… bir kâh-ı Havernakdır kim ile'l-ân vâcibü's-seyr binâ-yı azîmlerdir kim âdemin
aklı
çâk olur.
Andan Hazret-i Süleymân Atina'ya gelüp anda Temâşâlık nâm bir kasr-ı cihân-nümâ etmişdir kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhir bir kâh-ı Havernakdır kim ile'l-ân vâcibü's-seyr binâ-yı azîmlerdir kim âdemin aklı çâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8b ·
metinde göster ·
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu üstâd-ı mühendis-i hıred [ü] hurdedân ve mi‘mâr-ı akl-ı selîm [u] iz‘ân Ayasofya'nın cânib-i erba‘ası dîvârlarının imâretine şurû‘ etdiler kim bu binânın mesâhat-ı erkânını temâşâ eden hayrân ve tarh-ı esâsı ve refî‘-i binâsın gören ser-gerdân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… er-nigûnlar ile {câmi‘i tezyîn ederlerdi}. Ve ehl-i basîret ü hayret ve sâhib-i
akl
u kiyâset olanlar bu câmi‘ mehbıt-ı nûr-ı Hudâ'yı görenler vâlih [ü] hayrân ve …
Ve hergiz seyr [ü] temâşâsına ukûl-ı fuhûl, havâs u mikyâs ve bî-kıyâs ve mühendisîn-i sâhib kiyâsa istiyâs ü irtibâs gelüp gûnâ-gûn eyvân-ârâyîş nakş-ı bûkalemûn ve âvîze-i maslûbât-ı ser-nigûnlar ile {câmi‘i tezyîn ederlerdi}. Ve ehl-i basîret ü hayret ve sâhib-i akl u kiyâset olanlar bu câmi‘ mehbıt-ı nûr-ı Hudâ'yı görenler vâlih [ü] hayrân ve mest [u] medhûş ser-gerdân olurlar. İle'l-ân Cennet-i Adn-i berînden nişân verir bir câmi‘-i zîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… yı bâzûsundan berk yapışup hâne içine nîm elma-misâl atar. Hemân Gülâbî Ağa'nın
aklı
başına gelüp cümle hâzırûna,
deyü ol tenhâ mahalde bir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı bâb edince bâb küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir olup bunlar kapudan içeri girince hemân zengî Arab Gülâbî Ağa'yı bâzûsundan berk yapışup hâne içine nîm elma-misâl atar. Hemân Gülâbî Ağa'nın aklı başına gelüp cümle hâzırûna,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… et-i uzmâ ve bu kadar masrûf mâl-ı firâvân nereden hâsıl oluduğuna bir kimsenin
aklı
ermemiş idi.
"Seni katl ederiz, elbette bu şarâbdan nûş edersin" deyü ibrâm [u] ilhâh ile teklîf-i mâlâ-yutâk edüp hâh-nâ-hâh ol mu‘tekid ihtiyâr bir câm bâde nûş edince "Yâ Allâh" deyü ol ân uryân olup hânesine gelüp artık hânesinden taşra çıkmayup alâyık-ı dünyâdan el çeküp halkdan münzevî bir câzibe sâhibi büyük âdem idi. Ammâ Unkapanı'nın iç yüzünde kuyumcular içinde sâkin olup sarâyında âyende vü revendeye ni‘meti eyle mebzûl idi kim bu kadar ni‘met-i uzmâ ve bu kadar masrûf mâl-ı firâvân nereden hâsıl oluduğuna bir kimsenin aklı ermemiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
… tabakada ibret-nümâ kirişme mukarnas ve medeneler ihtirâ‘ etmişdir kim görenin
aklı
vâlih olur. Zîrâ bu câmi‘ altıncı câmi‘dir. Her bir câmi‘den birer zerâfet ü ne …
