cenge giden âdemlerden su ister, vermese "Hasan-Hüseyin düşmanı mısın?" der. Ki …
Kimi acele ile cenge giden âdemlerden su ister, vermese "Hasan-Hüseyin düşmanı mısın?" der. Kimisi, "Ağa çek atın başını, benim lüleme bir çakmacık çaka" der. Niçelerinin keyfi yetişüp öz lehçe-i mahsûsuyla haltiyyât-ı kalenderî kelimâtlar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… r hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var,
acele ile
revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
… ihtimâlinde olup Şâh-ı Acem'e dahi haber gönderüp "Şâhım Bağdâd senindir, hemân
acele ile
imdâd gönderesin." deyü haber gönderdi.
Evvelâ Abaza Paşa Erzurûm'da isyân [u] tuğyân idince Şâh-ı Acem fürce bulup kal‘a-i Kars'a istîlâ etdi. Ba‘dehû Bağdâd-ı behişt-âbâdda olan Çopur Bekir nâm kul ağası der-i devlet tarafında askerî tâ’ifelerinin fetret ü ısyân u tuğyânların istimâ‘ edüp Bekir Subaşı da Bağdâd içre kapanup der-i devletden kendüye eyâlet-i Bağdâd olunmak ricâsında olup yine olmaz ihtimâlinde olup Şâh-ı Acem'e dahi haber gönderüp "Şâhım Bağdâd senindir, hemân acele ile imdâd gönderesin." deyü haber gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400b ·
metinde göster ·
… na mukayyed idim, ammâ yine gözlerim Hânbâğı {pençerelerinde idi}. Birkaç kerre
acele ile
mezkûr kol işâret eder. "Ayâ bu ne işâretdir" deyü efkâra düşüp dururken anı gö …
Bu temâşâ-yı ibret-nümâları seyr ederken gerüye Hânbâğı'nın revzenlerine nazar etdikde pençereden bir beyâz kol nümâyân olup hakîre gel işâreti eder. Hakîr iğmâz edüp yine gulâmların kızak kaydıkları seyrânlarına mukayyed idim, ammâ yine gözlerim Hânbâğı {pençerelerinde idi}. Birkaç kerre acele ile mezkûr kol işâret eder. "Ayâ bu ne işâretdir" deyü efkâra düşüp dururken anı gördüm. Altıkulac nâm bir sarıca-i dırâz kim külâhı başında bir kulac idi. Kendü de bir kadd-i bâlâ-yı dırâz-bâr olmağile Altıkulac derlerdi. Dâ’imâ hânın öni sıra gidüp kolunda bir mehîb ü musanna‘ teber taşırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü on âdem refîk alup …
Hakîr eyitdim: "İmdi ağam lutf eyle. Bizim acele ile Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü on âdem refîk alup yine vakt-i şâfi‘îde fi'l-hâl atlanup "Bâb-ı kazâ meftûhdur" deyü sabâh namâzın kılmayup bir sâ‘at Van deryâsı kenârında karsız kumsal yerde segirderek giderken geriden seçilir seçilmez kırk elli atlı nümâyân olup beyâz kar üzre karakuş gibi şikâr özleyip gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
"Bire asker yakındır" deyü acele ile bire bire hay deyüp giderken hamd-i Hudâ asâkir-i İslâm'ın gerisine yetişüp secde-i şükür etdik, ammâ sarp dağlar olmak ile arabamız kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… ar, zîrâ kâmil beş yüz adım kademe taş nerdübândır kim kâr-ı Macar-ı füccârdır.
