… ı ve üç bin aded anaları ki herbiri ciğer-pârelerinden ayrılıyor ve on bin aded
akrabâ ve
ta‘allukâtları ile cümle yigirmi bin ciğeri yanmış benî âdem baş açup derûn-ı d …
"Ey kıralım, eğer sıhhat istersen bu senin derdine bundan gayrı ilâc yokdur. Evvelâ bir büyük sarnıc havz eyle ol havzın içini anası memesin henüz emen ma‘sûmların kanıyla ol havzı leb-ber-leb edüp içine girüp bir sâ‘at dur, andan çıkup hammâma gir, kırk gün bu hâl üzre ma‘sûmların kanıyla her gün havzı pür edüp girirsen bu cüzâm zahmetinden halâs olursun" dedikde derhâl {Kostantîn} emr edüp üç bin aded nâ-resîde merdüm-i şîr ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar havuz kenârında ol ân boğazlamak sadedinde iken üç bin aded ma‘sûmların üç bin aded babaları ve üç bin aded anaları ki herbiri ciğer-pârelerinden ayrılıyor ve on bin aded akrabâ ve ta‘allukâtları ile cümle yigirmi bin ciğeri yanmış benî âdem baş açup derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden lisân-ı Yûnânca :
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
… teslîm-i rûh edüp şâd-merg olayazup cümle ma‘sûmların âbâ ve ecdâdları ve cümle
akrabâ ve
ta‘allukâtları baş açup yüzlerin rû-yı zemîne sürüp şâdumânlarından bükâ-âlûd o …
"Ben cüzâm marazından ölürsem bana yeğdir. Nitekim bu kadar Hıristiyanlar'ın ya‘nî ümmet-i Îsâ'nın feryâd [ü] figânların işitmeyem ve bu kadar bin ma‘sûm-ı nâ-resîdelerin kanı benim sıhhatim içün zemîne dökülmeye. Tîz bu kadar ma‘sûmları vâlide ve pederlerine verin, Allâh içün âzâd eyledim, ebeveynleri ba‘de'l-yevm du‘â-yı hayrımda olsun" deyü cümle ma‘sûmları vâlideynlerine teslîm etdüklerinde niçesi teslîm-i rûh edüp şâd-merg olayazup cümle ma‘sûmların âbâ ve ecdâdları ve cümle akrabâ ve ta‘allukâtları baş açup yüzlerin rû-yı zemîne sürüp şâdumânlarından bükâ-âlûd olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
Âhir gulû-yı âmma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır, deyü herkes İslâmbol içre
akrabâ ve
ta‘allukâtları ile fırka fırka ceng ederek pârekende ve perîşân olup bir fırkas …
Âhir gulû-yı âmma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır, deyü herkes İslâmbol içre akrabâ ve ta‘allukâtları ile fırka fırka ceng ederek pârekende ve perîşân olup bir fırkası Emînönü'ne gelüp Arz-ı Mukaddes türâbına düşüp Üsküdar'a geçmek sadedinde iken bir alay küffâr-ı dûzah-karâr bu ibâdullâhı cümle şehîd edüp hâk-i mezelletde rimâl-i türâb üzre bırakdılar. Hâlâ ol kân-ı şühedâya şehîdkapusu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
aşîretinden idi. Revân seferi'nde Sultân Murâd Hân'ın imrâhoru idi. Niçe menâsı …
Erzurûm'da celâlî olan Abaza Paşa'nın akrabâ ve aşîretinden idi. Revân seferi'nde Sultân Murâd Hân'ın imrâhoru idi. Niçe menâsıb-ı âlîler zabt edüp Varvar Alî Paşa'yı münhezim etdiğinde nâm [ü] kâm sâhibi olup mühr kendüye gitdükde Melek Ahmed Paşa Der-i devletde kâ’immakâmı olup vezîr-i a‘zam mesâbesinde hükm-i hükûmât ederdi. İpşir'e mühür vardıkda kabûl edüp Der-i devlete gelmeyüp Acem câniblerinde bir iş açmak içün Kürdistân'a haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80a ·
metinde göster ·
… emirci Kara Ahmed ve dedemiz Yavuzer Beğ ve vâlidemiz ve'l-hâsıl bî-hisâb cümle
akrabâ ve
ta‘allukât bürâder ve hemşîrelerimiz anda medfûnlardır, rûhlarıyçün el-Fâtiha.
