… ın cenâhayn asker-i deryâ-misâl kat-ender-kat dutup âheste reviş ile kırk sekiz
aded yerde
cemî‘i ümerâların tablları döğülüp sıyt u sadâ-yı dühül ü kös ve nakkâre ü nefî …
Bu minvâl üzre Melek Ahmed Paşa'nın yemîn ü yesârın cenâhayn asker-i deryâ-misâl kat-ender-kat dutup âheste reviş ile kırk sekiz aded yerde cemî‘i ümerâların tablları döğülüp sıyt u sadâ-yı dühül ü kös ve nakkâre ü nefîr [ü] surnâ sadâsı kubbe-i âsumân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları ve raht u baht u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi te’sîriyle çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir idi. 264a Bu tertîb üzre paşa-yı âlî-vakâr sahrâ-yı Rahova'yı asker-i deryâ-misâl ile pür edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b–264a ·
metinde göster ·
… e haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk
aded yerde
dahi kârgîr binâ ile mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kele …
Yine şehr-i Medâyinli "Musul harâb ola!" deyü du‘â ederlermiş. Ve Şatt nehrinin yemîn [ü] yesârında imâristân [u] bostânları saky etmeğiçün yetmiş bin aded âsiyâb-ı mâları var imiş kim her biri Hamâ dollâbı gibi üç fersah yerden sadâları istimâ‘ olunurmuş ve nehr-i Şatt üzre haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr binâ ile mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr püllerün Şatt içre pâyelerinden havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
… hücrelerine ta‘âmları varup it‘âm ve ikrâm ile muğtenim ederler. Yetmiş seksen
aded yerde
müte‘addid tahtânî ve fevkânî hücreler ve maksûreler ile ârâste ve bâğ u bâğçel …
Menzil-i hânedân-ı şahin Paşa: Etrâfı hıyâbânistân-ı meşeyistânlı bir hânedân-ı azîmdir kim şeb [ü] rûz bin atlı konup gider ve beş yüz atlı inüp kalır. Cümle müsâfirîne çul ve torba ve tencere çıkarmadan cemî‘i müsâfirînin murâd [u] merâmları üzre herkese hücrelerine ta‘âmları varup it‘âm ve ikrâm ile muğtenim ederler. Yetmiş seksen aded yerde müte‘addid tahtânî ve fevkânî hücreler ve maksûreler ile ârâste ve bâğ u bâğçeler ile pîrâste olmuş bir latîf hammâmlı hânedân-ı azîmdir kim cemî‘i seyyâhân-ı berr u bihârânın ma‘lûmu bir müsâfirhânedir. Tâ Ebü'l-feth Gâzî zamânından berü bu hânedânın âteşi sönmeyüp ilâ mâşallâh ni‘met dâ’imdir. İnkırâzi'd-deverân mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
dârü'l-kurrâları var, ammâ mahsûs kubâblarıyla mebnî kurrâlar değildir. Cümle s …
Der-beyân-ı dârü'l-kurrâ-i huffâzân: Cümle dokuz aded yerde dârü'l-kurrâları var, ammâ mahsûs kubâblarıyla mebnî kurrâlar değildir. Cümle selâtîn cevâmi‘lerde şeyhü'l-kurrâlar vardır, ammâ kırâ’at-i Hafz'dan gayrı Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atları okunmaz, zîrâ halkı ilm-i hıfza mukayyed olmayup hâfızları yokdur. 170b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 170a–170b ·
metinde göster ·
lâlezâr ve murgzâr mesîregâhları var, ammâ cümleden kal‘a-i Peçoy ardı şimâlind …
