… lınca üç aded firkatelere dahi Hilevne yeniçerileri binüp der-akab mezkûr küçük
adadan
üç firkate dahi kâfirleriyle alup kenâra gelüp ol üç firkatelere dahi gâzîler d …
Hemân kal‘a kapudanı şarik küffâr ve gayrı nâ-bekâr [u] füccâr gemilerin başdan kara edüp bâğlara dökülünce cümle guzât bu yayan kâfirler üzre at bırağup cümlesin dest ber-kafâ der-çember ve der-zencir ve niçeleri tu‘me-i şemşîr olup gemileri der-kenâr kalınca üç aded firkatelere dahi Hilevne yeniçerileri binüp der-akab mezkûr küçük adadan üç firkate dahi kâfirleriyle alup kenâra gelüp ol üç firkatelere dahi gâzîler dolup cümle dokuz pâre firkateler ile cümle guzât bu liman içre altı aded firkateler dahi mâl-ı ganâ’imleriyle alınup, hulâsa-i kelâm sağîr ü kebîr cümle yigirmi dokuz pâre firkateler[den] ancak biri boğaz ağzında atılan tüfenglerden halâs oldu ve niçe kâfirler firkatelerden kendüleri deryâya atup gark oldu. Birkaç gemilerin âteşe urduklarında içinde mecrûh olan kâfirler, âyet sûre (---)(---)(---)Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre niçeleri suda gark oldu ve niçeleri âteşde ark u hark oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
değildir, ammâ bu mezkûr üç aded nehr-i azîmin mâbeynlerinde cezîre-misâl yerde …
Evsâf-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Yanık: Eyle bir Sedd-i Ye’cûc u Me’cûc'dur kim bizim Budin ve Üstürgon toprağındadır, Tuna'nın karşu tarafında değildir, beri bizim hâkda Ustolni-Belgradı kurbundadır. Şimâl tarafında nehr-i Tuna garbdan gelüp şarka doğru cereyân eder ve kıble tarafında nehr-i Kanlı Raba cereyân eder kim bizim asker-i İslâm münhezim olduğu sudur kim kal‘a-i Yanığ'ın handakından ırakda olan tabyaların handakları içinde mezkûr nehr-i Raba Tuna'ya karışır. Ve mağrib cânibinde nehr-i Rabçe Senmartin kal‘ası dağlarından gelüp Yanık varoşunun handakları içinde cereyân ederek tabya handakları içind[e] nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe bir olup Tuna'ya mahlût {olur}, ammâ kal‘a handakların ve varoş handakların deverân edüp iki nehr-i azîm maşrıka nâzır kal‘anın dîvârı dibinde Tuna'ya karışırlar. Gerçi bu Yanık kal‘ası adada değildir, ammâ bu mezkûr üç aded nehr-i azîmin mâbeynlerinde cezîre-misâl yerde kalmışdır, ammâ bu kal‘a muhâsara olunsa nehr-i Tuna'dan gayri nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe'yi gayri yerlere akıtmak ve kal‘a kuruda kalmak mümkindir. Ve Raba ile Rabçe'nin mâbeyni bir ok menzili yerdir ve bu iki nehir kal‘a altına amelî akmışdır. Mukaddemâ akan yerleri zâhir ü bâhirdir. Hakîr im‘ân-ı nazar ile pek takayyüd etdim. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b ·
metinde göster ·
… tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı
adadan
döğmek âsândır, zîrâ ol tarafdan havf u haşyeti olmamak ile hıyel ü şeytanatlar …
Bu alçak toprak tabyaların gerçi havâleleri yokdur, ammâ beş cânibine 48a toplar komak âsândır. Ammâ bu kal‘anın Tuna aşırısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu ada tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı adadan döğmek âsândır, zîrâ ol tarafdan havf u haşyeti olmamak ile hıyel ü şeytanatları yokdur. Ve bu mahalde nehr-i Tuna azdır ve sığdır, cisirler yapmak dahi mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b–48a ·
metinde göster ·
… r ve üç bin yedi yüz altmış aded avret ve oğlan ve bintânlar bend-i zencîr olup
adadan
taşra yigirmi binden ziyâde mâl çıkarup Özü kulu damkalarıyla olan mâlları adâl …
Muhassıl-ı merâm-ı kelâm ol gün tâ vakt-i asra dak bin sekiz yüz kâfir dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp iki bin tüvânâ Kazak esîr ve üç bin yedi yüz altmış aded avret ve oğlan ve bintânlar bend-i zencîr olup adadan taşra yigirmi binden ziyâde mâl çıkarup Özü kulu damkalarıyla olan mâlları adâlet edüp Özülü yedi bin yüz altmış aded hayvânâtlar verüp pâdişâha hidmet edüp Özü kulunu hâkden ref‘ edüp cümlesi memnûn olup Hân'a hayr du‘âlar edüp gitdiler. Hân-ı âlîşân dahi "fi'l-bereke" deyüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr ile asâkir-i Tatar-ı adû-şikâr sîr olup andan sâlimîn ü gânimîn şark tarafına 10 sâ‘at seğirdüp mansûr [u] muzaffer,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·
… rler. Mezbûr adaya varan gemiler kilisanın önüne yanaşırlar ve içmeğe suları bu
adada
çamlı derelerde bulunur.