Bu sultânın kurbünde bir soffa-i kârgîr üzre pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî ve vâlidesi ve dedemiz Demirci Kara Ahmed ve dedemiz Yavuzer Beğ ve vâlidemiz ve'l-hâsıl bî-hisâb cümle akrabâ ve ta‘allukât bürâder ve hemşîrelerimiz anda medfûnlardır, rûhlarıyçün el-Fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127b ·
metinde göster ·
… havf-ı Hudâ'dan nahîf ve rûyı sarı etmekdir. Râ, riyâdan müberrâ olmakdır. Vâv,
akrabâ ve
dostândan vedâ‘ edüp Hak kelâmından gayra i‘timâd etmemekdir. Yâ, cümle halka y …
"Dervîşin dâlı derd ehli, ve cism-i za‘îf ve havf-ı Hudâ'dan nahîf ve rûyı sarı etmekdir. Râ, riyâdan müberrâ olmakdır. Vâv, akrabâ ve dostândan vedâ‘ edüp Hak kelâmından gayra i‘timâd etmemekdir. Yâ, cümle halka yaman sanmamakdır. Şîn, aşk-ı Hakk ile dâ’imâ şâdumân olmakdır." Ve's-selâm. Eğer sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp
akrabâ ve
ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu k …
{Müşâvere-i kefere-i Kazak-ı Azak}: "Sene-i mâzîde güç ile Âl-i Osmân elinden kurtulduk. Bu kış bize Tatar göz açdırmayup bir tarafdan imdâdımız gelmedi ve bir cânibden kış bizi helâk etdi. Bir tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp akrabâ ve ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu kışda kal‘adan taşra baş çıkarmağa dermânımız olmayup kal‘ayı ta‘mîr u termîm edemeyüp cebehâneden bir vukıyye barudumuz kalmayup sâ’ir âlât-ı silâh ve mühimmâtdan dahi bir şey kalmayup cümle on bin Hıristiyan kaldık. İşte şimdi yine Âl-i Osmân donanmasıyla deryâ-misâl asker ile gelmede. Azak balığı yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. Hemân Tatar ve Âl-i Osmân kal‘ayı muhâsara etmeden bırağalım, yohsa Osmânlının bu gelişinden halâs olmak yokdur", deyüp bir gün kal‘ayı bırağup cümle top u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra mübeddel olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve gayrı kal‘a-i dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Beri cânibden Tatar Hân ile Kal‘a-i Azak altına giderken nehr-i Süd kenarında bir kaç Kazak-ı Ak keferesi dil dutulup Azak Kal‘asından küffârın firâr etdüğün anlardan istimâ‘ edüp ol gün ol gice çapula seğirdir gibi ılgar edüp mâh-ı (---) günü Kal‘a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve kutta ve kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i dîvârından ancak bir Ceneviz kullesi kalmış. Bu ahvâl-i pür-meserreti bahren Âsitâne tarafına Tatar Hân arz edüp on birinci gün Moskov kralının çâşıtları Âsitâne tarafından gelirken Tatarlar giriftâr-ı bend edüp Hân huzûrunda fesâhat üzre bî-bâk ü bî-pervâ dediler kim "Biz kırk kimesne ile der-i devletde çâşıdız. Deryâ-misâl asker ile Âl-i Osmân geliyor. Kal‘ayı bırağup kaçasız. Sâ’ir zamâna kıyâs etmeyesiz deyü haber gönderdik. Biz dahi kal‘aya gelirken Tatar'a giriftâr olduk. Emr hânındır" dedikde üçünün dahi şirb-kelle ve pâf-gövde (?) olup cân-ber-cehennem gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b ·
metinde göster ·
Evvelâ Anadolu hâkinde Kağızmân'da ve Hakkâri'de ve Bingöl'de ve Sincar'da ve
Akra'da ve
Mısır Asvanında ve Şâm'ın Cebelü'l-Lübnân'ında ve Ma‘ânoğlu dağında ve Merzifon …
Evvelâ Anadolu hâkinde Kağızmân'da ve Hakkâri'de ve Bingöl'de ve Sincar'da ve Akra'da ve Mısır Asvanında ve Şâm'ın Cebelü'l-Lübnân'ında ve Ma‘ânoğlu dağında ve Merzifon Gümüş şehrinde ve niçe yerlerde vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a ·
metinde göster ·
Ol gice hakîr yine hâne-i bî-minnetimizde yatup cümle ehibbâ ve
akrabâ ve
ta‘allukâtlar ile vedâ‘laşup yine Üsküdar'a ubûr edüp ba‘zı elzem-i levâzımâtla …
Ol gice hakîr yine hâne-i bî-minnetimizde yatup cümle ehibbâ ve akrabâ ve ta‘allukâtlar ile vedâ‘laşup yine Üsküdar'a ubûr edüp ba‘zı elzem-i levâzımâtlar alup tekrâr yine Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Karaca Ahmed Sultân hazretlerin ve kurâfetîn-i (?) kübrâlarda âsûde olan kibâr-ı evliyâullahları ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp Üsküdar'dan Şâm-ı cennet-meşâm-ı bâğ-ı merâma azîmet eyledik. Cenâb-ı Bârî sâlimîn ve gânimîn sıhhat u selâmetle vâsıl ide. Bi-hurmeti Seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 374b ·
metinde göster ·
… ü zemmâmlık etmeyüp münâfakat edeni şehirde komayıp cümle muhabbet üzre geçinüp
akrabâ ve
ta‘allukât olmuşlardır.