Ve bu câmi‘in yemîn [ü] yesârında iki minâre-i mevzûnları ikişer şerîfeli serâmed bâng-i Muhammedî makâmıdır kim İslâmbol ve Bursa ve Edirne'de misli bünyâd olunmamış eyle münakkaş ibret-nümûn minârelerdir kim Koca Mi‘mâr bu minârelerde ve câmi‘de yed-i tûlâ-yı mi‘mârîsin ayân etmişdir. Her minâre on sekizer hâne köşe tarh olunmuşdur. Her tarhında serâpâ kat-ender-kat zıhlar içre gûnâ-gûn kitâbe ve mutahhıl türünce ve islimî nakışları ve her tabakada ibret-nümâ kirişme mukarnas ve medeneler ihtirâ‘ etmişdir kim görenin aklı vâlih olur. Zîrâ bu câmi‘ altıncı câmi‘dir. Her bir câmi‘den birer zerâfet ü nezâfet serîka edüp binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47a ·
metinde göster ·
Arasto ve müdebbir ve Âsaf-re’y vüzerâ-yı rûşen-zamîr ü âkıbet-endîş ve mîrimîr …
Evvelâ bâlâda tahrîr olunan akl-ı Arasto ve müdebbir ve Âsaf-re’y vüzerâ-yı rûşen-zamîr ü âkıbet-endîş ve mîrimîrân-ı kişver-keş ve efrâd-ı defterdârân u nişâncıyân ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân-ı umûr-dîdeler ile Süleymân Hân kırk sekiz sene saltanatında rûz-merre mezkûr ser-i kârda olan vüzer[â]lar ile müşâvere edüp dîn-i mübîn gayretine dâ’imâ tarz [u] tavr-ı Âl-i Osmân'ın cemî‘i esnâf-ı askerîsine nizâm [u] intizâm vere deyü bu yüzden bir kânûnnâme-i hümâyûn etmişdir kim anı beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 49a ·
metinde göster ·
… nişi hâkimi eyâletlerinde tîmâr ve ze‘âmet vardır ve harâcları cümle Van kuluna
aklâm
bağlanmışlardır. Sâ’ir ebvâb-ı mahsûlâtların kendüler zabt edüp eyâletlerine mü …
Sancakları bunlardır: Livâ-yı Adilcevâz ve Ercîş ve Muş ve Bârgirî ve Kârkâr ve Kesânî ve Ziriki ve isba‘îrd ve Ağakis ve Ekrâd ve Benî Kotur ve kal‘a-i Bâyezîd ve Berdû‘ [Berda‘] ve Ahlât. Eyâlet-i mezbûrede tâbi‘ Âl-i Abbâsiyyân'dan Bitlîs hânı ve Hakkâri hâkimi ve Mahmûdî hâkimi ve Penyanişi hâkimi eyâletlerinde tîmâr ve ze‘âmet vardır ve harâcları cümle Van kuluna aklâm bağlanmışlardır. Sâ’ir ebvâb-ı mahsûlâtların kendüler zabt edüp eyâletlerine mülkiyyet üzre mutasarrıflardır. Azl u nasb kabûl etmeyüp fevt olduklarında eyâletleri oğullarına ve akrabâlarına ihsân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52b ·
metinde göster ·
Müddet-i saltanatları (---) sene olup sene 974 Rebi‘ü'l-evvelinin tokuzuncu gününde merhûm olup ayş [u] nûşa mâ’il Cem-meşreb Cem-cenâb idi. 58a Ammâ {bu} Selîm Hân-ı Sânî bir halûk [u] halîm [u] selîm pâdişâh idi kim: Arapça âyeti gûyâ anın hakkında nâzil olmuşdu. Ve cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân [u] şâ‘irân ile dâ’imâ sohbet edüp akl-ı Berhayâ vezîr-i dilî[r]lerin re’y [ü] tedbîriyle cânib-i erba‘asında olan düşmanlardan intikâm alup yine kendü zevkine meşgûl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57b–58a ·
metinde göster ·
… ala Kara Mustafâ Paşa ve Lala Tütünsüz Hüseyin Paşa'dır. Bu vezîrlerin her biri
akl-ı
Arasto-tedbîr dilîr vezîr-i bî-nazîrler idi.
