Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hızır aleyhi's-selâm: Muhakkak Sâm b. Nûh Nebî evlâdındandır. İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden olup zulümâta bile gidüp âb-ı hayât ana müyesser olup hâlâ hayâtdadır. Ammâ bir rivâyetde Hazret-i Risâlet-penâh buyurmuşlar kim "Eğer Hızır sağ olsa bize buluşurdu" demiş deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘-i lisândır. Amâ hayâtda olduğu ve Hazret-i Mûsâ ile Mısır'dan İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât'da Merece'l-bahreyn nâm mahallerde refîk olduğuna sûre-i (---) âyet-i şerîf ile delîl-i kat‘îler vardır. Âyet, Sûre-i Rahmân Arapça ve sûre-i (---) âyet: Arapça(---)(---)(---) ve niçe âyetler dahi vardır. Ba‘zılar peygamber-i mürseldir demişler. Ba‘zılar İskender ve Lokmân ve Habîb-i Neccâr'ın (---)(---) nübüvvetinde ihtilâf edüp ilm-i akâyide müte‘allık Yekûlü'l-abdü fî yedi'l-emâlî, bi-tevhîd ve nazmı dâllâlî" risâlesi 36a manzûmunda (---) oldukların mufassal tahrîr etmişdir. Ammâ bi-emrillah hayâtda olduklarına şübhe yokdur. Zîrâ seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve gâziyân [u] mücâhidîn-i kerrâr olan kimesnelerin niçesi râst gelmişlerdir. Hâlâ Hazret-i Hızır ile İlyâs Nebî haydırlar ve birbirleriyle refîklerdir. Lâkin Hazret-i Hızır deryâ hizmetine me’mûrdur. Hazret-i İlyâs kara hizmetine me’murlardır. Lâkin yine şeb [u] rûz her ân zâhiren ve bâtınen birbirleriyle müşerref olurlar. Ve ricâlü'l-gayb ve nücebâ ve nukebâ ve evtâd ve nukebâ ve büdelâ ve (---)(---)(---) Hızır-İlyâs'ın emrine me’mûrlardır. Subh [u] mesâ birbirlerinden müfârakatları yokdur. Hazret-i Hızır, Hazret-i Nûh ile gemide bile idi kim Hazret-i Nûh du‘âsı berekâtiyle zinde olup ol zamandan berü deryâda gezer ve Hızır ismiyle müsemmâ olduğunun vech-i tesmiyyesi oldur kim Birberistân'da basduğu yerde yeşil ot bitdiğiyçün lisân-ı Arab'da Hızır dediler. Ahzar, yeşil demekdir. Tahfîf-i kelâm edüp elifin hazf edüp Hızır derler. Himmeti hâzır ola. Bir acâyib ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b–36a ·
metinde göster ·
… riyle başların bir yerden keserler imiş, hattâ serâperde önünde olan çemenzâr-ı
ahzar-gûn
hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup küffârın kelleleri hûn-ı insânın cereyânından hûn …
Ve mukaddemâ bizler vakt-i seher arsa-i meydânda ceng [ü] cidâlde iken yine bizim gâzîler getirdiği dillerin dilleriyle başların bir yerden keserler imiş, hattâ serâperde önünde olan çemenzâr-ı ahzar-gûn hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup küffârın kelleleri hûn-ı insânın cereyânından hûnile galtân olup pâypûş ile o kanara meydânında gezilmez olup serâperde önündeki kanlar üzre yeni toprak nisâr etdiler, ammâ ne mümkün, cümle türâb ân-ı vâhidde hûn-ı insân ile tahmîr olup la‘l-gûn bir fezâ-yı mezbah-cây oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
… n demâğları mu‘attar olur ve zemîn-i sebiz-gûnu eyle yeşil çemenzârdır kim gûyâ
ahzar-gûn
duhâvî katîfedir.
