siz andın kim törütti yarlıḳayur kimni tilese hem ḳınayur kimni tilese ol taŋrı …
18 aydı cuhudlar hem tersalar: biz taŋrınıŋ oġlanları-miz hem dostları-miz. ayġıl: nelük ḳınar sizni yazuḳlarıŋız birle kendü sizler ademi siz andın kim törütti yarlıḳayur kimni tilese hem ḳınayur kimni tilese ol taŋrıḳa köklerniŋ hem yerlerniŋ mülki hem ol iki araḳı aŋar ol yanış
26 yėgil hem içgil yaruḳ bolsun közüŋ eger körse sen
ademidin
kimerseni ayġıl: men nezr ḳıldım taŋrıḳa tek turmaḳ kim sözlemez men bu kün hiç …
26 yėgil hem içgil yaruḳ bolsun közüŋ eger körse sen ademidin kimerseni ayġıl: men nezr ḳıldım taŋrıḳa tek turmaḳ kim sözlemez men bu kün hiç ademi birle
… kimerseni ayġıl: men nezr ḳıldım taŋrıḳa tek turmaḳ kim sözlemez men bu kün hiç
ademi
birle
26 yėgil hem içgil yaruḳ bolsun közüŋ eger körse sen ademidin kimerseni ayġıl: men nezr ḳıldım taŋrıḳa tek turmaḳ kim sözlemez men bu kün hiç ademi birle
58 bu ögür anlar kim niʿmet bėrdi taŋrı olar üze peyġamberlerdin hem
adem
ʿayallarındın hem ol kişilerdin kim kötürdimiz nuh birle hem ibrahim ʿayalların …
58 bu ögür anlar kim niʿmet bėrdi taŋrı olar üze peyġamberlerdin hem adem ʿayallarındın hem ol kişilerdin kim kötürdimiz nuh birle hem ibrahim ʿayallarındın hem yaçḳub ʿayallarındın hem anlardın kim köndürdimiz hem üḍürdimiz ḳaçan oḳınsa olar üze rahmannıŋ ayatları tüşerler yüknü hem yıġlayu
ḳor yas ündeyür bizni yana ḳaçan bėrsemiz aŋa eḍgülük bizdin ayġay: anıŋ üçün b …
49 ḳaçan kim tegse ademiḳa ḳor yas ündeyür bizni yana ḳaçan bėrsemiz aŋa eḍgülük bizdin ayġay: anıŋ üçün bėrildim anı bilmekdin yoḳ ol maŋar sınaġ ançası bar üküşleri bilmezler
… oldı olar üze ʿazab ümmetler içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin
ademiler[din]
olar boldılar ziyanlıġlar
25 gümarladımız olarḳa işler bezediler olarḳa olarda burun ol kim soŋlarında seza boldı olar üze ʿazab ümmetler içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin ademiler[din] olar boldılar ziyanlıġlar
… anlar kim tandılar: iḍimiz körkitgil bizke anlarnı kim azturdı bizni perilerdin
ademilerdin
ḳılalıŋ ol ikini aḍaḳlarımız astınında bolsun ol ikegü astınlardın
29 aydılar anlar kim tandılar: iḍimiz körkitgil bizke anlarnı kim azturdı bizni perilerdin ademilerdin ḳılalıŋ ol ikini aḍaḳlarımız astınında bolsun ol ikegü astınlardın
… emîn üzerine olsun kim hitâb-ı kün ile bu arz [u] semevâtı ve mülevven kâ’inâtı
ademden
vücûda getirdi. Ve dürûd-ı bî-tu‘add ol mahbûb u matlûb-ı Hudâ Muhammedü'l-Must …
Hamd-i bî-hadd ü sipâs ve senâ-yı bî-add ü bî-kıyâs, ol perver[di]gâr-ı âlemîn üzerine olsun kim hitâb-ı kün ile bu arz [u] semevâtı ve mülevven kâ’inâtı ademden vücûda getirdi. Ve dürûd-ı bî-tu‘add ol mahbûb u matlûb-ı Hudâ Muhammedü'l-Mustâfâ üzerine olsun kim feth-i kılâ‘ habîrü'l-fâtihîn ve sâhib-i eshâbü'l-mücâhidîndir ve vâris-i mülk-i dîn-i şer‘-i mübîndir kim fâtih-i Mekke [ve] Bedr-i Huneyn ve kâli‘ü'l-bâb-ı kal‘a-i Fahleteyndir, bu feth [u] fütûhâtlardan sonra Yemen ve Mısır ve Şâm ve Kostantıniyye hakkında ümmetlerini terğîb etmek içün niçe hadîs-i şerîfler buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8a ·
metinde göster ·
… ân sabr eyle / Eskiyüp işte harâb olmada bu ten kafesi / Kârbân-ı reh-i iklîm-i
adem
