zâc olup şaşmış, küffâr-ı hâksâr içre aç kurd gibi Arab hayyâlleri girüp yedi s …
Âhirü'l-emr küffâr yine mağlûp olmak sadedinde iken eyyâm muhâlif olup cümle ehl-i İslâm ve cümle küffâr-ı sâhib-esnâm keştîleri ile karaya düşünce azamet-i Hudâ Arab'ın mahâret-i azîmi karada olmağile ol gece kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret edüp üç bin mikdârı at ve katır ve hımâr bulup subh-ı sâdık oldukda gemilerden karaya düşmüş, pâymâl-i rimâl olmuş ac u zâc olup şaşmış, küffâr-ı hâksâr içre aç kurd gibi Arab hayyâlleri girüp yedi sâ‘atde yigirmi üç bin kâfiri pây-beste ve dil-haste edüp esîr etdiler. Ve gark olan gemilerinden ol kadar mâl-ı hazâyinler aldılar kim hisâbın muhtesib-i Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u bâc alup diyârların târâc ve halkını
ac u
zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Bâ-husûs Mora cezîresi içinde cenûb tarafı nihâyetinde bir burunda sa‘b ve çengelistân yerde Manya nâm bir 75a vilâyet vardır sene (---) târîhinde ecdâd-ı izâmın Ebü'l-feth Mehemmed Hân feth edüp emn [ü] emânda iken bu ân pâdişâhımızın zamân-ı sa‘âdetinde Manya küffârı âsî olup elli bin küffâr ile Malta'ya tâbi‘ olup yüz pâre yarar firkate ve balkarmatalar ile Akdeniz içre cezîre-i Rodos'u ve İstanköy'ü ve Sakız'ı ve cezîre-i Susam'ı ve İlimni ve Midilli cezîrelerinin kurâ ve kasâbatların nehb ü gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u bâc alup diyârların târâc ve halkını ac u zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74b–75a ·
metinde göster ·
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… â Paşa askeri ve Gürcî Mustafâ Paşa askeri bir habbeye ve bir cübbeye muhtâc ve
ac u
zâc olup dağlarda niçe gün Hasan Paşa'lı havfinden her biri ot otlayarak birer …
Ve seyis ve harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve zırh [u] zereh-külâh ve bâr [u] büngâha mâlik olup gûyâ leyle-i Kadr'e uğrayup nicesi şâdmerk oldu, ammâ Murtazâ Paşa askeri ve Gürcî Mustafâ Paşa askeri bir habbeye ve bir cübbeye muhtâc ve ac u zâc olup dağlarda niçe gün Hasan Paşa'lı havfinden her biri ot otlayarak birer tarîk ile dâr [u] diyârlarına firâr edüp niçe yüğrük atlı olanlar at başın Üsküdar'da Köpürlü Mehemmed Paşa otağında çeküp soluk aldıkda nice bozulup nice kırıldıkların ve cümle vüzerâ nice firâr etdiklerin Köpürlü'ye nakl etdiklerinde Köpürlü-yi müdebbir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… bî-çâre Hasan Paşa neylesün? Askere muhtâc âhirü'l-emr hâne berdûş gezmeden ve
ac u
zâc ve bir hınta ve şa‘ire muhtâc olup cihân başlarına dar oldu. Mâl-ı metâ‘ ço …
"Mâlları sizin, ancak cümle celâlînin başları bizim" deyü fermân-ı şehinşâhîler sâdır olunca el-azametullâh Türk tâ’ifesinin ellerine böyle fursat girince ata, dona kâdir olan ve olmayup eğri demirin eline alup piyâde pür-silâh Etrâk tâ’ifesi Hasan Paşalının ardları sıra sarp dağlara girüp Hasan Paşa'nın dağda ve taşda ota ve otluğa ve bir iki konak ba‘îd zahîreye gidenleri ve "Hasan Paşalıdır" deyü niçe tüccâr tâ’ifesin ve'l-hâsıl çatal Osmânlı sarıklı ve atları na‘llı ve kıyâfetleri belli eli tüfengli ve belleri vezneli ve kaba bıyıklı âdemleri kıra kıra tamâm edüp günden güne {dahi} kış gelüp lâ-mekân bî-mekân bini iki bini bir tarafa zahîreye gitmeğe iktidârları kalmayup günden güne etrâf [u] eknâfların cânı acımış re‘âyâ vü berâyâ ile münhezim olmuş asker-i firâvân ihâta etmede, ammâ bu minvâl üzre Hasan Paşalının da duracak ve oturacak ve sığınacak ve yatacak ve zemistândan kanacak bir cây-ı menâs yerleri kalmayup askeri ve kendisi aç bî-çâre Hasan Paşa neylesün? Askere muhtâc âhirü'l-emr hâne berdûş gezmeden ve ac u zâc ve bir hınta ve şa‘ire muhtâc olup cihân başlarına dar oldu. Mâl-ı metâ‘ çok, ammâ yenir mi? Yiyecek yok. Havf u haşyet ve renc [ü] anâ çok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
