… rât hânesi ve bir câmi‘i ve gılâl anbârları ve su sarnıcı ve cebehânesi ve kırk
aded hurde
şâhî topları vardır. Bu kal‘a cümle şehre havâledir ve paşa kal‘asından âlîdir.
Der-eşkâl-i iki aded iç-kal‘a: Birbirlerinden bir ok menzili ba‘îddir. Biri cânib-i kıbleye yüksek kal‘a sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed binâsıdır. Şekl-i murabba‘ çâr-kûşe handaksız, yalın kat, iki kapulu ve handaksız bir topraklı püşte üzre vâki‘ olmuşdur. İşlek kapusu cânib-i kıbleye aşağı şehre mekşûfdur. Ve bir kapusu şarka Uğrın kapudur. Dâ’imâ mesdûddur. İçinde iki yüz neferât hânesi ve bir câmi‘i ve gılâl anbârları ve su sarnıcı ve cebehânesi ve kırk aded hurde şâhî topları vardır. Bu kal‘a cümle şehre havâledir ve paşa kal‘asından âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b ·
metinde göster ·
Sergüşezt-i hakîr Evliyâ-yı pür taksîr: Vakt-i çâşt mahallinde at üzre evrâd [u] ezkârım tilâvet edüp giderken Sührâb nâm gulâmım eydür: "Ağa! Önümüzden dörd salt atlı gelir" dedikde nazar etdim, dörd küheylân atlı ve dev heybetli gelmede ve silâhlarına mukayyed olmada. Hakîr baş aşağı gitmede, anlar yokuş yukaru gelmededirler. Hakîr gulâmlarıma silâhlarınıza mukayyed olun deyü tenbih edüp birbirimize karîb olmada iken anı gördük, sağ tarafımızdan dörd atlı dahi pür silâh fitilleri ellerinde üzerimizde gelmede, ammâ mukaddem görünen dörd atlı hemân dal-mızrâk dördü bir hamleden hücûm edüp biri hakîri mızrâk altına alup tîrkeşe hakîr el edince biri üzerime at yıkup bir hışt niçe zerk etdiyse hamd-i Hudâ isâbet etmeyüp öbürleri seyishânelere sarılınca hakîr 92b yine huddâmlara "Allah!" deyüp hücûm etdükde seyishâneleri bırağup ale'l-ittifâk hakîrin üstine hücûm edüp bir kaç kurşum atdılar aslâ isâbet etmedi. Ammâ gördüm ki huddâmlarımdan bana imdâd eder yok. Hemân "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyü nahviyyûn kâ‘idesi üzre kesretden firâr edüp âyet-i sûre (---)Arapça nassı üzre kendimi tehlikeye ilkâ etmeyüp huddâmlarımla firâr ederken akîbimce bir hışt-ı İpşîri atup zemîne üç karış güzer edüp altımdaki esb-i sabâ-sür‘at-i hussâna ikdâm-ı tâmm ile ökçe edüp firâr ederken sağ tarafımızda bir bâğ içre dörd atlı dahi zâhir olup ellerindeki peştemâller ile üzümleri bırağup dalkılıç üzerime gelüp elimiz kaldırmağa iktidârımız olmayup atdan aşağı ser-nigûn edüp sekiz huddâm-ı memlûkümüzün dördü firâr edüp dörd ile bu hakîri dest-ber-kafa kayd-bend edüp altımda kısrağa bir süvâr olup hakîri bir âhir ata bindirüp gulâmlarımla derbeste. "Aşın beğe götürelim! Yok öldürelim! Yok uryân edüp âzâd edelim!" deyü niçe gûne güft [u] gû etdiler. Hakîr eytdim: "Gâzîler bu kadar mâlım ve gulâmlarım aldınız. Allah aşkına olsun cânıma kıyman!" dedim. Biri eyitdi: "Bre mâlın kim aldı? Biz bâğda üzüm yemeğe geldik" dedikde "İşte mâlım götürüyorlar" dedükde hemân biri eydür: "Bre bakalım bu şikârı alanlar bizden midir. Bre Habîb sen bunları bir hoşca beğe götür! İsterse boyunların urup atların alsın, isterse âzâd etsin" deyü üçü bizim münhezim olduğumuz mahalle at bırağup gitdiler. Anların bir âdemi bizim beşimizi eşimizle kayd-bend edüp bâğlar içre at üzre götürmede. Bin adım mikdârı gitmeden anı gördüm bir çimenzâr öz içre on beş aded hurde tengtir çadırlar kurulmuş. Hakîr eyitdim: "Şehbâzım bu çadırlar nedir kim?" dedim. Ol yiğit eyitdi: "Bizim Çomar Beğ'dir" dedi. Hemân cânım başıma gelüp yüz bin hamd ü senâ edüp "İlâhi! Sen fettâhu'l-kulûbsun" deyüp hamd ü şükr-i bî-add ü senâ-yı bî-hadd etdim, zîrâ bu hakîri Şâm-ı şerîfden Murtezâ Paşa ulaklığile Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikde Sadrıa‘zam Murâd Paşa ile Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı ceng edüp münhezimen Gürcî Nebî ve Katırcızâde ve Çomar Bölükbaşı'ya râst gelüp Şâm-ı şerîfe götürüp Murtezâ Paşa efendimize Bölükbaşı yazdırup vilâyet-i Dürüzistân'da Sıfet seferinde bile idik ve Sivas mansıbında bile olup Niksâr subaşısı idi. Bu kadar hukûkumuz var. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a–92b ·
