… tdan dörd darb urup bir kîse altun alduğı müsbetdir kim sihr-i helâl ma‘rifet-i
acîbdir
.
Ammâ bu zümrenin üstâd-ı kâmili Ebezâde'dir kim Sultân Murâd huzûrunda bir yay çilesine dörd ok gezleyüp iki ok önünde darb urur, bir ok sağ omuzundaki darbe, bir ok sol omuzundaki darbe urup bir çileden dörd ok ile bir çekişde bir şastdan dörd darb urup bir kîse altun alduğı müsbetdir kim sihr-i helâl ma‘rifet-i acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
Hâlâ tekye-i Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkân-ı sâdıkânları vardır. Ve bu âsitâne kapusu hâricinde niçe kerre yüz bin kurbân kellesi boynuzuyla biri biri üzre yığıp bir kulle-i azîm etmişler. Zîrâ cemî‘î İrân-zemîn halkı bu Muhammed Şâm-ı Gazan'a i‘tikâdları olmağıla her sene niçe bin kûsfend kurbân nezerâtlar gelir ve hareminde on zirâ‘ amîk bir âb-ı nâb câh-ı mâsı var. Mâh-ı temmûzda gûyâ yah-pâredir. Hakkâ kim âb-ı hayâtdan nişân verir. Ve bu âsitâneye Şâm-ı Gazan derler. Ammâ ber-vech-i tesmiyesinin aslı dahi oldur kim lisân-ı Moğolda şeneb kabre derler. Sâhib-i kabr Moğol pâdişâhlarından Muhammed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i kelâm ile galat-ı meşhûr evlâ olup Şâm-ı Gazan derler. Ammâ sahîhi şeneb-i Gazan'dır. Ve bu âsitâne-i azîm kûh-ı Velyân üzre Şâm-ı Gazan kal‘ası harâbdır. Anın dâmenine karîb bir âsitâne-i garîb ve acîbdir, kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan kalkup cânib-i garba gidüp kûh-ı Velyân dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a ·
metinde göster ·
… r-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a karîb bir garîb câmi‘i-i
acîbdir
. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yüres mahallesi derler and …
Cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîm Ebü'l-feth Câmi‘i iç kal‘adadır. Andan aşağı çârsû içre şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîre ile müzdehim Zâhîd Efendi Câmi‘i, bu dahi toprak ile mestûr tarz-ı kadîm câmi‘-i atîkdir. Bir nâzük, mevzûn ve rakîk, miyân-ı serâmed tula minâre-i bâlâsı vardır, sol tarafında iki aded bâb-ı mu‘allâsı vardır. Mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve boyahâne-i sultânî ve kappan-ı dakîk-i dihkânı Zâhid Câmi‘i'nin yesâr tarafındadır. Ve Karı hammâmına muttasıl Kadızâde Mehemmed Çelebi Câmi‘i hayli vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a karîb bir garîb câmi‘i-i acîbdir. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yüres mahallesi derler anda, dahi bir câmi‘-i kadîm vardır. Lâkin tahta minârelidir. Bu zikr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ mahalle mesâcidlerdir. Ve bir imâret-i ıt‘âm-ı dârü'z-ziyâfesi vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldır. Ve bir imâret-i dârü't-tedrîsi ve ders-i âmmı ve talebeleri vardır. Ve her câmi‘de ve ba‘zı zâviyelerde medrese-i hasbîler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… at gibi kurulu bir gûne un değirmeni vardır, diller ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı
acîbdir
. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olu …
Sene (---) târîhinde Kuds-i Şerîf, kefere-i Freng-i bed-renk destinde iken bu kal‘a-i Şıkıf'ı Şıkıf nâm bir Dürüzî beğinin i‘ânetiyle İşpaniye binâ etmişdir. Ba‘dehû Kudüs'ü Nûreddîn-i Şehîd feth edüp bu kal‘ayı dahi Nûreddînü'ş-şehîd feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Hân fethidir, be-dest-i Yûnus Paşa. Şâm eyâletinde Kerk sancağı hudûdunda Zeydâniyye kazâsı ve subaşılığı hükmünde evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın beyâz kûh-ı bülend üzre bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Aşağı Tennûr nehrinden tâ kal‘anın zirve-i a‘lâsına iki sâ‘atde urûc olunur. Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu Âl-i Osmân'a karşu durup ısyân etdikde bu kal‘aya yigirmi bin fitil tüfenk-endâz asker ile kapanup cenge âmâde oldukda kara tarafından eyâlet-i Karamân ve Sivas ve Mar‘aş, Adana ve Haleb ve Şâm ve Şâm Tarablus askerleri bu kal‘ayı muhâsara etdiler. Deryâ tarafından iki yüz pâre kadırga ile donanma-i hümâyûna Kapudan Ca‘fer Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bektâş Ağa donanma yeniçeri ağası olup yetmiş seksen bin asâkir-i İslâm ile bu kal‘ayı muhâsara edüp bir taşına Ma‘ânoğlu bin baş alup öskes kal‘ayı vermeyüp asker-i İslâm hâ’ib ve hâsir gitdiler. Hâlâ Âl-i Osmân'ın meteris yerleri âşikâre durup niçe bin şühedâ-yı Âl-i Osmân medfûndur. Kıble tarafı nehr-i Tennûr deresine nâzır câh-ı gayyâdır. El-ıyâzen-billah âdem aşağı bakmağa cür’et edemez ve aşağı derenin bir tarafında Ba‘albek kal‘ası vâdîsinden gelen nehr-i Rıtân nehr-i Tennûr'a mahlût olur ve Şıkıf kal‘asına gelen Ayn-i Sûl karyesinden tulû‘ eden nehr-i Sûl bu nehr-i Tennûr'a mahlût olup mezkûr üç nehrin feryâd [u] figânından âdemin kulağı asam olup bir fersah yerden istimâ‘ olunur. Mezkûr kal‘a-i Şıkıf'dan Ma‘ânoğlu üstâd-ı kâmil kûhkenler getirüp kal‘adan aşağı nehirlere gelince bin iki yüz kademe taş nerdübân kesüp kal‘adan suya inilir nihânî su yolları vardır kim râygân değildir. Sene-i âtîde yine Ma‘ânoğlu üzre kel-evvel asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr olup Ma‘ânoğlu'nu zorâzor kuvvet-i bâzû ile kal‘a-i (---)(---) çıkarup der-i devlete gönderüp huzûr-ı Murâd Hân-ı Râbi‘de kellesi galtân olup oğlu (---) Beği harem-i hâsda odasına aldı. Ammâ bu kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân bir burc [u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Her taş fîl cüssesi kadar var. Kat-ender-kat sarâyları ve müte‘addid hücreleri ve kâ‘aları ve bir câmi‘i ve gılâl anbarı ve cebehâne 38a odaları ve bârân-ı rahmetden nâzil olan mâ-i zülâl içün su sarnıçları var kim cümle binâlarında aslâ ahşâbâtdan bir hatab makûlesi yokdur. Cümle kârgîr binâlardır kim henüz üstâd-ı mi‘mâr elinden çıkmışdır. Ammâ bu kal‘ada sâ‘at gibi kurulu bir gûne un değirmeni vardır, diller ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı acîbdir. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olurdu. Bu kal‘ayı temâşâ ederken ba‘zılar Zeydâniyye kal‘asın medh etdiler. Hemân aşağı ordu-yı İslâm'a inüp paşadan me’zûn olup kırk elli yiğit başıma cem‘ edüp nehr-i Tennûr'u geçüp yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b–38a ·
metinde göster ·
… nlerin gayri râhı vardır. Yine birbirlerine nâzırdırlar. Tarz-ı garîb bir râh-ı
acîbdir
. Bundan gayrı yine derûn-ı kal‘ada yine matar-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıcla …
Ammâ suya usret çekmezler, zîrâ yukaru iç kal‘a kayasının tâ zirve-i a‘lâsından iki bin kademe kesme taş nerdübân ile tâ nehr-i Furât'a nüzûl olunur. Bir gûne musanna‘ su yolı var kim 80b diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Suya gidenin başka yolu vardır. Su getirenlerin gayri râhı vardır. Yine birbirlerine nâzırdırlar. Tarz-ı garîb bir râh-ı acîbdir. Bundan gayrı yine derûn-ı kal‘ada yine matar-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıcları vardır ve buğday anbârları ve cebehâneleri ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz aded hâk-i pâk ile mestûr hâneleri ve bir câmi‘i ve kal‘anın cânib-i garba nâzır bir demir kapusu aşağı şehre mekşûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a–80b ·
metinde göster ·
… nna‘dır kim tavsîf olunmuşdur. Ammâ bu Çanlı kenîse dahi ibret-nümâ bir binâ-yı
acîbdir
.
