Ve Karaköykapusu taşrasında İslâmbol ağası ocağı cümle
Acemiyân
şâdîleri bunda mîrî odun taşımağa me’mûrlardır kim odabaşıları fes üzre bir gûn …
Ve Karaköykapusu taşrasında İslâmbol ağası ocağı cümle Acemiyân şâdîleri bunda mîrî odun taşımağa me’mûrlardır kim odabaşıları fes üzre bir gûne turfe destâr sarup neftî dolama geyüp ayaklarına siyâh tomak ve kırmızı pây-pûş geyüp kul kayıklarına süvâr olup tâ Karadeniz Boğazı'na varınca odun gemileri cem‘ edüp cümle gemilerden kul akçesi alup kayıklarında bir gûne ayak üzre beyâz gömlekler geyüp kürek çekerler. Bu hâne ve âsitânelerden mâ‘adâ ma‘lûmum değildir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
tetebbu‘ etdik ve yetmişer seksener sene seyâhat edüp gazâlarda kal‘alar ve şeh …
"Pâdişâhım niçe bin tevârîh-i Arabiyye ve Acemiyyeler tetebbu‘ etdik ve yetmişer seksener sene seyâhat edüp gazâlarda kal‘alar ve şehr-i azîmler gördük, bu İslâmbol'a mânend sevâd-ı mu‘azzam görmedik. Ve yüz yigirmi ve yüz elli sene mu‘ammer olup seyâhatde ifnâ-yı vücûd etmiş seyyâh-ı âlem cânlar ile konuşduk, anlar dahi vech-i arzda İslâmbol gibi ma‘mûr [u] âbâdân ve dâr-ı adâlet ve emn [ü] emân ve âb [u] hevâsı memdûh-ı halk-ı cihân böyle bir bender-i azîm görmedik dediler. Hakkâ ki pâdişâhım yine böyle bir şehr-i azîm yokdur" deyü cümle huzzâr-ı meclis İslâmbol'u ta‘rîf ü tavsîf etdiklerinde Sultân Murâd Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
… e korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle
acemiyân
ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf o …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
… d bu Çemişkezek'de müstakil hâkim oldu. Niçe yüz sene gâh Ekrâd-ı Abbâsiyân gâh
Acem-i
Azerbaycân mutasarrıf olup âhir sene (---) târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel'e, ahâlî …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Cemşîd'in bir gulâmı bir (---) firâr edüp bu sa‘b diyârda karâr edüp mâl-i Kârûn'a mâlik olup Cemşîd havfından bu kal‘ayı inşâ etdiklerinden Cemşîd-kenîzekden galat Çemişkezek derler. Niçe bin mülûk eline girmişdir, ammâ Cemşîd üzerine gelüp zafer bulamayup hâ’ib ü hâsır Âyasuluğ vilâyetine gidüp anda rubûbiyyet da‘vâsı edüp ekâlîm-i seb‘a pâdişâhların cümle kendüye râm etdi. İllâ Şeddâd ibn Âd mutî‘ olmayup oğluyla Melik Dahhâk yüz bin askere sipahsalâr-ı mu‘azzam edüp Cemşîd'i Ayasuluğ'da kam‘ edüp ceng-i azîm ile Cemşîd'i rûm‘ edüp erre ile Cemşîd'i iki pâre edüp cümle mahlûk-ı Hudâ derd [ü] mihnetden emîn olup maşadı hâlâ Ayasuluğ'da yatar. Kefereler her bâzâr varup devr ederler. Andan kenîzek-i Cemşîd bu Çemişkezek'de müstakil hâkim oldu. Niçe yüz sene gâh Ekrâd-ı Abbâsiyân gâh Acem-i Azerbaycân mutasarrıf olup âhir sene (---) târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel'e, ahâlîsi mutî‘ olup hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 334.223 akçedir. Ze‘âmet 2 ve timar 17 ve alaybeği ve çeribaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin zîr-i livâsında cümle bin yüz aded müsellah askeri olur. Yüz elli akçe kazâdır. Müftî ve nakîbi ve muhtesibi vardır. Dizdârı ve kal‘a neferâtı dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84a ·
metinde göster ·
… mertebede âlî Ceyhûn ve Seyhûn ve Nîl ü Furât'dır. Ammâ Ceyhûn u Seyhûn diyâr-ı