metinde göster ·
… i bu âb-ı hayât sâhilindedir. Bir minâreli müfîd [ü] muhtasar bir câmi‘i ve beş
aded hurde
hânları ve yigirmi aded dükkânları ve bir tekyesi ve bir küçük hammâm-ı rûşenâs …
Der-vasf-ı kasaba-i sağîr Kösdemir: Kösdem nâmında bir nehir kenarında vâki‘ olup ol nehirde demir ma‘deni olmağıla Kösdemir derler. Bir dereli ve depeli zemîne vâki‘ olmuş (---) sancağı hâkinde ve (---) ve nâhiyesinde beş yüz hâneli bâğlı ve bâğçeli ve serâpâ kiremitli ma‘mûr hâneli, enhâr-ı revânı âb-ı hayât büleydecikdir. Bu uyûn-ı câriye-i sağîre Istıranca'dan ve Vize sarâyı ve Seregen kasabası dağlarından cem‘ olup bahârda tuğyân üzre revân olup nehr-i Ergene'ye mahlût olur. Bu büleydenin cümle bâğ u bâğçeleri bu âb-ı hayât sâhilindedir. Bir minâreli müfîd [ü] muhtasar bir câmi‘i ve beş aded hurde hânları ve yigirmi aded dükkânları ve bir tekyesi ve bir küçük hammâm-ı rûşenâsı var, gayri imâretleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b ·
metinde göster ·
duhân yakmağa nâzik ü musanna‘ şem‘dâncıklar ve kırk aded mıkrâs-ı sîm ve sekiz …
Ve yüz aded hurde duhân yakmağa nâzik ü musanna‘ şem‘dâncıklar ve kırk aded mıkrâs-ı sîm ve sekiz buhûrdân-ı sîm-i mücevher ve yigirmi aded gûnâ-gûn mücevher ü murassa‘ ve musanna‘ gülâbdânlar fürûht olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… le sokakları pâk kaldırımlı, yolun iki tarafında ancak birer âdem sığar yigirmi
aded hurde
dükkâncıkları kurbunda bir küçücük üç kurnalı hammâmı vardır. Aşağıdan atlarla …
Ve bu kal‘ada cümle havlısı küçük iki yüz aded bâğçesiz üstleri serâpâ toprak örtülü tahtânî ve fevkânî serhad evleridir. Ve beğ sarâyı bu kal‘adadır kim cümle sokakları pâk kaldırımlı, yolun iki tarafında ancak birer âdem sığar yigirmi aded hurde dükkâncıkları kurbunda bir küçücük üç kurnalı hammâmı vardır. Aşağıdan atlarla suyun getirirler, ammâ cebehânesi ve buğday anbârları ve mükellef ü mükemmel hâzır-bâş topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
dükkânları ve bunun dahi ağaları ve üç yüz kulu ve topçu ve cebecileri vardır, …
Ve yigirmi aded hurde dükkânları ve bunun dahi ağaları ve üç yüz kulu ve topçu ve cebecileri vardır, ammâ bunda dahi yeniçeriler yokdur, ammâ alçak yerde olmak ile sokakları çamurdur. Yukarukal‘a gibi pâk kaldırım değildir ve buna Piyâle Paşa kal‘ası derler, zîrâ Piyâle Paşa yapdı. Bunun şarkında Hasan Paşa kal‘asına açılır mahalle içinden bir küçük kapusu var, zîrâ Kapudan Hasan Paşa kal‘ası bu Piyâle Paşa kal‘asına muttasıldır kim mâbeynehümâlarında bir yalın kat bölme hisâr dîvârı vardır. Bu hisâb üzre bâlâda eski Macar Alî Paşa kal‘ası ve ortada Piyâle Paşa kal‘ası ve nehr-i Özü kenârında Kapudan Hasan Paşa kal‘alarının üçüsü dahi birer cirmde ve birbirlerine muttasıl olup ancak aralarında birer kat şeddadî hisâr dîvârları olup her dîvârda kal‘aların birbirlerine girilecek birer küçük demir kapuları vardır ve bu mezkûr dîvârlarda yine kulleler ve dendân-ı bedenler ve toplar mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… ultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve otuz
aded hurde
dükkânları var.
