… Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında
Ahlat
kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahl …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… lat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları
Ahlat'da
medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat' …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… lat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu
Ahlat'daki
pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… -i Selçukıyân'ın devletleri inkırâz bulup devlet Âl-i Akçakoyunlu'da karâr edüp
Ahlat
şehrini dârü'l-mülk edindiler. Bunlar dahi Mâverâu'n-nehr'den Âl-i Selçukıyân v …
Bu mahalde Moğol hânlarından Ebû Sa‘îd Hân'ın ve Âl-i Selçukıyân'ın devletleri inkırâz bulup devlet Âl-i Akçakoyunlu'da karâr edüp Ahlat şehrini dârü'l-mülk edindiler. Bunlar dahi Mâverâu'n-nehr'den Âl-i Selçukıyân ve Âl-i Dânişmendiyân ile gelüp ammîzâdelerdir ve Âl-i Osmâniyân bunlardandır. Ammâ mukaddemâ Âl-i Selçukıyân ile Mâhân'dan hurûc eden Âl-i Çoban-bây'ın bir oğlu {Sultân Çobân Kurdumân} hurûc edüp Akçakoyunlu ile ceng-i azîm edüp pederi memleketine mâlik olup niçe zamân mutasarrıf oldu. Âhir terk-i dünyâ edüp pederinin na‘şını şehr-i Şureger'den çıkarıp Mekke-i Mükerreme'ye götürüp andan Medîne-i Münevvere'de Hazret-i Abbâs cenbinde defn edüp kendüsü mukaddemâ mutasarrıf olduğu Erzincân şehrine gelüp yine hilâfet sevdâsında olup asker cem‘ etmeğiçün Zağpa Deresi nâm mahalde mutalsam olan defîneye kenz-küşâlık edem derken derûn-ı gencîden bir âteş zâhir olup cümle tevâbi‘iyle Melik Çobân Kurdumân helâk olup niçesi ol âteşde hâkister Melik Çobân'ın na‘şını Erzincân kurbunda Baru köyünde Behlûl-i Semerkandî hazretleri cenbinde medfûn olduğu bâlâda mestûr, Âl-i Çobâniyân da bunda inkırâz buldu. Ammâ ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10b ·
metinde göster ·
… dır kim kûh-ı Elburz dâmeninde deşt-i Kıpçağ'a nâzırdır. Biri dahi binâ-yı azîm
Ahlat'dır
. Biri dahi kal‘a-i Makedonya ya‘ni Mahmiyye-i Kostantiniyye'dir kim ibtidâ bânî …
Eşkâl-i kal‘a-i azîm-i atîk Antakıyye: Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı ibn Âdem ile müzeyyen edeli niçe bin seneden berü kılâ‘-ı azîmler ve binâ-yı kadîmler inşâ olunmuşdur ammâ bi-emri Hudâ benî Âdem'in ibtidâ ibret-nümâ binâsı Hazret-i 22b İdrîs'in ta‘lîmiyle Sürid ve Kalimon hakîmler hâkimlikleri vaktinde Mısır'da ihram dağların yaptılar. Ba‘de't-tûfan arz-ı Ermen'de şehr-i Cû'da, andan arz-ı Mısır'da arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş ve şehr-i Balîs ve şehr-i Ahmîm ve şehr-i Elvâhât ve şehr-i Asvân ve şehr-i Sûdân ve şehr-i Menufiyye ve şehr-i Antakıyye binâ olunmuşdur. Binâ-yı azîmlerin biri dahi budur. Biri Ümm-i dünyâ-yı Kâhire-i Mu‘izziye-i Mısır'dır. Biri Irâk-ı Bağdâd-ı Behişt-âbâd'dır. Biri Irâk-ı Arab-ı Haleb'dir. Biri Irâk-ı Dâdyân'dır kim kûh-ı Elburz dâmeninde deşt-i Kıpçağ'a nâzırdır. Biri dahi binâ-yı azîm Ahlat'dır. Biri dahi kal‘a-i Makedonya ya‘ni Mahmiyye-i Kostantiniyye'dir kim ibtidâ bânîsi Hazret-i Süleymân'dır, ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'i İslâmbol'dan evvel imâr olup Hazret-i Süleymân bu Antakıyye'de cenk edüp feth etmişdir. İmdi binâ-yı kadîmin ve âsâr-ı azîmin biri dahi bu kal‘a-i Antakıyye'dir kim sûr-ı azîmi beş aded kûh-ı bülend [ü] azîm üzre vâkı‘ olmuşdur kim bu cebel üzre olan kal‘a dîvârları cânib-i şarkda evc-i hevâya münkalib olmuş dağlardır. Andan bu kal‘anın nısfı aşağı düzde cânib-i garba tâ nehr-i azîm Âsî kenarına varınca alçak yire vâkı‘ olmuş kal‘a-i azîmdir kim bu hisâb üzre bu kal‘anın nısfı makâlîd-i âlîler üzredir. Nısfı zeyl-i cebelde aşağı düzde vâkı‘ olmuşdur. Be-hisâb-ı mil bu kal‘a on iki mildir. Her mil dörd bin adımdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın cümle zîr ü bâlâsı dâ’iren-mâdâr kâmil kırk dört bin adımdır kim âheste reviş ile on iki sâ‘atde devr olunur. Ammâ İslâmbol kal‘ası kırk yedi bin adımdır ve zirâ‘-ı bennâ ile vech-i dîvârın arşınlamağile seksen yedi bin arşın ihâta