Acele ile
aşağı şehre enecek şehbâz yiğitler bu nerdübânlı kapudan enüp çıkarlar. Yohsa i …
Ve bu toprak tabya kurbunda kal‘anın bir küçücük kapusu var, aşağı varoşa gider yoldur, ammâ at gidemez, benî Âdem ise bî-tâb u bî-mecâl ener ve çıkar, zîrâ kâmil beş yüz adım kademe taş nerdübândır kim kâr-ı Macar-ı füccârdır. Acele ile aşağı şehre enecek şehbâz yiğitler bu nerdübânlı kapudan enüp çıkarlar. Yohsa ihtiyâr âdemler bu yoldan enüp çıkamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad …
Sene 1073 târîhinde Uyvar gazâsına giderken bu kal‘a-i Üstürgon kaç kerre dest-i İslâma girdiği ve kaç kerre küffâr istîlâ etdiği bâlâda mufassaldır, ammâ şimdi mezkûr Patka gölünde toplar sadâsı istimâ‘ olunup andan acele ile bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâsı işidildiğinin aslı ol imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… takayyüd edüp bakdığından bildim ki bu dünyâda çok şey görmüşsün", deyüp hemân
acele ile
mecrûh herîfin beynisi yanından bir çifte ile kurşumu alup bir sarı sünger gibi …
"Âferîm sad bârekallâh işte sen bu ilme mukayyed olsan üstâd-ı kâmil cerrâh olurdun ve imâ‘n-ı nazar ile takayyüd edüp bakdığından bildim ki bu dünyâda çok şey görmüşsün", deyüp hemân acele ile mecrûh herîfin beynisi yanından bir çifte ile kurşumu alup bir sarı sünger gibi şey ile kurşumun bu kadar zamândan berü durduğu yerdeki uyuşuk kanları ve sarı sulu ahlâtları cümle sünger ile alup süngeri şarâb ile yaykayup yine kafâ içini ve beyni etrâfların pâk ü pâkîze silüp hemân yine acele ile kafâyı yerine koyup depesinden ve çenesi altından yassı kayışlarla muhkem sarup meydân-ı mahabbete bir kutu getirüp kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… ile yaykayup yine kafâ içini ve beyni etrâfların pâk ü pâkîze silüp hemân yine
acele ile
kafâyı yerine koyup depesinden ve çenesi altından yassı kayışlarla muhkem sarup …
"Âferîm sad bârekallâh işte sen bu ilme mukayyed olsan üstâd-ı kâmil cerrâh olurdun ve imâ‘n-ı nazar ile takayyüd edüp bakdığından bildim ki bu dünyâda çok şey görmüşsün", deyüp hemân acele ile mecrûh herîfin beynisi yanından bir çifte ile kurşumu alup bir sarı sünger gibi şey ile kurşumun bu kadar zamândan berü durduğu yerdeki uyuşuk kanları ve sarı sulu ahlâtları cümle sünger ile alup süngeri şarâb ile yaykayup yine kafâ içini ve beyni etrâfların pâk ü pâkîze silüp hemân yine acele ile kafâyı yerine koyup depesinden ve çenesi altından yassı kayışlarla muhkem sarup meydân-ı mahabbete bir kutu getirüp kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… a bir ok menzili bir âb-ı hayât kuyusu var. Cümle âdemler silâhlanup ol kuyudan
acele ile
su alırlar, zîrâ Kalmık ve Kazak niçe kerre yerde bulunup suya çıkanları kapup …
Ve bu Or şehrinin suları cümle şorca kuyu sularıdır, ammâ Or kapusunun taşra bir ok menzili bir âb-ı hayât kuyusu var. Cümle âdemler silâhlanup ol kuyudan acele ile su alırlar, zîrâ Kalmık ve Kazak niçe kerre yerde bulunup suya çıkanları kapup esîr etmişdir. Ammâ Mehemmed Geray Hân bu Or kal‘ası ve Or handakın amâr edüp Or kal‘ası henüz Sedd-i İskender olup handak kullelerine ta‘mîr [ü] termîmine Or beği ve Or tuzlası emîni nâzır ve mu‘temed olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109b ·
metinde göster ·
… diler. Hakîr, paşanın yanı sıra yine piyâde gidüp buzu adımlayup beş yüz adımda
