karrâbdır. Âl-i Emeviyyûndan Mervân b. Muhammed el-Ca‘dî bu kal‘ayı ta‘mîr u te …
Vech-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bânîsi Mansûr b. Ca‘üne b. el-Hârisü'l-Âmirî inşâ etmişdir. Lafz-ı "Hasîn" kal‘a ma‘nâsına olmağın Hasîn ismi Mansûre izâfetiyle Hasîn-i Mansûr derler, ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hısn-ı Mansûr derler. Mar‘aş hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi cümle yetmiş pâre ma‘mûr Türkmânlar sâkin kurâlardır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nâ’ibi ve bâcdârı vardır, ammâ müftîsi ve nakîbi Mar‘aş'dadır. Ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Lâkin kal‘ası nehr-i Furât'ın cânib-i garbîsinde kal‘a-i şehr-i Simyât'a gâyet akreb-i karrâbdır. Âl-i Emeviyyûndan Mervân b. Muhammed el-Ca‘dî bu kal‘ayı ta‘mîr u termîm etdüğine rûy-ı sûrda târîhi mastûrdur. Gerçi bir küçük kal‘adır, ammâ gâyet sa‘b olduğundan Mısır hulefâları ba‘zı nefy olacak âdemleri bunda sürüp habs ederlerdi. Nehr-i Azrak'ın şimâlindedir ve nehr-i Furât'ın cenûbıyla garbîsi beynindedir, ammâ yine bu nehreyn bu kal‘aya karîbdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a ·
metinde göster ·
… dahi giydirüp ol gün iki kürk oldu. Ammâ paşa koynuna mührü kodu ammâ gûyâ bir
akreb-i
Kâşiyân koynuna girüp aslâ hazz etmeyüp muğber-hâtır oldu. Zîrâ mâl ü hazîne te …
Cevâb-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Pâdişâh-ı Cem-kişver eydür: "Bak a lala! Bu dergâhda niçe Celâlî ve Cemâlî ve zorba ve aşkıyâların kelleleri galtan-ı por-potur olmuşdur. İnşâallah an-karîbi‘z-zamân anların da haklarından gelinüp murâd [u] merâmın üzre cemî‘i ibâdullah anların şûr [u] şerlerinden halâs olur" deyüp sa‘âdetlü pâdişâh derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü mübârek dest-i şerîfiyle mühr-i şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giydirüp eydür: "Yürü Allahu Te‘âlâ her umûrunda Bârî [vü] yârî ola. Ve her işinde cenâb-ı Bârî mu‘în u zahîrin ola. Ve her kârında Rabbü'l-izzet tevfîkin mukadder refîk etmiş ola. Göreyim seni her umûr-ı dîn-i mübîn içün niçe sa‘y-i himmet edersin. Ve uğur-ı hümâyûnuma niçe bezl-i kudret edersin. Hazîne cem‘ine takayyüd edüp cemî‘i birden bine, binden yüz bine varınca vazîfe-hârân kullarıma mevâciblerin niçe verirsin, göreyim seni!" deyü du‘â vü senâ-yı firâvân edince her taraafdan "Allah mübârek eyleye!" deyü cümle a‘yân mübârek-bâd deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâh, efendimize bir semmûr lipâçe dahi giydirüp ol gün iki kürk oldu. Ammâ paşa koynuna mührü kodu ammâ gûyâ bir akreb-i Kâşiyân koynuna girüp aslâ hazz etmeyüp muğber-hâtır oldu. Zîrâ mâl ü hazîne tedâhülün fikr edüp "Mevâcibe on gün var. Bâb-ı hümâyûnda ancak on yedi kîse var ve bahr-i Sefîd'de cümle cezîrelere küffâr-ı bed-kirdârın istilâsı var. Beri tarafda mühimmât [u] levâzımât-ı Tershâne-i âmire var ve Anadolu'da Celâlî ve Cemâlî haşerâtının zulm-i sarîhi var. Ol taraflardan bir filûs-i ahmer gelmemesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
… âlîleri Teberrâ’î ve Râfızî ve Şî‘îlerdir. Bu tâ’ife-i mezmûmdan biri fevt olsa
akreb-i
akrebleri ol merhûmu bu âsitâne cenbinde defn edüp cümle mâlını Muhammed Hanefî …
Nehr-i sânî Dîr: Bu nehr-i Şatt'ın cânib-i garbîsinden çıkup arz-ı Irâk'ı saky edüp çölde gâ’ib olur. Ve ziyâret-i kabr-i münevver-i Hazret-i Muhammedü'l-Hanefî, bu nehr-i Dîr'in Şatt'dan müteşâ‘ib olduğu mahalde bu ayn-ı Dîr'in sâhilinde ulu ziyâretgâhlı bir âsitâne-i azîmdir kim hemân âsitâne-i İmâm Alî gibidir. Bin hâneli bir kasaba-i ma‘mûredir kim ekseriyyâ ahâlîleri Teberrâ’î ve Râfızî ve Şî‘îlerdir. Bu tâ’ife-i mezmûmdan biri fevt olsa akreb-i akrebleri ol merhûmu bu âsitâne cenbinde defn edüp cümle mâlını Muhammed Hanefî'ye vakf ederler ve bu nehr-i Dîr ile nehr-i Mürre'nin mâbeynehümâsı dörd menzil mesâfe-i garîbedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… t-i Nûh'un gemisi müstekar olduğu Sin Kayası nâm mahalde asla yılan ve çıyan ve
akrebi
yokdur.