etmişdürür. Andan Bağdâd-ı Behişt-âbâd dahi büyük kal‘adır. Yigirmi dört bin bedendir ve yigirmi yedi bin adımdır. Andan büyük bu kal‘a-i Antakıyye'dir. Andan küçük kal‘a Mısır'dır, andan küçük Şâm'dır, andan Haleb'dir, andan küçük Kırım cezîresinde Kefe kal‘asıdır ve Rûmeli'nde Kefe'ye mu‘âdil Selânik kal‘asıdır. Andan mâ‘adâ kılâ‘lar bu Antakıyye'den küçükdür ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'nin dîvârlarının burc [u] bârûlarının kaddi kadar âlî bir kad bir kal‘ada görmedim. Şark tarafında olan dağlar üzre dîvârlarının kaddi kâmil seksener zirâ‘-ı melikî âlîdir. Ammâ sâhil-i nehr-i Âsî'de olan tarafı yigirmi zirâ‘ alçakdır ve yalın kat dîvârdır. Bu tarafdan mâ‘adâ Haleb kapusundan ve Şâm kapusundan yukaru dağlara çıkınca kat-ender-kat birbirine karîb burc [u] bârûlardır kim dâ’iren-mâdâr cümle (--) aded kulle-i azîmlerdir. Zamân-ı kadîmde bu her kullede kûs-i Takyanus'u döğülürmüş ve her kulle içi beşer tabaka tarh olunmuşdur. Kal‘anın dağ tarafı dîvârının arzı yigirmişer zirâ‘ enlidir ve bu kal‘a ile mefret-i azîm seng-trâşlar ile binâ olunmuşdur kim her bir taşı birer pîl-i Mengerûsî cüssesi kadar vardır. Ve üstâd-ı kâmil tîşe-i Ferhâd ile taşları birbirine eyle imtizâc etdirmiş kim gûyâ yek-pâre bir kal‘a-i devvârdır ve cümle (---) aded kapu, evvelâ cânib-i şimâle nâzır Bâb-ı Haleb yigirmi zirâ‘ kaddi bâb-ı âlî ve vâsi‘dir. Bu kapunun iç yüzünde kayalardan âb-ı hayât su kaynar ve cânib-i garba Bâb-ı Cisr nehr-i Âsî üzre (---) göz cism-i azîm ile ubûr olunup bâb-ı kavîdir ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a–22b ·
metinde göster ·
… rler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında
Ahlat
şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu bûriyâ-yı bî-riyâ ile mestûr yat …
Hulâsa-i kelâm Seyyid Muhammed-i Saltık Bay'ın yedi yerde medfûn olmasının aslı odur. Ba‘zı melâhide-i münkerîn Saltık nâmında bir papas imiş derler. Hâşâ sümme hâşâ ol Saltık papas bunların nâmıyla Nasârâyı idlâl ederdi. Muhammed-i Saltık Bây tebdîl-i kıyâfet ayyârâne seyâhatle Leh diyârına varup ol mukallid Saltık papası katl etdüğün Urûmlar dahi tevârîhlerinde sıhhati üzre tahrîr etmişlerdir. Irk-ı tâhir Seyyid Muhammed-i Buhârî'dir kim Sultân Bâyezîd-i Velî ile Sivasî Kara Şemseddîn iki veliyy-i sâhib-i dîn meşveretiyle kabr-i Muhammed-i Saltık Bây üzre kıbâb u câmi‘ ve medâris [ü] hân u hammâm binâ edüp Babadağı şehrin ol sultâna Sultân Bâyezîd Sultân vakf etmişdir kim Bâyezîd-i Velî'dir. Niçe keşf [ü] kerâmetleri, Moton, Koron ve Kili ve Akkirmân kal‘aları fethinde âşikâre olmuşdur. Husûsan nefsin kay edüp katl etmişdir ammâ Bâyezîd bu mertebede ulu sultân iken ilhâm ile keşf ile istihâre ile Sarı Saltık Bây Muhammed-i Buhârî kim edüğün bilmeyüp o kadar mâl-ı beytülmâl-ı müslimîni yine itlâf edüp hayrât [u] hasenât ederdi. Saltık Bây Muhammed-i Buhârî hakkında zebân-dırâzlık eden ne‘ûzü billah min-zâlike esm olur. Hâşâ sümme hâşâ. Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Mezkûr Pirevadi kurbunda Kızan balkanında Muhammed-i Buhârî'nin kazanda kaynadığı hâk-i anberpâk bir harman cirmi kadar arz-ı bî-çemendir. Aslâ ahdar-gûn bir halfe ve bir giyâh hasıl olmak ihtimâli yokdur. Ol mahalde bî-kıyâs mezâristân vardır. Cümle mevtâları niçe yüz seneden berü hâlâ ter ü tâze pirinç halfesi otuyla sarılmış dururlar. Lâkin kefen ile türâb içre medfûn değillerdir. Ba‘zılar Sarı Saltık ile Rûm'a gelenlerdir, derler. Ba‘zılar kadlerinin dırâzlığından İskender kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi, derler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu bûriyâ-yı bî-riyâ ile mestûr yatup ter ü tâze yatdıkları manzûrumuz olmuşdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a ·
metinde göster ·
… r ve yine cânib-i şimâlin şarkîsine sarı Van deryâsı kenârından Van sancağından
Ahlat
beği ile hudûddaşdır ammâ cânib-i şarkîsi hâki cümle Van deryâsıdır kim andan ö …