acele ile
yürüyüp Çoçka burnundan karşu Kırım cânibinde bir mîlden eksik,
"Müjde sultânım! Buz bir acâ’ib katnamış(?) kim gûyâ polad-ı Nahşevânî olmuş. Bire meded sultânım fursat ganîmetdir. Bu sabâh sovuğunda hemân buzdan karşu geçelim" deyince hemân paşayı iki dâne uzun direkli pot üzre bindirdiler ve iplerinden potu uzun arkan ipler ile geçdiler. Hakîr, paşanın yanı sıra yine piyâde gidüp buzu adımlayup beş yüz adımda acele ile yürüyüp Çoçka burnundan karşu Kırım cânibinde bir mîlden eksik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194b ·
metinde göster ·
… artık Karadeniz kenârların sol tarafa bırağup 10 sâ‘atde Üç Dallık nâm mahalli
acele ile
geçüp,
Menzil-i Hoca Beğ: Bunda dahi atlara yemler kesdirüp andan artık Karadeniz kenârların sol tarafa bırağup 10 sâ‘atde Üç Dallık nâm mahalli acele ile geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… giderken gâ’ib köleni ve mâlını alup Gümülcine'den dahi gayri hüddâmların alup
acele ile
Girid gazâsına gidüp üçüncü yılda feth-i Kandiye'de bulunup ecel-i müsemmâna de …
"Ey oğul! Şehrimiz Toyran'a hoş geldin. Seni mâlınla ve gulâmınla toyurur. Hemân bizim rûhumuz içün yine Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle. Bu çengelistân dağlarda ve bellerde ve bu muhâtara yollarda serserî ne gezersin. Gerüye dönüp Gümürcine'ye giderken gâ’ib köleni ve mâlını alup Gümülcine'den dahi gayri hüddâmların alup acele ile Girid gazâsına gidüp üçüncü yılda feth-i Kandiye'de bulunup ecel-i müsemmâna dek Arabistân'da ve Mekke ve Medîne'de seyâhat edüp berhordâr-ı ömr-i sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olasın" deyüp gâ’ib oldu. Hemân gulâmımın biri meğer hâbından bîdâr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 214a ·
metinde göster ·
… e kâ’immakâm eyleyüp Hanya'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan
acele ile
ordu-yı İslâma girirken bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı …
"Sen ki kapudan paşasın! Emr-i şerîfim vüsûl buldukda cümle eyâletin askerinin erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve azebistân ve kürekçiyân ve cemî‘i pâyzen forsa keferelerin ve cümle getirdiğin sipâh ve yeniçerilerin ve cebeciyân ve topçuyân ve kumbaracıyân askerlerin cümle mevcûd olan asâkir-i islâmları ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları alup bir alay-ı azîm ile şâdımânlık ederek ordu-yı hümâyûna gelesin ve fermân-ı şehriyârî üzre kal‘a-i Hanya limanına kifâyet mikdâr asker ile cümle donanma-i hümâyûn gemilerin koyup Ankebût Ahmed Paşa'yı yerine kâ’immakâm eyleyüp Hanya'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan acele ile ordu-yı İslâma girirken bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı Muhammedîler çekerek Göllük tarafında İbrâhîm Paşa yanında meks edesin" deyü Kaplan Paşa'ya fermân-ı pâdişâhî varınca bir haftanın içinde ordu-yı İslâm içre bir alay ile geçüp tabl [u] nakkârelerin döğerek yigirmi bin aded müsellah ve müretteb ve müzeyyen askeriyle ve on bin aded ayağı demir prankalı esîr pâyzenlerin ellerinde birer la‘l-gûn bayrakları ve bellerinde çapaları ve kazmaları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… Topçular hammâmı ve Çufud mahallesi hammâmı ve Ağa hammâmı. Bu hammâmlar cümle
acele ile
binâ olunmuş küçücük hammâmlardır.