Ekâlîm-i seb‘ada temâşâ etdiğimiz yedi manastır-ı mu‘azzamdır. Biri Revân kurbunda Üç kenîsesi biri Nahşevân kurbunda Yedi kenîse üçüncüsü yine Van kurbunda Vereg kenîsesi dördüncü Nemçe çâsârı olan Beç'de İstefân Kenîsesi beşinci Macaristân'da nehr-i Tise'ye bir menzil karîb Faşa kenîsesi altıncı Kudüs-i şerîf kurbunda Hazret-i İsâ'nın müştak olduğu Beytü'l-lahm deyri yedincisi Kudüs-i şerîf içinde cemî‘i Nasârânın bilâ teşbîh ma‘bedgâhları olan Kumâme deyri ol dahi acîb ü garîb deyr-i kebîr-i musanna‘dır kim tavsîf olunmuşdur. Ammâ bu Çanlı kenîse dahi ibret-nümâ bir binâ-yı acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… i fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulahâ bir şehr-i şîrîndir ve bir şehr-i garîb ü
acîbdir
kim ulemâları ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı …
Evvelâ diyâr-ı Âzerbaycân'da Gürcî Ermen diyârlarından add olunur. Ammâ belde-i kadîm olmağile mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-i fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulahâ bir şehr-i şîrîndir ve bir şehr-i garîb ü acîbdir kim ulemâları ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhîn-ı fâsıdı bî-hadd ü bî-kıyâsdır. Ve cümle Şâfi‘îyyü'l-mezheb, pâk-i‘tikâd ve mü’min ü muvahhid ü sâhib-i sülûk ve niçesi huddâm-ı mülûk zarîf ü nazîf ve nüktedân ü şi‘ir-şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri vardır. Ve cümle sıbyân-ı ebcedhânları gâyetü'l-gâye ve tîz-fehm ve necîb ve reşîd ciğer-kûşeleri olur kim Dîvân-ı Hâfız'ı ve Gülistân [u] Bostân'ı ve Dîvân-ı Fuzûlî ve Dîvân-ı Sâ’ib'i ezber etmişlerdir ammâ kitâb-ı Arabiyyâtda ve Kur’ân-ı Azîm'i hıfz etmede Arabistân sıbyânları gibi değillerdir. Ve cümle halkı garîbü'd-diyâr kimesnelere yâver olup ikrâm ederler. Zîrâ diyâr-ı sengistân olmağile garîb-dostlardır. Şehri ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs mergûb ve hadîka-i cinânları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî vü revân bir şehr-i âbâdândır. İlâ inkırâzı'd-deverân müebbed ola, âmîn yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
… it ile mestûr la‘lgûn reng bir şehr-i bî-ceng, belde-i mu‘azzam, şehr-i garîb ü
acîbdir
, lâkin aşağı şehir etrâfında varoş hisârı yokdur, ammâ her tarafında tedrîbe ka …
Hakkâ kim ba‘zı sarâyda ikişer üçer hammâm vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ammâ sekiz aded dere ve depe ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer dörder kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şarka ve şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Cümle kiremit ile mestûr la‘lgûn reng bir şehr-i bî-ceng, belde-i mu‘azzam, şehr-i garîb ü acîbdir, lâkin aşağı şehir etrâfında varoş hisârı yokdur, ammâ her tarafında tedrîbe kapuları vardır. celâlî ve cemâlîden mahfûzdur. 23a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b–23a ·
metinde göster ·
… varınca on sekiz pâdişâhlık yere mâlik olup lisân-ı Maskov on iki gûne lisân-ı
acîbdir
, ammâ aceb hikmetdir kim cemî‘i lisânları yine bizim yigirmi dokuz aded hurûfum …
Lisân-ı ıstılâhları: Irâk-ı Dadyan vilâyetinde lisân-ı Fârisî'den azup lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Moğol ve lisân-ı Boğol ve (---) lisânlarından azup Maskov lisânına irtibât verdiler, ammâ tâ Karanlık dünyâya ve Sedd-i Ye’cûc'e ve Bahr-i Zulumât'a varınca on sekiz pâdişâhlık yere mâlik olup lisân-ı Maskov on iki gûne lisân-ı acîbdir, ammâ aceb hikmetdir kim cemî‘i lisânları yine bizim yigirmi dokuz aded hurûfumuz ile telâffuz olunur deyü Maskov'un devleti iki bin altmış yıldır hâlâ şehinşâhlık iddi‘âsındadır kim Hind hâkânıyla Âl-i Osmân'dan gayrıya nâme yazmak ihtimâli yokdur. 47a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46b–47a ·
metinde göster ·
… üzre {yaparlar. Bir diyârda eyle gemi yokdur. İllâ Gelibolu gemileri bir tarz-ı
acîbdir}
.