Ve mezkûr Külür cezîresi bir çam ve ardıç ağaçlı adadır. Her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve kenâr ile Külür adası mâbeyni bir mîl karası yakındır. Ve derinliği dörd ve beş kulaç denizdir. Ve cezîre-i Külür'de bir kenîse vardır, ismine San Nikola derler. Mezbûr adaya varan gemiler kilisanın önüne yanaşırlar ve içmeğe suları bu adada çamlı derelerde bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… a gönderdiğimizin aslı oldur kim bizim cümle emvâl [ü] erzâklarımız şimdi karşu
adada
dağlar gibi yığılmışdır. Bu gelen on pâre imdâd papa kadırgaların sizin Cezâyir …
Ve sizin kal‘a içre rehin paşa ve ağalarınızı karşu adaya gönderdiğimizin aslı oldur kim bizim cümle emvâl [ü] erzâklarımız şimdi karşu adada dağlar gibi yığılmışdır. Bu gelen on pâre imdâd papa kadırgaların sizin Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu yüz pâre kalyonlar ile henüz size imdâda gelirken bu papa gemileri anlara râst gelüp bunlar kaça kaça Istandiye adasında karâr etmeyüp bu Kandiye limanına dar düşdüler. Biz dahi Barbariyye Cezâyirliden havf edüp karşudaki mâlımız Cezâyirli urmasın deyü rehin paşaları ve cümle ağavâtları yasakçı gibi ale'l-acele karşu cezîreye gönderdik. Yohsa kal‘ayı size Allâh mübârek eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
… rlanarak ve keklik gibi gülleler rûy-ı deryâda ve karada sekerek küffârın karşu
adada
yatan gemilerine karîb top gülleleri gavvâs gibi dalardı.
Ba‘de salâti'l-cum‘a Sadrıa‘zam kal‘a içinde limana nâzır bir sarây-ı azîmi zer-ender-zer ile müstağrak-ı envâr edüp anda sâkin oldukda tenbîh olunduğu minvâl üzre Kandiye kal‘asının der-i dîvârları üzre yüz bin aded tüfeng-endâz asâkir-i İslâm pür-silâh hâzır-bâş olup ibtidâ limanda başdarda-i hümâyûn ki rûy-ı deryâda lenger-endâz olup cemî‘i kadırgaları filandıralar ve sancağ u bayrağ ve alemlerle zeyn edüp çarmıhlarda cânbâzlar resen-bâzlıklar edüp cemî‘i kadırgaların forsaların kırmızı fesler ve beyâz gömlekler ile mülebbes edüp cümle gâziyân-ı keştîbân-ı mellâhânlar dahi libâs-ı gûnâ-gûnların geyüp ibtidâ kadırgalardan cümle bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup gülbâng-ı Muhammedî çekmeğe âğâze etdiklerinde azamet-i Hudâ Kandiye kal‘asının cemî‘i der-i dîvârı üzre pür-silâh âmâde olan yüz bin asâkir-i İslâm bir kerre bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedîye üç nevbet 305a rehâ buldurup sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsımâna peyveste olunca cümle guzât küçük kol tüfenglerine ve büyük tüfenglerine âteş edince üç kerre yüz bin tüfenglerin sadâlar[ı] dahi sâkin olmadan cümle tabyalar ve siperler üzre ola[n] bin yüz aded toplara bir fitilden âteş edince zemîn ü âsımân dir dir [di]tremeden hâlî olmayup akîbince cümle guzât tekbîr-i Muhammedî getirüp cihân velvele-nâk eflâk-i semâ çâk oldu zann olup cemî‘i topların gülleleri deryâ üzre martı kuşu gibi seküp uçarak ve karpuz gibi yuvarlanarak ve keklik gibi gülleler rûy-ı deryâda ve karada sekerek küffârın karşu adada yatan gemilerine karîb top gülleleri gavvâs gibi dalardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b–305a ·
metinde göster ·
cümle yigirmi pâre ma‘mûr kefere kurâları var kim cümle kapudan paşa hükmünde o …
Bu adada cümle yigirmi pâre ma‘mûr kefere kurâları var kim cümle kapudan paşa hükmünde olup Aya Mavra kazâsı nâhiyesidir kim cümle bâğ-ı Sudak-misâl ma‘mûr kurâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… fkada ile kal‘a mâbeyni sığ deniz içinde Pelama derler bir yerlü kaya vardır ve
adadan
kal‘aya üç yerden boğazlar vardır. (Bunlar dahi) bunlardan dahi ağaç cisirler i …
Ve Lefkada ile kal‘a mâbeyni sığ deniz içinde Pelama derler bir yerlü kaya vardır ve adadan kal‘aya üç yerden boğazlar vardır. (Bunlar dahi) bunlardan dahi ağaç cisirler ile geçilir. Gerçi üç aded haşeb cisirlerdir ammâ asıl büyük boğaz kal‘a dibindeki cisir altındadır. Mâ-bâkî cisirlerin altları ve gayri yerleri sığacık deryâdır kim kazıklar üzre sandûkalar çatup içlerin toprak doldurup kenârdan Lefkada'ya gitmeğe yol eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·