menzilinin / Tokınur oldu katı sem‘ime bâng-i çeresi
Iztırâbı kogil ey murg-ı revân sabr eyleEskiyüp işte harâb olmada bu ten kafesiKârbân-ı reh-i iklîm-i adem menzilininTokınur oldu katı sem‘ime bâng-i çeresi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… 'a ve Mekke vü Medîne'ye ve Yemen'e ve Aden'e andan Frengistân'da 98b diyâr-ı
ademe
gidüp na‘şı Bursa'ya geldüği bâlâda mastûrdur. Ve,
Cem Şâh ibn Ebü'l-feth Mehemmed Hân: âşıkâne eş‘âr-ı belîği vardır. Karındaşı Bâyezîd-i Velî ile ceng edüp Cem münhezimen Mısır'a ve Mekke vü Medîne'ye ve Yemen'e ve Aden'e andan Frengistân'da 98b diyâr-ı ademe gidüp na‘şı Bursa'ya geldüği bâlâda mastûrdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98a–98b ·
metinde göster ·
… yiyen doymasın" demişler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir
adem
ne kadar kızıl kalkan balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Esnâf-ı ağcıyân: Dükkân 70, neferât 300, bunların pîri Hazret-i (---). Kabri (---) medfûndur. Bunlar gûnâ-gûn torlar urup tahtırevânlar üzre dükkânlarına gerüp çengâl ve volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım" diyerek ubûr ederler. Ammâ bunların hakkında elsine-i nâsda "Ağ yapan onmasın, avlayan bitmesin, balık yiyen doymasın" demişler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir adem ne kadar kızıl kalkan balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… kber-i Yemenî'ye müntehîdir. Kabr-i münevveri yine Yemen'de Aden şehrinde dâr-ı
ademde
âsûde-hâldir.
Evvelâ esnâf-ı paşmakcıbaşı: Dükkân yetmiş, neferât yüz yetmiş, pîrleri Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'dir. Selmân-ı Pâk'in otuz birinci şed bağladuğı pîrlerdendir. Paşmakcılar ve pabuccular ve çizmecilerin silsilesi Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'ye müntehîdir. Kabr-i münevveri yine Yemen'de Aden şehrinde dâr-ı ademde âsûde-hâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… ipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı
ademden
vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle ev …
Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… h'ı zehirli ustura ile tırâş etdirüp Yemen ve Aden seyyâhı iken Cem Şâh diyâr-ı
ademe
gidüp Bâyezîd Hân izniyle na‘şın Bursa'da Koca Murâd-ı Sânî cenbinde başka bir …
Sultân Bâyezîd-i Velî ile ceng-i azîm edüp âhir-i kâr münhedim olup on bir sene Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'de seyâhat edüp andan Mısır'a gelüp andan İslâmbol'a gelmek sadediyle Rodos'da Malta ceneraline uğrayup anlar bir gemiye koyup "Seni İslâmbol'a götürsünler" deyü hîle edüp Cem Şâh'ı doğru Fransa'ya götürüp anasının anası Fransa kralının avreti idi. Cem Şâh'ı ana teslim edüp cümle tevabi‘iyle Cem Şah'a bir sarây-ı âlî ihsân edüp başka bir hükûmet yer verüp sayd [u] şikârda pâdişâhâne zevk [u] safâlar edüp şeb [u] rûz huzûrunda on sekiz ban oğlu ban el kavşırup çâker bendesi gibi hizmetinde olurlardı. Âhir bu ahvâl Cem Şâh karındaşı Sultân Bâyezîd'e mün‘akis olup bir nâme ile Fransa kralından Cem Şâh'ın kayd-bend ile der-i devlete gelmesin ricâ etdiler. Fransa kralı dahi Cem Şâh'ı zehirli ustura ile tırâş etdirüp Yemen ve Aden seyyâhı iken Cem Şâh diyâr-ı ademe gidüp Bâyezîd Hân izniyle na‘şın Bursa'da Koca