. Sen hoş gelmişsen, sen safâ gelmişsen ve sen bözörklü ve bir buyuruk kuhsan. B …
Hân eyitdi: "Evliyâ akam. Sen hoş gelmişsen, sen safâ gelmişsen ve sen bözörklü ve bir buyuruk kuhsan. Bu kâr-ı evkârdan seni âgâh idem. Danışığıma gûşını mengûş dut galan." Kaçan kim biz öz hâlimizle bu şehrimizde âsûde-hâl oturup şâh-ı İrân [u] Turan'ın du‘â ve senâsında iken anı gördük, bir gece 291a bu Pinyaniş kavmi şebhûn edüp bu kal‘a dibinden kelle ve dil aparur. Çevlân Sultân ve Biredos Sultân ve gayrı sultânların ülkesinden on iki gûsfendlerimizi aparılardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b–291a ·
metinde göster ·
Andan dîvânhâneye çıkup eydür: "Evliyâ akam, inşâallah birez birez koyunları birer ejder-i heft-ser dendânlarından çıkarırız, olmaya illâ hayr! Ve bizimle talava giden cümle nökerlerin ser-i kârda olanlarına ve cümle sultânlara münşî varaklar tahrîr {idüp} hamusı gelelerdir." dedikde {hakîr} fürce bulup eyitdim: "Hânım, bir gün mukaddem bu koyunları tahsîl idesin. Özün kazâ ve kaderden halâs olasın. Biz dahi paşa pederine filan kadar bin koyunlar tahsîl oldu, deyü haber yollayalım." dedikde "Be-ser-i çeşm, ey ömr-i azîzim Evliyâ akam!" deyü hakîr ile bir günde gâyet hüsn-i ülfet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a ·
metinde göster ·
… îl oldu, deyü haber yollayalım." dedikde "Be-ser-i çeşm, ey ömr-i azîzim Evliyâ
akam
!" deyü hakîr ile bir günde gâyet hüsn-i ülfet etdi.
Andan dîvânhâneye çıkup eydür: "Evliyâ akam, inşâallah birez birez koyunları birer ejder-i heft-ser dendânlarından çıkarırız, olmaya illâ hayr! Ve bizimle talava giden cümle nökerlerin ser-i kârda olanlarına ve cümle sultânlara münşî varaklar tahrîr {idüp} hamusı gelelerdir." dedikde {hakîr} fürce bulup eyitdim: "Hânım, bir gün mukaddem bu koyunları tahsîl idesin. Özün kazâ ve kaderden halâs olasın. Biz dahi paşa pederine filan kadar bin koyunlar tahsîl oldu, deyü haber yollayalım." dedikde "Be-ser-i çeşm, ey ömr-i azîzim Evliyâ akam!" deyü hakîr ile bir günde gâyet hüsn-i ülfet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a ·
metinde göster ·
, men ahrete giderem, meni du‘âdan unutma!" dedikde hakîr tesellî-i hâtır içün e …
Bizler dahi hândan me’zûn olup vilâyet-i Tebrîz-i dilâvîze gitmeğe hâzır-bâş oldukda hân hakîri tek ü tenhâ katına kığırup eydür: "Ömrüm! Sen menim birâder-i cân-berâberimsen. Lutf eyle meni Tebrîz hânı yanında zânû-be-zânû olanda her danışıkda meni hâna yahşı mahtayasın." deyü koynundan üç yüz aded mümessek şâh sikke altun ve iki yüz guruş ve bir sâ‘at ve bir Gürcî kölesi ve bir Acemâne eğerli ve rahtlı kara çubuk at ve iki çapariz yorğa alaca çapar at ihsân edüp "Sehel ârâm idesiz kim sizin yollarınız üzre hânlar ve sultânlar ve Tebrîz hânına varaklar yazam." dedikde mektûblar tahrîr olunup hakîre teslîm oldukda hikmet-i Hudâ hân kapusunda âmâde olan nöker ve dizçökenler ve çiğ et yiyenler ve cümle merdümhorlar pârekende ve perîşân olmağa başladılar. Hân-ı garîbin reng-i rûyi müteğayyer olup "Heni kişiler bu velvele nedir?" dedikde "Ey hânım, atebe-i âlîden eşik akası Çapar ile geledir!" dediklerinde hemân dem hânın aklı başından gedüp hakîre eydür: "Evliyâ akam, men ahrete giderem, meni du‘âdan unutma!" dedikde hakîr tesellî-i hâtır içün eyitdim: "Ey hânım uğurunuza cân u başım vermişem. Hele hânım görelim bu sözün aslı fer‘i nedir?" derken hemân hân dîvânhânesinin eşiğinden bir semmûr kürklü ve başı telli ve cevâhir zurzuvile tâclı beli cevâhir kılıçlı bir muhteşem ve sâhib-i salâbet âdem zâhir olunca cümle erbâb-ı dîvân ayağa kalkdılar ve ta‘zîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Bre cânım, kurbân olayım sana yahşı
