak ile bu tarafda aslâ handak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
… yağların yüzlerine ve gözlerine ve vücûdlarına sürüp kemiklerin yere gömdüler.
Acîb ü
garîb temâşâdır, ammâ Allâhümme âfinâ, eğer Rûm'un ve eğer Kırım'ın Badrak Tata …
Ve ol sâ‘at bu âdem leşi kebâbını kırk elli nefer Kalmıklar yediler ve yağların yüzlerine ve gözlerine ve vücûdlarına sürüp kemiklerin yere gömdüler. Acîb ü garîb temâşâdır, ammâ Allâhümme âfinâ, eğer Rûm'un ve eğer Kırım'ın Badrak Tatarların dutup esîr etseler ahşama komayup kur‘a atmadan âdemi pişirüp yerler. Böyle bir merdüm-hor kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… d Hân câmi‘i çâr-kûşe dîvâr üzre ve içinde dörd aded kârgîr binâ direk üzre bir
acîb ü
garîb tahtadan mebnî bir musanna‘ kubbeli câmi‘-i pür-envârdır kim bir müzeyyen …
Ve cümle on iki mihrâb cevâmi‘ ve mesâcid-i selâtîn-i mü’minândır. Cümleden Yıldırım Bâyezîd Hân câmi‘i çâr-kûşe dîvâr üzre ve içinde dörd aded kârgîr binâ direk üzre bir acîb ü garîb tahtadan mebnî bir musanna‘ kubbeli câmi‘-i pür-envârdır kim bir müzeyyen ve serâmed minâre-i bâng-ı Muhammedîsi var. Cümle âsâr-ı binâları ve harpüşte tahta binâ kubbesi rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile eyle musanna‘ kurşum örtülüdür kim sihr-i bûkalemûndur. Şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîmdir, ammâ haremi yokdur. Ve bundan gayri dahi câmi‘ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205b ·
metinde göster ·
… mmâtları serâpâ nîlgûn kurşum örtülü imâretdir ve gâyet musanna‘ ve müzeyyen ve
acîb ü
garîb müferrih ve rûşen câmi‘-i latîfdir. Gûnâ-gûn revzenleri ve mihrâb ve minb …
Andan Yeni Câmi‘, cümle kubâbları ve tetimmâtları serâpâ nîlgûn kurşum örtülü imâretdir ve gâyet musanna‘ ve müzeyyen ve acîb ü garîb müferrih ve rûşen câmi‘-i latîfdir. Gûnâ-gûn revzenleri ve mihrâb ve minberi ve müezzinân mahâfili ve kürsîsi bu şehirde değil Rûmeli vilâyetinde eyle musanna‘ hurdegîr imâret yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208b ·
metinde göster ·
Ve cümle der-i dîvârları iri somâkî mermerler ile bir tarz-ı
acîb ü
garîb kaplanmış dîvârlardır kim a‘ceb ü garâ’ibden temâşâgâh dîvârlardır kim he …
Ve cümle der-i dîvârları iri somâkî mermerler ile bir tarz-ı acîb ü garîb kaplanmış dîvârlardır kim a‘ceb ü garâ’ibden temâşâgâh dîvârlardır kim her taşı âşıklara temâşâ edecek nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… rdan müferrih ve musanna‘ ve zîbâ hammâm-ı hoş-hevâdır kim vâcibü's-seyr tarz-ı
acîb ü
garîb kâr-ı kadîmdir kim çâr-kûşe dîvârları ve cüm[l]e münevver kubâbları aslâ …
Der-vasf-ı Beğ hammâmı: Bu merkûm olunan hammâm-ı dilküşâlardan müferrih ve musanna‘ ve zîbâ hammâm-ı hoş-hevâdır kim vâcibü's-seyr tarz-ı acîb ü garîb kâr-ı kadîmdir kim çâr-kûşe dîvârları ve cüm[l]e münevver kubâbları aslâ derlemeyüp bir katre damla damlamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
… erbâb-ı harâb ya‘nî meyhâne ve bozahâne çârsûsu başka bir semte vâki‘ olup bir
acîb ü
garîb temâşâgâh ve bir mest-i müdâmgâh hergâh sehergâh bâzıdır kim cümle kefere …