Acem-i
Horâsân'da kalup arz-ı Mısır'da kalan nehr-i Nîl'dir. Ammâ Arz-ı Mukaddes'de ce …
nass-ı şerîfi dahi delîl-i kat‘îdir kim cemî‘i enhâr-ı azîmler cennet ırmaklarıdır. Ammâ hadîs ile mertebede âlî Ceyhûn ve Seyhûn ve Nîl ü Furât'dır. Ammâ Ceyhûn u Seyhûn diyâr-ı Acem-i Horâsân'da kalup arz-ı Mısır'da kalan nehr-i Nîl'dir. Ammâ Arz-ı Mukaddes'de cereyân edüp rûz-ı mahşerde cemî‘i ehl-i Arasât'ın nûş edeceği nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'dir. Bu iki nehirden gayrı Arz-ı Mukaddes içre cereyân eder nehr-i azîmler yokdur. Gerçi bu hadîs ile mertebede âlî olan mezkûr dörd enhârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… ar-ı katırlar ile mezkûr tibri hân şâha gönderdi. Hâlâ tibr-i Akra‘ Kürdistân-ı
Acemistân'da
meşhûrdur. 327a Bu şehr-i Rey etrâfında bir imâret esâsı hafr etseler altında …
Ba‘dehû ol katar-ı katırlar ile mezkûr tibri hân şâha gönderdi. Hâlâ tibr-i Akra‘ Kürdistân-ı Acemistân'da meşhûrdur. 327a Bu şehr-i Rey etrâfında bir imâret esâsı hafr etseler altında ol hafr olunan yerde beş on yahûd on beş kıt‘a cevâhir-i zî-kıymetden elmas u la‘l u yâkût çıkup sâhib-i zemîn girân bahâya fürûht eyleyüp binâya mübâşeret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b–327a ·
metinde göster ·
Becem Diyâle nehrin ubûr edüp Derne ve Derteng câniblerinden diyâr-ı Fars'a ve …
Andan serdâr-ı Mu‘azzam {İbrâhîm Paşa} Bağdâd'a vardıkda Hâkim-i Bağdâd Tekyelü Mehemmed Hân cümle ehl [ü] ıyâliyle keştîlere binüp Basra taraflarına gider ve cümle nökerân-ı Acem-i Becem Diyâle nehrin ubûr edüp Derne ve Derteng câniblerinden diyâr-ı Fars'a ve şehr-i Kum u Kâşân'a yüz tutarlar. Çünki serdâr-ı vezîr-i dilîr bu ahvâli istimâ‘ edüp iki gün ılgar edüp Bismillah ile İmâm-ı A‘zam Bâbı'ndan sene 941 târîhinin şehr-i Cemâziyelevvelî'sinin yigirmi dördüncü günü Bağdâd-ı behişt-âbâda dâhil {olup} şehri bezekistân etdirüp cemî‘i burc u bârûları asker-i İslâm ile pür edüp tuğ ve alem ve sancağ u bayrağ ve filandıralar ile cümle dendân-ı bedenleri ve cümle ebrâcları zeyn edüp üç yaylım top ve tüfeng şâdumânları kal‘a miftâhların Süleymân Hân'a meserret haberleriyle irsâl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
… ‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve
acemi
oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân ey …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
Becem derûn-ı kal‘aya mâl-â-mâl olup sene 1033 târîhinde Sultân Mustafâ hilâfet …
Bu kerre derûn-ı kal‘ada mutahassın olan Çopur Bekir Ağa Âl-i Osmân tarafına haber gönderüp eyâlet-i Bağdâd'ı taleb etdüği habere muntazır olduğundan Bağdâd'ı şâh askerine vermeyüp derûn-ı dilden ve cân-ı gönülden kapandıkda Acem ceyşi dahi bedürüstî cenge âheng edüp top u tüfenge ve lağımlara başlayup tarafeynden germâ-germ cengler olmada ve Hâfız Ahmed Paşa "Eyâlet-i Bağdâd'a vâlî oldum" deyü gelmede. Ve Bağdâd'a kapanan Çopur Bekir, paşaya dahi ılgar ile eyâlet-i Bağdâd gelmede. Ammâ Bekir Subaşı Kızılbaş ile ceng-i azîm etmede. Ammâ hikmet-i Hudâ Bekir Subaşı'nın bir veled-i zinâ zâde-i pîç-gâdesi ceng esnâsında Bağdâd'ın iç kal‘asının Uğrın kapusun küşâde edüp Kızılbaş askerin kal‘aya doldurup ceyş-i Acem-i Becem derûn-ı kal‘aya mâl-â-mâl olup sene 1033 târîhinde Sultân Mustafâ hilâfetinde ve Merre Hüseyin Paşa sadâretinde sû-i tedbîr-i Merre ile merreten vâhide Bekir Subaşı nâm mel‘ûnun destinden dest-i Acem'e girüp Şâh Abbâs-ı Evvel hâkim-i sâbi‘ aşer oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a ·