Bu musallânın içi cümle evc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve servî ve sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘at-ı Sübhânî eden cemâ‘atin demâğları mu‘attar olur ve zemîn-i sebiz-gûnu eyle yeşil çemenzârdır kim gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
… mevzûn ve sebiz-gûndur kim gûyâ yekpâre zümürrûd zann olunur ve haremi dahi bir
ahzar-gûn
çemenzârdır kim gûyâ yeşil katîfe (...)dâr olmuşdur. Bir minâre-i serâmedi var.
Ve hareminde bir servî dıraht-ı serâmedi var, eyle mahbûb ve mevzûn ve sebiz-gûndur kim gûyâ yekpâre zümürrûd zann olunur ve haremi dahi bir ahzar-gûn çemenzârdır kim gûyâ yeşil katîfe (...)dâr olmuşdur. Bir minâre-i serâmedi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… bi şa‘şa‘a urur, bir garîb ü acîb yeşil ma‘den taşdır kim bir diyârda böyle bir
ahzar-gûn
câmi‘-i ibret-nümûn görmemişdir.
Ve cümle Mûsâ Paşa'nın bir temâşâgâh-ı vâcibü's-seyr bir câmi‘i var kim cümle der [ü] dîvârları ve mihrâb u minberi ve kapusu kemerleri ve bir serâmed minâre-i musanna‘ı serâpâ zümürrûd-misâl yeşil taşdan bir câmi‘dir kim kaçan âfitâb-ı âlem-tâb bu câmi‘e dokundukda bu câmi‘in der [ü] dîvârları ve minâresi yeşil zümürrûd gibi şa‘şa‘a urur, bir garîb ü acîb yeşil ma‘den taşdır kim bir diyârda böyle bir ahzar-gûn câmi‘-i ibret-nümûn görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… yetin tilâvet edüp bu nass-ı kâtı‘a amel edüp elbette bir bahâne ile bir berk-i
ahzar
getirenlere veyâ bir verd-i ahmer getirenlere ednâ mertebe yüz aded Kırım sikke …
âyetin tilâvet edüp bu nass-ı kâtı‘a amel edüp elbette bir bahâne ile bir berk-i ahzar getirenlere veyâ bir verd-i ahmer getirenlere ednâ mertebe yüz aded Kırım sikkesi onluk ihsân edüp tehî-dest göndermez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… ık edüp yedi yüz sene mu‘ammer olmuşdur. Şehr-i Kazan'ın hâricinde bir künbet-i
ahzar
içinde medfûndur. Seng-i mezârında müddet-i ömrü ve müddet-i saltanatı cümle ta …
Ziyâretgâh-ı Şehinşâh Menûçehr {ibn Huşeng ibn Eyreç ibn Ferîdûn}: Îrân u Tûrân ve Semengân ve Laristân ve Moltân pâdişâhlarından bir ulu pâdişâh-ı kişver-keş ve adû-küş idi. Bu Menûçehr Hazret-i Nûh'a îmân getirüp gemiye girenlerdendir. Hazret-i Mûsâ'ya dek mu‘ammer olup ana dahi îmân getirmiş ulu pâdişâhdır kim yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp yedi yüz sene mu‘ammer olmuşdur. Şehr-i Kazan'ın hâricinde bir künbet-i ahzar içinde medfûndur. Seng-i mezârında müddet-i ömrü ve müddet-i saltanatı cümle tahrîr olup hakîr andan ahz edüp