Ammâ cümleden bâzâr-ı meykede-i erbâb-ı harâb ya‘nî meyhâne ve bozahâne çârsûsu başka bir semte vâki‘ olup bir acîb ü garîb temâşâgâh ve bir mest-i müdâmgâh hergâh sehergâh bâzıdır kim cümle kefere ve fecere vü fesaka ve tâ’ife-i mezmûm harâbât erenleri bunda mevcûd olup cümle üç yüz kırk aded humhâne meyhâneler vardır kim her birine yüzer ikişer yüz atlı yolcular konup içüp göçerler ve mihmân olurlar, hem hândır ve hem humhânedir. Kârhâne sâhibi kefereler şarâb-ı bî-hicâb satup kâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… emler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe
acîb ü
garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
El-hâsıl bu abd-i kemter elli bir yıl seyâhatde böyle bir ma‘bedgâh-ı musallâgâh görmedim. İllâ Sirem sancağı hâkinde Öziçse nâm şehrin içindeki namâzgâhı gördüm. Ol dahi ibret-nümâdır, ammâ bu Karafer[y]e 234a musallâsı vâcibü's-seyr küşâde bir medrese-i azîmdir, zîrâ şehrin cemî‘i ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân tâlibân-ı ulûmları ba‘de'l-asr bu hıyâbân içre cem‘ olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyye görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ-yı musannifîn müverrihîn kânıdır. İktizâ etdikde niçe yüz bin âdem bu dergâhda cem‘ olup du‘â-yı istiskâ edüp tazarru‘ [u] nâlîşler etdiklerinde elbette du‘âları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bir müstecâbü'd-da‘ve du‘â hırmeni namâzgâh-ı bî-misildir kim gören âdemler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b–234a ·
metinde göster ·
… k değildir, ammâ binâsı gûyâ bir kal‘a-i mu‘azzam olup gâyet mükellefli binâ-yı
acîb ü
garîbdir.
Leka-yı bî-bekâ oğlu Kalabak kralın binâsıdır. Gâyet eski deyr-i kadîmdir. Cümle papaslar bize istikbâle çıkup manastırların seyr [ü] temâşâ etdirdiler. Ammâ ve mine'l-acâ’ib binâ-yı musanna‘ köhne-âbâd deyr-i ibret-nümâdır. Kürdistân'da Çanlı kilise kadar büyük değildir, ammâ binâsı gûyâ bir kal‘a-i mu‘azzam olup gâyet mükellefli binâ-yı acîb ü garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… -zebân bilâ-vâsıta birbirleriyle şeb [ü] rûz kelimât ederlermiş. Bu dahi sırr-ı
acîb [ü]
garîbdir kim Bağdâd ile Atina'nın mâbeyninde deryâdan mâ‘adâ beş aylık yoldur, …
Anıniçün niçe müverrihân-ı selef bu şehr-i Atina'ya şehr-i işrâkıyyûn ve şehr-i Meşşâ’iyyûn ve şehr-i (---) derler. Ol asırda hukemâlar var imiş kim Bağdâd'daki hukemâ ile bu Atina'daki hukemâları bî-zebân bilâ-vâsıta birbirleriyle şeb [ü] rûz kelimât ederlermiş. Bu dahi sırr-ı acîb [ü] garîbdir kim Bağdâd ile Atina'nın mâbeyninde deryâdan mâ‘adâ beş aylık yoldur, lisân-ı hâl ile kîl [u] kâl mertebesi söyleşile. 254b Hakkâ ki Mesîh-enfâs mertebesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a–254b ·
metinde göster ·
… r binâ hâneleri mâbeyninde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir câmi‘i var, bir tarz-ı
acîb ü
garîb minâre-i ra‘nâsı var.
Bu kal‘a içinde seksen aded kiremit örtülü kârgîr binâ hâneleri mâbeyninde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir câmi‘i var, bir tarz-ı acîb ü garîb minâre-i ra‘nâsı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
… eğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir ada olur,
acîb ü
garîb himmet edüp kesmişdir.