Evvelâ cânib-i şarkîsinde Van deryâsı kenârında Van'ın Tahtıvân nâm subaşılığı ile meşâdır ve yine cânib-i şarkda Hakkarî hâkiminin ve Sultân kal‘asıyla hudûddaşdır ve cânib-i cenûbda Şirvân beğiyle hem-cenâhdır ve yine taraf-ı kıblede Hizân beğiyle hem-meşâdır ve yine cânib-i kıblede bir menzil ba‘îd Zirkı beğiyle hem-hudûddur ve cânib-i garbda üç konakda Diyârbekir eyâletinde Hazzo beğiyle sınırdaşdır ve cânib-i şimâlde üçüncü menzilde Tercil beğiyle meşâdeşdir ve yine cânib-i şimâlde dördüncü menzilde Çapakçur beğiyle hem-hâkdir ve yine taraf-ı yıldızda Muş sahrâ-yı eşerri Erzurûm hâkinde Mamrevân beğiyle meşâdır ve yine şimâle üç günde Erzurûm hâkinde Malazcird beğiyle hem-cinsdir ve yine cânib-i şimâlin şarkîsine sarı Van deryâsı kenârından Van sancağından Ahlat beği ile hudûddaşdır ammâ cânib-i şarkîsi hâki cümle Van deryâsıdır kim andan öte alâkası yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223b ·
metinde göster ·
… bend-i çalındır olmuşdu. Ba‘dehû Şâh Tahmasb asrında Acem Ercîş ve Âdilcevâz ve
Ahlat
kal‘alarına istîlâ etdikde bu Taht-ı Van kal‘asından gemiler ile Van kal‘asına …
Menzil-i kal‘a-i Taht-ı Van: Ekrâd kavmi Tatvân derler. Bu mahal Van eyâleti hudûdunda Van deryâsı kenârında Van paşasının hâssı subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Mâtekaddem Süleymân Hân zamânında Zâl Paşa bir müfîd ü muhtasar kal‘a binâ edüp derbend-i çalındır olmuşdu. Ba‘dehû Şâh Tahmasb asrında Acem Ercîş ve Âdilcevâz ve Ahlat kal‘alarına istîlâ etdikde bu Taht-ı Van kal‘asından gemiler ile Van kal‘asına imdâd gitmesin içün Taht-ı Van kal‘asın harâb edüp hâlâ leb-i deryâda liman ağzında kal‘a-misâl bir hân-ı kavî kalmışdır. Van paşasının bir ağası iki yüz âdem ile ol hânda hükûmet eder ve Van kulu tarafından bir ağa gümrüğü zabt edüp Van deryâsından gidüp gelen gemilerden bac ve gümrük, öşr-i sultânî alur. Bu hânın etrâfında ba‘zı Ekrâd hâneleri vardır ammâ bir câmi‘den gayrı çârsû-yı bâzârdan ve sâ’ir imâretden bir eser-i binâ yokdur. Ammâ imâr olacak bender-i lâzımdır. Zîrâ bir latîf limanı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
Bunun evsâfın Şeyh Mustafâ Ahlatî'den istimâ‘ edüp "Sahîh, Hazret-i İbrâhîm ümmetidir" deyü niçe tevârihde gördük, buyurdular ve Mıkdısî târîhinde dahi eyle tahrîr olunmuşdur. Eğer eyle ise be-kavl-i Muhammed ibn İshâk Nemrûd-ı la‘în bu mü’mine bu ihâneti etdiği ta Hazret-i İbrâhîm asrıdır. Hazret-i İbrâhîm'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince sene 3070 olmuşdur. Hicretden bu üstühânları temâşâ etdiğimiz mahalde sene 1065 idi. Hicretden mukaddemde vilâdet-i Server-i Enbiyâ elli bir sene idi. Müddet-i ömürleri de 63 sene oldu. Bu hesâb-ı dırâzdan murâd-ı merâmım merkûm üstühânlar dörd bin yedi yüz elli bir sene olmuş olur kim mezkûr kayalarda ol kemikler hâlâ beyâz ter ü tâze durur, asla çürümemiş ve {Nemrûd-ı la‘înin âteşi te’sîr etmemiş} hakkâ ki devr-i kıyâmete dek durup Sûr-ı İsrâfîl nefh olundukda hayât bulmasına şüphemiz kalmadı. Sübhânü'l-Hallâk. Bu temâşâyı edüp yine cânib-i şimâle Van deryâsı sâhiliyle 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… m nehr-i Şat ve nehr-i Furât mâbeyninde Erzen-i Dicle'dir. Beşincisi bu Erzen-i
Ahlat'dır
kim cümle erzenlerden kadîm ve şehr-i azîm idi. Niçe bin mülûkdan mülûka kalup …
Cemî‘i müverrihler bu şehr-i atîke Dâr-ı Büleh demişler. Ya‘nî Oğuz tâ’ifesi şehridir. Müverrihân-ı Acem bu şehr-i köhne-âbâda Erzen-i Ahlad demişler. Hakkâ ki erzeni, ya‘nî darısı çok olur, ammâ dest-i Âl-i Osmân'da Erzen nâmıyla meşhûr olan beş şehr-i azîmlerdir. Evvelâ biri diyâr-ı Acem'de Erzenbaycân'dır kim ana Acem müverrihleri Âzerbaycân derler, o kim şehr-i Tebrîz-i dilâvîz'dir kim sene 991 târîhinde dest-i Âl-i Osmân'da iken Şâh-ı Acem istîlâ edüp hâlâ niçe Acem'de kaldı. İkincisi Erzeni'r-rum'dur kim ana Erzurûm derler. Üçüncüsü yine Erzurûm kurbünde ara yatı menzilde şehr-i Erzincân'dır kim ana efvâh-ı nâsda Erzigân derler. Dördüncüsü Erzen-i Cezîre-i Dicle'dir kim nehr-i Şat ve nehr-i Furât mâbeyninde Erzen-i Dicle'dir. Beşincisi bu Erzen-i Ahlat'dır kim cümle erzenlerden kadîm ve şehr-i azîm idi. Niçe bin mülûkdan mülûka kalup ol kadar imâr oldu kim Van deryâsı kenârınca bir ucu üç günlük yol ile ta Ercîş kal‘asına varup bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlar birbirlerine çıt-a-çıt olup yaylaları Sübhân dağı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