Âmmeten yetmiş yedi aded yerde lâlezâr ve murgzâr mesîregâhları var, ammâ cümleden kal‘a-i Peçoy ardı şimâlinde bir kûhsâr ve hıyâbân ve gül [ü] gülistân ve dırahtistân ve koyağıstân içre aslâ güneş te’sîr etmez bir sâyedâr zemîn-i çemenzârda dâmen-i kûhdan niçe yüz aded uyûn-ı câriyeler yesârında bîd-i ser-nigûn ve çınar ve ar‘ar ve şimşâd ve uhlamur nâm şecere-i gûnâ-gûnların zıll-ı himâyelerinde niçe yüz mevzi‘e çemenzâr mastaba-i âlîler üzre selsebîl ve havz u şazrevânlar fevvârelerinden pertâb edüp cemî‘i dilberânlar yârân [u] ihvânlarıyla cavk cavk köşe be köşe maksûrelerde ayş [ü] işret edüp cân sohbetleri ederler. Ve cereyân eden uyûnlar üzre kebâb-i dil-âbları şişlerine içleri hoş-bûlu bahâr ile memlû kuzuları sancup dollâblar Mevlevî-vâr deverân ederek kebâb pişüp tenâvül ederler. Böyle bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir mesîregâhdır kim ehl-i vasıflar anın midhatinde kâsırlardır ve hâk-i pâki ol kadar latîfdir kim üstâd-ı fağfûr-i çîn-misâl kâse ve kûzeler yaparlar. El-hâsıl bu mesîregâhın her cihetde hüsn [ü] letâfeti ve kâr-ı zerâfeti ve niçe bin aded andelîbânların hezâr hezârân nağamâtı evsâfdan hâric ve beyândan âricdir. Inkırâzu'd-devr mesîregâh-ı sâbite ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69a ·
metinde göster ·
seyrângâhları var. Evvelâ Kral bâğı ve Bâğlar korusu ve Kral korusu ve Gerz İly …
Der-mesîre-i teferrücgâh-ı bâğ-ı Merâm-ı müferrihât: Cümle yetmiş aded yerde seyrângâhları var. Evvelâ Kral bâğı ve Bâğlar korusu ve Kral korusu ve Gerz İlyâs dağı ve Hızır Baba bâğı ve Miftâh Baba tekyesi ve Gül Baba tekyesi ve Bârûthâne kal‘ası ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88a ·
metinde göster ·
… ve akreb ve kavs ve cedy ve delv ve hût misilli ebrâclardan Üstürgon'un on iki
aded yerde
âteşleri cihânı rûşen edüp dendân-ı bedenleri üzre bî-hisâb fânûs ve neft ve ka …
Ve dahi Üstürgon kal‘ası tarafındaki Süleymân Hân depesinde ve Şoşkon depesinde ve Muhanad depesinde ve İrşek depesinde ve Ban depesinde ve Depedelen depesinde ve Bağdala depesinde ve'l-hâsıl on iki aded püşte-i bâlâlar üzre Üstürgon kavmi dağlar gibi odunlar yığup on iki yerden âteşler evc-i âsumâna peyveste olup tâ sabâha dek ale'l-ittisâl nâr-ı Nemrûd-misâl âteşler on iki burcdan haml ü sevr ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve delv ve hût misilli ebrâclardan Üstürgon'un on iki aded yerde âteşleri cihânı rûşen edüp dendân-ı bedenleri üzre bî-hisâb fânûs ve neft ve katrân ve zift ve dühn-i gûsfendleri yakup kal‘a-i Üstürgon'u 107b dahi çerâğân etdiklerin Sadrıa‘zam görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a–107b ·
metinde göster ·
… k ibret-nümâ un değirmeni vardır, aslâ ve kat‘â ne at ve ne sığır çevirir. Dörd
aded yerde
dörd göz değirmândir kim cümle çarhların hammâm kubbesi kadar sâ‘at şakulası gi …
Ve Komaran kapusunun iç yüzünde bir mudhik ibret-nümâ un değirmeni vardır, aslâ ve kat‘â ne at ve ne sığır çevirir. Dörd aded yerde dörd göz değirmândir kim cümle çarhların hammâm kubbesi kadar sâ‘at şakulası gibi şakulalar cümle değirmenin çarhların deverân etdürüp âdem yapışmadan unlar öğünüp üçer dörder kat elekler içine unlar dökülüp yine çarhlar hareket etdikçe üç dörd gûne unlar öğünür. Ve bu çarhların ekseriyyâ âletleri cümle demirdir, ammâ dollâbları serâpâ ağaçdandır. Bu âletleri bir ma‘sûm çevirse bilâ-usret fırlak gibi çevirir acâ’ib ü garâ’ib tasnî‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