Vezîr-i a‘zamı Sokullu Mehemmed Paşa ve vezîr-i sânî fâtih-i Tımışvar Ahmed Paşa, Vezîr Piyâle Kapudan Paşa ve Zâl Mahmûd Paşa ve Lala Kara Mustafâ Paşa ve Lala Tütünsüz Hüseyin Paşa'dır. Bu vezîrlerin her biri akl-ı Arasto-tedbîr dilîr vezîr-i bî-nazîrler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a ·
metinde göster ·
… z sağîr olmağile bürâder-i cân-berâberi Sultân Mustafâ pâdişâh oldu. Ammâ sehel
aklında
hiffet olup beytü'l-mâl-ı müslimîni itlâf etdiği ecilden cümle vükelâ-yı devlet …
Fî 23 Zilka‘de sene 1026. Ahmed Hân'ın şehzâdeleri henüz sağîr olmağile bürâder-i cân-berâberi Sultân Mustafâ pâdişâh oldu. Ammâ sehel aklında hiffet olup beytü'l-mâl-ı müslimîni itlâf etdiği ecilden cümle vükelâ-yı devlet cem‘ olup Mustafâ Hân'ı hal‘ etdiler. Saltanat (---) andan yerine Sultân Osmân'ı halîfe etdiler. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61a ·
metinde göster ·
Çünkim takdîr-i Hudâ bu imiş kim bî-günâh Osmân Hân'ı cümle asker gulûsıyla şehîd edüp yerine Mustafâ Hân'ı yine pâdişâh etdiler. Ammâ "Mükellef değil aklında hiffet vardır" deyü seng-i mezâr mesâbesine kodular. Ammâ terk-i dünyâ Behlül-i dânâ-reviş bir âkıl ve dânâ ve ednâ sultân idi. Ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde rûz-merre fitne ve fesâd olup cümle asker zorba oldular. Ve niçe hânedânları gâret edüp bir cübbeye mâlik olmayan bin kîseye mâlik olup hâne sâhibleri bir habbeye muhtâc kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a ·
metinde göster ·
… cülûsda (---) yaşında gâyet za‘îf ü nahîf sabî idi. Ammâ gâyet reşîd ü necîb ve
akl-ı
Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra …
Hilye-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Gerçi hîn-i cülûsda (---) yaşında gâyet za‘îf ü nahîf sabî idi. Ammâ gâyet reşîd ü necîb ve akl-ı Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra mâ’il olup kesb-i hevâ etmeden tarâvet hâsıl edüp vasatü'l-hâl semîn ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek kitifleri vâsi‘ ve zahrı vâsi‘ ve mübârek miyânlarından aşağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâmetleri pederi gibi kadd-i bâlâ idi. Ve bâzûları semîn ve yed-i mübârekleri arslan pençesi gibi vâsi‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
… hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve fâzıl ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve
akl-ı
Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âlî-tabâr vezîr idi. Sivas eyâletinde Köprü nâm kas …
Andan Fâzıl Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve fâzıl ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve akl-ı Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âlî-tabâr vezîr idi. Sivas eyâletinde Köprü nâm kasabada mütevellid olup evvel tarîk-i mevleviyyetde idi. Bursa'da kendüye ibtidâ eyâlet-i Erzurûm andan Şâm andan Âsitâne'de kâ’immakâm andan vezîr-i a‘zam oldu. Babadan oğula ibtidâ mühür mîrâs değmesi bunlardan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
kâsırı üzre Mustafâ Hân hakkında şöyle mazbûtumuzdur kim Sultân Murâd Hân-ı Râb …
Evvelâ bu hakîr-i pür-taksîrin akl-ı kâsırı üzre Mustafâ Hân hakkında şöyle mazbûtumuzdur kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kaçan kim Revân muhâsarası esnâsında iken kapucular kethudâsı yediyle karındaşı Bâyezîd Hân'ı ve Süleymân Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Sultân Ahmed Hân türbesinde defn etdiler. Ertesi gün Mustafâ Hân'ı dahi hânesinde merhûm olmuş buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 104b ·
metinde göster ·
… galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında makyûd olup şarâb-ı asâ ile
aklı
başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