Ve cümle hâne-i âbâdânları dere ve depe ve bayırlara vâkı‘ olup hânedân-ı azîmlerinin iki kapusu vardır. Bundan araba girüp çıkar, ammâ her bâr küşâde değildir. Ve biri küçük kapu büyük kapuya muttasıldır. Da’imâ andan girilüp çıkar, mu‘tâd-ı kadîmeleri ve ihtişâmları budur. Ve mevzûn minâre-misâl dûdkeş bacaları var kim bir diyâra mahsûs değildir. İllâ Sivas eyâletinde Köprü şehrinin bacaları 114b dahi serâmed dûdkeşleri vardır. Ve bu şehr-i Nigebolı gâyet ganîme şehir olduğundan halkı gâyet ganî ve bâbları meftûh ve ni‘metleri mebzûl ve garîbü'd-diyâr kimesneleri hânelerine da‘vet edüp ziyâfet ederler. Ve dâ’imâ a‘yânı re‘âyâ-perver olup fukarâyı himâye edüp birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri vardır. Birbirlerine adâvet edüp nemmâm ü zemmâmlık etmeyüp münâfakat edeni şehirde komayıp cümle muhabbet üzre geçinüp akrabâ ve ta‘allukât olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a–114b ·
metinde göster ·
… k gemileri ilâ-mâşâallah işlemededir. Ammâ eyâlet-i İmâdiyye hâkinde ve kal‘a-i
Akra ve
kal‘a-i Külledîr'de ve kal‘a-i Kelaki'de ve kal‘a-i Dühek'de ve kal‘a-i Zaho'da …
Ve bu zikr olunan mülûkların ahidlerinde sâhil-i Şatt-ı Furât'da ve mezkûrûn enhârların yemîn ü yesârlarında kurâ vü büldândan ve besâtîn ü mezâri‘âtdan bir hatve zemîn-i hâliye yok idi ve bu mezkûr nühûrlar içre azîm gemiler ta Birecik'e ve Diyârbekir'e ve Bağdâd ve Medâyin ve Kûfe ve Basra'ya gemiler işlerdi. Ammâ şimdiki asırda tuğyân-ı Furât ve Şatt'a yine ba‘zı zamân işler ammâ yine her bâr Birecik'den Bağdâd'a ve Diyârbekir'den Şatt ile yine Bağdâd'a koyun ve sığır derilerinden kelek gemileri ilâ-mâşâallah işlemededir. Ammâ eyâlet-i İmâdiyye hâkinde ve kal‘a-i Akra ve kal‘a-i Külledîr'de ve kal‘a-i Kelaki'de ve kal‘a-i Dühek'de ve kal‘a-i Zaho'da ve aşîret-i Sindiyi'de ve aşîret-i Selinvân'da ve aşîret-i Zaho'da ve kal‘a-i Güvaşî'de yetmiş uyûndur, cümle Şatt'a rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205b ·
metinde göster ·
Cizre dağlarından doksan üç aded sağîr ü kebîr nühûrlar tulû‘ edüp cümlesi Şatt …
Hulâsa-i kelâm bu İmâdiyye ve Akra ve Cizre dağlarından doksan üç aded sağîr ü kebîr nühûrlar tulû‘ edüp cümlesi Şattu'l-Arab'a mahlût olur, ammâ Van diyârı seyâhatin etdiğimizde vilâyet-i Hakkarî'nin kal‘a-i Çölümerik'inde ve kal‘a-i Pîzân'dan ve kal‘a-i Şatah'dan ve (---)(---)(---)(---) ve vilâyet-i Kesân'da ve vilâyet-i Şirvân'da ve vilâyet-i Kelerni'de ve vilâyet-i Pesân'da ve vilâyet-i Müksân'da ve vilâyet-i Hizân'da ve vilâyet-i Espir'de ve vilâyet-i Zırıkı'da ve'l-hâsıl Van diyârının otuz altı pâre sancakları ve hükûmetlerin geşt ü güzâr etdiğimiz gibi inşâallah her bir mâ-i câriyeleri âsâr-ı binâları ile seyecîi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
… Şeyhi sarâyı, azîz-i merhûm bu Rûmiyye'den olmağile Rûmiyye Şeyhi derler. Hâlâ
akrabâ ve
ta‘allukâtları bu şehir içre çokdur ve Münşî sarâyı ve Şâhbenderoğlu sarâyı ve …
Andan Kelenter sarâyı ve Münşî sarâyı ve Hoca Nakdî sarâyı ve hâlâ Diyârbekir'de medfûn Rûmiyye Şeyhi sarâyı, azîz-i merhûm bu Rûmiyye'den olmağile Rûmiyye Şeyhi derler. Hâlâ akrabâ ve ta‘allukâtları bu şehir içre çokdur ve Münşî sarâyı ve Şâhbenderoğlu sarâyı ve Kadı sarâyı dahi niçe bunun emsâli hıyâbânlı sarây-ı zîbâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
… un yine mezkûr İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin {haber alup} Cizre ve İmâdiyye ve
Akra ve
Kelerni ve Hiron ve Espa‘ird ve Kesân ve Şervî ve Müküs ve Hasankeyfâ beğlerin …
Andan ılgar edüp Kehrevân u Marâğa ve Ucân u Tebrîz ve Kumla vü Rûmiyye ve Hoy u Menend ve Tesûy u Salmas ve Ordubâr ve tâ Nahşevân'a varınca İmâdiyye hâkimi diyâr-ı Âzerbaycân'ı harâb u yebâb ve halkın kebâb edüp mâl-ı ganâ’imin cümle Süleymân Hân'a gönderüp kendüsi şehr-i Sehend üzre diyâr-ı imâdü'l-İslâm olan dâr-ı diyârına girüp karâr-dâde olur. Ba‘dehû Şâh-ı Acem ile İrân-zemîn hânlarından ve sultânlarından Hamîs oğlu Hamza Sultân ve Kertbây Sultân ve Memi Cân Sultân ve Bayat ümerâsından Seyfî Sultân ve Cân Apardı Hân ve Alî Sultân ve Dünür Halîfe Sultân ve Memkendî Sultân ve Aları Gözübüyük Sultân ve niçe yüz sultân hânlar ile Şâh-ı Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre asker-keş olduğun yine mezkûr İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin {haber alup} Cizre ve İmâdiyye ve Akra ve Kelerni ve Hiron ve Espa‘ird ve Kesân ve Şervî ve Müküs ve Hasankeyfâ beğlerin ve askerlerin cem‘ edüp bir gice içre Taht-ı Maşa altından ubûr edüp Şâh ordusun basup cümle Acem'i kırup kemân-ı kuvvetlerin yasup Hüseyin Hân kılıcın arşa asup Bağdâd'ı muhâsaradan halâs edüp yine mansûr u muzaffer niçe bin bâr-ı şütür genc-i Kârûn ile İmâdiyye'ye dâhil olur. Ba‘dehû Süleymân Hân kendüye Musul eyâletin dahi ihsân eder. {Âhir-ı kâr} bi'z-zarûrî Şâh sulha rağbet eder. Ba‘dehû yine şehr-i Sehend'i imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i kûh-ı Demâvend: Bu dahi bir kûh-ı Bî-sütûn'a ve kûh-ı