ilm-i tecvîd ile Hazret-i Kur’ân tilâvet olunur, lâkin sâ’ir bilâdın hâfızları …
Der-ayân-ı dârü'l-kurrâ-i huffâzân: Umûmisi üç aded yerde ilm-i tecvîd ile Hazret-i Kur’ân tilâvet olunur, lâkin sâ’ir bilâdın hâfızları gibi İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’ati okunmaz, ancak Hafz kırâ’atı tilâvet olunup mahsûs dârü'l-kurrâları yokdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
… ır. Biri karşu Tabahâne tarafındadır, ammâ bu şehir içre cümle yüz yigirmi yedi
aded yerde
hânedân hammâmları vardır, zîrâ haremleri cânibi ehl-i perde olmağile ev hammâm …
Der-medh-i hammâm-ı gâsilân-ı râhat-ı cân: Cümle iki aded hammâmlardır. Biri beri tarafda (---)(---) hammâmdır. Biri karşu Tabahâne tarafındadır, ammâ bu şehir içre cümle yüz yigirmi yedi aded yerde hânedân hammâmları vardır, zîrâ haremleri cânibi ehl-i perde olmağile ev hammâmlarına girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… g-i azîm edüp yüz bin Kazak-ı âk olan küffârı dendân-ı tîğdan geçirir. Hâlâ beş
aded yerde
küffârın lâşe-i murdârları beş yerde dağlar gibi yığıldığından Beş-depe'den gal …
Ve Demirkapu'dan bir merhalede Başdepe nâm mahaldir. Hattâ Osmân Paşa Demirkapu'yu feth edüp Der-i devlete da‘vet olundukda deşt-i Kıpçak'dan Kırım vilâyeti üzre gitmek iktizâ edince bu Başdepe nâm mahalden kalkup nehr-i Kanlı Söyünç kenârında Maskov Kazağıyla ceng-i azîm edüp yüz bin Kazak-ı âk olan küffârı dendân-ı tîğdan geçirir. Hâlâ beş aded yerde küffârın lâşe-i murdârları beş yerde dağlar gibi yığıldığından Beş-depe'den galat Başdepe derler. Andan selâmetle iki günde nehr-i Terek'e gelüp bizim Hân ile ubûr etdiğimiz yollara gelir. Ammâ mezkûr Başdepe nâm mahal Hulâgû Hân'ın Moğol tâ’ifesi şehirlerinden bir şehr-i azîm imiş. Hâlâ niçe âsâr-ı binâları ve deyr-i kamâme-i amâmeleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
Der-imârât-i dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne-i fakîrân [u] garîbân: Cem‘ası on altı
aded yerde
kurşum örtülü imâretleri var kim yedi adedinin subh [u] mesâ matbah-ı Keykâvus' …
Der-imârât-i dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne-i fakîrân [u] garîbân: Cem‘ası on altı aded yerde kurşum örtülü imâretleri var kim yedi adedinin subh [u] mesâ matbah-ı Keykâvus'unda ni‘met-i uzmâsı tabh olup cemî‘i bay u gedâ-yı pîr [ü] muğâna ve Kıptî vü fakîrâna birer tâs çobra ve birer nân ile bezl-i ıt‘âm ederler. Cümleden (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)228b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a–228b ·
metinde göster ·
cüsûr-ı memerr-i nâsı vardır. Cümleden binâ-yı ibret-nümâ şehir içinde Lala Paş …
Ve cümle 5 aded yerde cüsûr-ı memerr-i nâsı vardır. Cümleden binâ-yı ibret-nümâ şehir içinde Lala Paşa cisri, on beş aded hurde gözlüce cisr-i musanna‘dır ammâ alçakdır. Ve cisr-i Osmân Şâh: Sekiz göz nâmıyla ma‘rûf bir cisr-i musanna‘-ı mevsûfdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