Murâd-ı Sânî cenbinde başka bir kubbe içinde âsûdedir. Muhallefâtından Cem Şâh Sa‘dîsi "câm-ı cem" dedikleri câmdır kim bâdesin nûş edüp yine câm kendiden leb-ber-leb olurdu. Ve bir satranç bâz meymûn ve bir beyâz tûtî Cem Sa‘dîsi'ni siyâha boyayup Arapça âyetin ve "Pâdişâh sağ olsun" lafzın Sa‘dî öğredüp Bâyezîd Hân muhallefâtı gördükde "Câm ol câm ammâ Cem'i yok" Ol câmı hazîneye korlar. "Kanı beyâz tûtî" deyü sü’âl ederler. Hemân tûtî-i gûyâ zebâna gelüp "Pâdişâh sağ olsun, efendim gitdiğine siyâh mâtem donu giydim" der. Ammâ Fransalar zu‘mınca 237a "Zehirli ustura ile Cem Şâh'a müşâbih bir asfaru'l-levn bir âdemi tırâş edüp reng-i rû-yı pecmürde ve kendi dahi mürde olup "Na‘ş-ı Cem'dir" deyü Bâyezîd Hân'a gönderdik. Anlar da Cem'dir deyü Bursa'da cedleri yanına gömerken cem şekilli herîfi yer kabûl etmeyüp gayrı yire defn etmişler. Yohsa bize gelüp sığınan kızımız evlâdı olan Cem'i vermeyüp ba‘dehû taşra Fransa vilâyetine Cem'i kral eyledik. Hâlâ krallarımız Cem Şâh neslindendir. Anınçün Cem tarafından ve vâlide tarafından Fransa'nın Âl-i Osmân'a karâbeti vardır" derler. Ammâ hâsıl-ı kelâm ve'l-meâl bu hakîr yetmiş dört târîhinde Alman diyârında Beç ve Pırak ve Loncat nâm şehr-i azîmleri seyâhat ederken niçe âlûfte ricâl bıtrîkler ile ülfet edüp Cem Şâh ahvâlin söylediğimizde Cem Şah'ın vâlidesin Ebü'l-feth İslâmbol'u feth ederken Sarâyburnu'nda niçe alup Bâyezîd ve Cem Şâh ol kızdan olup Cem Şah'ın Mısır'a ve Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'de ve İşpaniye ve Fransa'da seyâhat edüp dış Fransa kralı olduğun bir bir tevârihlerinde tilâvet etdiler. Târîh-i fevt-i Cem Şâh ibn Ebü'l-feth.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236b–237a ·
metinde göster ·
… ü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı
ademden
vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahş …
deyü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı ademden vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahşi mü’min ve muta‘assıbsın" dedi. Hakîr eyitdim "Vallah hânım muta‘assıb değilim, illâ Nu‘mân ibn Sâbit mezhebinde pâk-i‘tikâd seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem [ü] muhibb-i hânedân-ı merd-i Hudâyım" dedikde cümle huzzâr-ı meclis nüdemâları dembeste ve mest [ü] medhûş-i bî-hûş sarhoş kaldılar. Hemân musırr olup cümle dilberânlarıyla ayağa kalkup yanıma gelüp eydür "Gel gözümin nûrı! Çığı çığı Evliyâ ağam! Bu menim çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Pervîz mi ve Alî-yi Yâr'ı mı ve Zevâlîzen mi ve Şehland mı ve Seyf Kulu mı ve Hâl Hân'ı mı bu gulâmlarımın kangısını dilersen sana cabalarım. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla sarılup anlar beni, ben anları şarp şarp öperim, ammâ yine Feyyâz-ı Mutlak'dan isti‘ânet taleb ederim. Hemân hakîr eyitdim: "Ey Hânım! Cân sohbeti bu mıdır kim imdi Hoca Nağdî bir ayak çakır çeküp mest [ü] medhûş olup huzûrunda Hoca Nağdî 302a nakd-i rîhiyle bâd'efeşânlık edüp yüzüne karşu zartazârlık eder. Keyfiyyet [u] germiyyet-i ıyş [u] nûş-ı İrân-zemîn bu mıdır?" dediğimde hemân Hân depme urarak Hoca Nağdî'yi kaldırdıp başına tomlar urarak ser-i meclisde hâzır etdiler. Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b–302a ·
metinde göster ·