Akra'ya ve
kûh-ı Elvend'e mânend bir kûh-ı serbülenddir kim üzerinde niçe kerre yüz bin ha …
Sitâyiş-i kûh-ı Demâvend: Bu dahi bir kûh-ı Bî-sütûn'a ve kûh-ı Akra'ya ve kûh-ı Elvend'e mânend bir kûh-ı serbülenddir kim üzerinde niçe kerre yüz bin hayvânât çerâgâhlarında tenâvül-i giyâhât edüp semîn olurlar. Bu kûh üzre Arab u Acem ve Türkman ü Terekemân-ı yamân yayla faslın edüp Rey hânına ve Bağdâd vâlîsine yayla hakkı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327b ·
metinde göster ·
… ymân Hân üzre azl u nasb kabûl etmezler. Hâkimi merhûm olursa evlâdlarına yâhûd
akrabâ ve
akrebine yâhûd duhter-i pâkîze-ahterine verilmek kânûndur. Bir eyâletde avrete …
Ve bu eyâlet-i Şehrezûr'da tahrîr olunan on sekiz sancakdan mâ‘ada iki aded sancak dahi hükûmetdir. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre azl u nasb kabûl etmezler. Hâkimi merhûm olursa evlâdlarına yâhûd akrabâ ve akrebine yâhûd duhter-i pâkîze-ahterine verilmek kânûndur. Bir eyâletde avrete sancak verilmek kânûn değildir illâ bu eyâlet-i Şehrezûl'da var. Hatta zamân-ı Murâd Hân-ı Râbi‘de Hânzâde Sultân nâm hâtûn-ı hurme vilâyet-i Harîr ve Sûrân'a hâkim olup on iki bin tüfeng-endâza ve on bin esb-süvâr hadeng-endâza mâlik idi. Burka‘ın rûyına bend edüp siyâh poşusın gerdenine bend edüp küheylân at üzre meydâna tarîl-i cevelân etdikde gûyâ hayyâl-ı Sâm u Nerîmân idi. Niçe kerre bu hâtûn kırk elli bin askeriyle diyâr-ı Acem'in Hemedân ve Dergezîn ve Cem-cenâb ve şehr-i güzînleri nehb ü gâret edüp yine sâlimîn ü gânimîn vilâyet-i Sûrân'a duhûl etmişdir. Tâ bu mertebe şecî‘a-i hâtûn kağan idi. Anınçün bu diyâr-ı Şehrezûr'da iki hükûmet avrete verilmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372b ·
metinde göster ·
Ekra dahi derler. Lisân-ı Ekrâd'da Ekra-i Zıbarı ve lisân-ı Urbân'da Akra-i Alî …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akra: Ve Ekra dahi derler. Lisân-ı Ekrâd'da Ekra-i Zıbarı ve lisân-ı Urbân'da Akra-i Alî derler. Ve lisân-ı Acem'de Till-i Akra derler ve lisân-ı Moğolî'de Til Muzurî derler. Ve lisân-ı Zaza-i Ekrâd'da Til Gerdüm derler. Ve lisân-ı Yunan'da Petre Boğas derler. Ya‘nî Taşlı Kal‘a derler. Ve lisân-ı Ekrâd-ı Lulu'da Kûh-pola derler. Ve lisân-ı Yarmenî'de (---) derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375b ·
metinde göster ·
… m ile vilâyet-i Âl-i Osmân mâbeyninde ol kûh-ı Bî-sütûn kûh-ı Demâvend ve kûh-ı
Akra ve
kûh-ı Seylân ve kûh-ı Harîr ve kûh-ı Ardalân (---)(---)(---) mâbeyne sedd olu …
Ba‘de'l-feth bu kal‘a-i İmâdiyye'nin hükûmetin Hazret-i Alî 377a ammîzâdelerinden (---) İbn Hazret-i Abbâs'a verüp diyâr-ı İslâm oldu. Hâlâ İmâdiyye hâkimleri Seyyid Hân ve Murâd Hân ve Mîrhâc Hân ve Memkân Hân ve niçe hânlar cümle-i cümele Hazret-i Alî'den berü sülâle-i ırk-ı tâhir-i Âl-i Abbâsiyân'dır. Cizre hâkimi ve Hakkarî hâkimi ve Bitlîs hâkimi dahi bu sülâle-i pâkdendir kim inşâallah inkırâzu'd-devrân devletleri mü’ebbeddir. Zîrâ diyâr-ı Acem ile vilâyet-i Âl-i Osmân mâbeyninde ol kûh-ı Bî-sütûn kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Akra ve kûh-ı Seylân ve kûh-ı Harîr ve kûh-ı Ardalân (---)(---)(---) mâbeyne sedd olup kavm-i İmâdiyye-i bahâdırân sedd-i sedîd olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b–377a ·
metinde göster ·
… ın Bağdâd vâlîsi kalemiyye almak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Evvelâ mîr-i livâ-yı
Akra ve
mîr-i livâ-yı Şuhoy Muhammed Beğ ve mîr-i livâ-yı Zaho ve mîr-i livâ-yı Dühük v …