Ve Hunkâr câmi‘i kurbunda Câmcı hammâmı ve Yeniçeri hammâmı ve Yerlikulu hammâmı ve Topçular hammâmı ve Çufud mahallesi hammâmı ve Ağa hammâmı. Bu hammâmlar cümle acele ile binâ olunmuş küçücük hammâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… ısı aşağı sernigûndur, âdem bakmağa havf eder kim (---)(---) görenler yanından
acele ile
güzer ederler. Ve ba‘zıları ejderhâ-misâl ve kimi esed-misâl ve kimi keştî ve n …
Ve bu harâbe şehirlerin sahrâsı etrâfında sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ kayalar var kim misli ne Kürdistân'da ne Hakkâri ve Nahcivân'da ve ne Manya ve Alman'da böyle bir sun‘-ı aceb ibret-nümâ-yı garîb dağlar görmedim. (---)(---)(---) "Sübhâne'l-Hallâk" deyü engüşt ber-dehen eder. Zîrâ bu dağların kimisi servi gibi serâmed kimi evc-i semâya ser çekmiş ve kimi surâhî kabak-misâl ve kimi burc [u] bârûlu kal‘a-misâl ba‘zısı aşağı sernigûndur, âdem bakmağa havf eder kim (---)(---) görenler yanından acele ile güzer ederler. Ve ba‘zıları ejderhâ-misâl ve kimi esed-misâl ve kimi keştî ve niçesi kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş asker geçer ammâ âdemin aklı gider. Gûyâ bir mu‘allak sahra-i mu‘allâkdır. Ve kimi hücre hücre ve kimi göz göz Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Ve ba‘zısı fîl hortumu gibi birbirlerine uzanmış ammâ mâbeynlerinde bir vâsi‘ fezâ var, altından ubûr eder. Hâsıl-ı kelâm bu kûh-ı ibret- Y 271b nümûnlara im‘ân-ı nazarile nazar eylesen Hallâk-ı (...) âlî âlem ne idüğin fehm ederdin. Ve bu cibâllerin zemîni sâfî sâ‘at kumudur Q 113a ve gâyet rakîkdir. Hikmet-i Hudâ bu rimâl içre deryâya müta‘allık olan hayvânâtlardan balık kemikleri ve yengeç ve kerevit ve pağurya ve ıstakoz ve midye ve istiridye kabukları vardır. Bu ecnâs-ı mahlûkât ise deryâda olur. Bundan anlanan oldur kim zamân-ı kadîmde bu mahaller deryâ imiş. Hattâ hakîr bir tevârîh-i Yûnâniyân'da gördüm İskender-i Zülkarneyn Sebte boğazın açmazdan evvel bu şâm ve Mekke ve Medîne çölleri cümle deryâ imiş. İskender Sebte boğazın kat‘ edicek Bahr-i Rûm Bahr-i Muhît'e akup bu mahaller çölistân olmuşdur. Ve akla mülâyimdir kim bu kayalara temevvüc-i deryâ ura ura hâk-i amber-fâmı gidüp yalçın kayalar kalduğu deryâ tellatumu alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… rleri beyâz Y 303a ve kara kayalardır. Bu mahalde dahi iki rek‘at namâz kılup
acele ile
avdet etdik, zîrâ bî-emân yerdir.