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı tershâne-i mutalsamât: Zamân-ı Feylekos-ı keferede tershâne limanında bir gûne bakır gemi var imiş. Leyle-i zemherîde sehereler ol gemiye binüp Karadeniz câzûlarıyla deryâ üzre ceng edüp bir mutalsam gemi {imiş}. Hâlâ Gelibolu kayıkları ol tarz üzre {yaparlar. Bir diyârda eyle gemi yokdur. İllâ Gelibolu gemileri bir tarz-ı acîbdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
… n iki sâ‘atde on iki kulle dibine gelüp on iki sâ‘at tamâm olur. Garîb san‘at-ı
acîbdir
, ammâ bu san‘atı Destpot Krala isnâd ederler, zîrâ bir zamân anın tahtı idi.
Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin adımdır ve cümle otuz altı kulle-i azîmlerdir, ammâ sâhib-i binâsı Sıvlani Yanoş Kral bir sâhib-i tab‘ ilm-i nücûmda kâmil üstâd-ı âmil olmağın bu kal‘anın kara tarafındaki on iki aded kullelerin ilm-i nücûm üzre esâsın sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bırağup on iki kulle binâ olunmuşdur ve her kullenin kubbesi üzre ola[n] alemlerin gölgeleri gün deverân etdikce baş kullenin zıllı yanındaki kullenin dibine geldikde bir sâ‘at olur. Bu hisâb üzre on iki kulle külâhının alemi gölgeleri on iki sâ‘atde on iki kulle dibine gelüp on iki sâ‘at tamâm olur. Garîb san‘at-ı acîbdir, ammâ bu san‘atı Destpot Krala isnâd ederler, zîrâ bir zamân anın tahtı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
… dokunup yine ba‘de'z-zevâl güneş dokunmaz bir garîb zemîne vâkı‘ olmuş kasaba-i
acîbdir
.
Ve bu kasaba kal‘anın dağı altında olmağile kal‘anın dağı kûh-ı bî-sütûn gibi bu şehrin cânib-i şarkîsinde şehre havâle olduğundan bu şehre kâmil altı ay güneş dokunmaz, ammâ gün uzununda sehel güneş dokunup yine ba‘de'z-zevâl güneş dokunmaz bir garîb zemîne vâkı‘ olmuş kasaba-i acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137b ·
metinde göster ·
… da kim bu Mora cezîresi deryâ içinde olup böyle nehr-i kebîr ola garîb hikmet-i
acîbdir
. Hemân Arapça dir. Hakkâ ki Mora adasında bundan büyük nehir yokdur. Andan şa …
Andan bir sâ‘at cânib-i cenûba gidüp nehr-i azîm Rufiya'yi keştî ile ubûr etdik. Bu nehr-i âb-ı zülâl tâ Arhoz ve Taraboliçse ve Kalavrata dağlarından cem‘ olup nehr-i azîm oldukda mezkûr Pondiko[z] kal‘ası kurbunda Akdeniz'e mahlût olup kâhîce gemilerle ubûr olunur bir dîvâne akar nehr-i azîmdir, ammâ garâbet anda kim bu Mora cezîresi deryâ içinde olup böyle nehr-i kebîr ola garîb hikmet-i acîbdir. Hemân Arapça dir. Hakkâ ki Mora adasında bundan büyük nehir yokdur. Andan şark tarafına 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265a ·
metinde göster ·
… vardır. Ve Yûsuf Ağa sarâyı kurbunda Patrik kenîsesi dahi binâ-yı garîb(dir) ü
acîbdir
kim gâyet ma‘mûr u müzeyyen olup şehir içre niçe yü[z] evkâfları var, cümle Fre …
Ve cümle on bir aded kilisaları vardır, ammâ cümleden şehrin cenûb tarafı hâricinde bâğçeler içinde Mihal kral-ı dâll kenîsesi gâyet büyük kubâblı binâ-yı musanna‘dır kim içinde elli aded ruhbânları ve hücreleri vardır. Ve Yûsuf Ağa sarâyı kurbunda Patrik kenîsesi dahi binâ-yı garîb(dir) ü acîbdir kim gâyet ma‘mûr u müzeyyen olup şehir içre niçe yü[z] evkâfları var, cümle Frengistân'dan nezerâtları gelüp iki yüz kadar papasları cemî‘i âyende vü revendegânlara hidmet edüp ni‘met yedirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346a ·