cisr-i memerr-i nâs vardır. Şehrin tâ ortasından cereyân eden (---) ibret-nümâ …
Ve cümle 3 aded yerde cisr-i memerr-i nâs vardır. Şehrin tâ ortasından cereyân eden (---) ibret-nümâ (---) gûyâ aynu'l-hayât misilli bir berrâk ve pâk billûr-misâl âb-ı hoş-güvârdır kim ibtidâ menba‘ı Bihor dağlarından ve İnebahtı bellerinden gelüp bu şehir içinde mezkûr üç aded cüsûr-ı metîneler altından geçüp bu uyûn-ı cârilerin yemîn [ü] yesâr[r]ı şehr-i azîm ve çârsû-yı bâzâr ve kenârında mükellef kahvehâneler ve voyvadanın havz [u] fıskiyye ve şâzrevân ve maksûreli sarâyı bu dere kenârında bir yalçın kaya sahra-i azîm altında bir musanna‘ ve şîrîn sarâydır. Dahi aşağı nehir kenârınca ma‘mûr tabahâneden aşağı cereyân edüp Esedâbâd kasabasından aşağı Bahr-i Sefîd'e mahlût olur. El-hâsıl bu şehir gâyet sarp ve taşlık içinde daracık ma‘mûr şehirdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246b ·
metinde göster ·
… al‘a içre Yahûdî ve Rûm mahallâtları içre ve gayri yerlerde cümle yigirmi tokuz
aded yerde
bâdgîr nâmında azîm mağârâlar ve kehf-i yetîmânlar var kim her biri biner âdem …
Der-ibret-nümâ-yı garîbât: Bu kal‘a içre Yahûdî ve Rûm mahallâtları içre ve gayri yerlerde cümle yigirmi tokuz aded yerde bâdgîr nâmında azîm mağârâlar ve kehf-i yetîmânlar var kim her biri biner âdem alır. Mâh-ı Temmûz'da cümle şehrin ahbâbı ve harâbât erenleri bu mağârâlarda istirâhat edüp tarab u ayş [u] işret ederler, ammâ bu gârlarda eyyâm-ı bahûrda âdemler kürksüz oturamazlar. Ve cümle şehir halkları suların ve bâdelerin ve hoşâbların bu serdâb mağârâlarda sovudurlar. Mâh-ı Temmûz'da sovukdan du[ru]lmaz bir garîb temâşâgâh mağârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·
şühedâları gasl edüp kaldıran ulemâlara mücevvedî(?) medrese çadırları var. Ve …
Ve cümle kırk aded yerde şühedâları gasl edüp kaldıran ulemâlara mücevvedî(?) medrese çadırları var. Ve cümle yetmiş aded cerrâh çadırları ve cümle kırk aded hekîm dükkânları ve çadırları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
… i dirsekler üzre elzem-i levâzımından olan mahal köşe başlarında cümle yüz elli
aded yerde
kârgîr binâ küçücük kullecikler var kim anlara karavulhâneler derler. Her birin …
Mezkûr olan cümle tokuz aded kal‘a dîvârında olan tabyalar ve makaslar ve dahi dirsekler üzre elzem-i levâzımından olan mahal köşe başlarında cümle yüz elli aded yerde kârgîr binâ küçücük kullecikler var kim anlara karavulhâneler derler. Her birinin birer gûne nâmları vardır. Cümle kârgîr kubâblar ile ârâste olmuş şîrîn ve serâmed ve musanna‘ kulleciklerdir. Her birinde beşer altışar âdem sığup ahşamdan tâ sabâha dek hâlâ üç bin aded nigâhbânlar bu karavulhânelerde "Allâh yeğdir yeğ" deyüp feryâd ederek gülbâng-ı Muhammedî çeküp nevbet beklerler. Hattâ ba‘de'l-feth Sadrıa‘zam hazretleri bu Kandiye kal‘ası dîvârları üzre nev-peydâ cümle on iki bin yedi yüz yetmiş aded dendân-ı bedenler ve mazgallar ve top delikleri binâ etdirüp kal‘anın cümle rûy-ı dîvârların beyâz kuğu gibi ağardup hamd-i Hudâ henüz kal‘a-i Kandiye dürr-i beyz-âsâ olup mânend-i gevher oldu. Târîh-i münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