Eyâlet-i İmâdiyye'de olan sancak beğlerin beyân eder: Cümle (---) aded hâkim ümerâlardır kim tabl [u] alem sâhibleridir. Lâkin Âl-i Osmân ümerâları değillerdir. Cümlesi İmâdiyye hâkiminden hil‘at giyüp hâkim olur ammâ anlar da mâbeynlerinde ocaklık üzre hükûmet sâhibleridir. Bir sefer olsa İmâdiyye hâkimiyle sefer eşerler. Taht-ı hükûmetlerinde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur. Ebvâb-ı mahsûlâtları İmâdiyye hâkimi gibi kendülere hâs kayd olunmuşdur. Bu ümerâlardan biri fevt olsa kânûn üzre İmâdiyye hâkimi vâlî-i Bağdâd'a arz etmeden oğluna veya bir akrabâsına sancağın verir. Eğer akrabâsı yok ise bir gayrı müstahıkkına verüp kalemiyye avâ’idinin nısfın İmâdiyye hâkimi ve nısfın Bağdâd vâlîsi kalemiyye almak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Evvelâ mîr-i livâ-yı Akra ve mîr-i livâ-yı Şuhoy Muhammed Beğ ve mîr-i livâ-yı Zaho ve mîr-i livâ-yı Dühük ve mîr-i livâ-yı Muzurî ulu sancak sâhibidir. Ve mîr-i livâ-yı Zıbarı bu dahi yigirmi bin tüfeng-endâza mâlikdir. Akra sahrâsın kavm-i Zıbarı dutmuşdur. Ve mîr-i livâ-yı Zaho, nehr-i Habur sâhilinde ulu sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b ·
metinde göster ·
… dâr bâğ-ı cinânlardır. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde (---) menzilde kal‘a-i
Akra'dır ve
cânib-i şimâlinde dörd menzilde vilâyet-i Hakkarî hânıyla müşâdır kim Çölümerk …
Der-sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i İmâdiyye: Evvelâ bu kal‘a-i İmâdiyye kûh-ı bâlâlar içre sa‘b u sengistân u çengelistân cebel-i âlîler içre sa‘bu'l-mürûr râhlar ile ubûr olunur bir püşte-i şâhika üzre eflâke kad çekmiş bir sûr-ı siver gibi bir sedd-i Kahkahâ hisâr-ı ra‘nâdır. Cânib-i erba‘ası mahsûldâr kûh-ı bâlâlardır. Kal‘asının aşağı dereleri serâpâ bâğ-ı İrem-misâl ravza-i Rıdvân'dan nişân verir mahsûldâr bâğ-ı cinânlardır. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde (---) menzilde kal‘a-i Akra'dır ve cânib-i şimâlinde dörd menzilde vilâyet-i Hakkarî hânıyla müşâdır kim Çölümerk kal‘ası pây-ı taht-ı hân-ı Hakkarî'dir. Anın şimâlinde iki menzilde kal‘a-i Pîzân'dır kim Hakkarî hânı karındaşı Hüsrev Paşa bu kal‘a-i Pîzân'da olur. Ve bu İmâdiyye'nin şarkıyla şimâli arasında ara yatıda kal‘a-i Şuhoy'dur. Anın şimâline karîb kal‘a-i Baytanûr'dur. Bu iki kal‘ateyn İmâdiyye ile Hakkarî ülkesi mâbeynine vâki‘ olmuşdur. Ve bu İmâdiyye'nin cânib-i garbîsinde kal‘a-i Dühük'dür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b ·
metinde göster ·
Andan yine ara yatıda kal‘a-i İmâdiyye'dir ve ara yatıda kal‘a-i
Akra'dır. Ve
Musul'un cenûbîsinde çöl tarafında medîne-i Übhur sehel harâbdır. İçinde Mavâl …
Andan yine ara yatıda kal‘a-i İmâdiyye'dir ve ara yatıda kal‘a-i Akra'dır. Ve Musul'un cenûbîsinde çöl tarafında medîne-i Übhur sehel harâbdır. İçinde Mavâl Urbânları sâkin olurlar. Bu mahalde nehr-i Zarb-ı Cezîre nehr-i Şatt'a munsabb olur nehr-i sağîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 401b ·
metinde göster ·
İmâdiyye ve Hakkarî ve Dühek ve Cezîre kavimlerine cümle Humeydiyye kavmi derle …
Ba‘dehû Hazret-i Yûnus Musul kavmin dîne da‘vet etdikde hamd ü senâ ile İslâma geldiklerinden ahâlî-i Musul'a kavm-i Humeydiyye derler. Şehr-i Akra ve İmâdiyye ve Hakkarî ve Dühek ve Cezîre kavimlerine cümle Humeydiyye kavmi derler kim Hazret-i Yûnus Nebî bu kavm-i Humeydiyye'ye ba‘s olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404a ·
metinde göster ·
… mektûbların ve Murtazâ Paşa ve Bağdâd a‘yânlarının ve İmâdiyye ve şehrezûl [ve]
Akra ve
Zaho ve Dühük ve Cezîre ve Musul ve Hasankeyf ve Diyârbekir vâlîsi Firârî Musta …
Hakîr eyitdim: "Vallâhi sultânım, seyâhat etmediğim diyârlar ol semtde çok idi. Sultânımın Acem hânlarına ihsân etdiğiniz mektûblar elime girince ‘Fursat ganîmetdir’ deyüp Murtazâ Paşa hedâyâsın getiren (---)(---) Ağa da sebük-rûh bir yâr-ı muvâfık ele girince diyâr-ı Acem'de kırk altı pâre sağîr ü kebîr şehir temâşâ edüp diyâr-ı Irâk'da Bağdâd'a vardım. Andan Murtazâ Paşa karındaşınızın mektûbuyla vilâyet-i Basra ve Lahsa ve Ummân ve Tûcmekrân ve Katîf ve Cerâyir-i Hâridât ve Bahr-i Hürmüz ve andan yine diyâr-ı Acem'de şehr-i Huveyze ve şehr-i Durak ve niçe şehirlerden sonra yine kal‘a-i Basra'ya gelince altmış bir pâre şehir ve kılâ‘ vü kasabâtlar seyr edüp yine diyâr-ı Medâyin üzre kal‘a-i Bağdâd'a geldim. Andan Murtazâ Paşa efendimizin Yûsuf Kethüdâsıyla diyâr-ı Kürdistân'da eyâlet-i şehrezûl ve eyâlet-i İmâdiyye'de dahi yigirmi altı pâre kılâ‘ u şehr-i müzeyyenler seyr edüp Diyârbekir'e geldik. Andan yine Bağdâd yoluyla çölden yigirmi üç günde Bağdâd'a gelüp andan mâh-ı (---) Murtazâ Paşa ile vedâ[‘]laşup (---) günde şehr-i Musul'a andan yine Kürdistân içre (---) sancak yeri temâşâ edüp vilâyet-i Hakkârî'den bu Van'a gelince cümle (---) aded sancak yerde (---) aded kal‘a temâşâ edüp