Cümle ni‘met-i Hudâ'nın râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Hattâ cümle sipov ekmeklerde ve yağlı poğaça ve çöreklerde ve böreklerde bile hoş kokulu gülâb ve zârbaye(?) ve karanfil ve darçın suyuyla yoğrulmuş beyâz ekmekler idi ve paşaların summâtında niçe yüz pençe-i âfitâb kralzâdeler ve kapudanzâde ve irşek ve birovzâdeler câm ve billûr ve necef ve moran ve fağfûrî kâseler ile niçe yüz mûğpîçe nâ-resîde dilberânlar kâküllerin perîşân edüp vüzerâya hidmet ederlerdi, ammâ ol gün Çavuşzâde Mehemmed Paşa bu dilberân seyrinde vâlih [ü] hayrân kalup ac u zâc kaldı, lâkin niçe dilberân-ı muğân destlerinden gûnâ-gûn eşribe-i mümessekler alup nûş edüp ta‘aşşukun teskîn ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
Ve yüz aded fukarâ evleri var, lâkin suları yokdur ve suya muhtâc bir alay
ac u
zâc fukarâlardır, ammâ "Bu şâhrâh üzre asâkir-i İslâm çok gitmek ile tarîk-i âm …
Ve yüz aded fukarâ evleri var, lâkin suları yokdur ve suya muhtâc bir alay ac u zâc fukarâlardır, ammâ "Bu şâhrâh üzre asâkir-i İslâm çok gitmek ile tarîk-i âm üzre kaht [u] galâ ve izdihâm mukarrerdir" deyü hakîr birkaç aded yâr-ı muvâfık kimesneler ile evvelü'r-refîk sümme't-tarîk deyü refîk olup yoldan sapup köğden köğe zevk u safâ etmek içün Uzuncaova'dan sağ cânibe 6 sâ‘at sahrâ içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
… tiremeyüp vere ile kal‘ayı verüp cümle küffâr derûn-ı hisârdan bî-silâh uryânen
ac u
61b zâc ve bir pâre nâna muhtâc cânib-i vâdî-i Vac deyüp giderek her biri bir …
Ba‘dehu sene 932 târîhi Recebü'l-ferdinin 11 bâzârertesi gün Sultân Süleymân Mihaç ovası gazâsına azîmet etdiklerinde Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken talî‘a-i asker olup serdâr-ı mu‘azzamlık ile kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ol sene-i mezkûrda der-ceng-i evvel kal‘a siperi(?) Varadin'i ve kal‘a-i İlok'u ve kırk aded kılâ‘ların sağîr ü kebîrlerin feth edüp andan kal‘a-i Ösek'e sarılup içinde olan Boçkay nâm ban ve Yerekan kâfirleri ceng [ü] cidâl-i germâ-germe tâkat getiremeyüp vere ile kal‘ayı verüp cümle küffâr derûn-ı hisârdan bî-silâh uryânen ac u 61b zâc ve bir pâre nâna muhtâc cânib-i vâdî-i Vac deyüp giderek her biri bir cânibe perîşân ve kimi serdâra "el-amân" deyüp re‘âyâ olmak üzre kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a–61b ·
metinde göster ·
… arından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve
ac u
zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, …
Ve cânib-i erba‘asında yetmiş aded kavm-i düşmanları sayf [u] şitâda âmâde olup Budin'e nigerândadırlar. Hattâ diyâr-ı Alaman'da ve kal‘a-i Beç'de ve kal‘a-i Prak'da ve şehr-i Kallevine'de olan kâfirlerin zamân-ı kadîmde dedeleri elinde Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını rehin verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâhibiyim ve Budin'de benim bâğım yâhûd bir dükkânım vardır" deyü murâd edindiği gorofun ve irşeğin ve şagların kızlarından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve ac u zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, bu muhakkak seyr [ü] temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
zâc ve bir nân-pâreye muhtâc bî-tâb u bî-mecâl şems-i hâr dahi cümlemize harâre …
Ammâ cümle gâzîlerimiz bütün gece uykusuz ve ac u zâc ve bir nân-pâreye muhtâc bî-tâb u bî-mecâl şems-i hâr dahi cümlemize harâret verüp 103b bu sahrâ-yı ma‘rekede bir katre âb-ı nâbdan nâm [u] nişân yok. Cümle atlarımızda hod evlâ bi't-tarîk tâb [u] tüvân yok ve bir cânibden bizlere gelir imdâd yok. Küffâr ise kırmak ile tükenmeyüp gâyet çok. Küffâr-ı hâksâr ise bize göz açdırmayup toplar ile bizi kırmadan amân vermeyüp zarabât-ı topdan yanlarına varamaz olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a–103b ·
metinde göster ·
… en şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız
ac u
zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrûh bir künc-i mihnetde
ac u
zâc ve susuz merhûm olurlardı.