el-Mevlâ Cünûnî İsmâ‘îl Efendi: Fâzıl u kâmil ü âlim ve şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan kendüye cünûn galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında makyûd olup şarâb-ı asâ ile aklı başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109a ·
metinde göster ·
… edüp mücedded bir tophâne etmişdir. Anı görmeyen kâr-ı dîv ve kuvvet-i insân ve
akl-ı
benî âdem ne idüğin bilmez. {Hâlâ a‘dâ-yı dîn olan küffâr-ı hâksârların kabza-i …
Bunlar top u tüfenge mâlik olmak ile Süleymân Hân dahi topcıyân tâ’ifesine rağbet {edüp} cemî‘i Memâlik-i mahrûsalarından ve kâfiristândan ihsân [ü] in‘âmlar ile topcular ayardup ecdâdı Mehemmed Hân ve Bâyezîd Hân binâ etdüği tophâneyi münhedim edüp mücedded bir tophâne etmişdir. Anı görmeyen kâr-ı dîv ve kuvvet-i insân ve akl-ı benî âdem ne idüğin bilmez. {Hâlâ a‘dâ-yı dîn olan küffâr-ı hâksârların kabza-i tasarruflarında olan kılâ‘-ı azîmeleri feth [u] istihlâs içün âlet-i mühimme olan topların envâ‘ı işlenecek kârhâne-i kadîmdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… a şürû‘ edüp binâ etdüklerini çalılar ile setr ederler. Ba‘dehu Sultân Mehemmed
akl-ı
Arasto râhib-i nihânînin re’y [ü] tedbîriyle Kostantîn'in elçi ile gönderdiği s …
Ba‘dehu deryâ-misâl asker ile hâlâ kal‘a yerinde binâya şürû‘ edüp binâ etdüklerini çalılar ile setr ederler. Ba‘dehu Sultân Mehemmed akl-ı Arasto râhib-i nihânînin re’y [ü] tedbîriyle Kostantîn'in elçi ile gönderdiği sığır postın gergiye gerüp ince bıçağ ile dâ’iren-mâdâr dilim dilim edüp ol cirmde yalçın kayalar üzre hisârı inşâ ederler. Yine râhib-i nihânî eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… gûn bunda hâsıl olur kim vaktinde bu sahrâya lâle-i rengâreng zeyn olup görenin
aklı
perîşân olur bir vâdî-i lâlezârdır.
Ve mesîregâh-ı Lâlezâr Kâğızhâne lâlesi nâmıyla meşhûr olan lâle-i gûnâ-gûn bunda hâsıl olur kim vaktinde bu sahrâya lâle-i rengâreng zeyn olup görenin aklı perîşân olur bir vâdî-i lâlezârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
Netîce-i merâm bu bâlâda tahrîr olunan teferrücgâh merâmları ve bâğçe-i selâtînleri ve a‘yân [u] eşrâf ve vüz[er]â yalıların âb [u] hevâları ve tarz [u] tarh binâları ve ibret-nümâ kâ‘alarıyla cümle evsâfların manzûrumuz olduğu üzre tahrîr eylesek bir tomar-ı dırâz olur. Ammâ hamd-i Hudâ bu abd-i za‘îfin akl-ı kâsırı üzre alâ kadri'l-imkân Belde-i Tayyibe'nin ibret-nümâ âsârları ve bânîleri ve fâtihleri ve cümle meşhûr imâretleri ve sâ’ir hayrât [u] hasenâtları ve kânûn-ı Âl-i Osmâniyânı ve vüzerâ ve vükelâ ve ulemâları ve arz-ı beledi ve âb [u] hevâsı ve cümle meşhûr ziyâretleri tahrîr olunup ancak mahmiyye-i imâret-i Kostantıniyye içre şehre ziynet veren cemî‘i dekâkîn ve ehl-i hıref, sâhib-i sanâyi‘ât kalmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 147a ·
metinde göster ·
Ya‘nî cemî‘i ulûmun aslı hurûf-ı teheccîdir kim bunda Cenâb-ı Bârî, hikmet-i sun‘-ı ezelîsin ızhâr etmişdir kim hakîkate nazar olunsa akl-ı benî âdem perîşân olur. Meselâ, Hazret-i Hallâk-ı Bîçûn, cümle peygamberlere dörd kitâb nâzil edüp (---) suhuf dahi nâzil etmişdir. Ammâ Tevrât ve Zebûr ve İncîl ve Furkân ve gayrı suhuflar cümle yigirmi tokuz hurûf üzre nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… larının kelimâtları yigirmi tokuz hurûf ile kelimât ederler. Niçe kerre yüz bin
akl-ı
Arasto bu cihâna gelüp bir hurûf dahi nazîre diyememişlerdir, aceb hikmet-i Hud …
Hikmet bu kim yine cümle lisânlarının kelimâtları yigirmi tokuz hurûf ile kelimât ederler. Niçe kerre yüz bin akl-ı Arasto bu cihâna gelüp bir hurûf dahi nazîre diyememişlerdir, aceb hikmet-i Hudâ'dır. Ammâ lisân-ı Fârisî'de çâ, pâ, jâ, gâ misilli hurûfları vardır. Ammâ aslı yine hurûf-ı teheccîdir. Ammâ lisân-ı Çerkes-i nâkesde ba‘zı kelimâtlarında saksığan kuşu sadâsı gibi kaleme gelmez boğazdan beyne'l-fükemeyhden kelâmlar var kim aslâ tahrîri mümkün değildir. El-ma‘nâ fî batni'ş-şâ‘ir mazmûnu üzre yine Çerkes kavmi anlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… ât ve Restetâlîs ve Câlinûs ve Mernûs [Feylekûs?] nâm hukemâ-yı kudemâlar gelüp