hamd-i Hudâ ten-dürüstce sultânımın mübârek cemâlin gördüm" deyü yine hâk-i pâyine rûmâlîde edüp Basra'da Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa mektûbların ve Murtazâ Paşa ve Bağdâd a‘yânlarının ve İmâdiyye ve şehrezûl [ve] Akra ve Zaho ve Dühük ve Cezîre ve Musul ve Hasankeyf ve Diyârbekir vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve'l-hâsıl cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve a‘yân u eşrâfların yüz yetmiş kıt‘a mektûbların ve Hüseyin Paşa ve Murtazâ Paşa'nın verdiği hedâyâları defteri mûcebince cümle Melek Ahmed Paşa'ya hedâyâları teslîm edüp emânet-kârlığı edâ etdik ve paşadan hayr du‘âlar alup bu hakîre bir kîse guruş ve bir kat libâs-ı fâhire ve bir raht ve zeynli mu‘teber at ihsân edüp hamd-i Hudâ konağımıza varup cümle dostânlar ile müşerref olup ertesi gün Murtazâ Paşa efendimizin koşduğu üç bayrak sarıca yiğitlerine bu hakîr üç yüz guruş verüp paşa efendimizden ve bizim sıhhatle Van'a dahil olduğumuzu mektûblar ile Murtazâ Paşa'ya i‘lâm edüp mezkûr refîkleri Bağdâd'a Kürdistân-ı Hakkârî içre yolladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… in'e ve ne Şebinkarahisâr'ına ve ne Van'a ve ne İmâdiyye'ye ve ne Dühek'e ve ne
Akra'ya ve
ne Acem'de Malu’ya ve ne Kahkahâ'ya ve ne Zübdâniye'[ye] ve ne Şıkıf kal‘asına …
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda niçe bin gûne mağâralar var kim gören âdem hayrân kalır, ammâ cümle Kırım vilâyeti halkının zî-kıymet mâlları bu Menkûb kal‘asındaki gârlarda mahfûzdur, zîrâ bu kal‘a rub‘-ı meskûnda ne Mardin'e ve ne Şebinkarahisâr'ına ve ne Van'a ve ne İmâdiyye'ye ve ne Dühek'e ve ne Akra'ya ve ne Acem'de Malu’ya ve ne Kahkahâ'ya ve ne Zübdâniye'[ye] ve ne Şıkıf kal‘asına ve ne diyâr-ı Mora'da Benefşe kal‘asına ve ne Afyonkarahisârı'na ve ne Amık kal‘asına el-hâsıl bu zikr etdiğimiz kal‘aların birine dahi bu Menkûb kal‘ası benzemek ihtimâli yokdur, zîrâ mezkûr kal‘aların [her] birinin birer gûne kubhu vardır, ammâ bunun içinde zahîresi oldukdan sonra Silifke sancağında Ermenak kal‘asına mânend bir kal‘a-i Menkûb'dur. Anıniçün müv[erri]hân-ı Cingiziyân bu kirmâna Kahkahâ-yı Kırım demişler, Hudâ hıfz-ı emânda ede, zîrâ bu hemân Yed-i Kudret ile kal‘a içün halk olunmuşdur. Bunu görmeyen cihânda bir kal‘a temâşâ 122b etdim, demesin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a–122b ·
metinde göster ·
… kim cemî‘i hânlar kızların bu Şîrîn beğlerine verirler. Anıniçün hânlara bunlar
akrabâdırlar. Ve
bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki …
Andan kânûn üzre Şîrîn beği yigirmi bin cürd atlı Tatar'a mâlikdir. Hân kızlarından hâsıl olurlar. Yine hasîbü’n-nesîb Âl-i Cingiziyândandır, zîrâ bu Şîrî[n] beği mâ-tekaddemden hânlar (...) dan evvel Kırım eyeleri idi, zîrâ Cuci Hân Kırım'a mâlik olurken ibtidâ Kırım'a girüp kılıç urup Kırım'ı mutalayan(?) bu Şîr[în] beğlerinin ecdâdlarıdır kim Cuci Geray Hân bu gâzîlere ibtidâ duhter-i pâkîze-ahterin verdiklerinden ilâ hâze'l-ân kânûn-ı Cuci Hân'dır kim cemî‘i hânlar kızların bu Şîrîn beğlerine verirler. Anıniçün hânlara bunlar akrabâdırlar. Ve bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki bu kavm-i kabîle büyük oymaklardır kim Çadır dağı 125b altında Nakşevân elinde sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a–125b ·
metinde göster ·
… yâret-i Topçu Baba Sultân ve kurbunda Şeyh Efendi Sultân bir kubbe-i âlî içinde
akrabâ ve
ta‘allukâtlarıyla âsûdedirler. Ve ser-i sa‘âdetleri ucunda Dâmâd Efendi Sultân, …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı meşhed-i cebbâne-i şehr-i Kefe: Evvelâ Topraklık varoşunda ziyâret-i Topçu Baba Sultân ve kurbunda Şeyh Efendi Sultân bir kubbe-i âlî içinde akrabâ ve ta‘allukâtlarıyla âsûdedirler. Ve ser-i sa‘âdetleri ucunda Dâmâd Efendi Sultân, anın baş ucunda bir köşede çâr-kûşe bir beyâz mermer üzre bu târîh mastûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
… v bir kıranda ve on ev bir kıranda ve yigirmi ev bir kıranda oymak oymak, ya‘nî
akrabâ ve
ta‘allukâtlar bir yere konup etrâflarına çalıdan ve kalın dıraht-ı müntehâlarda …