Ve bundan mâ‘adâ niçe bin âdem mecrûh ve şehîd olurdu. Bir ferde dehşet gelmeyüp cengden el çekmediler. Bir zâbıta merhamet gelüp vücûd-ı insâna terahhum etmediler. Hemân cümle guzât-ı müslimîn hacer ü şecer makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrûh bir künc-i mihnetde ac u zâc ve susuz merhûm olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a–184b ·
metinde göster ·
… tmediklerinden bu Yenikal‘a'da dahi guzât-ı müslimîn kırılmadın cânlarına geçüp
ac u
zâc olduklarından mâ‘adâ zâbitlerinin huluvv-i lisânları da olmadığından cüyûş- …
Netîce-i kelâm sene (---) de Hanya kal‘ası fethinde ve sene (---) de Yanova kal‘ası fethinde ve Arat fethinde ve sene (---) de kal‘a-i Varat fethinde ve sene 1073 Üstürgon ve Uyvar kal‘ası ve Litre kal‘ası ve Leve kal‘ası ve Novigrad kal‘aları fethinde niçe yüz bin ibâdullâh şehîd olup ve mecrûhan hâk-i mezelletde âh [u] enîn ile merhûm olup kimesne terahhum etmediklerinden bu Yenikal‘a'da dahi guzât-ı müslimîn kırılmadın cânlarına geçüp ac u zâc olduklarından mâ‘adâ zâbitlerinin huluvv-i lisânları da olmadığından cüyûş-ı müslimîn batiyyü'l-hareke ceng etmeğe başladıklarından küffâr-ı hâksâr dahi ziyâde şîrînleyüp kal‘anın fethi günden güne müşted olup bu gazâda benî Âdem kanı değil belki âdem cânı sebîl-vâr cereyân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
… ur içre pâymâl-i rimâl olup yatır ve niçe yüz haste âdemler olup kimisi hayâtda
ac u
zâc eğlenüp yatır.
