… dâ, içinde kâmil yedi yüz kıt‘a la‘l-i Bedahşân-ı âbdâr ve üç yüz kıt‘a yâkût-ı
ahmer ve
yâkût-ı asfer ve yâkût-ı kebûtî ve kâmil üç bin kıt‘a pîrûze-i Nişâbûrî ve altı …
{Sitâyiş-i sandûka-i cevâhir-i ibret-nümâ}: Bir küçük pîştahta-i sadefkârî çıkdı. Ve yedi yerden kilidli ve mühürlü, miftâhı olmadığından üstâdlar açmağa kasd etdiklerinde ahâlî-i Bitlîs rızâ vermediler. Vanlılar elbette açılsın dediler. Hâh-nâ-hâh açdılar. Azamet-i Hudâ, içinde kâmil yedi yüz kıt‘a la‘l-i Bedahşân-ı âbdâr ve üç yüz kıt‘a yâkût-ı ahmer ve yâkût-ı asfer ve yâkût-ı kebûtî ve kâmil üç bin kıt‘a pîrûze-i Nişâbûrî ve altı aded pîrûze hançer kabzası ve yedi aded yine fîrûzeden şerbet kâsesi ve yedi dane yine pîrûzeden fincân ve üç aded zümürrüd fincân ve bir zümürrüd sorhdân ve altı aded akîk kâse ve yedi dane seylân tabak, bunlar cümle mezkûr cevâhirlerden olup yine cümle murassa‘ idi. Ve cümle iki yüz kırk beş kıt‘a elmas-ı serendilî bir hücrecikden çıkdı. Cümlesi hâtem idi. Ammâ bir sarı kutu içinde yetmiş kıt‘a hâtemsiz elmaslar var idi kim her biri birer şeb-çerâğ-misâl Rûm harâcı değer elmas-ı serendilîler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278a ·
metinde göster ·
gûnâ-gûn geyüp sarı pabuç ve iç edik geyüp başlarında zî-kıymet terpûş takye ve …
Der-ilm-i kabâ-yı tâ’ife-i nisvân: Ekseriyyâ nisâ tâ’ifeleri cümle çuka-i ahdar ve ahmer ve gûnâ-gûn geyüp sarı pabuç ve iç edik geyüp başlarında zî-kıymet terpûş takye ve dîbâ takyeler üzre beyâz dülbend üstlük ile siyâh peçe geyerler, ammâ nâdir gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
… ri Y 231b yigirmişer otuzar dirhem gelür hâzımü'l-ifrât lezîz meyvedir. Levni
ahmer ve
sarı ve beyâz olur.
Ve birkaç âdemler dahi hâzır olup şâhid olurlar. Ba‘dehu ol balta deliklerinden ve gayrı yerlerden yılda yedi sekiz kerre eyle meyve verir kim ta‘bîr olunmaz. Ve meyvesi gûyâ incîr gibidir, ammâ içinde incîr gibi darısı yok, içi boşdur. Herbiri Y 231b yigirmişer otuzar dirhem gelür hâzımü'l-ifrât lezîz meyvedir. Levni ahmer ve sarı ve beyâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a–Y231b ·
metinde göster ·
… arnı câmûs şikemi gibi olmuşdu. Ve vücûdu ebrî kâğız gibi rengâreng alaca alaca
ahmer ve
asfer ve ebyaz olup mücellâ olmuşdu. Ve mukaddemâ su içün ceng etdiklerinde zah …
Bu âteş kenârında merhûm olan pehlivânın leşine im‘ân-ı nazar ile takayyüd edüp nazar ederdim. Mukaddemâ bir esmerü'l-levn kadîd-i mahz bir cüsse idi; pehlivânın ağzına işediği sidik ile karnı câmûs şikemi gibi olmuşdu. Ve vücûdu ebrî kâğız gibi rengâreng alaca alaca ahmer ve asfer ve ebyaz olup mücellâ olmuşdu. Ve mukaddemâ su içün ceng etdiklerinde zahm-hurde olan vücûdunun kırmızı kırmızı kanları durur idi. Ve at kuyruğunda pâymâl olduğu zahmları pâre pâre dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422a ·
metinde göster ·
esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Me …
Ve mahbûb u mahbûbeleri ahmer ve esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı zenehdânları ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i zât-ı şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olur, aleyhi mâ yüstehak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… n mikdârı Şerebazı kavmi sâkinlerdir. Ve bunlardan gayrı cümle kırk bin mikdârı
ahmer ve
esmerü'l-levn âdemlerdir. Anların mâbeynlerinde yatup deve eti ve deve südü ve …
Bunda on bin mikdârı Şerebazı kavmi sâkinlerdir. Ve bunlardan gayrı cümle kırk bin mikdârı ahmer ve esmerü'l-levn âdemlerdir. Anların mâbeynlerinde yatup deve eti ve deve südü ve boza yiyüp içüp atlarımıza darı verüp ale's-sabâh azm-ı râh edüp hâsıl-ı kelâm on bir günd[e] hamd-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·