akam
. Ya ben kırk gündür munda kırk bin koyunu tahsîl edüp Pinyanişî kavmiyle akd-i …
Hakîr eyitdim: "Bre cânım, kurbân olayım sana yahşı akam. Ya ben kırk gündür munda kırk bin koyunu tahsîl edüp Pinyanişî kavmiyle akd-i sulh olup bu hân ve kavm-i Pinyanişî Ekrâdı ellerine kat‘-ı ibrâ ve iskâ huccetleri alup kırk min gûsfendi men bizim vezîr-i âlîşânımıza gönderdim. İşte bu şehir monlâsının mahkeme-i şer‘-i resûl-i mübîninde mastûrdur. Ana bir kerre nazar oluna." dedim ve "Koyunların tahsîl olunduğu güzelce şâh eşiğine giden ağamıza ve Tebrîz hânına i‘lâm etmişdim ki güzelce {şâha} bildireler", deyü varak-ı muhabbetler yazdım." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
! Men bu hân-ı mazlûm-ı bî-günâhın uğuruna kellem galtân ederem. Güzelce şâha bi …
Men eyitdim: "İmdi akam! Men bu hân-ı mazlûm-ı bî-günâhın uğuruna kellem galtân ederem. Güzelce şâha bile giderem ve kırk min koyunları tahsîl etdiğim bildirirem." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
! Van vezîri karındaşımız buyurmuşlar kim eğer Rûmiyye hânının talavladığı kırk …
Hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin mektûbların verüp eline alup bûs edüp serine koyup "Aleykümüsselâm" deyüp nâmeyi bî-bâk ü bî-pervâ kırâat edüp eydür, "Evliyâ akam! Van vezîri karındaşımız buyurmuşlar kim eğer Rûmiyye hânının talavladığı kırk bin koyun tahsîl olup Evliyâ akaya teslîm olmazsa nakz-ı ahd İrân-zemîn tarafından olup biz dahi ana göre tedârik iderük deyüpdür. Pes Osmânlı tedâriki oldur kim bir alây urguncu askerdir, İrân-zemîn memleketin âlân u tâlâna gelirler! İşitmişsen hemî, Kebut bahtlı Hindîvâne kuhanlı Rûmiyye hânı çelebisi! Pes siz ne hayırmânde çelebisen kim kayser-zemîn hânlarından senin hakkına böyle şikâyetler gele. Men sana her bâr biti civermezmiydim ki ey sefîh mâder-i bahtây-ı nâdürüst ü celef zenî sakınasın kim intihâ-yı serhadsin, Osmânlıyla hüsn-i zindegâne edüp nîk-nâm kazanasın, deyü sana varak yazdım. Sen kim, şâh yanında menim ammilerim vardır, deyü mağrûr olup top u tüfengünle Osmânlı serhaddin urursun. Çünki cülâver ve dilâver fetâsın. Giresin Hind ile Kandehâr'da ceng idesin {yahûd} menim gibi şehr-i Gîlân'da Moskov kâfiri keştîleriyle ceng edesin. İşte Evliyâ akam, ol cengde hâzırım idi, henim şâhid-i âdilim idi." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301b ·
metinde göster ·
, ol cengde hâzırım idi, henim şâhid-i âdilim idi." dedikde,
Hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin mektûbların verüp eline alup bûs edüp serine koyup "Aleykümüsselâm" deyüp nâmeyi bî-bâk ü bî-pervâ kırâat edüp eydür, "Evliyâ akam! Van vezîri karındaşımız buyurmuşlar kim eğer Rûmiyye hânının talavladığı kırk bin koyun tahsîl olup Evliyâ akaya teslîm olmazsa nakz-ı ahd İrân-zemîn tarafından olup biz dahi ana göre tedârik iderük deyüpdür. Pes Osmânlı tedâriki oldur kim bir alây urguncu askerdir, İrân-zemîn memleketin âlân u tâlâna gelirler! İşitmişsen hemî, Kebut bahtlı Hindîvâne kuhanlı Rûmiyye hânı çelebisi! Pes siz ne hayırmânde çelebisen kim kayser-zemîn hânlarından senin hakkına böyle şikâyetler gele. Men sana her bâr biti civermezmiydim ki ey sefîh mâder-i bahtây-ı nâdürüst ü celef zenî sakınasın kim intihâ-yı serhadsin, Osmânlıyla hüsn-i zindegâne edüp nîk-nâm kazanasın, deyü sana varak yazdım. Sen kim, şâh yanında menim ammilerim vardır, deyü mağrûr olup top u tüfengünle Osmânlı serhaddin urursun. Çünki cülâver ve dilâver fetâsın. Giresin Hind ile Kandehâr'da ceng idesin {yahûd} menim gibi şehr-i Gîlân'da Moskov kâfiri keştîleriyle ceng edesin. İşte Evliyâ akam, ol cengde hâzırım idi, henim şâhid-i âdilim idi." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301b ·
metinde göster ·
Ale's-seher ki oldu, bu hakîri hân-ı Tebrîz dîvânına da‘vet edüp eydür: "Evliyâ
akam
, sizin hânınız ne mene şahısdır ve ne bâğun gülidir ve ne bostânın bülbülüdür" …
Ale's-seher ki oldu, bu hakîri hân-ı Tebrîz dîvânına da‘vet edüp eydür: "Evliyâ akam, sizin hânınız ne mene şahısdır ve ne bâğun gülidir ve ne bostânın bülbülüdür" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b ·
metinde göster ·
, bu mizim çaşıtlarımız şâhdan ve bizden donluh giyerler ve çörek yerler. Her bi …
Hân eyitti: "Evliyâ akam, bu mizim çaşıtlarımız şâhdan ve bizden donluh giyerler ve çörek yerler. Her biri tekmîl-i fünûn etmiş Arab u Hind ü Özbek Tatar seyyâhı çaşıtlardır. Gayri zamân haber aparırlardı. Şimdi sizin hânınız zamânında niçe haber aparabilmezler. Men ana hayrânam" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… örmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ demişler. Ne dersin Evliyâ
akam
bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil midir?" dedi.
Kayser-zemînin niçe yüz bin gûne mekri vesîleleri vardır. Ülke-i Osmânlı yağmacı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâra benzer. Bir gün görürsün kim Bitlîs hânı üzre Hakkarî ve Pinyanişî üzre derken bizim Rûmiyye ve Salmas ve Hoy ve Merend ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar eder. İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ demişler. Ne dersin Evliyâ akam bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil midir?" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
! Kalk gör kim ne temâşâ idesin!" dedikde hakîr örü turup temâşâya âmâde oldum. …
Hân eydür: "Ey Evliyâ akam! Kalk gör kim ne temâşâ idesin!" dedikde hakîr örü turup temâşâya âmâde oldum. Çünki şeyh kürsî üzre Makteli'l-Hüseyin'in şehîd olduğu mahalle gelince kürsînin ardında perde küşâde olup bir âdem bir yeşil imâmeli 313a İmâm Hüseyin eşkâlin vücûdıyla çıkardıkda cümle halk gördüler kim sûret-i İmâm Hüseyin'in gerdeninden kanlar akup ser-i sa‘âdeti gerdeninden cüdâ durup bir san‘at ile hûn-ı Hüseyin fevvâre-vâr pertâb ederek bu sûret-i Hüseyin ile evlâd u ensâb-ı Hüseyin ve şehîdân-ı deşteyn-i Kerbelâ-yı Hüseyin meydân-ı muhabbete gelince el-azametullah cümle muhibb-i hânedân-ı Ehl-i Beyt feryâd u figân ve "Âh Hüseyin, Şâh Hüseyin." deyüp sînelerin ve bâzûların Selmânîlere dutup Selmânîler de bunlara Kassâb-ı Cömert köçeği gibi bâzûlarına ve sînelerine usturalar urup şerha şerha sînelerin sırım sırım edüp aşk-ı Hüseyin içün kanların revân ederdi. Ve ba‘zı üstâd-ı Selmânîler niçe bin kimesnenin serlerine aşk-ı hüseyin deyü fetileler ile dâğlar yakardı. Ve niçe yüz âdem kanın akıtmak içün Hazret-i Risâlet'in Uhud gazâsında şehîd olan dendân-ı şerîfiyçün niçeler sinnin çıkarup "Aşk-ı Muhammedi'd-dâd." der di.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b–313a ·
metinde göster ·