"Âyâ kâfire haber mi etmeğe gitdi? Bir alay çeteden mâl almış âdemler geliyor demeğe mi gitdi?" deyüp niçe gûne evhâm-ı fikr-i fâsideler mülâhaza edüp pür-silâh atlarımıza süvâr olup giderken yine nehr-i azîm Raba suyu görünüp sol tarafımızda seyl bârân-ı rahmetden Ceyhûn-vâr cereyân ederdi. Ve asker-i İslâmın esbâb u eskâl ve at ve katırları yerde yatırlardı. Ve develer ve seyishâneler dökündüler içinde gitmeğe başladık, ammâ esbâb ve mâl ve rızık ve hayme vü hargâh u bâr-ı büngâh ve kurulmuş mükellef döşenmiş cergeler yasdıkları âvizeleri(?) ve âlât-ı matbah evâniyle çamur içre pâymâl-i rimâl olup yatır ve niçe yüz haste âdemler olup kimisi hayâtda ac u zâc eğlenüp yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
zâc ve bir hıntaya muhtâc, kal‘anın içine aç kurd koyuna girir gibi girüp Ferhâ …
Hemân Âl-i Osmân'ın askeri ac u zâc ve bir hıntaya muhtâc, kal‘anın içine aç kurd koyuna girir gibi girüp Ferhâd-vâr ferhâdî külüngler ile kal‘anın der-i dîvârları ve zîr-i zemînlerin kazarak ol kadar mâl-ı ganâ’im ve ol kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve ol kadar elbise-i nâdireler bulunup "Neyleyelim bunlar yenmez" deyü aslâ bir metâ‘-ı kemyâba nazar etmeyüp hemân açlıkdan zahîre ararlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
zâc ve bir nân-pâreye muhtâc atlar ile yola muhtâc olduk. Hakîrin değil cemî‘i …
Bu hâl üzre ac u zâc ve bir nân-pâreye muhtâc atlar ile yola muhtâc olduk. Hakîrin değil cemî‘i asâkir-i İslâmın atları ve hüddâmları kırk elli günden ber[ü] ne şa‘îr ve ne ıssı ta‘âm yüzün görmemiş atlar ve âdemler var, niçe bin güzîde esb-i sabâ-reftâr küheylân atlar, şâh u gedâ atları gibi reftâr ederek ve cemî‘i şehbâz yiğit hüddâmlar açlıkdan lâl-i zebûn gibi güftâr ederek kara çamurun batağ u çatağında müstağrak olup gide[re]k çamurlarda düşen âdemler ol yerlerde kalarak ol gün derd-i serencâm çekerek 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
… İslâm cemapur askeri gibi dökülüp kimi zâr u giryân ve kimi vâlih ü nâlân olup
ac u
zâc ve zelîl ü zebûn piyâde ve yalınayak Allâh Allâh deyüp dökülerek ubûr ederl …
"Siz oğlanlar gâfil olman, ben piyâdece yine ulu yol üstüne varup bolay kim birkaç âşinâ bulaydık" deyü silâhımla şâhrâha çıkup gördüm ki asâkir-i İslâm cemapur askeri gibi dökülüp kimi zâr u giryân ve kimi vâlih ü nâlân olup ac u zâc ve zelîl ü zebûn piyâde ve yalınayak Allâh Allâh deyüp dökülerek ubûr ederler. Koynumdaki sâ‘atime nazar etdim, henüz vakt-i zuhur olup bir garîb yiğitden su’âl edüp:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26a ·
metinde göster ·
zâc koşlarına varup küffâr dahi bî-tâb u bî-mecâl bî-bâl ve pür-vebâl tabur-ı m …
Çün a[h]şam olup mahall-i ma‘rekede herkes ac u zâc koşlarına varup küffâr dahi bî-tâb u bî-mecâl bî-bâl ve pür-vebâl tabur-ı menhûshânelerine girüp mütehassın olup ol gece sabâha dek küffâr tabur etrâfların çerâğân ile şâdımânlar edüp beri tarafdan Tatar atlıları meydân-ı savaşda kalan şühedâların cümle atlar ile koşlarına taşıyup Kırım'a götürecek meyyitleri başka tuzlayup hıfz etdiler. Niçelerini de hâk-i pâk içre defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
… et-i Hudâ: Bir gece bir za‘îf beze miskîn fakîr dervîş-i dilrîş kışda kıyâmetde
ac u
zâc ve uryân bir kâmiyâbun dervezesine gelüp berk-i hazân gibi ol hizân dervîş …