Cebel-i Uhud: Evc-i semâya ser çekmiş kara kızıl kayalı çıplak evc-i semâya ser çekmiş mehîb dağlardır ve azîm gârlar vardır. Bu mahalde bir dere vardır, ana P 126b Maktel-i Hamza derler bir muzlim ü mahûf yerdir. Bu mahaldeki gâr-ı kemîngâhlardan küffâr hurûc edüp Hazret-i Hamza'yı bunda şehîd eylemişlerdir. Hâlâ ol mahallin kayaları kırmızı kan gibidir. Gayri yerleri beyâz Y 303a ve kara kayalardır. Bu mahalde dahi iki rek‘at namâz kılup acele ile avdet etdik, zîrâ bî-emân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302b–Y303a ·
metinde göster ·
… câcın develeri bi-emrillâh ejder-i heft-ser olup kükreyerek ceyrân gibi sekerek
acele ile
giderek 19 sâ‘atde,
Bu çölün cânib-i şarkîsi tâ Bağdâd ve Basra'ya müntehîdir. Kabâyil-i Benî Mevâl ve Benî Hasan ve Benî Cân netîce yetmiş gûne kabâyil-i Urbân bu sahrâ-yı Meymûn'un nihâyetinde ve dâhilinde tavattun etmişlerdir. Bu çöl içre cümle huccâcın develeri bi-emrillâh ejder-i heft-ser olup kükreyerek ceyrân gibi sekerek acele ile giderek 19 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a ·
metinde göster ·
gidilüp niçe develer kaldı, zîrâ çöl çölistân ve rimâlistân ve bî-emân yerlerdi …
Sebîl-i Meymûne bintü'l-Hâris: Ümmü'l-mü‘minîn ehl-i beyt-i Hazret-i Resûlullâh'dır. Y 307b Bu sahrâ-yı Meymûn ol Meymûne Hân'ın milk-i mevresi olmağile anıniçün vâdî-i Meymûn derler. Hâlâ ma‘mûr sebîldir. Her kim şerîf ise nâzırı anlardır. Bu mahalde hayme vü hargâhsız sehel meks edüp develere nafakaların verüp derhâl nefîrler çalınup yine kıble cânibine sahrâ-yı Meymûn içre acele ile gidilüp niçe develer kaldı, zîrâ çöl çölistân ve rimâlistân ve bî-emân yerlerdir. İmâretden bir nişân yokdur. Ammâ çöl Urbânına şerîf Sa‘d hazretleri tenbîh etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a–Y307b ·
metinde göster ·
… âhâtı ve mahsûlâtı firâvân (---)(---)(---) sâ‘at ba‘îddir. Bu sahrâda iki gün
acele ile
gitdik, yine ol cebel-i Tayyibe nümâyân idi. Ve bu çölde (---)(---)(---) şikâ …
Cebel-i Tayyibe: Sultân (---)(---)(---) duhter-i ferhunde-ahteri bu cebel-i müntehâda yaylaklanırmış. Âb [u] hevâsı nebâtât [u] giyâhâtı ve mahsûlâtı firâvân (---)(---)(---) sâ‘at ba‘îddir. Bu sahrâda iki gün acele ile gitdik, yine ol cebel-i Tayyibe nümâyân idi. Ve bu çölde (---)(---)(---) şikâra gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
ubûr olunduğundan bu târîh ve Ömer Paşa'nın bürkesi târîhi tahrîr olunmadı. Bu …
Ve bu Umrede tarîk-ı âmmın iki cânibinde iki azîm mîller vardır. Her mîlin üzerinde üç dâne hurde kubbe-i sağîrecikler vardır. Târîhi kûfî hat ile: "Benâ Hazret-i Ebâ Bekri's-sıddîk" deyü tahrîr olunmuş hatt-i kesîredir. Ammâ acele ile ubûr olunduğundan bu târîh ve Ömer Paşa'nın bürkesi târîhi tahrîr olunmadı. Bu mîllerden içeri dâhil olan, Mekke-i mükerreme haremine dâhil olmuş olur. Bu mîllerden içeri bir âdem merhûm olsa Ka‘be-i şerîfede merhûm olmuş gibi olur. Ol Hazret-i Ebâ Bekir mîlleri hudûd-ı Mekke âlâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310a ·
metinde göster ·
bu mahalleri "Allâhümme lebbeyk" deyü feryâd ederek Şâm ve Mekke bürkelerin ubû …
Bu mahalden tâ Mekke'ye gelince iki bin adımdır. Acele ile bu mahalleri "Allâhümme lebbeyk" deyü feryâd ederek Şâm ve Mekke bürkelerin ubûr ederek esvâk-ı Mekke içre girdikde (---) nâm bir mahaldir, çârsû içinde yolun iki tarafında dîvâr köşelerine muttasıl iki mîl vardır. Her şeb işâre kandîlleri ile çerâğân olur. Bu mahalden ibtidâ Mekke-i mükerremenin mîl-i minâreleri nümâyân olur. Bu mahalde el açup Mekke'ye müteveccih olup işbu du‘âyı tilâvet ede. Ol du‘â budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314b ·
metinde göster ·
sa‘y eylemeğe (---)(---) derler. Zamân-ı cehâletde bu Safâ ve Merve kemerleri …
Ve Safâ ve Merve mâbeyninde acele ile sa‘y eylemeğe (---)(---) derler. Zamân-ı cehâletde bu Safâ ve Merve kemerleri üzre beşer put var idi. Âye[t]: " Arapça âyet mazmûn-ı şerîfi üzre bu sanemler Hazret-i Risâlet-penâh rahm-i mâderden müştakk oldukda cümlesi sernigûn oldular. Ba‘dehu Kureyş câhillerinden Ebû Cehil ve Ebû Leheb yine ol sanemleri yerlerine kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y316b ·
metinde göster ·
… sin içün seğirde seğirde geçerlerdi. Hâlâ ümmetine dahi sünnet olup ol mahalden
acele ile
geçmeğe (---)(---) derler.