metinde göster ·
… arındaşı İmâm Hasan'dır ve pederleri İmâm Alî kerremallahu vechedir kim diyâr-ı
Acem-i
Horasân'da ve Belh [u] Buhârâ'da on iki imâm bunlardır ve İmâm Hüseyin ırkından …
Bu mezbûr dokuz aded imâmın cedd-i a‘lâsı İmâm Hüseyin'dir, karındaşı İmâm Hasan'dır ve pederleri İmâm Alî kerremallahu vechedir kim diyâr-ı Acem-i Horasân'da ve Belh [u] Buhârâ'da on iki imâm bunlardır ve İmâm Hüseyin ırkından vücûda gelen sâdât-ı kirâm makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
… sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân ve
Acem-i
uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i dev …
Hâsıl-ı kelâm her lisânda birer gûne ismi vardır. Ve Rûm u Arab u Acem'de niçe yüz ılıcalara girüp seyr [ü] temâşâ etmişiz ammâ menâfi‘ cihetinde bu mertebe hâsiyetli germâb-ı latîf görmedim. Yetmiş yedi gûne emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâ olduğundan mâ‘adâ Allahümme âfinâ burnu ve dudakları düşmüş fireng zahmetine mübtelâ olmuş kimesneler kırk gün girüp âb-ı germâbında aç karnına nûş etse bi-emrillah vücûdu kırk günde dürr-i beyz-âsâ olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Alî'nin nazargâhı olduğundan ve bir kubbe-i havzını Hazret-i Alî binâ etdiğinden Alî Hammâmı derler. Öbir kıbâblarını Âl-i Abbâsiyân selâtînleri binâ etmişlerdir. Her sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân ve Acem-i uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i devâ bulup giderler ammâ garâbet andadır kim bu germâbların havzları içre cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zift ısıcak sudan eriyüp fenâ bulmak ihtimâli yokdur ve eyle suhûniyyet üzre sudur kim yumurta pişer ve koyun paçası ve kellesi ütülenir. Ve bu zemînin şehr-i Şat aşrı karşusu (---) hâkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… t kâfirlerinin piyâdelerinden bu sahrâda biri cân kurtarmayup asâkir-i İslâm'ın
acemi
gulâmları bu piyâde kâfirleri eni konu Kassâb-ı Cömerd 105a köçekleri gibi kâ …
Ve bu mahalde niçe bin küffârı şirp-kelle ve paf-gevde etdiler. Ve niçe bin gâzîler firâr eden küffârların ardları sıra gitdiler, ammâ bu fezâdaki ma‘rekede on binden ziyâde {küffâr} birbirlerine onar onar bağlı olan Macar ve Çeh ve Leh ve İsfaç ve Korol ve Tot kâfirlerinin piyâdelerinden bu sahrâda biri cân kurtarmayup asâkir-i İslâm'ın acemi gulâmları bu piyâde kâfirleri eni konu Kassâb-ı Cömerd 105a köçekleri gibi kâfirleri başdan ve koldan ve butdan budayup kırarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104b–105a ·
metinde göster ·
… ahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve
Acemiyyeye
meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş …
Evvelâ gâyet sâlih ve mütedeyyin ve halîm ü halûk dîndâr ve harâmdan perhîzkâr ve müttakî ve tama‘-ı hâmlıkdan berî bir pîr-i nûrânî ehl-i vukûf sâhib-i kerem ve sâhib-i him[em] hayrât [u] hasenâta mâil cemî‘i ken[g]eşlerde, ya‘nî müşâverelerde hak söze kâ’il ve erbâb-ı ma‘âriflere mâil ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve zarîf ü reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i sülûk ve bir ankâ-yı cem-cenâm sâhib-i sülûk kimesnedir. Ve dâ’imâ hem-enîsi ve hem-celîsi seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyyeye meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş‘âr-ı belîğleri vardır kim "Hânî" tahallüs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… p köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve
Acemiyye
görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ- …
El-hâsıl bu abd-i kemter elli bir yıl seyâhatde böyle bir ma‘bedgâh-ı musallâgâh görmedim. İllâ Sirem sancağı hâkinde Öziçse nâm şehrin içindeki namâzgâhı gördüm. Ol dahi ibret-nümâdır, ammâ bu Karafer[y]e 234a musallâsı vâcibü's-seyr küşâde bir medrese-i azîmdir, zîrâ şehrin cemî‘i ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân tâlibân-ı ulûmları ba‘de'l-asr bu hıyâbân içre cem‘ olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyye görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ-yı musannifîn müverrihîn kânıdır. İktizâ etdikde niçe yüz bin âdem bu dergâhda cem‘ olup du‘â-yı istiskâ edüp tazarru‘ [u] nâlîşler etdiklerinde elbette du‘âları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bir müstecâbü'd-da‘ve du‘â hırmeni namâzgâh-ı bî-misildir kim gören âdemler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b–234a ·
metinde göster ·
… mcıyân ve ummâlân ve neccârân ve re‘âyâyı ve beldârân ve neberdân ve garîbân ve
acemiyân
ve teberdârân ve (---)(---)(---).
Ve hâkimân-ı örfîler ki ordu muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve sürsat ağası ve sürsat emîni ve gılâl muhassılı ve ordu subaşısı 289a ve ordu kethudâsı ve karavullar ağası ve cümle iki yüz yetmiş aded alaybeğiler ve çeribaşılar ve (---)(---)(---)(---)(---) el-hâsıl iki yüz elli aded ordu-yı bâzâr ve iştir[â] hâkimlerine cümle fermân-ı şehriyârîler sâdır olup cemî‘i orducıyân ve çerâhorân-ı lağımcıyân ve ummâlân ve neccârân ve re‘âyâyı ve beldârân ve neberdân ve garîbân ve acemiyân ve teberdârân ve (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b–289a ·
metinde göster ·
… musattah vâdî içinde Arhonoz nâmında Ikrît pâdişâhının bir bâğ-ı İrem hıyâbân-ı
Acemi
var kim bu felek-i atlâsda eyle bir bâğ-ı koyah merâm ne vardır ne olacakdır. G …
Ammâ bu mezkûr kûhsârın dâmeninde bir musattah vâdî içinde Arhonoz nâmında Ikrît pâdişâhının bir bâğ-ı İrem hıyâbân-ı Acemi var kim bu felek-i atlâsda eyle bir bâğ-ı koyah merâm ne vardır ne olacakdır. Gûyâ Konya'nın bâğ-ı Merâm'ı ve Malatiyye'nin bâğ-ı Aspuzu'su ve Sivas vilâyetinin Derende bâğı ve Tebrîz vilâye[ti]nin Çâr-bâğ-ı Ürd-i heşt-behiştleri ve Kırım cezîresinde Kefe şehrinin Sudak bâğı ve Budin kurbunda Peçoy-ı dilcûy Sirem-i bâğ-ı İremin Bârûdhâne bâğlarından ziyâde bu Girid'in Arhonoz bâğıdır kim cemî‘i meddâhân [u] vassâfân-ı berr [ü] bihâr bu bâğ-ı Arhonoz'un ta‘rîf ü tavsîfinde âcizlerdir. Ve mine'l-acâ’ib bâğçe-i bî-nihâyedir kim Şeddâd'ın Bâğ-ı İremezât'ı bunun yanında bir feddân bir hıyâbânistân-ı beyâbândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… e Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve
Acemistân
ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·