zulüm ile yumurta cem‘ edüp şehri imâr etdiğiyçün âhir-ı kâr Cenâb-ı Rabbü'l-İz …
Beri tarafda Mâhân pâdişâhı {şehr-i Ahlat'dan zulüm ile yumurta cem‘ edüp şehri imâr etdiğiyçün âhir-ı kâr Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet anı} Semenkân pâdişâhı destinde münhezim edüp Mâhân'a geldikde şehr-i Ahlad'dan on iki bin ev göçdüğün bir seneden sonra istimâ‘ eder. İşte ol mahalde şehr-i Ahlad eyle bir sevâd imiş kim on iki bin hâne hicret edüp Mısır'a gide, bir yıldan sonra istimâ‘ oluna, ne kadar belde-i azîm olduğu andan kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
Kara Yûsuf b. Celâyir'e kaldı. Ol dahi sene sekiz yüz beş târîhinde Timur havfi …
Andan şehr-i Ahlat Kara Yûsuf b. Celâyir'e kaldı. Ol dahi sene sekiz yüz beş târîhinde Timur havfinden Yıldırım Hân'a firâr edüp dahl düşdü. Timur, Yıldırım Hân'dan Kara Yûsuf'u taleb edüp vermediğinden Yıldırım Hân üzre {Timur} Bursa'ya gelirken bu Ahlat şehrin Kara Yûsuf'a rağmen Timur yedi ayda harâb u yebâb, hânelerin türâb etdi. Hâlâ harâb-âbâd bir şehr-i berbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239a ·
metinde göster ·
… Yûsuf'u taleb edüp vermediğinden Yıldırım Hân üzre {Timur} Bursa'ya gelirken bu
Ahlat
şehrin Kara Yûsuf'a rağmen Timur yedi ayda harâb u yebâb, hânelerin türâb etdi. …
Andan şehr-i Ahlat Kara Yûsuf b. Celâyir'e kaldı. Ol dahi sene sekiz yüz beş târîhinde Timur havfinden Yıldırım Hân'a firâr edüp dahl düşdü. Timur, Yıldırım Hân'dan Kara Yûsuf'u taleb edüp vermediğinden Yıldırım Hân üzre {Timur} Bursa'ya gelirken bu Ahlat şehrin Kara Yûsuf'a rağmen Timur yedi ayda harâb u yebâb, hânelerin türâb etdi. Hâlâ harâb-âbâd bir şehr-i berbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239a ·
metinde göster ·
: Bu azîz dahi bir mağarada otuz yıldır kim sâkindir, savm-ı Dâvûd ile geçinir, …
Şeyh Alî Ahlatî: Bu azîz dahi bir mağarada otuz yıldır kim sâkindir, savm-ı Dâvûd ile geçinir, sâdât-ı kirâmdan gözü yaşlı ve bâğrı başlı ciğeri pür-hûn aşk-ı İlâhî ile mecnûn olmuş bir dekâyık-ı hakâyık sâhibi müfessir ü muhaddis ulemâ-yı mütebahhirînden bir fuzalâu'd-dehrden ulu kimesnedir. Anların dahi du‘âlarıyla şeref-yâb olduk. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
: Tarîk-ı Hâcegânda tekmîl-i fünûn etmiş, halk ile kelimât etmeden berî olmuş bi …
Hasan Dede Ahlatî: Tarîk-ı Hâcegânda tekmîl-i fünûn etmiş, halk ile kelimât etmeden berî olmuş bir sultândır. Andan yine yayla eteğinde bir gâr-ı âlî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
… ı harâbeler gibi niçe yüz harâb kalmış şehr-i mu‘azzamların biri dahi bu şehr-i
Ahlat'dır
, ammâ keyfiyyet-i âleme vâkıf olan bu kîl u kâlden ferâğat eder. Lâkin dildir, …
El-hâsıl bu bilâd-ı harâbeler gibi niçe yüz harâb kalmış şehr-i mu‘azzamların biri dahi bu şehr-i Ahlat'dır, ammâ keyfiyyet-i âleme vâkıf olan bu kîl u kâlden ferâğat eder. Lâkin dildir, duramaz. Mezkûr şehr-i harâblar burc-ı evliyâ vü enbiyâ olduğundan âdemin yazığı gelüp hayfâ dirîğ der, yohsa hâl-i dünyâ hemîşe böyledir. Bir cânibi imâr, bir cânibi harâb olmadadır. Merhûm ve mağfûrun leh Veysî Efendi Vâkı‘anâmesi'nde tahrîr etdüği gibi "Kankı zamân bedürüstî-i cihân ma‘mûr u âbâdân olmuşdur?!..." deyü tahrîr etmiş. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
kadîm ta Fir‘avn zamânında dahi ma‘mûr u âbâdân şehr-i nısf-ı cihân imiş. Fir‘a …
{Hikâye-i münâsib}: Bu şehr-i Ahlat-ı kadîm ta Fir‘avn zamânında dahi ma‘mûr u âbâdân şehr-i nısf-ı cihân imiş. Fir‘avn büleyde-i Mısır'da hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda bu şehr-i Ahlat sâhibi olan pâdişâh-ı cem-cenâb Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a istimâ‘ edüp tebessüm-künân olup Ahlat pâdişâhı eydür: "Fakîr Fir‘avn, Mısır gibi bir büleydeciğe nâ’il olmağile tanrılık da‘vâsı eder. Ya benim Ahlad-ı sevâdıma hâşâ mâlik olsa acaba ne olmak da‘vâsın ederdi ki!" deyü şâh-ı Ahlat böyle halt-ı kelâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b–241a ·