tahrîr etdim. Ve bu Menûçehr ile Sâm u Nerîmân ve Zâl u Köstehem hem-asr oldukları ecilden evlâdları Menûçehr yanında yatup kendüleri Heyhât sahrâsının kıblesi cânibinde Irâk-ı Dâdyân şehri hâricinde medfûnlardır. Ve cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları uçlarında kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-misâl deste-çûb kûbları ve salıkları ve gürzleri cümle maslûb durduğu bâlâda mastûrdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
kısmından her bâr sayf [u] şitâda salatası ve soğanı ve purasası ve teresi ve s …
Der-rahmet-i sebzevât-ı giyâhât: Sebzevât-ı ahzariyyât kısmından her bâr sayf [u] şitâda salatası ve soğanı ve purasası ve teresi ve sarımsağı ve lahanası ve turpu ve şalgamı ve havucu vefret üzre olur. Ve vâdîlerinde gûnâ-gûn alefi ve tirfil ve yonca ve çayırı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda olan sun‘- …
Andan sohbetgâh-ı ibâdetgâh-ı namâzgâh: Bir vâsi‘ fezâda vâki‘ olmuş bir musallâdır kim Rûm ve Arab u Acem'de misli yokdur. Elli bin âdem alur bir çemenzâr u lâle‘ızâr vâdîde etrâfı dîvârlı ve çârbâğ-ı Acem-misâl çâr kapulu bir fezânın içi ilm-i hendese üzre çırpı ile sâhibü'l-hayrât-ı selef niçe bin aded dıraht-ı müntehâları diküp her bir şecer-i müntehâlar evc-i âsımâna ser çekmiş duru[r]. Her dıraht-ı bâlâların nihâl-i şâhdârlarının berk-i nâbınıñ(?) zıllından zemîne âfitâb-ı âlemtâbın sâyesi zemîne düşmeyüp edîm-i arz gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda olan sun‘-ı Hudâ kad keşân olmuş sebiz-gûn servlerin râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğları mu‘attar olup her biri zümürrüd gibi yeşil hil‘atli cüvân gibi ayağ üzre Hallâk-ı âlemin kulluğuna el kavşurup durur kim biri birinden müntehâ serâmed servlerde ve gayri dıraht-ı azîmler üzre niçe kerre yüz bin murğân-ı hoş-elhân-ı hezâr hezârân bülbül-i gûyâ-yı nağme-sâzın ve gayri murğân-ı nevâ-sâzın âğâze-i dâstânları asvâtı âdeme âdeme rûh-efzâ hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hallâk oldur kim ibtidâ hâsıl olup yedi sekiz seneye bâliğ olunca meyve vermez, bâğbânı bir kaç nefer [[(---) (---) (---)]] dıraht üzre çıkup teber ile niçe yerinden dırahtı zahmdâr edüp keser ile keser gibi olup haşebât-ı berk-i ahzarın Q 79aP 78a hâke pâymâl etdüğün ma‘hûd âdemler görünce çıkagelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178b ·
metinde göster ·
… hattâtları kalemin çekmede âciz ve kâsırlardır. Ve merkad-i pür-envârı atlas-ı
ahzar
ile mestûr olup dahi fevkında bir çetr-i mülemmâ‘ zerkâr kurulmuşdur.
