… âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden
ac kurd
koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek bir ceng olmuşdur; tu …
"Bire fursat ganîmetdir" deyü âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek bir ceng olmuşdur; tulû‘-ı Merîh'den berü tarafeynden böyle ceng olmamışdır. Tarafeynden tabl-ı âsâyişler çalınup âl-i Osmân ve âl-i Gavrî kollu kollarına konup herkes yarasın beresin sarup zireh söküklerin diküp âl-i Osmân'dan on yedi bin âdem ol gece defn ederler. Ammâ bu cengde âl-i Osmâna imdâd eden Hayre Beğ bir şecî‘âne ceng etmişdir kim hâlâ Mısır tevârîhlerinde mastûrdur. Andan bildiler kim Hayre Beğ âl-i Osmân'a kafâdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… idâlin aslı ol imiş. Hemân ardım hakîrin yanı benim yanım sıra olan memlûkların
ac kurd
gibi ol gavgâ mâbeyninde cüst [ü] cû edüp yüz yetmiş altun bulup hânemize geldi …
Ve bu arâzî-i Mısır'da ol kadar künûz-ı azîme ve defâyin-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Hattâ şöyle rivâyet ederler, anın bir yeri yokdur kim ol yerde bir genc nihân olmaya. Zîrâ Mısır'ın halkı hâlâ zemînî mezheblerdir. Cümle mâlların yere defn ederler. Hattâ bu hakîr Mısır vâlîsi Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya intisâbımız sebebiyle paşa ağaları mâbeyninde Züğürdler yaylası nâm mahalde Koşunlu Tılsım kullesi üzre sâkin idim. Seher vakti hânemden çıkup alay çavuşları konağı önünde bir gavgâ ve bir cidâl ve bir kaç ağavât huddâmları mecrûh olmuş. Hakîr, aslı nedür, deyü ileri varup su’âl etdim. Meğer ol gece ol mahalde defîne bulmuşlar. Taşırken yere bî-hisâb altun dökülmüş. Tatar huddâmları ve ağavât seyisleri ve harbendeleri râst gelüp hissemend olmayup ceng [ü] cidâlin aslı ol imiş. Hemân ardım hakîrin yanı benim yanım sıra olan memlûkların ac kurd gibi ol gavgâ mâbeyninde cüst [ü] cû edüp yüz yetmiş altun bulup hânemize geldik. Defîneye sabâh gördük Ammâ kazılan yerin Ol mâl bulunan yerin hafrine beş âdem sığardı, azîm defîne imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
… nden bir sâ‘at yer çöle çıkınca derhâl Benî Harâm fi'l-hâl gerüye avdet eyleyüp
ac kurd
koyuna girir gibi girüp bu Sâlihiyye kavmin domuz balığı gibi hıştlayup ve esli …
Bu Sâlihiyye kavmi bu hâli görüp eğer esb-süvâr ve eğer piyâdeleri at boynuna düşüp Benî Harâm'ın akîbince kova kova bâğlarından ve evlerinden bir sâ‘at yer çöle çıkınca derhâl Benî Harâm fi'l-hâl gerüye avdet eyleyüp ac kurd koyuna girir gibi girüp bu Sâlihiyye kavmin domuz balığı gibi hıştlayup ve eslihalayup sürü sürü kıra kıra tarfetü'l-ayn içre bin sekiz yüz âdemi yalman-ı cıdadan geçirüp cümle küheylân kısrakları ve sâyir mâl-ı ganâyim ile Benî Harâm mesrûr [u] handân oldular. Ammâ münhedim olan Sâlihiyye kavmi cân havli ile at boynuna düşüp bizim asker içine gelürken bizim asker dahi, "Anları urdu urmağa geldiler" zann edüp ileri gelenden elli mikdârı âdem Sâlihiyyeliden hâke düşdü. Âhir bizim askerden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·