metinde göster ·
sâhibi olan pâdişâh-ı cem-cenâb Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a …
{Hikâye-i münâsib}: Bu şehr-i Ahlat-ı kadîm ta Fir‘avn zamânında dahi ma‘mûr u âbâdân şehr-i nısf-ı cihân imiş. Fir‘avn büleyde-i Mısır'da hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda bu şehr-i Ahlat sâhibi olan pâdişâh-ı cem-cenâb Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a istimâ‘ edüp tebessüm-künân olup Ahlat pâdişâhı eydür: "Fakîr Fir‘avn, Mısır gibi bir büleydeciğe nâ’il olmağile tanrılık da‘vâsı eder. Ya benim Ahlad-ı sevâdıma hâşâ mâlik olsa acaba ne olmak da‘vâsın ederdi ki!" deyü şâh-ı Ahlat böyle halt-ı kelâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b–241a ·
metinde göster ·
… Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a istimâ‘ edüp tebessüm-künân olup
Ahlat
pâdişâhı eydür: "Fakîr Fir‘avn, Mısır gibi bir büleydeciğe nâ’il olmağile tanrı …
{Hikâye-i münâsib}: Bu şehr-i Ahlat-ı kadîm ta Fir‘avn zamânında dahi ma‘mûr u âbâdân şehr-i nısf-ı cihân imiş. Fir‘avn büleyde-i Mısır'da hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda bu şehr-i Ahlat sâhibi olan pâdişâh-ı cem-cenâb Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a istimâ‘ edüp tebessüm-künân olup Ahlat pâdişâhı eydür: "Fakîr Fir‘avn, Mısır gibi bir büleydeciğe nâ’il olmağile tanrılık da‘vâsı eder. Ya benim Ahlad-ı sevâdıma hâşâ mâlik olsa acaba ne olmak da‘vâsın ederdi ki!" deyü şâh-ı Ahlat böyle halt-ı kelâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b–241a ·
metinde göster ·
… Ahlad-ı sevâdıma hâşâ mâlik olsa acaba ne olmak da‘vâsın ederdi ki!" deyü şâh-ı
Ahlat
böyle halt-ı kelâm eder.
{Hikâye-i münâsib}: Bu şehr-i Ahlat-ı kadîm ta Fir‘avn zamânında dahi ma‘mûr u âbâdân şehr-i nısf-ı cihân imiş. Fir‘avn büleyde-i Mısır'da hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda bu şehr-i Ahlat sâhibi olan pâdişâh-ı cem-cenâb Fir‘avn'ın ulûhiyyet da‘vâsında olduğun 241a istimâ‘ edüp tebessüm-künân olup Ahlat pâdişâhı eydür: "Fakîr Fir‘avn, Mısır gibi bir büleydeciğe nâ’il olmağile tanrılık da‘vâsı eder. Ya benim Ahlad-ı sevâdıma hâşâ mâlik olsa acaba ne olmak da‘vâsın ederdi ki!" deyü şâh-ı Ahlat böyle halt-ı kelâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b–241a ·
metinde göster ·
ol mertebe imâr imiş kim tûlu üç menzil ve arzı iki menzil yerlerde hâlâ eser-i …
Ya‘nî şehr-i Ahlat ol mertebe imâr imiş kim tûlu üç menzil ve arzı iki menzil yerlerde hâlâ eser-i binâları zâhirdir ve mezâristânı bir günden güç ile ubûr olunur. Cemî‘i merâkıd-ı pür-envârlarının kıbâblarının atabe-i ulyâları üzre yahûd seng-i mezârları üzre yahûd mermer sandûkaları üzre cümle mevtâların esmâları celî hat ile mermerlere yazılmışdır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… de Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm dedesi kim bu
Ahlat'da
medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu sultânın cenbinde …
Ziyâret-i Kuba Alp Bay: Ertuğrul Bay'ın dedesidir ve Ertuğrul pederi Süleymân Şâh'dır kim Konya'ya Sultân Alâeddîn'e giderken Ca'ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olup andan medfûndur. Ba‘dehû Ertuğrul doğrulup Konya'da Sultân Alâeddîn'e varup boy beği olup mezkûr Ertuğrul İznik kurbünde Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm dedesi kim bu Ahlat'da medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu sultânın cenbinde Hasan Bayındır Hân {medfurdur}. Bunlar Kuba Alp Bay'ın birâderleridir kim Alp Bay'dan sonra Mâhân pâdişâhının izniyle şehr-i Ahlat'a hân olmuşdur. Şehr içre çok âsâr-ı binâları târîhleriyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… lp Bay'ın birâderleridir kim Alp Bay'dan sonra Mâhân pâdişâhının izniyle şehr-i
Ahlat'a
hân olmuşdur. Şehr içre çok âsâr-ı binâları târîhleriyle kalmışdır.