Ba‘dehu Hazret-i Resûl bu mahalden ubûr ederken putlara nazarım ta‘allûk etmesin içün seğirde seğirde geçerlerdi. Hâlâ ümmetine dahi sünnet olup ol mahalden acele ile geçmeğe (---)(---) derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y316b ·
metinde göster ·
Bu haremin sol cânibinde makâm-ı İbrâhîm: Ba‘zı kimesneler cemâ‘at ile kasr-ı cem‘e yetişmezlerse bu makâm-ı İbrâhîm'de edâ etsin veyâhûd çadırında edâ etsin. Ammâ be-şart-ı ân-kasr-ı cem‘ etmeye, başlı başına vakti ile kıla. kasr-ı cem‘ etmek bu câmi‘-i İbrâhîm'de cemâ‘at ile câ’izdir, yohsa her yerde kılınmaz. Ve bu câmi‘de salât-ı zuhur ve asır bir yerde kılınup kasr-ı cem‘ oldukdan sonra herkes seğirde seğirde ya‘nî acele ile hayme vü hargâhlarına varup cemî‘i havâyiclerini bağlayup hâzır dura.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a ·
metinde göster ·
… etdiklerinin aslı oldur kim huccâcın avdetinde iki mahmil biribirin geçmeye ve
acele ile
gitmeye. Zîrâ dönüşde mahşerden bir nişân olup el-iyâzen billâh niçe âdem ve at …
Ammâ Mısır [ve] Şâm hamd-i Hudâ gelüp mahmilleri birbiriyle mübâdele etdiklerinin aslı oldur kim huccâcın avdetinde iki mahmil biribirin geçmeye ve acele ile gitmeye. Zîrâ dönüşde mahşerden bir nişân olup el-iyâzen billâh niçe âdem ve at ve develer pâymâl olup helâk olur. Ve gece karanlığı olmağile Arabdan dahi havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322a ·
metinde göster ·
Mısır yoluna revâne olup akabe-i Derbbeyn derler bir mahûf u muhâtara sa‘b kaya …
Menzil-i Cüdeyde, andan beş sâ‘at gidüp Bedr-i Huneyn yolu solumuzda kalup Mısır yoluna bir dere içre saptığımız mahalde şâm-ı şerîf huccâcının delîl bayrakları nümâyân oldukda acele ile Mısır yoluna revâne olup akabe-i Derbbeyn derler bir mahûf u muhâtara sa‘b kayalı yer imiş. Mısır Emîrü'l-haccı Rıdvân Beğ merhûm tathîr etmiş. şâm ile Mısır yolu bu mahalde fark olunduğıyçün akabe-i Derbbeyn derler. Ve bu akabe'yi ubûr edüp muğaylânlı ve kayalı yollar ile ubûr ederek 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ tâli‘imiz bu hacc-ı şerîfde şâm yoluyla gidişimiz
acele ile
oldu. Edâ-yı hacc edüp avdetimizde dahi Mısır yoluyla yine aceleye düşdü. Meğer …
Hikmet-i Hudâ tâli‘imiz bu hacc-ı şerîfde şâm yoluyla gidişimiz acele ile oldu. Edâ-yı hacc edüp avdetimizde dahi Mısır yoluyla yine aceleye düşdü. Meğer hakîkat şâm'ın gidişi cemî‘i zamânda acele imiş, dönüşü âheste âheste imiş. Ve şâmlı yigirmi gün Mekke'de on iki gün Medîne'de oturmak ne lütufdur. Ve sâ’ir yollarda dahi meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil olurlar. Ammâ Mısırlı Ka‘be'ye gidişde sekizer onar on beşer sâ‘at yol yürüyüp âheste âheste gidüp Mekke'de yigirmi beş gün meks edüp zevk [u] safâ ederler. Ammâ dönüşde on beşer on yedişer Y 376a sâ‘at giderek Medîne'de iki gün oturup acele ile iki konağı ba‘zı mahalde bir ederek Mısır'a düşerler. Anıniçün huccâc mâbeyninde meşhûrdur kim "Mısır ile gidesin. şâmlı ile dönesin" derler. Hakîkat eyle gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b–Y376a ·