… her birinde birer ikişer aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır. Ve cümle on sekiz
aded yerde
bârûdhâne hazînesi kulleleri vardır kim her tabyanın iç yüzlerinde birer aded k …
Ve cümle üç yüz aded müşebbek bostân-ı gül-i gülistânlar var kim her birinde birer ikişer aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır. Ve cümle on sekiz aded yerde bârûdhâne hazînesi kulleleri vardır kim her tabyanın iç yüzlerinde birer aded kubbe-i azîmlerin zîr-i zemînleri bile bârûdhânelerdir. Hâlâ her birine birer aded cebeci çorbacıları ta‘yîn olunup neferâtlarıyla muhâfaza edüp bârûd lâzım geldikde yakın olan tabyalara bârûd taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
Ve cümle yedi aded mahallâtlarda yedi aded mesâcidler vardır. Ve cümle üç aded yerde medrese-i tâlibân-ı sûhtegân vardır, ammâ ehl-i ırz hâl sâhibi mü’eddeb âdemlerdir, zîrâ bu diyârın sûhtevâtları cümle aşkıyâlardır. Anların irtikâb etdiklerin kavm-i avân etmezlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363b ·
metinde göster ·
Der-tektîb-i imâret-i dâru'l-me’kel-i sûhtevât: Cümle üç
aded yerde
dâru'z-ziyâfet-i fakîrân vardır. Evvelâ yukaru kal‘a önünde Ohrîzâde'nin pâdişâ …
Der-tektîb-i imâret-i dâru'l-me’kel-i sûhtevât: Cümle üç aded yerde dâru'z-ziyâfet-i fakîrân vardır. Evvelâ yukaru kal‘a önünde Ohrîzâde'nin pâdişâha ihsân etdiği câmi‘-i dilküşânın imâreti subh u mesâ bay u gedâya ve pîr [ü] cüvâna ve gebr [ü] tersâya birer sahan çobrası ve birer nân-pâresi fakîrâne mebzûldur. Ve biri Tekye câmi‘i imâreti var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 371a ·
metinde göster ·
Der-takrîr-i mesîregâh-ı müferrihât: Bu şehrin cânib-i erba‘asında cümle on iki
aded yerde
teferrücgâh-ı erbâb-ı merâmlar var kim bir diyâra mahsûs değildir, illâ Ohri'de …
Der-takrîr-i mesîregâh-ı müferrihât: Bu şehrin cânib-i erba‘asında cümle on iki aded yerde teferrücgâh-ı erbâb-ı merâmlar var kim bir diyâra mahsûs değildir, illâ Ohri'dedir. Evvelâ kayıklar ile göl içre eyyâm-ı muvâfık ile bâdbânların açup çiftliklere gidüp gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp deryâ üzre ayş [u] ışretler etmek bu şehre mahsûsdur. Biri dahi kal‘anın kıble tarafında yol aşırı bir sazlı gölü vardır, beş hırmen cirminde vardır, ammâ gâyet amîkdir derler. Anda olan gûnâ-gûn kaz ve ördeklerin sayd [u] şikârı acâ’ibdir. Andan balık dalyanları zevki, andan Uştuk yaylası mesîreleri acâ’ibdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 371a ·
metinde göster ·
Der-tescîl-i me’kel-i dâru'z-ziyâfât: Bu şehir içre cümle üç
aded yerde
ziyâfethâne imâretleri var kim mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâ ve …
Der-tescîl-i me’kel-i dâru'z-ziyâfât: Bu şehir içre cümle üç aded yerde ziyâfethâne imâretleri var kim mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâ ve pîr [ü] cüvâna ve cümle âyende vü revendegân müsâfirîne ni‘metleri mebzûldur. Cümleden Rüstem Paşa imâreti ve (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·