Hikmet-i Hudâ: Bir gece bir za‘îf beze miskîn fakîr dervîş-i dilrîş kışda kıyâmetde ac u zâc ve uryân bir kâmiyâbun dervezesine gelüp berk-i hazân gibi ol hizân dervîş ditreyüp "Şey’en lillâh" deyü feryâd eder. Aslâ bu dervîşin feryâdına ve yüzüne bir ferd-i âferîde nazar etmeyüp dervîşi kovarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… Gökdelen Taysı Şâh-ı Kalmak: Bunlar balık dişi çıkan göl yanlarında sâkin olup
ac [u]
zâc gezüp üç kerre yüz bin leşkere ve iki kerre yüz bin re‘âyâya mâlik zebûn ka …
Der-fasl-ı Gökdelen Taysı Şâh-ı Kalmak: Bunlar balık dişi çıkan göl yanlarında sâkin olup ac [u] zâc gezüp üç kerre yüz bin leşkere ve iki kerre yüz bin re‘âyâya mâlik zebûn kavimdirler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… zret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup
ac u
zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlı …
Bu diyâra ve gayri memâlik-i mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i Kulzüm ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm-i Fir‘avn Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp sigidüp 209b gezmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a–209b ·
metinde göster ·
Bu cezîreye yanaşup vere verüp nazaretelerinde yatmadan
ac u
zâc ve bir habbeye muhtâc kefereler paşa kethudâmızın başına üşüp ricâ ve minne …
Bu cezîreye yanaşup vere verüp nazaretelerinde yatmadan ac u zâc ve bir habbeye muhtâc kefereler paşa kethudâmızın başına üşüp ricâ ve minnet ile ganîmet aldığımız buğday gemisin buğdayıyla yigirmi kîse uskota guruşuna alup yigirmi iki nefer esîr olan kâfirleri de on altı kîse guruşa halâs edüp bize vâfir ri‘âyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… bını götürüp dîvân eder. Bir seni ve bir köleni söyledüp eğer cürm kölende olup
ac u
zâc u uryân değilse,
Derhâl anların mâbeynlerinde çavuşları var, gelüp çelebi Arabını götürüp dîvân eder. Bir seni ve bir köleni söyledüp eğer cürm kölende olup ac u zâc u uryân değilse,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… üçücük kenîseleri ve cümle iki bin aded soltat mortat askerîsi var ammâ cümlesi
ac u
zâc ve bir habbe ve nukraya muhtâc susuz ve bâğ u bâğçesiz cezîre-i bî-amândır.
Ve kal‘a içinde iki aded küçücük kenîseleri ve cümle iki bin aded soltat mortat askerîsi var ammâ cümlesi ac u zâc ve bir habbe ve nukraya muhtâc susuz ve bâğ u bâğçesiz cezîre-i bî-amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a ·
metinde göster ·
… i şehir halkı ‘bunlar tâ‘ûnlu şehirden gelmişlerdir’ deyü sizlerden nefret edüp
ac u
zâc kalırsız" dediler.
"Eğer varırsanız gayri şehre vardıkda Zebân şehrine vardık demen, gayri şehir halkı ‘bunlar tâ‘ûnlu şehirden gelmişlerdir’ deyü sizlerden nefret edüp ac u zâc kalırsız" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a ·
metinde göster ·
… ancağından P 174b birer atları Q 176b ile bir gâra girüp birkaç gün zelîl ü
ac u
muhtâc olurlar. Âhir bir Etrâke atın birin verüp;
Andan Selîm Şâh atf-ı ınânı Sultân Korkud üzre çevirüp Korkud dahi korkusundan Etrâk-ı haşerâtdan niçe bin aşkıyâyı başına cem‘ eyleyüp âhir anlar dahi münhezim olup Şehzâde Korkud kethudâsı Piyâle ile Teke sancağından P 174b birer atları Q 176b ile bir gâra girüp birkaç gün zelîl ü ac u muhtâc olurlar. Âhir bir Etrâke atın birin verüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46b ·
metinde göster ·
… -i sâhib-huddâm hicretin sene 61 târîhinin yevm-i Âşûrâ günü hâmûn-ı Kerbelâ'da
ac u
zâc ve susuz şehîd olmuşlardır, be-dest-i Yezîd.