akl
ile bir kılı kırk yarup ilm ile göğe nerdübân etmişlerdi. Âhir ecel derdine der …
Ammâ bu ilm ilm-i kadîmdir. Zamân-ı kadîmde pîrleri Hazret-i Lokmân idi ve Fisagores-i Tevhîdî ve Eflâtûn-ı ilâhî ve Bokrât ve Sokrât ve Restetâlîs ve Câlinûs ve Mernûs [Feylekûs?] nâm hukemâ-yı kudemâlar gelüp akl ile bir kılı kırk yarup ilm ile göğe nerdübân etmişlerdi. Âhir ecel derdine dermân edemeyüp âhirete tahtırevân ile revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… dönerek ubûr ederken ba‘zı halkın üstlerine un serperek şakalar edüp "Allâh yüz
aklığı
vere" deyü ubûr ederler. Andan,
Esnâf-ı değirmenciyân: Kârhâne-i değirmen-ı esb: {Bunların Hazret zamânında pîrleri yok idi. Cümle el değirmeni peydâ etmişlerd[i]. Ba‘dehu su değirmeni peydâ olup sene (---) târîhinde Mısır'da Hâkim Bi-emrillâh at değirmeni îcâd edüp dünyâya münteşir oldu. Pîrleri Hâkim olmuş olur}. Aded 985, neferât 9800, bu tâ’ife ekmekcilere yamakdır, pür-silâh olup niçe bin değirmen beygirlerin Tuna geçidi kınalayup arabalar üzre değirmenler tasnîf edüp araba tekerlekleri döndükçe değirmen çarhları tekerleğe dokunup dönerek un öğüdür. Niçe yüz değirmen dönerek ubûr ederken ba‘zı halkın üstlerine un serperek şakalar edüp "Allâh yüz aklığı vere" deyü ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… akkâ ki içlerinde yine nûr-ı ilâhî'den nişân verir dilberânları var kim görenin
aklı
perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa ve mura …
Ordu-yı İslâm alayında bunlardan muhteşem alay yokdur. Gûyâ bir nûr deryâsı cereyân eder, hakkâ ki içlerinde yine nûr-ı ilâhî'den nişân verir dilberânları var kim görenin aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa ve murassa‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak tellerle kendülerin tezyîn edüp ve bellerinde incü saçaklı kantûralar üzre zîl [ü] bem ve debdevî ve dehdehî ve gûnâ-gûn horasânî şâtırân zîlleri ve ellerinde mücevher şeş-pençe hıştlar ve gûnâ-gûn teberler ile mü’eddebâne ubûr ederlerken, cümle temâşâcılar mebhût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… dir' diyerek elimle uyluklarıma yapışdım, benim dahi etlerim kopmağa başlayınca
aklım
başıma gelüp bire meded kuvvet-i kuvâ bedende iken hemân balığın ağzına sürüner …
Bu kerre Hacı Nâsır eydir: "Bildim ki beni balık yudup giderek vücûdum mahv olup ana gıdâ olurum. İbtidâ dübürüm kaynakları ve kaba uyluklarımın derileri soyulup erimeğe başladı. Ammâ derûnumdan Feyyâz-ı Mutlak'a teveccüh edüp halâsım ricâ etdim. Ammâ yine balık karnında aslâ hareket etmeyüp bir vâsi‘ sıyrıncak yerde iki ellerimle yoklayup dururken anı gördüm, olduğum balık karnı ra‘d gibi gürleyüp cân havliyle elimdeki bıçağın sabıyla ucunu berk dutdum, bir zamândan gördüm ki berk-i hâtif gibi gitdiğim hayâllendim, bir zamândan sonra gördüm ki kâhî baş aşağı kâhî baş yukaruya takla ata ata bî-tâb kaldım. Ba‘dehu yine ke'l-evvel balığın karnında asûde-hâl oldum. Ammâ cânım sıkılmağa başlayup gördüm ki benim karnında olduğum balığın ciğerleri ve bagırsakları talab talab ede ede hareketden kaldı. Bilmem ne kadar sâ‘at durduğumu, anı gördüm benim karnında olduğum balık erimeğe başladı. 'Yâ Rabbî bu ne hâldir' diyerek elimle uyluklarıma yapışdım, benim dahi etlerim kopmağa başlayınca aklım başıma gelüp bire meded kuvvet-i kuvâ bedende iken hemân balığın ağzına sürünerek varup bî-bâk taşra çıkdım, ammâ bir muzlim yer dahi var. ‘Yâ Rabbî bu ne ola’ deyü sürüne sürüne bir mahalle vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
… dum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı
akl
etdim kim,