Ziyâret-i Kuba Alp Bay: Ertuğrul Bay'ın dedesidir ve Ertuğrul pederi Süleymân Şâh'dır kim Konya'ya Sultân Alâeddîn'e giderken Ca'ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olup andan medfûndur. Ba‘dehû Ertuğrul doğrulup Konya'da Sultân Alâeddîn'e varup boy beği olup mezkûr Ertuğrul İznik kurbünde Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm dedesi kim bu Ahlat'da medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu sultânın cenbinde Hasan Bayındır Hân {medfurdur}. Bunlar Kuba Alp Bay'ın birâderleridir kim Alp Bay'dan sonra Mâhân pâdişâhının izniyle şehr-i Ahlat'a hân olmuşdur. Şehr içre çok âsâr-ı binâları târîhleriyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
ve Sivas'a ve Rûm'un ba‘zı yerine mâlik olmuşlardı ve efvâh-ı nâsda bunlara mel …
Bu Ahlat'a ve Sivas'a ve Rûm'un ba‘zı yerine mâlik olmuşlardı ve efvâh-ı nâsda bunlara melik derlerdi. Cümle yedi neferdir kim Ahlat'da medfûn olanların esmâları böyledir: Evvelâ Melik Gündüz ve Melik Kıble ve Melik Safâ ve Melik Mukaddes ve Melik Umrân. Ammâ ecdâdları Sivas kurbünde Niksar şehrinde yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… lik olmuşlardı ve efvâh-ı nâsda bunlara melik derlerdi. Cümle yedi neferdir kim
Ahlat'da
medfûn olanların esmâları böyledir: Evvelâ Melik Gündüz ve Melik Kıble ve Melik …
Bu Ahlat'a ve Sivas'a ve Rûm'un ba‘zı yerine mâlik olmuşlardı ve efvâh-ı nâsda bunlara melik derlerdi. Cümle yedi neferdir kim Ahlat'da medfûn olanların esmâları böyledir: Evvelâ Melik Gündüz ve Melik Kıble ve Melik Safâ ve Melik Mukaddes ve Melik Umrân. Ammâ ecdâdları Sivas kurbünde Niksar şehrinde yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Âl-i Çobaniyân: Bunlar memâlik-i Âzerbaycân'a ve
Ahlat'a
mâlik olmuşlardı. Cümle on iki nefer kimesnelerdir. Bunlara efvâh-ı nâsda emîr …
Ziyâretgâh-ı Âl-i Çobaniyân: Bunlar memâlik-i Âzerbaycân'a ve Ahlat'a mâlik olmuşlardı. Cümle on iki nefer kimesnelerdir. Bunlara efvâh-ı nâsda emîr derler. Cümle hayrât [u] hasenât sâhibleridir kim nehr-i Araz üzre altun halkalı cisri ve yine nehr-i Araz üzre Pasin sahrâsında Hasan kal‘ası kurbünde Çoban Köprüsü bunların binâsıdır. Asılları yine diyâr-ı Mâhân'dan tulû‘ edüp kavm-i Tatar iken ba‘de hicreti'n-Nebeviyye sene 123 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Şâm pâdişâhı Hişâm b. Abdülmelik hilâfetinde bu Çobaniyân ve kavm-i Dağıstân İslâm ile müşerref olup Âl-i Çobaniyân ve bu diyâr-ı Ermen'de şehr-i Ahlat'a mâlik olup bunda yatanları bildirir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… i Dağıstân İslâm ile müşerref olup Âl-i Çobaniyân ve bu diyâr-ı Ermen'de şehr-i
Ahlat'a
mâlik olup bunda yatanları bildirir:
Ziyâretgâh-ı Âl-i Çobaniyân: Bunlar memâlik-i Âzerbaycân'a ve Ahlat'a mâlik olmuşlardı. Cümle on iki nefer kimesnelerdir. Bunlara efvâh-ı nâsda emîr derler. Cümle hayrât [u] hasenât sâhibleridir kim nehr-i Araz üzre altun halkalı cisri ve yine nehr-i Araz üzre Pasin sahrâsında Hasan kal‘ası kurbünde Çoban Köprüsü bunların binâsıdır. Asılları yine diyâr-ı Mâhân'dan tulû‘ edüp kavm-i Tatar iken ba‘de hicreti'n-Nebeviyye sene 123 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Şâm pâdişâhı Hişâm b. Abdülmelik hilâfetinde bu Çobaniyân ve kavm-i Dağıstân İslâm ile müşerref olup Âl-i Çobaniyân ve bu diyâr-ı Ermen'de şehr-i Ahlat'a mâlik olup bunda yatanları bildirir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… âret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i
Ahlat'a
mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i …
Ziyâret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i Ahlat'a mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i Osmân'a akrabâ olduklarından Kara Yûsuf hânları Timur-ı bî-nûr havfinden Bursa'da Yıldırım Hân'a vardığından Timur Yıldırım Hân üzre varup Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine Ahlat'a geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. Abdülmelik diyâr-ı Acem'de hakanı münhezim edüp cümle ümerâ-yı Dağıstân'ı ve kavm-i Tabserân'ı ve kavm-i Kumuğu ve kavm-i Moğol'u ve kavm-i Boğol'u ve kavm-i Kaytak'ı ve bu kavm-i Kara Koyunlu Âl-i Yûsuf'u İslâm'a getirüp Tatar cengizlikden çıkup cümle İslâm ile müşerref {oldular}. Ba‘de mevt-i Melik Hişâm bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu Karakoyunlu dahi diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân ve Süleymân Şâh ve anın oğlu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlat'a gelüp tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a–241b ·