Cenâb-ı Bârî bunların tabî‘atına göre yılandan halk olan akrep ve çıyanı bu Sincâr dağında ve Saçlı Kürdü dağında ol kadar zehir-nâk yılan ve çıyan ve akrep halk etmişdir kim dere ve depelerinde ve dağ ve bâğlarında mâl-â-mâl akrep ve çıyandır, ammâ bi-emr-i Hudâ bu cebel-i Sincâr'da Hazret-i Nûh'un gemisi müstekar olduğu Sin Kayası nâm mahalde asla yılan ve çıyan ve akrebi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… p bir âdemi sançsa yedi sâ‘atde amân vermeyüp helâk eder. Diyâr-ı Acem'de Kâşân
akrebi
bu Sincâr akrebinin yanında pire-i Sincâr gibi sancar bir bî-muzır akrepdir amm …
Anda bir mesîregâh mastaba vardır. Kürd bapırları teferrüc [ü] istirâhat içün ol soffada işret ederler. Ammâ Sincâr'ın bu mahallinden gayrı olan yerlerdeki akrep bir âdemi sançsa yedi sâ‘atde amân vermeyüp helâk eder. Diyâr-ı Acem'de Kâşân akrebi bu Sincâr akrebinin yanında pire-i Sincâr gibi sancar bir bî-muzır akrepdir ammâ bu Sincâr akrebi soksa ol âdem akrep yere varmadan akrep zehrinden merhûm olur. Ta bu mertebe şumûmiyyetli gejdümleri vardır kim ne‘ûzü-billah min zâlike.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… krebinin yanında pire-i Sincâr gibi sancar bir bî-muzır akrepdir ammâ bu Sincâr
akrebi
soksa ol âdem akrep yere varmadan akrep zehrinden merhûm olur. Ta bu mertebe şu …
Anda bir mesîregâh mastaba vardır. Kürd bapırları teferrüc [ü] istirâhat içün ol soffada işret ederler. Ammâ Sincâr'ın bu mahallinden gayrı olan yerlerdeki akrep bir âdemi sançsa yedi sâ‘atde amân vermeyüp helâk eder. Diyâr-ı Acem'de Kâşân akrebi bu Sincâr akrebinin yanında pire-i Sincâr gibi sancar bir bî-muzır akrepdir ammâ bu Sincâr akrebi soksa ol âdem akrep yere varmadan akrep zehrinden merhûm olur. Ta bu mertebe şumûmiyyetli gejdümleri vardır kim ne‘ûzü-billah min zâlike.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… Kulga Şâh üzre burc-ı akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti Mirrîh-i mâî olduğundan
akrebi
çokdur ve Mirrîh-sıfat halkı hûnîdir ve cengâverlerdir.
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehr-i Kâşân'ın tâli‘-i burc-ı imâreti be-kavl-i Monlâ Kulga Şâh üzre burc-ı akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti Mirrîh-i mâî olduğundan akrebi çokdur ve Mirrîh-sıfat halkı hûnîdir ve cengâverlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
… en nehre Habur-ı Karkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân
akrebi
gibi kâtile akrebi olur kim gâyet ağuludur.