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı yerinde ciğer ba‘zı yerinde bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık aslâ hareket etmeyüp ölmüş. Ammâ ‘Ey Pâdişâh-ı Perverdigâr, âyâ bu nedir?’ deyü hayli tevakkuf etdim ammâ misk râyihası beni helâk eyledi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
… e balık yememişdir kim böyle kitâb te’lîf etmişdir, zîrâ çok balık yiyen âdemin
aklı
hafîf olur ve kırk gün bir âdem balık beynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, …
"Ey imdi leb-i deryâda olursa ömrü içinde balık yememişdir kim böyle kitâb te’lîf etmişdir, zîrâ çok balık yiyen âdemin aklı hafîf olur ve kırk gün bir âdem balık beynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, zîrâ balıkda idrâk-i akl halk olunmayup aklı gözündedir ve dâ’imâ yılan gibi gözü açıkdır, kirpiği ve gözlerinin kapağı yokdur" deyince Buhârâ erenlerinden bu balık evsâfların Yazıcızâde halîfeleri istimâ‘ etdükde:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… n bir âdem balık beynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, zîrâ balıkda idrâk-i
akl
halk olunmayup aklı gözündedir ve dâ’imâ yılan gibi gözü açıkdır, kirpiği ve gö …
"Ey imdi leb-i deryâda olursa ömrü içinde balık yememişdir kim böyle kitâb te’lîf etmişdir, zîrâ çok balık yiyen âdemin aklı hafîf olur ve kırk gün bir âdem balık beynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, zîrâ balıkda idrâk-i akl halk olunmayup aklı gözündedir ve dâ’imâ yılan gibi gözü açıkdır, kirpiği ve gözlerinin kapağı yokdur" deyince Buhârâ erenlerinden bu balık evsâfların Yazıcızâde halîfeleri istimâ‘ etdükde:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… ynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, zîrâ balıkda idrâk-i akl halk olunmayup
aklı
gözündedir ve dâ’imâ yılan gibi gözü açıkdır, kirpiği ve gözlerinin kapağı yokd …
"Ey imdi leb-i deryâda olursa ömrü içinde balık yememişdir kim böyle kitâb te’lîf etmişdir, zîrâ çok balık yiyen âdemin aklı hafîf olur ve kırk gün bir âdem balık beynisi tenâvül etse elbette bî-akl olur, zîrâ balıkda idrâk-i akl halk olunmayup aklı gözündedir ve dâ’imâ yılan gibi gözü açıkdır, kirpiği ve gözlerinin kapağı yokdur" deyince Buhârâ erenlerinden bu balık evsâfların Yazıcızâde halîfeleri istimâ‘ etdükde:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… ın cümle matbahının masârıfı bunun eliyle olur, azîm emânetdir kim bu kârhâneye
akl-ı
Arasto dahi akıl ergirmemişdir. Bunlar dahi pür-silâh vakâr üzre kilarciyânlar …
Yigirmi dördüncü, matbah emîni: Birdir, neferâtları iki yüzdür. Bu emînin mekânı matbah-ı âmire'nin yanında bir soffa üzre sâkin olur. Pâdişâhın cümle matbahının masârıfı bunun eliyle olur, azîm emânetdir kim bu kârhâneye akl-ı Arasto dahi akıl ergirmemişdir. Bunlar dahi pür-silâh vakâr üzre kilarciyânlar ellerinde kantâr sırıklar ve bellerinde kırk kalem peştemâller ile küheylân atlar üzre ubûr ederler, şecî‘ esnâf-ı dilîrân-ı dilberândır. Ammâ kilar sıçanlarıdır kim {dâ’imâ kilardan incîr ve üzüm ve gayrı şey uğurlarlar.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… îni: Ağa bir, neferât üç yüz, büyük mansıb-ı âlîdir. Âl-i Osmân'ın akıl ermiyen
aklâmlarının
biri dahi budur. Donanma-yı hümâyûna masrûf olan yigirmi bin kîsenin muhâsebesi …
Yigirmi tokuzuncu, evsâf-ı tershâne emîni: Ağa bir, neferât üç yüz, büyük mansıb-ı âlîdir. Âl-i Osmân'ın akıl ermiyen aklâmlarının biri dahi budur. Donanma-yı hümâyûna masrûf olan yigirmi bin kîsenin muhâsebesi bundan matlûbdur. Cümle donanmayı bu inşâ eder, cümle tevâbi‘leri ve hurde hurde kadırgacıkları kızaklar üzre tezyîn edüp şâdumânlar ederek ubûr ederler kim gâyet müzeyyen alaydır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… b'a mahsûsdur, anlar acâyib kullanır. Tatar tâ’ifesi tüfeği ve mızrağı gördükde
aklı
gidüp "Âyâ bu silâhları nice kullanırlar" deyü hayrân olurlar.
