… sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın
akrabalarından idi
. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekse …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi. Evveli Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm-i Yunaniyân, peygamber derler, ammâ lağv kelâmdır demişler. Hazret-i İsâ âlem-i sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile hem-celîs idi. Habîb-i Neccâr şehâdetinden sonra niçe zamân seyâhat edüp müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) mu‘ammer olup bu Nakura'da şehîd olup bu mahalde kavm-i Nasârâ defn edüp üzerine kayasıralardan bir kral kubbe-i âlî ve bir bâğ-ı İrem zeytûnlı ravza-ı cinân binâ edüp imâr eder. Hâlâ cemî‘i millet-i Nasârâ'nın ziyâretgâhıdır. Ümmet-i Muhammed'in ziyâretgâh [u] ârâmgâhıdır. Niçe yüz dervîşân-ı Dürüzî-mezheb fukarâları vardır. Kubbe-i pür-envârının içi gûnâ-gûn şem‘-i asel ile müzeyyendir. Ve şem‘dân ve halîçe ve çerâğdânlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki kandili ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu işe me’mûrlardır. Zîrâ bu diyâr zeytûn ve zeytûn yağından ibâret olmağın her kurâdan niçe yüz miskete ile zeytûnyağı gelüp kanâdillere yakarlar. Ammâ garâ’ib budur kim diyâr-ı Frengistân'ın İşpaniye ve Ceneviz ve Portugal ve Dış Fransa ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk ve İsfeçe ve Cevle ve Nemse ve İngilis ve gayri bilâd-ı nasârâlardan bu Şem‘ûn-ı Safâ kanâdilleriyçün zeytûnyağı nezerâtların cerre ve tulumlar ile tâ dip Frengistândan deryâya bırağup bi-emrillâhi Te‘âlâ bu Şem‘ûn-ı Safâ'nın yatduğu Nakura dağının kenar-ı deryâsına gelüp elbette her sabâh Şem‘ûn fukarâları sâhil-i bahre varup birer ikişer tulum zeytûnyağı gelüp alırlar, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
. Hattâ bu İmrü'l-Kays hazret-i Kur’ân-ı azîm ve furkân-ı mecîd kıbel-i Hakkdan …
Maşâd-ı şâ‘ir-i mâhir İmrü'l-Kays: Ol İmrü'l-Kays'dır kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı sa‘âdetlerinde fusahâ-yı büleğâ-yı Kureyş idi. Ol asırda ilm-i şi‘re rağbet olmağıla niçe bin sultân-ı şu‘arâlar var idi, ammâ cümleye mümtâz [u] müsellem Abdurrahmân Hassân ve bu İmrü'l-Kays idi. Pesendîde eş‘âr-ı belîğlerin Hazret-i Resûl kıra’at edüp Seb‘a-yı Mu‘allaka nâm mahalde sahîfesiyle asup makbûl şi‘r olmuş olurdu. Ammâ Hassân İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmın güzîdesi oldu. Hattâ Mısır'dan melik Mukavkıs-i Kıbtî Hazret'e Düldül katırı ve Zülfikâr kılıcı ve Mariya câriyeyi ve hemşîresin Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî ile hedâ[yâ] gönderüp hedâya huzûr-ı Resûl'de makbûle geçdikde Düldül'ü ve Zülfikâr'ı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi ve Mariya câriyeyi hazret kendülere alıkoyup İbni'n-nebî İbrâhîm andan oldu. Mariya câriyenin hemşîresin bu Hassân şâ‘ire verüp sultân-ı şu‘âra oldu ve elçi Zünnûn-ı Mısrî dahi İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmdan olup cümle hükemâya pîr oldu. Ve Mısır'da medfûndur, ammâ bu İmrü'l-Kays Arapça 'dan olup İslâm ile müşerref olmadı. Zîrâ ilm-i nücûmda Ebû Leheb-i la‘înin telâmîzlerinden ve anın akrabâlarından idi. Hattâ bu İmrü'l-Kays hazret-i Kur’ân-ı azîm ve furkân-ı mecîd kıbel-i Hakkdan Cibrîl-i emîn vesâtatıyla resûl-i kibriyâya nâzil olmazdan yedi sene mukaddem Arapça lafz-ı dürer-bârın mukaddem târîhile İmrü'l-Kays manzûm etmişdir kim güfte-i İmrü'l-Kays:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 68a ·
metinde göster ·
… eğ ve bu hakîr ve Çaşnigîrbaşı Mustafâ Çelebi ki Diyârbekir'de Rûmiyye şeyhinin
akrabâlarından idi
. Ve Kıssahân Monla Dilâver-i Isfahanî bu altı aded herîf-i zarîf ile ol hammâm- …
Âhir bir gece Ziyâeddîn Hân-ı nev-cüvân eydir: "Bu gece sizinle âlem ağyârdan bî-haber oldukda hammâmlara girüp hınnâlar ve noralar urunup ve fütûnî kîseler sürünüp cân sohbetleri edeh" dedikde taraf taraf "Vallâh yahşı ve ma‘kul" dediler. Çünki vakit gurûb oldu Summat-ı Muhammedî gelüp mümessek ta‘âmlar tenâvül olunup ba‘de'l-ışâ hân-ı âlîşânın mukaddemâ memdûh olan hammâmın ârâste ve müheyyâ etdikleri haberi gelüp Ziyâeddîn Hân ve büyük karındaşı Bedir Beğ ve dahi kiçi {birâderi} Nûruddehr Beğ ve bu hakîr ve Çaşnigîrbaşı Mustafâ Çelebi ki Diyârbekir'de Rûmiyye şeyhinin akrabâlarından idi. Ve Kıssahân Monla Dilâver-i Isfahanî bu altı aded herîf-i zarîf ile ol hammâm-ı hasretü'l-mülûke girüp mülûkâne bir zevk u safâ edüp havuzlar içre kebûterî perendeler atup yemîn ü yesâra şinâverlikler edüp her birimiz gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp gark-âlûd oldukda kîse ve sabunları ol mümtâz [ü] müstesnâ gulâm-ı zer-harideler sürüp, hidmetler edüp micmereler içre şemmâme şemmâme amber-i hâmlar yanup demâğlarımız mu‘attar olup gûnâ-gûn mümessek eşribeler nûş edüp pâk 12b u pâkîze olup câmekânda dahi kesb-i tarâvet edüp yine derûn-ı hammâmda havzın fevvârelerinde niçe sihr-i i‘câz san‘atları temâşâ ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12a–12b ·
metinde göster ·