Ve cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn zî-kıymet ve bî-bahâ hüsn-i hat kelâm-ı izzet-i Bârîler var kim zamânımız hattâtları kalemin çekmede âciz ve kâsırlardır. Ve merkad-i pür-envârı atlas-ı ahzar ile mestûr olup dahi fevkında bir çetr-i mülemmâ‘ zerkâr kurulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180a ·
metinde göster ·
Ve bu mîl-i Sâlih'den taşra iki bin adım dahi gidüp mîleyn-i
ahzareyn-i
Hazret-i Zübeyr'e gelir. Birbirine mukâbil iki mîldir. Mâbeyne-hümâları iki yüz …
Ve bu mîl-i Sâlih'den taşra iki bin adım dahi gidüp mîleyn-i ahzareyn-i Hazret-i Zübeyr'e gelir. Birbirine mukâbil iki mîldir. Mâbeyne-hümâları iki yüz adım birbirinden ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322b ·
metinde göster ·
… bulut Hazret-i Risâlet üzre sâyebân idi. Her ne cânibe müteveccih ola ol ebr-i
ahzar
bile revâne olurdu ve Hazretin sâyesi zemîne düşmezdi. İllâ bârân-ı rahmet nâzi …
Ve cümle âteşgedeler sönüp tâk-ı Kisrâ ve kubbe-i Ayasofya ve Kızıl Elma kubbesi ve cümle deyr-i dünyâ deyyâr bir diyârda kalmayup münhedim olup bu beyt-i şerîfi üzre bir yeşil bulut sâyebân oldu. Tâ müddet-i medîde altmış üç sene ömr-i nâzenînlerinde ol bulut Hazret-i Risâlet üzre sâyebân idi. Her ne cânibe müteveccih ola ol ebr-i ahzar bile revâne olurdu ve Hazretin sâyesi zemîne düşmezdi. İllâ bârân-ı rahmet nâzil olsa Hazret-i Risâlet'in fermânıyla ol bulut bir tarafa durup Hazret-i Resûl matar-ı rahmete müstağrak olup yine emirleri ile ol ebr re’s-i Resûl üzre ber-karâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… r. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i
Ahzar
câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim ş …
Evvelâ kurs ta‘bîr etdiklerin nice şeydir beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân evkâfından vazîfehârân kırk nefer kimesnelerdir kim yılda bir kerre hizmet ederler. Cîze nâhiyesinde Habîroğlu kurâlarında sâkin olurlar bir ocakdır. Yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da tiryâk-ı fârûk yılanı sayd ederler. Ammâ kaçan kim yılan sayd edecekleri mahal oldukda cümlesi bir yere cem‘ olup serâpâ kalın keçeden esbâblar geyerler. Ancak gözleri görünür, yüzlerin dahi setr ederler. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yine böyle iken zenbîllerin ağızların dikerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
… mûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i
Ahzar'da
ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i …
Hâsıl olan ma‘âdinleri bildirir: Ayn-ı Mûsâ'da cebel-i Becâmîm'de altun olur, ammâ nef‘i şey’-i kalîldir. Ve Sa‘îd-i âlî'de zümürrüd ma‘deni râyegândır, Circeli Alî Beğ dâ’imâ istihrâc etdirirdi. Ve Nûbe diyârında zer-i hâlis tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i Ahzar'da ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i âlemlerin tahrîri üzre yedi yüz yerde tibiri vardır, derler, çoğu Karalar vilâyetinde kalmış bir alay behâyim makûlesi âdem içinde kalmışdır. May Bornu vilâyetinde altun tibirin katır boncuğıyla mübâdele ederler; andan kıyâs oluna kim altun anlarda ne kadar bî-rağbet imiş. Ve Mısır'da cibiz ma‘deni vardır, ya‘nî alçı ma‘deni taş vardır. Ve bâlâda mahalliye niçe ma‘âdinlerin evsâfları tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır'da niçe bin nâ-ma‘lûm ma‘âdinler vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b ·