Ba‘dehû bir konak cereyân edüp nehr-i Habur kal‘a-i Karkaya nehrine mahlût olur ve nehr-i Sersâr ve nehr-i Habur-ı Karkaya üçüsü bir olup yine nehr-i Karkaya'nın bir fırkası yanındaki nehr-i azîm Furât'a mahlût olup kal‘a-i Hille ve kal‘a-i Rûmahiyye'yi geçüp kal‘a-i Kurna altında nehr-i Furât nehr-i Şattu'l-Arab'a dâhil olur ammâ be-kavl-i müverrihân-ı Irâk bu nehr-i Hermas'ı şehr-i Nasîbîn'e ve kal‘a-i Sincâr'a cereyân etdirüp üç aded nehirleri birbirlerine mahlût etdirüp "Hâk-i pâk-i Nasîbîn'i ve türâb-ı sancağ-ı Sincâr'ı reyy etdirüp hayrât eden melik-i Sincâr, Sencer Şâh'dır." deyü müverrihler eyle tahrîr etmişler ammâ bu hakîrin ol diyârlarda fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘den sonra çok tek-i pûmuz olup ma‘lûmımız olduğu üzre Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde İmâdiyye hâkinde diyâr-ı Hakkarî'den berü cereyân edüp gelir nehr-i Habur-ı Sindiyân dahi vardır. Kal‘a-i Zaho dibinden cereyân edüp Cizre'nin şatt-ı şarkîsindeki toprağı hudûdunda nehr-i Şatt'a rîzân olur, buna nehr-i Habur-ı Sindiyân derler. Ammâ bu Nasîbîn sahrâlarından ve Karkaya kal‘ası dibinden cereyân eden nehre Habur-ı Karkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân akrebi gibi kâtile akrebi olur kim gâyet ağuludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
… rkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân akrebi gibi kâtile
akrebi
olur kim gâyet ağuludur.
Ba‘dehû bir konak cereyân edüp nehr-i Habur kal‘a-i Karkaya nehrine mahlût olur ve nehr-i Sersâr ve nehr-i Habur-ı Karkaya üçüsü bir olup yine nehr-i Karkaya'nın bir fırkası yanındaki nehr-i azîm Furât'a mahlût olup kal‘a-i Hille ve kal‘a-i Rûmahiyye'yi geçüp kal‘a-i Kurna altında nehr-i Furât nehr-i Şattu'l-Arab'a dâhil olur ammâ be-kavl-i müverrihân-ı Irâk bu nehr-i Hermas'ı şehr-i Nasîbîn'e ve kal‘a-i Sincâr'a cereyân etdirüp üç aded nehirleri birbirlerine mahlût etdirüp "Hâk-i pâk-i Nasîbîn'i ve türâb-ı sancağ-ı Sincâr'ı reyy etdirüp hayrât eden melik-i Sincâr, Sencer Şâh'dır." deyü müverrihler eyle tahrîr etmişler ammâ bu hakîrin ol diyârlarda fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘den sonra çok tek-i pûmuz olup ma‘lûmımız olduğu üzre Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde İmâdiyye hâkinde diyâr-ı Hakkarî'den berü cereyân edüp gelir nehr-i Habur-ı Sindiyân dahi vardır. Kal‘a-i Zaho dibinden cereyân edüp Cizre'nin şatt-ı şarkîsindeki toprağı hudûdunda nehr-i Şatt'a rîzân olur, buna nehr-i Habur-ı Sindiyân derler. Ammâ bu Nasîbîn sahrâlarından ve Karkaya kal‘ası dibinden cereyân eden nehre Habur-ı Karkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân akrebi gibi kâtile akrebi olur kim gâyet ağuludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
müsâfirîne zararı isâbet etmediği gibi bu şehirde dahi sivrisinek ile mutalsam …
Hikmet-i Hudâ bu şehir içre gelen müsâfirîni sivrisinek aslâ ısırmaz ve bir garîbü'd-diyâra aslâ zararı isâbet etmez, aceb sırr-ı Hudâ'dır. Gûyâ Acem'de Kâşiyân akrebi müsâfirîne zararı isâbet etmediği gibi bu şehirde dahi sivrisinek ile mutalsam olup bir vechile def‘i mümkün olmamışdır. Ammâ bu şehre gelen müsâfirler dahi âdemsiz şehirde gece kalmağa ne mûcib deyüp, akal eksere tâbi‘dir deyü şehir halkına tebe‘iyyeten cümle müsâfirler dahi Müsâfirîn Bâğı derler bir cây-i menâs vardır, anda gidüp istirâhat ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