Bu Şağake pişkövinin kıble cânibi Karadeniz bir merhale yerdir. Pişköv-i Şağake dağlarının dâmeninde bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân içre kırk ev bir kıranda ve on ev bir kıranda ve yigirmi ev bir kıranda oymak oymak, ya‘nî akrabâ ve ta‘allukâtlar bir yere konup etrâflarına çalıdan ve kalın dıraht-ı müntehâlardan azbar, ya‘nî çitden sarp kal‘a-misâl havlılar yapup evleri ve cemî‘i hayvânâtları bu azbar havlılar içindedir. Her gece iki yerden kapuların sedd edüp arslan gibi köpeklerin bend-i zencîrlerin alup hâb-ı râhatda olurlar. Cemî‘i Çerkezistân böyledir. Ammâ Şağake beği İncirok(?) Beğ seksen yaşında sakalı tırâş bir semiz kefere şekilli müslim de değil bir âdemdir. Mehemmed Geray Hân anın hânesine konup azîm vezni üzre Hân'a konakbânlık etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu mukaddemâ Hazret-i Ömer hilâfetinde ibtidâ Medîne'den gözün çıkarmamak içün firâr eden Cebel-i Elheme evlâdlarından bu Çerkes dağlarında ibtidâ sâkin olan Şağake ve Bozoduka ve Mamaluka ve Berbere bu dörd nefer bürâder-i cân-berâberler berâberce yine kavm-i Kureyş'den olan Çerakes Arab'a "Safâ geldin" ve "Hoş geldin" deyü cümle akrabâ ve ta‘allukâtlar birbirleriyle görüşüp barışup öpüşüp karışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149b ·
metinde göster ·
… enzer ve ne kal‘a-i Mardin'e ve ne kal‘a-i Dühek'e ve ne kal‘a-i İmâdiyye ve ne
Akra'ya ve
ne Sincâr'a ve ne Birecik ve ne Mekü ve ne Kırım'da Menkûb kal‘alarına benzer b …
Dest-i Âl-i Osmân'da olan sa‘b hisârlardan bu kal‘a-i ibret-nümâ ne kal‘a-i Van'a benzer ve ne kal‘a-i Mardin'e ve ne kal‘a-i Dühek'e ve ne kal‘a-i İmâdiyye ve ne Akra'ya ve ne Sincâr'a ve ne Birecik ve ne Mekü ve ne Kırım'da Menkûb kal‘alarına benzer bir kal‘a-i dest-i kudretdir, zîrâ cânib-i erba‘ası kûh-ı Bî-sütûn-misâl çâh-ı gayyâlar ve derk-i esfelli dereli ibret-nümâ kal‘a-i bî-hemtâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… kağa rûz-ı rûşende çıkmak aybdır. Gece fânûslar ile hüddâm-ı siyâh çerdeleriyle
akrabâ ve
ta‘allukâtlarına gider. Eğer merhûme olursa ol zamân gündüzün kapudan taşra ⟦Ar …
Ammâ bu şehirde avretler sokağa rûz-ı rûşende çıkmak aybdır. Gece fânûslar ile hüddâm-ı siyâh çerdeleriyle akrabâ ve ta‘allukâtlarına gider. Eğer merhûme olursa ol zamân gündüzün kapudan taşra Arapça ile dâr-ı karâr-ı vâdî-i hâmûşâna gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
Ve cümle iki aded hân-ı tüccârânı vardır. Bunlar dahi kârgîr binâ olup gûyâ bezzâzistân gibi her kumâş kâlây vâlây mevcûddur. Ammâ çârsû hammâmı yokdur. Lâkin "Sarây hammâmları kırkdan ziyâdedir" deyü nakl etdiler, ammâ Harîs- 363b -zâde Ağa bir çârsû hammâmı inşâ etmeğe ta‘ahhüd edüp çârsû içre zemînin dahi görüp tedârik eyledi. Hudâ itmâmın müyesser ede. Lâkin bu şehrin a‘yân-ı kibâr hammâmlarına akrabâ ve ta‘allukâtlar girüp çârsû hammâmına ihtiyâcları olmadığından çârsû hammâmı yapmağa bir kimesne sa‘y etmemişlerdir, ammâ ankâ ve bâzergân ve mün‘im hânedân sâhibi âdemleri vardır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olup halkı gâyet garîb-dostlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363a–363b ·
metinde göster ·
… inde kabza-i tasarrufumuzdadır. Kapumuz önünde mezâristânda âsûde olanlar cümle
akrabâ ve
ta‘allukâtlarımızdandır. Merhûm Firâkî Efendi lisân-ı erba‘ada fasîhü'l-lisân v …
Ve Sarây câmi‘i mezâristânında Sultân-ı şu‘arâ Y 14a Monlâ Firâkî Efendi maskat-ı re’si olan hâk-i amber-pâkde medfûndur. Bu hakîrin akrabâlarındandır. Peder merhûmun Kütâhiyye'de olan hânesinde sâkin idi. Hâlâ ol hâne Zereğen mahallesinde kabza-i tasarrufumuzdadır. Kapumuz önünde mezâristânda âsûde olanlar cümle akrabâ ve ta‘allukâtlarımızdandır. Merhûm Firâkî Efendi lisân-ı erba‘ada fasîhü'l-lisân ve belîğü'l-beyân kimesne idi. Dîvânından mâ‘adâ kırk üç pâre müdevven kitâb te’lîfâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13b–Y14a ·
metinde göster ·
… Her sene kiraz mevsiminde cemî‘i Gedüs'den ve gayri diyârlardan ahâlî-i vilâyet
akrabâ ve
ta‘allukâtları ile bu yaylağa çıkup iki üç ay ayş [u] işret ederler kim aceb ⟦Y …
Andan yaylağa çıkup bir hafta meks edüp alabalık zevkin etdik. Her sene kiraz mevsiminde cemî‘i Gedüs'den ve gayri diyârlardan ahâlî-i vilâyet akrabâ ve ta‘allukâtları ile bu yaylağa çıkup iki üç ay ayş [u] işret ederler kim aceb Y 21a teferrücgâh ve mesîregâh cânfezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20b–Y21a ·
metinde göster ·
karye-i Yâmûk ve karye-i Sâvî. Bu kurâlar cümlesi bu vâdîlerde ve püşteler üzre …