metinde göster ·
… p Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine
Ahlat'a
geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. …
Ziyâret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i Ahlat'a mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i Osmân'a akrabâ olduklarından Kara Yûsuf hânları Timur-ı bî-nûr havfinden Bursa'da Yıldırım Hân'a vardığından Timur Yıldırım Hân üzre varup Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine Ahlat'a geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. Abdülmelik diyâr-ı Acem'de hakanı münhezim edüp cümle ümerâ-yı Dağıstân'ı ve kavm-i Tabserân'ı ve kavm-i Kumuğu ve kavm-i Moğol'u ve kavm-i Boğol'u ve kavm-i Kaytak'ı ve bu kavm-i Kara Koyunlu Âl-i Yûsuf'u İslâm'a getirüp Tatar cengizlikden çıkup cümle İslâm ile müşerref {oldular}. Ba‘de mevt-i Melik Hişâm bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu Karakoyunlu dahi diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân ve Süleymân Şâh ve anın oğlu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlat'a gelüp tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a–241b ·
metinde göster ·
… lu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı
Ahlat'a
gelüp tavattun etdiler.
Ziyâret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i Ahlat'a mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i Osmân'a akrabâ olduklarından Kara Yûsuf hânları Timur-ı bî-nûr havfinden Bursa'da Yıldırım Hân'a vardığından Timur Yıldırım Hân üzre varup Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine Ahlat'a geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. Abdülmelik diyâr-ı Acem'de hakanı münhezim edüp cümle ümerâ-yı Dağıstân'ı ve kavm-i Tabserân'ı ve kavm-i Kumuğu ve kavm-i Moğol'u ve kavm-i Boğol'u ve kavm-i Kaytak'ı ve bu kavm-i Kara Koyunlu Âl-i Yûsuf'u İslâm'a getirüp Tatar cengizlikden çıkup cümle İslâm ile müşerref {oldular}. Ba‘de mevt-i Melik Hişâm bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu Karakoyunlu dahi diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân ve Süleymân Şâh ve anın oğlu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlat'a gelüp tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a–241b ·
metinde göster ·
Evvelâ Kara Celâyir Hân ve Kara Yûsuf Hân ve Kara Durmuş Hân ve Kara Bora Hân ve Kara Şeyhî Hân, bunlar dahi cümle havâtînleriyle şehr-i Ahlat içre zîr-i zemînlerde serîrler üzre yaturlar. Târîhleriyle merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… i Dânişmendiyye ve Âl-i Çobaniyân ile diyâr-ı Âzerbaycân'da vatan idinüp şehr-i
Ahlat'a
ve Erzurûm'a ve Diyârbekir ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle dokuz ne …
Ziyâretgâh-ı Akçakoyunlu: Bunlar dahi kavm-i Tatar iken Hişâm b. Abdülmelik mektûbuyla İslâm kabûl edüp âhir İslâm kabûl etmeyen Hulâgû Tatarı derdinden Mâverâü'n-nehir'de diyâr-ı Mâhân'ı taşlayup ecdâd-ı Âl-i Osmân ile ve Âl-i Dânişmendiyye ve Âl-i Çobaniyân ile diyâr-ı Âzerbaycân'da vatan idinüp şehr-i Ahlat'a ve Erzurûm'a ve Diyârbekir ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle dokuz neferdir. Bunlara beğ derler ve bay ve şâh dahi derler. Sultân Uzun Hasan Şâh Bayındırî bunlardandır. Âl-i Osmân'a dahi bunlar karîb-i akrabâdırlar. Bu bâlâda tahrîr olunan selâtînlerin cümlesi ve Âl-i Osmân dahi cümle Tatardırlar. Anınçün Tatar hânlar Âl-i Osmân akrabâlardır. Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzı ibtidâ Tatar ile imâr eylemişdir. Hatta be-kavl-i Tuhfe "Bizzât Hazret-i Âdem Tatar-sıfât idi", deyü tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… a ba‘de'l-hicreti'n-Nebeviyye sene 446 târîhinde bu bâlâda tahrîr olunan şehr-i
Ahlat'da
medfûn olan beş fırka mülûkun cümlesi diyâr-ı Mâhân'dan gelmişlerdir.