Kâşiyânî getirdiler kim, Allâhümme âfinâ, nîşterleri seng-i hârâdan güzer eder …
Kâşiyân-ı Acem'den bir kutu akreb-i Kâşiyânî getirdiler kim, Allâhümme âfinâ, nîşterleri seng-i hârâdan güzer eder kim hâlâ Kâşiyân akrebi rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâkdır. Kutu ile ve bir gayrı hedâyâlar ile Kureyş mel‘ûnları huzûr-ı Resûlullâh'a alâ-tarîkı'l-hedâyâ götürdüler kim hazret açdıkda sokup helâk ede. Hazret buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·
… ler kim, Allâhümme âfinâ, nîşterleri seng-i hârâdan güzer eder kim hâlâ Kâşiyân
akrebi
rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâkdır. Kutu ile ve bir gayrı hedâyâlar ile Kureyş me …
Kâşiyân-ı Acem'den bir kutu akreb-i Kâşiyânî getirdiler kim, Allâhümme âfinâ, nîşterleri seng-i hârâdan güzer eder kim hâlâ Kâşiyân akrebi rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâkdır. Kutu ile ve bir gayrı hedâyâlar ile Kureyş mel‘ûnları huzûr-ı Resûlullâh'a alâ-tarîkı'l-hedâyâ götürdüler kim hazret açdıkda sokup helâk ede. Hazret buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·
… e'den Abdülmelik asrına gelince harâb yatır. Hâlâ âsâr-ı harâbın aslı oldur. Ve
akrebi
ol zamândan beri eyle çokdur kim ahâlî-i Kûs vilâyet-i Acem'de Kâşiyân akrebine …
Kable fethi'l-Mısır Kabâbıta destinden dest-i bâzû kuvveti ile Esved ibn Mikdâd fethidir. Ba‘de'l-feth etrâf [u] eknâfında defâyin ü hazâyin ararken bir mutalsam amûdu münhedim ederler. Hemân akreb cihânı dutup cümle asker firâr edüp bu şehir tâ âl-i Emeviyye'den Abdülmelik asrına gelince harâb yatır. Hâlâ âsâr-ı harâbın aslı oldur. Ve akrebi ol zamândan beri eyle çokdur kim ahâlî-i Kûs vilâyet-i Acem'de Kâşiyân akrebine rahmet okurlar. Hâlâ âdemi helâk eder kattâl akrebi vardır, Q 310bP 307b ammâ şehir halkına zararı isâbet etmez. Hakîr ol münhedim olan amûdu görmüşüm: bir yeşil sommâkî üzre bir akreb timsâli kazılmış, altında yedi satır bir gûne hat yazılmış durur. Tarîk-ı âm üzre pâymâl olmağile herkes temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382a ·
metinde göster ·
… vilâyet-i Acem'de Kâşiyân akrebine rahmet okurlar. Hâlâ âdemi helâk eder kattâl
akrebi
vardır, Q 310bP 307b ammâ şehir halkına zararı isâbet etmez. Hakîr ol münh …
Kable fethi'l-Mısır Kabâbıta destinden dest-i bâzû kuvveti ile Esved ibn Mikdâd fethidir. Ba‘de'l-feth etrâf [u] eknâfında defâyin ü hazâyin ararken bir mutalsam amûdu münhedim ederler. Hemân akreb cihânı dutup cümle asker firâr edüp bu şehir tâ âl-i Emeviyye'den Abdülmelik asrına gelince harâb yatır. Hâlâ âsâr-ı harâbın aslı oldur. Ve akrebi ol zamândan beri eyle çokdur kim ahâlî-i Kûs vilâyet-i Acem'de Kâşiyân akrebine rahmet okurlar. Hâlâ âdemi helâk eder kattâl akrebi vardır, Q 310bP 307b ammâ şehir halkına zararı isâbet etmez. Hakîr ol münhedim olan amûdu görmüşüm: bir yeşil sommâkî üzre bir akreb timsâli kazılmış, altında yedi satır bir gûne hat yazılmış durur. Tarîk-ı âm üzre pâymâl olmağile herkes temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382a ·
metinde göster ·