Ve cümle kulleleri ve burc [u] bârûlarının üzerlerin Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları tahtalarıyla örtüp müzeyyen kulle-i azîmlerdir kim bu kullelerin önünden Özü nehriyle Urus şaykaları geçmemek içün kırk aded demir kapaklı top kapuları içre kırk yedi aded balyemez ve şayka ve kolumburuna ve pıranka toplar[ı] var kim nehr-i Özü üzre değil Karadeniz'de on beş mîl ve Heyhat çölünde beş sâ‘at yerde kuş kondurmayup kuş uçurmaz. Ve bu kal‘anın dahi ağaları ve kulları öbür kal‘alardan 55b ziyâde (ve) hâzır-başlardır ve iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle mekşûf ve biri taraf-ı kıbleye nâzır olup kapu üzre bir alçak tula ninâreli Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve otuz aded hurde dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a–55b ·
metinde göster ·
uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârl …
Ve nehr-i Tuna kenârında üç aded hurde uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârlarının iç yüzünde üzerleri tahta belvân örtülü handakları vardır. Gören anı yol zann eder, ammâ yine at ve katır ve hayvân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme sokak sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle sokakların içi serâpâ üçer adım kaddi derin vâsi‘ handaklardır kim üzerleri mezkûr ağaç kirişler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
hâneler var ve bir Süleymân Hân câmi‘i var, lâkin hâlâ kenîse edüp minâresinin …
Derûn-ı hisârda tahmînen yüz elli aded hurde hâneler var ve bir Süleymân Hân câmi‘i var, lâkin hâlâ kenîse edüp minâresinin kubbesin yıkup şerîfesi içine bir çanhâne edüp azîm çanı var kim bize rağmen niçe kerre çanı çaldılar, ammâ mühimmât u levâzımât-ı cebehânesi gâyet çokdur ve sekiz yüz aded kefereden ziyâde yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
Nehr-i Tunca kenârında henüz vîrâna yüz dutmuş bir vâsi‘ çemenzâr fezâ-yı lâlezârda kasabacıkdır. Özü eyâletinde Kırkkilise beği hâssı olup voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kadılıkdır. Ve nevâhîleri yigirmi beş pâre ma‘mûr kurâlıkdır. Ve cümle üç yüz aded kiremit örtülü müfîd [ü] muhtasar fukarâ hâneleridir. Bir kârgîr binâ kubbesi müdevver bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yigirmi aded hurde dükkânları cümle Örenli Gazzâz Mehemmed Çelebi hayrâtıdır. Hattâ câmi‘inin kapusu üzre çâr-kûşe beyâz mermer üzre Sultân Bâyezîd-i Velî üstâdı şeyh hazretleri hattıyla câmi‘in vemine'l-acâ’ib târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
… . Ve kefereleri gâyet çok olduğundan hammâmı ol kadar işlemez. Ve cümle yigirmi
aded hurde
dükkâncıkları var, gayri kurşumlu imâretden bir âsâr-ı binâ yokdur. Olduğu kada …
Cümle üç aded hâncuğazları vardır. Ancak yüzer yüz ellişer at ve katır alır hân-ı sağîrelerdir. Ve ancak bir küçük kesîfçe hammâmcığı var, halkı hammâma ihtiyâç değillerdir, zîrâ herkesin ev hammâmları vardır. Ve kefereleri gâyet çok olduğundan hammâmı ol kadar işlemez. Ve cümle yigirmi aded hurde dükkâncıkları var, gayri kurşumlu imâretden bir âsâr-ı binâ yokdur. Olduğu kadarca kasabacıkdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
… ğribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli
aded hurde
neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Tuna kenârında ve şimâl cânibi nehr-i Vulko sâhilinde bir bayır üzre tula binâ bir Şeddâdî küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde dizdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli aded hurde neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve minâresinde bir çan sâ‘ati var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… sîs ve bıtrîk ve pîr-i muğânları ve pençe-i âfitâb mûğ-pîçeleri var. Ve iki yüz