Ziyâret-i meşhed-i re’s-i Hazret-i İmâm Hüseyin ibn İmâm Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ: Hazret-i sıbtü's-sa‘îd ve's-seyyidü'ş-şehîd İmâm Hüseyn bin Alî vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Uhud gazâsında Hazret-i Hamza şehîd olduğu ân İmâm Hüseyin vücûda geldi. Ve ba‘zı müverrihler hicretden evvel demişler. Ve müddet-i ömürleri 56 sene idi. Yezîd ibn Mu‘âviye'ye hüsn-i rızâsıyla hilâfeti fâriğ olup Yezîd'den bî‘at etmedüğiyçün üzerine şâm'dan Abdullâh bin Ziyâd ve Ömer ibn el-Hasan ve Sa‘d ve gayrılar serdâr olup Bağdâd'ın deşt-i Kerbelâ'sında yüz bin belâ ile ceng-i azîm olup İmâm Hüseyn'in iki şehzâde-i cüvân-bahtı ve dörd nefer birâderleri ve bir karındaşı evlâdı ve beş aded ammusu oğulları ile ol neberd-i azîmde yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn-i zevi'l-ihtirâm ve erbâb-ı soffa-i sâhib-huddâm hicretin sene 61 târîhinin yevm-i Âşûrâ günü hâmûn-ı Kerbelâ'da ac u zâc ve susuz şehîd olmuşlardır, be-dest-i Yezîd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269a ·
metinde göster ·
zâc u muhtâc çöl çölistândan gılâl zamânı gelüp harbe ucuyla gılâl alup ba‘zı k …
Elhâsıl bu zikr olunan cümle Urbân-ı uryân ac u zâc u muhtâc çöl çölistândan gılâl zamânı gelüp harbe ucuyla gılâl alup ba‘zı kurâları nehb ü gâret edüp müft ü meccânen tereke alup kışla hakkı vermede inâd u muhâlefet edüp ceng ederler, ba‘dehu şikârın alup çöle çölistâna giderler. Cebbârîn kavimdirler, anıniçün Buhayre kâşifi çok askere mâlik olup cür’et sâhibi olmak gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305a ·
metinde göster ·
Ve bunlara karîb eş-Şeyh Seydî Arûz cenbinde Rûm mevâlîlerinden fâzıl u kâmil âlim ü âmîl el-Mevlâ Muhteşem Rıdvân Efendi: Sultân Murâd-ı Sâlis ulemâlarından imiş. Hakkâ ki muhteşem kimesne imiş kim kabr-i şerîfinde olan binâlar muhteşem olduklarına şâhiddir. İsm-i şerîfleri Rıdvân imiş, bir hadîka-i ravza-i Rıdvânda medfûnlar. Selânik kurbunda kasaba-i Toyran'dan olup İskenderiyye'de hâlet-i za‘fında ac u zâc muhtâc âhirete intikâl etmişlerdir. Fusahâ-yı bülegâ-yı Rûm'dur. Hattâ pâkîze eş‘ârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y329a ·
metinde göster ·
… ları ayân u beyân ve uryân esmerü'l-levn gılmân-ı hussânları bir fûla muhtâc ve
ac u
gürüsne zâc serserî gezerler. Bir iplik versen üç dörd gün hizmet eder. Ba‘zıla …
Ammâ mahbûbları ayân u beyân ve uryân esmerü'l-levn gılmân-ı hussânları bir fûla muhtâc ve ac u gürüsne zâc serserî gezerler. Bir iplik versen üç dörd gün hizmet eder. Ba‘zıları def‘-i cû‘ etmeğiçün hizmet ederler. Hâlleri mükedder, ma‘âşları böyle mukadder olmuş uryân kavmdir. Ammâ gazaba geldikde tarfetü'l-ayn içre âteş pâre olurlar. Sevdâ-yı mahz kavm-i lecûcdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·
… gelir. Ammâ bu askerin cümlesine bir taş atsan zağar gibi perîşân olurlar. Zîrâ
ac u
zâc ve muhtâc bî-sebât derme çatma cüyûşdur. Cümlesi çekirge bacak ve ağac bıça …
Cümle Habeş kavmi ve Fûncistân ve Dumbistân ve Alevistân ve Abâbide kavmi ve sultânları bu Kara Nâ’ib'in emrine fermânberlerdir kim aceb istidrâcdır. Ha dese bu üç pâdişâhdan üç kerre yüz bin zâğî dagî asker gelir. Ammâ bu askerin cümlesine bir taş atsan zağar gibi perîşân olurlar. Zîrâ ac u zâc ve muhtâc bî-sebât derme çatma cüyûşdur. Cümlesi çekirge bacak ve ağac bıçak, belinde nacak, açlıkdan salıncak gibi salınır, ac, bir habbeye muhtâc kavmdirler. Bu Kara Nâ’ib'in derdinden paşalar hemân gümrük emîni pâyesinde hükm edüp taşra vilâyetlerin hükmü Kara Nâ’ib elindedir. Hâlâ beş bin Ceberti tüfeng-endâz askere ulûfe ve kisve verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a ·
metinde göster ·
zâc ve bir habbeye muhtâc kalmışlar. Hele ol gece leb-i deryâda haymelerimizde …
Bu huccâc-ı zevî'l-ihtiyâc bu limanda üç ay ac u zâc ve bir habbeye muhtâc kalmışlar. Hele ol gece leb-i deryâda haymelerimizde istirâhat edüp huccâca ni’met-i Hudâ'yı bezl etdik. Ertesi bizimle kâmil altı yüz âdem piyâde olup bizimle azm-i râh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·