metinde göster ·
… mmâ dönüşde on beşer on yedişer Y 376a sâ‘at giderek Medîne'de iki gün oturup
acele ile
iki konağı ba‘zı mahalde bir ederek Mısır'a düşerler. Anıniçün huccâc mâbeynind …
Hikmet-i Hudâ tâli‘imiz bu hacc-ı şerîfde şâm yoluyla gidişimiz acele ile oldu. Edâ-yı hacc edüp avdetimizde dahi Mısır yoluyla yine aceleye düşdü. Meğer hakîkat şâm'ın gidişi cemî‘i zamânda acele imiş, dönüşü âheste âheste imiş. Ve şâmlı yigirmi gün Mekke'de on iki gün Medîne'de oturmak ne lütufdur. Ve sâ’ir yollarda dahi meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil olurlar. Ammâ Mısırlı Ka‘be'ye gidişde sekizer onar on beşer sâ‘at yol yürüyüp âheste âheste gidüp Mekke'de yigirmi beş gün meks edüp zevk [u] safâ ederler. Ammâ dönüşde on beşer on yedişer Y 376a sâ‘at giderek Medîne'de iki gün oturup acele ile iki konağı ba‘zı mahalde bir ederek Mısır'a düşerler. Anıniçün huccâc mâbeyninde meşhûrdur kim "Mısır ile gidesin. şâmlı ile dönesin" derler. Hakîkat eyle gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b–Y376a ·
metinde göster ·
gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik …
Ammâ bu hakîr şâm'dan acele ile gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının bir ey hâli vardır. Evkât-ı hamsede delîllerin P 154b ellerinde sâ‘atleri vardır. Hemân ki vakt-i salât oldukda eğer dere ve eğer depe her nere ise enüp cümle develeri çökerirler, ana rada ta‘bîr ederler. Cümle huccâc edâ-yı salât edüp develerine ve atlarına yemlerin ve aleflerin verirler ve kendüler dahi ta‘âmlar tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden ve devâbb [u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile yatırlar. Zîrâ bu Mısır yolu gâyet emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının …
Ammâ bu hakîr şâm'dan acele ile gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının bir ey hâli vardır. Evkât-ı hamsede delîllerin P 154b ellerinde sâ‘atleri vardır. Hemân ki vakt-i salât oldukda eğer dere ve eğer depe her nere ise enüp cümle develeri çökerirler, ana rada ta‘bîr ederler. Cümle huccâc edâ-yı salât edüp develerine ve atlarına yemlerin ve aleflerin verirler ve kendüler dahi ta‘âmlar tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden ve devâbb [u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile yatırlar. Zîrâ bu Mısır yolu gâyet emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
gidüp öyle radası oldu. Ve iki günden sonra varacağımız yollar bu körfezin karş …