Esnâf-ı mızrakcıyân: Dükkân 105, neferât 400, demirlerin yapan yine Hazret-i Dâvûd'dur ammâ mızrak ile asker peydâ eden ibtidâ Hûşeng Şâh'dır kim cemî‘i cüyûş içre bundan hâzır-bâş silâh olmazdır kim dâ’imâ elde hâzır-bâşdır, "Dur kılıcım kınından çıkarayım" demeğe muhtâc değildir. Ammâ bu cıda ve sinân Arab'a mahsûsdur, anlar acâyib kullanır. Tatar tâ’ifesi tüfeği ve mızrağı gördükde aklı gidüp "Âyâ bu silâhları nice kullanırlar" deyü hayrân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… r gece bu zulemât Bursa üzre ber-karâr olup Sa‘dîzâde'nin güvercinleri gelmeyüp
aklı
başından gidüp âhir dâğ-ı 191a derûnundan başın alup Arab u Acem seyâhati olu …
Hikmet-i Hudâ bir gün bu remmâyı âşiyânlarından uçurup evc-i âsumânda pervâz u çevlân ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî bir ra‘d ü berk ve zulemât olur kim Bursa içinde âdem âdemi görmeden kalup cümle halk feza‘ u çeza‘a başlar. Âhir-i kâr bir gün bir gece bu zulemât Bursa üzre ber-karâr olup Sa‘dîzâde'nin güvercinleri gelmeyüp aklı başından gidüp âhir dâğ-ı 191a derûnundan başın alup Arab u Acem seyâhati olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek diyâr-ı Mağrib-zemînde Cezâyir vilâyetine varup erbâb-ı ma‘ârif ve zürefâsıyla ihtilât ederek bir gün bir âsitâneye varup görse kim yedi seneden berü kendinin gâ’ib olan ta‘aşşuk etdüği güvercinler kim Rûm'a mahsûs olan murg-ı zeyreklerdir. Esnâ-yı kelâmda sâhib-i hâneye nezâketle bu kuşları sorup hâne sâhibi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b–191a ·
metinde göster ·
… erler. Ve niçe eşkâl-i acîbe cinler ederler kim bu alayı görmeyen âdem gördükde
aklı
perîşân olur.
Bir fırkası dahi yine hayvânât derilerine sarılmış yaban âdemleri yapmışlar kim Allâhümme âfinâ gören âdemlerin zehreleri çâk olur. Her bir yaban âdemleri beşer ve altışar pranka zencîrler ile bağlayup her birin beşer altışar âdem keşân-ber-keşân çekerken yaban âdemleri seyirci olan âdemlerin üstüne hücûm etdikce ol ucbe-likâlar havfından halk içre bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve niçe yüz gûnâ-gûn dîv ve perîler sûretleri edüp ayakları hevâda başı ser-nigûn ammâ yine zemînde iki ayağıyla yürüyüp halk üzre hücûm ederler. Ve niçe eşkâl-i acîbe cinler ederler kim bu alayı görmeyen âdem gördükde aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın
aklı
gidüp,
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·