… p bu mancınıkı îcâd ve ihdâs etmişdir. Mezkûr kaya üzre meyl-i minâre-misâl iki
aded amelî
sütûnlar vardır kim eflâke ser çekmişdir. Ol asırda zemberekleri ve sapan keffi …
Urfa'nın yukaru kal‘ası içinde bir yalçın püşte üzre evce ser-çekmiş şehre havâle bir kızıl kaya üzre alâmet-i mancınık oldur kim kaçan Nemrûd-ı la‘îni Hazret-i İbrâhîm dîne da‘vet etdükde İbrâhîm Nebî'yi habs edüp bu mancınıkı îcâd ve ihdâs etmişdir. Mezkûr kaya üzre meyl-i minâre-misâl iki aded amelî sütûnlar vardır kim eflâke ser çekmişdir. Ol asırda zemberekleri ve sapan keffi gibi keffi ve kalın ipleri var imiş. Hâlâ zamânımızda ıydeyn-i mübârekelerde bid‘at olan salıncak ta‘bîr etdikleri gibi salıncak keffine Hazret-i İbrâhîm'i koyup niçe yüz kavm-ı Nemrûd'u salup tâ mahall-i ma‘hûda gelince İbrâhîm Nebî ber-hevâ olduğu ân zembereklere rehâ buldurunca İbrâhîm Nebî evc-i hevâya tayerân edüp yedi kerre berk-ı hâtif gibi Cibrîl nâzil olup "Yâ İbrâhîm seni halâs edeyim" dedikde "Beni Allah halâs eder, penâhım oldur" dedikde âteş içine düşünce Cenâb-ı Kibriyâ Hazret-i İbrâhîm'e nâr[ı] gülzâr eyledi. Hâlâ ol iki aded mancınık amûdları kal‘ada zâhirdir kim ibret-nümâ âsâr-ı binâdır, ammâ hâlâ âletleri yokdur. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… ümle kârgir kubbe ve toloz rıhtım kemer-i sağîrlerdir ve derûn-ı câmi‘de on iki
aded amelî
amûd-ı ser-âmedlerdir ve iki aded musanna kapuları vardır ve mihrâbı ve minberi …
Cümle (---) aded câmi‘-i mülûk-i selef ve gayri ma‘bedgâhlardır. Evvelâ cümleden (---) semtinde Karamânoğlu İbrâhîm Beğ câmi‘i secdegâh-ı kadîmdir. Derûn-ı câmi‘ cümle dörd aded tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kemer-i kavs-i kuzahlar üzre cümle kârgir kubbe ve toloz rıhtım kemer-i sağîrlerdir ve derûn-ı câmi‘de on iki aded amelî amûd-ı ser-âmedlerdir ve iki aded musanna kapuları vardır ve mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahâfili tarz-ı kadîm sâde-güzelidir ve âvîze-i maslûbât-ı şöhretler ile ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin ma‘bedgâh-ı atîk olmağın bu câmi‘de gâyet rûhâniyyet vardır ve bu şehr içre bundan ulu câmi‘ yokdur. Lâkin tûlen ve arzen ne kadar adım olduğu ve ne kadar âdem aldığı ma‘lûmum değildir. Ammâ bir minâre-i mevzûnu câmi‘den ba‘îd olup câmi‘in kıbâbları kireç ile mestûr olduğu mefhûmumdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
Ve bu kubbe-i Selîmiyye'nin içinde mezkûr dör[d] amûd pâyelerden mâ’adâ dörd
aded amelî
pâyeler dahi var, amma anlar derûn-ı câmi‘de duran dörd pâyeler gibi meydânda d …
Ve bu kubbe-i Selîmiyye'nin içinde mezkûr dör[d] amûd pâyelerden mâ’adâ dörd aded amelî pâyeler dahi var, amma anlar derûn-ı câmi‘de duran dörd pâyeler gibi meydânda değildir. Çâr-kûşedeki dîvârlara muttasıl pâyelerdir. Bu pâyelerin köşelerinde dîvâra muttasıl gûnâ-gûn ibret-nümûn eczâhân kürsîleri var kim her biri birer gûne sihr-i i‘câz ü müşebbek mermer-i hâmdan maksûreciklerdir. Ve kubbe-i kebîr altında cümle sekiz aded kemerlerdir kim gûyâ her biri birer kavs-ı kuzahdır. Kubbe-i azîm bu kemerler üzre vâkı‘ olmuşdur. Bu kemerler altında câmi‘in yemîn ü yesârında ve kıble kapusu içre cümle yan maksûreleridir kim cemâ‘at-ı kesîre oldukda bu mahâfillerde ibâdet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154b ·
metinde göster ·
… r-i Nil aşrı Cîze şehri garbîsinde nîm sâ‘at Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç
aded amelî
ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi dörder yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna …
Ammâ sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe diyâr-ı Bağdâd'dan diyâr-ı Mısr-ı Kâhire-i mağziyye-i Ümm-i Dünyâ'ya gelüp şehr-i Fustât ki Mısr-ı atîkdir, anın mukâbelesinde nehr-i Nil aşrı Cîze şehri garbîsinde nîm sâ‘at Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç aded amelî ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi dörder yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna ser çekmişlerdir. Biri gâyet alçacık yine çâr-kûşe amelî seng-binâ kûh-ı sağîredir. Hâlâ bu kûhlara elsine-i nâsda Fir‘avn dağı derler. Me’mûn Halîfe bu kûh-ı bülendlerde defîne vardır deyü bu kûh-ı Heremeynleri asker-i deryâ-misâline ve üstâd-ı kûh-kenlere bu kûhları nakb u kam‘ u hedm etdirüp yetmiş günde güc ile bir defîne mâla râst gelüp anda bir seng-i hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir hacer zâhir olup böyle tahrîr etmiş kim "Ey bu makâlîd-i âlîlerden defîne istihrâcına mukayyed olan mülûk. Ne kadar cidd ü cehd-i tâm-ı ihtimâm itsen renc [ü] anâ çeküp ifnâ-yı vücûd etdiğin günlerin masrûfu kadar mâla mâlik olursun, ve's-selâm. Ammâ ilm-i târîh ve ilm-i evvelîn ü âhirîn istersen, hâsıl olup bu edîm-i arzın ibret hırmeni mahsûlün dirersin, ve's-selâm. Ve illâ dahi ziyâde tama‘-ı hâma düşersen ifnâ-yı vücûd edersin, hatmü'l-kelâm." deyü merkûm seng-i hârâda bu gûne hatları Me’mûn kırâ’at etdikde cemî‘i ulemâsıyla Me’mûn Halîfe müşâvere edüp kenz-i Kârûn'dan ferâğat edüp "Hemân bize ilm-i evvelîn ü âhirîn lâzımdır. Elbette ana müte‘allık kitâblar vardır." diyerek cebel-i Heremeynleri kam‘ u hedm ederek bir kubbe-i yekpâre zâhir olup anı kam‘ edüp derûn-ı kubbeye duhûl edüp gördüler kim mâl-â-mâl deve kemikleri ve fil ve gergerdân üstühânlarıyla leb-ber-leb olmuş bir kubbe-i nüh-tâk cümle kemikler üzre hatt-ı gûnâ-gûnlar yazılmış ve niçe bin gûne rümûzlar kazılmış. O kubbeden içeri bir tuç bâb-ı sağîre nümâyân olup ol dervezeyi hâh nâ-hâh küşâde kılup gördüler kim bir kubbe-i ser-bülend-i nuh-tâkı eflâke kemend atmış ammâ derûn-ı kubbe kat-ender-kat kitâb-ı müstetâblar ile mâl-â-mâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399b ·
metinde göster ·
… i kesîreye mâlik olup tûlu ve arzı yüz seksener ayakdır. Ve mihrâbı tarafı dörd
aded amelî
sütûn üzre nev-binâ toloz kemerlerdir. Gayri yerleri mâ-tekaddemden olageldüği …
Çârsû-yı bâzâr kurbunda olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlik olup tûlu ve arzı yüz seksener ayakdır. Ve mihrâbı tarafı dörd aded amelî sütûn üzre nev-binâ toloz kemerlerdir. Gayri yerleri mâ-tekaddemden olageldüği üzre servi kirişler üzre kurşum örtülü câmi‘dir, ammâ bunun dahi mihrâbı ve minberi ve cümle billûr ve necef ve moran câmları gâyet musanna‘ olup nûrun alâ nûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Ve mihrâbı önü şâhrâh sokakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… bir büyük câmi‘dir kim tûlu seksen ayakdır. Arzı kırk ayak enlidir. İçinde dörd
ade[d] amelî
sütûnlar üzre çatma tahta binâlı sütûhdur ammâ tavanı gâyet musanna‘ ve münakka …
Ve bunda Bâyezîd Hân-ı Velî câmi‘i kâr-ı kadîm kârgîr minâreli ve kayağan taşı örtülü rûhâniyyetli bir büyük câmi‘dir kim tûlu seksen ayakdır. Arzı kırk ayak enlidir. İçinde dörd ade[d] amelî sütûnlar üzre çatma tahta binâlı sütûhdur ammâ tavanı gâyet musanna‘ ve münakkaşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
tula sütûnlar üzre haremsiz bir küçücük câmi‘dir. İki yan kapuları var. Ve sol …
Altı aded amelî tula sütûnlar üzre haremsiz bir küçücük câmi‘dir. İki yan kapuları var. Ve sol cânibindeki yan kapunun iki tarafdan sekizer kademe taş nerdübân ile çıkıldığıyçün bu câmi‘e Câmi‘-i Mu‘allâk derler. Bir alçacık minâresi var. Ve bir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·