İşte Cenâb-ı Hâlık-ı Eflâk-ı Kevneynin irâdet-i ezeliyyesi böyle imiş kim bu edîm-i arzı {mezkûr akvâmlar ile ve} Arab u Tatar-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen edüp diyâr-ı (...) Âl-i Osmân ve Âl-i Selçukiyân ve Âl-i Çobaniyân ve Âl-i Dânişmendiyân ve Âl-i Karacakoyunlu ve Âl-i Akçakoyunlular ile habîbi Muhammedü'l-Mustafâ dînini inkırâzu'd-deverân âşikâre ve mü’ebbed olmasiyçün mülûk-ı merkûmlar ile Rûm u Arab u Acem'i ecnâs-ı mütenevvi‘a-i benî Âdem ile imâr etdi. Ammâ bu tahrîr olunan selâtîn-i ümerâ ve kay u bay misilli mülûklerin cümle tulû‘ları Belh [u] Buhârâ ve Mâverâ ve diyâr-ı Mâhân'dan hurûc etmişlerdir. Zîrâ diyâr-ı Arab'dan sonra şa‘şa‘a-i Muhammedî Mâverâü'n-nehir'den kopdu. Hatta ba‘de'l-hicreti'n-Nebeviyye sene 446 târîhinde bu bâlâda tahrîr olunan şehr-i Ahlat'da medfûn olan beş fırka mülûkun cümlesi diyâr-ı Mâhân'dan gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… beviyye sene 699 evvelâ Osmân lafzı târîhinde Ertuğrul oğlu Osmâncık ile şehr-i
Ahlat'dan
242a Konya'da Sultân Alâeddîn'e gelüp Ertuğrul boy beği oldu. Ba‘dehû sene 70 …
İbtidâ İslâm ile Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dır kim sene 476 târîhinde ümerâ-yı Âl-i Dânişmendiyye ile yek-dil ü yek-cihet olup Niksar'ı ve Sivas'ı ve Malatıyye ve Kayseriyye ve Konya ve Antakiyye şehirlerine istîlâ eyleyüp Âl-i Selçukiyândan {Sultân Alâeddîn} taht-ı Yunan olan Konya'da müstakil pâdişâh oldu. Ba‘de Hicreti'n-nebeviyye sene 699 evvelâ Osmân lafzı târîhinde Ertuğrul oğlu Osmâncık ile şehr-i Ahlat'dan 242a Konya'da Sultân Alâeddîn'e gelüp Ertuğrul boy beği oldu. Ba‘dehû sene 700 târîhinde Âl-i Selçukiyân Sultân Alâeddîn'de inkırâz bulup Ertuğrul müstakil boybeği oldu. Ammâ sikke ve hutbe sâhibi olmadın İznik kurbünde Söğütçük nâm kasabada merhûm olup anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b–242a ·
metinde göster ·
: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cü …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i
Ahlat'ın
kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] me …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i
Ahlat'ın
şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir g …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… ra olup elli yaşında âdem pâk dilber olur. Hatta esîrciler Gürcî gulâmlarına bu
Ahlat
zırnîhı suyundan bir iki fincân nûş etdirüp beyt:
Menâfi‘-i diğer: Bu zırnîhdan bir âdem nîm miskâl bir fincânda su ile ezüp âbından yatacak mahalli nûş etse cemî‘i vücûdundaki mûy-ı bî-ma‘nâları dökülüp ol âdemin vücûdu dürr-i beyz-âsâ olur. Ammâ çok nûş ederse saçı ve sakalı ve bıyığı forra olup elli yaşında âdem pâk dilber olur. Hatta esîrciler Gürcî gulâmlarına bu Ahlat zırnîhı suyundan bir iki fincân nûş etdirüp beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
bu gûne niçe esrârlarına vâkıf olup ve niçe yüz aded ziyâretlerin edüp kal‘a di …
Şehr-i Ahlat'ın bu gûne niçe esrârlarına vâkıf olup ve niçe yüz aded ziyâretlerin edüp kal‘a dizdârıyla vedâlaşup yine sâhil-i bahr-i Van ile cânib-i şarka (---) sâ‘atde (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i rıbât-ı Âdilcevâz: Bu dahi yalçın kaya üzredir ammâ alçak püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Bir tarafı leb-i deryâdaki kaya üzredir kim 3 aded kapusu var; Ahlat kapusu, cânib-i cenûba mekşûfdur. Bir kapusu, taraf-ı şarka cânib-i Ercîş'e meftûhdur. Bu aşağı kal‘a dahi gâyet metânet üzre seng-i azîmler ile binâ olunmuşdur ve şekl-i murabba‘dır. Şimâl cânibi kayalar üzre âlî vâki‘ olmuşdur. Ol tarafa bir uğrun kapusu vardır, dâ’imâ mesdûddur. Bu rıbâtın cirmi altı bin adımdır. Limana nâzır kullelerinde azîm şayka topları var kim içlerine âdem sığar. Cümle yetmiş altı pâre şâhâne balyemez topları var kim akrânları kal‘a-i Van sedd-i imândadır. Bu kal‘a cümle yine bâğsız ve bâğçesiz üç yüz aded hâne-i kadîmler var kim cümle kârgîr binâ-yı kavîlerdir. Zîrâ niçe kerre bu kal‘ayı Kızılbaş muhâsara edüp hâ’ib ü hâsir gitmişdir. Anınçün evleri cümle kârgîr ve cibis binâdır ve mağaraları kayalar içre kemîn-hâneleridir. Bu kal‘anın batı tarafı dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Hevâsı latîf olmağile ahâlîsi sağlardır ve kıble tarafı Van deryâsıdır. Sağîr ü kebîr sarâyları ve re‘âyâ hâneleri ve bâğ evleriyle cümle bin yüz aded büyût-ı ra‘nâlardır ve cümle sekiz mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden Zâl Paşa câmi‘i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·