Ve karye-i Akraba ve karye-i Yâmûk ve karye-i Sâvî. Bu kurâlar cümlesi bu vâdîlerde ve püşteler üzre kırk pâre ma‘mûr [u] âbâdân câmi‘li ve zeytûn ve incîr ve dud bâğlı ma‘mûr [u] âbâdân kurâlardır. Ammâ tarîk-ı âm üzre ubûr etdiğimiz bu kurâlardır ki tahrîr olundu. Ve cümlesi Nâbulus nâhiyesi kurâlarıdır. Bunları altı sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207b ·
metinde göster ·
… râd edinse kâ‘ide üzre nikâh olunup zifâf sûr gecesi bir vâsi‘ yere bin iki bin
akrabâ ve
ta‘allukât ve gayrı müte‘allıkât-ı haşerât ol vâdiye cem‘ olup mülûhiyye ve bam …
Âbâ ve ecdâdlarından Hazarî fellâhlarının kâ‘ideleridir kim zikr olunur. Kaçan kim bir Arab kızını bir müselmâna vermek murâd edinse kâ‘ide üzre nikâh olunup zifâf sûr gecesi bir vâsi‘ yere bin iki bin akrabâ ve ta‘allukât ve gayrı müte‘allıkât-ı haşerât ol vâdiye cem‘ olup mülûhiyye ve bamya ve kurkâs ve cübn-i hâlûmlar tenâvül olunup bu ziyâfet-i azîmden sonra ba‘de'l-ışâ bu fezânın bir cânibinden bir tâze cüvân yeniçeri başında şâl u serbendi ile ve belinde muhattem kuşak, elinde gümüşlü bıçak, bir elinde nacak, mest [ü] evgâr haykırarak halkı urarak bu kadar âdemleri yararak kimin kovarak ba‘zı eşyâları kırarak meydân-ı mahabbetde dal bıçak mestâne-vâr reftâr u güftâr ederek gelirken ba‘zı âdemler kalkup o dilberin önün alup yüzün bûs edüp bir köşede oturddılar. Meğer bu eşkâlde olan dilber aşkıyâ oğlan gelin imiş. Yine yerinden kalkup "feyn seyyidnâ" deyü feryâd eder. Meğer kocasın arar bulup katl etse gerek. Niçe âdemler ricâ edüp "Mâ fî bâlî yâ aynî" deyüp huzzâr-ı meclisler ile öpüşüp görüşüp çuka dolamasının eteklerin der-miyân edüp çifte bıçakları yerine koyup gider. Meğer bu nâzenîn arûs-ı dünyâ imiş. Ol gidince derhâl dâmâdı bulup getürüp bir köşede esbâb-ı ihtişâmıyle meks eder. Ba‘zı yârânları varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b ·
metinde göster ·
… yâlar verüp dahi metâ‘ isterlerken bir tarafdan dâmâdın dahi babası ve anası ve
akrabâ ve
ta‘allukâtları gelüp bir azîm ceng [ü] cidâl edüp,
"Esbâbına bakın, hâlâ benim bekâretim kanı üzerindedir" dedikde dâmâdın esbâbına cümle hâzırûn bakarlar, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın zekerinden kız yapışır, baba ve ana herîfin belinden yapışup "şer‘u's-sûr" deyüp güveğiden kan bahâ isterler. Yine beynehümâya muslihûn girüp ana ve babaya dahi hayli kan bahâ hedâyâlar verüp dahi metâ‘ isterlerken bir tarafdan dâmâdın dahi babası ve anası ve akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp bir azîm ceng [ü] cidâl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244b ·
metinde göster ·
… câmi‘i andadır, ana karîb Sultân Câvlî câmi‘i içinde iki kubbe-i âlîde Q 261b
akrabâ ve
ta‘allukâtları ile,
Kal‘atü'l-kepş'e cebel-i Yeşkür derler, Ahmed ibn Tolun câmi‘i andadır, ana karîb Sultân Câvlî câmi‘i içinde iki kubbe-i âlîde Q 261b akrabâ ve ta‘allukâtları ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273a ·
metinde göster ·
… nid P 263a kavimdir kim kaçan kâşif bu kavimden birin katl etmek murâd edinse
akrabâ ve
ta‘allukâtları gelüp kâşife ricâ ederler kim,
Acîbe vü garîbe: şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu Menûf kavmi ne kadar mel‘ûn u mu‘ânid P 263a kavimdir kim kaçan kâşif bu kavimden birin katl etmek murâd edinse akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp kâşife ricâ ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282b ·
metinde göster ·
ta‘allukâtımız ve aşîretimizden fülân kimesne bu kadar sıbyânlık ve bu kadar ma …
"Bizim evlâdımız ve akrabâ ve ta‘allukâtımız ve aşîretimizden fülân kimesne bu kadar sıbyânlık ve bu kadar mansarlık edüp başın ele verdikde baş u cânın ve mâlın kâşife verüp dîvân-ı Mısır'a omuzunda yel mûmları ile kolların gere gere ve elinde mızrağile küheylân at üzre Mısır dîvânında sultân huzûruna varmışdır, ammâ sizin oğlunuz gibi döşeğinde ölmedi" deyü tefâhür ederler. Ve inkırâzu'd-devrân meşhûr olup akrabâları beyne'l-akrân mu‘azzez olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… up isim resimleri ve kurâ ve kasabâtları vatan-ı aslîleri ile ve eben an-ceddin
akrabâ ve
ta‘allukâtları ile ayân [u] beyân etdi. Ammâ Dervîş Alî Halhâlî'ye,
Andan refîkımız Dervîş Alî Halhâlî ve Dervîş Nemedî ve Dervîş Lema‘î ve gergerden sâhibi Dervîş Ni‘metullâh selâm verdikde cümlesinin selâmların savt-ı a‘lâ ile alup isim resimleri ve kurâ ve kasabâtları vatan-ı aslîleri ile ve eben an-ceddin akrabâ ve ta‘allukâtları ile ayân [u] beyân etdi. Ammâ Dervîş Alî Halhâlî'ye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425b ·
metinde göster ·