Cânib-i şarka kâmil bir menzil yer acele ile gidüp öyle radası oldu. Ve iki günden sonra varacağımız yollar bu körfezin karşu cânibinde dağları görünürdü. Ammâ Mısır'ın selef pâdişâhlarından Sultân Ferec ve Sultân Barkûk bu halîcin boğazın yedişer sekizer sene çalışup deryâyı toldurmuşlar kim huccâc-ı Mısır bu körfezi altı konak deverân etmede elem [ü] ıztırâb çekmesinler içün var kuvveti bâzûya getirüp himmet etmişler. Ammâ ol zamânda kârın âsân vechin bilmezlermiş. Ve ömr-i nâzenînleri vefâ etmeyüp mu‘attal kalmış. Ve boğazın iki tarafından biner arşın kadar sığ kumsal yerleri doldurmuşlar. Ortada yüz arşın tûlu ve on zirâ‘ umku yer kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
yola revâne olup anı gördük, huccâc kal‘a-i Nahil'den kalkup nîm râhda nısfü'l- …
Hakîre bu bâğlarda vâfir meyveler verüp acele ile yola revâne olup anı gördük, huccâc kal‘a-i Nahil'den kalkup nîm râhda nısfü'l-leyl mâhtâbda râst gelüp mülâkât olduk. Ve sabâha karîb rada edüp ihvân-ı bâ-safâlara safâ nazar Tûr meyveleri bezl edüp cümle ahibbâ pesend etdiler. Vakt-i şâfi‘îde yine cânib-i garba tağlı ve taşlı ve muğaylân ve zıbrulu(?) ve misvâk ağaçlı dereler içre 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·
… Acem'e git, andan biz seni çağırdığımız zamân gel. Mısır'da da durma’ deyü bizi
acele ile
kibâr-ı evliyâullâh Mısır'dan çıkardılar. Ammâ on iki günde Mısır'da gördüğümüz …
‘Tîz koma varup tahta otur, andan Acem'e git, andan biz seni çağırdığımız zamân gel. Mısır'da da durma’ deyü bizi acele ile kibâr-ı evliyâullâh Mısır'dan çıkardılar. Ammâ on iki günde Mısır'da gördüğümüz fısk [u] fücûr isyânı bir diyârda görmedik. Zîrâ ol asırda Sultân Gavrî Mısır'ın su kemeri yolların yapup ahâlî-i Mısır'a zulm [ü] ta‘addî edüp ulemâya taş taşıdup askerî tâ’ifesin zabt u rabt etmezdi. Bizler dahi ol zulm [ü] ta‘addîyi görüp hemân Mısır'da birer küheylân atlara süvâr olup yine meşâyihlerden me’zûn olup Adana'da Ramazânoğulları'ndan Halîl bin Ramazân Beğ'e mektûblar verdiler kim avdetde hizmet edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y44a ·
metinde göster ·
… ı Sâni‘ bilür. Ba‘zısı omuzunda nobutu, gûyâ kavvâsdır yâhûd bir işe me’mûrdur,
acele ile
gider. Ba‘zı iri mefret maymunlar vardır, seğirddiği mahalde yer ditrer. El-hâs …
Bu sahrâyı kâmil üç günde kona göçe gûnâ-gûn şeyler temâşâların etdik temâşâlar ederek temâşâlar eyledik. Bu sahrâ-yı çengelistânda maymunlar var kim Marzıvan hımârı kadar, biri birine süvâr olmuş, ba‘zısı keçilere süvâr olmuşlar. Beyâz ve alaca ve kızıl ve siyâh ve zincâbî ve mâvî maymunlar var kim hisâbın Perverdigâr-ı Sâni‘ bilür. Ba‘zısı omuzunda nobutu, gûyâ kavvâsdır yâhûd bir işe me’mûrdur, acele ile gider. Ba‘zı iri mefret maymunlar vardır, seğirddiği mahalde yer ditrer. El-hâsıl gûnâ-gûn maymunlar var kim âdemin aklı gülmeden perîşân olur. Maskara mahlûkdur. Hakîr yol üzre üç dâne yavrusun bulup seyishâneler Q 334aP 331a üzre koyup besledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434a ·
metinde göster ·