metinde göster ·
… li kâr-ı kadîm bir vâsi‘ Bâyezîd Hân câmi‘i köhne binâ cemâ‘atsız garîb câmi‘-i
acîbdir
. Ve cümle sekiz aded kefere kenîseleri vardır, ammâ biri gâyet ma‘mûr u müzeyye …
Cümle iki yüz aded kiremitli vîrân şekilli evlerdir. Ekseriyyâ Urûm keferesi hâneleridir. Bâğçeleri harâb hayli vâsi‘ meydânları vardır. Ve cümle bir aded kiremitli ve kârgîr minâreli kâr-ı kadîm bir vâsi‘ Bâyezîd Hân câmi‘i köhne binâ cemâ‘atsız garîb câmi‘-i acîbdir. Ve cümle sekiz aded kefere kenîseleri vardır, ammâ biri gâyet ma‘mûr u müzeyyen ve büyükdür. Cümle sokakları kudretden taşlı kaldırımlıdır. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asındaki kal‘a dîvârına muttasıl evlerdir. Aslâ etrâfında handakları yokdur, zîrâ dâ’iren-mâdâr yalçın uçurum kanara kayalardır kim cenûb tarafındaki Çekebeni Kayası nâm semti evc-i semâya ser çekmiş şâhin ve zağanos ve karakuş âşiyânlı ve devlingeç ve çaylak yuvalı serâmed ve mehîb kayalardır kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357b ·
metinde göster ·
… ükkân ve yedi hân. Cümleden çârsû içinde Sultân Alâeddîn'in taş hânı bir tarz-ı
acîbdir
. Ve yine ana karîb Lonca hânı. Ve yedi kahvehânesi var, ammâ bezzâzistân yokdur …
Ve cümle üç yüz yetmiş dükkân ve yedi hân. Cümleden çârsû içinde Sultân Alâeddîn'in taş hânı bir tarz-ı acîbdir. Ve yine ana karîb Lonca hânı. Ve yedi kahvehânesi var, ammâ bezzâzistân yokdur. Ve çârsûnun ortasında fevkânî bir câmi‘i var. Ve bu şehr içre ancak bir kiremit örtülü hâne vardır. Ve Ermeni ve Rûm vardır, ammâ Yahûdî'nin vücûdu yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19b ·
metinde göster ·
. Ve enderûn-ı câmi‘de encüm-âsâ niçe bin billûr kanâdîller ile müzeyyendir. Ve …
Ve mü’ezzinler mahfili dahi tarz-ı acîbdir. Ve enderûn-ı câmi‘de encüm-âsâ niçe bin billûr kanâdîller ile müzeyyendir. Ve gûnâ-gûn zî-kıymet maslûbât eşyâlar ile pîrâste olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119a ·
metinde göster ·
… tebe şeytân idüğin kimse bilemez. Ve hakîkatü'l-hâl akıl ihâta etmez bir sırr-ı
acîbdir
. Ammâ {âye[t]:}Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî âyeti de …
Ve bu piliçler nice hâsıl olduğun görmeyen Mısır fellâhının ne mertebe şeytân idüğin kimse bilemez. Ve hakîkatü'l-hâl akıl ihâta etmez bir sırr-ı acîbdir. Ammâ {âye[t]:}Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî âyeti delîl-i kat‘îdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229b ·
metinde göster ·
… alkı uryân gezüp arak-âlûd olup gûyâ hammâm içinde dururlar. Bir şehr-i garîb ü
acîbdir
.
Ve bir Özdemir câmi‘i var ve yedi zâviyesi var. Gayrı imâretden nişân yokdur. Hammâm bu diyârda lâzım değildir, zîrâ şeb [ü] rûz halkı uryân gezüp arak-âlûd olup gûyâ hammâm içinde dururlar. Bir şehr-i garîb ü acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a ·
metinde göster ·