Mora cezîresinin hâkinde kıbleye karşu bir alçak kayalı yerde leb-i deryâda bir burun üzre binâ olunmuşdur. Yıldızdan lodosa tûlânîce gûyâ surâhî bardak-misâl bir Şeddâdî binâ-yı metîndir kim cânib-i erba‘ası deryâdır, ammâ yıldız tarafında dörd yüz adım seng-i hârâ karaya muttasıl kayadır, ammâ bu taraf iki kat kesme kaya handak-ı azîm vâsi‘dir. Ve bu dörd yüz adım olan kara tarafındaki handakı küffâr 268b ol kadar derk-i gayyâ-vâr amîk etmiş kim kal‘ayı çevirüp cezîre gibi etmeğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir ada olur, acîb ü garîb himmet edüp kesmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a–268b ·
metinde göster ·
garîb: Bu şehirde ve Moton'da Kara Arab cevârîler ve Zengî Arab köleler cihânı …
Der-tarz-ı acîb ü garîb: Bu şehirde ve Moton'da Kara Arab cevârîler ve Zengî Arab köleler cihânı dutmuşdur, ammâ köle sâhibleri Arabına bir fiske ve bir çubuk çalmağa kâdir değildir ve kölesine "Bire Arab, bire kara" demeğe kâdir değildir. Cümle halk Arablarına "Yako Çelebi ve Amber Çelebi ve Bilâl Çelebi ve Kobro Çelebi ve Beyran Çelebi ve Cicilkan Çelebi" ve'l-hâsıl çelebi lafzından gayri bir söz söylemeğe kâdir değilsin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
garîb şehr-i azîm imiş. Mizistre sahrâsında cereyân eden nehr-i azîm iri kenârı …
Ebü'l-feth Gâzî münhedim etmişdir. Bir acîb ü garîb şehr-i azîm imiş. Mizistre sahrâsında cereyân eden nehr-i azîm iri kenârında olup cümle der-i dîvârları yerde yatır. Andan 4 sâ‘atde cânib-i kıbleye yine Manya dağları eteğinde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
garîb temâşâ şehr-i vilâyet-i Tarhâniyye'dir ve hâlâ halkı gâyet bülhe ya‘nî oğ …
El-hâsıl bu şehr-i Melemen acîb ü garîb temâşâ şehr-i vilâyet-i Tarhâniyye'dir ve hâlâ halkı gâyet bülhe ya‘nî oğuz tâ’ife ve meleme kavmdir, anıniçün Melemen şehri derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… ır ve ibret-nümâ harâb binâlar vardır. Ve kal‘a kapusu kıbleye nâzır bir tarz-ı
acîb ü
garîb musanna‘ binâ bâb-ı atîkdir kim kemerleri üzre nakş-ı Bihzâd-misâl bir gû …
Ve bu kal‘adan taşra kıble tarafına bir kat kal‘a dahi var. İçinde imâretden bir şey yokdur. Serâpâ vîrândır ve ibret-nümâ harâb binâlar vardır. Ve kal‘a kapusu kıbleye nâzır bir tarz-ı acîb ü garîb musanna‘ binâ bâb-ı atîkdir kim kemerleri üzre nakş-ı Bihzâd-misâl bir gûne hayâl-pesend tasvîrler var kim çeşm-i ibret hîrelenüp âdem vâlih dem-beste vü hayrân olur. Ve bu temâsîl-i acîbenin misli meğer Atina kal‘asında ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67b ·
metinde göster ·
… üp yed-i tûlâların ayân ü beyân etmişler. İki aded mahfileyndir ve birer tarz-ı
acîb ü
garîb musanna‘ âsârlardır.
Ve bu câmi‘ içre iki mü’ezzin soffaları üzre olan mü’ezzinân mahâfilleri gerçi haşebdir ammâ her birin birer üstâd-ı kâmil arz-ı ma‘rifet edüp var kuvvetin bâzûya getirüp yed-i tûlâların ayân ü beyân etmişler. İki aded mahfileyndir ve birer tarz-ı acîb ü garîb musanna‘ âsârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68b ·
metinde göster ·
Ve Yeni câmi‘ Hüseyin Efendi'nindir, gâyet latîf ve musanna‘ ve tarz-ı
acîb ü
garîb câmi‘-i bî-bedeldir. Ve binâ-yı metîn ve mahbûb u müzeyyen ve rûşen kurşu …
Ve Yeni câmi‘ Hüseyin Efendi'nindir, gâyet latîf ve musanna‘ ve tarz-ı acîb ü garîb câmi‘-i bî-bedeldir. Ve binâ-yı metîn ve mahbûb u müzeyyen ve rûşen kurşumlu kubbe-i nühtâk revâkı var. Ve minâresi miyân-ı dilberân-misâl kehkeşâna ser çekmiş bir serv-i ser bülend makâm-ı Bilâl minâre-i sihr-i hilâl-vâr minâre-i dârü'l-karârdır. Ve câmi‘ içre bir mü’ezzin mahfili var kim diller ile tab‘îr ve kalemlerle evsâfı tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75a ·
metinde göster ·