metinde göster ·
… abâsı ve kabâsın geyüp beyâbânda hûş [u] tuyûr ile ve rumh-ı bî-emânlı cebel-i
Ahzar
sübû‘ları ve sâyir yırtıcı hayvânâtlar ile ülfet edüp vâdî-i hâmûnda sâkin idi. …
eş-Şeyh Şehzâde Yahyaddîn ibn Sultân Nâsıruddîn, sultân-ı Mısır: Bu şehzâde-i cüvânbaht tâc [u] tahtı terk edüp hâk-i mezelletde fenâ fillâh abâsı ve kabâsın geyüp beyâbânda hûş [u] tuyûr ile ve rumh-ı bî-emânlı cebel-i Ahzar sübû‘ları ve sâyir yırtıcı hayvânâtlar ile ülfet edüp vâdî-i hâmûnda sâkin idi. Ba‘dehu kendüye hidâyet-i Hak erüp kutbiyyete kadem basar. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve buna karîb bir kubbede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309a ·
metinde göster ·
… ve Mağrib Tarabulusu'na varınca çöl çölistân ve berr ü beyâbândır. Ammâ cebel-i
Ahzar'da
dırahtistân ve hıyâbân vardır ve âb [u] havâsı latîf yerler var kim diller ile …
Bu şehrin zirâ‘at olunacak yerlerin İskenderiyye buhayresi gark etmeğile gılâlleri gayrı kurâlardan gelüp halkı ihrâm tüccârıdır. Ve bu şehrin garb ve cenûb tarafında aslâ ma‘mûr [u] âbâdân yokdur, tâ Fes ü Merânkeş'e ve Mağrib Tarabulusu'na varınca çöl çölistân ve berr ü beyâbândır. Ammâ cebel-i Ahzar'da dırahtistân ve hıyâbân vardır ve âb [u] havâsı latîf yerler var kim diller ile ta‘bîr olunmaz kim bu mahallerde niçe bin kabâ’il-i Urbân konup göçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311a ·
metinde göster ·
iken İskenderiyye'den Frengler gelüp cem‘ edüp Frengistân'da sâ‘atçilere ve kuy …
Hâssa-i hâmis: Bu gâsûl nebâtâtı henüz ahzar-gûn iken İskenderiyye'den Frengler gelüp cem‘ edüp Frengistân'da sâ‘atçilere ve kuyumculara bey‘ ederler, anlar dahi cüz’î altun yaldızı râyihası olan âvânî makûlesi eşyâları kurşum yâhûd bakır şeb-küleh(?) ta‘bîr ederler kuyumcular ve sâ‘atcilere mahsûs tâs gibi bir eşyâdır, anda altunlu âvânî[yi] bu gâsûl otiyle ve kükürd ile mezkûr şeb-külehlerde kaynadup eyle mutallâ altun olur kim gûyâ kırkar ellişer altun sürülmüş mertebesinde altun yaldızlı olur. Hâlâ Alman diyârında inşâ olunan yaldızlı sâ‘atler bu gâsûl ve kükürd ile yaldızlanır, garîb temâşâdır. Ve hâlâ Mısır'da ilm-i kâfa mukayyed olan kimesneler bu gâsûl otiyle amel ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·
… olup Sa‘d Vakkâs burnuna gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı
Ahzar
derler. Bundan öte karayel cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga liman …
Andan yine leb-i deryâ ile kumsal üzre karayel cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs burnuna gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte karayel cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga limanıdır ve kalyon limanıdır, bu iki limanın ortasına varoş-ı İskenderiyye vâki‘ olmuşdur. Günden güne ma‘mûr âbâdân olmadadır. Ammâ kal‘a-i kadîm içi harâb olup ahâlîsi taşra varoşda binâ-yı cedîd sarây-ı âlîler ve sûk-ı sultânîler binâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
dedikleri kulle-i azîmden yine şark cânibine varoş kenârınca yalınkat serâmed k …