aded hurde
kenîseleri var. Ve cümle bin altmış aded dükkânlardır kim cümlesinde pençe-i âf …
Ve bu şehrin tûlı Matra dağı zeylinden kıbleye tûlânîsi kâmil sekiz bin adımdır. Cümle sekiz 40b aded kârgîr binâ kal‘a-misâl manastırları var kim her birinin çanlık kulleleri eflâke kad keşân olup her manastırlarda beşer altışar yüz aded kıssîs ve bıtrîk ve pîr-i muğânları ve pençe-i âfitâb mûğ-pîçeleri var. Ve iki yüz aded hurde kenîseleri var. Ve cümle bin altmış aded dükkânlardır kim cümlesinde pençe-i âfitâb kızlar ve kâlîme avretler dükkânlarda oturup metâ‘ların âşikâre fürûht ederler, aslâ ayıb değildir. Her ne metâ‘ murâd edinsin dîbâ ve şîb ü zerbâf ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve elbise-i nâdireler mevcûddur. Mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâb ve cümle âşık-perestlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a–40b ·
metinde göster ·
… i nâsı vardır. Cümleden binâ-yı ibret-nümâ şehir içinde Lala Paşa cisri, on beş
aded hurde
gözlüce cisr-i musanna‘dır ammâ alçakdır. Ve cisr-i Osmân Şâh: Sekiz göz nâmıyl …
Ve cümle 5 aded yerde cüsûr-ı memerr-i nâsı vardır. Cümleden binâ-yı ibret-nümâ şehir içinde Lala Paşa cisri, on beş aded hurde gözlüce cisr-i musanna‘dır ammâ alçakdır. Ve cisr-i Osmân Şâh: Sekiz göz nâmıyla ma‘rûf bir cisr-i musanna‘-ı mevsûfdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
… ler. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı cümle Elbasan'dadır. Ve cümle on bir
aded hurde
topcuğazları var.
Çârsû-yı bâzârı ve hân u hammâmları yokdur. Ancak bir câmi‘i kiremitli ve kârgîr minâreli Bâyezîd-i Velî câmi’idir. Ve bâğ u bâğçeleri ol kadar yokdur, zîrâ alçak tuzlu şûre yerlerdir. Dizdârı ve yüz elli kadar neferâtları ulûfelerin emînden alırlar. Ve yüz elli akçe kazâdır. Kâhîce Elbasan kazâsına ilhâk ederler. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı cümle Elbasan'dadır. Ve cümle on bir aded hurde topcuğazları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363a ·
metinde göster ·
… ye nâzır bir demir kapusu var, beş ayak nerdübân ile çıkılır. Ve içinde yigirmi
aded hurde
hânecikler ve bir zâviye var. Mâ-tekaddem şâm yeniçerisi hükmünde imiş. Ba‘dehu …
Evsâf-ı menzil-i ka‘a-i Ma‘ân: Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır. Bir bayır dâmeninde şekl-i murabba‘ handaksız bir küçük kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Ve kıbleye nâzır bir demir kapusu var, beş ayak nerdübân ile çıkılır. Ve içinde yigirmi aded hurde hânecikler ve bir zâviye var. Mâ-tekaddem şâm yeniçerisi hükmünde imiş. Ba‘dehu Urbân içinde olan mustahfızânı bir hîle ile cümlesin katl edüp mutasarrıf olmuşlardır. Hâlâ dizdârı neferâtı yokdur. Ve kapusu üzre târîhi var, ammâ izdihâmdan tahrîr edemedik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a ·
metinde göster ·
Âl-i Ekrâddandır. Mısır'a nizâm [u] intizâm verüp Mansûre ve Reşîd'de küffârı münhezim edüp gazâ mâlıyla bu câmi‘i binâ etmişdir kim Salâhaddîn Yûsuf ibn Eyyûb Şâdiyü'l-Kürdî'dir. Tarz-ı kadîm câmi‘dir, ammâ gâyet ruhâniyyet vardır. Mihrâbı tarafı ve gerü mihrâb kapusu tarafı toloz kemer binâlar ile soffalardır. Ammâ haremin iki yan tarafı sekizer aded hurde mermer sütûnlar üzre medrese hücreleridir. Pençereleri câmi‘ haremine nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y98a ·
metinde göster ·