Ve kal‘anın kadırga limanı köşesinde Burc-ı Ahzar dedikleri kulle-i azîmden yine şark cânibine varoş kenârınca yalınkat serâmed kal‘a dîvârıdır, varoş ile kal‘a dîvârı mâbeyninde bir vâsi‘ alçacık handak vardır, bu handak içinden Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının bir kolu dahi şehr[i] saky etdikden sonra kal‘a İskenderiyye dîvârının temelinde demir kafeslerden taşra çıkup handak-ı azîm içre cereyân ederek Burc-ı Ahzar dibinde kadırga limanına mahlût olur. Cümle varoş ahâlîsi suyu bu halîcden alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·
… emelinde demir kafeslerden taşra çıkup handak-ı azîm içre cereyân ederek Burc-ı
Ahzar
dibinde kadırga limanına mahlût olur. Cümle varoş ahâlîsi suyu bu halîcden alır …
Ve kal‘anın kadırga limanı köşesinde Burc-ı Ahzar dedikleri kulle-i azîmden yine şark cânibine varoş kenârınca yalınkat serâmed kal‘a dîvârıdır, varoş ile kal‘a dîvârı mâbeyninde bir vâsi‘ alçacık handak vardır, bu handak içinden Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının bir kolu dahi şehr[i] saky etdikden sonra kal‘a İskenderiyye dîvârının temelinde demir kafeslerden taşra çıkup handak-ı azîm içre cereyân ederek Burc-ı Ahzar dibinde kadırga limanına mahlût olur. Cümle varoş ahâlîsi suyu bu halîcden alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·
kâmil yüz adım şark cânibine gidüp Sa‘d Vakkâs kullesi dibinde Bâb-ı Ahzar['ın] …
Ve bu mezkûr Burc-ı Ahzar'dan kâmil yüz adım şark cânibine gidüp Sa‘d Vakkâs kullesi dibinde Bâb-ı Ahzar['ın] şimâl cânibine varoşa mekşûf iki kat hadîd bâb-ı âlîlerdir. Taşra kapu önünde bir göz kârgîr-binâ cisr ile ubûr olunur. Zîrâ handak içre Nîl cereyân edüp kal‘a dîvârın döğer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·
… Ahzar'dan kâmil yüz adım şark cânibine gidüp Sa‘d Vakkâs kullesi dibinde Bâb-ı
Ahzar['ın]
şimâl cânibine varoşa mekşûf iki kat hadîd bâb-ı âlîlerdir. Taşra kapu önünde b …
Ve bu mezkûr Burc-ı Ahzar'dan kâmil yüz adım şark cânibine gidüp Sa‘d Vakkâs kullesi dibinde Bâb-ı Ahzar['ın] şimâl cânibine varoşa mekşûf iki kat hadîd bâb-ı âlîlerdir. Taşra kapu önünde bir göz kârgîr-binâ cisr ile ubûr olunur. Zîrâ handak içre Nîl cereyân edüp kal‘a dîvârın döğer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·
yine handak kenârınca şark cânibine kâmil bin yüz adım gidüp Bâbü'l-bahr'dir. K …
Ve bu Bâb-ı Ahzar'dan yine handak kenârınca şark cânibine kâmil bin yüz adım gidüp Bâbü'l-bahr'dir. Kalyon limanı cânibine nâzır iki kat âlî demir kapulardır kim bu kapuların vasî‘liği ve âlîliği bir kal‘a bâblarında yokdur, gâyet mehîb vasî‘ kapulardır. Her kanatların ale's-sabâh onar âdem gücile açarlar. Kaddi yigirmi beşer zirâ‘dır. Ve taşra kapu kemeri üzre çâr köşe beyâz mermer üzre Kûfî Y 321a hatta karîb bir hüsn-i hat ile bu târîh merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b–Y321a ·
metinde göster ·
iç yüzünde deryâ-yı mînâs ve bahr-i dîn gavvâs Hazret-i Sa‘d İbn Ebî Vakkâs. İb …
Ve İskenderiyye'nin büyük kal‘ası Bâb-ı Ahzar'ının iç yüzünde deryâ-yı mînâs ve bahr-i dîn gavvâs Hazret-i Sa‘d İbn Ebî Vakkâs. İbtidâ Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldükde Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk ile İslâm ile müşerref olanlardan Sa‘d ibn Vakkâs ve Zeyd bin el-Hâris ve Abdullâh bin Mes‘ûd ve Osmân ve Abdurrahmân ibnü'l-Avf ve Zübeyr ibnü'l-Avâm ve Bilâl-i Habeşî ve Suheyb-i Rûmî, bunlar îmâna gelmişlerdir. Ammâ Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'a Cennet tebşîr olup Aşere-i Mübeşşere'den olmuşdur. Ba‘zı müverrih kavlince Amr ibnü'l-Âs İskenderiyye'yi feth etdikde Sa‘d bin Ebî Vakkâs ma‘an fetihde hâzır olup ishâlden bu İskenderiyye'nin Bâb-ı Ahzar'ındaki kubbe içinde medfûndur derler. Bir küçük âsitânedir, ancak türbedârı vardır. Ammâ merkad-i pür-envârı üzre ve cânib-i erba‘ada der-i dîvârları üzre niçe bin kemânkeş ve tîr-endâzın gûnâ-gûn musanna‘ât darbları ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde darbları var kim akıl vâlih olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a ·
metinde göster ·
… Sa‘d bin Ebî Vakkâs ma‘an fetihde hâzır olup ishâlden bu İskenderiyye'nin Bâb-ı
Ahzar'ındaki
kubbe içinde medfûndur derler. Bir küçük âsitânedir, ancak türbedârı vardır. Am …
Ve İskenderiyye'nin büyük kal‘ası Bâb-ı Ahzar'ının iç yüzünde deryâ-yı mînâs ve bahr-i dîn gavvâs Hazret-i Sa‘d İbn Ebî Vakkâs. İbtidâ Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldükde Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk ile İslâm ile müşerref olanlardan Sa‘d ibn Vakkâs ve Zeyd bin el-Hâris ve Abdullâh bin Mes‘ûd ve Osmân ve Abdurrahmân ibnü'l-Avf ve Zübeyr ibnü'l-Avâm ve Bilâl-i Habeşî ve Suheyb-i Rûmî, bunlar îmâna gelmişlerdir. Ammâ Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'a Cennet tebşîr olup Aşere-i Mübeşşere'den olmuşdur. Ba‘zı müverrih kavlince Amr ibnü'l-Âs İskenderiyye'yi feth etdikde Sa‘d bin Ebî Vakkâs ma‘an fetihde hâzır olup ishâlden bu İskenderiyye'nin Bâb-ı Ahzar'ındaki kubbe içinde medfûndur derler. Bir küçük âsitânedir, ancak türbedârı vardır. Ammâ merkad-i pür-envârı üzre ve cânib-i erba‘ada der-i dîvârları üzre niçe bin kemânkeş ve tîr-endâzın gûnâ-gûn musanna‘ât darbları ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde darbları var kim akıl vâlih olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a ·
metinde göster ·
Ve müşebbek bostânlarında âb-ı hoş-güvârlı battîh-i
ahzarı
ve battîh-i asferi gâyet âbdâr ve lezîz olur. Bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü' …
Ve müşebbek bostânlarında âb-ı hoş-güvârlı battîh-i ahzarı ve battîh-i asferi gâyet âbdâr ve lezîz olur. Bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir ma‘mûr [u] âbâdân diyârdır. Arâzî-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâyimâ şâdân [u] mesrûr ve mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘met-i uzmâları firâvân ve enhârları cârî ve revân bir diyâr-ı nazîf-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450a ·
metinde göster ·
… an dânedâr ve âbdârdır. Ve nisvân tâ’ifesi engüşt ü nahünlerine uracak hınnâ-yı
ahzarı
cemî‘i İslâm diyârına bu Bilbeys'den gidüp hazîne hâsıl olur azîm hınnâ bâğları …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu üzümü gâyet âbdâr ve terdir. Ve nârı Füvve nârından dânedâr ve âbdârdır. Ve nisvân tâ’ifesi engüşt ü nahünlerine uracak hınnâ-yı ahzarı cemî‘i İslâm diyârına bu Bilbeys'den gidüp hazîne hâsıl olur azîm hınnâ bâğları vardır. Halkının ekseriyyâ kârları bu hınnâdır kim nisâ tâ’ifesinin dest [u] pâlarında la‘lgûn rengâreng zînet verir. Bu hınnâ tarlalarda zirâ‘at olunur. Hurde ağaccıklardır, yaprakların cem‘ edüp değirmenlerde dakîk-vâr edüp hınnâ olur. Ve üç sene ağacı mahsûl verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·